Kadın ve Çocuk Sağlığı ve Kadın Sağlığı Forumundan Meme Hastalıkları İle İlgili Bilgiler Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Meme Hastalıkları İle İlgili Bilgiler

    Reklam




    Meme Hastalıkları

    1.Meme hastalıkları nelerdir?

    Meme; süt bezleri, burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallar ve bu dokulara destek veren bağ dokusundan oluşur. Memedeki bu dokulardan iyi veya kötü huylu hastalıklar gelişebilir. Basit kistler, fibroadenom gibi iyi huylu tümörler ve iltihabi hastalıklar memenin başlıca iyi huylu hastalıklarıdır. Meme ağrısı sıklıkla izlenen bir diğer rahatsızlıktır. Kötü huylu hastalıkların başında meme kanseri gelir.

    2.Kanser ne demektir?

    İnsan vücudu çok küçük hücrelerden oluşmuştur. Vücuttaki normal hücreler kontrollü bir şekilde çoğalır ve ölürler. Bazı durumlarda hücreler kontrol dışı çoğalırlar ve tümör diye adlandırdığımız büyümeler meydana getirirler.

    Tümör yanındaki dokuları istila etmez, vücudun başka yerlerine gitmez ise iyi huylu tümörler olarak adlandırılırlar.

    Tümör yanındaki dokuları istila edip tahrip ederse veya vücudun başka yerlerine yayılır ve oralarda çoğalmaya neden olur ise kötü huylu tümör veya kanser olarak adlandırılır. Kanserler sıklıkla hayatı tehdit etmektedirler.

    Kanser, geliştiği dokuyu henüz aşmamışsa, sınırlı bir bölgede ise ‘in-situ’ kanser olarak adlandırılır. Böyle erken safhada tanısı konularak ve tedavisi yapılan bir çok kanser türünde tamamen kurtulmak mümkündür. Kanser taramalarının asıl amacıda kanserli dokuları erken safhada tespit ederek tedavide yüksek başarıyı sağlamaktır.

    3.Meme kanseri nedir, toplumumuzda görülme sıklığı ne kadardır, neden önemlidir?

    Meme dokusu içerisindeki hücrelerin kontrol dışı çoğalması meme kanseridir. Meme kanseri ülkemizde ve bir çok ülkede kadınların en korkulu sağlık sorununu oluşturmaktadır Bu tümörler meme dokusunda sınırlı kalabilir ya da vücudun diğer organlarına yayılım gösterebilir. Akciğer kanserinden sonra dünyada görülme sıklığı en yüksek olan kanser türüdür. Her 10 kadından biri hayatının bir döneminde meme kanserine yakalanmaktadır.Türkiye de ise her yıl yaklaşık 30000 kadının meme kanseri tanısı aldığı düşünülmektedir. Meme kanserine yakalanan kadınların üçte ikisi 50 yaş ve üzerinde görülse de meme kanseri genç kadınlarda da görülmektedir.

    Meme kanseri bulaşıcı değildir, başka bir hastadan size bulaşmaz.

    Meme kanseri, stresle veya memeye travmayla meydana gelmez.

    4.Meme kanseri oluşmasına neler sebep olur, risk faktörleri nelerdir?

    Yalnızca kadın olmak kendi başına bir risk faktörüdür.Risk faktörü taşıyan kişilerde tümör gelişme olasılığı diğer bireylere göre yüksektir. Ancak bu bilgi bu kişilerin mutlaka kansere yakalanacakları, risk faktörü taşımayan kişilerde tümör görülmeyeceği anlamına gelmez. Bu yüzden tüm kadınlarda olağan kontroller yapılmalıdır.

    Meme kanseri oluşumunda diğer kanserler gibi bir çok çevresel faktör ve kalıtsal faktörler rol oynar. Meme kanserinin oluşum sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte aşağıdaki etmenlerin meme kanseri oluşumunda rol oynadığı ileri sürülmektedir.

    Cinsiyet: Kadın olmak meme kanseri için başlı başına bir etmendir. Tüm meme kanserlerinin %99'u kadınlarda, %1'i erkeklerde görülür.

    Yaş: Yaş ilerledikçe meme kanseri riski artmaktadır. Yeni meme kanseri tanısı konan hastaların 2/3, meme kanserinden ölümlerin %84'ü 50 yaş ve üzerindeki kişilerdir.

    Daha önce memede kötü yada iyi huylu tümör olması: Bir memede kanser varlığı diğer memede kanser riskini 2-6 kat; atipik hiperplazi ise 4-5 kat artırmaktadır.

    Genetik: Ailede meme kanseri öyküsü olması, BRCA-1 ve BRCA-2 genlerinde ve P53 geninde mutasyon olması meme kanseri riskini artırmaktadır. Meme kanseri olan bir kişinin annesinde hastalığın ortaya çıkma riski 8,8 iken; bu oran kız kardeşinde 2,7, kızında ise 4,6 dır. Tüm meme kanserlerinin sadece %10’u kalıtsal kaynaklıdır.

    Irk: Beyaz kadınlarda meme kanseri gelişme riski daha yüksek olmasına rağmen Afrika kökenli Amerikalı kadınların bu hastalıktan ölme riski daha yüksektir.

    Menarş Yaşı: Erken menarşın (adet başlangıcı) meme kanseri gelişiminde bir risk faktörü olduğu gösterilmiştir. Menarşı takiben düzenli menstruasyonun başlama süresi de önemlidir.

    Menarşı erken (12 yaş öncesi) başlayan ve düzenli menstruasyonlara kısa sürede geçen kişilerde meme kanserine yakalanma riski diğerlerine göre 4 kat daha fazladır.

    Menopoz Yaşı: Meme kanseri riski ile menopoz yaşı arasında ilişki bulunmaktadır. 45 yaşından önce menopoza giren kadınlarda meme kanseri riski 55 yaşından sonra bu döneme giren kadınların yarısı kadardır.

    Hamilelik Yaşı: Hiç doğum yapmamış olma ve ilk doğumu 30 yaşın üzerinde yapmış olma meme kanseri riskini artırmaktadır. 30 yaşından sonra doğum yapan kadınlarda kanser riski ilk doğumunu 20 yaşından önce yapan bir kadına göre 4 kat daha fazladır.

    Laktasyon Öyküsü: Emzirmenin meme kanseri üzerindeki etkisi henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Ancak laktasyonla birlikte ovulatuar dönemin kısalmasının meme kanseri riskinin azalmasında rol oynadığı düşünülmektedir.

    Dışardan Hormon alınması: Hayvanlarda yapılan çalışmalarda dışarıdan östrojen verilmesinin kanser riskini artırdığı belirlenmiştir. Östrojenler meme dokusundaki normal ve kanserli hücrelerin büyümesini uyarırlar. Östrojen tümör hücreleri üzerine daha da etkili olup bölünerek çoğalmalarını sağlamaktadır. Hormon replasman tedavisi alan kadınlarda da aynı şekilde meme kanseri riski artmaktadır

    Beslenme: Yağdan zengin beslenmenin meme kanseri riskini artırdığı belirtilmektedir, liften fakir beslenme konusunda ise tartışma söz konusudur.

    Vücut Ağırlığı: Menopoz öncesi dönemde düşük vücut ağırlığı, menopoz sonrası döneminde ise artmış vücut ağırlığı meme kanseri riskini artırmaktadır.

    Alkol Alımı: Alkol meme kanseri riskini artırmaktadır.

    Egzersiz: Adolesan ve erişkin dönemlerde yapılan egzersizlerin 40 yaşın altındaki kadınlarda meme kanseri riskini azalttığı belirlenmiştir.

    Radyasyona Maruz Kalma: Özellikle 30 yaşın altında ve puberteden önce radyasyona maruz kalma meme kanseri riskini artırmaktadır.

    Meme kanserine yakalanan hastaların %95 inde kansere sebep olan özgün bir etken saptanamaz. %5 hastada yeni gelişen veya mevcut olan genetik bozukluklar kanser gelişiminde rol oynar. BRCA1 ve BRCA2 genini taşıyan hastalarda % 50 oranında meme kanser gelişme riski vardır.

    5.Meme kanserinin risk faktörleri azaltılabilir mi?

    Meme kanserine karşı en iyi koruyucu yöntem erken teşhistir.

    Düzenli egzersiz, bol sebze ve meyve tüketilmesi, ağır yağlı yiyeceklerden uzak durulması, C vitamini alınması, çocuk sahibi olma, emzirme meme kanseri riskini azaltır.

    Yüksek risk taşıyan kişilerde yumurtalıkların alınması meme kanser ve yumurtalık kanser oluşma riskini azaltır.

    Yüksek risk taşıyan kişilerde antiöstrojen tedaviler meme kanser oluşma riskini azaltır.

    Hayatınızda meme kanserine sebep olacak herhangi bir yanlış yapmamış olsanız da başınıza bu hastalık gelebilir.

    Meme kanseri gelişen çoğu kadının risk faktörü veya ailesinde hastalığa ait bir hikaye yoktur.

    6.Meme hastalıkları nedeniyle hekime başvuran hastaların başlıca şikayetleri nelerdir?

    En sık yakınma ele gelen kitle veya sertliktir. Ayrıca meme derisinde kalınlaşma, meme başında içeri doğru çekinti, kalınlaşma, kızarıklık, memenin şeklinde değişiklik, meme başında özellikle kanlı veya kendiliğinden olan akıntı sık görülen şikayetlerdir. Bu şikayetlerin bir kaçı bir arada görülebilir. Memede saptanan her kitlenin kanser olduğu düşüncesi yanlıştır. Bu nedenle memede şüpheli kitle tespit edildiğinde hemen korkup telaşlanmaya gerek yoktur. Hekime başvurulması ve ileri tetkiklerin yapılması gerekmektedir. Meme ağrısı nadiren meme kanserine eşlik eder ve genellikle iyi huylu bir durumdur.

    7.Meme kanseri önlenebilir mi?

    Meme kanserini kesin olarak önleyen bir yöntem yoktur, Erken tanı yaşam süresini ve yaşam kalitesini önemli ölçüde artırır.Meme kanserinin etyolojisi çok kesin olmadığı ve risk faktörleri kontrol edilebilir etmenler olmadığı için meme kanserinden tam korunma söz konusu değildir. Ancak aşağıdaki önlemlerin meme kanseri riskini azaltabileceği düşünülmektedir.

    Emzirme

    İlk çocuğun 30 yaş öncesinde doğması

    Haftada 3 kez egzersiz yapma

    Tamoksifen Kullanımı(östrojen karşıtı ilaç): Meme kanserinin önlenmesinde başvurulan yöntemlerden biri de tamoksifen kullanımıdır. Yapılan çalışmalar Tamoksifen kullanımının özellikle menapoza girmiş kadınlar ve meme kanseri yönünden yüksek risk taşıyanlarda uygun olduğunu göstermektedir.

    Profilaktik mastektomi (Memelerin hastalık çıkmadan alınması): Bir diğer yöntem ise profilaktik mastektomidir. Bu yöntemin yüksek riskli kadınlarda meme kanseri gelişimini %90 azalttığı belirtilmektedir.

    8.Meme kanseri kalıtsal mıdır? Genetik danışma kimlere yapılmalıdır?

    Meme kanserlerinin %10’nundan azı kalıtsaldır.

    Kişisel veya ailesel yumurtalık kanser öyküsü var ise

    1 inci dereceden herhangi bir akrabası 50 yaşından önce meme kanseri tanısı almış ise veya ikiden fazla 1. derece yakınında meme kanseri olması

    Üçden fazla 2. derecede yakını meme kanseri hastalığı teşhisi almış ise

    Birinci veya 2. derece yakınlarında hem meme hem yumurtalık kanseri olması

    Kendisinde veya 1.yakınlarında her iki memede kanser öyküsü var ise

    Erkek yakınlarında meme kanseri öyküsü var ise

    Genetik danışma önerilir

    9.Meme kanseri erken nasıl tespit edilebilir?

    20 yaşından sonra her kadın adet dönemi bittikten 3-4 gün sonra kendi kendine meme muayenesi yapmalıdır. Kitle veya farklılık saptanması durumunda hekime başvurulmalıdır. 20-40 yaş arasında 3 yılda bir muayene. 40 yaşından sonra hekim muayenesi ile birlikte her yıl mamografi tetkiki ile meme taraması yapılmalıdır.

    10.Meme hastalıklarında kullanılan tanı yöntemleri nelerdir?

    Genellikle mamografi, ultrasonografi ve son yıllarda daha çok uygulama alanı bulan manyetik rezonans görüntüleme yöntemleridir.

    11.Mamografi hangi yaş grubunda ve ne amaçla kullanılan bir yöntemdir?

    Mamografi ülkelerin sağlık politikalarındaki farklılıktan dolayı 40 ile 50 yaş arasında tarama amacı ve tanısal amaçlı kullanılan radyografi yöntemidir. Bu yöntemin düzenli olarak kullanılması meme kanserine bağlı ölümleri % 20-30 azaltır. Birinci derece yakınlarında birden fazla meme kanseri olan kişiler daha erken yaşta meme kanseri için taramalarına başlamalıdır. Mamografi tetkiki taramaya başlandığı yaştan sonra yılda bir defa olmak üzere yapılması önerilmektedir. Mamografide temel hedef meme kanserini en küçük ve en erken evrede saptamaktır. Mamografinin başarısı iyi teknik kalite ve görüntülerin doğru yorumlanmasına bağlıdır. Bu işlem özel eğitim almış radyoloji teknikeri tarafından gerçekleştirilmeli ve ileri eğitim ve deneyime sahip radyoloji doktoru tarafından yorumlanmalıdır

    12.Ultrasonografi hangi durumda kullanılır?

    Bu tetkik el ile hissedilen veya mamografide görülen kitlelerde katı veya sıvı yapının belirlenmesi, 40 yaşın altındaki kadınlarda meme görüntülenmesinin yapılması için uygulanır. Bu tetkik güvenilir ve kolay uygulanır. Radyasyon içermez. Ancak tetkikin güvenilirliği uygulayan kişiye ve cihazın teknik özelliklerine bağımlıdır. Mamografi ve ultrasonografi mümkünse aynı günde ve aynı hekim tarafından uygulanması ve yorumlanması idealdir.

    13.Manyetik rezonans görüntüleme hangi durumda gerekmektedir?

    Bu yöntem radyo dalgaları ile çalışan vücut için bilinen bir zararlı etkisi bulunmayan bir görüntüleme yöntemidir. Uygun hastalarda mamografi ve ultrasonografi tetkikini tamamlayıcı ve problem çözücü bir yöntem olarak değerlendirilmelidir. En önemli kullanım yeri meme protezlerinin durumunun değerlendirilmesi, bazı hastalarda ameliyat öncesi evrelendirme, meme kanseri ameliyatı sonrasında tekrar eden tümörlerin tespitinde, genç hastalarda memenin değerlendirilmesinde ve meme kanserlerinde ameliyat öncesi uygulanan ilaç tedavisinin tümör yanıtının değerlendirilmesinde kullanılmaktadır.

    14.Kişiler kendilerini nasıl muayene edebilirler ve muayene esnasında nelere dikkat etmelidirler?

    Elle muayene esnasında fark edilebilecek değişiklik meme kanserlerinin yaklaşık %90'ı hastaların kendi tarafından belirlenmektedir. Bu nedenle 20 yaşın üzerindeki kadınlarda klinik meme muayenesi ile desteklenen kendi kendine meme muayenesi meme kanserinin erken tanısında önemli yöntemlerdendir. Bu muayene kolay, herkes tarafından uygulanabilen ve maliyeti olmayan bir tarama yöntemdir.

    Kişinin kendini muayenesi ayın herhangi bir gününde yapılmaması gerekir. Adet kanaması devam eden kişilerde; adet kanamsının ilk gününden sonraki 5., 6., ve 7. günler kendi kendine meme muayenesi için en uygun dönemdir. Diğer zamanlarda memede; adete hazırlık nedeniyle oluşan değişiklikler yanılgılara yol açabilir. Menapoz ve hamilelik döneminde olanlarda ise ayın belirlenen bir gününde kendi kendine meme muayenesi yapılabilir.

    Bu muayene gözlem yaparak muayene ve elle muayene olmak üzere iki basamakta gerçekleştirilir.

    Gözlem Yaparak muayene

    Belden yukarısı çıplak ve kollar yanda olacak şekilde bir aynanın önünde ayakta durulur ve daha sonra kollar kaldırılarak eller başın arkasına konur

    Memelerin birinde anormal büyüme olması, Bir memenin diğerinden anormal şekilde sarkık olması

    Meme üzerinde kızarıklık, renk değişikliği, yara olması

    Meme cildinde buruşukluk, gözenekler olması (portakal kabuğunda olduğu gibi)

    Meme ucunda çukurlaşma, renk değişikliği olması

    İki meme ucunun farklı yönlere dönük olması

    Meme üzerinde yada koltuk altında şişlikler olması

    Kolun dirsekten yukarı kısmında anormal şişlik olması

    Eller bele konur ve iki meme birbirine yaklaştırılmak isteniyormuş gibi göğüs kasları sıkıştırılır. Kasları sıkıştırıldığında memelerde içe çökme ve meme uçlarında farklı yönlere dönme olup olmadığını kontrol edilir. Öne doğru iyice eğik pozisyonda her iki memenin aynı şekilde aşağıya sarkıp sarkmadığına bakılır

    Elle muayene

    Elle muayene için öncelikle muayene edilecek bölgenin belirlenmesi gerekir. Muayene edilecek bölge yatay olarak göğüs kemiğinin ortasından koltukaltının orta hattına kadardır. Dikey olarak ise köprücük kemiği ile meme altının birkaç santimetre alt kısmının arasında kalan bölgedir.

    Elle muayenede elin işaret, orta ve yüzük parmaklarının iç kısımları kullanılır. Memenin elle muayenesine ayakta durur pozisyonda başlanır. Sol memenin muayenesi için sol kol başın üzerine kaldırılır. Sağ elin orta üç parmağının iç yüzü ile muayene edilir. Aynı işlem sağ meme içinde tekrarlanır ve sonra sırtüstü yatar pozisyonda memeler tekrar muayene edilir.

    Daha sonraya muayeneye yatar pozisyonda devam edilir. Sırtüstü uzanılır ve muayene edilecek memenin olduğu taraftaki sırtın altına ince bir yastık yerleştirilir ve aynı taraftaki kol başın altına konur. Bitişik olarak parmak uçlarının iç kısımları ile önce dairesel, sonra dikey ve son olarak da dıştan meme ucuna doğru hareketlerle bastırarak memenin her yeri muayene edilir. Hareketler sırasında parmaklar memeden hiç kaldırmadan meme üzerinde kayıyormuş gibi hareket ettirilir. Böylece memenin her yeri muayene edilmiş olur.

    Parmaklarla meme sertlik, ağrı ve kitle (tümör, yumru) yönünden kontrol edilir. Aynı parmaklarla altında şişlik olup olmadığına bakılır. Yastık karşı tarafa konarak tüm işlemler diğer meme için tekrar edilir.

    Meme başı parmak uçlarının arasına alınarak nazikçe sıkılır ve akıntı gelip gelmediğine bakılır. Kişi muayenenin elle yapılması gereken bölümünü banyoda da yapabilir. Sıcak su kasların gevşemesini sağlar. Ayrıca su ve sabun parmakların kayganlığını artırarak muayeneyi kolaylaştırır. Banyoda yapılmayan elle muayenelerde kayganlığı sağlamak için losyon kullanılabilir. Muayene süresi her meme için en az 5 dakika olmalıdır.

    15.Kitle nedeniyle müracaat eden kişiye ne tür işlemler yapılabilir?

    Memede kitle saptanan hastanın öncelikle meme hastalıkları konusunda deneyimli genel cerrahi doktoru tarafından değerlendirilmesi gereklidir. Fizik muayene ve radyolojik görüntüleme yöntemleri sonrasında bir kitle tespit edilirse bu kitlenin iyi veya kötü huylu olduğuna dair bir kanıya varılsa da bu kitlenin kesin tanısı için biyopsi yapılaması gerekmektedir. Bu biyopsiler ameliyathanede uygulanabileceği gibi poliklinik şartlarında ultrason eşliğinde veya direk olarak iğne biyopsisi şeklinde yapılabilir. Alınan örnekler patoloji laboratuarında incelenir

    16.Meme kanserinde tedavi seçenekleri nelerdir ve kim yapar?

    1.Cerrahi (ameliyatla kanserli dokunun çıkarılmasıdır.)

    2.Radyasyon tedavisi (ışınlar ile kanser hücrelerinin öldürülmesi amaçlanır.)

    3.Kemoterapi (ilaçlarla kanser hücrelerinin öldürülmesi amaçlanır)

    4.Hormon tedavisi (hormonların kanser hücrelerinin çoğalmasını sağlayan etkilerini yok etmek amacı ile hormonların çalışmasını bozan ilaçların veya hormon salgılayan bezleri çalışamaz hale getiren tedavilerin verilmesidir)

    Meme kanserinin birincil tedavisi cerrahidir. Bununla beraber meme kanserinin tedavisi günümüzde birkaç bölümün ortak çalışmasını gerektirmektedir. Hastanın ilk ameliyatını yapan genel cerrahi, tanıda rol alan radyoloji ve patoloji, ilaç tedavisini uygulayan onkoloji, ışın tedavisini uygulayan radyasyon onkolojisi bölümleri bu hastaların tedavisinde görev alırlar. Bu hekimler meme kanseri konusunda uzman olmalıdır. Ameliyat sonrası kol omuz ve omuz hareketlerinin kazanılması ve kolda gelişebilecek ödemin azaltılması için fizik tedavi ve rehabilitasyonun önemi büyüktür.

    17.Meme kanserinde tedavisi nasıl yapılır?

    Meme tümörü memede sınırlı ise ilk tedavisi cerrahidir. Cerrahi sonrası tümör hücrelerinin ve dokusunun özellikleri, büyüklüğü ve vücuda yayılma derecesi, hastanın yaşı, kanserin cinsi değerlendirilerek cerrahi tedaviye ek olarak ilaç tedavisi (Kemoterapi, hormonoterapi), immünoterapi veya radyoterapi uygulanabilmektedir.

    Memedeki kanserin büyüklüğüne ve yayılımına göre (Stage-Evre) iki farklı ameliyat yöntemi uygulanır.

    Meme dokusu tümör ile birlikte tümüyle çıkarılabilir, koltuk altındaki lenf bezleri gerek görülürse çıkarılır.

    Basit Mastektomi: Memenin çevresindeki yağ dokusu ve üzerindeki deri ile beraber çıkarılmasıdır, genellikle aynı zamanda koltuk altı lenf bezleri de çıkarılır.

    Modifiye Radikal Mastektomi: Meme kanserinde en yaygın yapılan ameliyat türüdür. Tüm memenin, aynı taraftaki koltuk altı lenf bezleri, göğüs kaslarını saran ince zar ve bazen de göğüs duvarı kaslarının da bir bölümü ile birlikte çıkarılmasıdır. Ameliyat sonrasında ışın tedavisi verilip verilmeme kararı patoloji raporundaki tümöre ait özelliklere göre belirlenir.

    Radikal Mastektomi: Memenin göğüs kasları ve koltukaltı lenf bezleri ile birlikte alınmasıdır. Uzun yıllar en sık yapılan ameliyattı, ancak günümüzde sadece tümör göğüs kaslarına sıçradığında yapılmaktadır.

    2. Meme Koruyucu ameliyatlar :Bazı durumlarda memenin tümörsüz bölgesi korunur ve sadece tümörlü meme dokusu az miktarda sağlam meme dokusu ile birlikte çıkarılır.

    Lumpektomi: Yalnızca tümörün ve çevresindeki meme dokusunun çıkarılmasıdır. Genellikle geriye kalan meme dokusuna ışın tedavisi verilir ve aynı taraftaki koltuk altı lenf bezleri çıkarılır.

    Segmental Mastektomi: Memedeki kitlenin çevresindeki meme dokusu, tümörün altındaki göğüs kaslarını saran ince zarla birlikte çıkarılmasıdır. Genellikle aynı taraftaki koltuk altı lenf bezleri de çıkarılır ve ameliyat sonrası ışın tedavisi verilmesi gereklidir.

    Bazı durumlarda cerrahi tedavi öncesi ilaç tedavisi uygulanarak memede ileri derecede büyümüş olan tümör dokusu küçültülerek cerrahi tedaviye uygun hale getirilir ve cerrahi tedavi ile hastalıklı meme dokusu çıkartılır. Daha sonra tekrar ilaç tedavisine devam edilir.

    18.Stage- Evre ne demektir?

    Meme tümörünün ne kadar büyüklükte olduğu ve vücuda yayılım derecesinin gösterilmesine denir. Bu sonuçlara göre meme tümörünün tedavisi planlanmaktadır.

    Evre 0 – erken evre kanser- kanserleşme ihtimali çok yüksek olan durumlar

    Evre I – Koltuk altı lenf bezlerine yayılım yapmamış tümör.

    Evre IIA – Tümör 2-5 cm, koltuk altı yayılımı yok veya tümör 2 cm küçük ve koltuk altı yayılım mevcut.

    Evre IIB – Tümör 5 cm büyük, koltuk altı yayılım yok veya Tümör 2-5 cm ve koltuk altı 4 den daha az lenf bezi tutulumu var.

    Evre IIIA – Tümör 5 cm büyük, koltuk altı tutulum mevcut veya Tümör 2-5 cm ve 4 veya daha fazla lenf nodu tutulumu mevcut

    Evre IIIB – Tümör gögüs duvarına veya deriye yayılmış ve 10 lenf bezinden fazla tutulum mevcut

    Evre IIIC – T herhangi bir boyutta ve 10 lenf bezinden daha fazla tutulum var, 1 veya daha fazla supraklavikular veya infraklavikular veya internalmamarian lenf bezi tutulumu mevcut

    Evre IV – Uzak organ veya doku yayılımı mevcut

    19.Radyoterapi nedir?

    Yüksek enerjili ışınları kullanarak tümör hücrelerinin öldürülmesidir. Işın tedavisi vücut dışında bir makinadan yada kanserli doku içine yerleştirilen materyaller (radyoizotop) aracılığı ile verilebilir.

    Bu ışınlar tümör hücrelerinin çoğalmasını ve dolayısıyla tümörün büyümesini engeller. Meme kanserinde ışın tedavisi, ameliyat sonrası göğüste, göğüs duvarında veya koltuk altında kalmış olabilecek kanser hücrelerini öldürmekte kullanılabileceği gibi, ameliyat öncesinde tümörün boyutlarını küçültmek amacıyla da kullanılabilir.

    20.Meme kanserli hastalara hangi durumlarda radyoterapi uygulanmaktadır?

    M eme kanseri nedeniyle meme koruyucu cerrahi tedavi uygulanan hastalara, memedeki tümör boyutunun 5 cm büyük, meme kanseri nedeniyle koltuk altı lenf bezlerinden 4 ve üzerinde sayıda lenf bezinde kanserin yayılmış olduğu, kanserin deri ve fasyaya yayılmış olduğu ve tümörün kendine ait bazı risk faktörleri taşıdığı durumlarda cerrahi tedavi sonrası bölgesel kontrolü sağlamak amacıyla uygulanır.

    21.Radyoterapiye bağlı ne tür yan etkiler görülebilir?

    Bu tedavinin de, diğer tedaviler gibi bazı yan etkileri vardır. Bu tedaviyi gören kadınların çoğu halsizlikten yakınırlar. Memede şişme ve ağırlık hissi ortaya çıkabilir. Bu yan etki yaklaşık bir yılda kendiliğinden kaybolur. Tedavi edilen bölgedeki deri, güneş yanığı rengini alabilir. Bu da yaklaşık bir yıl içinde azalır.

    22.Kemoterapi nedir? Meme kanserinde kemoterapinin yeri nedir?

    Kemoterapi temel tanım olarak kanser hücrelerini öldüren ilaçlara verilen genel isimdir. Kemoterapi ilaçları ağızdan veya damar yolu ile verilebilir. Kana karışarak tüm vücuda yayılır ve kanser hücrelerini öldürür.

    Kanser için kullanılan ilaçların hepsi toplumumuzda kemoterapi ilaçları olarak anılsa da temel olarak 3 gruba ayrılırlar.

    Kemoterapi ilaçları

    Hormon tedavi ilaçları

    Hedefe yönelik tedavi

    Bu ilaç gruplarının hepsi meme kanserinin tedavisinde kullanılabilmektedir. Bunların kullanımı ve sırası her hastada değişebilmektedir.

    Kemoterapi hastaya göre bireyselleştirilmiş bir tedavidir. Bir kemoterapi bir hasta için uygun olurken diğeri için uygun olmayabilir. Bu nedenle hastaya ait bazı faktörleri kemoterapi vermeden önce bilmemiz gerekmektedir. Bunlar kısaca şunlardır:

    Tümörün yayılımı ve derecesi ( büyüklüğü, vücuttaki dağılım derecesi ve tümör hücrelerinin mikroskop altında diğer hücrelerden ne kadar farklı olduğunun görülmesi)

    Tümörün hormon reseptör durumu

    Hastanın yaşı ve genel sağlığı

    Hastanın menopoz durumu

    23.Meme kanserinde hormon tedavisi nedir?

    Bazı meme kanseri hücreleri, içerdikleri hormon reseptörleri (algılayıcıları) aracılığı ile dişilik hormonu olan östrojene duyarlı olabilir. Yani, östrojen hormonu bu kanser hücrelerinin büyümelerine ve artmalarına neden olabilir.Hormon tedavisinde amaç, bu şekilde östrojen reseptörü içeren ve bu hormona duyarlı olan kanser tiplerinde, östrojen etkisinin ortadan kaldırarak kanserin gelişmesinin önlenmesidir.

    24.Meme kanseri tedavi sonrası tekrar edebilir mi? Tekrar etmesi ile ilgili belirtiler nelerdir? Tedavisi nasıl olmalıdır?

    Meme kanseri tedaviden sonra, hastada hastalığın tüm bulguları kaybolsa dahi tekrar etme kapasitesine sahiptir.

    Hastalık tekrarı lokal veya uzak organ yayılımı ile kendini gösterebilir. Lokal yayılım olduğunda eğer hastaya meme koruyucu cerrahi yapılmışsa o memede, memenin tamamının alınması sonrası olur ise göğüs duvarında olur. Uzak organ yayılımları daha çok akciğer, karaciğer kemik ve beyine olmaktadır. Meme kanserinde uzak yayılım saptandığında hastalıkta asıl amaç hastalığı tamamen geçirmek değil hastalığı yavaşlatmak veya durdurmaktır. Meme kanseri yeni bulunan ilaçlar sayesinde uygun hastalarda kronik olarak kabul edilmekte ve hastalar bu yeni tedaviler sayesinde uzun süre yaşayabilmektedir. Her ne kadar meme kanserli hastalar düzenli olarak kontrol edilseler de bazen bu kontrollerde hastalık tekrarını saptamak oldukça güçtür. Hastalık tekrarı genel de hastanın şikayetleri ile ortaya çıkar bunlar;

    Göğüs duvarında ve koltuk altında yeni oluşan şişlik

    Kemik ağrısı veya kırıkları

    Şiddetli baş ağrıları ve nöbet geçirme

    Kronik öksürük ve yeni gelişen nefes darlığı

    Görme bozukluğu, kendini çok yorgun ve hasta hissetme

    Tercihen hastalığın tekrar ettiği bölgeden biyopsi alınması hastaya yeni tedavi olanakları sunabilmektedir.

    25.Meme kanserinin ve meme kanserine yönelik kemoterapilerin yan etkileri nelerdir?

    Kanser ve kanser tedavisi birçok yan etkiye sahip ve hasta için oldukça travmatik olabilen bir süreçtir. Bu yan etkilerin bir kısmı kolaylıkla kontrol edilebilirken bazıları hastaneye yatışı gerektirecek derecede ağır olabilmektedir. Bu yan etkiler;

    Kansızlık, meme kanser hastalarında oluşabilen yorgunluğun temel nedenlerinden biri olarak görülmektedir.

    Lenf ödem

    Karında asit

    Akciğer ve kalp etrafında sıvı birikimi

    Saç dökülmesi; tüm vücutta olabilir.

    Kan kalsiyumunda yükseklik

    Enfeksiyon

    Kadınlarda menopoz belirtileri; % 40 hastada görülebilir. Sıcak basmaları, gece terlemeleri, genital kuruluk, kaşıntı, akıntı, idrar kaçırma, depresyon ve uykusuzluk. Premenopozal kadınlar kemoterapiye bağlı olarak yaşıtlarından daha erken menopoza girebilirler.

    Ağız yaraları

    Bulantı kusmalar

    Deri problemleri

    Kilo alımı

    26.Tedavi bittikten sonra nasıl takip olunmalı, nelere dikkat edilmelidir?

    Meme kanserleri ömür boyu takip edilmelidirler.

    İlk 3 yıl 3-6 ayda bir, 4-5 inci yıllar 6-12 ayda bir, daha sonra yılda bir kez hekim tarafından takip edilemlidir.fizik muayene

    Düzenli pelvik muayene yapılmalıdır.

    Hastalara düzenli yürüyüş ve sağlıklı bir diyet önerilmelidir.

    Diğer kanserlere yönelik yaşına uygun tarama testleri yapılmalıdır

    27.Meme kanseri tedavisi esnasında memede yeniden yapılandırma (rekonstruksiyon) işlemi de yapılabilir mi? Yeniden yapılandırma ne zaman yapılabilir?

    Kaybedilen meme dokusu yerine silikon protez yerleştirilebilir. Ameliyat sonrasında ışın tedavisi planlanmıyor ise bu protez tümör ameliyatı ile aynı seansta yerleştirilebilir. Silikon protez dışında hastanın kendi vücudundan bazı dokuların bu bölgeye getirilmesi ile de yeni meme dokusu oluşturulabilir. Bu dokular genellikle sırt ve karın ön duvarından alınan deri, yağ ve kas dokularıdır.
    Bu yazı 26/08/2009 tarihinde eklenmiştir.

    .

    Op.Dr. Sinem KANAR



    Paylaş
    Meme Hastalıkları İle İlgili Bilgiler Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Meme hastalıkları arasında en çok görülen meme kanseridir.Meme kanserinden korunmak için yaşam kalitesi ve beslenmeye önem göstermek gerekmektedir.



memede kist kol ağrısı yaparmı,  süt bezleri ağrı yaparmı,  memedeki kistler kol ağrısı yaparmı,  memedeki kistler sırt ağrısı yaparmı,  fibroadenom ağrı yaparmı,  memedeki kist kola ağrı yaparmı,  memede kist sırt ağrısı yaparmı