Mumine.com ve İstekleriniz / Eleştirileriniz Forumundan Müzzemmil süresi tefsiri Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Müzzemmil süresi tefsiri

    Reklam




    müzemmil suresinin son ayetin de onlar ki zekat verirler buyuruyor allah c.c ama sure mekki zekat medine de farz kılın mıştır anlamadım tefsirini yapabilirmiyiz acaba bu ayetin?


    Paylaş
    Müzzemmil süresi tefsiri Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Âyetlerin Tefsiri


    1 "Ey elbisesine bürünen!" Müzzemmil kelimesinin aslı, mütezemmil'dir Bu, bürünen ve örtünen mânâsına gelir Peygambere (sav) bu vasıfla, yani "Ey bürünen!" diye hitap edilmesi ona karşı ünsiyet ve okşayıcı olma mânâsı ifade eder Süheylî şöyle der: Araplar, Muhatabı azarlamayıp ona nazik davranmak istediklerinde, onu içinde bulunduğu du-rumla ilgili bir isimle isimlendirirler Nitekim, Ali (ra) Fâtıma validemize (r anhâ) kızdığında yer üzerinde uyumuş ve yanma toprak yapışmış bir haldeyken Rasulullah (sav) ona, " Kalk ey toprağın babası! (Ey topraklı)" demiştir Rasulullah (sav) bu ifadesiyle, Ali'yi (ra) kına-madığını, ona yumuşak ve nazik davrandığını bildirmek istemiştir Bu hita-bın, ikinci faydası da, gece bürünüp uyuyan herkesin, gece Allah'ı anmaya ve Oha ibadete uyanık olması için dikkatini çekmektir Çünkü müzzemmil, fiilden türemiş bir isimdir Muhatap ve bu sıfatı taşıyan herkes bu isimde müşterektir[4] Bu bürünmenin sebebi de Sahîh-i Buhârî'de rivayet olunan şu olaydır: Vahyin başlangıcında, Rasulullah (sav) Hirâ mağarasında iken, Cebrail (as) ona geldiğinde, kalbi titreyerek Hz Hatice'nin (r anhâ) yanı-na döndü ve "Beni örtün, beni örtün, Başıma bir şey gelmiş ol-masından korkuyorum" dedi ve olanları ona anlattı[5] Bunun üzerine, "Ey, keçesine bürünen ve evinin bir köşesinde yatan!" âyeti indi Peygamber (sav), bu durumuyla, rahat ve sükunu tercih eden, görevlendirilmiş olduğu önemli görevlerden kurtulmak isteyen birine benzemişti [6]

    2 Bürünmeyi ve örtünmeyi bırak Gece namazı kılma-ya ve gece saatlerce Rabbinc ibadet etmeye gayret et ki, o yüce ve güç göreve hazırlanasm Dikkat et! Bu mühim vazife, Rabbinin davetini insanlara ulaştırma ve onlara yeni dini tebliğ edip açıklama görevidir
    Bundan sonra Yüce Allah, Peygamberin (sav) Allah'a ibadetle ge-çirmesi gereken miktarı açıklamak üzere şöyle buyurdu: [7]

    3 Gecenin yarısını namaz ve ibadetle geçir Veya yarısından biraz azını [8]

    4 Veya yarısından biraz daha çok zamanı ibadetle geçir Bun-dan maksat, bu müddetin, gecenin üçte birinden az, üçte ikisinden de çok olmayacak şekilde uzun olmasıdır İbn Abbâs şöyle der: Gece ibadeti Pey-gamber (sav)'e farz idi Çünkü Yüce Allah "Gece ibadet yap" buyur-muştur Sonra, "Ondan kolay olanı okuyun"[9] âyetiyle neshedildi Bu farz oluşun başlaması, ile kaldırılması arasında bir yıl vardır[10] So-nu başını nesheden sûre bu sûredir Şöyle ki, Yüce Allah mü'minlere acımış ve şu emri indirerek onların yükünü hafifletmiştir: "Senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, (bazen) yarısını, (bazen de) üçte birini yatmadan (ibadetle) geçirdiğini ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını) Rabbin elbette biliyor"Gece ibadet ederken Kur'ân'i ağır ağır teenni ile oku ki, Kur'ân'ı anlama ve mânâlarını düşünme-ne yardımcı olsun Hâzin şöyle der: Yüce Allah gece ibadetini emredince ardından Kur'ân'ı tertîl ile okumasını emretti ki, namaz kılan kalp huzuru bulabilsin, âyetlerin hakikatlerini ve manalarını düşünüp tefekkür edebil-sin Kur'ân okurken Allah'ın adı zikredildiğinde, namaz kılan kişi, kalbinde Allah'ın büyüklüğünü hisseder Vaad ve tehdit âyetleri geçince ümit ve kor-ku meydana gelir, kıssalar ve darb-ı meseller geçince ibret alır ve böylece Allah'ı tanıma nuru ile kalbi aydınlanır Hızlı okumak ise, mânâların anla-şılmadığını gösterir Böylece anlaşılıyor ki, "tertıT'den maksat, Kur'ân'ı okurken kalbin huzur içinde olmasıdır[11] Rasulullah (sav) Kur'ân'ı harf harf yani ağır ağır okur ve harfleri iyice çıkarırdı Her rahmet âyetini okuduğun-da durur ve onu isterdi Her azab âyetini okudukça da durur ve ondan Allah'a sığınırdı[12]
    Yüce Allah uyumamayı, gece ibadet etmeyi ve Kur'ân'ı düşünüp anla-mayı emrettikten sonra, bu meşakkatli ve zor üç emrin sebebini açıklaya-rak şöyle buyurdu: [13]

    5 Ey Peygamber! Sana heybetli, azametli, bü-yük ve yüce bir kelâm indireceğiz O her şeyi bilen ve her şeye sahip olanın sözü olduğu için bu özellikleri taşır Fahreddin Râzî şöyle der: Kur'ân'm "ağır" olmasından maksat onun kadrinin yüceliği ve öneminin büyüklüğü-dür Değerli ve Önemi büyük olan her şey "sakil" yani ağırdır İşte Ibn Abbâs'm âyetine, "büyük söz" demesinin mânâsı budur Bazılarına göre de, bundan maksat, Kur'ân'daki, mükelleflere ağır gelen emir ve nehiyler gibi mükellefiyetlerdir Bana göre nazmın te'vîli şudur: Yüce Allah Peygamberine (sav) gece namazını emredince sanki şöyle buyurdu: Sana gece namazını emrettim Çünkü sana büyük bir söz indireceğiz Kendini bu büyük söze mutlaka hazırlaman lâzım Bu da gece namazı ile olur Çünkü insan karanlık gecede Allah'a ibadetle meşgul olur, O'nu anmaya ve O'nun önünde boyun bükmeye yönelirse, o gecede, kendini Allah'ın nur ve azame-tine hazırlamış olur[14] Ben derim ki: Bu mânâ, gece ibadeti ile Kur'ân tilâ-veti arasında irtibat kurma hususunda çok hoştur Çünkü Yüce Allah Rasu-lünü insanları yeni dine çağırmakla görevlendirdi Bunda nefse ağır gelenmükellefiyetler vardır Ayrıca bu dinin hüküm ve emirlerini yerine getirme-kle insanları mükellef kılmasını emretti Böyle bir mükellefiyetin, nefisle mücadeleye ve sabra ihtiyacı olduğunda şüphe yoktur Çünkü bunda, insan-ların alışmış oldukları inançları bırakmalarına ve atalarından miras olarak aldıkları gelenekleri terketmeye teşvik vardır Ey Peygamber! Bu durumda sen birçok yorucu şeyle ve bu davet ve insanları onu kabule teşvik yolunda büyük tehlikelerle karşı karşıyasın Hal böyle olunca sen, elbiseye bürünmüş, rahat ve sükuna dalmış, meşakkatlerden ve uzun süre ibadet ve çokça teheccüd namazı kılarak nefisle mücâhedc etmekten, Kur'ân âyetle-rini anlayacak ve düşünecek bir şekilde anlamaktan uzak bir haldeyken, bu büyük görevi nasıl yapabilirsin?! Öyleyse yatağından kalk Gecenin büyük bir kısmını Rabbine yalvararak uykusuz geçir ki davetin zorluklarına kat-lanmaya ve bu yeni dini müjdelemeye hazırlanasm Allah'ım! Bu ne güzel bir dikkat çekme! Bundan dolayı Peygamberin kalbi uyanıyor ve ciddi bir şekilde işe koyuluyor ve Rabbinin huzurunda ayakları şişinceye kadar iba-det ediyor




  3. 3
    6 Dinlenme, huzur ve gecenin sessizliğinden sonra, kişinin yatağından kalkarak ibadet ve itaat edeceği saatler olan gece saatleri, namaz kılan kimse için gündüz namazından daha zor ve ağırdır Çünkü gece, uyku ve dinlenme için yaratılmıştır Onu ibadetle geçirmek nefse daha zor ve ağır gelir Bu zor işi yapmanın özelliklerinden biri de ruh-ları kuvvetlendirmek, iradeleri sağlamlaştırmak ve bedenleri güçlendir-mektir
    Hiç şüphe yok ki Allah düşmanı kâfirlere karşı cihâd etmek için kuv-vetli ruhlara ve güçlü bedenlere ihtiyaç vardır Gece saatleri, daha güzel ve açık okumaya elverişlidir Çünkü gece sesler sakinleşir Hareket-ler kesilir, dolayısıyle ruh daha saf ve zihin daha kavrayıcı olur Zira gece-leyin seslerin kesilmesi ve insanların sakinliği, düşünüp anlamaya ve Kur'an'm maksat ve sırlarını kavramaya ruh için daha çok yardımcı olur [16]

    7 Gündüzün işlerinde tasarrufta bulunma, dolaşma ve uzun zaman meşgul olma selahiyetin vardır O halde gece saat-lerini de teheccüd ve ibadetin için ayır İbn Cüzey şöyle der: Burada Sebh, işlerde tasarruf etme ve meşgul olma manasınadır Yani, işlerinle meşgul olman için gündüz sana yeter Geceyi de Rabbine ibadete ayır[17]
    İlâhî hitap davet için bir zemin hazırlama mesabesinde olan bu girişleri yaptıktan sonra, daveti tebliği emre ve Peygambere (sav) bu davetin nasıl yapılacağım nazarî olarak bildirdikten sonra, amelî olarak da nasıl yapılacağını Öğretmeye geçti: [18]

    8 Davet için, gece ve gündüz Allah'ı ana-rak yardım iste İbadet ve O'na tevekkülünde, her şeyi bırakarak tamamen O'na yönel İşlerinden hiçbirinde O'ndan başkasına dayanma İbn Kesîr şöyle der: Allah'ı çok çok zikret, herşeyi bırakıp O'na yönel İşlerini biti-rince O'na samimi bir ibadetle ibadet için vakit ayır[19]

    9 Mahlûkatın işlerini idare eden ve yaratan O'dur O yeryüzünün doğularının ve batılarının sahibidir O'ndan başka ne bir ilah vardır, ne de bir rab Binaenaleyh sadece O'na gü-ven ve işlerini sadece O'na bırak [20]

    10 O yalanlayıcı beyinsizlerin se-nin hakkında uydurdukları "sihirbaz, şâir mecnûn" gibi sözlerle verdikleri eziyete sabret Çünkü Allah onlara karşı senin yardımcmdır Onlardan uzaklaş, eziyet ve sövmekle onlara karşılık verme Tefsirciler şöyle der: Âyette geçen "hecr-i cemîl" yani güzel uzaklaşma, azarlama olmadan, sövme ve eziyet olmadan uzaklaşmadır[21] Bu savaş emri verilmeden önce idi Nitekim Yüce Allah meâlen şöyle buyurmuştur: ' Ayetlerimiz hakkında konuşmaya dalanları gördüğünde, onlardan uzak ol[22] Daha sonra Rasulullah (sav)'a kâfirlerle harb ve öldürme emri verilmiştir Bundaki hikmet şudur: Mü'minler Mekke'de iken az ve zayıf idiler Geceleyin ibadet ederek güçlüklere alışmaları emredildi ki, bu ruhî eğitimle kendilerini düşmanlar-la mücadeleye hazırlasınlar ve sayıları artsın da azgınlık ve taşkınlığa karşı durabilsinler Bu aşamaya gelmeden önce sabretmek ve sadece dil ile davet etmekle yetinmek gerekir
    Bundan sonra Yüce Allah Kureyş'in ileri gelenlerini tehdit ederek şöyle buyurdu: [23]

    11 Ey Peygamber! Âyetlerimi yalan-layan ve dünyada refah içersinde yaşayıp s, mı aran o zengin kimseleri bana bırak Onların kötülüğüne engel olmak için Ben sana yeterim Sâvî şöyle der: Beni bırak onlardan intikam alayım Onlar için şefaatçi olma Bu, Pey-gamberin ve kadrinin yüceliğini artıran ifadelerdendir[24] Rasulüm! Onlara biraz mühlet ver de şiddetli azaba hak kazansınlar Tefsirciler şöyle der: Yüce Allah, Rasulullah (sav) Mekke'den hicret edinceye kadar onlara mühlet verdi Mekke'den çıkınca, Allah onlara belâ olarak kıtlık yıllarım
    verdi Bu, genel azaptır Sonra Kureyş'in ileri gelenlerini Bedir'de öldürdü Bu da özel azaptır[25]
    Bundan sonra Yüce Allah, müşriklere âhirette hazırlamış olduğu azabı anlattı: [26]

    12 Âhirette bizim katımızda onlar için büyük ve ağır kelepçeler vardır Onlar bu kelepçelerle bağlanacaklardır Ayrıca alev-li bir ateş, yani cehennem ateşi vardır Onunla da yakılacaklardır İbn Cüzey şöyle der: Demirden kelepçe mânâsına gelen kelimesinin çoğuludur Bunların, ateşten siyah kelepçeler olduğu rivayeti de vardır[27]

    13 Ayrıca onlar için, gırtlaktan geçmeyen ve boğaza takılan kötü bir yemek vardır Bu yemek, zakkum ve kötü kokulu bir dikendir İbn Abbâs şöyle der: Bu yemek, ateşten bir dikendir ki, boğazları-na durup ne aşağı iner, ne de geri çıkar[28] Bu anlatılan kelepçe ve bukağıla-ra ilaveten , işte bu yemek ve elem verici bir azap vardır
    Bundan sonra Yüce Allah, bu azabın vaktini anlatarak şöyle buyurdu: [29]

    14 Azap, yerin, dağların ve yeryüzünde bulunanların şiddetli bir şekilde sarsılıp sallandığı gün, yani kıyamet günü olacaktır O gün dağlar sertliğine rağmen, akıp dağılan kum yığını haline gelir İbn Kesir şöyle der: Dağlar daha önce som kaya iken, kum tepeleri haline gelir Sonra bu dağlar ufalanıp savrulur da neticede hiçbir şey kalmayacak şekilde hepsi gider[30] Nitekim Yüce Allah meâlen şöyle buyurmuştur: "Sana dağlar hakkında soruyorlar De ki, Rabbim onları ufalayıp savuracak Böylece yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır Orada ne bir iniş, ne de bir çıkış görebilirsin[31] Yüce Allah, müşrikler için hazırla-dığı elem verici azabı, yerini, âletlerini ve zamanını anlattı Yeri, cehen-nem; âletleri, bukağı ve kelepçeler; zakkum yemeği; zamanı ise, yerin sarsılıp üzerindekilerin sallandığı zamandır Yüce Allah böyle buyurarak, kâfirler Allah'ın peygamberini yalanlamaya devam ettikleri takdirde, bütün bu cezalarla onları cezalandırmakla korkutmayı ve tehdidi murâd etmiştir
    Yüce Allah daha sonra, onlardan önce gelmiş olan azgın milletlerin başlarına gelenleri, nasıl isyan ve inat ettiklerini, bu yüzden de onlara in-dirdiği azabı anlattı ve onlara zorba Firavun'u misal olarak getirdi: [32]

    15 Ey Mekke halkı, yaptıklarınıza şahit olarak size Muhammed'i gönderdik Yaptığınız inkâr ve isyan hakkında, aleyhinize şahitlik edecektir Nitekim daha öncede o azgın ve zorba Firavun'a, ulû'1azm peygamberlerden birini, yani Musa (as) b İmrân'ı göndermiştik Hâzin şöyle der: Yüce Allah, diğer ümmetler ve peygamberler arasından özellikle Musa (as)'yı ve Firavun'u zikretti Çünkü, Muhammed (as), kendi içlerinde doğduğu için Mekkeliler onu ha-fife alıp eziyet ettiler Aynı şekilde Firavun da, Musa'(as)'yı terbiye edip büyüttüğü için onu küçümseyip eziyet etmişti[33]




  4. 4
    16 Ey Kureyş topluluğu! Siz nasıl Muhammed'e isyan edip onun peygamberliğini yalanlamışsanız, Firavun da Musa'yı yalanlamış, ona iman etmemiş ve emrine karşı çıkmıştı Biz de onu, tasavvur edilemeyecek kadar şiddetli ve korkunç bir azapla helak etmiştik Bu, kavmiyle birlikte denizde boğulmaları ile gerçekleşmişti Ebussuûd şöyle der: Bu âyet, Firavun'un başına gelenin, kesinlikle, Ku-reyşlilerin başına da geleceğine dikkat çekmektedir Vebîl, ağır ve sert de-mektir Hazmi ağır olduğu için hazmedilemeyen bitki mânâsına gelen sözünden alınmıştır[34]
    Yüce Allah Firavun'u cezalandırdığını, mülk ve zorbalığının ondan azabı sayamadığını anlattıktan sonra, tekrar Mekke kâfirlerine dönerek, on-lara kıyameti ve onun korku veren hallerini anlattı ki, başına gelen olaydan Firavun nasıl kurtulamamışsa onların da asla kurtulamayacağını açıklasın: [35]

    17 Ey Kureyş topluluğu! Allah'a inanmıyor ve O'nu inkâr ediyorsanız, o korkunç günün azabından nasıl kor-kup sakınmıyorsunuz? Son derece korkunç ve çetin olduğu için, çocukların saçlarının ağardiğı o korkunç günden nasıl emin oluyorsunuz? Taberî şöyle der: O günün korkunçluk ve sıkıntılarından, çocukların saçları ağarır Bu olay, Yüce Allah'ın Hz Âdem(as)'e şöyle hitap ettiği zaman olacaktır: "Ey Âdem, zürriyetinden cehenneme gidecekleri ayır Her bin kişiden dok-uzyüz doksan dokuzunu çıkar İşte orada her çocuk ihtiyarlar[36]
    Bundan sonra Yüce Allah o günün vasıf ve şiddetini daha fazla açıklamak üzere şöyle buyurdu: [37]

    18 O korkunç ve zor günün şiddeti do-layısıyle gök çatlayıp yarılır O günün geleceğine dâir Yüce Allah'ın va'di kesinlikle gerçekleşecektir Zira Yüce Allah verdiği sözden dönmez [38]

    19 İçlerinde musibetlerin ve kötülüklerden engelleyen şeylerin anlatıldığı bu korkutucu âyetler, insanlar için bir ibret ve öğüttür Unutan gafillerden kim, zamanı geçmeden bu Öğüt-ten faydalanmak isterse, iman ve itaat ederek Allah'a götüren yola girsin
    Sebepler kolaylaştırılmış, yollar emre hazır hale getirilmiştir Tefsirciler şöyle der: Bundan maksat, âhiret için bir sermaye olarak kalsın diye; ima-na, Allah'a itaata ve salih amel işlemeye teşvik ve özendirmedir
    Bundan sonra âyet-i kerîmeler, sûrenin başlangıcında geçen 'gece ib-adetimden tekrar söz etmeye başladı: [39]

    20 Ey Peygamber! Hiç şüphesiz Rabbin senin Ashabınla birlikte,[40] gecenin üçte ikisinden daha azını, bazen yarısını, bazen de üçte birini, kalkıp ibadet ve teheccüdle geçirdiğinizi bilir Nitekim Yüce Allah, meâlen şöyle buyur-muştur: "Geceleri pek az uyurlardı Seher vakitlerinde de istiğfar ederler-di"[41] Gece ve gündüzün miktarlarını, onların cüzlerini ve saatlerini bilen Allah'tır Onun rızasını kazanmak maksadıyle, gece ka-ranlığında o uzun zamanı ibadetle geçirdiğinizi O bilir Gece ve gündüzün işini idare eden O'dur Yüce Allah sizin, ne bütün geceyi, ne de büyük bölümünü ibadetle geçiremeyeceğinizi bildi de size acıyarak yükünüzü hafifletti Taberi şöyle der: Rabbiniz geceyi ibadetle geçiremeyeceğinizi bildi de, yükünüzü hafifletmek suretiyle tevbenizi ka-bul etti[42] Gece namazından sizin için kolay olanı kılın Kıraat, namazın rükünlerinden biri olduğu için, "namaz kılın" yerine "okuyun" İfadesini kullandı İbn Abbâs şöyle der: Gece ibadeti, Rasulullah (sav)'m Ashabından (r anhum) kaldırıldı ve bunu yapmak onlar için nafile ibadet oldu Fakat Rasulullah (sav) için farz olarak kaldı[43]
    Bundan sonra Yüce Allah, şöyle buyurarak, bu hafifletmenin hikmeti-ni açıkladı: Yüce Allah içinizde, hastalığın zayıf düşürmesi sebebiyle gece ibadetinden âciz olanların bulunacağını bildi ve size merhamet olsun diye yükünüzü hafifletti, Bir başka topluluğun da rızik aramak ve helal mal kazanmak üze-re ticaret için ülkelerde yolculuk yapacağını; diğer topluluğun yani mücâhid gazilerin de Allah'ın kelimesini yüceltmek ve dinini yaymak için O'nun uğrunda cihâd edeceklerini bildi Bu üç gruptan her birine gece ibadeti zor gelir İşte bunun için Yüce Allah onların iba-det yükünü hafifletti Yüce Allah, bu âyette kulların gece ibadeti yap-masına engel olan Özürleri anlattı Bunlardan biri hastalık, biri ticaret yol-culuğu, diğeri de Allah yolunda cihâddır Sonra da, ibadet etme görevlerini hafifletme emrini pekiştirmek için "Kur'an'dan kolay olanı okuyun" emrini tekrarladı Fahreddin Râzî şöyle der: Hastaların, hastalıklarından dolayı gece ibadeti ile meşgul olmaları imkânsızdır Yolcular ve mücâhidlere ge-lince, onlar da gündüzün zor işlerle meşguldürler Geceleyin uyumadıkları takdirde, meşakkat sebepleri peşpeşe gelmiş olur İşte bu sebeple Yüce Allah, onların görevini hafifletmiş ve haklarında gece namazının farz olma hükmü kaldırılmıştır[44] Gece namazından sizin için kolay olacak kadarını kılın ve namazınız da Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun Farz namazları en mükemmel bir şekiİde kılınFarz namazlÜzerinize farz olan zekâtı da, zekât almaya hakkı olanlara verin Tefsircil-er şöyle der: Kur'an-ı Kerim'de namaz emredilip te beraberinde hemen zekâtın emredilmediği yer azdır Çünkü namaz, kul ile Rabbi arasında di-nin direğidir Zekât da, kul ile kardeşleri arasında dinin direğidir Namaz bedenî ibadetlerin, zekât da mâlî ibadetlerin en büyüğüdür Allah'a güzel bir borç verin Yani O'nun rızasını kazanmak mak-sadıyla, iyilik ve ihsan yollarıyle sadaka verin İbn Abbâs şöyle der: Yüce Allah bununla, zekâtın dışında kalan sıla-i rahim, misafir ağırlama ve benzeri diğer sadakaları kastediyor[45] Ey in-sanlar! Hayır ve iyilik yollarından ne yaparsanız, sevap ve karşılığını Rabbinizin katında bulursunuz Kıyamet gününde o sevap ve mükâfatı sizin için dünyada yaptığınız sâlih amellerden daha hayırlı bulur-sunuz Çünkü dünya geçici, âhiret ise ebedîdir İyi kimseler için Allah katında olan daha hayırlıdır, Bütün hallerinizde, Allah'ın bağışlamasını isteyin Çünkü insanın kusur ve eksiklik yapmaması çok azdır Kuşkusuz Allah'ın bağışlaması çok, rahmeti geniştir
    Yüce Allah bu sûreyi, infâk edip güzel amel işleyenlere Allah'tan af ve mağfiret dilemelerinin yolunu göstererek sona erdirdi Çünkü, belki de insanlar, Allah yolunda harcamaya samimiyetle niyet etmemişler veya Allah'a borç verme işini güzel yapmamışlardır Böylece harcamayı yersiz yapmışlardır Yahut nafakayı kendi istek ve maksatları doğrultusunda har-camışlardır Bu, Allah yolunda harcama konusuna uygun düşen bir sona erdiriştir Kur'an'ı, en açık bir ifadeyle indiren Allah, noksan sıfatlardan uzaktır [46]




  5. 5
    tsk cevap için allah razı olsun başka bilgisi olan var mı?



müzzemmil süresi tefsiri