Diğer Kategoriler ve İslamda Tesettür Forumundan Hanımlarda Gayet Yüksek Bir Kahramanlık Var Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Hanımlarda Gayet Yüksek Bir Kahramanlık Var

    Reklam




    Bedîüzzaman Said Nursî Hazretleri Anadolu’da manevî bir üniversite kurmuş ve bu üniversiteye kayıt için acz, fakr, şefkat ve tefekkür olmak üzere dört esas talep etmiştir. Tebliğde “şefkat hasleti”ni en önemli esaslardan biri olarak kabul eden Bedîüzzaman Hazretleri, kadınları “şefkat kahramanları” olarak nitelendirerek onları bu üniversiteye fıtrî ve adeta imtiyazlı talebeler hükmünde kabul etmiştir.
    Üstad Hazretleri yazdığı tüm eserleri kadın-erkek ayırt etmeksizin bütün insanlığın istifadesine sunmakla beraber, hanımlar için ayrıca “Hanımlar Rehberi” adlı bir kitap da telif etmiştir.
    1926’da başlayan Risâle-i Nur hizmetinin 1940’larda 500 bin kişiye ulaşarak Anadolu’ya yayılmasında Nur talebesi hanımların ciddi katkıları olmuştur. Kadınların bu fedakârlıklarını sürurla müşahede eden Bedîüzzaman Hazretleri, Risâle-i Nur manevî üniversitesine yazıp-okuyarak iştirak eden tüm hanım talebeleri bütün manevî kazanç ve dualarına dâhil ettiğini şöyle ifade eder:
    “Ben de sizin için yazdığım bu dersimi okuyan ve kabul eden bütün hemşirelerimi, bütün manevî kazançlarıma ve dualarıma nurun şakirtleri gibi dahil etmeye karar verdim.”(Hanımlar Rehberi)
    “Risâle-i Nur’da şefkat esas olmasından, hanımlar o cihette ileridir ve Nurlara ciddî yapışıyorlar. Ben “kardeşlerim” dediğim zaman, hanım hemşirelerimi kardeşler içinde kast ederim. Bütün mektuplarımda onlar dahi muhataplarımdır.” (Emirdağ Lahikası)
    RİSALE-İ NUR’DA “KADIN FITRATI”
    Risâle-i Nur’da kadının aslî fıtratı, bozulmamış masum güzelliği en hakikatli bir şekilde tarif edilmiştir. Materyalist zihniyetin, kadını sadece maddî güzelliğine hapsetmesine karşılık Risâle-i Nur, kadının gerçek güzelliğinin onun “ahlâkı” olduğunu göstermektedir.
    Kadının hakîkî güzelliği; şefkati ve nezaketidir
    İlahî rahmetin en latif, en güzel ve en hoş meyvelerinden olan şefkatin nuranî bir iksir olduğunu söyleyen Bedîüzzaman Hazretleri, bu hasletin en çok kadınlarda bulunduğunu şöyle ifade eder:
    “Nasıl ki kadınlar kahramanlıkta ihlâsta şefkat itibariyle erkeklere benzemedikleri gibi erkekler de o kahramanlıkta onlara yetişemiyorlar.”(Hanımlar rehberi)
    “Kadının en tatlı güzelliği kadınlığa mahsus bir letafet ve nezafet içindeki hüsn-ü sîreti ve en kıymettar ve şirin cemali ulvi, ciddi, samimi, nuranî şefkattir.” (Hanımlar rehberi)
    “Kadınların şefkat cihetiyle bu kahramanlıklarını hiçbir ücret ve hiçbir mukabele istemeyerek, hiçbir faide-i şahsiye hiçbir gösteriş olmayarak ruhunu feda ettiklerine, o şefkatin küçücük bir numunesini taşıyan bir tavuğun yavrusunu kurtarmak için arslana saldırması ve ruhunu feda etmesi ispat ediyor.”(Hanımlar Rehberi)
    Kadın fıtraten masumdur, sefâhatte erkeklere yetişemez
    “Mübarek taife-i nisaiye, fıtraten yüksek ahlâka menşe’ olduğu gibi, fısk ve sefâhette dünya zevki için kâbiliyetleri yok hükmündedir. Demek onlar daire-i terbiye-i İslâmiye içinde mes’ud bir âile hayatını geçirmeğe mahsus bir nevi mübarek mahlûklardır. Bu mübarekleri ifsad eden komiteler kahrolsunlar!.. Allah bu hemşirelerimi de bu serserilerin şerlerinden muhafaza eylesin, âmîn.” (Hanımlar Rehberi)
    “O masum hanımlar dahi sefâhatte hiç bir vecihle erkeklere yetişemezler. Onun için fıtratlarıyla ve zaif hılkatleriyle namahremlerden şiddetle korkarlar.”(Hanımlar Rehberi)
    Allah kadını fıtraten masum ve yüksek ahlâk ile yaratmıştır. Fakat günümüzde kadın, ahlâkın değil ahlâksızlığın sembolü durumuna düşürülmüştür. Bunun sebebi bir takım karanlık güçlerin karanlık amaçları uğruna en etkili silah olarak kadını kullanmak istemeleridir. İslâm toplumları içerisinde çeşitli yollarla icra edilen “Kadınları özgürleştirme faaliyetleri” adı altında pek çok Müslüman masum kadın oyuna getirilerek açık-saçıklık yaygınlaştırılmış ve kimliğini kaybetmiş kadınlar oluşturulmuştur. İşin gerçeği ise, özgürlük adı altında özendirilen açık-saçıklık, kadına ahlâksızlık ve alışveriş pazarlamacılarına esir olmaktan öte bir şey kazandırmamıştır.
    Fıtratı bozulmamış masum bir kadın, ahlâkını muhafaza etmekten aldığı büyük lezzeti günahlardan gelen lezzete değişmez. Kadının hakîkî lezzeti ahlâkını muhafaza etmek, izzet ve şerefi ise, yüksek ahlâklı nesiller yetiştirerek terakki etmiş toplumlara zemin hazırlamaktır.
    Kadın fıtraten hakka taraftar ve sebatkârdır
    Allah, kadını erkeğe nispeten daha âciz, daha nazik yaratmıştır. Kadının bu hassas yaratılışı hak ve hakikate sebat etmesine vesile olmaktadır. Salih amellerin içindeki manevî cenneti, günahların içindeki manevî cehennemi acziyeti ile kısa sürede görebilen kadın, dünya hayatından gelen sıkıntıların tesellisini sadece iman ve İslâmiyet’te bulur. Günahlara tenezzül edip sefahatte teselli aramaz.
    “Herkesten ziyade dindeki teselli ve nura muhtaç oldukları gibi herkesten ziyade fıtratlarında şefkat cihetiyle dinde bulduğu nihayetsiz şefkatperverane bir nur-u teselliye ve iltifat ve merhamet ve rahmete ve nokta-i istinada ve nokta-i istimdada ihtiyaçları vardır. Ve tam sebat etmek fıtratlarının muktezasıdır.”(Hanımlar Rehberi)


    RİSÂLE-İ NUR’DA “KADININ TOPLUMDAKİ ÖNEMİ VE VAZİFESİ”
    Kadınlar madem nebevî bir sıfat olan şefkatte, kahramanlık derecesindedirler. Öyleyse bu kahramanlıklarıyla “İnsanların iman selameti ve toplum ahlâkının yükselmesi”nde vazifeleri oldukça önemlidir. Risâle-i Nur’a göre ahir zamanda kadınların, inkişaf etmiş imanları ve kahramanlık derecesindeki şefkatleriyle Kur’ân ve imana mühim hizmetleri olacaktır.
    Masum kadınların kendi imanlarını muhafaza ettikleri gibi toplumun imanını kurtarmak ve İslâmiyet’i muhafaza etmek adına taşıdıkları önem Hanımlar Rehberi’nde şu hadis-i şerif ile izah edilmiştir:
    “Ahir zamanda kadınlar taifesinde hakaik-i imaniye ziyade inkişaf edecek, o zamanın dalalet tehlikelerinden bir derece mahfuz kalacaklar. Bir hadis-i şerif ferman eder ki: [Aleyküm bidînil acâiz] yani, ahir zamanda ihtiyar kadınların dinine iktida ediniz. Demek şefkat kahramanları olan kadınlar o seciyye-i şefkatten çıkan samimiyet ve ihlâs ile o zamanın riyakârane dalalet tehlikelerinden kurtulmaya vesile olur. İslâmiyetini muhafaza eder. (Hanımlar Rehberi)
    “Bu şefkatteki fedakârlık hakîkî bir ihlâs ve mukabelesiz bir fedakârlık manasını ifade ettiğinden şimdi bu zamanda çok ehemmiyeti var. Evet, bir valide veledini tehlikeden kurtarmak için hiç bir ücret istemeden ruhunu feda etmesi ve hakîkî bir ihlâs ile vazife-i fıtriyesi itibariyle kendini evladına kurban etmesi gösteriyor ki; hanımlarda gayet yüksek bir kahramanlık var.”(Hanımlar Rehberi)
    Kadınların yaratılışlarındaki bu yüksek seciyeler İslâm toplumu için o kadar mühimdir ki; şayet İslâm terbiyesi ve uhrevî amellerin temel esaslarından ihlâs ve şefkat bugün hanımlarda tam anlamıyla ortaya çıksa İslâm âleminde çok büyük saadetlere ve muhteşem muvaffakiyetlere sebep olacaktır.


    RİSALE-İ NUR’DA “AİLE”
    Evlilik bir sünnettir. Günümüzde çok cihetlerle zarar görmüş olan bu sünnetin en güzel bir şekilde yaşanması için Bedîüzzaman Hazretleri “Hanımlar Rehberi” adlı eserinde gençlere bazı mühim hatırlatmalarda bulunmaktadır:
    “Haneniz bir küçük Medrese-i Nuriye, bir mekteb-i irfan olsun ki; bu sünnet tam yerine gelsin. Sünnet-i seniyenin meyvesi olan çocuklar âhirette size şefaatçi olsunlar. Dünyada da îman dersini alıp size hakîkî evlât olsunlar. Yoksa bu otuz senede kısmen olduğu gibi o çocuklara yalnız terbiye-i medeniye verilse, bir cihette o çocuklar dünyada fâidesiz ve âhirette dâvacı olarak “Ne için îmanımı kurtarmadınız?” diyeceklerinden peder ve vâlidelerini mahzun etmek, sünnet-i seniyenin hikmetine münâfî olur” (Hanımlar Rehberi)
    “Saadetin esaslarından nikah ise: Evet, insanın en fazla ihtiyacını tatmin eden, kalbine mukabil bir kalbin mevcut bulunmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini mübadele etsinler ve lezaizde birbirine ortak, gam ve kederli şeylerde de yekdiğerine muavin ve yardımcı olsunlar.
    Evet, bir işte mütehayyir kalan veya bir şeye dalarak tefekkür eden adam, velev zihnen olsun, ister ki, birisi gelsin, kendisiyle o hayreti, o tefekkürü paylaşsın. Kalplerin en latifi, en şefiki, “kısm-ı sani” ile tabir edilen kadın kalbidir. Fakat kadın ile ruhi imtizacı (geçimi) ikmal eden, kalbi ünsiyet ve ülfeti itmam eden, sûri ve zahiri olan arkadaşlığı samimileştiren, kadının iffetiyle, ahlâk-ı seyyieden temiz ve pak bulunması ve çirkin arızalardan hali olmasıdır.” (İşarat’ül-İcaz)
    Kaliteli bir âile ancak güzel ahlâklı kadın ile kurulur
    “İnsanın hususen Müslümanın tahassungahı ve bir nev’i cenneti ve küçük bir dünyası âile hayatıdır.”(Hanımlar Rehberi)
    İslâmî yaşantısı ve ahlâkının güzelliğine bakılarak evlenilen bir kadınla, cennet misali bir âile kurulabilir. Din ve ahlâk yönüne dikkat edilmeksizin sadece dış güzelliğine bakılarak evlenilen bir kadınla ise, cehennem misali bir âile hayatı yaşanması mümkündür. Bedîüzzaman Hazretleri evlenecek olan gençlere; fıtratı bozulmamış – sadakat ve şefkat sahibi- bir kadının iki dünya cennetine vesile olacağını hatırlatmaktadır:
    “Kadınların hüsn ü cemalinin en güzeli ve daimisi onun şefkatine ve kadınlığına mahsus hüsn-ü siretidir.” (Hanımlar Rehberi)
    Allah, kadına medenî ve terakkî etmiş toplumları oluşturmak üzere hayırlı, temiz, sağlam ve güzel ahlâklı nesiller yetiştirme vazifesini vermiştir. Âile içinde adeta bir içişleri müdiresi hükmünde bulunan kadın, âile içindeki bu mühim vazifesini bırakmak ya da ihmal etmek suretiyle başka işlere özense ve yönelse hem hassas yaratılışına ağır gelir hem de dünyada aradığı huzuru bulamaz. Sosyalleşmek adına kadına cazip gelen pek çok harici işler kadının nazik fıtratına bir müddet sonra ağır gelmektedir. Neticede kadın incinir, üzülür, yıpranır ve nazik kalbi daima kırılır. Kadının hakîkî huzuru ve en büyük neşesi İslâm terbiyesi dairesinde hareket ederek yüksek ahlâklı nesiller yetiştirmektir.
    “Kadınlar âile hayatında müdür-ü dâhili olması haysiyetiyle kocasının bütün malına ve her şeyine muhafaza memuru olduğundan en esaslı hasleti sadakattir, emniyettir.”(Hanımlar Rehberi)
    “Sizin hanenizdeki mâsum evlâtlarınızla mâsumane sohbet, yüzer sinemadan daha ziyade zevklidir.” (Hanımlar Rehberi)
    “Demek onlar daire-i terbiye-i İslâmiye içinde mesud bir âile hayatı geçirmeye mahsus bir nevi mübarek mahlûklardır.”(Hanımlar Rehberi)
    Evlilik, dünya ve ahiret arkadaşını seçmektir
    Bedîüzzaman Hazretleri, ebedî hayat arkadaşını seçmek demek olan evlilikte karı-koca arasındaki en önemli esasın ahlâkî ve dinî anlamdaki denklik olduğunu şöyle hatırlatmaktadır:
    “Aklı başında olan bir adam; refikasına muhabbetini ve sevgisini, beş-on senelik fâni ve zâhiri hüsn ü cemâline bina etmez. Belki, kadınların hüsn ü cemâlinin en güzeli ve daimisi onun şefkatine ve kadınlığa mahsus hüsn-ü sîretine sevgisini bina etmeli. Tâ ki, o biçare ihtiyarlandıkça, kocasının muhabbeti ona devam etsin.” (Hanımlar Rehberi)
    “Bu zaman eski zamana benzemiyor. Terbiye-i İslâmiye yerine terbiye-i medeniye, yarım asra yakın hayat-ı içtimaiyemize yerleştiği için, bir erkek bir kadını ebedi bir refika-i hayat ve saadet-i hayat-ı dünyeviyeye medar ve sair günahlardan kendini muhafaza etmek için almak lâzım gelirken; o biçare zaifeyi, daimî tahakküm altında yalnız dünyevî gençliğinde sever. Ona verdiği rahatın bazen on misli onu zahmetlere sokar. Eğer şer’an “küfüv” tâbir edilen birbirine denk olmazsa; hukuk-u şer’iye nazara alınmadığından, hayatı daima azap içinde geçer. Kıskançlık da müdahale ederse daha berbad olur.” (Hanımlar Rehberi)
    Kendilerine din ve ahlâk yönüyle denk bir eş bulamayan hanımlara ise Bedîüzzaman Hazretleri şu hatırlatmayı yapmıştır:
    “Maişet derdi için serseri ahlâksız, Frenk-meşrep bir kocanın tahakkümü altına girmekten ise; fıtratınızdaki iktisad ve kanaatle, köylü masum kadınların nafakalarını kendileri çıkarmak için çalışmaları nevinden kendinizi idareye çalışınız.” (Hanımlar Rehberi)
    “Bahtiyardır o adam ki, refika-i ebediyesini kaybetmemek için saliha zevcesini taklid eder, o da sâlih olur. Hem bahtiyardır o kadın ki: Kocasını mütedeyyin görür, ebedi dostunu ve arkadaşını kaybetmemek için o da tam mütedeyyin olur; saadet-i dünyeviyesi içinde saadet-i uhreviyesini kazanır.
    Bedbahttır o adam ki; sefahete girmiş zevcesine ittiba’ eder, vazgeçirmeğe çalışmaz. Kendi de iştirak eder. Bedbahttır o kadın ki; zevcinin fıskına bakar, onu başka bir surette taklid eder. Veyl o zevc ve zevceye ki; birbirini ateşe atmakta yardım eder. Yâni medeniyet fantaziyelerine birbirini teşvik eder.” (Hanımlar Rehberi)
    RİSALE-İ NUR’DA “ANNELİK MESLEĞİ”
    Peygamber Efendimiz (asm) “Her doğan çocuk, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hıristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar” hadis-i şerifleri ile çocuk eğitiminde anne-babanın önemini belirlemiştir.
    Çocuk eğitiminde “Anne”nin yeri ve önemi birinci derecededir. Çünkü kadınlar, gelecek neslin bir nevi sembolü hükmündedirler. Meşhur bir söz vardır: “Bir erkek yetiştiren bir insan yetiştirir. Fakat bir kadın yetiştiren bir nesil yetiştirir”
    En tesirli öğretmen: Anne
    Risâle-i Nur’da insanın en birinci ve en tesirli öğretmeninin annesi olduğuna önemle dikkat çekilmektedir. “Annelik” gibi kutsi bir vazifeyi ise; Allah kadınlara ihsan etmiştir. Bir insan kaç yaşına gelirse gelsin hayatı boyunca aldığı ve alacağı tüm dersler, annesinden aldığı temel eğitim üzerine bina edilmektedir. Özellikle de insaniyet alametlerinden olan acımak, merhamet etmek ve şefkat göstermek gibi çok mühim ahlâkî değerleri insanoğlu öncelikle annesinin davranışlarından öğrenir.
    “İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi onun validesidir.” (Hanımlar Rehberi)
    “Ben seksen sene ömrümde seksen bin zatlardan ders aldığım halde kasem ediyorum ki; en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi merhum validemden aldığım telkinat ve manevî derslerdir ki, fıtratımda adeta maddî vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş. Sair derslerim o çekirdekler üzerine bina edildiğini aynen görüyorum.” (Hanımlar Rehberi)
    “Evet, bu hakîkî ihlâs ile hakikî bir fedakârlık taşıyan vâlidelik şefkati sû-i istimal edilip, mâsum çocuğunun elmas hazinesi hükmünde olan âhiretini düşünmeyerek, muvakkat, fâni şişeler hükmünde olan dünyaya, o çocuğun mâsum yüzünü çevirmek ve bu şekilde ona şefkat göstermek, o şefkati sû-i istimâl etmektir.” (Hanımlar Rehberi) Bir kadın, annelik mesleğinin mahiyetini bilmeden anne olacak olursa o âile ve o millet artık güzel bir istikbal vaat edemez. Anne-babasından İslâmî ve ahlâkî eğitim görmemiş çocukların ileride yanlışlarını düzeltmelerinin ne kadar zor olduğu ortadadır. Hele hele Avrupa medeniyetinin manevîyattan uzak, ruhsuz maddî fenleriyle meşgul olmuş insanlar, -şayet küçükken İslâmî eğitim almamışlarsa- namaza başlayabilmeleri bir gayr-ı müslimin Müslüman olması kadar onlara zor gelmektedir.
    “Bilhassa peder ve validesini dindar görmezse ve yalnız dünyevi fenlerle zihni terbiye olsa, daha ziyade yabanilik verir.” (Hanımlar Rehberi)
    alıntı.


    Paylaş
    Hanımlarda Gayet Yüksek Bir Kahramanlık Var Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Bir çok kadınlar eğitim haklarının ellerinden alındığını söylemektedir.Buna neden olan ise baş örtülü şekilde üniversitelere alınmamalarıdır.Fakat bu uygulama son zamanlarda değişiklik göstermekte ve kurallar değişmektedir.