Diğer Kategoriler ve İslamda Tesettür Forumundan örtünmenin Hikmetleri Fıtrata Uygunluk Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    örtünmenin Hikmetleri Fıtrata Uygunluk

    Reklam




    B. ÖRTÜNMENİN HİKMETLERİ

    1. FITRATA UYGUNLUK


    Fıtrat, “yaptığı işin ehli olarak, uygun bir şekilde yaratmak”[1], “yaratılış - icat”, “başlangıç”, ayrıca “Allah’ın dini - Peygamber yolu” anlamlarına gelmektedir.[2] Ayet-i Kerime’de “fıtrat” ın mahiyeti hakkında “(Resulüm) Sen yüzünü hanif olarak dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir. Allah’ın yaratışında değişme yoktur...”[3] buyurulmaktadır. Fıtri esaslar, Allah’ın dünyanın ıslah ve mamur edilmesi için insan yaratığını onun üzerinde yarattığı esaslardır. Dinin “Allah’ın fıtratı” şeklinde nitelendirilmesinin anlamı, getirdiği esasların fıtrattan olmasıdır.[4]

    İnsan için beşeri değerleri ve ölçüleri tayin ve bu hususta karar verme yetkisini haiz tek otorite olarak “fıtrat” kanunları gösterilir. İnsan için zaruri olan hayati prensipler bu değişmez kanunlardan çıkarılacaktır. Zira insanlığın huzur ve saadetini, kurtuluşunu tekeffül edici bütün unsurlar fıtratta vardır.[5]

    Netice olarak insanların belirli bir fıtrat üzere yaratıldığı ve bu fıtratın değişken olmadığı gibi kimse tarafından da değiştirilemeyeceği ortaya çıkmaktadır. Buna göre Allah’ın yarattığı mahiyete aykırı, belirlediği ölçülere uymayan teşebbüslerin insanın doğasına aykırı olduğu ve sonuçsuz kalacağı anlaşılır.

    Fıtrat - örtünme ilişkisi incelendiğinde avret yerlerinin örtülmesi, insanı diğer canlılardan ayıran özelliklerden biri olarak tezahür eder.[6] Allah’ın insanı özellikle çıplak, dış etkenlerden korumasız ve buna bağlı olarak örtünmeye muhtaç bir şekilde yaratması, elbisenin fıtri bir ihtiyaç olduğunu gösterir. Burada bahis konusu edilen husus, soğuk ve sıcaktan korunma dışında, insanın fıtraten örtüye muhtaç olmasında etkili olan diğer hususlardır. Giyinmenin soğuk ve sıcaktan korunma gibi tek taraflı bir fıtri ihtiyaç olmadığı noktasında İbn Aşur, avretlerin örtülmesini yeme içme gibi kişinin tam anlamıyla fıtraten ihtiyaç duyduğu motiflerden olmayıp, hakkında ceza konulması ve açıklığın aşağılık bir davranış olduğunun açıklanması gereğince fıtri motif haline dönüştüğünü ifade eder.[7] Dolayısıyla Kur’an-ı Kerim’in “örtünme” konusundaki ilkeleri, bütün insanlığa yönelik temel İlahi-tabii Hukuk normları kapsamına girmektedir.[8]

    İlk insan Hz. Adem ile eşi sosyalleşme olgusuna ilk adımı, kendilerini çıplak hissettikleri anda atmışlardır.[9] İnsanı elbiseye muhtaç kılan ve ona giyinmesi için elbise yaratan Allah, “nasıl” giyinmesi gerektiğini de tespit etmiştir. Zira insanoğlu, soğuk, sıcak gibi maddi etkenlerden korunmasını kendiliğinden öğrense dahi, manevi ve ahlaki boyutu itibarıyla örtünme ölçülerini kavramasında yaratıcının tespitine ihtiyacı olacaktır. Bu tespitin Allah tarafından belirlendiği, Allah’ın emirlerinin ise fıtrata uygunluk arz ettiği göz önünde bulundurulduğunda örtünme, fıtratın bir gereği olarak tezahür eder.

    İnsan fıtratı erkek - kadın her iki cinsin birbirine meylini gerektirir. Açıklığın bu meyli istenmeyen yönde artırması, istenilen meşru ve normal düzeyi bulmak konusunda örtünmeyi zaruri kılar. İnsanın çıplak yaratılmasındaki hikmet ise, örtünme emrinin ne derece yerine getirildiği konusundaki imtihan olduğu düşünülebilir.

    2. HAYA HİSSİNİN TATMİNİ


    Haya, “utanma” ve “utanma duygusu”[10], “nefsin kötülükleri yapma korkusu”[11] demektir. Geniş anlamıyla haya: “Kınanma ve ayıplanma korkusuyla bir şeyi yapmaktan veya yapmamaktan çekinmektir”.[12] Haya, Allah’ın insana yaratılışında dercettiği hususiyetlerden birisidir. İnsan, doğuşuyla beraber genel anlamdaki utanma duygusuna sahiptir.

    Özel anlamda kastedilen haya hakkında ise Mubarekfuri şu açıklamaya yer verir: “Peygamberlerin takip ettiği sünnet olarak bilinen haya, dinin gerektirdiği hayadır; avret yerlerinin örtülmesi, görgü ve adaba aykırı, şer’i şerifin reddettiği kötü şeylerden kaçınmak gibi. Yoksa “dinen” ifade edilmek istenen haya, her insanda tabii olarak bulunan yaratılışdaki haya değildir.”[13] Haya, imanın bir gereğidir ve İslam ahlakının mihverini oluşturmaktadır.[14] Hayanın imandan kaynaklandığı ve imanın şubelerinden birisi olduğu,[15] iman ile haya arasında ayrılmaz bir birlikteliğin bulunduğu hadislerde beyan edilmiştir.

    A’raf suresi 26. ayette insanlar için örtü ve elbiselerin indirildiğinden bahsedildikten sonra “takva elbisesi” tabiri zikredilmekte ve takva elbisenin daha hayırlı olduğu beyan edilmektedir. “Takva elbisesi” ise haya olarak tefsir edilmiştir.[16]

    Haya, ilk insan Hz. Adem’den başlayarak avret yerlerini örtmeyi öngörmüştür.[17] Zira elbiseleri alınan Hz. Adem ve Havva’nın, doğal ve toplumsal etkenlerin söz konusu olmadığı bir ortamda örtünme ihtiyacı hissetmesinin sebebi, fıtratına yerleştirilen utanma duygusundan başkası değildir. Bu duygunun etkisiyle insanlar örtünme ihtiyacını her zaman için hissetmişlerdir.

    Haya - örtünme ilişkisi hadislerde de söz konusu edilmiştir.

    İbn Ömer (r.a)’den gelen rivayette Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır: “Çıplaklıktan sakınınız, ihtiyacınızı gidermeniz ve kişinin eşi ile beraber olması dışında sizden hiç ayrılmayanlar (melekler) vardır. Onlardan haya ediniz ve onlara saygı gösteriniz.”[18]

    Diğer hadiste şöyle denilmektedir : Rasulullah (s.a.v), açık arazide izarsız yıkanan bir adam gördü. Bunun üzerine minbere çıktı, Allah’a hamd-ü sena ettikten sonra şöyle buyurdu: “Muhakkak ki Allah çok hayalı ve setirlidir, hayayı ve örtünmeyi sever. Yıkanmak isteyen kimse gizlensin.”[19]

    Yine Rasulullah (s.a.v), “Karın ve malik olduklarının dışında avretini muhafaza et” buyurduğunda Behz b. Hakim, “Ya kişi tenha bir yerde bulunursa?” diye sordu. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v) : “Allah kendisinden haya edilmeye daha layıktır”[20] cevabını vermiştir.

    Sonuç olarak haya örtünmeyi telkin ettiği gibi örtünmeyen kişi de hayasını tehlikeye maruz bırakmış demektir. Zira hayaya aykırı bir davranış içerisinde hayayı muhafaza etmek elbette ki kolay değildir.

    “Haya” genel anlamda tüm utanılacak şeylerden kaçınmayı gerektiren fıtri duygudur. “İffet” ise, harama götüren çirkin şeylerden fiilen uzak kalmanın ifadesidir. Bu bağlamda iffetin örtünme ile ilişkisi ortaya çıkmaktadır.

    3. İFFETİN KORUNMASI

    İffet, “az bir şeyle yetinme”[21] manasına gelir ve, “haram ve çirkin şeylerden korunma”[22], “nefiste oluşan şehvet hissinin aşırılığını önleme[23] ve bu hissi dini emirlerin çerçevesinde muhafaza etme halini ifade eder. İbn Miskeveyh, iffetin şehvet duygusuyla ilgili bir fazilet olduğunu ve şehvetin ölçülü, makul bir seviyede tutulmasını gerektirdiğini belirtir.[24] “İsti’faf”, “bir şeyden uzak durmak ona yanaşmamak” anlamına gelirken, “Afife (iffetli) kadın” ise kendisini zinadan koruyan kadın anlamına gelmektedir.[25] Buna göre “isti’faf”, “iffetli olma gayreti, talebi; zinadan ve zinaya yaklaştıracak şeylerden sakınmak, korunmak” anlamlarını içermektedir.

    Kadın iffetinin özellikle söz konusu edilmesi, ayrıca erkek iffetinin korunmasındaki rolü olsa gerektir. Nerede ise kadınla bütünleşen iffet olgusu, eskiden beri, kadının güzellik, değer ve saygınlığının göstergesi olmuştur. Musa Carullah, Türkmenistan Türklerinin bakış açılarının manidar bir tercümanı olarak Sofiyullah Yar’ın; “Güzellik, kadınların vücutlarına nisbetle ne ise, ruhlarına nisbetle iffet de odur.”[26] sözünü nakletmektedir.

    a. İffet - Örtünme İlişkisi :

    Ayet-i Kerime’de şöyle buyurulur: “Bir nikah ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmiş, yaşlı kadınların, ziynetleri teşhir etmeksizin (bazı) elbiselerini çıkarmalarında kendilerine bir vebal yoktur. Daha iffetli davranmaları kendileri için daha hayırlıdır.”[27] Kur’an’da kadınların cilbablarını örtünmelerinin “isti’faf” lafzı ile ifade edilmesi,[28] örtünmenin başta gelen maksatlarından birinin iffet olduğuna işaret eder.

    Öte yandan örtünmenin kendini korumak anlamına gelen iffetliliği çağrıştırması ile, örtüsüzlüğün “fitne”, yani kişinin kendini tehlikeye maruz bırakması ile ifade edilmesi, örtünme - iffet ilişkisinin bir başka boyutunu teşkil etmektedir.[29]

    Örtünme sayesinde erkek ve kadın, iffetlilik içeren bir tavır sergiledikleri gibi, karşı cinsi de yersiz tahrik etmemek suretiyle iffetini korumasına yardımcı olurlar. Dolayısıyla bir tarafın örtünmesi, karşı tarafı da olumlu yönde etkilemektedir.

    İffet - örtü bütünleşmesi öncelikle dilde kendini göstermektedir. Setirli kadın veya erkek iffetli kadın veya erkek[30] şeklinde anlaşılmıştır. Örtünme tek başına iffetin garantisi olmasa da caydırıcı ve etkileyici bir tedbir mahiyetinde karşımıza çıkmaktadır.[31]

    Örtü gibi maddi bir unsurun iffet gibi içsel, manevi bir unsura etkisi uzak değildir. Zira dış etkenlerin içe de yansıdığı psikolojik bir gerçektir. Alexıs Carrel, maddi faktörlerin manevi unsurlara etkisini şöyle irdeler: “Fiziki, kimyevi ve fizyolojik faktörlerin akıllı bir şekilde kullanılması ile insanı, manevi bakımdan da ıslah etmenin yolunu aramak mantığa aykırı değildir.”[32]
    Hayrettin Karaman, iffet-örtünme ilişkisini ve iffetin korunmasında örtünün rolünü şöyle açıklamaktadır: “İffet özdür, maksattır ve iyi bir kulun vasfıdır; bunu korumak için örtünmek ise vesiledir, şekildir. Ancak dinde ve hukukta emirler yalnızca ruhları ve özleri yahut da sadece şekilleri ve lafızları ile uygulanmaz; hem lafzı, hem de ruhu, başka bir deyişle hem şekli, hem de özü ile uygulanır ve gerçekleştirilir. Çünkü genellikle özü, ruhu koruyan şekildir.”[33]


    b. Örtü ve Maddi Korunma :

    Dikkat edilirse örtü ayetlerinin iniş sebebinde kadının rahatsız edilmekten korunması hikmeti öne sürülür. Zira ayetin nüzul sebebi Medineli ahlak yoksunu kişilerin ihtiyaçlarını gidermek üzere dışarı çıkan kadınları sataşmak veya taciz etmek suretiyle rahatsız etmeleridir[34] ve ayet, kadınların rahatsız edilmelerini önleyici tedbirler içerir.[35] Ayrıca bir önceki ayet genel olarak müminlere eza verilmemesi konusu ile ilgilidir. Kadınların erkeklere göre zayıf, narin bir yaratılışa sahip olmaları, uygunsuz bakış, sözle ve elle yapılabilecek taciz gibi rahatsız edici etkenlerden büyük ölçüde müteessir olmaları sonucunu doğurmuştur.

    Gerçekte asıl olan içte bulunan iffetlilik duygusudur. Ancak kadın, içinde bulunan bu hasleti yabancı olduğu erkeklere bir şekilde hissettirmesi gerekecek, böylece karşı taraf kişilik ve ahlak araştırması yapmaksızın ilk edindiği intiba ile tavrını belirleyecektir. Bu vazifeyi yerine getirebilecek en önemli unsur ise bir kimsede ilk göze çarpan ve onun hakkında ilk intibayı uyandıran dış görünümdür. Dolayısıyla karşıya olumsuz bir çağrışım telkin etmeyen bir örtünme tarzı tercih edilecektir.

    c. Evlilik cinselliğinin korunması :

    Aile toplumların en sağlam yönüdür. Toplumu dirençli kılan, sağlam tutan, manevi boyutları ve geleneksel özellikleri en fazla yaşatan ailedir.[36] Evlilik erkek ve kadının cinselliklerini kullanacakları tek cihettir. Dolayısıyla evlilikteki cinselliğin aktif ve sağlıklı olmasına özen gösterilmesi icabeder. Dışa taşırılan ve başkalarıyla paylaşılan cinsellik ise, evlilik bünyesinde zayıflayacak ve mutlu aile yapısını olumsuz yönde etkileyecektir. Ev içi cinselliğin azalmasında dışarıdaki çekici ortamın önemli etkisi gözlenmiştir. Psikolog Douglas Kernick’in bir deneysel çalışması bu tezi kuvvetlendirmektedir.

    Douglas evli iki grup erkekten birinci gruba genç, güzel, canlı ve sağlıklı görünümlü, çekici kadınların fotoğraflarını gösterir. İkinci gruba verdiği fotoğraflar ise bunun tam tersidir. Her gün düzenli olarak bu fotoğraflara bakan erkeklerden ikinci gruptakilerde cinsel açıdan herhangi bir etkileşim gözükmemiş, genç ve güzel kadınların çekici fotoğraflarına bakan erkekler ise bir süre sonra eşlerini son derece düz ve sıkıcı bulmaya başlamışlardır.

    Bu denemeyi Pennsylvanla Üniversitesinden Satoshı Kanazawa ile Cornell Üniversitesinden Mary Still araştırmaya dönüştürürler. Buna göre Amerikan toplumundaki trendleri en iyi ölçtüğü kabul edilen bir araştırmanın sonucuna başvurulur. Araştırmaya katılan toplam 32 bin 845 denekten 646’sının erkek ya da kadın lise öğretmeni oldukları saptanarak onlar üzerinde yoğunlaşılır. Sonuçta erkek öğretmenlerin evlilik ve kadınlarla düzenli ilişki açısından Amerikan erkeklerinin genelinden belirgin bir biçimde ayrıldıkları ortaya çıkar. Bu sonuçlardan yola çıkan Kanazawa ve Still şu tespiti yapmaktadırlar: “Erkek öğretmenler okullarında ve sınıflarında karşılaştıkları genç, güzel ve cıvıl cıvıl kızlarla, karılarını ya da kız arkadaşlarını karşılaştırıyorlar ve bir süre sonra onların ne kadar sıkıcı, dışarıdaki dünyanın ise ne kadar eğlenceli ve vaatkar olduğunu görüp boşanıyorlar ya da hiç evlenmiyorlar.”[37]

    Fred Davis de, iffet - cinsellik ilişkisinde giyimin rolünü açıklarken, rasgele çıplaklığın, giyinmeyle sağladığı koruyucu gücü iffetin elinden almakla, cinselliğin sönmesine neden olduğunu tekit eder.[38]

    Dinde cinsel ihtiyaçların giderilme ciheti olarak evlilik gösterilir. Evliliğin kurulması tavsiye edildiği gibi devam etmesi için de gerekli önlemler alınır. Alınan bu önlemler içerisinde evlilik dışında cinselliğin muhafaza edilmesi ve cinsel aktivitenin olumsuz yönde kullanılmasına yol açacak cinsel tahrik ortamının oluşturulmamasıdır.

    [1] Ebü’l-Kasım Ragıb el-İsfahani (ö. 502/ 1108), el-Müfredat fi ğaribi’l-Kur’an, Darü’l-marife, Beyrut, ts., s.382.

    [2] İbn Manzur, Lisanü’l-Arab, “f-t-r” md., V, 56.

    [3] Rum, 30/ 30.

    [4] İbn Aşur, İslam Hukuk Felsefesi, s.86,87.

    [5] Abdulkerim Zeydan, el-Mufassal fi ahkami’l-mer’eti ve’l-beyti’l-müslim, Müessesetü’r-Risale, Beyrut 1994, III, 347.

    [6] Şah Veliyyullah ed-Dehlevi (ö. 1176 / 1762), Huccetullahi’l-baliğa, I-II, Darü’l-marife, Beyrut, ts., II, 126.
    , Huccetullahi’l-baliğa, II, 126.

    [7] İbn Aşur, İslam Hukuk Felsefesi, s.178.

    [8] Hüseyin Hatemi, İlahi Hikmette Kadın, İşaret Yay., İstanbul 1995, s.247.

    [9] M. Zeki Duman, “Kur’an’da Örtünmenin Temel Sınırları”, İslamiyat - Araştırma Dergisi, (“Örtünme” özel sayısı), c.IV, sayı:2, Ankara 2001, s.36.

    [10] İbn Manzur, Lisanü’l-Arab, “h-y-y” md., XIV, 217.

    [11] Ebu Ali Ahmed İbn Miskeveyh (ö. 1030 / 1621), Ahlakı Olgunlaştırma, Çev: Abdulkadir Şener, İsmet Kayaoğlu, Cihad Tunç, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., Ankara 1983, s.26.

    [12] Ali b. Muhammed el-Cürcani, Tarifat, Darü’l-kitabi’l-Mısri, Kahire 1991, s.107.

    [13] Ebü’l-Ala Muhammed el-Mubarekfuri (ö. 1353/ 1934), Tuhfetü’l-ahvezi bi şerhi cami’i’t-Tirmizi, I-X, Darü’l-kütübi’l-ilmiyye, Beyrut 1990, IV, 166.

    [14] Ali Yardım, Peygamberimiz’in Şemaili, Damla Yayınevi, İstanbul 1997, s. 415- 417.

    [15] Buhari, İman, I, 71, nu:9.

    [16] Muhammed b. Ebi Bekr er-Razi (ö. 666/ 1268), Muhtaru’s-sıhah, Darü’l-kitabi’l-Arabi, Beyrut 1967, s. 590.

    [17] ed-Dehlevi, Huccetullahi’l-baliğa, II, 126.

    [18] Tirmizi, İsti’zan ve’l-adab, VIII, 69, nu.2952.

    [19] Buhari, Hammam, VI, 34, nu:4005.

    [20] Tirmizi, İsti’zan ve’l-adab, VIII, 43, nu:2919.

    [21] İsfahani, el-Müfredat, “a-f-f” md., s.339.

    [22] Razi, Muhtaru’s-sıhah, “a-f-f” md., s.442 ; İbn Manzur, Lisanü’l-Arab, “a-f-f” md., IX, 253.

    [23] İsfahani, el-Müfredat, “a-f-f” md., s.339.

    [24] İbn Miskeveyh, Ahlakı Olgunlaştırma, s.25.

    [25] İbn Manzur, “a-f-f” md., IX, 253.

    [26] Musa Carullah Bigiyef, (ö. 1369/ 1950), Kur’an-ı Kerim Ayet-i Kerimelerinin Nurları Huzurunda Hatun, Koyaş Matbaası, Berlin 1933, s.38.

    [27] Nur, 24/ 60.

    [28] Ebu Muhammed Abdullah İbn Kuteybe (ö. 276/ 889), Tefsiru ğaribi’l-Kur’an, Darü’l-Baz li’n-neşr, Darü’l-kütübi’l-ilmiyye, Beyrut 1978, s.308.

    [29] Kutub, fi Zilali’l-Kur’an, X, 470.

    [30] er-Razi, Muhtaru’s-sıhah, “s-t-r” md., s.285.

    [31] İ.Hakkı Ünal, “Hadislere Göre Kadının Örtünmesi”, İslamiyat Dergisi, c.IV, sayı:2, s.67.

    [32] Alexis Carrel, Başarının Sırları, çev: Refik Özdek, Yağmur Yayınevi, İstanbul, ts., s.12.

    [33] Hayreddin Karaman, İslam’da Kadın ve Aile, Ensar Neşriyat, İstanbul 1995, s.178.

    [34] Ebü’l-Fadl Şihabüddin el-Alusi (ö. 1270/ 1854), Ruhu’l-maani, l-XVI, Darü’l-fikr, Beyrut 1994, XII, 129.

    [35] Ahzab, 33/ 59. Ayetin mealinde şöyle buyurulur: “Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıklarında) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir”.

    [36] Beşir Atalay, “Türkiye’de Aile Yapısının Temel Özellikleri” (Tebliğ), Sosyolojide Son Gelişmeler ve Türkiye’deki Etkileri Bilimsel Toplantısı, s.191.

    [37] Mehmet Y. Yılmaz, “Evdeki bir kuş, daldaki iki kuş”, Radikal Gazetesi, 9 Ağustos 2000, s.24.

    [38] Fred Davis, Moda Kültür ve Kimlik, Yapı Kredi Yay., çev: Özden Arıkan, İstanbul 1997, s.110.


    Paylaş
    örtünmenin Hikmetleri Fıtrata Uygunluk Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Bayanların örtünmeleri demek dinin gerektiği şekilde giyinmek ve kapanması gereken yerlerin kapanması demektir.İslam dininde bunun ölçüleri belirlenmiştir.Örtünmenin aynı zamanda aile ve toplum yaşamı için de faydaları bulunmaktadır.



örtünmenin hikmetleri,  ilahi hikmette kadın