Hac ve İlgili Konular ve İslamda Hac ve Önemi Forumundan Hac ile ilgili bütün konular [Hanefi Mezhebi] Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Hac ile ilgili bütün konular [Hanefi Mezhebi]

    Reklam




    Hac ile ilgili bütün konular [Hanefi Mezhebi]
    Hac ile ilgili bütün konular [Hanefi Mezhebi]



    Hac İle Umrenin Mahiyetleri

    1- Hac, lûgatta, saygı değer makamları ve diğer yerleri ziyaret kasdında bulunmaktır Din deyiminde ise: "Arafat'da özel vaktinde bir mikdar durmaktan ve ondan sonra Kâbe-i Muazzama'yı usulü üzere tavaf ederek ziyaret yapmaktan ibarettir Hac yapan kimseye Hâcc (Hacı) denir Bunun çoğulu "Hüccac"dır
    2- Umre, lûgatta ziyaret manasınadır Din deyiminde: "Kâbe-i Muazzama'yı tavaftan ve Safa ile Merve denilen iki yer arasında sa'y etmekten (koşar gibi gidip gelmekten) ibarettir Bunun için belli bir zaman yoktur Senenin her mevsiminde yapılabilir Yalnız Arefe günü ile Kurban bayramının dört gününde yapılması mekruhtur Ramazan ayında yapılması mendubdur
    3- Umre, müekked bir sünnettir Bunu yapan kimseye "Mutemir" denir Farz olan hacca, Hacc-ı Ekber denildiği gibi, umreye de "Hacc-ı Asgar" denilir Bununla beraber Arefe günü cumaya raslayan bir farz hacca da "Hacc-ı Ekber" denilmektedir
    (Umre, İmam Malik'e göre de bir müekked sünnettir Fakat İmam Şafiî'ye göre, ömürde bir defa hemen yerine getirilmesi gerekmeyen bir farz-ı ayndır Hanbelî'lere göre, hemen yerine getirilmesi gereken bir farzdır)


    Paylaş
    Hac ile ilgili bütün konular [Hanefi Mezhebi] Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Haccın Nevileri

    4- Hac, farz, vacib ve nafile kısımlarına ayrıldığı gibi, ifrad hac, temettü hac ve kıran hac nevilerine de ayrılır Şöyle ki:
    1) Farz hac, şartlarını kendisinde toplayan bir müslümanın ömründe bir defa yapmakla yükümlü olduğu hacdır
    2) Vacib hac, nezredilen veya başlanmışken bozulan nafile bir hacca karşılık kaza edilecek olan hacdır
    3) Nafile hac, buluğ çağına ermemiş olmakla mükellef bulunmayanın veya farz haccı yapmış bulunan bir kimsenin Allah rızası için nafile olarak yapacağı haçtır ki, bu hac tekrar tekrar yapılabilir (*)
    4) İfrad hac, beraberinde umre yapmaksızın yalnız başına yapılan farz, vacib ve nafile hacdır ki, ihrama girerken yalnız hacca niyet edilir Bunu yapana "Müfrid" denilir
    5) Temettü hac, hac mevsiminde önce umre için ihrama girilip umre yapıldıktan sonra aynı mevsimde daha yurda dönmeden tekrar ihrama girerek usulü üzere yapılan farz hacdır Bu haccı yapana "Mütemetti" denir Bu, ifrad hacdan daha faziletlidir
    6) Kıran hac, hac aylarından önce veya hac ayları içinde mikattan evvel veya mikatta Umre ile farz haccı bir ihramda toplayıp bir niyetle Umre yapıldıktan sonra usulü üzere yerine getirilen hacdır Bu şekilde hac yapılması Temettü hac yapılmasından daha faziletlidir Bu haccı yapana da "Karin" denir Bunların açıklama ve uygulamaları ileride gelecektir
    5- Haccın farz, vacib ve sünnet olan herhangi bir işine "Nüsük" denir Bunun çoğulu "Menasik" dir Bu söz, aslında ibadet ve su ile bir şeyi temizlemek demektir
    (*) On iki yaşını bitirip henüz buluğa ermemiş olan erkek çocuğuna mürahık, dokuz yaşını tamamlayıp da buluğa ermemiş olan kız çocuğuna mürahıka denir



  3. 3
    Haccın Rükünleri

    6- Haccın rükünleri, mahiyetini teşkil eden farzları ikidir Biri, Arafat'da bir müddet beklemek, diğeri de Kâbe-i Muazzama'yi farz manada tavaf etmektir
    7- Arafat, Mekke-i Mükerreme'nin güney doğusunda altı saat uzaklıkta bulunan bir yerdir Hac yapacaklar için Arafat'da durmak zamanı, Zilhice ayının dokuzuna rastlayan Arefe gününün zeval vaktinden itibaren Kurban bayramı ilk gününün fecrinin doğuşuna kadar olan zamanın herhangi bir kısmıdır Bu müddet içinde bir dakika dahi olsa, beklemekle bu farz yerine gelmiş olur Bu Arafat'da uyanık bir halde durmakla uyumak veya baygın bulunmak halleri eşittir
    8- Belirtilen müddetten önce veya sonra, Arafat'da durmakla "Vukuf" farizası yerine getirilmiş olmaz Ancak Zilhicce'nin hilâlinde şüphe olur da Zilkade otuz gün olarak tamamlanmış bulunur ve sonradan Zilkade'nin yirmi dokuz gün olduğu anlaşılırsa, bu takdirde Arafat'da durmanın ilk Kurban Bayramı gününe rastlamış bulunması istihsan yolu ile caizdir ve yeterlidir
    9- Hacıların Arefe günü sanarak Arafat'da durdukları günün Terviye (Zilhiccenin sekizinci) günü olduğu anlaşılırsa, bu bekleme yeterli olmaz Arefe günü tekrar durmaları gerekir Şu kadar ki, bütün insanlar tarafından vakfe ve farz tavaf yapıldıktan sonra haccın sahih olmadığına (bir gün önce yapıldığına) dair ortaya çıkacak haberler ve şahidlikler artık dinlenmez
    10- Arafat meydanının ortasında "Cebel-i Rahmet" yanında kıbleye karşı durulup Allah'a ayakta dua edilmesi daha faziletlidir Burası, manevî değeri çok büyük olan bir yerdir Dünyanın her tarafından akın edip gelen, yurdları, dilleri ve renkleri başka başka olan; fakat düşünce ve gayeleri bir olan yüz binlerce müslüman, Arafat'da, kefenlere bürünmüş, kabirlerinden dirilip Mahşer meydanında toplanacak bir muhteşem insan kitlesini andırır Bunların hep birden duygulu bir dille Allahü Teâlâ Hazretlerini tevhid ve tebcile başlamaları, Allah'dan bağış dilemeleri ve ikram beklemeleri, melekleri bile heyecana getirecek yüksek ve ruhanî bir manzara meydana getirir
    Şüphe yok ki, Allahü Teâlâ Hazretleri, bu garip kullarına lütfedecek ve meleklerine şöyle hitab buyuracaktır: "Şu uzak ülkelerden gelip toz-toprak içinde kalmış, kıyafetleri perişan bir halde, benim rahmet ve yardımımı dileyen kullarıma bakınız! Ben şanı yüce, onları bağışlayacağım ve mağfiretime erdireceğim" Böylece feyiz ve bereketi nihayetsiz olan Yüce Allah'ın rahmeti ve yardım denizleri dalgalanıp duracaktır
    Ne kutsal bir tecelli, ne yüce bir başarı!
    (İmam Malik'e göre Arafat'da bekleme müddeti, Arefe günü güneşin zevalinde gündüzün fecrine kadar devam eder O günün güneşin zevalinden batışına kadar, bir an bile olsa, beklemek vacibdir Güneşin batışından sonra da bir mikdar beklemek gerekir ki, farzdır)
    11- Kâbe-i Muazzam'a, Mekke-i Mükerreme şehrinde Allahü Teâlâ'nın emri ile İbrahim aleyhisselâm'ın ilk olarak veya yenilemek suretiyle yapmış olduğu dört köşeli yüksek ve mübarek bir binanın işgal ettiği kutsal bir yerdir Burası bütün müslümanların kıblesidir Bu kıblegâha, İlâhi bir mabed ve İlâhi rahmetin tecelli kaynağı olmasından dolayı Beytullah Beyt-i Muazzam adı verilmiştir
    Kâbe-i Muazzama, Harem-i Şerif ve Mescidü'l Haram denilen büyük bir Mescidin ortasında bulunmaktadır Bu mescidin etrafında kubbeler vardır Geri kalan kısım açıktır Yedi minaresi, birçok kapıları, içinde minberi, Zemzem kuyusu ve İbrahim aleyhisselâm'ın Makamı vardır
    12- Ziyaret tavafına gelince: Bu, Arafat'da vakfeden sonra Kâbe-i Muazzamanın etrafında yedi defa dolaşmaktan ibarettir ki, bunun dört defası farz olan bir rükündür
    Ziyaret tavafının vakti, Kurban Bayramının ilk günü fecir doğduktan sonra hayatın son gününe kadar uzayan bir zamanın herhangi bir kısmında yapılacak bir tavaf ile hac farizası tamamlanmış olur



  4. 4
    Tavafın Mahiyeti ve Nevileri

    13- Tavaf, lûgatta ziyaret etmek ve bir şeyin etrafında dolanmak manasıdır Tavaf edene Taif ve tavaf edilen yere de Metaf denir
    Din deyiminde tavaf, Kabe'nin etrafında yedi defa dönmekten ibarettir Şöyle ki:
    Kabe'nin güney tarafındaki bir köşesine Rükn-ü Hacer ve diğer köşesinde Rükn-ü Yemanî denir Rükn-ü Hacer'de Hacer-i Esved denilen mübarek bir taş vardır ki, tavafa buradan başlanır Beyt-i Muazzama sola alınarak Kabe'nin kapısına doğru gidilmek suretiyle Beyt'in çevresinde dolaşır Böylece Hacer-i Esved'den başlayarak yapılan bir dolaşım yine orada tamamlanmış olur Buna bir "şavt" denir Aynı şekilde yedi defa yapılan şavt ile tavaf biter
    14- Tavaf, bir nevi namazdır Allahü Teâlâ'ya heyecan ve muhabbetle yapılan tazimin bir nişanesidir Allah'ın Arş'ı etrafında dolaşan kutsal meleklerin hallerine bir benzeyiş şeklidir
    Kâbe-i Muazzama, bu yaşanılan âlemde, göremediğimiz melekler alemindeki İlâhî makamın bir görüntüsü yerindedir Bu maddî Beyt'in çevresindeki beden hareketleri, melekler âleminde Arş çevresinde yapılan ruhanî hareketlerin birer işaretidir
    15- Gerek tavafa başlarken ve gerek tavaf esnasında Hacer-i Esved'in önüne her geldikçe ona karşı durulur Namaza durur gibi, eller kaldırılır, tekbir ve tehlil getirilir Mümkünse öpülür veya eller sürülür Bu da mümkün değilse, yalnız ona karşı eller yukarı kaldırılır, işaret yapılır ki, buna İstilâm (Selâmlamak) denilmektedir
    Hacer-i Esved'e böyle el koymak, Yüce Allah'a ibadet ve itaat etmek üzere söz vermenin ve bunda kararlı olmanın bir nişanı demektir
    16- Tavafın nevilerine gelince: Bunlar aşağıda yazıldığı şekilde beş kısımdır:
    1) Kudûm Tavafı: Taşradan Mekke-i Mükerreme'ye varılınca ilk yapılan tavaftır Bu tavaf, afaki (Mikat dışında gelenler) için sünnettir Buna Tavaf-i Lika da denir
    (İmam Malik'e göre bu tavaf vacibdir)
    2) Ziyaret Tavafı: Arafat'dan döndükten sonra yapılan tavaftır Buna "Tavaf-i İfaze" de denir İşte haccın iki rüknünden biri bu tavaftır ki, dört şavtı farzdır
    3) Sader Tavafı: Hac esnasında Mina'da taşlar atıldıktan sonra, Mekke'ye inilince yapılan tavaftır Buna "Veda Tavafı" da denir Bu tavaf, Mikat dışından gelenler (Afakî'ler) için vacibdir Bununla hac işleri (menasik) tamamlanmış olur Hacılar bu tavafla Kabe'ye veda ederek vatanlarına dönmeye başlarlar
    (Bu tavaf, Şafiîler'de vacib veya sünnettir)
    4) Nafile Tavaf: Mekke'de bulunan müslümanların Kabe etrafında zaman zaman yaptıkları nafile tavaftır Böyle bir tavaf, Mikat dışından gelenler için, nafile namaz kılmaktan daha faziletlidir Çünkü onlar her zaman bu şerefi elde edemezler
    5) Umre Tavafı: Bunun dört şavtı Umre'nin rüknünden olan tavaftır ve farzdır Bunun yerine başka bir şey geçemez Umre'de kudûm tavafı ile Sader tavafı yoktur Umre'ye İhramla başlanır, traş olmak veya saç kısaltmakla Umreye son verilir
    17- Tavaf esnasında tekbir ve tehlil getirilir, salât ve selâm okunur Tavaf şavtları arka arkaya yapmak şart değildir Bu tavaf henüz tamamlanmadan namaz için veya abdesti tazelemek için bırakılsa, tavaf bozulmaz Geri kalan kısım sonra tamamlanabilir Tavaf sırasında kadınların erkeklerle aynı hizada bulunmaları tavafı bozmaz



  5. 5
    Haccın Farz Olmasının Şartları

    18- Bir kimseye haccın farz olması için sekiz şart vardır Şöyle ki:
    1) Müslüman olmalıdır Gayri müslimler hac ile mükellef değildir Buna göre bir gayri müslim hac yaptıktan sonra müslüman olsa, diğer şartlar bulununca yeniden hac etmesi gerekir
    Yine, bir mü'min hac ettikten sonra -Allah korusun- dinden çıkıp da sonra tevbe ederek İslâmiyete dönünce, diğer şartlar bulununca tekrar hac etmesi gerekir
    2) Buluğa ermiş olmalıdır Bir çocuk, aklı başında ve kâr ile zararı ayıracak durumda da olsa, hac ile mükellef olmaz Onun yapacağı hac nafile olur Onun için buluğ çağına erer de hac şartlarını toplarsa, tekrar hac etmesi gerekir
    Velisi ile beraber hacda bulunan çocuğa, velisi hac işlerini yaptırır Taşları attırır, tavaf yaptırır ki, büyüyünce görevini daha iyi yapabilsin Bu taşlamayı çocuk terk etse, bundan bir şey gerekmez Çünkü çocuğa hac vacib değildir
    3) Akıl sahibi olmalıdır Deli olanlar hacla yükümlü değillerdir Bunlar iyileşir de hac şartlarını elde ederlerse, o zaman hac etmeleri gerekir
    4) Hür olmalıdır Köleler ve cariyeler hacla yükümlü değillerdir Bunların yaptıkları haclar birer nafiledir Bunlar azad edildikten sonra diğer şartlara sahib bulundukları takdirde hac etmeleri gerekir
    5) Haccın farz olduğunu bilmiş olmalıdır Şöyle ki: Küfür diyarında (dâr-ı harbde) gayri müslimlere ait bir memlekette bulunup İslâmı kabul eden kimse, haccın farz olduğunu bilmedikçe,hac ile yükümlü olmaz Fakat İslâm ülkesinde böyle bilmemezlik özür sayılmaz Onun için İslâm yurdunda bulunan bir gayri müslim, haccın farz olduğunu bilsin veya bilmesin, ihtida eder de, hac şartlarına sahib bulunursa, hac ile mükellef olur
    6) Hac görevine güçlük olmaksızın gidip yerine getirmeye yeterli bir vakit bulunmalıdır Bunun için bir kimse görevi için diğer şartlara tamamen sahip olduğu tarihten itibaren bu görevi yerine getirmeye elverişli bir vakit bulmadan ölürse, bu farzla mükellef tutulmaz
    7) Hicaz'a gidip gelinceye kadar kendisinin ve aile halkının âdete göre nafakaları bulunmalıdır Temel ihtiyaçlardan sayılan malların bulunması ile hac farz olmaz Fakat ihtiyaçtan fazla gelir getiren bir mal veya eşya bulunsa, bunları satıp hac etmek gerekir Bir evde kira ile oturmak da, haccın farz olmasına engel değildir
    Temel ihtiyaçlar için zekât bölümüne bakılsın!
    8) Kendi durumuna uygun binek vasıta ve yolda yapacağı harcamaları karşılayacak parası bulunmalıdır Buna Rahiliye, Zadü-t Tarika (yol azığına sahib bulunmak) denir Şöyle ki:
    Hac için yol azığına ve bilinecek vasıtaya gücü yeter olması şarttır Bu kudretin hac aylarında veya herkesin buluduğu yerde hacıların âdet üzerine hacca gidecekleri zamanda bulunması gerekir Bu esnada temel ihtiyaçlardan başka hacca yetecek kadar mala sahib olan kimsenin, diğer şartlara da sahib olması halinde, ona hac farz olur Bu malı başka yere harcayamaz Harcarsa, hac üzerinde borç kalmış olur Fakat bu zamandan önce elde edilen mal, bundan önce istenilen yere harcanabilir Bundan dolayı kendisine hac görevi vacib olmuş sayılmaz
    Meselâ: Muharrem ayında hacca yetecek kadar malı olan kimse, bunu bir iki ay içinde başka bir yere harcayıp da, memleketinde hacca gidilmesi âdet olan bir zamanda elinde mal kalmamış olsa, kendisine hac farz olmuş olmaz Ödünç ve ikram suretiyle verilen azık ve binek yeterli sayılmaz Bu ikram minnet altında bırakmayacak kimseler tarafından olsa bile hüküm aynıdır Onun için Hac etmek üzere yapılan bir malı kabul etmek her halde gerekmez
    Bununla beraber Mekke-i Mükerreme'ye on sekiz saatten yakın bulunan yerlerdeki müslümanlar için yaya yürümeye güçleri olunca binek bulunması şart değildir
    (İmam Malik'e göre, azık ve binit için yeterince imkâna sahib olmak şart değildir Bu konuda Mekke'ye gidip en düşük şartlarla hac işlerini yerine getirmeğe imkân bulunması yeterlidir Onun için fazla güçlük bulunmaksızın yaya olarak veya kira ile karşılayabileceği bir binek ile hac etmeğe ve yiyecek harcamalarını sanatı ile yolda yürüdükçe elde etmeğe gücü olan bir müslümana canı ve malı için bir tehlike yoksa, hac farz olur Yurdunda ailesine bir nafaka bırakıp bırakmaması fark etmez Ancak nafakasız kalmakla helak olmaları korkusu olunca, o zaman hac ile yükümlü olmaz)



  6. 6
    Haccın Yapılmasını Gerektiren Şartlar

    19- Haccın yerine getirilmesinin farz olmazı için beş şart vardır Şöyle ki:
    1) Beden sağlıklı olmalıdır Onun için hac görevini yerine getirebilmek için vücud sağlığına sahip olmayan kimseye hac farz olmaz Kör ve kötürüm olanlar da böyledir
    Fakat iki İmama ve İmam Azam'dan bir rivayete göre, kendisini koruyup yol gösterecek kimsesi bulunan âmâya (iki gözü köre), diğer şartlarla sahib olunca, hac etmesi farz olur
    2) Haccın yerine getirilmesi için arızî engeller bulunmamalıdır Bir kimse tutuklanırsa (hapsedilirse) veya zorla hacdan engellenirse, hac ile yükümlü olmaz
    3) Yol emniyeti bulunmalıdır Yolda tehlike bulundukça, hacca gidilmesi farz olmaz
    4) Sefer mesafesinden (en az onsekiz saatlik bir uzaklıktan) hac yapacak bir kadın için yanında kocası veya meübbeden mahremi bulunan bir erkek bulunmak şarttır Bunların akıllı, buluğa ermiş veya buluğ çağına gelmiş olmaları gerekir Beraberinde böyle bir kimse bulunmayan kadın için hac farz değildir Kendisine hac farz olan bir kadının yanında böyle bir mahremi bulunduğu takdirde, kocası onu hacdan alıkoyamaz Çünkü böyle bir farzı yerine getirmek, koca hakkından önde gelir Genç bir kadının yalnız süt kardeşi veya damadı ile hac etmesi, zamanın bozukluğu bakımından bazı alimlere göre caiz görülmemiştir
    5) Hacca gidecek kadın, kocasından boşanmış veya kocası ölmüş ise, iddeti bitmiş olmalıdır Böyle bir iddet bekleme içinde bulundukça kadın hacca gidemez Öyle ki, yola çıktıktan sonra Mekke'ye en az on sekiz saat uzak bir yerde iken kocasının orada ölmesi gibi bir sebeble iddet bekleyecek olan kadının o yerden iddeti bitmeden önce çıkmaması gerekir



  7. 7
    Haccın Sıhhatinin Şartları

    20- Hac görevinin sahih olarak yerine getirelebilmesi için şöylece dört şart vardır:
    1) İslâm olmak Bu haccın farziyetinin şartı olduğu gibi, sıhhatinin da şartlıdır Bir gayri müslim haccettikten sonra müslüman olsa dahi, önceden yapımış olduğu bu haccı sahih olmaz
    2) Özel yerlerde bulunup görev yapmış olmak Bu yerlerden maksad, Arafat ile Kabe'dir Onun için Arafat'da vakfe yapmadıkça (beklemedikçe) ve Kabe'yi tavaf etmedikçe hac sahih olmaz
    3) Belli bir vakit olmak Bundan maksad, Arafat'daki vakfe zamanıdır ki, Arefe gününün zeval vaktinden Kurban Bayramı fecrinin doğuşuna kadar devam eden bir zamandır Ziyaret tavafının vakti ise, daha önce belirtildiği gibi, hayatın sonuna kadardır Fakat bu tavafın vacib olan vakti, nahr (kurban boğazlama) günleri, Kurban Bayramının ilk üç günüdür
    Bununla beraber İfrad haccının, Temettü haccının, kıran haccının hac görevlerini (menasikini) yapmak için yine belli bir vakit vardır Bu da Şevval ve Zilkade ayları ile Zilhicce ayının ilk on günüdür Bu aylara Hac Ayları Hac mevsimi denir
    Bu aylar içinde en son hac vakti, Arefe günü ile Kurban günüdür Arefe günü Zevalden sonra Arafat'da az veya çok bulunup Bayramın ilk gününde ziyaret tavafını yapan kimse, hac farzını yerine getirmiş olur
    (Şafiîlere göre de, Arafat'da vakfe zamanı, Zilhicce ayının dokuzuncu günü zeval vaktinden sonra onuncu günün fecrine kadardır Bu zaman içinde bir an bile olsa, vakfe yeterlidir)
    4) Hac niyeti ile İhram yapmış olmak Şöyle ki: İhram, haccı veya umreyi veya her ikisini yerine getirmek için, mubah olan şeylerden bir kısmını geçici bir zaman için kendine haram kılmaktır, bunları yapmaktan sakınmaktır Bu ihram, hacca veya umreye veya hac ile umreye niyet etmek ve "telbiye" getirmekle meydana gelir Telbiye, şu sözleri (*) söylemektir
    21- İhram yapana "Muhrim" denir Muhrim olmayana da "Helâl" denir İhlâl da, ihramdan çıkmak ve bir şeyi harem sahasından dışarıya çıkarmak manasına gelir
    İhram, Beytullah için bir tazim alâmetidir Öyle ki dışardan bir iş ve ticaret için gelen bir müslüman, hac ve umre niyetinde bulunmasa da, yine ihramsız olarak Harem bölgesine giremez Bu haramdır, hürmete aykırıdır
    22- İhrama giren bir erkek, dikişli elbiselerini çıkarır Bir peştemal kuşanır Üzerine bir omuz havlusu alır Başını ve ayaklarını açık bulundurur Temizlenir, yıkanır veya abdest alır İki rekât namaz kılar Yüksek bir sesle "Lebbeykallahümme Lebbeyk" diye telbiyede bulunur Zevcesi ile cinsel ilişkiyi terk eder Zevcesini okşayıp öpmez Güzel koku sayılan misk, anber ve kâfur gibi şeyleri sürünmez Bunları yatağına da sürmez Kara av hayvanlarını avlamaz, havyanlara da hayvanı göstermez Harem bölgesindeki yeşil otları ve yeşil ağaçları kesip koparmaz Saçlarını kesmez ve kısaltmaz, traş etmez Hac veya umre işlerini tamamlayıncaya kadar bu yasakları gözetir
    Kokusundan hoşlanılacak her şey Tîb (güzel koku) sayılır
    İhrama giren kadınlar elbiselerini çıkarmazlar, başlarını ve ayaklarını açık bulundurmazlar Telbiye getirirken seslerini yükseltmezler
    23- İhrama girenlerin çadır altına sokulmaları, şemsiye tutmaları, yüzük takmaları, bellerine kemerlerini bağlamaları, kolları içine sokup giyinmeksizin sırtlarına palto gibi bir şey almaları haram değildir
    24- Yalnız farz hac için veya Temettü haccı ile Kıran haccı için Şevval ayının birinci gününden Zilhicce'nin dokuzuna kadar herhangi bir günde İhrama girilebileceği gibi, bundan önce de girilebilir Çünkü İhram haccın şartıdır Şart ise, meşrutun vaktinden daha öne geçebilir, bu caizdir Abdest almanın (taharetin) namaz vaktinden öne geçmesi gibi Ancak ihrama daha önce başlanılması, zamanın uzaması bakımından sakıncalı olacağı için mekruhtur Çünkü ihram sebebiyle yasak olan şeylerden korunmak uçun zaman için kolay değildir
    (Şafiî'lere göre hac için, hac aylarından önce ihrama girmek caiz değildir Anca umre için girilmiş olur)

    (*) "Lebbeykallahümme Lebbeyk Lebbeyke lâ şerike leke Lebbeyk İnnelhamde venni'mete leke vel-mülk Lâ şerike lek"
    Anlamı: "Allah'ım Ben senin emrine boyun eğerim ve hazırım Senin ortağın yoktur Senin davetine ihlâsla uyarım, senin ortağın yoktur Şüphe yok ki, hamd da, nimet de sana mahsustur, mülk de Senin ortağın yoktur "



  8. 8
    Mikat İle İlgili Bilgiler

    25- Hac için afaktan (Mikat dışından) gelenler için ihrama girecekleri belli yerler vardır ki, bunlar beş yerdir Bunların her birine "Mikat" denir Çoğulu "Mevakıt" dır Bunlar: "Zülhuleyfe, Zati Irk, Cuhfe, Karn, Yelemlem" denilen yerlerdir Bu yerlere gelmeden önce ihrama girebilirler Öyle ki, Süveyş yolu ile hacca gidenler "Rabiğ" hizasında ihrama girerler Burası Şamlıların mikatı olan ve Mekke'ye üç merhale uzakta bulunan, bugün izi kalmamış "Cuhfe" kasabası yakınındadır
    26- Bir hac yolcusu, ihramsız olarak mikatı geçerse, bakılır: Eğer henüz hac işlerini (menasikini) yapmaya başlamadan mikata dönerse, ihrama girerek telbiyede bulunur Böylece kendisine bir ceza gerekmez Fakat mikata dönmez de sonradan ihrama niyet ederse veya hac menasikinden birini yaptıktan sonra ihram için mikata dönerse, ceza olarak kurban (bir koyun kesmek) gerekir Haccın kaçırılmasından korkulmazsa, mikata dönmek daha faziletlidir
    27- Mekke'de bulunaların hac için mikatları, bulundukları Mekke'dir Bu şehirden ihrama girerler İsterse Mekke halkından olmasınlar Fakat Umre yapmak için Harem bölgesi dışına çıkar ve oradan, çoğunlukla "Tenîm" denilen yerden, ihrama girerler Bunun için bu yere Umre de denilmiştir
    28- Mekke şehri çevresinde belli bir sahaya "Mekke Haremi, Harem Bölgesi" denir Bu bölgenin dışında olup mikatlara kadar uzayan sahaya da "Hill" adı verilir
    Hill Bölgesinin Mekke'ye en yakın yeri, batı tarafından üç-dört mil uzaklıkta bulunan "Ten'îm" adındaki yerdir
    Hill sözü, ihrama son vermek manasına da kullanılır
    29- Harem Bölgesi ile mikatlar arasında bulunan kimseler, bulundukları yerlerden veya Mekke içinden ihrama girerler Bunların yakınlıkları sebebi ile Mekke'ye girip çıkmaları çok olacağından onlara böyle bir kolaylık gösterilmiştir



  9. 9
    Haccın Farziyetinin Sebebi ve Edasının Fevrî Olup Olmadığı

    30- Haccın farz olmasına sebeb Beytullah'ın (Kabe'nin) bulunmasıdır Bu kutsal mabedi ziyaret için Yüce Allah'ın emri ile hac farz kılınmıştır Bu sebeb tekerrür etmediği için haccın farziyeti de tekrarlanmaz Mükellef olan kimsenin ömründe bir defa hac etmesiyle bu farz yerine getirilmiş olur Öyle ki, akıl ve baliğ olan bir müslüman fakir iken yürüyerek hac etmiş olsa, sonradan zengin olmakla tekrar hac yapması gerekmez
    31- Hac, Hazret-i Peygamberin hicretlerinin dokuzunca yılında farz kılınmıştır Bu sene Resûlüllah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından Ebû Bekir Es-Sıddık (radıyallahu anh) Hac Emiri tayin buyurulmuştu Hicretin onuncu yılında da Peygamber Efendimiz Mekke'ye yönelerek hac farizasını yerine getirmişlerdi
    32- Hac farizasını yerine getirmeye gelince, bu fevrî (farz olunca hemen yerine getirilmeli) midir yoksa ömrî (ömrü içinde yapılması yeterli) midir? Burada iki görüş vardır Bir görüşe göre, hac farizası ömrîdir Yükümlü bunu hayatta bulundukça dilediği sene yapabilir Geciktirmesinden dolayı günah işlemiş olmaz Ancak hac farizasını yapmadan ölürse günahkâr olur
    Fakat sahih görülen diğer bir görüşe göre, bunun edası (yerine getirmesi) fevrîdir Şartlarını kendinde toplayan kimsenin hemen zamanında hacca gitmesi ona farz olur Bu tarihte hacca gitmezse günah işlemiş olur Öyle ki, sonradan bu şartları yitirse, hac üzerine borç kalır, bundan sorumlu bulunur
    33- Hac aylarında (hac mevsiminde) hac şartlarını kendinde toplayan ve yolculuğu için yeterli bir müddet bulunan kimseye de hac farz olur Bu haccın farziyetinin yerine getirilmesi de bir görüşe göre ömrî ise de, daha sahih görülen diğer bir görüşe göre fevrîdir (hemen o mevsimde hac yapmak gerekir)



  10. 10
    Haccın Farziyetindeki Şer'î Hikmetler

    34- Bilindiği üzere hac, İslâmın beş önemli esasından biridir "İslâm dini beş esas üzerine kurulmuştur," hadis-i şerifi bunu bildirmektedir
    Hac, şartlarını kendinde toplayan her müslüman için çok kutsal bir farzdır Namaz ile oruç birer bedenî ibadettir Zekât malî bir ibadettir Hac ise hem bedenî, hem de malî bir ibadettir Bu farz, hem bedende olan sıhhat ve selâmetin, hem de mal varlığının bir şükür görevi demektir
    Haccın yapılmasındaki değişik usul ve adap, insanın ezelî ve ebedî olan mabuduna yapacağı tazimatın, göstereceği kulluk tarzının, arzedeceği ihtiyacın en mükemmel şeklini kapsar
    35- İlim ve hikmet sahibi olan yaratıcımızın kutsal bir mabedini ziyaret ederek Yüce varlığına temiz kalble ve samimî duygularla yalvarıp yakarmak ve hürmette bulunmak, bir kul için ruha ferahlık veren yüksek bir mana taşır
    Bundan başka bütün müslümanların kıblesi olan ve İbrahim aleyhisselâm gibi büyük bir peygamberin makamını içinde bulunduran yüce bir mabedde yapılacak ibadet ve duaların sevap ve mükâfatına nihayet yoktur
    Resûlüllah Efendimizin içinde doğup büyüdüğü, İslâm güneşinin ilk doğmaya başladığı, İslâmiyetin binlerce kutsal anılarını içinde saklamış bulunduğu mübarek bir beldeyi ziyaretteki feyiz ve bereket de her türlü düşüncenin üstündedir
    36- İslâm âleminin doğusundan ve batısından temiz bir heyecanla akın edip gelen binlerce dindaşın böyle kutsal bir yerde toplanmaları, aralarındaki din birliğini ve din kardeşliğini, din sevgisini canlandırmaları ve birbirlerinin durumlarını öğrenerek fikir alış-verişinde bulunmaları ne kadar büyük değer taşıyan bir harekettir
    Yolculuğun sağlık ve fikir yönünden sosyal faydalarını kabul eden yabancı milletler, dince mecbur olmadıkları halde, birçok zorluklara katlanarak dünyanın en uzak yerlerini gezip dolaşıyorlar İslâmiyet ise, en yararlı bir yolculuğa bir kutsal ruh ve mecburiyet vermiş, müslümanları böyle bir yolculuğun sonsuz maddî ve manevî bereketlerinden faydalanmıştır
    37- Farz olan hac görevini bir anlayış içerisinde yerine getirecek müslümanların bundan ne kadar faydalanacakları pek aşikârdır Hele bu farzı yerine getirme mutluluğuna kavuşan anlayışlı bir müslümanın bu sayede birçok bilgiler kazanarak aydınlanacağı ve sonra dönüp kendi çevresini birçok yönden uyararak aydınlatacağı da şüphesizdir
    38- Sonuç olarak denir ki, haccın farz oluşundaki hikmet ve yararlar pek büyüktür İslâmın yayılmasına ve yükselmesine yöneliktir Zaten İslâm dininin emir ve tavsiye ettiği hangi ibadet vardır ki, o müslümanların maddî ve manevî alanlardaki yükselmesini ve bereketini sağlamasın? Yeter ki müslümanlar kendi kutsal dinlerinin bu emir ve öğütlerini gereği üzere değerlendirerek yerine getirmeye çalışmış olsunlar
    Ne mutlu mal varlığına ve beden sağlığına sahip olup da bu ve buna benzer din görevlerini yerine getirip başaranlara!

    DEMAMI 2 SAYFADA



  11. 11

    --->: Hac ile ilgili bütün konular [Hanefi Mezhebi]

    Haccın Vacipleri
    39- Haccın vacibleri şunlardır:
    1) İhrama mikat denilen yerlerden başlamak:
    Medine-i Münevvere tarafından hacca gidenler "Zül-Huleyfe"den, Irak, Horasan ve Maveraünnehr halkı "Zati Irak"dan,
    Şam, Mısır ve Mağrib halkı "Cuhfe" hizasındaki bir yerden (Rabiğ hizasından),
    Necidliler "Karn" dan,
    Yemenliler de "Yelemlem"den ihrama girerler
    Yolları bu mikatlardan birine rastlamayan müslümanlar da, bunlardan birinin hizasında bulunacak bir yerden ihrama başlarlar
    2) İhramın yasaklarını terk etmek: Dikişli elbise giyilmesi, av avlanması, ihramda iken saçların kesilmesi, çirkin söz söylemesi gibi
    3) Arafat'da zevalden sonra güneş batıncaya kadar durmak
    4) Kurban Bayramının birinci gününün fecrinden sonra ve güneşin doğmasından önce, bir saat bile olsa, Müzdelife'de durmak
    Müzdelife, Mekke'ye dört ve Arafat'a iki saatlik mesafede bulunan bir yerin adıdır
    5) Dört şavtı farz olan Ziyaret Tavafını yediye tamamlamak
    6) Ziyaret tavafına nahir (kurban kesme) günlerinden birinde (12 ve 3 günlerde) yapmak
    7) Sader (veda) tavafı yapmak Bu mikat dışından gelen ve afakî denilen hacılara aittir ki, bu veda tavafından ibarettir
    8) Tavaf esnasında abdestli olmak ve avret yerleri tamamen kapalı bulunmak
    9) Kabe'yi tavaf daima Hacer-i Esved'in bulunduğu yerden (onun karşısından) başlayıp Kabe'yi sola alarak tavaf etmek Bunu yürüyerek yapmak Hastalar ve güçsüzler omuzlar üzerinde taşınarak tavaf ettirilir
    10) Her tavaftan (yedi şavttan) sonra iki rekât namaz kılmak
    11) Tavafları Hatîm denilen yerin dışında yapmak Şöyle ki: Kabe'de "Rükn-i Irakî" denir Kabe'nin altın oluğu, bu iki rüknün arasında ve Hanefî Makamının önündedir Bu oluğun akacağı yarım dairelik yer, bir yarım duvarla çevrilmiştir Bu duvara "Hatîm=Hazret-i İsmail" ve bunun kuşattığı o yere de "Hicrü'l-Kâbe" denir Bu yerin bir kısmı Kabe'den sayılır Orada namaz kılınır, dua edilir Fakat bu yerin Kabe'den olduğu, ahad haberi (tek kişilerin rivayeti) ila sabit olduğundan Beytullah'a yüzü çevirmeksizin bu duvara karşı namaz kılınmaz Bu duvarın her iki tarafı açıktır İşte Harem-i şerif için bu duvarın arkasından Kabe tavaf edilir ki, bu vacibdir
    12) Hac mevsiminde Safa ile Merve arasında yürümek (Sa'y etmek) ve buna Safa'dan başlamak Özürleri olmayanları bunu piyade olarak yapmaları
    Safa ile Merve, Mescid-i Haram'ın hemen civarında yüksekçe birer tümsektirler Bunlar, gidiş dönüşü olan büyük bir cadde ile birbirlerine bağlıdırlar Safa'dan başlayıp Merve'ye dört ve Merve'den Safa'ya üç defa gidip gelmek vacibdir Bu yedi gidiş ve gelişe "Sa'y" denir Her defa Kabe görülünceye kadar tümseklerin üzerine çıkılır Şimdi Merve tarafında yüksek binalar bulunduğu için Kabe oradan görülememektedir
    Farz hac için yapılan sa'y Kudüm ve Ziyaret tavaflarından sonra yapıldığı gibi, Umre için yapılan sa'y, Umre tavafından sonra yapılır
    Bu sa'y yerine "Mes'a" denilir Eni yaklaşık 20 metre, uzunluğu da 500 metredir
    (İmam Şafiî'ye göre sa'y, haccın ve umrenin bir rüknüdür Bunu yapmadan hac ve umre tamam olmaz)
    Bu şekilde hareket etmek, bütün kâinatın sahibi ve yaratıcısı bulunan Yüce Allah'a tazim ve dilekleri arz için Beytullah'ın mukaddes kapısı önünde şevk ve heyecanla gidip gelmenin, dileklerin kabulünü beklemenin bir işareti demektir
    13) Mina denilen yerde küçük taş yığınlarına (cemrelere) ufacık taşları atmak Buna "Remy-i Cemerat = Taşları atmak" denir Şöyle ki:
    Mekke şehrine iki saatlik mesafede bulunan Mina kasabasında birbirine bir ok atımı kadar uzak üç yerde üç taş yığını vardır Bunlara Mina'dan Mekke'ye doğru sırası ile: "Cemre-i Ula, Cemre-i vusta, Cemre-i Akabe" adı verimiştir Bu taş yığınlarının her birine Kurban Bayramının birinci, ikinci ve üçüncü günlerinde: "Bismillâhi Allahu Ekber" denilerek yedişer taş atılır Bu yedi taş birden atılsa, yeterli olmaz, bir taş yerine geçer
    Bu taşlar üç metre uzaklıktan atılır Taşların cemre yakınlarına düşmesi de yeterli olur İki metre kadar uzağa düşenler yeterli olmaz Yeniden atılmaları gerekir
    Taşları atacak olan şahıs hasta olsa, eline konulacak taşları atar veya bu taşları onun adına başkası atar Baygın düşen kimse adına da taşları başkası atar Hac işlerinde böyle başkası yerine görev yapmak, zaruret sebebiyle caizdir
    Akabe Cemresinde ilk taş atmakla Telbiye'ye son verilir Artık "Lebbeykallahümme Lebbeyk" yapılan telbiyelere bu anda karşılık manevî mükâfat verilmiş olur
    (İmam Malik'e göre, Arefe gününün zevalinden sonra Telbiye'lere son verilir Çünkü o gün Anafat'da durmakla yapılan ibadetler kabul olunmuş ve haccın büyük bir rüknü yerine getirilmiş olur)
    Bu taşların atılmalarındaki hikmet, Yüce Allah'ın ilminde saklıdır Bu bizim için gerekli olan bir ibadet emridir Biz bunu yapmakla Yüce Allah'ın emirlerine kayıtsız şartsız itaat ve bağlılığımızı göstermiş oluruz Bir de kötü ruhlara ve şeytan vesvesesine karşı olan nefretimizin bir işareti ve belirtisidir Hazret-i İbrahim aleyhisselâm'ın sünnetine bağlılığın da ince bir anlamını taşır
    14) Mina'da taşları attıktan sonra kurban kesmek Bundan sonra da Harem bölgesi içinde ve kurban bayramının ilk üç gününden birinde saçları traş etmek veya kısaltmak Şöyle ki:
    Kurban kesmek, hac ile umrenin her ikisini yapanlara vacibdir Bu görevi yapmak, hac ile umreyi birlikte yerine getirme nimetine şükür karşılığıdır Yalnız farz hac yapan ve mikat dışından gelenlere, misafir olduklarından kurban kesmek vacib değildir İsterlerse nafile olarak kesebilirler
    Kadınlar saçlarının ucundan biraz kırkarlar
    40- Saçları traş etmeğe Halk, biraz kısaltmağa da Taksîr denir Bunları yapmak, İmam Azam'a göre belli bir yer ve zamana bağlıdır Yalnız Harem bölgesinde ve kurban kesme günlerinde yapılabilirler
    İmam Ebû Yusuf'a göre bunlar bir yere ve zamana bağlı değildir Bunlar sonradan başka bir yerde de yapılabilir İmam Muhammed'e göre zamana bağlı değilse de, belli bir yere bağlıdırlar Buna göre, kurban kesme günlerinden sonra da yapılabilir Fakat Harem bölgesinde yapılması şarttır Başka bir yerde yapılırsa, ceza olarak bir koyun kurban etmek gerekir
    Traş olmak (halk), taksirden (saç kısaltmaktan) daha faziletlidir Saçsız olanlar başlarının üzerine usturayı gezdirmekle bu vacibi yerine getirmiş olurlar
    41- Haccın vaciblerinden birini terk etmek, haccın sıhhatına engel olmaz Fakat ceza olarak yalnız kurban kesmek gerekir Kurbanın eti Mekke fakirlerine dağıtılır Bununla beraber terk edilen bir vacib yeniden yapılınca, ceza düşer Abdestsiz yapılan bir tavafı yeniden yapmak gibi


    Muminem --->: Hac ile ilgili bütün konular [Hanefi Mezhebi]

  12. 12
    Haccın Sünnetleri
    42- Farz haccın sünnetleri şunlardır:
    1) İhrama girerken gusletmek veya abdest almak Bu yıkanma, yalnız temizlik maksadı iledir Bundan dolayı hac için ihrama girecek bir kadın adet görmekte veya lohusa ise, temizlik için yıkanması sünnettir
    2) İhramın sünneti niyetiyle iki rekât namaz kılmak Bu namazın ilk rekâtında "Kâfırûn" sûresinin ve ikinci rekâtında "İhlâs" sûresini okumalıdır
    3) İhram için beyaz ve temiz iki parçadan ibaret örtüye burünmek Bunların yenisi ve beyaz renklisi, yıkanmışından ve başka renklerden daha iyidir
    4) İhramdan önce gülyağı gibi hoş koku sürünmek
    5) İhramdan sonra her seher vaktinde, her namaz kılışta, her yokuşa çıkışta ve inişte, her yolcu kafilesi ile karşılaşmada orta bir sesle üç defa Telbiye getirmek (Lebbeykallahümme Lebbeyk demek)
    6) Telbiyelerden sonra, Peygamber Efendimize çokça salât ve selâm okumak
    7) Salât ve selâmdan sonra Yüce Allah'a yalvarmak ve özellikle şu duayı (*) okumak
    İmam Muhammed'e göre, belli ve aynı duayı devamlı olarak yapmak, kalbin ince duygusunu giderir ve samimiyete aykırı olur Bir alışkanlık halini alarak tam bir anlayışla yapılmamış bulunur Onun için herkes dilediği şekilde dua etmelidir, bu müstahabdır Bununla beraber Peygamber Efendimizden nakledilen duaları bereketlenme maksadı ile okumak güzeldir
    8) Mekke-i Mükerreme'ye girmek için yıkanmak ve gündüz vakti girmek, Kabe'yi görünce dua etmek, Beytullah'ın önünde tekbir ve tehlilde bulunmak
    9) Afakî olanlar (Mikat dışından gelenler) için kudüm tavafı yapmak geç kalıp da Mekke'ye girmeden Arafat'a çıkanlardan bu Kudüm tavafı düşer
    10) Mekke'de bulundukça zaman zaman nafile olarak tavaf etmek
    11) Ziyaret tavafının ilk üç şavtında erkeklerin "Remel" yapmaları (adımlarını kısaltarak ve omuzlarını silkerek çalımlı bir şekilde yürümeleri) Bu hareket hacıların güç ve sağlamlığına bir işarettir
    Resûllüllah Efendimiz kaza olarak yerine getirdikleri Umre haccı esnasında ashab-ı kiramla beraber bu şekilde tavaf ederek, karşıdan seyreden ve ashab-ı kiramın zayıf düştüklerini sanan Mekke'lilere müslümanların kuvvet ve yiğitliğini göstermek istemişti Peygamberimizin bu sünneti hâlâ uygulanmaktadır
    Bu Remel, Kudüm Tavafında yapılabilirse de, Ziyaret Tavafında yapılması daha faziletlidir Sader Tavafında ise yapılmaz
    13) Safa ile Merve arasında Sa'y ederken oradaki iki yeşil direk (ışık) arasını erkeklerin koşarak geçmeleri ve sonra yavaşlamaları
    Bu hızlı yürüyüşe "Hervele" denilir
    14) Zilhicce ayının yedinci günü öğle namazından sonra Mekke'de tek bir hutbe okunup insanlara hac işlerini (menasiki) öğretmek
    15) Zilhicce'nin sekizinci günü, güneşin doğmasından sonra Mekke'den Mina'ya çıkmak ve o gece Mina'da kalmak Mina Harem Bölgesindedir
    16) Zilhicce'nin dokuzuncu günü, güneşin doğuşundan sonra Mina'dan Arafat'a çıkmak
    Arafat'da en büyük İslâm idarecisi veya onun görevlendireceği kimse, öğle namazı ile ikindi namazını birlikte olarak öğle vaktinde kıldırır Zevalden sonra ve namazdan önce iki hutbe okur İnsanlara Arafat ile Müzdelife'de bir müddet durup beklemelerini (vakfe yapmalarını) söyler ve hac ile ilgili bazı bilgiler verir
    17) Kurban Bayramının ilk gününde bir hutbe okumak ve haccın geri kalan görevlerini anlatmak Bu hutbe ile beraber üç hutbe okunmuş oluyor
    18) Arafat ve Müzdelife'de kılınan namazlarda yalvarıp yakararak dua etmek ve göz yaşları dökmek veya döker gibi bir tavır takınmak Hem kendisi, hem de ana-babası için ve bütün müslümanlar için hayırlı dualar yapmak
    Arafat, Harem bölgesi dışında bulunan bir sahadır Burada hacıların duruşu cuma gününe rastlasa, cuma namazı kılınmaz
    19) Güneşin batışından sonra Arafat'dan yavaş yavaş inmek Müzdelife'ye varıldığı zaman gelip geçenlere engel olmamak için vadiden yüksekçe bulunup "Meş'ar-i Haram" denilen "Kuzah" tepesi yakınında konaklamak
    20) Bayram gecesi Müzdelife'de kalıp Bayram sabahı Mina'ya inmek Nahr, (kurban kesme) günlerinde bütün yol eşyası ile beraber Mina'da kalmak
    21) Mina'da taşlar atılırken Mina'yı sağa ve Mekke'yi sola almak Sırasıyla önce Cemre-i Ula'yi, sonra Cemre-i Vusta'yı, daha sonra Akabe Cemresini taşlamak ve bu son cemrede taşları aşağıdan yukarıya doğru atıvermek
    22) Taşlamaya ilk gün, güneşin doğması ile zevali arasında, diğer günlerde ise zeval ile güneşin batışı arasında başlamak
    23) Mina'dan Mekke'ye acele inmek İsteyen kimse için Zilhicce'nin on ikinci günü güneşin batışından önce yola çıkmak Güneşin batışına kadar beklemek günahtır
    24) Mina'dan Mekke'ye inerken Muhaseb ve Ebtah denilen düz bir yerde azıcık duraklamak
    25) Veda tavafından ve iki rekât namazdan sonra Zemzem suyundan, Kâbeye bakarak ayakta kana kana içmek ve bu mübarek sudan başa ve bedene dökünmek
    26) Hacer-i Esved ile Kabe kapısı arasında bulunan Mültezem isimli yere göğsünü ve yüzünü koyup sürüvermek
    27) Kimseye zahmet vermeksizin Kabe'nin örtülerine yapışıp duada bulunmak Kabe içine girmek mümkün olunca, tam bir edeb ve hürmetle girip iki rekât namaz kılmak
    Kâbenin örtüsüne sarılmak, Mültezem'e sürünmek, Allah'ın rahmetine yakınlığın bir nişanıdır Beytullah'a olan muhabbetin ve Yüce Allah'ın mağfiretini ısrarla istemenin ve Vacib Teâlâ Hazretlerine sığınmanın bir işaretidir
    28) Medine-i Münevvere'ye gidip Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i ziyaret etmek
    Haccın sünnetlerini terk eden faziletten mahrum kalır Daha doğrusu günâh işlemiş olursa da, üzerine kurban kesmek gibi bir ceza gerekmez
    (Şafiîlere göre, Arefe gecesi Mina'da kalmak sünnettir Teşrik (bayram) gecelerinde kalmak ise vacibdir)

    (*) Anlamı: "Ey Allah'ım! Ben senden rızanı ve cennetini dilerim Gazabından ve ateşinden sana sığınırım"



  13. 13
    Haccın Edebleri
    43- Hac yolculuğunda bulunacak kimselerin gözetecekleri bir kısım edebler vardır Başlıcaları şunlardır:
    1) Tam helâl bir mal ile hac etmelidir Çünkü helâl olmayan bir mal ile hac yapılması haramdır
    2) Yola çıkmadan önce, kul borçları varsa ödenmelidir
    3) Günahlardan tevbe etmeli, kazaya kalmış ibadetler varsa, onları kaza etmelidir
    4) Gösterişten, öğünüp böbürlenmekten, süs ve saltanattan sakınmalı, tevazu içinde olmalıdır
    5) Hac yolculuğu üzerinde bilgi ve tecrübe sahibi kimselerle istişare yapılmalıdır
    6) Kimlerle arkadaş olacağına, hangi yoldan ve hangi vasıtalarla yolculuk yapacağına dair "İstihare" yapmalıdır (İki rekât namaz kılarak Allah'dan hayırlısını istemelidir)
    7) Gerekirse kendisine yol gösterecek, yardımda bulunacak ve sabır tavsiye edecek iyi bir arkadaş edinmelidir
    8) Yolda arkadaşları ile ve diğer yolcularla çekişip dövüşmekten sakınmalıdır
    9) Düşmanları varsa, onları bağışmalaya ve anlayışla karşılamaya çalışmalıdır
    10) Hac yolculuğuna ay başında perşembe günü veya pazartesi günü sabahleyin çıkmalıdır
    11) Ailesi, komşusu ve dostları ile vedalaşmalı ve onların dualarını dilemeli Bunun için onlan ziyarete gitmelidir Onlar da kendisini hac dönüşünde karşılanmalıdır ki, bu da bir sünnettir
    12) Hacca giderken ve hacdan dönünce evinde iki rekât namaz kılmalı ve dua etmeli



  14. 14
    Farz Hac Üzerinde Uygulama
    44- Hac görevini vacibleri, sünnetleri ve edebleri ile yapacak olan kimse, şu şekilde hareket eder:
    1) Helâl ve temiz bir mal elde eder Ödenmesi gerekli borçları varsa, onları öder Kazaya kalmış ibadetleri varsa, mümkün olduğu kadar onları kaza eder Günahlarından tevbe eder ve Allah'dan mağfiret diler Kendisini kötü söz ve hareketlerden korur Güzel ahlâklı olmaya çalışır Tevazu hali içinde bulunur Yola çıkacağı zaman evinde iki rekât namaz kılar "Bismillahi tevekkeltü alellahi lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" diyerek Allah'a sığınır Ailesi, komşusu ve dostları ile vedalaşarak yola çıkar
    2) Mikat denilen yerlerden birine varınca yıkanır veya abdest alır Giderilmesi gereken fazla kılları yok eder, tırnakları keser Elbiselerini çıkarır Beyaz ve temiz olan iki parçadan ibaret dikişsiz havlulara bürünür Hoş kokulu şeylerden sürünür Başını açık ve ayaklarını çıplak bulundurur Üstleri açık ve topukları kısa olan ayakkabı giyer İhram için iki rekât namaz kılar İhrama niyet edip: "Allahümme innî ürîdü'l-hacce, feyessirhu lî ve tebabbelhü minnî = Ya Rabbi! Ben hac etmek istiyorum, onu bana kolaylaştır ve onu benden kabul et" diye dua eder Sonra "Lebbeykallahümme Lebbeyk" diye telbiyede bulunur
    3) Böyle ihrama girdikten sonra, eğer zevcesi yanında ise, onunla ilişkide bulunmaz, öpmez ve okşamaz Dikişli elbise giyinmez Artık hoş kokulu şeyler sürünmez Saçları kesmez ve kıllarını gidermez, tırnaklarını kesmez Güvercin ve geyik gibi kara av hayvanlarını avlamaz Yeşil ağaçları ve otlan kesip koparmaz Kötü ve çirkin sözler söylemez Arkadaşları ve başkaları ile çekişmez Fakat yıkanabilir ve para kesesini (kemerini) beline bağlayabilir
    4) Her namaz kıldıkça ve yolcu kafilelerine her rastladıkça, yokuş çıkınca ve yokuştan inince, yüksek sesle "Lebbeykallahümme Lebbeyk" diye telbiyede bulunur Mekke'ye varacağı zaman yıkanır veya abdest alır, Mekke'ye girince, hemen mescid-i Haram'a koşar Beytullah'ı görünce telbiye getirir, "Allahü Ekber" diye tekbir alır, "Lâ İlahe İllallah" diye tehlilde bulunur Salât ve selâm okuyarak: "Allahümme zid beyteke teşrîfen ve tazimen ve tekrimen ve birren ve mehabeten = Ey Allah'ım! Beyt-i şerifine mahsus teşrifi, tazimi, teklimi, ihsan ve yüceliği artır," diye dua eder
    Sonra Hacer-i Esved tarafına yönelerek tekbir alır Hacer-i Esvedi selâmler Mümkünse, kimseye eziyet vermeden onu öper veya elini sürer Sonra da Kabe'yi sola alarak Hatîm'in dışından Kudüm Tavafına başlayıp remel yapar (adımlarını kısaltıp omuzların silkerek çalımlıca yürür) Her dolaşmada Hacer-i Esved'in karşısına gelince onu selâmlar Bu tavafı tamamladıktan sonra İbrahim aleyhisselâm'ın makamında, eğer kalabalık ise Mescidin uygun bir yerinde iki rekât namaz kılar Sonra yine Hacer-i Esved'i selâmlar!
    5) Böylece Kudüm Tavafını tamamladıktan sonra Sa'y için Safa ile Merve caddesine çıkar Önce Kabe'yi görebilecek şekilde Safa tümseğine çıkar Kabe'ye yönelerek tekbir ve tehlil getirir, salât ile selâmda bulunur Sonra buradan Merve'ye doğru gider Yolda bulunan iki yeşildirek (ışık) arasında biraz koşar Bu şekilde dört defa Safa'dan Merve'ye karşı tekbir ve tehlil getirir, salât ve selâmda bulunur Böyle her gidiş gelişte telbiye yapar Koşarak Yürüdüğü zaman: "Allahümme'ğfir verham ve tecavez amma ta'lem Feinneke entel'aliyyül'azîm = Ya Rabbi! Bağışla ve merhamet et Bildiğin kusurlarımıza bakma Şübhesiz ki sen, yücesin, büyüksün," diye dua eder
    Bu gidiş ve gelişin (Şavtların) arka arkaya yapılması daha faziletlidir Ara vererek yapılması da caizdir
    6) Yalnız hacca (İfrad hacca) niyet etmiş olan kimse, böyle sa'y ettikten sonra da Mekke'de yine ihramlı olarak kalır Kıran hacca niyet eden de böyledir Dilediği zaman Kabe'yi tavaf eder Zilhicce'nin sekizinci (terviye) gününde sabah namazını yine ihramlı olarak Mekke'de kılar Sonra Mina'ya çıkar Orada arefe gününün sabah namazını kılıncaya kadar durur Sonra Arafat'a gider O gün güneş batınca da, Arafat'dan Müzdelife'ye yönelip geceyi Müzdelife'de geçirir Akşam namazını yolda kılmayıp onu yatsı namazı ile bareber Müzdelife'de imamla kılar Kurban Bayramı gününün fecri doğunca hemen sabah namazını kılar Sonra Müzdelife'de "Meş'ar-i Haram" denilen yere gider ve orada biraz durur Bütün bu yerlere gidiş gelişlerde telbiyede bulunur
    7) Meş'ar-i Haram'da iken fecir tamamen açılınca henüz güneş doğmadan Mina'ya doğru vakar ve sükûnetle yürümeye başlar Mina'da "Akabe Cemresi" denilen yere yedi küçük (nohut büyüklüğünde) taş atar Bu taşları sağ elinin baş parmağı ile şehadet parmağı arasında tutarak atar Her birini attıkça tekbir getirir Taşları atınca orada beklemez Sonra dilerse kurban keser Ondan sonra traş olur veya saçlarının uçlarından parmak uçları kadar kırpar Bunları yapınca bütün ihram yasakları kendisine helâl olur; yalnız zevcesi ile yine ilişki kuramaz
    8) Bundan sonra aynı günde (Bayramın birinci gününde) veya ikinci ve üçüncü gününde Mekke'ye inip Ziyaret Tavafı yapar Kudüm tavafında Remel yapmamış ise, bunu Ziyaret Tavafının ilk üç devresinde yapar Bu tavafı bitirince iki rekât namaz kılar Artık bu farz olan Ziyaret tavafından sonra zevcesi ile ilişki kurabilir Böylece bütün hac yasakları kalkmış olur
    Ziyaret Tavafı için, Mina'dan Mekke'ye Bayramın birinci günü inmek daha faziletlidir
    9) Ziyaret Tavafını yaptıktan sonra tekrar Mina'ya gider Cemrelere taş atmak için üç gün Mina'da oturur Bayramın ikinci günü zeval vaktinden sonra, Mina'daki "Mescid-i Hayf yakınında bulunan Cemr-i Ula'dan başlayarak cemrelerin üçünü de taşlar Şöyle ki: Yürüyerek önce Cemre-i Ulâ'ya, sonra Cemre-i Vusta'ya yedişer taş atar Her taşı atarken tekbir alır Bu iki cemreden her birinin yanında bekleyerek hem kendisine, hem ana-babasına, hem de din kardeşlerine dua eder Sonra Cemre-i Akabe yakınına gider Buna da yedi taş atar; ancak burada dua için durmaz
    Bayramın üçüncü gününde de, zevalden sonra bu şekilde cemreleri taşlar Eğer Mina'da iken Bayramın dördüncü günü de girecek olsa, o gün de böyle taşları atar Bu güne ait olmak üzere cemre taşları zevalden önce de atılabilir Bu şekilde atılan taşların sayısı yetmişe ulaşır Bu taşlar Müzdelife'de iken veya Mina'ya gelirken toplanır İhtiyat olarak taşlar yıkanır Bu taşları, cemrelerde biriken taşlardan alıp atmak mekruhtur
    10) Bundan sonra tekrar Mekke'ye döner veya yolda "Muhassab" denilen düzlükte biraz durup dinlenir Ondan sonra Mekke'ye giderek Harem-i şerife varır Veda Tavafını yaparak iki rekât namaz kılar Sonra Zemzem kuyusunun yanına gider ve Beytullah'a karşı durup kana kana içer Bu su ile yüzünü ve başını yıkar Mümkünse bedenine de döker İçtikçe şöyle dua eder:
    "Allahümme es'elüke ilmen nafıan ve rızkan vasian ve şifaen minkülli dâin = Allah'ım! Ben senden faydalı ilim, geniş rızık ve her hastalıktan şifa dilerim"
    11) Zemzem suyunu içtikten sonra Kabe'nin yüksek eşiğini öper İmkân bulursa içine girip iki rekât namaz kılar Yüzünü duvarına sürüp Yüce Allah'a hamd eder ve mağfiret diler Tam bir edeble tekbir ve tehlil getirerek Mültezem'e gelir Yüzünü ve göğsünü oraya kor Kabe'nin örtüsüne yapışarak dua eder Artık Mekke'de kalmayacaksa, yüzünü Beytullah yönünden ayırmayarak ayrılık üzüntüsü ve kederi ile ağlaya ağlaya veya ağlar gibi bir durumda arka arka çekilip Harem-i Şerifden çıkar Dilediği gün memleketine döner
    Bu hac görevlerini (menasikini) yapmada kadınlar da erkekler gibidir Ancak kadınlar âdetleri üzere elbiselerini giyinmiş, başlarını ve ayaklarını örtmüş bulunurlar Bununla beraber yüzlerine dokunmamak üzere bir örtü (peçe) de kullanabilirlir Telbiyelerde seslerini yükseltemezler Tavafda ve Safa ile Merve arasında hızla yürümezler İhramdan çıkmak için saçlarının uçlarından biraz kesmekle yetinirler Hacer-i Esved'i selâmlamak için erkeklerin arasına sokulmazlar
    Adet görmeye başlayan bir kadın, haccın bütün görevlerini yapar Fakat bu hali ile tavaf yapamaz Tavafı sonraya bırakır Bu geciktirmeden dolayı kendisine kurban kesmek veya başka bir ceza gerekmez
    Ziyaret Tavafından sonra âdet gören kadından vacib olan veda tavafı düşer



hac konusunda mezheplerin görüşleri,  hanefi mezhebi bayan için ihram yasakları,  hacla ilgili mezheplerin görüşleri,  hanefide hac,  hanefi mezhebinin uygulanış biçimi,  hanefi mezhebinde hac farkliliklari,  hanefilerde hac