Hac ve İlgili Konular ve İslamda Hac ve Önemi Forumundan Islami Hacc Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Islami Hacc

    Reklam




    İSLAMİ HACC

    Tarihi rivayetler, hac’ın üç devreden geçtiğinden bahsederler Tevhit inancının ilk mabedi, ibadet yeri, merkezi olan Kâbe’yi, ilk inşa edenler Hz İbrahim (as) ve oğlu Hz İsmail’ (as) dır İlk hac edenler, ilk tavaf edenler de onlardır Yine ilk defa Hz İbrahim’dir insanları Beytullah’ı ziyarete çağıran Allah’ (cc) de bu çağrıyı tüm insanlara, tüm çağlara duyurmuştur İnsanlar tevhit dinine şirk karıştırıncaya, Kâbe’nin içini ve çevresini putlarla dolduruncaya kadar geçen sürede yapılan tüm hac ziyaretleri, İbrahim’i dinin (İslam) adlandırılması ile Hanif haccı olarak nitelenecektir

    Puta tapıcılık ya da şirk koşmak; Allah’tan başka ilah ve rab edinmektir Yani; Allah’a ait niteliklerin (yaratma, şekil verme, yoktan var etme, kusursuz bir düzen kurma, gaybi bilme, kural koyma, emretme, rızıklandırma, koruma, sıkıntılı hallerde karşılık verme, yaşatma, her şeye bir süre verme, amir ya da memur kılma, zengin ya da fakir yapma, öldürme, hükmüne karşı konulamama… Vs bu nitelikteki işleri yapabilmek için de her şeye gücü yetme) isterse bir kısmının veya bir tekinin Allahtan başka varlıklarda ( kişi, grup, ırk, şirket, marka, servet, ordular, güç, devlet gibi günlük hayattaki somut ve maddi; melekler, peygamberler, tabiat güçleri, şeytan, geçmiş kahramanlar gibi soyut ve tasarlanmış yaratıklar olsun fark etmeyecektir Çünkü bunların tamamı, kendilerine fayda ve zarar bile veremeyecek kadar acizdirler) olduğunu da kabul etmenin adıdır İşte bu varlıklardan her hangi birinde bu niteliklerin var olduğunu kabul etmek ve dolayısı ile ona uygun olarak düşünmek ve davranmak, Allah ile birlikte başkasına da tapmaktır Tapınma niyeti güdülmese de yapılan işlem puta tapıcılıktır, şirk koşmaktır

    Hz İbrahim’den sonra gelen kavimler saf tevhidi öğretiyi bozmuşlar; Allah’a tapınmanın yanında Allah gibi gördükleri varlıklara da tapınmaya, kulluk etmeye, ibadet edip teslim olmaya, Allah’a olduğu gibi onlara da itibar etmeye başlamışlardı Dolayısı ile bu devrede ve Mekke’deki cahili toplum zamanında kutlanan hac da olduğu gibi, putperest haccı olarak nitelenen haccı ifa ediyorlardı Hz Muhammed (as) da bu dönemde risalete başlamış, diğer zamanlarda kavmine olduğu gibi, hacc zamanlarında da Kâbe’yi ve putlarını ziyaret gelen Arap topluluklarına tevhidi davette bulunmuştu Bu arada kendisi de İbrahim’i geleneğe en uygun şekilde ama müşriklerle birlikte haccı ifa etmiştir
    İslami hacc; hicretin dokuzuncu, miladi 630 yılında emredilmiştir Ali-İmran 97 ayetinde; “… O beyti Allah’ın bir hakkı olarak (rızası için) haccetmek (ziyaret), ifasına yol bulabilen insanlara bir borçtur (farzdır) Her kim bunu inkâr edecek (kâfir) olursa (varsın olsun) Allah bütün âlemlerden müstağnidir” Buyrulmaktaydı Daha önce Müslümanlarla Mekkeliler arasında savaş hali sürdüğü için, Peygamber ve Müslümanlar hacc ve umre ziyaretlerini yapamıyorlardı

    Haccın farz kılınmasından önce, hicri 6 yılda gerçekleşen ve Hudeybiyye anlaşması ile neticelenen, Peygamberin 1500 arkadaşı ile birlikte Medine’den umre niyetiyle çıktığı halde yapılamayan ziyaret girişimini hatırlıyoruz Bakara süresi 196 ayette buyrulan, Haccın ve umrenin tamamlanması emri de bu dönemde gelmişti ama anlaşma gereği bu ziyaret bir yıl sonraya ertelenmişti O bir yıllık süre sonrası hicri 7 yılda yapılan ziyaret, zilhicceden bir önceki ay olan zilkadeye denk geldiği, sürenin de üç gün ile sınırlandığını hatırlar isek, Müslümanlar hacc için beklemeyecek ve umre ile yetineceklerdi

    Bu arada Hudeybiyye anlaşmasının bazı maddeleri müşrikler tarafından bozulmuş, Mekkelilerin Ebu Süfyan aracılığı ile yaptıkları girişime rağmen Resülullah anlaşmayı yenilememişti Umre ziyaretinden bir yıl sonra, aynı yıl Hicri 8, miladi 630 da, Mekke fethedilmiş (ramazan ayı), Hevazin savaşı yapılmış ve Taif muhasara edilmişti (şevval ayı) Peygamber ve Müslümanlar beklemeden Medine’ye döndükleri için yine hacc edilememiş ama bu defa da umre ile yetinilmişti O sene Mekke’ye vali olarak bırakılan Attab’ın idaresinde hacc yapılmış fakat yine müşriklerle karışık halde olmuştu
    Bu hacda tarihçilerin, fetihten sonra müşrik kalmadığını, kavimlerin Müslüman olduğunu dolayısı ile Müslümanların diğerleri ile karışmadan hacc ettiğini söylemesi makul değildir Fetih yılına denk gelen Hacda, ziyarete gelen herkesin şirkten dönüp Müslüman olduğunu kabul etmek zordur Ayrıca, Hz Ali ile bildirilen emirlerin mahiyeti de (veda haccından bir evvel, hicri 9 yıl) bunu kanıtlamaktadır Rivayetler, muhtemelen Kâbe’nin putlardan temizlenmesi olayının böylece yanlış yorumlanmasından hareketle değerlendirilmesini doğurmuş olabilir
    Hz İbrahim ve Hz İsmail’den bu yana, kameri aylardan dört tanesi (Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep) haram aylar sayılıyor ve buna saygı gösteriliyordu Bu aylarda Araplar savaşı, talanı, cinayeti, baskını, adam kaçırmayı vs bırakıyorlar, güvenli seyahate çıkıyorlardı Mal ve can emniyetine hürmet edilen bu aylar aynı zamanda hac günlerini de kapsıyordu Güneş yılı ile kameri yıl arasındaki on bir günlük fark, hac günlerini yılın her mevsimine yayıyor ama bu durum kâh yazın sıcağına kâh kışın soğuğuna denk geldiği için Kâbe’nin ziyaretçi sayısını da azaltıyordu Bu durum tabii olarak Mekkelilerin hoşuna gitmiyordu Bunun için haram aylar hep belli mevsimlere denk getirilir, hac ayı da hâsılatın en yoğun toplandığı günlere göre ayarlanırdı (her üç yılda bir toplanılır, her yıla bir ay eklemesi ile yıl on üç aya çıkartılırdı-nesi) Böylece her kavim hem kalabalık katılım sağlar hem de panayırlarda alış veriş yapıp güven içinde dönerlerdi Bu yapılırdı ama haram aylar da helal kılınmış olurdu Müşriklerin nesi olayını Kur’an tevbe süresi 37ayeti ile hem kınamış hem de ortadan kaldırmıştır
    Sonuç olarak gerçek hac ayı, her otuz üç yılda bir mecburen ama kendiliğinden gerçekleşmiş olurdu Rivayetler, H10 yılda yapılan haccın (veda haccı), gerçeğe denk gelen zilhicce de olduğunu söylemektedir
    Resülullah Tebük seferi dönüşünde, hicri 9 yılı hac mevsiminde, zilkade ayında (nesi dolayısı ile denk gelen zilhicce’de), Hz Ebu Bekir’i hac emiri tayin ederek, yaklaşık üç yüz kadar Müslüman ile birlikte hacca gönderdi Böylece ilk İslami hac o sene yapılabilmişti denebilir Ancak Peygamberin kendisinin bu yılda hacca neden gitmediği sorusu önemlidir… Kafile çıktıktan bir süre sonra, yapılmış olan anlaşmalar hakkında bazı hükümleri bildiren Tevbe süresinin baş tarafı nazil olmuştu Bu maddelerin ilan edilmesi gerekiyordu Arap geleneklerine göre; bir anlaşma yapılır ya da bozulurken taraf kavimlerin reisleri ya bizzat bulunur ya da onların adına akrabalardan birisi vekâlet ederdi Bu kural gereği için olsa gerek, peygamber kafilenin ardından Hz Ali’yi elçi olarak Mekke’ye yolladı Görevi, sanıldığının aksine gelen ayetleri sadece Müslümanlara tebliğ değildi Eğer böyle olsaydı, ziyaret dönüşü beklenebilirdi Bilakis, ayetlerdeki anlaşma hükümlerini, önemine ve aciliyetine binaen, hac günü Arafat’ta insanlara, anlaşmalı taraflara ilan etmekti Önemli olan da buydu ve bunun için ayrıca bir elçi yollanmıştı
    Hz Ali, Hz Ebu Bekir’e yetiştiğinde, emir olarak mı, memur olarak mı gönderildiği sorulduğunda cevabı, memur olarak gönderildiğiydi O nedenle Arafat gününde bizzat bildirdiği hükümler dışında Ebu Bekir’e tabi olmuş ve diğerleri gibi onun arkasında namaz kılmıştır
    Zilhicce’nin sekizinci günü, Arafat’tan bir gün öncesiydi Araplar öteden beriden hac için gelmişlerdi Hz Ebu Bekir Mekke’de bir hutbe okudu Hac farizasını, rükünlerini anlattı ve öğretti Kâbe putlardan temizlenmişti ama müşriklerle Müslümanların birlikte hac etmeleri, ikili bir ibadet şekli nedeniyle tezat görüntü veriyordu
    Zilhiccenin onuncu hac gününde (nahr günü) insanların toplandığı cemre-i Akabe de, Hz Ali bir hutbe okudu: “Ey nas ! Ben size Resülullah tarafından gönderildim” diye söze başladı ve berae-tevbe süresinin baş tarafındaki ayetleri okudu Ayetlerin bir kısmı şöyleydi:
    “Allah ve Resulünden kendileri ile anlaşma yapmış olduğunuz müşriklere bir ihtardır !”, “Siz müşrikler, yeryüzünde dört ay daha güvenle dolaşın…”
    “Hac günü de Allah ve resulünden insanlara bir bildiridir; Allah ve resulü, müşriklerden her ilişiğini kesmiştir…”
    “Ey iman edenler! Müşrikler necis insanlardır Artık bu yıldan sonra mescid-i haram’a yaklaşmasınlar… “
    “Ancak kendileri ile anlaşma yaptığınız müşriklerden anlaşmalarına uyan, … sizin aleyhinize başkalarına arka çıkmayan… onların anlaşmaları, süreleri bitinceye kadardır… “
    Ayetleri okuduktan sonra veya ayetleri okumadan önce Hz Ali, şu kesin hükümleri madde madde bildirdi:
    1- Müminden başka hiç kimse cennete girmeyecektir
    2- Bu yıldan sonra hiçbir müşrik Kâbe’ye yaklaşmayacaktır
    3- Hiç kimse, Kâbe’yi çıplak tavaf etmeyecektir
    4- Her kimin Resülullah ile yaptığı bir anlaşma varsa, süresi bitinceye kadar ona saygı gösterilecektir
    Müslümanların; müşriklerden beri olması, onlardan ayrışması ve korkmaması ve bunun da açıkça ilan edilmesi demekti bu Ultimatomdu bu

    “Allah’tan başka ilah yok Birdir, ortağı ve benzeri yoktur Mülk O’nundur Hamd O’na yakışır Yaşatır ve öldürür Her şeye kadirdir Allahtan başka İlah yoktur, vaadini yerine getirdi, kuluna yardım etti O’na karşı birleşenleri mahvetti… Bütün itaatimiz ve sevgimiz Allah'adır Her nimet senden gelir, her şükür sanadır Bütün saltanat senindir…“ Duasını eden, söylediğine teslim olarak uyan peygamber ve ona itaat eden Müslümanların sadakatlerinin karşılığı idi bu

    Hz Ali’nin bildirdiği bu hükümleri dikkatle okuduğumuzda, gelinen noktanın ne kadar önemli olduğunu kavrarız "Lebbeyk" diye başlayarak teslimiyeti yenileyen bu günler, müşriklere karşı nasıl durmamız gerektiğini, onlara nasıl davranmamız gerektiğini de hatırlatır Değişmeyen kurallar vardır burada Bir kişiden başlayan davetin, kısa sürede nereye geldiğini gösteren canlı bir tabloyu da görürüz Davetin merhaleleri ile gelişmeleri bilenlerin bileceği bu duruma dikkatlice bakmalı… Nihai noktaydı burası, geriye doğru gidip nelerin yapıldığını, bu noktaya nasıl gelindiğini de hatırlamalıdır…

    Bir de bu günlerin nihai noktasına bakalım da cereyan eden zilleti hatırlayalım bu vesile ile; müşriklerin cennete gideceğine dair uydurmalar, sapkın dinlerin de geçerli olduğu, dolayısı ile müşriklerin itibar gördüğü gönüller ve beyanlar nereye oturur Kim hangi dine itibar ediyor, kim kimin adına hükümler koyuyor ve din adına insanları nasıl da aldatıyor, bakmalı İslam’ın kurallarını çarpıtanlar, Allahtan korkmuyor olmalılar Öyle ya, Allah’ın yanında külli şey’in kadir olan başkaları da olmalı (!) Ya da Allah’tan daha merhametli olanlar olmalı ki, necis olan müşriklere de cennette yer açılsın Onlarla birlik olup yaşıyor, ayrışmayı düşünmüyoruz ya…

    Hüseyin Alan - Aralık 2007 / İZMİR




    Paylaş
    Islami Hacc Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Hazreti İbrahim oğlu ile kabeyi inşa etmiş ve zamanında insanlar buraya gelerek Allahu tealayı zikretmişlerdir. Fakat daha sonra zamanla putlara tapmaya baladılar peygamber efendimizin gelişi ile son bulmuştur.