islamda Aile ve İslamda Evlilik ve Hükümleri Forumundan İslam'ın Evlilik Hayatına Bakışı Nasıldır? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    İslam'ın Evlilik Hayatına Bakışı Nasıldır?

    Reklam




    İslam şeriatı, kadın-erkek arasındaki ilişkiyi arkadaşlık ilişkisi olarak belirlemiştir. Bu arkadaşlığın içeriği olan beraberlik ilişkisini de evlilikle terbiye etmiştir. Bu arkadaşlıkta biri diğeri ile huzur bulur. Zira Allah-u Teala kadını, kocası için tamamlayıcı, huzur kaynağı olarak yaratmış ve şöyle buyurmuştur:
    "..Onlar da sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz." (Bakara/187)
    "Sizi bir tek candan yaratan, ondan da yanında huzur bulsun diye eşini yaratan O'dur." (Araf/189)
    "Kendileri ile huzura kavuşacağınız kendi nefislerinizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet var etmesi de O'nun ayetlerindendir." (Rum/21)
    Ayette geçen sükûnet; yakınlık ve huzur bulmak demektir. Yani erkeğin eşi ile kadının da erkeği ile huzur bulmasıdır. Her ikisi birbirini arzular ve birbirine sığınır. Bu arzu ve sığınma sıcaklığa dayanır. Evlenmede asıl olan huzur bulmaktır. Bu ise evlilik hayatının aslıdır. Ta ki bu arkadaşlık, eşler arasında mutluluk getirsin. Bu durum, İslâm Şeriatı'nın gereği olarak kadının erkek üzerindeki, erkeğin de kadın üzerindeki karşılıklı haklarının bulunmasını gerektirmiştir. Bu konuda Rasulüllah (sav) Efendimiz veda hutbesinde mealen şu cümlelerle tavsiyede bulunmuştur:
    "Ey insanlar, sizin kadınlarınız üzerinde haklarınız vardır. Ama onlarında sizin üzerinizde hakları vardır. Onlar, sizin haklarınıza riayet etmelidir. Siz de onlara iyi muamele etmelisiniz."
    Yani, erkeğin kadının üzerinde olan hakkı gibi kadının da erkek üzerinde hakkı vardır. İbni Abbas, bu konuda şöyle anlatıyor: "Eşim bana süslendiği gibi ben de eşime süsleniyorum. İstiyorum ki, onun benim üzerimdeki hakkını tam vereyim ve onun üzerinde olan hakkımı tam alayım. Çünkü Allah şöyle buyuruyor: "Erkeklerin kadınların üzerindeki hakkı gibi, kadınların da onların üzerinde hakkı vardır." Yani, günaha yol açmadan onlara süslemeli."
    İbni Abbas'tan gelen bir başka rivayet ise şöyledir: "Onlarla güzel sohbet etmeli, onlara verdiği görevde itaat ettikleri gibi onlara güzel muamele etmelidir."
    Allahu Teâla, iki eş arasında, güzel muameleyi emretmiş ve şöyle buyurmuştur:
    "Onlarla güzel geçinin." (Al-i İmran 19)
    Allah-u Teala kadınlarla evlenme akdinde güzel bir şekilde arkadaşlık yapmalarını emrediyor ki, kaynaşma olsun, onlarla arkadaşlıkları arasındaki duygu kemale ulaşsın. Çünkü bu durum, sükûnet için en uygun ve yaşam için en güzel mutluluktur. Erkeğin kadınla olan geçinmesi, mehir ve nafakanın yanında, üzerine vacib olan bir görevdir.
    Resulullah SallALLAH u Aleyhi ve Selem erkeklere kadınlar hakkında birtakım tavsiyelerde bulunmuştur. Müslim'in Sahih'inde Allah Resulü veda haccında şöyle buyurmuştur:
    "Kadınlar hakkında Allah'tan sakının. Siz, onların namuslarını Allah'ın emaneti olarak helal edindiniz. Sizin onlar üzerindeki haklarınız; onların, aile yuvasına hoş görmediğiniz bir kimseyi getirmemeleridir... Onların, sizin üzerinizde hakları da, makul ölçüler (içerisinde bulunan hayat standartlarına uygun olarak) onları iyilikle yedirip içirmenizdir."
    Rasulullah SallALLAH u Aleyhi ve Selem'in şöyle buyurduğu rivayet edilir:
    "Sizin hayırlınız; ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben aileme karşı sizin en hayırlınızım."
    Yine bir başka rivayete göre; Rasulullah SallALLAH u Aleyhi ve Selem ailesine güzellikle muamele eder, onlarla şakalaşır, onlara karşı sevecen olur ve hanımlarıyla gülerdi. Hatta bir seferinde Hz. Aişe ile yarışa girdi. Böylece onu severdi ve onun sevgisini kazanırdı.
    Rasulullah SallALLAH u Aleyhi ve Selem, yatsıdan sonra ailesinin yanına girer, yatmadan önce onlarla gece sohbeti yapardı. Böylece onların yakınlığını kazanırdı ve şöyle buyurur: "Hayırlınız, hanımlarına hayırlı olanınızdır."
    Bunların hepsi, erkeğin eşlerine güzel muamelede bulunması gerektiğini göstermektedir. Evlilik hayatında bozulma veya dengesizlik söz konusu olabilmekte. Bu nedenle Allahu Teala, erkeği kadınlar üzerine idareci seçmiş ve şöyle buyurmuştur:
    "Erkekler kadınlar üzerine idarecidirler." (Nisa 34)
    Rasulullah SallALLAH u Aleyhi ve Selem bir gün bir kadına şöyle sorar: "Evli misin?" Kadın: Evet der. Rasulullah SallALLAH u Aleyhi ve Selem: "Kocan, senin hem cennetin hem de cehennemindir."
    Erkeğin, hasta olan babasını ziyaret etmek isteyen karısını bu ziyaretten alıkoyması caiz değildir. Çünkü böyle yapmak, aralarındaki ilişkinin kesilmesine ve kadının kocasının emrine muhalefet etmesine yol açabilir. Oysa Allah, her ikisine de birbirleriyle güzel ilişki içerisinde bulunmayı emretmiştir.
    İslam şeriatına göre evin işlerini görüp gözetme, evinin liderliğini elinde bulundurma hakkı erkeğe aittir. Şeriatın yapılmasını emrettiği bir şeye muhalefet etmediği sürece erkeğin karısını herhangi bir şekilde sıkıntıya sokması, dövmesi, ona hakaret dolu sözler sarf etmesi, aşağılaması, incitmesi kati surette caiz değildir. Çünkü Allahu Teala şöyle buyurur:
    "Şayet itaat ederlerse, onlara karşı haddi aşmayın." (Nisa 34)
    Resulullah SallALLAH u Aleyhi ve Selem da şöyle buyurur:
    Müslüman gaddar olmaz, lanet etmez, fuhuş yapmaz ve kötü söz söyleyemez.
    Bilakis, ona karşı arkadaşça ve içtenlikle davranması gerekir. Ona karşı duygusal, güler yüzlü, yumuşak huylu, yufka yürekli, müsamahalı ve affedici olmalıdır. Onun hatalarını araştırmaz, bulduğu hataları da ulu ortamda değil tenha bir yerde güzel bir yaklaşımla ikaz eder ve hayırlı nasihatlerini vererek düzeltmenin yollarına bakar. Onun yaptığı her güzel şeyin arkasında mümkün mertebe hayırlı duasını hiç eksik etmez. Kadından istenilen herhangi bir şeyde hatta kendisini istemede bile içerisinde bulunulan durumlara göre en güzel, en uygun bir şekilde talepte bulunmak gereklidir. Allah Rasulü şöyle buyurur:
    "Gece süsleninceye ve saçlarını tarayıncaya kadar kadınların yanına gitmeyin."
    Erkeğin, kadınlar üzerinde güçlü olmasının veya evin lideri olmasının anlamı, kadının başına musallat olan, her isteği mutlak surette yerine getirilecek bir hakim veya diktatör anlamında değildir. Bu ifade erkeğin, evin idarecisi ve işlerini yürütücüsü anlamına gelmektedir ki yukarıda sayılan erkekte olması gereken özellikleri icab ettirir. Bu nedenle kadın kocasının sözüne karşı cevap verebilir, onunla tartışabilir ve kocasının söylediği şeylerde karşılıklı olarak görüş alışverişinde bulunabilir. Ancak evin idaresi hususunda yetkiyi elinde bulunduran iki arkadaş gibidirler. Rasulullah SallALLAH u Aleyhi ve Selem evinde böyle idi ve eşlerine karşı böyle davranırdı.
    Bu anlattıklarımız kadın ile erkek arasındaki ilişkilerle ilgiliydi. Ev işleri ile ilgili husus ise şöyledir:
    Kocasına hizmet etmek, hamur yoğurmak, ekmek yapmak, yemek pişirmek, evi temizleyip düzene koymak ve çocukların bakımıyla ilgilenmek gibi işler kadının görevdir. Keza su istediği zaman ona su vermek, yemek istediği zaman önüne sofra kurmak ve evde kocasına hizmet etmesi gereken her işte görevini yerine getirmek de kadının görevleri arasındadır. Aynı şekilde, aile bireylerinin geçimini sağlamak ve ev içerisindeki işlerin yerine getirilmesi için gerekli olan eşyaları sağlamak ise erkeğin görevleri arasındadır. Buna göre dışarıdan temin edilmesi gereken su getirmek, temizlik malzemeleri temin etmek, tırnak makası ve kadının süslenmesi için kullanacağı eşyalar gibi her hususu temin etmek erkeğin görevlerindendir. İşte bu nedenle İslam Şeriatı karısının ve çocuklarının nafakasını temin etmek üzere erkeğin çalışmasını farz kılarken kadının çalışmasına zorunlu olmayarak izin vermiştir.
    Özetle; ev içinde yapılacak tüm işler kadının yapması gereken görevlerdendir. Evin dışında yapılması gereken tüm işler ise erkeğin görevleri arasındadır. Rasulullah SallALLAH u Aleyhi ve Selem hanımlarına ev içerisindeki işleri yapmalarını emrediyordu. Rivayete göre Fatıma bir gün Rasulullah SallALLAH u Aleyhi ve Selem'e gider, el değirmeninden şikayet eder ve bir hizmetçi ister, fakat Rasulullah SallALLAH u Aleyhi ve Selem onun isteğini geri çevirir. Görülüyor ki, evde kocasına hizmet etmek ve evin işlerini görmek hanımın görevidir. Ancak; gücünün yeteceği kadarını yapma durumundadır. Şayet işlerin çokluğu nedeniyle gücünü aşarsa, o zaman kocaya düşen ona hizmetçi tutmaktır. Kadının bunu istemesi onun hakkıdır. Şayet işler çok olmayıp gücünü aşmıyor ve yapabiliyorsa erkeğin hizmetçi tutması gerekmez, bilakis kadın ev işlerini kendisi yapmak durumundadır.
    Kocanın eşi ile güzel geçinmesi vaciptir. Aynı şekilde, hanıma düşen de güzel muamele etmektir ki, aile hayatı ve evlilik yuvası mutlu geçsin. Allah-u Teala şöyle buyurur:
    "Kendileri ile huzura kavuşacağınız kendi nefislerinizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet var etmesi de O'nun ayetlerindendir." (Rum 21)
    -İslam'ın Evlilikte Kadına Verdiği Önem:
    İslâm şeriatı, tabiatı itibariyle herhangi bir ayırım yapmaksınız, insan vasfını taşıması nedeniyle hem erkeğin hem de kadının birtakım işleri yapmalarını mübah kılmıştır. Yine herhangi bir şekilde cinsiyet ayırımını yapmaksınız bu işlerden bir kısmını farz, bir kısmını haram, bir kısmını mekruh, bir kısmını da mendup kılmıştır. Bazı işler vardır ki insani vasıf taşımakla beraber bunları sadece erkekler yapabilir. Yine bazı işler de vardır ki insani vasıfta olmalarına rağmen onları ancak kadınlar yapabilir. Şeriat, bu işlerin özelliklerini göz önünde bulundurarak bunlarda bir ayırıma gitmiş; bu işlerin hükmü açısından erkeği ve kadını farklılaştırmıştır. İşte bu çerçevede şeriat; yönetme ve otorite görevini yalnızca erkeklere verirken, -erkek olsun kız olsun- çocukların terbiye ve bakım görevini kadınlara vermiştir. Bunun için kadınlık vasfını taşımalarından dolayı kadınları ilgilendiren bazı işlerin kadınlara, erkek olma vasfına sahip olmalarından dolayı da bazı işlerin erkeklere verilmesi tabidir. Bunun üstünlükle hiç bir alakası yoktur. Erkeğin ve kadının durumunu en iyi bilen Allah'tır. Zira insana neyin faydalı olduğunu en iyi bilen O'dur.
    Şeriat; kadını bir ana ve evin eğitimcisi olarak takdim etmiş; hamilelik, doğum, süt emzirme, çocuğun bakımı, terbiyesi ve hiddetle ilgili olarak birtakım hükümler getirmiştir. Bunların hiçbirini erkeğe teklif etmemiştir. Çünkü bunlar, kadınlık vasfı taşıması dolayısıyla kadını ilgilendiren hükümlerdir. Gebelikten başlayarak, çocuğun doğumu, süt verilmesi, beslenip bakılma sorumluluğu kadına yüklenmiştir. Bu, kadının en önemli görevi ve en büyük sorumluluğudur. Kısacası kadının en önemli ve asli işi; annelik ve evinin eğiticiliğidir. Çünkü bu iş; insan türünün devam etmesini sağlayan önemli bir husustur. Bu görev erkeklere değil yalnızca kadınlara verilmiştir. Bu nedenledir ki şeriat kadına; hamile iken veya süt emziriyorken Ramazanda orucunu bozma ruhsatını vermiştir. Hayız ve nifas halinde iken namazdan sorumlu tutmamıştır. Memede olduğu süre içerisinde erkeğe, annesinin yanından çocuğunu alıp götürmesini yasaklamıştır. Bunların tümünü kadının asli görevi olan "annelik" ve "evinin terbiyecisi" görevleri gibi en yüce görevini tamamlayabilmesi için kadına hak olarak tanımıştır.
    Ancak tüm bu anlatılanlardan; kadının asli görevinin annelik ve evinin terbiyecisi olduğu, başka işleri yapmasının mümkün olmadığı anlamına gelmez. Bunun anlamı; Allah kendisiyle sükûn ve rahat bulunsun, ondan nesil ve zürriyet elde edilsin diye kadını yaratmıştır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
    "Allah nefislerinizden sizin için eşler yaratıp, yine sizin zevcelerinizden çocuklar ve torunlar yarattı." (Nahl 72)
    "Kendileriyle sükun ve rahat bulmanız için eşleri, nefislerinizden yaratmış olması, O'nun ayetlerindendir." (Rum 21)
    Aynı zamanda kadını, özel hayatta çalıştığı gibi genel hayatta da çalışması için yaratmıştır.
    Raşidi Hilafet Devletini kurmak için İslam daveti taşıma görevini ve hayattaki işlerinde kendisine lazım olanı yapması için gerekli ilmi öğrenmesini de farz kılmıştır.
    Alış-veriş gibi işleri yapmayı caiz kılmıştır. Ticaret yapabileceği gibi, ziraat ve sanayi alanında da çalışabileceğini, akidlere ve anlaşmalara girebileceğini, istediği kadar mal üretebileceğini mübah kılmıştır. Hayatta işini, bizzat kendisi yapabileceği gibi bir ortak veya bir işçi vasıtasıyla da görebilir. İnsanları, gelir getiren kaynakları ve birtakım eşyayı kiralayabileceği gibi, bundan başka daha birçok muamelelerle de iştigal edebilir.
    Hayırlı evlilik Allah-u Teala'nın ve Resulünün razı olacağı evliliktir.
    Her iki taraf karı-koca için:
    1) Her iki tarafın Şer'i hükümlere, yani Allah'ın emir ve yasaklarına uyarak bağlanmaları bütün anlaşmazlıkları ortadan kaldırır.
    2) Güvenlik evliliğin temelidir.
    3) Hayırlı nasihat/hakkı ve sabrı tavsiye etmek evliliğin sigortasıdır. Hayırlı işlerde yarışmak evliliğin bereketidir.
    4) Kadının kocasına itaat etmesi kocanın hakkı ise onu muhasebe etmesi kadının hakları arasındadır. Ebu Hureyra'dan rivayetle Rasulüllah SallALLAH u Aleyhi ve Selem şöyle buyurmuştur:
    "Kadınların en hayırlısı; ona baktığın zaman seni sevindiren, onu emrettiğin zaman seni itaat eden, ondan uzak olduğun zaman seni nefsinde/namusunda ve malında koruyan olanıdır."
    5) Kocasız hayat istikrarsız ise karısız hayat da aşırı huzursuzdur.
    6) Allah'ın ve Resulünün erkeğe kadın üzerinde haklarını belirtirken erkek bu hakları istismar etmemelidir. Şayet böyle davranırsa emaneti ihanet etmiş olur.
    7) Karı-koca her ikisinin birbirlerine karşı yıkıcı, evlilik yuvasını dağıtıcısı, boşanmayı çok isteyen değil yapıcı, toparlayıcı, örtücü, sabırlı, tutarlı ve olgun olmaları durumundadırlar. Hatta anlaşamadıkları konularda her ikisinin Allah-u Teala'nın şu sözüne başvurması hayırlı evliliğin alametidir:
    "Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız onu Allah'a ve Resûl'e götürün; bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir." Nisa/59.
    Enteresandır ki Kur'anda kadınlar anlamına gelen Nisa süresi vardır, fakat erkekler diye bir sure yoktur! Kadına verilen önem ile ilgili bir vurgudur.
    Yüce Allah her evlenen karı-kocayı dünya hayatında mesut ve bahtiyar, Ahirette de cennetlik etsin. Dualarımızın sonu alemlerin Rabbı olan Allah'a hamd olsun.
    Köklü Değişim Dergisi...



    Paylaş
    İslam'ın Evlilik Hayatına Bakışı Nasıldır? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    İalam dininin aileye bakışını en güzel şekilde yansıyan peygamber efendimiz bir ailenin nasıl olması gerektiğini bizim nasıl davranmamız gerektiğini göstermiştir.



islamda hamile kadının yapması gerekenler,  islamın evliliğe bakışı,  islama göre evlilik hayatı,  islamda evlilikte ihanet,  dinimizin evlenmeye verdiği önem,  islamda evlilik kadın erkek ilişkisi,  islamın ihanete bakışı