islamda Aile ve İslamda Aile Kavramı ve Önemi Forumundan Ferdin Aile Sorumluluğu... Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Ferdin Aile Sorumluluğu...

    Reklam




    Bilindiği gibi insanın Allah’a karşı bir çok sorumlulukları vardır. Dolayısıyla insan sorumlu olduğu bu şeyleri yerine getirme mecburiyetindedir. Aksi taktirde bunun hesabı kendisine tek tek sorulacaktır...... Rabbimiz Allah-u Azze ve Celle şöyle buyuruyor:

    “Allah’tan geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmezden önce, Rabbinizin çağrısına icabet edin (sorumlu olduğunuz şeyleri yerine getirin ) çünkü o gün ne sığınacak bir yeriniz var, ne de inkara çareniz.”
    “ŞURA . 47. “
    Öyleyse Rabbimizin bahsini ettiği o nedamet ( pişmanlık ) günü gelmezden önce, insanın Rabbisini razı edip cennetine ve Onun eşsiz nimetlerine kavuşabilsin......

    Değerli kardeşler, unutmayalım ki insanın Allah’a karşı sorumlu olduğu iki yönü vardır.
    Birincisi: Kendi nefsi ile alakalı sorumluluğu......
    İkincisi : Etrafındaki insanlarla alakalı sorumluluğu....

    Biz inşallah bu sohbetimizde , insanın Allah’a karşı etrafındaki insanlarla alakalı sorumluluklarından bahsedeceğiz. Yani yazımızın başlığında da zikrettiğimiz gibi ferdin, ailesi ile alakalı Allah’a karşı sorumluluklarından bahsedeceğiz.
    Bizi böyle bir sohbet hazırlamaya iten sebep ise, inananların bu konuda lakayıt ve gevşek davranmalarıdır.
    Yani, bir çok inandım diyen veya başka bir ifadeyle “ bende tevhit ehliyim “ diyen insanların, ailesi ve çoluk çocuğu konusunda sorumsuzca davranmaları ve onlarla alakalı bir çok meselede vurdum duymaz bir tavır içerisinde olmalarıdır....
    Biz inşallah telafisini ümit ederek mevzu’ muza Allah resulü S.A.V’ in bir hadisi şerifleri ile başlamak istiyoruz.

    “ İbn Ömer R.A dan : Peygamber S.A.V şöyle buyurmuştur: Haberiniz olsun ki her birerleriniz birer çobandır ve her birerleriniz idaresi altındakilerden sorumludur. İnsanlar üzerinde emir bulunan bir kimse bir güdücüdür ve güddüklerinden sorumludur. Kadın, kocasının evi ve çocukları üzerinde bir güdücüdür ve o da güddüklerinden sorumludur. Hizmetçi, efendisinin malı üzerinde bir güdücüdür o da ondan sorumludur. Haberiniz olsun her birerleriniz birer çobandır ve her birerleriniz güddüklerinden sorumludur.
    “ BULARİ : 15.C.6987. “
    “ MÜSLİM: 6.C.1829. “

    Bu hadisi şerif ‘te zikredildiği gibi, insanın ailesi ve çoluk çocuğu ile alakalı Allah’a karşı büyük bir sorumluluğu söz konusudur. Ve bu sorumluluğu da bilindiği gibi onları Allah’ın nizamına göre yetiştirmesidir.Yani evinin üzerinde bir hakem olarak. “Allah’ın indirdiği ile onların üzerinde hükmetmesidir .”
    Allah’a iman ettiğini söyleyip de ailesi ile alakalı bu görevi yerine getirmeyenler, Allah katında büyük bir sorumluluklarının olduğunu unutmasınlar....
    Nasıl ki bir sürüyü güden çoban, o sürünün birilerinin bağına bahçesine saldırmasından sorumlu ise, aynen de çobanı olduğumuz aile efradının, Allah’ın sınırlarını aşarak bir takım gayri İslam-i hal ve hareketlerde bulunmalarından sorumluyuzdur. Öyleyse onları yönlendirmek, kötü olan şeylerden onları korumak, Cennete girmelerine ve cehennemden uzak kalmalarına vesile olacak her şeyi öğretmek bizim onlara karşı yapmakla mükellef olduğumuz şeylerdir.
    Rabbimiz bir Ayeti celilesinde şöyle buyuruyor:



    “Ey iman edenler! Nefislerinizi ve ailenizi öyle bir ateşten koruyun ki , onun yakıtı insanlar ve taşlardır. Onun başında gayet katı, şiddetli, Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildikleri şeyi yapan melekler vardır.”
    “TAHRİM. 6. “

    Evet değerli kardeşler, Rabbimiz olan Allah-u Azze ve Celle bu Ayeti celilesinde kedimizi ve ehlimizi ateşten korumamızı emrediyor.
    Daha sonra yüce Rabbimiz, kendimizin ve çoluk çocuğumuzun kendisinden korunmasını emrettiği cehennemden bahsederek buyuruyor ki “ Korunun o ateşten ki onun yakıtı insanlar ve kükürt taşları olan dehşet bir ateştir.”
    Öyleyse değerli kardeşler bu dehşet verici uyarıları göz ardı etmeyelim ve bunları sakın şaka zannetmeyelim.....
    Ve yine Rabbimiz buyuruyor “ Ey insanlar! Unutmayın ki , O cehennemin üzerinde görevli bulunan melekler çok katı, acımasız iri yapılı Allah’ın kendilerine emrettiğine baş kaldırmayan ve ne ile emir olunmuşlar ise onu harfiyen yerine getiren meleklerdir......

    Rabbimiz yine bir Ayeti celilesinde şöyle buyurmakta:
    “................................................. ......”
    “.....Deki asıl ziyana uğrayanlar kıyamet günü hem kendilerini , hem de ailelerini ziyana sokanlardır. Dikkat edin, işte bu , apaçık bir ziyandır.”
    “ZÜMER. 15. “
    Değerli kardeşler tüyleri ürpertici bu ve bununla eş manalı Ayet ve Hadisler şuurlu bir Müslüman’ın bu konuda nasıl bir sorumluluk altında olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
    Öyleyse aklı başında olan hiç bir Müslüman’ın bu konuda gevşek davranması düşünülemez. O kendisini ve ehlini zerre kadar hayrın ve şerrin gündeme getirileceği o büyük günde ziyana uğramaktan korumaya çalışır.
    Peki değerli kardeşler , bu sorumluluğun keyfiyeti nedir? Nerede başlar? Nerede biter? İsterseniz birazda bunun üzerinde bir şeyler zikredelim......
    Şunu unutmamamız gerekir ki inanan bir aile reisinin evi içerisindeki sorumlu olduğu görevlerini muhakkak ki İslam belirler.
    Müslüman’ın evi , İslam toplumunun çekirdeği olarak kabul edilmiştir. Bunun içindir ki, temellerin sağlam atılması konusunda aile reisine büyük bir iş düşmektedir. Bunlar sırasıyla ele alındığında birinci olarak;

    “...... EŞ SEÇİMİ.......”

    Aile reisliğine aday olacak bir ferdin , evvel emirdeki sorumluluğu, eş seçimi ile alakalı sorumluluktur. İslam, bu konuda temelin şöyle atılmasını ister:

    Allah Resulü S.A.V şöyle buyurmaktadır:
    “ Kadın dört şeyden dolayı nikahlanır: Malı için, soyu için, güzelliği için, dini için, Siz dindar olanını ele geçirmeye çalışın. Değilse iki elin fakirleşir.”
    “ BULARİ : 11.5183. “
    “MÜSLİM: 4.C.1466,”
    Bu hadisin mesajından anlaşıldığı gibi Peygamberimiz S.A.V aile yuvasının iman ve fazilet zemini üzerine kurulabilmesi için erkeğin eş seçimi konusunda alacağı kadının dindar olmasına önem vermesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu, aile reisinin kuracağı yuvadaki evvel emirdeki ilk sorumluluğudur. İkinci merhaledeki sorumluluk:

    “DİNİN ÖĞRETİLMESİ...”

    Erkeğin, kurmuş olduğu yuvada ki ikinci merhaledeki sorumluluğu; Allah’ın dinini aile fertlerine yani hanımına ve çocuklarına öğretmesidir.
    Şuurlu bir Müslüman , evlenmiş olduğu hanımına ve hayata sunulan çocuklarına karşı olan bu mesuliyetini asla aklından çıkarmamalıdır.
    Bu mesuliyet İslam’ın her ferde yüklemiş olduğu kapsamlı bir mesuliyettir. Hiçbir fert bu sorumluluğun dışında kalmamıştır. Kitap ve Sünnetteki zikredilen Ayet ve Hadisler gereğince baba, eşinin ve evlatlarının inanç, amel ve ahlaki terbiyesinden mesuldürler. Onları dindar bir şekilde yetiştirmek ve onlara güzel ahlakı aşılamak, babanın mesuliyetini omuzlarında taşıdığı görevlerdendir.
    Bundan dolayıdır ki Rabbimiz Allah-u Azze ve Celle Ayeti celilesinde ;

    “Ey inananlar! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu cehennem ateşinden koruyunuz.....” buyurmaktadır.
    “TAHRİM. 6.”
    Allah Resulü S.A.V ise hadisi şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:

    “....Çocuklarınıza yedi yaşında namazı emredin. On yaşında kılmazlarsa onları dövün”
    “EBU DAVUD :..........”
    “AHMED :..........”
    “HAKİM :..........”
    Yine bir hadislerinde ;

    “...Allah resulü S.A.V şöyle buyurmaktadır: “ Her doğan çocuk ( İslam ) fıtratı üzere doğar . Ancak annesi ve babası onu ya Yahudileştirir, ya Hıristiyanlaştırır, yada Mecusileştirir...”
    Hadisin ziyadeli olan bir varyantında ise: “...Yada müşrikleştirir...” şeklindededir.....
    “ SUNADİB 3.C.1279.S.”
    “ MÜSLİM 8.C.2658.N.”
    ZİYADE..... “ ACURİ . EŞ-ŞERİA. “

    Bu ve bunun gibi deliller gösteriyor ki; aile reisi olan bir ferdin ehlini yani eşi ve çoluk çocuğunu hayır veya şer yolunda yetiştirmekte büyük bir rolü vardır.
    Eğer hadisi şerife dikkat edilirse, İslam fıtratı üzere doğan bir çocuğun Yahudi olması, Hıristiyan olması, veya Müşrik olması annenin ve babanın elinde olduğunu göstermektedir.Çünkü çocuklar belli bir yaşa kadar Anne ve babanın etkisinden kurtulamazlar.
    Eğer bunu tam tersi olmuş olsaydı Allah ve Resulü, çocukları anne ve babadan mesul tutmazdı. Veya, ehlini cehennem ateşinden koruması için ev reisini mesul tutup onu uyarmazdı...
    Öyleyse, eğer çoluk çocuğumuz gayri İslam-i bir hayat içerisinde iseler veya Müslüman olup da Allah’a karşı bir çok isyanlar kendilerinden sudur ediyor ise inanın bunların kısmı azamı ev reisinden kaynaklanmaktadır. Öyle değil mi?
    Araştırın kontrol edin, göreceksinizdir ki bir ev halkının gevşekliği, lakayıtlığı ve gayri İslam-i hal ve hareketler içerisinde oluşları, inanın ev reisinden kaynaklanmaktadır. Biraz acı da olsa bunu kabullenmemiz gerekir. Veya başka bir ifadeyle bu suçu başkalarında aramamamız gerekir.
    Şöyle bir itiraz gelebilir; “ Efendim ben çok uğraştım çok anlattım, çok didindim ama hiçbir işe yaramadı, ben ne yapayım.”
    Böyle bir itirazın yanlış olduğu gayet açıktır. Neden? Çünkü biraz önceki delillerde zikredildiği gibi şayet ev reisi elinin altındakilerden sorumlu tutulmuş veya onların başında bir çoban olarak tarif edilmiş ise, bu demektir ki ehlini ve çoluk çocuğunu düzene sokacak olan ev reisidir. Değilse –haşa- Allah ve Resulü’nün sözleri yalan olmuş olur. Öyleyse Allah’tan korkup bu suçu kendimizde aramamız gerekir.
    Bir ev reisi olarak şahsi isteklerimizi yerine getirmedikleri zaman çoluk çocuğuna tokadı basan bizler, acaba namaz kılmadıklarında da aynı titizliği gösterip onları bu konuda tokatladık mı?
    Bize karşı yapmış oldukları terbiyesizliklerde onlara acımadan tokadı basan bizler acaba Allah ve Resulüne karşı yaptıkları terbiyesizliklerde birden tokat yemişler midir?
    Çoluk çocuğunu bahane ederek kendilerinin istekleri olan Televizyon ve videoları evlerine sokanlar, acaba çocuklarının istedikleri kadar kendilerine fara veriyorlar mı?
    Kendilerine sunulan yemeklerin tadına tuzuna varana kadar müdahale eden ev reisleri acaba ev halkından Allah’a karşı sunulan ibadetlerdeki noksanlıkları araştırıp da onların düzelmesi için çaba sarf ediyorlar mı?
    Maalesef bu soruların cevabı “HAYIR” dır.

    Öyleyse konunun bu bölümü ile alakalı söylenmesi gereken en güzel söz, Allah-u Azze ve Celle’nin sözüdür.

    “Ey inananlar ! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu yakıtı insanlardan ve (kükürt ) taşlardan olan Cehennemden koruyun. O cehennemin başında gayet katı, şiddetli, Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildikleri şeyi yapan melekler vardır.”
    “TAHRİM. 6. Ayet “

    “....(Ey Muhammet ) Onlara deki ; asıl hüsrana uğrayanlar kıyamet günü hem kendilerini hem de ailesi ve çoluk çocuğun hüsrana sokanlardır. Dikkat edin, işte bu apaçık bir hüsrandır.”
    “ ZÜMER. 15. “

    EVE SOKULAN ARAÇ VE GEREÇ KONUSUNDAKİ SORUMLULUK

    Değerli kardeşler! Aile reisinin evine sokacağı araç ve gereçler konusundaki sorumluluğu da bu konuda çok önemlidir...
    Basiretli bir aile reisi, Allah’tan hakkıyla korkup onların hakkında hayırlı olanı isteyip, şerre müptela olacakları şeylerden de onları uzak tutması gerekir.
    Böyle bir ferdin, gerek yiyecek ve içecek konusunda olsun, gerek giyecek konusunda olsun ve gerekse kullanılan araç ve gereçler konusunda olsun, kendisini ve ailesini Allah’a isyana sürükleyecek şeylerden uzak tutması ve bu gibi şeyleri evine sokamaması gerekir.
    Şayet tevhit ehli olduğunu söyleyip de almış olduğu araç ve gereçler sayesinde evinde müzikler çalınıyor,oyunlar oynanıyor, şarkı ve türküler söyleniyor ve dinleniyor, naralar atılıyor ve filimler seyrediliyor ise, kusura bakılmasın böyle birinin evi kabul edilse de edilmese de şehevi arzu ve isteklerin tatmin edildiği bir ortamdır.
    Başka bir ifadeyle cahili ve hayvanı bir hayatın sürdürdüğü, meleklerin uzak durup şeytanların cirit attığı bir evdir.
    Böyle bir evde yetişen çocuğun durumu ve konumu da malumdur . Bu şekildeki çirkin ortamlarda yetişen birden Allah’a hakkıyla iman etmesi biraz zor beklenir.

    Şairin isabetli bir sözünde dediği gibi:

    “Aile reisi def çalarsa”
    “Ev halkı dansöz olur”

    Evet değerli kardeşler! Herhalde hangi araç ve gereçlerden bahsettiğimizi anlıyorsunuzdur.
    Bahsini ettiğimiz bu şeyler çok cüzi bir faidesi olup da korkunç bir ifsadetme etkisine sahip olan Televizyon, radyo, video ve vesaire şeylerir.
    Bu araçlar zamanımızda bozucu, saptırıcı ve ifsad edici birçok batıl maksatlarla hizmetini sürdürmektedir .
    Unutmayalım ki bu araçların yeni yetişenlere etkisi bir babanın ve annenin etkisinden daha büyüktür. Öyleyse bir aile reisinin bu konuda çok uyanık olması gerekir. Unutmasın ki evine soktuğu bu yönlü şerre yönelik eğitim aşılayan araç ve gereçlerden kaynaklanan e kadar Allah’a isyan varsa, Onun o cılız omuzlarına yüklenecektir...
    Bilindiği gibi “...Kim hayra vesile olursa, o hayrı işleyenlerin sevabı kadar sevap kazanacaktır. Kim de şerre vesile olursa, o şerri irtikap edenlerin şerri (Yani günahı ) kadar günah yüklenecektir...”
    “MÜSLÜM.3.C. 1017. N. “

    Öyleyse tekrar önceki zikredilen Ayete dönüyoruz ve diyoruz ki; “ Ey inananlar kendinizi ve ehlinizi yakıtı insanlardan ve taşlardan olan cehennemden koruyun...”

    FERDİN, HAREMLİK SELAMLIK KONUSUNDAKİ SORUMLULUĞU

    Tevhit ehli olduğunu söyleyen bir kimsenin haremlik selamlık konusunda da büyük bir sorumluluğu vardır. Böyle bir erdin, ailesini ve çoluk çocuğunu hain ve sinsi bakışların şerrinden uzak tutması için evinde kadın ve erkek ortamlarını ayıracak bir uygulama gerçekleştirmesi gerekir...

    Tevhidi anladığını söyleyen bir ferdin; bu benim kardeşimdir, bu benim can ciğer arkadaşımdır veya bu benim hısım ve akrabamdır şeklindeki akli yaklaşımlarla hareket ederek, arpalı buğdaylı (yani kadınlı erkekli ) oturmalar düzenlemesi asla caiz değildir...
    Bunlar, yani bu şeklideki oturmalar kalkmalar, şakalaşmalar gülmeler Allah’ın haram kıldığı hal ve hareketlerdir...
    Allah korkusu taşıyan bir kimsenin, ehlini ve çoluk çocuğunu bu gibi ortamlardan uzak tutması gerekir.

    Rabbimiz bir ayeti celilesinde şöyle buyurmaktadır;

    “İnanan erkeklere söyle harama bakmaktan sakındırsınlar ve ırzlarını korusunlar...”
    “İnanan kadınlara da söyle : Onlarda gözlerini harama bakmaktan sakındırsınlar ve iffetlerini korusunlar...”
    “ NUR. 30. 31. Ayet “

    Değerli kardeşler! Hiç kimse sakın haram bakışları küçümsemesin. Çünkü göz kalbin anahtarı, bakış fitnenin elçisi ve zinanın habercisidir.
    Şairlerden biri şöyle der:

    “Bütün olayların başlangıcı küçük görülen bakıştır.”
    “Ama ne yazık ki ateşin büyüğü, küçüğü kıvılcımdandır.”

    Bugünkü birçok rezaletin başlangıcı, istek ve arzu dolu bakışlardır. Nice erkekler vardır ki başka bir kadına bakışından dolayı onun sevgisine kapılarak hanımını boşuyor, ondan uzaklaşıyor ve aile düzenleri alt üst oluyor.
    Ve yine nice kadınlar var ki başka erkeklere bakışından dolayı o erkeğe meyledip, onun yüzünden yuvasını tarumar ediyor.
    Değerli kardeşler! bu arada şunu da zikretmekte fayda vardır; Rabbimizin gerek erkeğe ve gerek kadına haram kıldığı bakışlar, karşılıklı veya yan yana gelerek birbirlerini seyretmeleri şeklinde sınırlandırılmamalıdır.
    Bununla beraber bir erkek veya bir kadının bir televizyon ekranında karşıtı olan bir cinci seyretmesi ona bakması da aynen Allah’ın haram kıldığı bakışlardan birisidir.
    Yani, ne bir erkeğin bir kadının veya bir kızı televizyonda veya resimde seyretmesi caizdir, nede bir bayanın bir erkeği televizyonda veya resimde seyretmesi caizdir...
    Öyleyse tevhidi anladığını söyleyen bir aile reisinin, evine televizyon veya video sokarak onları çoluk çocuğuna seyrettirmesi, o insanın haremlik ve selamlık konusunu ihlal etmesi demektir...
    Allah Resulü S.A.V bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır;

    “.....Ademoğlu zinadan nasibini almıştır. Kendisi buna çaresiz erişecektir. İki göz, bunların zinası bakmaktır. İki kulak, bunların zinası işitmektir. Dilin zinası konuşmaktır. Elin zinası tutmaktır. Ayağın zinası yürümektir. Kalpte bunu ya tasdik eder, yada yalanlar...”
    “MÜLİM. 8. C. 2657. N.”
    “AHMED. 2/ 317. “

    O halde gözlerimizi Allah-u Teala’nın haram kıldığı her türlü bakışlardan koruyacağımız gibi, sorumlusu olduğumuz aile fertlerinin de bu haramı irtikap etmemeleri için, onların gözlerini harama bakacak şeylerden uzak tutmamız gerekir...

    Yani, haram bakışlara yol açacak bir şeylerin evimize sokulmasında dikkatli olacağımız gibi, yine aynı şeklide evimize, haram bakışlara, oturuş ve kalkışlara, şakalaşma ve konuşmalara vesile olacak kişi ve kimselerin girmesi konusunda da dikkatli davranmamız gerekir....

    Unutmayalım ki bunlar, şahsi yorum ve anlayışlar olmayıp, Allah’ın çizmiş olduğu hudutlardır. Dolayısıyla, Allah’ın çizmiş olduğu bu sınırları kimse aşamaz.
    Kim ki bu sınırları ihlal eder, kafasına göre yaşamaya çalışırsa, kendisini ve ehlini ziyana sokmuş demektir...

    Tacuddin EL-BAYBURDİ



    Paylaş
    Ferdin Aile Sorumluluğu... Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Aile huzurunun tesis edilebilmesi ve bütün fertlerin mutlu olabilmesi için herkesin üzerine düşen görevleri bilmesi ve bunları uygulaması gerekmektedir. Aksi durumunda huzursuzluklar baş gösterir.



aile sorumluluğu,  aile reisinin sorumluluğu,  aile sorumluluğu nedir,  insanların ne gibi sorumlulukları vardır,  ailem sorumluluk hakkında ne düşünüyor,  insanların ailedeki sorumlulukları nelerdir,  aile ile ilgili sorumluluklar