Mü'mine ve Tarih ve İslam Tarihi Forumundan Eski Türkçe öğreniyoruz... Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Eski Türkçe öğreniyoruz...

    Reklam




    Talebe yıllarının ilk günlerinde duyduğumuz nazarda basit bir başlık ismi ile başlayalım istedim. Cezbediciliği inşâallah hayırlı noktalara ulaşır, kulağımıza çalındığında; "kelimeler de ruhu okşuyormuş" dedirten kelâmları hep beraber öğrenmenin isabetli olacağını düşünüyorum. Romanları bu sebepten okumak istemeyenler, İslamî eserleri okuyamama (anlamama) nedenini buna dayandıranlar ne kadar çoktur bilirsiniz. Niyet hakikatli bir vuku bulur ümidini kurarak, konuya müdahil olanların bir-bir kaç kelimeyi, anlamı ile birlikte paylaşmasını ricâ edeceğim. Müsadeniz ile üç-beş kelimeyi hem teşkil, hem de başlangıç olma niyetiyle not düşüyorum.

    Kâmus bir millietin nâmusudur.

    Kelime: Senin yıldızların kelimeler, söyle raksetsinler, alev saçlarıyla sonsuz bahçesinde hayallerinin.Kelime ormanda uyuyan dilber; şair uzaklardan gelen şehzade.Öyle seveceksin ki kelimeleri, sana yetecekler.Yıldızlar tanrı’ya yetmiş mi? Kelimeler benim sudaki gölgem, okşayamam onları, öpemem. Bir davet olarak güzel kelime ve muhterem. Gönülden gönüle köprü, asırdan asıra merdiven. Kelime kendimi seyrettiğim dere. Kelime sonsuz, kelime adem.

    Kâmus, bir milletin hafızası, yani kendisi; heyecanıyla, hassasiyetiyle, şuuruyla.


    Cemil Meriç...



    Paylaş
    Eski Türkçe öğreniyoruz... Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Bismillâhirrahmânirrahîm

    -A-

    Arş: Göğün en son katı...
    Afâk: ufuklar...
    Adâvet: Düşmanlık...
    Avâm: Genel halk tabakası, sıradan kimseler...
    Alicenâp: Cömert, onurlu...
    Amennâ: İnandık, kabullendik...
    Asude: Rahat, huzur içinde...
    Abes: Boş, gereksiz...
    Âzâde: Hür, serbest...

    -B-

    Basîret : İleri görüş, kuvvetli seziş...
    Bilfiil: Gerçekten, bizzat...
    Binaenaleyh: Bu yüzden, bundan dolayı...
    Bedbin: Kötümser...
    Bilahare: Daha sonra...

    -C-

    Cüda: Ayrı düşmek...
    Ceriha: Yara...
    Celal: Kızgınlık, öfke...
    Canan: Sevgili...
    Civanmert: Sözünde sağlam duran, iyilik timsali...

    -D-

    Diğergâm: Başkalarını düşünen, bencil olmayan...

    -E-

    Ebedî: Sonsuz...
    Eçel: Cahil...
    Esbab: Sebepler...
    Ehvâl: Krokular...
    Ezel: Başlangıcı olmayan, geçmiş zaman...

    -F-

    Fahâmet : Anlayışlılık...
    Fünûn: Fenler, ilimler, hünerler...

    -G-

    Gayş: Kendinden geçme, bayılma...

    -H-

    Hilâl: Yeni ay...
    Havsala: Anlama, zihin kapasitesi...
    Hâkezâ: Bunun gibi, böylece..
    Hevai: Nefsine düşkün...

    -I-

    -I-

    -i-

    İstiklâl: Bağımsızlık...
    İzmihlal: Yok olma...
    İbda: Allah'ın maddesiz, zamansız, mekansız yaratması...
    İnşikaf: Açılmak, genişlemek...
    İâşe: Geçindirme, besleme...
    İstihzâ: Alay...
    İzafe: Bir şeyi bir kimseye veya bir şeye isnad etmek
    İnhak: Çok eziyet etme...

    -J-

    -K-

    Kasem: Yemin...
    Küriz: Hizmetkâr...
    Kasvet: Katılık, sertlik, merhametsizlik...

    -L-

    -M-

    Ma'bed: İbadet edilen yer...
    Maraz: Hastalık...
    Mebhas : Bahis, konu...
    Mizan : Terazi...
    Muvazene : Tartma, ölçme...
    Menşe': Kaynak, asıl, esas...
    Mâişet: Yaşayış, ömür...
    Medar-ı Mâişet: Geçim vasıtası...
    Meccanen: Ücretsiz, parasız...
    Mütemadiyen: Hiç durmadan, aralıksız, sürekli...
    Mutavassıl: Kavuşan, ulaşan, eren...
    Muharrir: Yazar, san'at insanı...
    Mûtedil: Sakin, ılımlı...
    Mevhibe: İhsan, sevgi, hediye...
    Mübezzir: Müsrif...
    Muvaffak: Başarılı (olmak)...
    Muhtevâ: İç, öz, mânâ...

    -N-

    Na'mahrem: Haram olan, yabancı...
    Na'ş: Saygı duyulan kişilerin cesedi...
    Nanemolla: Çok hassas. Buluttan nem kapan...
    Nikbin: İyimser...
    Nâmütenâhi: Sonsuz..
    Nifak : Münafıklık, iki yüzlülük...

    -O-

    -Ö-

    -P-

    -R-

    Riyâ: Gösteriş..

    -S-

    Serhat: Sınır boyu...
    Salvet: Saldırı...
    Seciye: Huy karakter...

    -Ş-

    Şühedâ: Şehitler...
    Şehadet: Şahitlik, tanıklık...
    Şikak: Anlaşılmazlık, ihtilaf...

    -T-

    Tahabbüb: Sevgi göstermek, muhabbet beslemek...
    Tevessüm: İşaretlerine bakarak anlamak ,vakıf olmak...
    Taltif: İltifat etmek, bir iyilik yaparak gönül almak...
    Tefekkür: Derin düşünce...
    Tekâbül: Karşılık, denklik..
    Tecessüs: Merak...

    -U-

    Uhuvvet: Kardeşlik...

    -Ü-

    -V-

    Velhâsıl: Kısaca...
    Vakkas: Okçu, iyi muharebe eden savaşçı...

    -Y-

    -Z-

    Zemime: Beğenilmeyen,kötü hal ve hareket...
    Zân: Sanma, sezme...
    Zarûret: Çaresizlik, yoksulluk, mecburi...
    Zâyî: Elden çıkan, yitik...
    Zâhid: Din için dünyayı önemsemeyen...
    Zâkir: Zikreden, Allahı anan...
    Zâviye: Açı, tekke, dergâh...




eski türkçe öğrenmek,  eski türkçe iltifatlar,  eski türkçede iltifat,  eski türkçe iltifat,  eski türkce ögrenmek,  eski türkçe öğrenme,  eski türkçe öğreniyorum