İslam Dini ve İman Bölümü ve İslam Dini Forumundan Zulüm nedir? Zulüm hakkında bilgi Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Zulüm nedir? Zulüm hakkında bilgi

    Reklam




    ZULÜM

    ‘Zulüm’ sözlükte karanlık olması, ışığın olmaması demektir.

    Kavram olarak ‘zulüm’, karanlık, hakkı yerine koymama, adaletsizlik, baskı, şiddet, hak yeme, gadr, eziyet ve işkence demektir. [1]

    Zulmü işleyen kimseye ‘zalim’ ve zulüm gören kimseye de ‘mazlum’ denir.

    Kur’an-ı Kerim’de, zulüm, karanlık anlamında, insanlara yapılan baskı ve haksızlıklar anlamında kullanıldığı gibi, küfür, şirk, isyan ve fısk anlamında da kullanılmaktadır:
    “Bizim ayetlerimizi yalan sayanlar, karanlıklar içerisinde sağırdırlar, dilsizdirler...” [2]

    Kur’an-ı Kerim, ısrarlı bir şekilde ve sık sık Allah (c.c.)’ın kullarına zulüm etmediğini, asla zulüm etmeyeceğini, kullarına hiçbir şekilde haksızlık yapmayacağını haber veriyor. İnsanların dünyada karşılaştıkları geniş çaplı cezalar, sıkıntılar, zorluklar ve huzursuzluklar kendi yaptıkları yüzündendir.

    Ahirette hesaptan sonra alınacak sonuç, kavuşulacak ceza da yine insanların kendi hak ettikleridir, dünyadaki amellerinin karşılığıdır. Allah (c.c.) kimseye zulüm etmez, fakat insanların bir kısmı kendi kendilerine zulüm ederler. [3]

    Allah (c.c.) mutlak ‘Nur’ olduğu için, O’ndan insanlara gelen vahiy veya ilâhi kitaplar da nur’durlar. Vahyin ortaya koyduğu Din de Nur’dan başka bir şey değildir. Çünkü bu din, insanların yolunu aydınlatıyor, nasıl yaşamaları gerektiğinin yolunu gösteriyor, hakların nasıl yerine konulacağını bildiriyor, haksızlıkların ve zulmün nasıl önleneceğini haber veriyor.

    İnsanların uydurduğu dinler ise karanlıktır, tümüyle ‘zulmet’tir. Bu dinleri uyduranlar ve bu batıl dinlere uyanlar, sürekli karanlık içinde oldukları için, bocalar dururlar, yanlış yollarını bir türlü düzeltemezler.

    “Allah (c.c.) inananların dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin (inanmayanların) dostları da Tağut’tur. O da onları aydınlıktan karanlıklara çıkarır. Onlar ateş halkıdır, orada ebedi kalacaklardır.” [4]

    Zulüm, böylesine karanlık olan yolu, gidişi, anlayışı benimsemektir. Allah (c.c.)’a ait olan ilâhlık hakkını başkalarına vermektir. Haklının hakkını vermeyip, ona haksızlık yapmaktır. Sapıklığı, isyanı, nefse uyup da azmayı seçmektir. Eldeki servet ve iktidarla şımarıp insanlara baskı uygulamak, onların haklarına ve hürriyetlerine tecavüz etmektir.

    Zulmün Çeşitleri

    Zulüm olayını incelediğimizde üç türlü zulüm olduğunu görüyoruz:

    1. İnsanın Allah’a Karşı İşlediği Zulüm

    Bu, insanların Allah (c.c.)’a şirk (ortak) koşmaları ve O’na inanmamalarıdır. Nitekim Kur’an’ın bir çok âyetinde zulüm, kâfirlerin bir özelliği olarak geçmektedir. Kur’an bir çok yerde kâfirlere ve müşriklere ‘zalimler’ demektedir.

    “İman edip de imanlarına zulüm karıştırmayanlar (var ya), işte güvenlik onlar içindir ve onlar hidayete ermişlerdir.” [5]

    Allah (c.c.)’ı inkâr ederek ilâhlık davasına kalkışanların bu tavrı da bir zulümdür. Çünkü onlar böylelikle Allah’ın ilâhlık hakkına tecavüz etmektedirler. Bunun tipik örneği Firavun’un yaptıklarıdır. [6]

    Peygamberlerini dinlemeyen bütün topluluklarda olduğu gibi bu örnekte de zulüm; küfrün ve şirkin diğer adıdır. İnkârcıların yaptıkları yanlışlık, ‘zulüm’, kendileri de ‘zalim’ diye nitelendiriliyor. Onların yaptığı karanlığa çağrıdır. Onlar bir taraftan Allah (c.c.)’ın zulmet dediği karanlık çıkmazları tercih ederken, bir taraftan da Rab’lik ve İlâh’lık hakkını başka varlıklara vermektedirler.

    2. İnsanlar Arasındaki Zulüm

    İnsanların diğer insanlara, içinde yaşadıkları topluma ve çevreye, diğer canlılara karşı işledikleri suçlar, haksızlıklar ve saldırılardır. Bu tür bir zulme uğrayan kimseye ‘mazlum’ denir.

    Bu bir anlamda kişi ve kamu haklarının ihlalidir. Bu ihlâli ister kişi yapsın, ister bir topluluk, isterse siyasal otoriteler yapsın; hepsi zulümdür. Bütün diktatörler, bütün despot ve baskıcı rejimler zulme baş vururlar, yönettikleri insanların haklarını ellerinden alırlar. Kurulan bu zulüm düzenleri insanların en doğal ve temel haklarını vermezler, onlara baskı ve şiddet uygularlar.

    İnsanın gerek nefsiyle ve gerekse toplumla olan ilişkilerinde hak ve adaletten ayrılmaması gerekir. Bir işveren işçisine adaletli davranmak, onun hakkını tam ve zamanında vermek zorundadır. İşçi de işverenin alet ve makinelerini en iyi şekilde kullanmak ve işini tam zamanında yapmak zorundadır. Bu, işçi-işveren ilişkilerinde olduğu gibi, devlet-toplum ilişkilerinde de böyle olmalıdır. Halkın, dini, sosyal, siyasal, ahlâki, kültürel, ekonomik ve kültürel temel haklarını gözetmeli, onlara haksızlık yapılmamalıdır. Sosyal adalet ilkesini toplumun her kesiminde uygulamalıdır. Bütün bunlar yapılmadığı taktirde zulüm işlenmiş olur.

    Bir başka zulüm örneği de, sömürgeci ülkelerin sırf çıkarları için bilhassa halkı Müslüman olan ülkelerde giriştikleri zulümlerdir. Örnek vermek gerekirse, petrol iştahlarından dolayı, bir takım ülkeleri işgal etmeye çalışan, suçsuz insanları öldüren, tarihi ve kültürel değerlerini bombalarla yerle bir eden sömürgeci ülkeler zulmün en büyüğünü işlemektedirler. Kimyasal silahlar kullanarak çocukları, kadınları, yaşlıları sakat bırakan, öldüren tarihte ve çağımızda yaşayan bütün bu diktatörlerin yaptığı tam anlamıyla zulümdür. Bu zulümlerinin hesabını elbette Allah (c.c.)’a vereceklerdir.

    Halbuki, İslâm kurallarının tam olarak uygulandığı dönemlerde ve ülkelerde kâfirler de dahil olmak üzere, kimseye zulüm yapılmamıştır. Hz. Ömer (r.a.)’in adaleti, yüzyıllar boyunca dillere destan olmuştur. Osmanlı döneminde üç kıtaya yayılmış olan bütün Osmanlı topraklarında gayr-i müslim azınlıklar da hiçbir baskı veya ayıplama görmeksizin inançlarını rahatlıkla ifade edebiliyor ve ibadetlerini yerine getirebiliyorlardı. Osmanlı toplumu, içindeki bütün değişik din ve inanç mensuplarının varlığına rağmen bir huzur ve güven toplumuydu. Bugün ise Müslümanlar bir kısım ülkelerde hatta kendi öz vatanlarında bile inançlarının gereği başlarını örterek eğitim haklarını kullanamamakta, kamu kurumlarında görev alamamaktadırlar. Kuşkusuz bu yapılan bir zulüm ve bunu işleyenler zalimdir.

    İslâm bir ölçü koymuştur. “Ne haksızlık edersiniz ve ne de haksızlığa uğratılırsınız.” [7]

    İslâm bize, ne zulmeden zalim ve ne de zulme rıza gösteren mazlum olmamamız gerektiğini bildiriyor. Bu âyet-i kerime bile tek başına İnsan Haklarının hangi kaynaktan beslendiğini gösteriyor. Bu âyetin ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in Veda Hutbesi’nin belirttiği esaslara denk gelecek hiçbir İnsan Hakları Bildirgesi bugüne kadar ilân edilmemiştir. En evrensel İnsan Haklarını İslâm belirlemiş ve yüzyıllar boyu uygulamıştır. Bu uygulamalardan yalnızca Müslümanlar değil aynı zamanda Müslüman olmayan diğer insanlar da yararlanmışlardır.

    Bütün işkence şekilleri, inançlara saldırılar, inançları yaşamanın önündeki engeller, kişilerin kimliğini ifade etmelerine engel olma, ırk ve bölge ayırımcılığı, sınıf kavgaları, dilleri ve kültürleri yasaklamak, farklı unsurları yükseklik veya aşağılık sebebi saymalar birer zulümdür.

    3. İnsanın Kendi Kendine Zulmü

    İnsanın kendi kendine zulmü, ya şirke veya küfre bulaşarak olur, ya da inandığı halde Allah (c.c.)’a isyan ederek, yani günah işleyerek olur. Nitekim Hz. Adem (a.s.) ve Havva, Cennet’ten, orada yaptıkları hata sebebiyle çıkınca şöyle dua ettiler:
    “Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan ve rahmet etmezsen, gerçekten zarara uğrayanlardan oluruz.” [8]

    Müminler, nefislerine zulmettikleri veya bir çirkin iş (fahişe) işledikleri zaman hemen Allah (c.c.)’ı hatırlayıp, bağışlanma isterler. Buradaki nefse zulmetmek, günah işlemek anlamındadır. [9]

    Kendilerine kitap gönderilen insanların kimi nefsine zulmeder, kimi de Allah (c.c.)’ın izniyle hayırda öne geçer. [10]

    Ülkelerin ve toplumların çöküş nedeni zulümdür. Onun için atalarımız çok güzel bir söz aktarmaktadırlar. ‘Zulüm ile abad olunmaz’ Yani zulüm yapılarak uzun süre müreffeh ve mutlu yaşanılmaz. Zulmün kesin olarak mutsuz bir sonu vardır ve bunu bütün zalim ve zorbalar yaşamışlardır.

    Zulme Razı Olmamak

    Zulme rıza da zulümdür. Bir zalimin zulmüne engel olmak için çalışmamak, susup oturmak, ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ demek, nemelazımcılık yapmak, onun zulmüne fırsat vermek ve ortak olmak demektir.

    Zulümle mücadele etmek yalnızca mazlumların görevi değildir. İnsanlık onuru taşıyan, insan haklarının değerini bilen herkes zulümle ve zulmü yapan zalimlerle mücadele etmelidir.

    Kur’an-ı Kerim müminlere, zulme uğrayanlar uğruna mücadele etmeyi, hatta savaşmayı emrediyor. [11]

    Zulme karşı mücadele edenler haklıdırlar ve onlara bir kınama yoktur. Ama zalimler için en uygun cezalar vardır. [12]

    Zulmedenler, tevbe edip zulümlerinden vazgeçmedikçe ve haksız yollarla aldıkları hakları sahiplerine vermedikçe, kendileri için bir kurtuluş yoktur. Zulmün sonu kötü ve çöküştür. [13]

    Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki:
    “Üç kimsenin duası geri çevrilmez: Oruçlunun duası, orucunu açarken; adaletli yöneticinin, bir de mazlumun duası. Allah (c.c.) mazlumun duasını göklerin üstüne yükseltir ve o dua için gökyüzü kapıları açılır.”

    Allah Teâlâ da: "İzzetime andolsun ki, bir süre sonra da olsa sana yardım edeceğim’ buyurur." [14]

    Allah (c.c.)’a ve Peygamberine itaatsizlik, zulmün görüntüsü ve ispatıdır. Şüphesiz ki ölçüyü (hüküm ve ilkeleri) Allah (c.c.) ve Resûlünden almayanlar, onların hükümleriyle hükmetmeyenler zulme mutlaka bulaşırlar. [15]

    “Bunlar Allah’ın hudutlarıdır. Her kim Allah’a ve Resûlüne itaat ederse, onu altından ırmaklar akan Cennetine kabul edecektir. Kim de Allah’a ve Peygamberine itaatsizlik eder ve O’nun sınırlarına (İslâm’ın ölçülerine) tecavüz ederse, onu sonsuza kadar kalmak üzere ateşe atacaktır.” [16]

    Zulüm Hastalığından Kurtulmanın Yolları

    Kötü ahlâk hastalıklarının sahipleri çoğu kez hastalıklarının farkında olmaz ve kendilerine bu durumları söylendiği zaman da bunu kabul etmezler. Doğruları söyleyen insanlara kızar ve kendi yanlış ve hatalı uygulamalarını alkışlayan ve doğru bulan riyakar insanları da kendilerine yakın tutarlar. Özellikle zulüm ahlâkı içindeki bir kimse yaptıklarının doğru ve yerinde olduğunu, haksızlık ve adaletsizlik yapmadığını, içerisinde bulunduğu durum ve koşulların yaptığı uygulamaları gerektirdiğini düşünür.

    İnsanın kendisinde zulüm hastalığının varlığını kabullenebilmesi için iman sınavını kazandıktan sonra ilk iş olarak adaletin ne olduğunu ve nasıl gerçekleştirileceğini öğrenmesi gerekir. Zulmün zıddı adaletin olmadığı yerde zulüm ortaya çıkacaktır. Adalet bilindiği zaman buna uygun olarak yapılmayan uygulamaları zulüm olacağı anlaşılacaktır.

    Zalim insana yaptıklarının açık ve net bir şekilde zulüm ve haksızlık olduğu söylenmeli ve bundan vazgeçmesi gerektiği uygun dille ve uygun kimseler tarafından söylenmelidir.

    Allah (c.c.) bütün Müslümanları zulüm yapmaktan ve zulme uğramaktan muhafaza buyursun.

    --------------------------------------------------------------------------------
    [1] Ahlâk Lügatçesi, Ö. N. Bilmen
    [2] En’am sûresi, 6/39.
    [3] Bakara sûresi, 2/57.
    [4] Bakara sûresi, 2/257.
    [5] En’am sûresi, 6/82.
    [6] A’raf sûresi, 7/103
    [7] Bakara sûresi, 2/279.
    [8] A’raf sûresi, 7/23.
    [9] Al-i İmran sûresi, 3/35.
    [10] Fatır sûresi, 35/32.
    [11] Nisa sûresi, 4/75.
    [12] Şura sûresi, 42/42.
    [13] Kasas sûresi, 28/37.
    [14] Tirmizi, Daavat, 129.
    [15] İslâm’ın Temel Kavramları, H. K. Ece.
    [16] Nisa sûresi, 4/13-14.



    İnsanlar üzerinde kurulan psikolojik baskılarda bir nevi ruhsal zulüme giriyor . buda benim nacizhane düşüncem.


    Paylaş
    Zulüm nedir? Zulüm hakkında bilgi Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Zulüm nedir kısaca

    Zulüm haksızlık etme, adil davranmamak ve başkasının hakkını yemek anlamına gelir. Aslında herhangi bir şeyi yerli yerinde kullanmamak da zulümdür. Yani “zulüm”; ister fazla, isterse eksik olsun, herhangi bir şeyin kendine ait olan yerin dışında başka bir yere konulması anlamındadır.


    Ayrıca bu kelimenin, maksadı aşmak, hakkı teslim etmemek ve haddi tecavüz etmek anlamlarına geldiği de ifade edilmiştir.



islamdaki zulümler ile ilgili bilgi