İslam Dini ve İman Bölümü ve İslam Dini Forumundan Selef nedir? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Selef nedir?

    Reklam




    Şeyh İbn ‘Useymîn rahimehullah’a soruldu:
    Soru: Selef sözcüğü ile kasdedilen nedir?
    Cevap: Selef sözcüğünün anlamı, öncekiler ve eskiler demektir. Başkasına önce olan her şey onun selefidir.Ancak selef sözcüğü mutlak olarak kullanıldığında onunla murâd edilen, fazîlet sâhibi ilk üç nesildir: Sahâbe, tâbi‘ûn ve tebe-i tâbi‘ûn. İşte Selef-i Sâlih bunlardır. Onlardan sonra gelip de onların menheci üzere yürüyenler de onlar gibidirler ve -zaman i’tibârıyla onlardan sonra gelseler de- Selef’in yolu üzeredirler. Selefîlik, Selef-i Sâlih radıyallahu anhum’un üzerinde yürüdüğü menhec hakkında kullanılır. Nitekim Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Şüphesiz ümmetim yetmiş üç fırkaya bölünecektir. Bu fırkaların –biri müstesnâ- tümü cehennemdedir. O da cemaattir.” Diğer lafızda: “Bugün benim ve ashâbımın üzerinde olduğu yol üzere olanlardır.” [Tirmizî (2641)]Buna binâen burada selefîlik şu anlam ile mukayyeddir: Sahâbenin, tâbi‘ûn menheci üzere olan ve onlara ihsân ile uyan herkes selefîdir. İsterse şu asırda, on dördüncü hicrî asırda yaşıyor olsun.


    Paylaş
    Selef nedir? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Allah razı olsun bacım..şimdi bir sürü insanlar selef adı duyunca yalnıs anlıyorlar selef anlayışını bambaşka yere çekiyorlar..cunki bir Sürü gurup çıkmış selefi adı altında bu yüzden selefin adı çıkmış dokuza inmez sekize hesabı bir durum oldu.. Şimdi sizin gibi düşünüp ama taguta karsı olmayanlar var ve karsı olanlarasa harici diyorlar ben elbetteki "Kim Allahın indirdikleriyle hüküm vermezse iste onlar kafirlerin ta kendileridir.Maide 44 ayetine iman ediyorum ve böylelikle taguta karşıyım merak ediyorum
    Sizdemi aynı gorustesiniz ?



  3. 3
    İfrat ve tefrit diyorum kardeşim.. Her önümüze geleni kendi kafamıza göre tekfir edemeyiz.



  4. 4
    Selefiyecilik, vehhabiliğin kamufle adıdır.
    Vehhabiler, bu isim altında kendilerini gizliyorlar. Hatta kendilerine hakiki ehl-i sünnet anlamında Ehl-i sünneti hassa diyorlar.

    Selef, önceki demektir. Istılahta Sahabe ve Tabiine Selef veya selef-i salihin denir. Selef-i salihinin yolunda bulunan müslümanlara (Ehl-i sünnet) denir. Ehl-i sünnet olmayıp, Ehl-i sünnet âlimlerinin nasslarda açık bildirilmemiş olan ahkamdaki ictihadlarını beğenmeyen ve bu manası açıkça anlaşılamayan nassları yanlış tevil ederek, anladıklarını Selef-i salihinin yolu olarak savunan sapıklara Selefiye denir. Selefin mezhebi vardır, selefiye mezhebi diye bir şey yoktur. Selefin mezhebi ise ehl-i sünnet vel cemaattir.

    Ehl-i sünnet itikadından ayrılan bazı din adamları Selefiye adını verdikleri sapık bir yol tutmuşlardır.
    Bunun itikadda mezhep olduğunu söyleyip, kitaplarında yazmışlardır. Halbuki İslamiyet’te Selefiye mezhebi diye bir şey yoktur. Ehl-i sünnet âlimleri böyle bir şey bildirmemişler ve kitaplarında asla yazmamışlardır.

    İslamiyet’te Selef-i salihin mezhebi, yani Ehl-i sünnet mezhebi vardır. Selef-i salihin; hadis-i şerif ile methedilen, övülen ilk iki asrın müslümanlarıdır. Yani Selef-i salihin, Eshab-ı kiram ve Tabiine verilen isimdir. Bu şerefli insanların itikadına Ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebi denir. Bu mezhep, iman, inanç mezhebidir. Eshab-ı kiramın ve Tabiin-i i'zamın imanları hep aynı idi, inançları arasında hiçbir fark yoktu.

    İmam-ı Gazali hazretleri İlcam-ül-avam kitabında; "Bu kitapta itikad fırkalarından Selef mezhebinin hak olduğunu bildireceğim. Bu mezhepten ayrılanların bid’at sahibi olduklarını anlatacağım. Selef mezhebi demek, Eshabın ve Tabiinin itikadları demektir..." buyurarak Selef mezhebi demenin, Ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebi demek olduğunu açıkça bildirmiştir.

    Mısır'daki Ezher Üniversitesinden mezun üstad ibni Halife Alivi Akıdet-üs-selefi vel-halef adlı kitabında şöyle yazmıştır:
    "Ebu Zehra Tarih-ül-mezahib-ül islamiyye kitabında yazdığı gibi, hicretin dördüncü asrında, Hanbeli mezhebinden ayrılan bazı kimseler, kendilerine Selefiyin ismini verdiler. Hanbeli mezhebi âlimlerinden Ebu'l-Ferec ibni Cevzi ve diğer âlimler bu selefilerin, Selef-i salihinin yolunda olmadıklarını, bid’at ehli, mücessime fırkasından olduklarını bildirerek, bu fitnenin yayılmasını önlediler. Daha sonra yedinci asırda, ibni Teymiye el-Harrani bu fitneyi tekrar alevlendirdi. Kendilerine Selefiye ismini takanlar, ibni Teymiye’yi kendilerine imam bildiler.”

    İslamiyet’te (Selefiye mezhebi) diye bir şey yoktur
    Selef-i salihinin yolunda bulunan müslümanlara (Ehl-i sünnet) denir. Ehl-i sünnet olmayıp, Ehl-i sünnet âlimlerinin nasslarda açık bildirilmemiş olan ahkamdaki ictihadlarını beğenmeyen ve bu manası açıkça anlaşılamayan nassları yanlış tevil ederek, anladıklarını Selef-i salihinin yolu olarak savunan sapıklara Selefiye denir. Bu bid’ati ortaya çıkaranların en meşhuru İbni Teymiye ve vehhabilerdir. Bunlar kendilerinin Eshab-ı kiram yolunda olduğunu savunuyor, Kur’an-ı kerimden ve hadis-i şeriflerden yanlış ve bozuk manalar çıkararak, Ehl-i sünnet olan hakiki müslümanları kötülüyorlar.

    Hemen söyleyelim ki, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında, Selefiye denilen bir isim veSelefiye Mezhebi diye bir yazı yoktur. Bu isimler mezhepsizler tarafından sonradan uydurulmuş ve cahil din adamları tarafından, mezhepsizlerin kitapları Arabiden Türkçeye tercüme edilirken, Türkler arasında da yayılmaya başlamıştır.

    Bunlara göre:

    (Eşari ve Matüridi mezhepleri kurulmadan evvel bütün Sünnilerin tâbi oldukları mezhebe Selefiye adı verilmektedir. Bunlar Sahabe ve Tabiinin izinde yürümüşlerdir. Selefiye mezhebi Eshabın, Tabiinin ve Tebe-i tabiinin mezhebidir. Dört büyük imam bu mezhebe mensup idi. Selefiye mezhebini müdafaa için ilk eser, (Fıkh-ul-ekber) ismi ile imam-ı a’zam tarafından yazılmıştır. İmam-ı Gazali, (İlcam-ül avam-anil kelam) eserinde Selefiye mezhebinin esaslarını yedi olarak bildirmektedir. İmam-ı Gazalinin zuhuru ile müteahhirinin ilm-i kelamı başlar. İmam-ı Gazali, önce gelen kelamcıların mezheplerini ve İslam filozoflarının fikirlerini tetkik ettikten sonra, kelam ilminin metotlarında değişiklikler yaptı. Felsefi düşünceleri, red maksadıyla kelama soktu. Razi ve Amidi, kelam ile felsefeyi mecz ederek bir ilim haline koydular. Beydavi ise, kelam ile felsefeyi birbirinden ayrılmaz hâle koydu. Müteahhirinin ilm-i kelamı Selefiye mezhebinin yayılmasına mani oldu. İbni Teymiye ve talebesi İbn-ül-Kayyım-il-cevziyye, Selefiye mezhebini ihyaya çalıştılar. Selefiye mezhebi sonradan ikiye ayrılmıştır: Eski Selefiler, Allah’ın sıfatları ve müteşabih nassları hakkında tafsilata girmemişlerdir. Sonraki Selefiler bunlar hakkında tafsil cihetine ehemmiyet vermişlerdir. İbni Teymiye ve ibni Kayyım Cevziyye gibi sonraki Selefilerde bu hâl açık olarak görülmektedir. Eski ve yeni Selefilerin hepsine birden (Ehl-i sünneti hassa) denir. Ehl-i sünnet kelamcıları bazı nassları tevil etmişlerse de, Selefiye buna muhaliftir. Selefiye, Allah’ın yüzü ve gelmesi, insanların yüzüne ve gelmesine benzemez diyerek müşebbiheden ayrılmıştır) diyorlar.

    CEVAP
    Eşari ve Matüridi mezhepleri sonradan kurulmuş demek doğru değildir. Bu iki büyük imam, Selef-i salihinin bildirdikleri itikad, iman bilgilerini açıklamışlar, kısımlara bölmüşler, herkesin anlayabileceği bir şekilde yaymışlardır. İmam-ı Eşari, imam-ı Şafii’nin talebesi zincirinde bulunmaktadır. İmam-ı Matüridi de, imam-ı a’zam Ebu Hanife’nin talebeleri zincirinin büyük bir halkasıdır.

    İmam-ı Eşari ve imam-ı Matüridi, hocalarının itikaddaki müşterek olan mezheplerinden dışarı çıkmamış, mezhep kurmamıştır. Bu ikisinin ve hocalarının ve dört mezhep imamının tek bir itikadı vardır. Bu da Ehl-i sünnet vel cemaat ismi ile meşhur olan itikad mezhebidir. Bu fırkada bulunanların itikadları, inanışları, Eshab-ı kiramın ve Tabiinin ve Tebe-i tabiinin inanışlarıdır. İmam-ı a’zam Ebu Hanife hazretlerinin yazdığı,Fıkh-ul-ekber kitabı, Ehl-i sünnet mezhebini müdafaa etmektedir. Bu kitapta ve imam-ı Gazali hazretlerinin, İlcam-ül-avam-anil-kelam kitabında Selefiye kelimesi yoktur. Bu iki kitap ve Fıkh-ul-ekber kitabının şerhleri arasında Kavl-ül-fasl kitabı, Ehl-i sünnet fırkasını bildirmekte ve bid’at fırkaları ile felsefecilere cevaplar vermektedir.

    İmam-ı Gazali hazretleri, İlcam-ül-avam kitabında, (Bu kitapta itikaddaki fırkalardan, Selef mezhebinin hak olduğunu, bildireceğim. Bu mezhepten ayrılanların bid’at sahibi olduklarını anlatacağım. Selef mezhebi demek, Eshabın ve Tabiinin itikadları demektir. Bu mezhebin esasları yedidir) diyor. Görülüyor ki, İlcam kitabı, Selef mezhebinin yedi esasını yazmaktadır. Buna Selefiyenin yedi esası demek, kitabın yazısını değiştirmek ve imam-ı Gazali hazretlerine iftira etmek olmaktadır.

    Ehl-i sünnet kitaplarının hepsinde, mesela, çok kıymetli fıkıh kitabı olan, Dürr-ül-muhtar’ın şahidlik kısmında, Selef ve Halef dedikten sonra; (Selef, Eshab-ı kiramın ve Tabiinin ismidir. Bunlara (Selef-i salihin) de denir. Halef de, Selef-i salihinden sonra gelen Ehl-i sünnet âlimlerine denir) yazılıdır.

    İmam-ı Gazali ve imam-ı Razi ve tefsir âlimlerinin baş tacı olan imam-ı Beydavi hazretleri, hep Selef-i salihin mezhebinde idiler. Bunların zamanında türeyen bid’at fırkaları, ilmi kelama felsefeyi karıştırdılar. Hatta imanlarının esasını felsefe üzerine kurdular. Milel ve Nihal kitabında bu bozuk fırkaların inançları geniş anlatılmaktadır.

    Bu üç imam, bu bozuk fırkalara karşı Ehl-i sünnet itikadını müdafaa ederken ve onların sapık fikirlerini çürütürken, onların felsefelerine de geniş cevaplar verdiler. Bu cevapları, Ehl-i sünnet mezhebine felsefeyi karıştırmak değildir. Bilakis kelam ilmini, kendisine karıştırılan felsefi düşüncelerden temizlemektir. Beydavi’de ve bunun şerhlerinin en kıymetlisi olan Şeyhzade tefsirinde hiçbir felsefi düşünce, hiçbir felsefi metot yoktur. Bu yüce imamlara felsefe yolunda idiler demek, çok çirkin iftiradır.

    Ehl-i sünnet âlimlerine bu iftirayı ilk olarak, İbni Teymiye, Vasıta kitabında yazmıştır. İbni Teymiye’nin ve talebesi İbn-ül-Kayyım-ıl-cevziyye’nin Selefiye mezhebini ihyaya çalıştıklarını söylemek ise, hak yolda olanlar ile bâtıl yola sapmış olanların ayrıldığı mühim bir noktadır. Bu iki şahıstan evvel Selefiye mezhebi, hatta Selefiye kelimesi yok idi ki, bu ikisinin ihyaya çalıştığı söylenilebilsin. Bu ikisinden evvel yalnız ve tek hak itikad olarak (Ehl-i sünnet vel-cemaat) ismi verilmiş olan Selef-i salihinin mezhebi vardı. İbni Teymiye, bu hak mezhebi bozmuş, birçok bid’atler meydana çıkarmıştır. Şimdi mezhepsizlerin, dinde reformcuların, kitaplarının, sözlerinin, yanlış düşüncelerinin kaynağı, hep İbni Teymiye’nin bid’atleridir.







  5. 5
    Bunlar, kendilerinin hak yolda olduklarına gençleri inandırmak için, korkunç bir hile ortaya çıkardılar. İbni Teymiye’nin bid’atlerini, yanlış fikirlerini haklı göstererek, gençleri onun yoluna sürüklemek için, Selef-i salihine Selefiye ismini verdiler. Selef-i salihinin halefleri olan İslam âlimlerine felsefe ve bid’at lekelerini bulaştırdılar. Bunları, Selefiye dedikleri uydurma isimden ayrılmakla suçladılar. İbni Teymiye’yi Selefiyeyi yeniden canlandıran bir kahraman, bir müctehid olarak ortaya koydular. Halbuki, Selef-i salihinin halefleri olan Ehl-i sünnet âlimleri, zamanımıza kadar, hatta bugün bile, yazdıkları kitaplarında Selef-i salihinin mezhebi olan (Ehl-i sünnet) itikad bilgilerini savunmuşlar, ibni Teymiye’nin, Şevkani’nin ve benzerlerinin Selef-i salihinin yolundan ayrıldıklarını ve müslümanları felakete ve Cehenneme sürüklediklerini bildirmişlerdir. Et-tevessül-ü-bin-Nebi ve bis-Salihin ve Ulema-ül-müslimin vel-muhalifun ve Şifa-üs-sikam ile bunun ön sözü olan Tathirul-füad min-denisil-itikad kitaplarını okuyanlar, yeni Selefiye denilen bu inanışları ortaya çıkaranların, müslümanları felakete götürdüklerini ve İslam dinini içeriden yıkmakta olduklarını çok iyi anlar.

    Son günlerde, bazı ağızlardan Selefiye ismi işitilmeye başlandı. Her müslüman şunu iyi bilmelidir ki, İslamiyet’te Selefiye mezhebi diye bir şey yoktur. İslamiyet’te yalnız Selef-i salihin mezhebi vardır. Selef-i salihin, hadis-i şerif ile meth ve sena buyurulmuş olan, ilk iki asrın müslümanlarıdır. Üçüncü ve dördüncü asırlarda gelen İslam âlimlerine Halef-i sadıkin denir. Bu şerefli insanların itikadına, Ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebi denir. Bu mezhep, iman, inanış mezhebidir. Selef-i salihinin, yani Eshab-ı kiram ile Tabiin-i izamın imanları hep aynı idi. İnanışları arasında hiç fark yoktu. Şimdi yer yüzünde bulunan müslümanların çoğu, Ehl-i sünnet mezhebindedirler. Yetmişiki sapık bid’at fırkalarının hepsi ikinci asırdan sonra ortaya çıktı. Bunların bir kısmının kurucuları daha önceden yaşamış iseler de, kitaplarının yazılması ve toplu olarak ortaya çıkmaları ve Ehl-i sünnete karşı baş kaldırmaları Tabiin-i izamdan sonra oldu.


    Ehl-i sünnet itikadını ortaya koyan Resulullahtır
    Ehl-i sünnet itikadını ortaya koyan Resulullahtır. İman bilgilerini Eshab-ı kiram bu kaynaktan aldılar. Tabiin-i izam da bu bilgilerini, Eshab-ı kiramdan öğrendiler. Daha sonra gelenler, bunlardan öğrendiler. Böylece, Ehl-i sünnet bilgileri bizlere nakil ve tevatür yoluyla geldi. Bu bilgiler akıl ile bulunamaz. Akıl bunları değiştiremez. Akıl, bunları anlamaya yardımcı olur. Yani, bunları anlamak, doğruluklarını, kıymetlerini kavramak için akıl lazımdır.


    Hadis âlimlerinin hepsi, Ehl-i sünnet itikadında idiler. Amelde dört mezhebin imamları da bu mezhepte idi. İtikadda mezhebimizin iki imamı olan Matüridi ve Eşari de Ehl-i sünnet mezhebinde idi. Bu her iki imam, hep bu mezhebi yaydılar. Sapıklara karşı ve eski yunan felsefesinin bataklıklarına saplanmış olan maddecilere karşı bu tek mezhebi savundular. Bu iki büyük Ehl-i sünnet âliminin zamanları aynı ise de, bulundukları yerler birbirinden ayrı ve karşılarındaki saldırganların düşünüş ve davranışları başka olduğundan, savunma metotları ve tenkitleri birbirinden farklı olmuş ise de, bu hâl, yollarının ayrı olduğunu göstermez. Bunlardan sonra gelen yüzbinlerle derin âlim ve veliler, bu iki yüce imamın kitaplarını inceleyerek ikisinin de, Ehl-i sünnet mezhebinde olduklarını söz birliği ile bildirmişlerdir.


    Ehl-i sünnet âlimleri, manaları açık olan nassları, zahirleri üzere almışlardır. Yani, böyle âyet-i kerimelere ve hadis-i şeriflere açık olan manaları vermişler, zaruret olmadıkça böyle nassları (tevil) etmemişler, bu manaları değiştirmemişlerdir. Kendi bilgileri ve görüşleri ile bir değişiklik hiç yapmamışlardır. Sapık fırkalardan olanlar ve mezhepsizler ise, yunan felsefecilerinden ve din düşmanı olan fen taklitçilerinden işittiklerine uyarak, iman bilgilerinde ve ibadetlerde değişiklik yapmaktan çekinmemişlerdir.


    İmanda parçalanmak, fırkalara ayrılmak yasaktır
    İmanda parçalanma, gruplara ayrılmak kötüdür, asla caiz değildir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Hidayeti [kurtuluş yolunu] öğrendikten sonra, Peygambere uymayıp, müminlerin yolundan ayrılanı, saptığı yola sürükleriz ve çok fena olan Cehenneme atarız.)[Nisa 115]


    (Hepiniz Allah’ın ipine sımsıkı sarılınız. [İmanda] Fırkalara bölünmeyiniz.) [Al-i İmran 103]


    Peygamber efendimiz de, Müslümanlar arasında imanda ve itikadda ayrılıkların felaket olduğunu bildirerek, meşhur olan bir hadis-i şerifinde, (Yahudiler, 71 fırkaya ayrılmıştı. Bunlardan 70’i Cehenneme gidip, ancak bir fırkası kurtuldu. Hıristiyanlar da, 72 fırkaya ayrıldı. 71’i Cehenneme gitti. Benim ümmetim de 73 fırkaya ayrılır. Bunlardan 72’si Cehenneme gider, yalnız bir fırka kurtulur)buyurdu. Eshab-ı kiram, bu bir fırkanın kimler olduğunu sorduğunda; (Cehennemden kurtulan fırka, benim ve Eshabımın gittiği yolda gidenlerdir) buyurdu. (Tirmizi, İbni Mace)





  6. 6
    Selefilik [Vehhabilik]


    Sual: İtikadda tek mezhep, Ehl-i sünnet vel cemaattir. Amelde ise dört hak mezhep vardır. Son zamanlarda, selefiye mezhebi diye bir şey çıkardılar. Selefilik nedir?


    CEVAP
    Eshab-ı kirama, tabiine, tebe-i tabiine selef veya selef-i salihin denir. Bunların yolunaEhl-i sünnet vel-cemaat denir.


    Mezhepsizler, selef kelimesini istismar ediyorlar. (Selefiye mezhebi, selefin yoludur) diyorlar. İmam-ı a’zamın, imam-ı Eşari’nin, imam-ı Matüridi’nin yolu selefin yolu değilmiş gibi bir intiba vermeye çalışıyorlar.


    Bazı sapıklar da çıkıp, (Peygamberiyye mezhebi) kursa, buna da bu peygamberin yoludur dese itibar edilir mi? İmam-ı Gazali hazretleri, Eshab-ı kiramın yolu olan Ehl-i sünnet itikadını anlatıp, (İşte selefin mezhebi budur) buyuruyor.


    İtikadda mezhep tektir. Çünkü itikadda ayrılık olmaz. İtikadda mezhebimiz Ehl-i sünnet vel-cemaattır. Ehl-i sünnet fırkasının meşhur iki imamı vardır. Birincisi imam-ı eşari, ikincisi imam-ı Matüridi’dir. İkisinin ictihadları arasındaki farklılık temelde değildir. Eğer farklılık temelde olsa idi, birisi Ehl-i sünnet itikadından ayrı olsaydı, elbette onun itikadı Ehl-i sünnet kabul edilmezdi.


    Amele ait bir mezhepte farklı ictihadlara sahip imamlar olabilir. Mesela imam-ı a'zam ile imam-ı Ebu Yusuf’un ictihadı farklı olabilir. Farklı olması, rahmet olup Hanefi mezhebine aykırı olmaz. İmam-ı Eşari ile imam-ı Matüridi arasında iman konusunda temelde ayrılık yoktur. Hatta biri Hanefilerin, diğeri Şafiilerin imamı demek de doğru değildir. İkisi de ehl-i sünnetin imamlarıdır.


    İmam-ı Rabbani ve imam-ı Matüridi, Hanefi mezhebine göre amel ettikleri için itikadda Hanefi imamları olarak bilinmektedir. Ebul Hasen-i Eşari de Şafii’ye göre amel ettiği için itikadda Şafii imamı olarak tanınmaktadır. Bir şafii, imam-ı Matüridi gibi inansa veya bir hanefi, imam-ı Eşari gibi inansa Ehl-i sünnet olmaktan çıkmaz. Fakat bir kimse, amele ait bir hükümde ihtiyaçsız kendi mezhebini bırakıp, başka bir mezhebin hükmü ile amel etse mezhepsiz olur. (Hulasat-üt-tahkik)


    Hiçbir İslam âlimi, selefiye mezhebi diye bir mezhepten bahsetmemiştir. İbni Teymiyeciler, selefiyiz diyorlar. Selefilik, vehhabiliğin kamufle adıdır. Bazı selefi yazarlar, itikadda hak olan mezhebi üçe ayırıyorlar. Halbuki Tirmizi’nin bildirdiği hadis-i şerifte(Ümmetim 73 fırkaya ayrılacak, yetmiş ikisi Cehenneme gidecektir) buyurulurken, üç fırkaya fırka-i naciyye denir mi, itikadda üç tane hak mezhep olur mu? Fırka-i naciyye denilen kurtuluş fırkası bir tanedir. O da Ehl-i sünnet-vel-cemaattir. Hadis-i şerifle de bildirildiği gibi, diğerleri Cehenneme gidecektir. (Hadika)


    İtikadda ve amelde mezhep


    Sual: İtikatta ve amelde kaç hak mezhep vardır?

    CEVAP


    İtikatta hak fırka tektir. O da, Ehl-i sünnet vel cemaat fırkasıdır. Bu fırka, amelde, dört hak mezhebe ayrılmıştır. Bunlar, Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli’dir. Her mezhebin içinde müctehidler vardır. Mesela Hanefi mezhebinde, İmam-ı Ebu Yusuf ve İmam-ı Muhammed, İmam-ı Züfer gibi. Bunlar Hanefi mezhebinin üsul ve kaidelerine aykırı olmadan farklı ictihadlarda bulundukları için, Hanefi’den farklı bir mezhep sayılmamıştır.



    Ehl-i sünnetin iki itikat imamı olan İmam-ı Matüridi ve İmam-ı Eş’ari de, Ehl-i sünnete aykırı olmayan farklı bazı ictihadlarda bulunmuşlardır. Bu farklı ictihadları Ehl-i sünnet itikadını zedelemez.


    Mezhepsizler itikatta mezhebi üçe ayırıp, yani Matüridi ve Eş’ari diye ayırıp bir de selefiyye diye bir şey çıkarmışlardır. Bu selefiyyenin adından başka, selefi salihin ile hiçbir ilgisi yoktur. Vehhabiler kendilerini bu isim altında gizlemektedirler.


    Tevhid ehli
    Sual: Bazıları, kendileri için, tevhid ehli diyorlar. Her Müslüman tevhid ehli değil mi?

    CEVAP


    Elbette, her Müslüman tevhid ehlidir. Öyle söyleyenler, kendilerine selefi diyen kimselerdir.

    Selefilik, Vehhabiliğin kamufle edilmiş halidir. Bunlar, kendilerinden olmayana müşrik derler
    alıntı.



  7. 7
    Salam aleykum ben ahli-sunne vel camaat akidesindenim yani selefim burada da seleflere vahabi deyirler hatta bazi kendine selef deyenler bize yani tagutu tagut kufru kufr gorenlere harici diyorlar .onlar murciyalardir .murciyalar namaz kilmayanlara Allahi tanimayana kafir demiyorlar.

    -----------------------


    Selefiler kendilerinden olmayanlara deyil tevhidi bilmeyenlere kafir diyorlar.Le ilehe illallah kelimesini sadece dili ile soyleyen biri musluman olamaz.Le ilehe illallahi hem dili ile soylemeli hem kalbi ile tasdik etmeli hemde amelleri ile gostermelidir.namazda bu amellerden en birincisidir.Le ilehe illallahi sadece soylemekle musluman olunmaz.en onemli olan onun manasidir.Le ilehe illallahin manasi ruhun bedendeki yeri gibidir.ruh bedenden cikdikdan sonra beden nasil curuyurse Le ilehe illallahin manasi bilmeden soyleyende de harif yiginlarindan basqa bir sey deyildir İslam 73 firqeye bolunecek bunlardan yalniz biri cennete dusecek onlarda peygember s.a.s yolu uzerinde olan selefilerdi.seleflere soylediniz vahabi sozu ise Allah in Vahhab adindandir.VAHHAB-hediyyeler eden demekdir.



  8. 8
    Esma azeri nickli üyeden

    Selefiler kendilerinden olmayanlara deyil tevhidi bilmeyenlere kafir diyorlar.Le ilehe illallah kelimesini sadece dili ile soyleyen biri musluman olamaz.Le ilehe illallahi hem dili ile soylemeli hem kalbi ile tasdik etmeli hemde amelleri ile gostermelidir.namazda bu amellerden en birincisidir.Le ilehe illallahi sadece soylemekle musluman olunmaz.en onemli olan onun manasidir.Le ilehe illallahin manasi ruhun bedendeki yeri gibidir.ruh bedenden cikdikdan sonra beden nasil curuyurse Le ilehe illallahin manasi bilmeden soyleyende de harif yiginlarindan basqa bir sey deyildir İslam 73 firqeye bolunecek bunlardan yalniz biri cennete dusecek onlarda peygember s.a.s yolu uzerinde olan selefilerdi.seleflere soylediniz vahabi sozu ise Allah in Vahhab adindandir.VAHHAB-hediyyeler eden demekdir.
    Müslüman önce kalbi ile La ilahe illalah'ı kabul eder
    sonra diliyle tasdik eder taklidi iman
    gözü kapalı hemen kabul edip inanmak demektir
    yaşadığı aile ve çevre telkinleri ile kazanılsa da
    alimlerin çoğunluğuna göre makbul bir iman çeşididir
    ama asıl olan tahkiki imandır ki oda araştırılmış ve delillere
    dayandırılmış imandır şüpheler karşısında zedelenmeyen
    ve fitnelere mahal bırakmayan imandır.
    Bir kul ilk önce imandan sonra amellerden sorumludur
    ayrıca sırf harf yığını için kimse tevhid sözlerini kabul etmez
    edende zaten iman etmiş olmaz...

    İslam 73 firqeye bolunecek bunlardan yalniz biri cennete dusecek onlarda peygember s.a.s yolu uzerinde olan selefilerdi.
    İslam alimlerimizin bildirdiğine göre bu bir fırka
    Ehl-i Sünnet vel cemaattir
    her şeyi Hakkı ile bilen yalnızca Rabbimizdir..
    ayrıca vahhabiliği araştırmanı tavsiye ederim.



  9. 9
    Seyhulislam Muceddid İmam Muhammed b. Abdulvehhab`a La ilahe illallah`ın anlami soruldu.
    Seyh rahimehullah su sozlerle cevap verdi:
    Yuce Allah sana rahmet etsin,bil ki;bu kelime,kufur ile İslam arasinda alamet-i farikadir.O,takva kelimesidir ve ürvetul-vurkadir.O;İbrahimin,ardindan geleceklere, belki donerler diye biraktigi kelimedir.
    Bu kelime ile istenilen; onu, anlamini bilemeksizin sadece soylemek deyildir.subhesiz ki munafiklarda onu soyluyorlardi,buna ragmen onlar, kafirlerin de altinda "cehennemin(dibinde),en asagi tabakasindadirlar."(4/Nisa 145)

    ----------------------

    selefi Nickli Üyeden Alıntı
    İfrat ve tefrit diyorum kardeşim.. Her önümüze geleni kendi kafamıza göre tekfir edemeyiz.



    dogru her onumuze geleni tekfir edemeyiz.ama aciq kufrunu gordugumuz birinede musluman deyemeyiz.biri tagutu tagut kimi gormuyorsa ve ya Allahin koydugu kanunlarin bizim cagimiza uygun olmadigini dusunuyorsa bu insan aciq kafirdir



  10. 10
    Ayris hanim siz Wehabinin ne oldugunu biliyormusunuz?



  11. 11

    Cevap: Selef nedir?

    Alıntı Hafsa Azeri Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ayris hanim siz Wehabinin ne oldugunu biliyormusunuz?
    yok bilmiyorum öğretirmisin Hafsa hnm ?


    Muminem Cevap: Selef nedir?

  12. 12
    Amira bacim sana soyleyeyimmi bize neden havaric diyorlar cunki tagutu tagut goruyoruz.Allahdan basqa kimseden korkmuyoruz. Dunya deyissede Allahin koydugu kanunlar deyismemeli demokrasi deyil SERİAT olmali.anayasa deyil KURAN olmali.simdide deyilse İnweALLAH bu bir gun olacak.Cunki Allahin dinini koruyanlar Kiyamete kadar devam edecek!sabr muslumanlar sabr.-
    -----------------------

    Ayrica bize Vahabi diyenler utansin.burdan kardesiz diyenler arkamizdan Vahabi diyorlar.neden vahabi diyorsunuz bunu anlamiyorum zaten.biz muslumaniz vahabi deyil.



  13. 13
    Alıntı Esma azeri Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ayrica bize Vahabi diyenler utansin.burdan kardesiz diyenler arkamizdan Vahabi diyorlar.neden vahabi diyorsunuz bunu anlamiyorum zaten.biz muslumaniz vahabi deyil.
    bunu şahsına kim demiş?
    öyle bir ibare yok ta



  14. 14
    Canim bunu sahsima defalarca demisler.oralarda bilmiyorum ama buralarda siyah pardesude giyinen gorunce Vahabi derler.



selefi saytlari,  Selef nedir,  selefi salihin ne demek