Din Ve İman Bölümü ve İnançsızlara Cevaplar Forumundan Dinsizliğin zararları Cahiliyenin Ölüm Korkusu Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Dinsizliğin zararları Cahiliyenin Ölüm Korkusu

    Reklam




    DİNSİZLİĞİN İNSANLARA ZARARLARI

    Cahiliyenin Ölüm Korkusu
    Cahiliye toplumunun en büyük korkularından biri şüphesiz ölüm korkusudur. Ancak ölümden korkarken ve hiç düşünmemeye çalışırken unuttukları bir şey vardır: Ölüm gerçeğini ne yaparlarsa yapsınlar değiştiremezler. Kuran'da ölümden kaçış olmadığı insanlara şöyle hatırlatılmıştır:
    “Her nerede olursanız, ölüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolarda olsanız bile....” (Nisa Suresi, 78)

    “De ki: "Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp-buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen (Allah)a döndürüleceksiniz. O da size yaptıklarınızı haber verecektir." (Cuma Suresi, 8)
    Ayetlerden de anlaşılacağı gibi, ölüm her insan için kaçınılmaz bir sondur. Dünyanın en zengin, en itibarlı ya da en yüksek makam mevki sahibi de, en güzel insanı da mutlaka ölecek ve sahip olduğu bu özelliklerden hiçbiri kendisini kurtaramayacaktır.
    Cahiliye toplumu insanları da bu gerçeği çok iyi bildiklerinden, ölümü mümkün olduğunca geciktirmek ve dünyayı biraz daha yaşamak isterler. Ölüm onları mallarından, evlatlarından, tüm sevdiklerinden ayıracak ve dünya için harcadıkları emekleri boşa çıkaracaktır. Bu nedenle de ölümden şiddetle korkarlar. Öyle ki, çoğu zaman "ölüm" kelimesini ağızlarına dahi almak istemez, ölümü hatırlatan insanlara da "düşüncesiz" gibi yakıştırmalar yaparlar. Ölüm konusu açıldığında, bu konuyu konuşmanın gereği olmadığını söyleyerek karşı tarafı hemen sustururlar.
    Yaşlılık, hastalık gibi ölümü hatırlatan konularla mümkün olduğunca muhatap olmamaya çalışırlar. Bu korkuları öyle şiddetlidir ki, kimi zaman doktora gitmekten dahi tedirgin olurlar. Eğer ufak bir şey için doktora gidecek olurlarsa, doktorun daha ciddi bir hastalık teşhis etmesinden korkarlar. Bu tedirginlik sebebiyle bir rahatsızlıkları olduğunda bile, doktora gitmemeyi tercih edebilirler. Morallerinin en bozulduğu ve korkularının en şiddetlendiği durumlar ise, cenaze törenleridir. En yakın dostlarının, akrabalarının kefen içerisinde toprağın altına indirilişini seyrederken, ister istemez kendilerinin de eninde sonunda ölümle karşılaşacaklarını hatırlarlar. O yüzden bu tür ortamlardan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışırlar.
    Bu korkuları onlara, umduklarının tam tersini getirir. Onlar dünya hayatını kaybetmekten korkarlar; ancak uzun yıllar da yaşasalar tüm bir ömrü korku içerisinde geçirirler. İşte bu da, onların Allah'tan korkmak yerine batıl korkular edinmeleri sonucunda içine düştükleri bir beladır.

    BATIL İNANÇ SAPLANTISI
    Dinden uzak yaşayan toplumlarda küçük büyük herkese körü körüne benimsetilen bir konu da batıl inançlardır. Adından da anlaşıldığı gibi bu inançların makul ve akılcı düşünen bir insan için hiçbir geçerliliği yoktur. Ancak Allah'ın Kitabı'nı okumayan, dolayısıyla da gerçek dini tanımayan insanların, akıl dışı pek çok saplantı edinmesi son derece doğaldır.
    Batıl inançların en önemli yönlerinden birisi, yüzyıllardır dilden dile, nesilden nesile aktarılarak gelmeleridir. Ne kadar asılsız ve mantık dışı olsalar da, birçok toplum bunları sahiplenmiş ve daha da geliştirerek kendilerinden sonraki nesillere öğretmişlerdir.
    Cahiliye toplumu insanları ise, gerçek dini uygulamaya asla yanaşmamalarına rağmen, son derece anlamsız olan bu kurallara tamamen sahip çıkarlar. Öyle ki bu kuralları birer kanun gibi kabul edip, hiç ödün vermeden uygularlar. Söz gelimi merdiven altından geçerlerse başlarına kötü bir şey geleceğine inanır, bu nedenle yollarını değiştirirler. Ya da çok gülerlerse ardından çok ağlayacaklarını düşünür, bu nedenle gülmelerine hakim olurlar. Gece vakti mezarlıktan geçemezler, ölülerin dirilip kendilerine zarar vermesinden ya da kendi deyimleriyle "çarpılmaktan" korkarlar. Herhangi olumsuz bir kelime duyduklarında tahtaya bir iki kez vururlar. Kapalı yerlerde kalamaz, başlarına bir kötülük geleceğini düşünürler. Bu kurallar saymakla bitmeyecek kadar çoktur ve cahiliye insanları bunların her birine karşı derin bir korku duyar. Eğer bu inançlarının aksini uygulayacak olurlarsa, başlarına büyük bir felaket gelmesinden endişe ederler.
    Burada düştükleri en önemli hata ise, şahit oldukları her olayın ve her varlığın Allah'ın kontrolü altında olduğunu unutmalarıdır. Yoksa ne merdivenin, ne de kapalı bir mekanın kendilerine ait müstakil bir gücü yoktur. Ancak cahiliye toplumu kendi türettiği bu batıl inançlara karşı beslediği korkularla, kendi elleriyle kendilerine zorluk oluştururlar.

    UĞURSUZLUK SAPLANTISI
    Cahiliye toplumu, batıl inançlarının bir uzantısı olarak, bir de uğursuzluk saplantısı geliştirmiştir. Ancak uğursuz olarak nitelendirdikleri şeylerin çapı oldukça geniştir. Bu kimi zaman bir sayı, kimi zaman bir renk, kimi zaman da bir kişi olabilir. Söz elimi, bunların en yaygın olarak bilinenlerinden biri on üç sayısıdır. Bu sayının uğursuzluğu sanki evrensel bir gerçek gibi kabul edilmiştir. Dünyanın neresine giderseniz gidin, Kuran mantığından uzak olan her insan bu sayıdan ciddi bir tedirginlik duyar. Yine aynı şekilde çoğu insan siyah rengin özellikle de kara kedinin uğursuzluk getirdiğini düşünür. Karşılaştıklarında kediye bakmamaya çalışır ve yollarını değiştirirler.
    Uğursuzluk konusunda kendilerine yönelik korkuları da vardır cahiliye toplumunun. Örneğin başlarına kötü bir şey geldiğinde üzerlerinde bulunan kıyafetleri hayatları boyunca bir kez daha giymezler. Ya da bir kez kaza yaptıkları arabalarında bir uğursuzluk olduğuna inanır, bir daha binmez ve hemen satışa çıkarırlar. Uğursuzluğa uğrama korkusu, cahiliyenin hayatına yön verecek kadar güçlüdür. Yapacakları birçok işten bu korkuları nedeniyle vazgeçer, birçok kişiyle bu korkuları nedeniyle dostluklarını noktalarlar. Oysa ki, saplantılarından vazgeçmedikleri sürece korkularından da kurtulamazlar. Bu nedenle çözüm bunlardan kaçmakta değil, bu korkuyu kökten yok etmektedir. Bu da ancak kişinin cahiliye inançlarını terk edip, Allah'ın emrettiği ahlakı yaşamasıyla mümkün olur.

    CAHİLİYENİN FOBİLERİ
    Her insanın çeşitli fobileri olması cahiliye sisteminde son derece olağan karşılanır. Cahiliye ahlakını yaşayan kişilerin tümünün en az birkaç fobisi muhakkak vardır. Kimisi böcek görmekten, kimisi gök gürültüsünden, kimisi yükseklikten, kimisi dar ve sıkışık yerlerde kalmaktan, kimisi de karanlıktan şiddetle korkar.
    Korku duydukları bu fobilerin bir kısmı gerçekten de tedbir almayı gerektiren konulardır. Ancak cahiliyenin duyduğu korku, doğal bir tepki göstermenin ya da önlem almanın çok ötesindedir. Çoğu, korktukları şeyleri televizyonda, gazetede hatta bir çizgi filmde dahi görmeye katlanamaz. Söz gelimi böcek kelimesi geçtiği anda, ya da bir yılan resmi gördüklerinde tamamen kontrolden çıkacak kadar kendilerini kaybederler. Kimi zaman çığlıklarla kendilerini yerlere atar, hatta resmin ya da televizyonun üzerine bir şeyler fırlatarak abartılı hareketler yaparlar. Kimileri kapalı yerleri, mezarlık ya da toprağın altı gibi bir mekanla bağdaştırırlar. Ölüm ve yok olma korkuları, bu fobileriyle dışa vurur. Karanlığa karşı duydukları korkunun sebebi de budur aslında. Karanlık ile felaketleri kafalarında bir bütün olarak canlandırırlar. Bu nedenle özellikle de tek başlarına olduklarında, kendi evlerinde bile olsalar rahat edemezler. Karanlığın kendilerine kötülük isabet ettirecek müstakil bir gücü olduğuna inanırlar. Görünmeyen güçlerin kendilerine saldıracaklarını ya da öldürmeye kalkışacaklarını hayal ederek korkuya kapılırlar.
    Ortada hiçbir hayati tehlike yokken bu kadar şiddetli korkulara kapılan insanların hataları, Allah'ı vekil edinmemeleri, O'ndan başka ilahlar edinmeleri ve O'ndan gereği gibi korkmamalarıdır. Kuran'da, korkunun inkarcılara şeytandan gelen bir bela olduğu ve yalnızca Allah'a iman eden ve O'ndan korkan müminler için hiçbir korku ve üzüntü olmadığı bildirilmiştir:
    “İşte bu şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Siz onlardan korkmayın, eğer mü'minlerseniz, Ben'den korkun.” (Al-İmran Suresi, 175)
    “Hayır, kim iyilikte bulunarak kendisini Allah'a teslim ederse, artık onun Rabbi katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.” (Bakara Suresi, 112)

    dinsizliğinkabusu



    Paylaş
    Dinsizliğin zararları Cahiliyenin Ölüm Korkusu Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Bir insan hiç inanmış olsa ya da imanı güçlü olmasa farklı saplantıları takıntı haline getirdiği görülür. Nazar vardır fakat bilmeyen kişiler nazarın bir boncukla ya da soğan ve sarımsakla giderileceğine inanacak ve bunlara anlam verecek kadar saplantıya girmiş olurlar.



toplumda yaygın olan batıl inançlar