İslam Dini ve İman Bölümü ve İman Forumundan İmanın güçlenmesi Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    İmanın güçlenmesi

    Reklam




    İmanın güçlenmesi


    İmanın kendisi vasıtasıyla güçlendiği sebepler için nasıl bir sıralama söz konusudur önce Zühdle mi, ilimle mi, ibadetle mi başlamalı, yoksa gücü oranında bunları bir arada yapmaya mı gayret etmelidir? sorusuyla ilgili olarak şunlar söylenir:

    Önce kişi için farz olan iman, farz olan ibadet, farz olan zühd kaçınılmazdır Bundan sonra insanlar arasında iman bakımından, imanın şubelerindeki farklılık kadar farklılık olur Her insan kendisi için mümkün olanı istemelidir Üstünlükler arasında öncelik tanıyabileceği şeylere de öncelik tanımalıdır

    Bu konuda insanlar arasında üstünlük bakımından fark vardır:

    Kimi için ilim elde etmek zahidlikten, kimi için de zahidlik ilimden daha kolay olabilir Kimisi için de ibadet, her ikisinden daha kolay olabilir, insan için meşru olan ise hayırdan gücü neye yetiyorsa, onu yapmaktır

    Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

    "Gücünüz yettiğince Allah'tan korkun" (Teğabun, 16)

    Eğer aynı anda imanın farklı şubelerinden birisini tercih etmek durumunda olursa, Allah'ı daha çok razı edecek ve kendisinin daha çok üstesinden gelebileceği amele öncelik tanır Çünkü kimi zaman daha az faziletli olanı, daha çok faziletli olandan daha iyi yapabilir Böylelikle de daha faziletli olandan elde edebileceğinden üstününü elde edebilir Böyle birisi için faziletli olan, kendisi için daha yararlı olana talip olmaktır Bu onun için daha faziletlidir Eğer onun için daha faziletli olanı gerçekleştirmek imkansız veya zor ise, kendisi için daha faziletli ve daha faydalı olanı da yitirmesine sebep teşkil edecek olur ise, kayıtsız ve şartsız olarak daha faziletli olana talib olmaz

    Mesela geceleyin Kur'an okuyup onun üzerinde düşünen, onu okumaktan istifade eden, bununla birlikte namazın kendisine ağır geldiği ve ondan o şekilde fayda sağlayamayan veya zikirden Kur'an okumaktan daha çok istifade eden kimselerin durumu böyledir

    Hangi amel kendisi için daha faydalı, Allah'a itaatin daha çok ifadesi ise o amel o kişi hakkında, gereği gibi yapamayıp eksik bıraktığı ve onu yaptığı için de kendisine daha faydalı olan şeyi yapmadığı bir amelden daha çok faydalıdır

    Bilindiği gibi namaz üzerinde Kur'an okumaktan daha çok durulmuş bir emirdir Kur'an okumak ise, zikir ve duadan daha faziletlidir

    Yine bilindiği gibi zikir, rükû ve sücûd gibi özel fiillerde aynı yerde Kur'an okumaktan daha faziletlidir Güneşin doğup batması esnasında da zikir, Kur'an ve dua okumak namazdan hayırlıdır

    Zühd istek ve rağbetin zıddıdır Muhabbete muhalif buğz, iradeye muhalif istememek gibidir İrade ve isteksizlik ise kendileri arasında ve ilgili oldukları hususlarda da kısımlara ayrılmaktadırlar Zühdün de kendisine karşı zühdle davranılan (mezuduhu'n-fihi) ve bizzat zühdün kendisi gibi kısımları vardır



    Birincisi zühd(Asıl müshada boşluk) Arzu ve isteğin zıddı olan zühdün kendisine gelince, bu da hoşlanmamak ve buğz etmektir Bu hususda meşruiyetin gerçek sınırları şudur:



    Kulun hoşlanmaması, buğzu ve sevgisi Allah'ın sevmesine, buğzuna, ceza ve gazabına tabi olmalıdır

    Allah'ın sevdiğini sevmeli, buğzettiğine buğzetmeli, razı olduğu şeyden hoşnut olmalı, Allah'ı gazablandıran şeyden o da gazablanmalıdır

    Öyle ki bu hususlarda hevasına değil de, mevlasının emirlerine tabi olmalıdır

    Dünya hayatında zahidçe hareket eden pek çok kimse, dünyadaki birtakım lüzumsuzluklardan yüz çevirmekle birlikte, Allah ve Resulünün sevdiklerine yönelmediler Ancak böylesi, Allah'ın ve Resulünün emrettiği bir zühd değildir O bakımdan müşrikler, kitab ehli ve bid'atçılar arasında bu türden zahidlere rastlanır

    İnsanlar arasında dünyanın yorgunluğundan kaçıp rahatı istemek yolunda zahidlik edenler vardır Kimisi dünyalık sahiplerinden istemek ve onların eziyetlerinden kurtulmak için zahidlik yapar Kimisi rahatı istediği için mal elde etmekte zahidlik yapar Ve buna benzer Allah'ın ve Resulünün emretmediği türden çeşitli zühd şekilleri vardır



    Ancak Allah ve Resulünün emrettiği zühd, kişinin Allah'ın ve Resulünün sevmediği şeylerden uzak duracak şekilde, Allah'ın ve Resulünün sevdiğini de sevip arzulayacak türden zahidlik etmesidir

    O vakit onun zahidliği Allah'ın ve Resulünün emretmediği şeylerden yüz çevirmek şeklinde olur

    Böyle bir zühd müstehaplık ifade eden bir emirle değil, farziyet ifade eden bir emirle istenir

    İster haram, ister mekruh, ister kul hakkında her iki tarafı birbirine eşit mubah türünden olsun, kul bununla birlikte Allah'ın ve resulünün emrettiğine yönelir

    Aksi takdirde sevileni yapmaksızın hoş görülmeyen bir şeyi terketmek istenen şey değildir

    Öncelikle istenen şey, Allah'ın ve Resullünün sevdiklerini yapmak ve hoşlanılmayan şeyleri özellikle terk etmektir

    İşte bu yolla nefsi tezkiye olur Çünkü içindeki seyyiat yok edildiği taktirde, hasenet tertemiz olur Zekatla (temizlenip arınmak ile) insanın ruhu pisliklerden arınır ve itaatlerle büyür



    Nitekim hekimin çevresinde zararlı ve lüzumsuz bitkiler kaldırılınca temizlenir, boy atar ve büyür Bunları elde etmenin yolları ise emredilen şeyi işlemek ve yasaklananları terk etmekte azami gayreti harcamak ve yine bu konuda yüce Allah'dan yardım istemektir

    Müslim'in Sahih'inde peygamber (sav)'in şöyle dediği rivayet edilmektedir:

    "Güçlü mü'min, zayıf mü'mine göre Allah tarafından daha çok sevilir Bununla birlikte her birisinde de hayır vardır O bakımdan senin için faydalı olana hırs göster, Allah'tan yardım dile ve acizlik gösterme Sana bir şey gelip isabet ederse, ben şöyle yapsaydım, şöyle şöyle olur deme Fakat Allah taktir buyurdu ve o dilediğini yaptı de Çünkü "ise" şeytanın ameline kapı açar" ( Müslim, Kader, 34; İbni Mâce, Mükkadime, 10; Zühd, 14; Müsned, 2, 366 , 370)

    Sünen'lerde yer alan bir hadise göre peygamber (as), bir kişinin aleyhine hüküm verir Aleyhine hüküm verilen şöyle der: Allah bana yeter, O ne güzel vekildir Bunun üzerine peygamber (as) şöyle buyurur:

    "Şüphesiz Allah, acizlik dolayısıyla kişiyi kınar Fakat sen akıllıca olanı, güzel olanı yapmaya bak Bir işin hakkından gelmediğin zaman Allah bana yeter, O ne güzel vekildir de" (Ebû Davud, Akdiyye, 28; İbn Mâce, Zühd, 14; Müsned, 2 366 , 370; VI 25)



    Burada Peygamber (as) kula kendisi için faydalı olan şeye hırs göstermesini ve gerçekleştirmek için Allah'tan yardım istemesini emretmektedir

    Kendisine faydalı olacak şeylere hırs göstermek ise, hayırda ictihad etmek (bütün çaba ve gayretini göstermek) tir ve ibadet de budur

    Çünkü kula faydalı olan her şeyi istemek emredilmiştir Ona fayda vereceğine inansa bile, zarar verecek şeylere talip olması da, kendisine faydalı olmayan ve ondan daha üstün faziletli şeylerin bulunduğu şeylere talip olmak da yasaklanmıştır

    Yüce Allah mü'minlere tayyibatı (hoş ve temiz şeyleri) mubah kılmıştır Bunlar ise onlara faydalı olan şeylerdir Diğer taraftan murdar şeyleri de onlara haram kılmıştır Bunlar ise onlara zararlı olan şeylerdir



    Doğrusunu en iyi bilen Yüce Allah'tır Allah'ın engin salat ve selamı Muhammed'e, onun aile halkına ve ashabına olsun



    Paylaş
    İmanın güçlenmesi Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Bir insanın imanının güçlü olması onun ahireti için ve en önemlisi Allahu tealaya yaklaşmak için önemlidir. Bu nedenle imani noktada güçlenmenin yolları bilinmelidir.