Müslüman Hanımlar ve Hoca Hanımlar Forumundan Alçakgönüllü vaizeler Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Alçakgönüllü vaizeler

    Reklam




    Alçakgönüllü vaizeler

    80’lerin ‘yeni vaizeleri’, geçen yıllar içinde çoğunlukla terkettiler vaaz alanlarını, vaizelik misyonunu cemaat gönüllülerine ya da bu işi diplomalarıyla destekleyen meslek erbablarına bıraktılar.
    Birkaç yıldır yeni bir vaize dalgası etkisini duyurtuyor. Diyanet Kurumu’na bağlı olarak çalışan
    kadın vaizeler,
    sözünü ettiğim.

    80’li yılların ilk yarısında üniversiteye giremez olan pek çok başörtülü kızın potansiyel mesleği sanki vaizelikti. 80’ler bir vaaz dönemiydi zaten, dinini öğrenen her mümin, fırsat buldukça vaaz vermeye de gönüllü oluyordu. Mevcut vaizelere yönelik bir eleştiri, bir sorgulama hali ise, yeni bir vaize tipinin gelişiminin haberini veriyordu.

    Mevcut vaizeler öncelikle dinin siyasal boyutunu dile getirmedikleri, konuşmalarını toplumun güncel hayatıyla ilişkilendirmekten uzak kaldıkları, bazen de Kur’an ya da mevlit okuma karşılığında para aldıkları için eleştiriliyorlardı. Bu vaizelerin ne Amerika’nın Türkiye’de uygulamakta olduğu Türk-İslam sentezi destekli İslamizasyon politikalarından, ne de Sovyet yayılmacılığına karşı bir kalkan vazifesi yükletilmek üzere bölgeyi boydan boya kuşatması tasarlanan Yeşil Kuşak projesinden haberleri vardı. İşgal altındaki Afganistan’ın kendi aralarında çatışmaya başlayan mücahit gruplarının adlarını tek tek sayamazlardı. Ayrıca adına konuştukları bir cemaat varsa, o cemaatin propagandasına yoğunlaştırıyorlardı vaazı ve bunu yaparken adaleti gözetmekten uzak duruyorlardı.

    Bir diğer eleştiri mevcut vaizelerin kendilerine biçtikleri üsttenci konumu hedef alıyordu. Bu vaizeler sanki yukarıda bir yerde durarak konuşuyorlardı toplulukla ve bu üsttenci konumun sözlerini daha etkileyici, daha inandırıcı kıldığına da inanıyorlardı. Oysa bu vaizelerin dinleyicileri, vaaz verilen mekanın dışına çıkar çıkmaz başlarından çıkardıkları dantelli beyaz namaz örtüleriyle birlikte, vaaz cümlelerinin etkili olmadığı varsayılan başka bir hayata geçiş yapıyorlardı.

    Yeni bir üslupla ortaya çıkan vaizeler ise, seslendikleri topluluğa yukarıdan değil, yan yana veya yüz yüze durarak bakmanın değerine inanıyorlardı. Onlara kalırsa eski hiyerarşik ilişki biçimi, vaazın topluluğu sadece yüzeysel olarak etkilemesinin bir nedeniydi.

    ‘Tevazu’, olmayan şeyin silik sunumu değil, mevcut olan meziyet ya da faziletin yerinde kararında sunumu konusundaki kararlılıktır, diye düşünen yeni vaizeler, ‘Rahman’ın (has) kulları yeryüzünde tevazu ile yürürler; cahiller laf attığında (tartışmayıp) ‘selametle’ deyip geçerler.’(El-Furkan, 25/63) ayet-i kerimesini sıklıkla okuyorlardı vaazlarında.

    Yeni vaizelere göre mevcut vaizeler ‘tevazu’ kelimesini çok kullansalar da çoğunlukla bilgileriyle bir iktidar alanı oluşturmaktan geri kalmıyorlardı. Daha fazla katılım sağlamak, daha fazla ‘tutulmak’ için dini zorlaştıran ve çirkin gösteren hurafelerle abartılmış menkibelerden medet umuyorlardı. Yeni vaizeler ise hayattan gelen eleştirileri dikkate aldıklarını düşünüyor, aynı zamanda tercümeler kanalıyla piyasaya akan İslamiyet’le, feminizmle, postmodernizmle, çocuk eğitimiyle ilgili kitap ve makaleleri dikkatle takip ederek, önemli buldukları bilgileri vaazlarına katıyorlardı.

    80’lerin ‘yeni vaizeleri’, geçen yıllar içinde çoğunlukla terkettiler vaaz alanlarını, vaizelik misyonunu cemaat gönüllülerine ya da bu işi diplomalarıyla destekleyen meslek erbablarına bıraktılar.

    Birkaç yıldır yeni bir vaize dalgası etkisini duyurtuyor. Diyanet Kurumu’na bağlı olarak çalışan kadın vaizeler, sözünü ettiğim. Bu vaizeler gerek kurum içinde gerekse Türk toplumunda yeni bir olgu olarak, aynı zamanda yazı ve kitaplarıyla vaaz kurumunu yeniden biçimlendirmeye çalışıyorlar.

    Bu vaize-yazarlara ilk örnek, halihazırda Müftü Yardımcılığı gibi bir konumda bulunan, bu konumu çalışmaları ve bilimsel derinliği ile kazanan Kadriye Erdemli. Diyanet İlmi Dergi’de yayınlanan ‘Kadın Estetik Bakış Açısının Eve Yansıması’ başlıklı yazısı, Erdemli’nin entellektüel seviyesinin bir göstergesi. Kitaplarıyla kütüphanelerimizde bir yer tutmaya başlayan Nevin Meriç, İstanbul Müftülüğünde Din Hizmet Uzmanı olarak görevli. Şu sıralar Dergah için Nevin’le yaptığım uzun söyleşiyi tamamlamak üzereyim. Nevin’in büyük katkısıyla Vaizemder isimli internet sitesi, vaizeleri yazı alanına çekmeye, vaaz alanında edindikleri tecrübeleri bu sitede okurların bilgisine sunmaya çalışıyor.

    Nevin Vaizemder’i hangi amaçla yapılandırdıklarını şöyle izah ediyor: “Vaizemder öncelikle görevlilerin, iletişimi ve haberdar olması ve yeteneklerini sergileyeceği bir site fikriyle ortaya çıktı. Şimdi herkese açık bir siteyiz; bir çok meslek grubundan üyelerimiz var. Tabii bir yayın politikamız var. Her yazıyı, yayını kabul etmiyoruz ama site adı verilerek yazılarımız iktibas edilebilir. Arkadaşlarımızdan çok başarılı yazılı metinler alıyoruz. hatta sitedeki yazılardan hareketle aylık dergilerde yazı yazmaya başlayan arkadaşlarımız oldu. Başlangıçtaki hedeflerimizi gerçekleştirdik ama tabii hala eksiklerimiz var, çünkü, profesyonel bir ekibimiz yok. Kırk iş arasında bunu da yürütmeye çalışıyoruz, dolayısıyla biraz sakin ve yavaş ilerliyoruz.”

    Sitede sıkça yazısı yayınlanan Üsküdar Vaizesi Fatma Bayram, vaaz dinleyicisi tarafından tutulacak şekilde konuşma yapma sorununu çok önemsediğini belli ediyor yazılarında ve yıllardır tuttuğu günlüklerinden alıntılanmış paragraflarda. Vaaz vereceği bir semti iyi tanıyan arkadaşının, ‘Seni bir tutarlarsa kalabalık bir cemaatin olur’ şeklindeki sözleri, Bayram’ı ‘tutulan bir vaize olmanın anlamı’ konusunda bir sorgulamaya git-meye zorlamış.

    ‘Seni Bir Tutarlarsa’ başlıklı 1999 yılında yazdığı bir yazıda Bayram, vaazlarının daha kalabalık kitleler tarafından dinlenmesinin anlamını irdelemeye çalışırken şu soruları soruyor: Benim hedefim beni tutmaları mı? Benim hedefim bu değil de insanlar öyleymiş gibi mi anlıyor? Eğer öyleyse ben kendimi anlatamıyor muyum? Cemaatimin çok olduğu yerlerde beni tutmalarını mı sağlamış oluyorum? ‘Tutmaları’ için neler yapılır? Ben bunları yapıyor muyum?

    26 Ekim tarihli yazısında ise Bayram, kendisinin tutulan bir vaize olamayacağına şöyle karar veriyor: “…Özellikle belli cemaatlerin kurtarılmış mekanlarında vaaz veren-vermek zorunda bırakılan-bizler, bizi tutmaları için kendimizden, bildiklerimizden, inandıklarımızdan nasıl vazgeçmiş görünebiliriz? Kendim için bu hususta belirlediğim yöntem, sadece başlangıç olarak onların hassas oldukları (ve tabii ki yanlış olan) hususlara dokunmamak, daha ziyade her Müslüman için gerekli olan takva ve ihlas gibi genel kavramlara değinmek oluyor. Fakat bir gün mutlaka yumuşak karına da dokunmanız gerekiyor. Ya bir soru sebebiyle ya da ‘artık beni benimsemişlerdir, şunu da söyleyebilirim’ diye gerçeği söyleyiverdiğinizde en başa dönmüş oluyorsunuz. Yüreğinizde doğruyu söyleyebilmenin kıvancıyla yeni bir köy aramaya koyuluyorsunuz. Onun için bizim ‘tutulan hoca’ olabilmemiz neredeyse imkansızdır. İşte bu yüzden hiçbir zaman bir guruba ait olmanın fiziksel ve zihinsel konforunu yaşayamayız…’
    Cihan Aktaş


    Paylaş
    Alçakgönüllü vaizeler Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Allah razi olsun emgine saglik Rabbim bizlere layik kullarindan olmayi nasip etsin ins



fatma bayram hoca,  fatma bayram vaize,  vaize fatma bayram,  fatma bayram diyanet