Müslüman Hanımlar ve Hoca Hanımlar Forumundan Kur`an ve din eğitimi küçük yaşta başlar Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Kur`an ve din eğitimi küçük yaşta başlar

    Reklam




    Kur`an ve din eğitimi küçük yaşta başlar

    50 yaşındaki bir kimse de Kur`an-ı Kerim`i okumayı öğrenebilir Ama onu usulüne göre okumayı öğrenebilmek için küçük yaşlarda bu eğitimi alması gerekir Bu çok önemlidir

    KUR`AN EĞİTİMİNE ÖNEM VERİLMELİ**
    Sayın Hocam, bildiğiniz gibi Kur`an kursları önündeki yaş yasağı devam ediyor Malumunuz geçtiğimiz dönemden kalan bu yasak, çocukların Diyanet`e bağlı Kur`an kurslarına ve camilerdeki kurslara devamları için okul zamanında en az ilkögretimi yani on altı yaşını, tatillerde de en az beşinci sınıfı yani on iki yaşını bitirmiş olmaları gerekiyor, Bu da Kur`an ve din öğreniminde ve eğitiminde sıkıntılara yol açıyor, Bu konuda neler söylersiniz? Önce şunu belirteyim, Din, Müslüman toplumumuz için çok önemli bir konudur Sağlıklı prensipler ve kurallar çerçevesinde dikkatle ele alınması gereken bir konudur Bu itibarla, iktidar-muhalefet bu ülkeyi yöneten bütün kadroların bu konuyu önemle ve ciddiyetle ele almasında, (varsa, ki var) boşlukların doldurulmasında zaruret vardır Bir kere prensip olarak herkesin bu noktada birleşmesi gerekir Din lüzumlu mudur, değil midir? Bizim yüzde 99`luk bir oranla millet olarak benimsediğimiz, inandığımız dinin öğretilmesi lüzumludur Niye lüzumludur? Çünkü, bizzat bu dinin Peygamberi çocukların küçük yaşlardan itibaren -daha kendilerine farz olmazsa da- yavaş yavaş din konusunda usandırmadan, ürkütmeden bazı ibadet pratiklerinin yaptırılmasının, basit bir şekilde eğitilmelerinin lüzumuna işaret etmektedir `Bu konu ilerideki yaşlarda ele alınabilir; çocuk, şahsiyeti oluştuktan sonra dinini seçme konusunda karar verebilir` demenin savunulur bir yanı yoktur Bu bakımdan, anne ve babaların küçük yaşlardan itibaren bu konuya eğilmeleri zorunludur, Ülkeyi yönetenlerin de bu sorun üzerinde ciddiyetle eğilmeleri gerekir Zira Anayasamızın 24 maddesi bu gerekliliğe açıkça işaret etmiştir

    Çocukların sağlıklı din eğitim alması ve toplumumuzun dindarlaşmasına ne rejim, ne laiklik ve ne Anayasa açısından aykırı hiçbir şey yoktur, Bu itibarla bu lüzumlu müesseseye herkesin ciddiyetle ve önemle eğilmesi bir sorumluluktur

    YAŞ HADDİ MANTIKSIZLIK
    Şimdi yaz Kur`an kursları konusu ile ilgili olarak Anayasamızın 24 maddesinde din eğitiminin kişinin kendi isteğine veya küçüklerin kanuni temsilcilerinin isteğine bağlı olarak, devletin denetim ve gözetiminde verileceği belirtildiği halde, Diyanet İşleri Başkanlığı`nın Kuruluşu Ve Görevleri Hakkındaki Kanuna eklenen bir madde ile 1999 yılında küçüklerin kanuni temsilcilerinin isteğinin önüne çok ciddi bir engel konulmuştur, Çocukların Kur`an kurslarına devamları bir yana, yaz Kur`an kurslarına dahi devam etmeleri için ilköğretimin beşinci sınıfını bitirme şartı getirilmiştir, Anayasa `küçüklerin kanuni temsilcileri` diyor; `küçükler`den söz ediyor, Halbuki burada `küçük` tanımı ancak ilköğretimin beşinci sınıfını bitirenler için kabul edilmiş oluyor Dördüncü sınıfı ya da ikinci, üçüncü sınıfı bitirip yaz tatiline giren çocuk için bunu kabul etmiyor; daha doğrusu o çocuğu sanki `küçük` saymıyor Böyle bir mantıksızlık ve tutarsızlık olamaz Küçük olabilmek için beşinci sınıfı bitirmek gerekiyor Kaldı ki o çocuğun İlköğretimin birinci sınıfı ile ikinci sınıfı arasında, hatta İlköğretim çağından da önce bir takım kurslara devam etmesinin önünde hiçbir engel yok, Çocuk müzik, yüzme, dil, bale kursuna devam edebiliyor Ancak `besmele` öğrenmesi, mensup olduğu dinle ilgili çok basit seviyede bir eğitim alması için yaz aylarında camiye girip o havayı teneffüs etmesi ve oradaki görevlilerden bir şey öğrenmesi hususunda `Hayır bunu yapamazsınız, bunu ancak İlköğretimin beşinci sınıfını tamamladıktan sonra yapabilirsiniz` diye bir sınırlama getiriliyor, Bunun savunulabilir hiçbir yanı yoktur, Bu engelin mutlaka kaldırılması gerekir, Sanırım, önümüzdeki dönemde bu konuları ele almamız zorunlu görünmektedir Öte taraftan kurs faaliyetlerinden, irticai faaliyetlerden, sorumsuz kişilerin milletin kafasını karıştırmasından şikayetçi oluyoruz Buna ne hakkımız var? Bu konuda sorumluluk taşıyanlar görevlerini yerine getirmezlerse, boşluk bırakırlarsa, birileri o boşluğu doldurur Nitekim şu anki manzara bunu göstermekte

    KUR`AN, KÜÇÜK YAŞLARDA ÖĞRENİLMELİ**
    Kur`an öğrenimi ve eğitiminin belli bir yaşta verilmesi hakkında ne dersiniz? Kur`an öğretimi, sadece Kur`an`ı öğrenmek değildir Kur`an öğretiminin bir de eğitim yanı vardır Bu işi harfleri, kelimeleri okumaktan ibaret görmeyelim; onun kendine göre okuma kuralları vardır, Bu kurallara göre okunması gerekir Harfleri mahreçlerinden doğru ve kurallarına uygun okuyabilmek, sadece öğretim konusu değil, aynı zamanda bir eğitim konusudur Eğer eğitimini almamışsanız, doğru okuyamazsınız, Öğretimi belki ileri yaşlarda yapabilirsiniz Yani 50 yaşındaki bir kimse de Kur`an-ı Kerim`i okumayı öğrenebilir, Ama onu usulüne göre okumayı öğrenebilmek için küçük yaşlarda bu eğitimi alması gerekir Bu çok önemlidir

    ANAYASA`NIN `DİN EĞİTİMİ` HÜKMÜ **
    Anayasanın 24 maddesinde din eğitim ve öğretimi konusunda devletin de yükümlülüklerinin olduğunu söylediniz Bu yükümlülük ne derece yerine getiriliyor? Türkiye`de din eğitimi yeterli mi? Anayasanın 24 maddesinde `din kültürü ve ahlak öğretimi` tabiri vardır Anayasa`da zorunlu olan din eğitimi değil, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretimidir Tabii ki eğitim dendiği zaman, laiklik ilkesine aykırılık söz konusu olur, Kısacası din kültürü ve ahlak öğretimi belli ölçülerde okullarımızda okutulmakta ise de din eğitimi yoktur

    Okullarımızda din eğitimi verilmemektedir Yani sözkonusu maddenin `isteğe bağlı din eğitimi` fıkrası uygulanmamaktadır, Bu itibarla, zorunlu olarak bu ülkede yaşayan, yetişen, büyüyen herkesin kendini tanıması, ülkesini, tarihini, toplumunu tanıması için din kültürü alması zorunludur, Bu ülkenin vatandaşları, Museviliği de, bu ülkede yaşayan Hıristiyanların dinlerini de öğrenecek ve genel anlamda dinler konusunda bir kültür alacaktır Mensup olduğu dinin kültürünü herhalde diğer dinlerden daha farklı ve geniş boyutta alması gerekecektir, Bu bir kültürdür ve öğretimdir Eğitime gelince
    Bir anne ve babanın, çocuğunun dindar bir insan olarak dindar bir ortamda yetişmesini isteyebilir Bu onun en tabii hakkıdır Ne var ki bu okullarımızda yapılmıyor; sadece Kur`an kurslarında yapılıyor, Ancak Kur`an kurlarına sekiz yıllık zorunlu eğitimi bitirmeyen gidemiyor; bitirse bile peşinden hemen lise öğrenimine başlıyor, Bu arada sağlıklı bir eğitim alamıyor Peki bu çocuk ne zaman din eğitimini alacak? Burada apaçık boşluk var, Öncelikle bu boşluğun doldurulması gerekir… Çünkü isteğe bağlı olarak ebeveynin talebi durumunda behemehal yeterli ve sağlıklı din eğitiminin okullarda verilmesi Anayasa gereğidir, Buna vurgu yapıyoruz ve bunun zorunlu olduğunu belirtmek istiyoruz Bu eğitim verilmiyorsa ve bir boşluk olarak kalıyorsa; ve vatandaşlar çocuğunu öğretim programı sebebiyle Kur`an kurslarına da gönderemiyorsa, tabi ki başka yollar arayacak Bu boşluğu bir şekilde doldurmak lazım

    YAZ TATİLİNDE KUR`AN EĞİTİMİ**
    Özellikle okul zamanı dışında vatandaşların din eğitimi talebinin karşılanması hususunda neler yapılabilir? Mesela yaz aylarında okullarda mevcut din dersleri öğretmenleri tarafından isteyenlere Kur`an ve din eğitimi verilmesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Evet, bu çok önemli Din görevlilerinin bilgi seviyesi giderek yükselmekte, Diyanet imam ve hatipleri sürekli mesleki eğitimden geçirmekte Bütün din görevlileri camilerde yaz aylarında kendilerine başvuranlara bu eğitimi vermeye çalışıyorlar Ama Milli Eğitim Bakanlığı`nın emrinde 10 binin üzerinde İlahiyat Fakültesi mezunu pedagojik formasyona sahip öğretmen var Pekala Milli Eğitim Bakanlığı yaz aylarında bomboş duran okullarını bu çocuklara açabilir ve isteğe bağlı din eğitimi sorumluluğunu bu öğretmenleri görevlendirmek suretiyle yerine getirebilir; sözkonusu bu boşluğu doldurabilir Unutmayalım, şu an veliler bir arayış içindedir Çocuğunun hiçolmazsa yaz aylarında din eğitimini alması için çareler aramaktadır Bu durumda birtakım çevreler, `İlköğretim okullarını da, bu binaları da Kur`an kursları haline getirmek istiyorlar` gibi bir olumsuz havaya girebilirler Bunun için de her ilçede ve hemen hemen her ilde İmam Hatip Liseleri var, Yaz aylarında buralar da boş duruyor Bu okullarda yeterli meslek dersleri öğretmenleri var ve zaten Kur`an-ı Kerim öğretiliyor Diğer okullarda okuyan çocuklarımıza hiç olmazsa bu okullarda yaz aylarında din eğitimi programlarını uygulamak suretiyle yaz kursları düzenlenebilir Yapılacak çok şey var; yeter ki yapmak isteyelim

    DİN EĞİTİMİ TALEBİ KARŞILANMADIĞI İÇİN**
    Meslek liselerinin üniversite giriş sınavlarında katsayı haksızlığı hakkında YÖK diretmeye devam ediyor Bu hususta görüşünüz nedir? Konuya sadece imam hatip boyutuyla değil, bir milyon öğrencinin okuduğu bütün meslek okulları açısından daha geniş olarak bakalım, Bir meslek okulu açılmışsa, öğrenci bir meslek adamı olarak yetişmek için bu okullara gelmişse, devlete oldukça pahalıya mal olan öğretim sonucunda bu okulların mezunlarının kendi mesleklerinde ilerlemeleri, meslek yüksekokullarına devam etmeleri elbette ki esastır Bu açıdan imam hatip lisesine giden öğrencilerin de İlahiyat fakültelerine giderek kendi alanlarında yükselmeleri tabii olandır, Ancak ebeveynlerinin telkinleriyle meslek okullarına giden öğrencilerin karar değiştirebileceği de düşünülmeli ve alan veya meslek değiştirme konusunda kendisine tercih hakkı sunulup önleri açılmalıdır

    YÖK MESLEK OKULLARINA BİR ÇÖZÜM BULMALI YÖK bu katsayı konusundaki tutumunda ısrar ediyorsa, en azından bu okul mezunlarına bir çıkış yolu bulması gerekir Mesela, `meslek okulları mezunları şu konularda yetersiz, sınava girsinler, bunları başarırlarsa üniversiteye alırız` gibi bir çözüm yolu gösterebilir Mesela, Elektrik Lisesi, Kimya Lisesi mezunu meslek elemanı olmak istemiyor, Hukuk Fakültesi okumak istiyor, üniversitede okumak istiyor; olabilir… Öte yandan, uygulanan katsayı farkı da çok fazladır Lise mezununun orta öğretim başarı puanını 03`le çarpılıyor, meslek lisesi mezunlarını ise 08`le çarpılıyor Bu daha çok tartışılacak bir konudur Ama bir huzursuzluk mevcuttur YÖK`ün aldığı bu kararın, meslek liseleri üzerinde olumsuz ve caydırıcı bir etki yaptığı kesindir Bence `bu iş bitmiştir, bu işe nokta konmuştur` yerine `Bu durum tartışılacaktır, daha gerçekçi çözümler üretilmeye çalışılacaktır` gibi bir yaklaşım ortaya koymak daha doğru olur

    DİN EĞİTİMİ TOPLUMU KORUR**

    Son olarak, dini değerlerinin zayıflamasından meydana gelen ahlaki ve manevi tahribatın hırsızlık ve kapkaç terörünün artmasına yol açtığı ortada Buna karşı dini eğitim ve terbiyenin gerekliliği konusunda mesajınız nedir? Tabi sağlıklı ve yeterli din eğitimi toplumun sosyal sorunlarının çözümünde çok önemlidir Toplumda gelişen ya da gelişme istidadı gösteren olumsuzlukların asgariye indirilmesi konusunda çok önemli bir çözümdür Ancak din eğitimi almayanın illa terörist ya da kapkaççı olacağı gibi bir düşünce de olamaz Aile terbiyesi ve iyi bir ortamda yetişmesi de bir takım kötülüklerden korur Ama genel anlamda toplumun olumsuzluklara karşı korunmuşluğu açısından din eğitiminin çok çok lüzumlu olduğunda hiç şüphe yoktur Bu itibarla sağlıklı ve yeterli din eğitimi boşluğunun doldurulması konusunda iktidar-muhalefet, Meclis içi ve dışı siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları el birliği ve anlayış birliği içinde olmaları gerekir Bu konu hiçbir partinin tekelinde bir konu değildir, istismar edeceği bir konu da değildir `İstismar var` diye karşı çıkılacak bir konu da değildir Bazı siyasi partilerin böyle bir projeleri, meseleleri yok Sadece bir gelişme olduğu zaman `Ne oluyor!` diye hemen başlarını kaldırıp `irtica` ile ilişkilendirip karşı çıkma tepkisi veriyorlar Bu doğru değil Siyasi kadroların bu tepkiden kurtulmaları gerekir Yapılabilecek olumlu icraat konusunda ciddi bir işbirliği yapmaları gerekir Ben Meclis`teki bir konuşmamda bu konuda işbirliği için elimi uzatmıştım; şu anda elim havada duruyor Elimi sıkan olmadı şu ana kadar; umarım daha fazla bekletmezler Dr Tayyar Altıkulaç kimdir? 1938`de Kastamonu`da doğdu 1963`te İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü`nü bitirdi, Öğretmenlik yaptı İstanbul ve Kayseri Yüksek İslam Enstitüleri`nde Öğretim Üyeliği görevlerinde bulundu Milli Eğitim Bakanlığı`nda Din Eğitimi Genel Müdürlüğü ve Talim ve Terbiye Kurulu Üyeliği yaptı, 1978`de Diyanet İşleri Başkanı oldu ve 1986`da bu görevden emekliye ayrıldı, Marmara Üniversitesi ve Bakü Devlet Üniversitesi İlahiyat Fakülteleri`nde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı, İlahiyat alanında basılmış çeşitli eserleri bulunmaktadır

    Cevher İlhan- Mehmet Kara 19072005



    Paylaş
    Kur`an ve din eğitimi küçük yaşta başlar Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    AĞAÇ yaşken eğilir sağolasınız bacım



din luzumlu mudur,  küçük yaşta din eğitimi