Doğum Kadın ve Hamilelik Genel Bilgiler Forumundan Anne Karnında bebeğin Duyguları Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Anne Karnında bebeğin Duyguları

    Reklam




    Anne karnında bebeğin duyguları;


    İnsanlarda beş ana duyu vardır. Bunlar dokunma, tat alma, koku alma, işitme ve görmedir. Bu beş duyu bireyin dış dünya ile olan ilişkilerini düzenler. Duyuların anne karnındaki gelişimini tam anlamı ile bilebilmek doğal olarak olanaksızdır. Ancak gözleme ve hücresel incelemeye dayalı çalışmalar ile bunların gelişimi hakkında fikir edinilebilir.


    Dokunma;

    Anne rahmi, bebeğin dış dünyadan tamamen izole olduğu bir ortam değildir. Rahim içinde sürekli bir aktivite ve uyaranlar mevcuttur. Bu bebeğin tüm gelişimi için olması gereken bir durumdur.

    Anne karnındaki yaşamda gelişen ilk duyunun dokunma olduğu düşünülür. Dokunma duyusu, insanın dış dünya ile iletişiminin temel unsurudur. Bebekte dokunma hissinin 8. hamilelik haftası gibi çok erken bir dönemde başladığı düşünülür, ilk dokunma hissi, genelde ağız çevresinde ve yanaklarda ortaya çıkar. Bu haftada bebeğin yanağını oluşturacak olan kısmına tek bir saç teli dokunduğunda bile bunu hissedebileceği kabul edilir.

    10. haftada genital bölgede, 11. haftada avuç içlerinde ve 12. haftada ayak tabanlarında dokunma hissi ortaya çıkar. Bu bölgeler, aslında erişkinlerde en fazla duyu reseptörlerinin bulunduğu, dokunmaya en hassas noktalardır.

    17. haftaya gelindiğinde karnın ve kalçaların tamamı dokunmaya karşı hassastır, insan vücudunun en büyük organı, cilttir, insan cildi, pek çok değişik uyarıyı yorumlayabilen çok sayıda algılayıcı ile donatılmıştır.

    Ancak cildimizin algıladığı temel uyarılar sıcak, soğuk, basınç ve ağrıdır. Anne karnındaki bebek, 32. haftaya ulaştığında vücudunun her bölgesi bu dört temel uyarana cevap verecek gelişimi tamamlamış durumdadır. Buna karşılık, bebeklerin ağrıyı algılayıp algılamadıkları konusunda elde yeterli veri yoktur.

    Tat Alma;

    Tat duyusu, erken gelişen duyulardan birisidir. Tat almadan sorumlu olan algılayıcılar, hamileliğin 13-15. haftasında mevcuttur ve bunların yapısı erişkinlerinki ile hemen hemen aynıdır. Bu nedenle bebeğin bu haftadan itibaren değişik tatları ayırt edebildiği düşünülür.

    Amniyon sıvısı sürekli yapım ve emilim halinde olan dinamik bir sıvıdır ve bebek sürekli olarak bu sıvıyı yutar. Amniyon sıvısının içinde değişik tatlara sahip olan purivik asit, laktik asit, sitrik asit, creatinin, üre, proteinler ve tuzlar vardır.

    Son dönemlere ulaşıldığında, bebeğin 24 saat içinde yuttuğu amniyon sıvısı miktarı, neredeyse bir litreye yaklaşır. Amniyon sıvısının içeriği, tıpkı anne sütünde olduğu gibi annenin yediği besin maddelerinin tat ve aramalarını da taşır.

    Yapılan gözleme dayalı incelemelerde, anne adayı, tatlı besinler tükettikten sonra bebeğin yutma hareketlerinde artış, acı ve ekşi besinler tükettiğinde bu hareketlerde bir miktar azalma olduğu görülmüştür. Bu durum, bebeğin anne karnındayken değişik tatları ayırt edebildiği tezini kuvvetlendirir.

    Koku Alma;

    Tat ve koku aslında birbiriyle bağlı duyulardır. Bebeğin burnu, hamileliğin 11-15. haftaları arasında oluşumunu tamamlar. Bu sırada amniyon sıvısı, bebeğin tüm ağız, burun, geniz ve akciğer yapısı içinde dolaşır ve bebeğe değişik tat ve kokuya sahip maddeleri taşır.

    Bu maddeler, doğrudan tat ve koku almadan sorumlu algılayıcı hücreler ile temas halinde bulunarak onları uyarırlar. Bu nedenle, bebekler, daha anne karnındayken değişik kokuları tanıyıp ayırt edebilirler.

    Yapılan bir araştırmada, anne adayı kafeinsiz ya da normal kahve içtiğinde bebeklerin kalp atım hızı ve soluk alıp verme şekillerinde değişimler gözlenmiştir. Bunun kahvenin kokusuna bağlı olup olmadığı kesin değildir ancak kahvenin keskin kokusunun da rolü olduğu ileri sürülür.

    Yeni doğan bebeklerin anne sütünün kokusuna karşı zaafları olduğu bilinir ve bu durumun açıklaması olarak, anne karnındayken sütün içeriğine benzer bir kokuyu hafızalarına aldıklarına inanılır.

    İşitme;

    Anne karnındaki bebek, amniyon sıvısı, rahim duvarı, anne adayının karnı gibi pek çok bariyerin arkasında bulunmasına rağmen rahim içi sessiz bir ortam değildir. Bebek burada pek çok titreşim ses ve harekete maruz kalır.

    Aslında rahim içindeki yaşam oldukça gürültülü sayılabilir. Annenin damarlarından geçen kan, bağırsak ve mide sesleri, rahim içindeki bebeğin karşılaştığı temel seslerdir. Bunların dışında, anne adayının ve diğer kişilerin sesleri de bebeğe doğrudan ulaşır. Tüm bu sesler içinde doğal olarak en güçlüsü bebeğin annesinin sesidir.

    Bebeğin kulağı 8. haftada oluşmaya başlar. Duyma yeteneğinden sorumlu olan kemikler ve ses iletisini beyine taşıyan sinirler, büyük ölçüde oluşumunu bitirir ancak bu gelişim 24. haftada tamamlanır.

    25. haftadan itibaren bebek annesinin sesini duyabilir; 27. haftada ise annesinin sesi dışında dışarıdan gelen seslere ve hatta babasının sesini bile duyup tepki verebilir. Ancak hem içinde bulunduğu ortam, hem de bebeği içinde bulunduğu amniyotik sıvının olumsuz etkilerinden koruyan kremsi tabaka olan verniksin kulaklarını tıkaması nedeni ile sesleri büyük bir olasılıkla boğuk olarak duyar.

    Bebeğin seslere verdiği tepkiler de değişkendir. Ani kapı çarpması ya da benzeri şiddetli bir ses, bebeğin anne karnında aniden sıçramasına neden olabilir.

    Öte yandan reaktif duyma adı verilen durum biraz daha farklıdır. Burada işitme kulaktaki kemikler yardımı ile değil ses dalgalarını cilt ve kemikte yarattığı titreşimler yardımı ile gerçekleşir.

    Anne karnındaki bebeklerin 16. hamilelik haftasından yani işitme sisteminin tam olarak gelişimini tamamlamasından 8 hafta öncesinden itibaren ultrasonda seslere yanıt vermesinin açıklaması bu şekilde yapılır.

    Görme;

    Anne karnındaki yaşam sırasında en son gelişen duyu sistemi görmedir. Bebeğin göz kapakları 26. haftaya kadar kapalıdır. Bu süre içinde görmeden sorumlu temel birim olan retina gelişimini tamamlar. 26. hafta civarında bebek gözlerini açmaya başlar ve göz kırpabilir.

    Doğumdan hemen sonra bebek yaklaşık 30 santimetre uzaklığa kadar net bir şekilde görebilir. Bu mesafe emzirme sırasında anne ile bebeğin yüzü arasındaki yaklaşık uzaklıktır.

    Anne karnındaki bir bebeğin görme işlevini test etmek olanaksızdır. Ancak erken doğan bebeklerde yapılan incelemeler, 28-34. haftalar arasında doğan bebekler incelendiğinde bu bebeklerin objeleri yatay ve düşey düzlemde 31-32. haftadan itibaren takip edebildiklerini gösterir. 33-34. haftada ise bu takip yeteneği, zamanında doğmuş bir bebeğinki ile aynıdır.

    Bebeğin gözleri 26. haftaya kadar kapalı olmakla birlikte anne adayının karnı üzerine uygulanan güçlü bir ışık kaynağına kalp atışlarında bir hızlanma ile yanıt verir.

    Gerçekte rahim içi mutlak karanlık değildir. Tıpkı sesleri geçirdiği gibi ışığı da geçirir. Ancak bu geçirgenlik ses ile kıyaslandığında çok daha azdır. Buna rağmen bebek gündüz ile geceyi rahatlıkla ayırt edebilir. 33. haftadan itibaren bebeklerin göz bebekleri ışığa tepki vererek büyüyebilir ya da küçülebilir.



    Paylaş
    Anne Karnında bebeğin Duyguları Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Bebek anne karnında iken bazı duyularını hissedebilme özelliği kazandığı saptanmıştır. Annenin karnını okşamasıyla ya da konuşarak bebeğin hissettiklerine tepki verdiği anlaşılmıştır. Bunun yanında tat ve kokulara karşı da duyarsız olmadığı belirtilir.