Doğum Kadın ve Hamilelik Genel Bilgiler Forumundan Anne Karnında Ultrason Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Anne Karnında Ultrason

    Reklam




    Doğum Öncesi Ultrason



    Doğum öncesi Ultrason Bebeğe Zarar Verir mi?

    Teknolojik gelişmeler her alanda olduğu gibi tıp biliminde de hastalıkların tanı ve tedavisini gittikçe kolaylaştırıyor.

    Kısa denebilecek bir geçmişte insanların iç organlarını muayene sırasında dokunarak hissetmek dışında görebilme olanağımız yokken artık ilerleyen inceleme yöntemleri ile hastalıkların çok erken evrede tanınması mümkün oluyor.

    Ultrasonografi 1960’lı yıllardan beri en yaygın kullanılan inceleme yöntemlerinin başında geliyor. En yaygın kullanım alanlarından biri olan doğum öncesi dönemde bu yöntemin güvenilirliği konusunda anne ve baba adaylarının kafalarında soru işareti olabiliyor.

    Günümüzde gebeliği sırasında birkaç kere ultrasonografik inceleme yöntemi uygulanan kadın sayısı hayli fazla. Anne babalar çoğunlukla hevesle bekledikleri bebeklerini doğum öncesinde görmek için heyecan duyuyorlar.

    Üç boyutlu görüntü elde edilebilen ultrason aygıtlarıyla doğum öncesi görüntü için anne babanın düş gücüne pek de gerek kalmıyor. Bu bütün dünyada yaygın olan heyecan verici yöntemin gelişmesiyle birlikte güvenilirliği konusunda sorular da ortaya atıldı.

    Ultrasonografi, temelinde insan kulağının duyamayacağı yüksek frekanslı ses dalgalarının gönderildikleri farklı dokulardan farklı şekilde geçip yansıması ve bu yansımaların monitörde görüntülenmesi esasına dayanır.

    Ultrasonografinin temel biyolojik etkileri, vücut ısısında yükselme ve gaz dolu boşlukların oluşumudur.

    Tanı koydurucu ultrason incelemesi sırasında vücut ısısında bir dereceden daha az bir artış olduğu gösterilmişse de insanlar üzerinde böyle bir etki tam olarak ortaya konamıyor.

    Benzer şekilde deneylerde kavitasyon denilen gaz dolu boşlukların oluştuğu izlenmiş ancak insanlarda örneğine pek rastlanmamış.

    Ultrasonografinin bebeğin büyümesini engelleme, doğumdan sonra ise öğrenme güçlüklerinin ve hatta kötü huylu tümörlerin oluşumuna yol açtığına ilişkin kuşkular başlangıçta varsa bile bunlara yönelik yapılan araştırmalarda da hiçbir kanıt elde edilemedi.

    Aynı şekilde yapılan aştırmalar sonucunda ultrasonografi uygulanmış ve uygulanmamış çocuklarda nörolojik ve algılamaya yönelik testlerde fark görülememiştir.

    Son yıllarda yeni geliştirilen cihazların anne karnındaki bebeğin neredeyse fotoğraf kalitesindeki görüntülerini elde etmesiyle başta Amerika olmak üzere bazı ülkelerde doğum öncesi fotoğraf stüdyoları bile açıldı.

    Doğmadan önce bebeğinin yüzünü görmek elbette her anne baba için inanılması güç ve bir o kadar da heyecan verici bir durumdur. Ancak sağlık nedeniyle yapılmayan bu ultrasonografik incelemelerin bebeğe zarar verebileceği kaygısı ile FDA (Food and drug administration) doğum öncesi fotoğraf stüdyolarını yasakladı.

    Her ne kadar zararsız görünse de bazı çalışmalar fazla ultrasonografi uygulanan bebeklerde konuşmada gecikme olabileceği kaygısı uyandırdı.

    Sonuç olarak söyleyebiliriz ki tanısal ultrason değerlendirmelerinin biyolojik etkileri olduğuna dair kanıt yoktur. Ancak tanısal değeri tartışılamaz olan bir inceleme yöntemi olan ultrasonografi, uzman hekimlerin denetiminde ve gerekli görüldüğü kadar kullanılmalıdır.

    Teknolojinin ilerlemesi kadar bu konuda eğitimli doktor sayısının artmasıyla da doğum öncesi hastalıkların ve bozuklukların saptanması toplumsal sağlık ve yaşam kalitesini arttıracaktır.

    Ultrason dalgalarının anne karnındaki bebeğe zarar vermediğine ilişkin uzun süreli inanışa karşı çıkan Dublin Üniversitesi uzmanları, söz konusu dalgaların hücre bölünmesini yavaşlattığını ve hücre ölümünü de hızlandırdığını öne sürdüler.

    Dublin Üniversitesi`nin, konuyla ilgili araştırmayı yürüten bilimsel ekibine başkanlık eden Patrick Brennan, araştırmaları sırasında 12 laboratuvar faresine, 15 dakika boyunca 8 megahertz gücünde dalga verdiklerini bildirdi.

    Elde ettikleri sonuçlara göre, anne karnındaki bebeğin hücre yapısında iki önemli değişim tesbit ettiklerini belirten uzmanlar, bunlardan ilkinin büyümeyi sağlayan hücre bölünmesinde meydana gelen yaklaşık yüzde 22’lik bir azalma olduğunu belirttiler.

    Uzmanlar, ultrasona sokulan farelerde, sokulmayanlara göre hücre ölümünün ise iki katına çıktığının görüldüğüne işaret ettiler. Uzmanlar, farelerden elde edilen sonuçların, yaklaşık olarak insanlar için de geçerli olacağını düşünüyorlar.

    Araştırma sonuçlarını değerlendiren Sağlık Bakanlığı yetkilileri ise sonuçları önemli bulduklarını, ancak şu anda ultrasonun anne karnındaki bebeğe zarar verdiğini kabul etmeyi gerektirecek bir verinin bulunduğunu kabul etmenin imkânsız olduğunu bildirdiler.

    Ultrasonografinin Bebeğe Etkileri

    Ultrasonografinin bebeğe etkileri konusunda bu kadar endişeli olmakta birçok gebe gibi son derece haklısınız.

    Maalesef bazı basın organları bu haberi abartılı bir şekilde ve çoğu kez bir uzmanın görüşlerine yer vermeden manşetlerle sanki tüm ultrasonografiye girmiş gebelerin bebeklerinin beyinlerinde bazı hasarlar olabilecekmiş gibi yansıttılar.

    Çalışmaların sonuçları hakkında kesin bir sonuca ve kanıya varabilmek için aynı bulguların daha başka çok sayıda ve kapsamlı çalışmalarla da desteklenmesi gerekmektedir.

    Ultrasonografi tekniği günümüzde ülkemizde olduğu gibi tüm dünyada da tıbbın birçok alanı gibi gebelikte de diğer tanı ve araştırma yöntemlerine göre hem daha güvenli hem de daha kolay ve ucuz bir yöntem olarak kullanılmaktadır.

    Ayrıca gebelik muayenelerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Ses dalgaları röntgen ışını olmadığından dolayı bir radyasyon tehlikesi yoktur. Doktorunuz öngördüğü takdirde düzenli olarak ultrasonografiye girmeniz ve bebeğiniz hakkında bu şekilde en sağlıklı bilgiyi almanızdır.



    Paylaş
    Anne Karnında Ultrason Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Anne ve babanın heyecan ile beklediği çocuklarının gelişimi konusunda bilgi edinmek için başvurdukları yöntem çok kullanılmadığı sürece bir sakıncası yoktur. Fakat uzmanlar tarafından çocukların konuşma becerilerini geç kazandıklarını söylemektedirler.