Diğer Kategoriler ve Hadis Forumundan Tıbb-ı Nebevi Hakkında Kısa Bilgi
  1. 15

    Reklam

    Reklam




    d. Meyvelerle tedaviyi teşvik ederdi

    Allah Resûlü, bazı hadislerinde meyvelerin tedavide kullanılmasını tavsiye etmiştir. Hurma ile yapılan ilaçları öğretmiş, kalbinden/göğsünden şikayet eden bir sahabîyi Taif’te bulunan Haris b. Kelede adlı hekime göndermiş, “O, tıbbı bilir, Medine’nin acve hurmalarından yedi tanesini çekirdekleriyle beraber ezsin, sonra onlarla göğsünü ovsun.” buyurarak, acve hurmasının tedavide nasıl kullanılacağını öğretmiştir. 36

    Sabah kalkıldığında acve hurması yenilmesini tavsiye etmiştir. Yenilecek hurmaların sayısını da belirterek, sabahları yedi acve hurması yenilmesini teşvik etmiştir. “Sabahleyin yedi acve hurması yiyen kişiye o gün sihir ve zehir zarar vermez.” buyurarak, özellikle belirli bölgelerde yetiştirilen acve hurmasının tıbbi ve manevi faydalarına işaret etmiştir. 37 Hadisin bazı rivayetlerinde, bu hurmanın yaylada (Medine’nin yüksek yerlerinde) yetişenlerini tavsiye etmiş; 38 “Yaylada yetişen hurmalarda şifa vardır.” bir diğer rivayette ise “Onlar tiryaktır/ilaçtır.” buyurmuşlardır. 39

    Yanına gelen arkadaşlarına meyve ikram eder, ikram ettiği meyvenin tıbbi faydalarını söyleyerek onları meyve yemeye teşvik ederlerdi. Talha (r.a.) huzuruna girince ona elindeki ayvayı uzatmış “Talha, al bunu. Ayva, kalbi rahatlatır, güçlendirir” buyurmuştur. 40

    Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) meyveyi her hastaya tavsiye etmemiş, nekahet dönemindeki hastaların çağla hurmalardan yemesine -muhtemelen hazım zorluğu çekebilirler diye- izin vermemiştir. 41




  2. 16
    Reklam




    e. Meyveli içecekleri severdi (Şıra-hoşaf)

    Her şeyde olduğu gibi içeceklerde de sade ve fıtri olanı tercih etmiştir. Peygamber Efendimiz, süt içmeyi severlerdi. Hatta İsrâ gecesi içinde süt ve şıra olan iki kadeh kendisine sunulunca süt kadehini tercih etmiştir. Cebrail Aleyhisselam, sütü tercih etmesini fıtratı uygun olanı tercih ettiği şeklinde yorumlamıştır. 42

    Peygamber Efendimiz, bal şerbeti, şıra/nebiz, su ve süt gibi bütün alkolsüz içeceklerden içmiştir. Sahabe-i kiramdan Peygamberimiz’in hizmetinde bulunma şerefine nâil olan Enes (r.a.) “Şu kabımla Resulullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) bütün içeçekleri; bal şerbeti, şıra, su ve süt sundum” demiştir. 43

    Peygamber Efendimiz, nebiz (bir tür şıra) içmeyi severlerdi. Kırba ya da taştan yapılmış bir su kabının içine hurma atılır ve bekletilirdi. Meyve taneleri suyun içinde bir gece bekletildikten sonra içilir, meyve taneleri çıkarılıp üç gün içinde içilerek tüketilirdi. Daha fazla bekletilmesi ve ekşimeyi hızlandıran ağaç, kabak ve benzeri maddelerden yapılan su kaplarında nebiz yapılması uygun görülmemiştir. Hz. Aişe Validemiz, “Biz Allah Resûlü’ne bir su kabının içine akşam meyve taneleri atarak nebiz yapardık, onu sabah içerlerdi; sabah yaptığımızı da akşam içerlerdi.” buyurarak, Peygamber Efendimiz’in nebiz içtiğini ancak meyveleri kabın içinde fazla bekletmediğini ifade etmiştir. 44 Peygamber Efendimiz, farklı meyvelerin karıştırılarak ya da taze meyve ile kuru meyvenin karıştırılarak şıra (nebiz) yapılmasını, muhtemelen her meyvenin ekşime (farmantasyon/alkolleşme) süresi farklı olduğu için uygun bulmamıştır. 45






  3. 17
    Tıbb-ı Nebevî'de Meyve 3

    Sonuç

    Meyve, günümüzde sağlıklı beslenmede önemli ve vazgeçilmez bir yiyecek kabul edilmektedir. Hadis kitapları müellifleri ve tıbb-ı nebevi yazarları meyveyi müstakil bir bölümde ele almamışlar, meyveleri diğer yiyeceklerle birlikte değerlendirmeyi tercih etmişlerdir.

    Yeme-içme kültürünün sade bir şekilde uygulandığı saâdet asrında meyvenin, özellikle de hurmanın önemli bir besin olduğu müşahede edilmektedir. Hurma dışındaki üzüm ve ayva gibi meyveler farklı şehirlerden geldiği için hediyelik bir yiyecek kabul edilmiş, karşılıklı hediyeleşmelerde bu tür meyveler ikram edilmiştir.

    Hurmadan yalnızca besin olarak değil aynı zamanda ilaç olarak da yararlanılmıştır. Hurmaların ilaç olarak kullanılması durumunda yüksek yerlerde yetişen belirli cins hurmalar, tercih edilmiş; şifa için sayılı ve zamana bağlı olarak belirli bir disiplin içinde yenilmesi tavsiye edilmiştir. Hurmanın belirli türleri tercih edilerek, meyveleri ıslahın ve iyi tür meyve yetiştirmenin ehemmiyetine işaret edilmiştir. Nitekim barnî türü hurmanın daha kaliteli olduğunu duyanlar, memleketlerine dönünce bütün hurmalarını bu tür hurmaya çevirmişlerdir. Müslümanlar, tarih boyunca meyve ağaçlarını ıslahına önem vermişler, ağaçların ıslahı ve tarımın iyileştirilmesi için önemli çalışmalar yapmışlardır.

    Peygamberimiz’in sevdiği meyvelerin başında hurma gelir. Hurma onun şehri Medine’nin meyvesidir. Her beldenin meyve ve sebzelerinin o beldede yaşayanlar için son derece şifalı olduğu geleneksel tıbbın ısrarla üzerinde durduğu hususlardan birisidir. Ayrıca meyveleri tam olgunlaşma mevsiminde yemenin sağlık açısından daha yararlı olacağı belirtilmiştir. Peygamberimiz, hurmanın olgunlaşmadan toplanmasına izin vermemiş, taze hurmayı salatalık ve karpuz gibi sebze ve meyvelerle yemeyi tercih etmiştir.


    Ayhan TEKİNEŞ

    Sakarya Üniv. İlahiyat Fak. Öğrt. Üyesi




  4. 18
    Dipnotlar

    1. Taşköprüzâde, Ahmed b. Mustafa, Miftâhu’s-se’âde ve misbâhu’s-siyâde, Beyrut 1985, 2/344.
    2. İbn Kayyim, et-Tıbbu’n-Nebevî, Beyrut 1982, s. 323.
    3. Kur’ân-ı Kerim’de geçen meyveler hakkında bilgi için bk. Davut Aydüz, Kur’ân-ı Kerim’de Besinler ve Şifa, İzmir 2006, s. 92-113.
    4. Buhârî, Megâzi 28.
    5. Ahmed b. Hanbel, 4/61.
    6. Muvattâ, Cihâd 10.
    7. Muvattâ, Hudûd 12.
    8. Tirmizî, Et’ime 43; İbn Mâce, Et’ime 43.
    9. Buhârî, Et’ıme 42, 46.
    10. Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân 17.
    11. Buhârî, Vekâle 11; Müslim, Müsâkât 96.
    12. İbn Mâce, Et’ıme 39; Tirmizî, De’âvât 53.
    13. İbn Mâce, Et’ıme 61.
    14. Ahmed b. Hanbel, 3/432.
    15. Müslim, Fiten, 110. Hz. Ali Efendimiz, nar yemeyi teşvik etmiş, narın içindeki zarlarla birlikte yenilmesini tavsiye etmiştir. “Narı zarıyla birlikte yiyin; o, mideyi temizler.” buyurmuştur. Ahmed b. Hanbel, 5/382.
    16. Ebû Dâvud, Sıyâm 21.
    17. Müslim, Edeb 23-28.
    18. Buhârî, Et’ıme 41.
    19. Hadisler için bkz.: İbn Mâce, Et’ıme 38.
    20. Ebû Dâvud, Et’ıme 43; İbn Mâce, Et’ıme 42.
    21. İbn Kayyim, a.g.e., s. 319.
    22. İbn Kayyim, a.g.e., s. 171-172.
    23. Bk. En’am Sûresi, 6/99.
    24. Buhârî, Et’ıme 50.
    25. Tirmizî, Zühd 39.
    26. İbn Kayyim, a.g.e., s. 169.
    27. Tirmizî, Zühd 47; İbn Mâce, Et’ime 50.
    28. İbn Kayyim, a.g.e., s. 321.
    29. İbn Mâce, Et’ıme 43.
    30. İbn Mâce, Et’ıme 37.
    31. Ebû Dâvud, Et’ıme 45.
    32. Buhârî, Et’ıme 45.
    33. İbn Mâce, Et’ıme 37.
    34. Hadisin isnadı hakkındaki değerlendirmeler için bk. İbn Mâce, Et’ıme 40 (dipnot).
    35. İbn Kayyim, a.g.e., s. 222. Şemsüddîn ez-Zehebî, et-Tıbbu’n-nebevî, Kahire 1961, s. 34-35.
    36. Ebû Dâvud, Tıbb 12.
    37. Buhârî, Et’ıme 43; Tıbb 52.
    38. Müslim, Eşribe 156.
    39. Ahmed b. Hanbel, 6/77.
    40. Hadisin isnadı hakkındaki görüşler için bk. İbn Mâce, Et’ıme 61. (dipnot)
    41. Ebû Dâvud, Tıbb 2.
    42. Müslim, Eşribe 91, 92.
    43. Müslim, Eşribe 89.
    44. Tirmizî, Eşribe 7.
    45. Müslim, Eşribe, 16, 86.




  5. 19
    Mutlaka tedavi olmak gereklidir


    Üsâme b. Şerîk (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:


    Bedeviler: Ey Allah’ın Rasûlü! Hastalanırsak tedavi yoluna gidelim mi? Dediler. Rasûlullah (s.a.v.), “Evet tedavi görün, Ey Allah’ın kulları tedavi olunuz. Çünkü Allah yarattığı her bir hastalık için mutlaka şifasını yada devasını yaratmıştır. Ancak bir hastalık müstesnadır” buyurdular. Bunun üzerine o bir hastalık nedir? Ey Allah’ın Rasûlü dediklerinde; “O İhtiyarlıktır” buyurdu.

    (Ebû Dâvûd, Tıp: 1; İbn Mâce: Tıp: 1)

    Tirmizî: Bu konuda İbn Mes’ûd, Ebû Hüreyre, Ebû Huzâme, babasından ve İbn Abbâs’tan da hadis rivâyet edilmiştir.





  6. 20
    Hastaya hafif olan çorba ve bulamaç yedirmeli

    Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’in ev halkından biri sıtma hastalığına yakalandığında bulamaç yapılmasını emrederdi. Bulamaç yapılınca da ondan içmelerini emrederdi ve bu bulamaç yemeği hakkında şöyle buyururdu: “Kederli kimsenin kalbini güçlendirir. Hastanın kalbinden ağrıyı giderir sizden birinizin yüzünden kiri su ile giderdiği gibi…” (İbn Mâce, Tıp: 5)

    Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

    Bu hadisi İbn’ül Mübarek, Yunus’tan, Zührî’den, Urve’den, Âişe’den rivâyet etmiştir. Yine bu hadisi aynı şekilde Huseyn b. Muhammed, Ebû İshâk et Talikânî’den ve İbn’ül Mübarek’den bize aktarmıştır.




  7. 21

    --->: Tıbb-ı Nebevi

    Hastaları yemek yemeye ve içmeye zorlamamak gerekir

    Ukbe b. Âmir el Cühenî (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Hastalarınızı yemeye içmeye zorlamayınız çünkü Allah onları yedirir ve içirir.” (İbn Mâce, Tıp: 4)

    Tirmizî





    Yudumla --->: Tıbb-ı Nebevi

  8. 22
    Çörek otu ölümden başka her derde devadır

    Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Şu çörek otunu kullanmaya devam edin çünkü onda her derdin devası vardır ancak sâm bunun dışındadır. Sâm ise: Ölümdür.” (İbn Mâce, Tıp: 5)

    Bu hadis hasen sahihtir.




  9. 23
    Sarhoşluk veren şeylerle tedavinin yasak oluşu

    Alkame b. Vâil (r.a.)’in babasından rivâyete göre, bizzat kendisi; Tarık b. Süveyd (veya Süveyd b. Tarık)’in Rasûlullah (s.a.v.)’e sarhoşluk veren şeylerin hükmünü sorduğunda Peygamber (s.a.v.)’in yanında idi. Rasûlullah (s.a.v.) sarhoşluk veren her şeyi yasaklayınca: “Biz tedavide kullanırız” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “İçkinin her çeşidi şifa değil ancak derttir.” (Ebû Dâvûd, Tıp: 11)

    Mahmûd, Nadr b. Şümeyl ve Şebabe vasıtasıyla Şu’be’den bu hadisin bir benzerini bize aktarmıştır.




  10. 24
    ibn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Tedavide kullandığınız ilaçların en iyilerinden bir kısmı da burun damlası, şurup, kan aldırmak ve müshil ilaçlarıdır.” Rasûlullah (s.a.v.), rahatsızlanınca kendi rızası olmadan zorla şurup içirmişlerdi de Rasûlullah (s.a.v.)’de onlara ceza olarak şurup içirmişti. İbn Abbâs bu içenlerden değildi.” (Ebû Dâvûd, Tıp: 8; İbn Mâce: Tıp: 12)

    İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Tedavi olduğunuz ilaçların en iyisi şurup, burun damlası, kan aldırmak ve müshil ilaçlarıdır. Sürme olarak kullandıklarınızın en iyisi ise ismid taşından yapılan sürmedir ki gözü cilalayıp parlatır ve kirpikleri besler.” (Ebû Dâvûd, Tıp: 8; İbn Mâce: Tıp: 12)

    İbn Abbâs diyor ki: Rasûlullah (s.a.v.)’in bir sürme kabı vardı. Yatacağı zaman onunla gözüne üç sefer sürme çekerdi.




  11. 25
    kına ile tedavi olunur mu?

    Ubeydullah (r.a.)’ın ninesi Selma (r.anha)’dan rivâyete göre, kendisi Rasûlullah (s.a.v.)’e hizmet ederdi. Şöyle dedi:
    “Rasûlullah (s.a.v.)’de bıçak yarası taş ve dikenden meydana gelen bir yara olursa o yara üzerine kına koymamı bana emrederdi.” (İbn Mâce, Tıp: 29)




  12. 26
    Rasûlullah (s.a.v.), torunlarını nasıl okuyarak tedavi ederdi?

    İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.), torunu; Hasan ve Hüseyin’i şu şekilde okuyarak tedavi eder ve İbrahim (a.s.)’da oğlu İsmail ve İshâk’ı aynı şekilde okuyarak tedavi ederdi buyururlardı.
    “Her ikinizi de Allah’ın noksansız tüm kelimeleriyle her türlü şeytan, zararlı hayvanlar ve göz değmesine karşı Allah’a sığındırırım.” (İbn Mâce: Tıp: 38; Ebû Dâvûd, Tıp: 19)

    Hasan b. Ali el Hallâl, Yezîd b. Harun ve Abdurrezzak vasıtasıyla Sûfyân’dan, Mansur’dan mana olarak geçen hadisin bir benzerini bize aktarılmıştır.

    Tirmizî




  13. 27
    Domalan, mantar ve acve hurmasının şifa oluşu

    Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Acve hurması Cennet meyvelerindendir onda; zehire karşı şifa vardır. Mantar veya domalan ise insanlar tarafından ekip dikme zahmeti olmadan meydana gelen kudret helvası cinsinden bir rızıktır, suyu da göze şifadır.” (İbn Mâce, Tıp: 8)

    Saîd b. Zeyd’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Mantar veya Domalan; Musa (a.s.) zamanında İsrail oğullarına verilen ekme dikme zahmeti olmaksızın, insan emeği karışmadan meydana gelen, Kudret helvası cinsinden bir rızıktır. Suyu da göze şifadır.” (İbn Mâce, Tıp: 8)

    Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, bazı insanlar: “Rasûlullah (s.a.v.)’e mantar veya domalan bitkisi yeryüzünün çiçek hastalığıdır” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Mantar veya domalan; kudret helvası cinsinden bir rızık olup suyu göze şifadır. Acve hurması; Cennet meyvelerinden olup zehire karşı şifadır” buyurdu. (İbn Mâce, Tıp: 8; Ebû Dâvûd, Tıp: 12)



    Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Üç, beş veya yedi mantar veya domalan alıp onları sıktım suyunu cam bir kap içersine koydum, onunla bir cariyemin gözünü sürmeledim de iyileşti.” (İbn Mâce, Tıp: 8; Ebû Dâvûd, Tıp: 12)


    Katâde diyor ki: Her gün için yirmi bir adet çörekotu bir bez içersinde ıslatılır ve o sudan her gün burunun sağ deliğine iki sol deliğine bir damla sonraki gün burunun sol deliğine bir sağ deliğine iki damla üçüncü gün ise sağ deliğine iki sol deliğine tek damla damlatılarak tedavi olunabilir.




  14. 28
    Sıtma = ateşli hastalıkları su ile soğutmak

    Rafî b. Hadîç (r.a.)’den rivâyet edilmiştir. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Sıtma hastalığı çok şiddetli ateşli bir hastalıktır, onu su ile serinleterek tedavi edin.” (İbn Mâce, Tıp: 19)




tıbbı nebeviye göre kadın sağlığı