Diğer Kategoriler ve Hadis Forumundan Cemaatle Namaz Ile Ilgili Hadisler Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Cemaatle Namaz Ile Ilgili Hadisler

    Reklam




    cemaatle namaz ile ilgili hadislerCemaatle namaz hakkında Hadisler

    48) Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Peygamber Efen*dimiz sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki;
    “Sesinin ulaştığı yere kadar müezzinin gü*nahları affolunur. (Yani müezzinin günahları sesinin ulaştığı mesafeyi dolduracak kadar da olsa hepsi af olunur.) Canlı ve cansız ne varsa hepsi kıyamet günü mü*ezzin için şahitlik ederler. (Müezzinin ezanını duyup da) namaza gelenlere 25 na*maz sevabı yazılır. İki namaz arasındaki günahları affolunur.” [354]
    İzah: Bazı alimlere göre 25 namaz sevabı müezzinler içindir. Ayrıca onun bir ezanı ile önceki ezanı arasındaki günahları affolunur. [355]
    49) Hz. Abdullah İbni Ömer radıyallahu anhuma’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah aleyhi vesellem buyurdu ki: “Sesinin ulaştığı yere kadar müezzinin günahları agışlanır. Onun ezanını işiten her canlı ve cansız varlık onun için istiğfar eder.”
    Bir rivayette şöyle geçmektedir:
    “Her canlı ve cansız varlık onun ezanına verir.” [356]
    50) Hz. Ebû Sa’sae radıyallahu anh diyor ki: Hz. Ebu Saîd radıyallahu anh bana dedi ki;
    “Sen arazide ve kırlarda olduğun zaman yüksek sesle ezan oku. Çünkü ben Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in şöyle buyurduğunu işittim:
    “Müezzinin se*sini duyan ağaç, toprak yığını, taş, cin ve insanlar, hepsi kıyamet günü müezzin için şahitük edeceklerdir.” [357]
    51) Hz. Berâ bin Âzib radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur;
    “Şüphesiz Allahu Teâlâ, ilk saftakilere rahmet eder. Melekler de onlar için rahmet duası ederler. Müezzinin, sesinin ulaştığı yere kadar günahları bağışlanır. Ezan sesini duyan canlı ve cansız varlıklar, onu tasdik ederler. Ona, kendisiyle beraber namaz kılanların ecri kadar ecir verilir.”
    İzah: Bazı alimler yukarıdaki hadisin ikinci cümlesinin manasını şöyle açıklamışlardır: Müezzinin ezan okuduğu yerden, sesinin ulaştığı yere kadar olan mesafede işlemiş olduğu günahları affedilir. Bir başka açıklamada ise şöyle geç*mektedir: Müezzinin sesinin ulaştığı mesafede oturan insanların günahları, mü*ezzinin şefaatiyle affedilecektir. [358]
    52) Hz. Muaviye radıyallahu anh diyor ki: Ben Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in şöyle buyurduğunu işittim;
    “Kıyamet günü en uzun boyunlu olanlar, müez*zinlerdir.” [359]
    İzah: Alimler bu hadisin manasını birkaç türlü açıklamışlardır:
    İnsanlar müezzinin ezanını işitince namaz kılmak için giderler. O halde müezzin asıl, namaz kılanlar ona tabidir. Asıl olan, önder olduğu için boynu uzun olur.
    Müezzine çok fazla sevab verileceğinden, o kendi sevabının verdiği şevkten dolayı başını yukarı kaldırarak bakar. Bu nedenle boynu uzun görünür.
    Müezzinin boynunun uzun olması pişman olacak ameller işlemesindendir. Çünkü pişman olan kimsenin boynu eğik olur.
    Boynunun uzun olmasından kasıt; müezzinin mahşer meydanında en seçkin kimse olarak görünmesidir.
    Bazı alimlere göre de bu hadisin manası şudur; Kıyamet günü müez*zinler Cennet’e süratli bir şekilde gideceklerdir. [360]
    53) Hz. Abdullah bin Ömer radıyallahu anhuma’dan rivayet edilmiştir: Peygam*ber sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki; “Kim 12 sene ezan okursa, Cennet ona vacib olur. Her ezana karşılık kendisine 60 iyilik yazılır. Her kametine karşılık 30 iyilik yazılır. [361]
    54) Hz. Abdullah bin Ömer radıyallahu anhuma’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki;
    “Üç çeşit insan vardır ki, onları kıyamet gününün büyük dehşeti kaplamayacaktır. Onlar hesab verme durumuna düşmeyeceklerdir. Mahlukât hesablarını verene kadar, onlar miskten tepeler üzerinde (gezip) dola*şacaklardır. (Bunlar
    1. Allah rızası için Kur’an okuyan ve cemaati kendisinden razı olduğu halde onlara imamlık yapan kimse,
    2. Sadece Allah rızası için insan-arı namaza çağıran kimse,
    3. Rabbiyle ve eli altında bulunan kimselerle iyi geçi*nen kimse.” [362]
    55) Hz. Abdullah bin Ömer radıyallahu anhuma’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah satiaiiahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu;
    “Üç çeşit insan vardır ki, kıyamet günü onlar misk tepeleri üzerinde olacaklardır. Önceki ve sonraki bütün insanlar onlara gıbta edeceklerdir:
    1. Gece ve gündüz beş vakit namaz için ezan okuyan kimse,
    2. Cemaati kendinden razı olduğu halde onlara imamlık yapan kimse,
    3. Allah’ın hakkını ve sahibinin hakkını eda eden köle.” [363]
    56) Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki; “İmam mes’uldür. Müezzin güvenilir kişidir. Allah’ım! İmamlara doğru yolu göster, müezzinleri bağışla!” [364]
    İzah: İmamın mes’ul olmasından kasıt şudur; imam hem kendi namazın*dan hem de cemaatin namazından sorumludur. O halde imam mümkün olduğu kadar zahirî ve bâtınî yönüyle güzel namaz kılmaya gayret etmelidir. Bundan dolayı Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem bu hadiste onlar için duâ buyurmuştur. Müezzinin güvenilir kişi olmasından maksat ise şudur; halk namaz ve oruç vakitleri hususunda müezzine güvenmektedir. O halde müezzine düşen görev, ezanı tam vaktinde okumaktır. Şüphesiz bazı defa müezzin ezan vakitlerini şaşırıp hata edebilir. Bun*dan dolayı Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem onlar için mağfiret dilemiştir. [365]
    57) Hz. Câbir radıyallahu anh diyor ki: Ben Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in şöyle buyurduğunu işittim; “Muhakkak şeytan namaz için okunan ezanı işittiğinde Revhâ denilen yere kadar gider”. Süleyman rahmetullahi aleyh diyor ki:
    “Ben Câbir radıyallahu anh’dan Revhâ denilen yeri sordum,
    “Medine’den 36 mil uzaklıktadır” buyurdu. [366]
    58) Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Peygamber Efen*dimiz sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur;
    “Şeytan, namaz için ezan okundu*ğunda, onu duymamak için sesli yellenerek arkasını dönüp, kaçar. Ezan bitince geri döner. Kamet getirilince tekrar kaçar. Kamet tamamlanınca geri döner. Hatta namaz kılmakta olan kişinin kalbine vesvese verir. Nitekim
    “Şunu hatırla, bunu hatırla” diyerek namazdan önce hatırında olmayan şeyleri ona hatırlatır. Nihayet kişi kaç rek’at kıldığını bilemez.” [367]
    59) Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki; “Eğer insanlar ezan ve birinci saffın sevabını bilselerdi ve bunları elde etmek için kur’a çekmekten başka bir yol olmasaydı, elbette kur’a çekerlerdi.” [368]
    60) Hz. Selman-ı Farisî radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki; “Bir adam kırlık arazide bulunur da, namaz vakti girerse, abdest alsın. Su bulamazsa teyemmüm etsin. Sonra kamet getirip namaz kılmaya başlasın. O namaz kılmaya başlayınca, onun iki (yazıcı) meleği, onunla birlikte namaz kılar. Eğer ezan okuyup sonra kamet getirir ve namaz kılarsa, onun arkasında Allah’ın ordularından, iki tarafı görünmeyecek kadar büyük bir (melek) ordusu namaz kılar.” [369]
    61) Hz. Ukbe bin Âmir radıyallahu anh diyor ki: Ben Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in şöyle buyurduğunu işittim;
    “Senin Rabbin koyunlarını güden bir çobanın, dağın başında yüksek bir yerde ezan okuyup, namaz kılmasından hoşlanır. Allah celle celaluhu meleklere şöyle buyurur:
    “Bu kuluma bakın. Ezan okuyup kamet ge*tirip, namaz kılıyor. Bütün bunları Ben’den korktuğu için yapıyor. Ben kulumu bağışladım ve Cennet’e koymaya karar verdim.” [370]
    62) Hz. Sehl bin Sa’d radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki; “İki vakit vardır ki, o vakitlerde yapılan dualar reddolunmazlar. Birincisi, ezan vaktinde, ikincisi, savaşın alevlendiği anda.” [371]
    63) Hz. Sa’d bin Ebî Vakkas radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu;
    “Kim müezzinin ezanını işitince; Ve ene eşhedü en lâ ilahe illallahu vahdehû lâ şerîke lehu, ve enne muhammeden abduhû ve rasûlühû, radîtü billahi rabben ve bi mühammedin rasûlen ve bil islâmi dînen “Ben şehadet ederim ki, Allah’tan başka ibadete layık hiçbir ilâh yoktur. Ve ben Şehadet ederim ki, Muhammed sallallahu aleyhi vesellem Allah’ın kulu ve Rasûlü’dür. Ben, Rabb olarak Allah’tan, Rasûl olarak Muhammed sallallahu aleyhi vesellem’den ve din olarak İslam’dan razıyım” derse, onun günahları bağışlanır.” [372]
    64) Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh diyor ki: Biz Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem ile birlikteydik. Hz. Bilal radıyallahu anh ezan okumak için kalktı. Ezanı okuyun*ca Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu;
    “Kim yakîn bir imanla müezzi*nin söylediği kelimelerin aynısını söylerse Cennet’e girer.” [373]
    İzah: Bu rivayetten anlaşıldığına göre ezana cevab veren kişi, müezzinin söylediği kelimeleri tekrar etmelidir. Ancak Hz. Ömer radıyallahu anh’in rivayetinden anlaşılan şudur ki; (Hayya alassalah) ve (Hayya alelfelâh) kelimelerinin cevabında ân, (Lâ havle velâ kuvvete illâ billah) denilir. [374]
    65) Hz. Abdullah bin Amr radıyallahu anhuma diyor ki: Bir adam,
    “Ya Rasûlallah! Ezan okuyan kimseler ecir ve sevab bakımından bizden üstün olmaktadırlar (on*ların faziletini eide edebilmek için yapacağımız bir amel var mı?)” deyince Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem, “Müezzinlerin söyledikleri kelimeleri söyle, ezana ce*vab verdiğinde (Allah’tan) iste, sana istediğin verilecektir.” [375]
    66) Hz. Abdullah bin Amr bin el-Âs radıyallahu anhuma, Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in şöyle buyurduğunu söyledi;
    “Müezzinin sesini işittiğiniz zaman onun dediğinin aynısı deyiniz ve sonra bana Salavat’ı Şerife getiriniz. Kim bana bir salât getirirse, Allah celle celaluhu ona on rahmet indirir. Sonra benim için Allah’tan vesile isteyiniz. Zira vesîle, Cennette (özel) bir makamdır. Allah’ın kullarından bir kul için tahsis edilmiştir. Ümit ediyorum ki, o kul ben olayım. Kim benim için vesîle isterse, şefaatim ona vacib olur.” [376]
    67) Hz. Câbir radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu;
    “Kim ezanı işitince şu duayı okursa, kıyamet günü şefaatim ona vacib olur;
    Tam olan bu davetin ve (ezandan sonra) kılınmak üzere olan namazın Rabbi olan Allah’ım! Muhammed sallallahu aleyhi vesellem’e vesileyi ve fazileti ihsan eyle. Onu, kendisine vaad etmiş olduğun Makam-ı Mahmud’a ulaştır. Şüphesiz Sen sözün*den dönmezsin.” [377]
    68) Hz. Câbir radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir:
    “Kim müezzin ezan okudu*ğunda şu duayı okursa, Allah celle celaluhu onun duasını kabul eder;
    Tam olan bu davetin (ezanın) ve fayda veren namazın Rabbi olan Allah’ım! Mu*hammed sallallahu aleyhi vesellem’e rahmet indir. Bir daha kendisine gücenmeyeceğin şekilde o’ndan razı ol.” [378]
    69) Hz. Enes bin Mâlik radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu;
    “Ezan ile kamet arasında yapılan dua reddolunmaz”. Sahâbe-i Kiram radıyallahu anhum,
    “Yâ Rasûlallah! Biz nasıl dua edelim?” dediler. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem,
    “Allah’tan dünya ve ahirette afiyet isteyiniz” buyurdu. [379]
    70) Hz. Câbir radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki;
    “Namaz için kamet getirildiğinde gök kapıları açılır ve dua ka*bul edilir.” [380]
    71) Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh diyor ki:
    “Kim güzel bir şekilde abdest alır, sonra namaz kılmak niyetiyle (camiye doğru) giderse, bu niyeti devam ettiği müd*detçe ona namaz sevabı verilir. Onun bir adımına karşılık bir günahı silinir. Sizden biri kamet alındığını duyunca koşmasın. Sizden ecri en büyük olanınız, evi mes*cide en uzak olanınızdır.” Talebeleri bunu duyunca, “Ey Ebû Hûreyre! Bunun se*bebi nedir?” dediklerinde,
    “Adımların fazla olmasından” buyurdu. [381]
    72) Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:
    “Sizden biri evinde abdest alır, sonra mescide gelirse, evine dönünceye kadar ona namaz sevabı verilir”. Ondan sonra Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem elinin parmaklarını birbirine geçirerek,
    “Böyle yapılmamalıdır” buyurdu. [382]
    İzah: Yukarıdaki hadisin maksadı şudur; Namazda parmaklan birbirine geçirmek doğru değildir. Gereksiz yere böyle yapmak da hoş bir davranış değildir. Aynı şekilde evde abdest alarak namaz kılmak niyetiyle mescide giden (ve na*mazı bekleyen) kimsenin de böyle yapması (parmaklarını birbirine geçirmesi) uy*gun değildir. Çünkü namaz sevabı kazandığından dolayı bu kimse de namaz kılan kimse hükmündedir. Başka rivayetlerde de bu husus açıklanmıştır.
    73) Hz. Said bin Müseyyeb rahmetullahi aleyh ensardan bir sahabînin şöyle dediğini rivayet ediyor: Ben Rasulullah sallaüahu aleyhi vesellem’in şöyle buyurduğunu işittim;
    “Sizden biri güzelce abdest alır, sonra namaz kılmak için çıkarsa, sağ aya*ğını her kaldırışında Allahu Teâlâ ona bir sevab yazar, sol ayağını her koydu*ğunda da Allah celle celaluhu bir günahını affeder. (Artık o kimse) isterse adımlarını küçültsün, isterse büyültsün (serbesttir.) Eğer o, mescide gelir ve cemaatle namaz kılarsa onun günahları bağışlanır. Eğer mescide geldiğinde insanların namazın bir kısmını kıldıklarını, geriye namazın bir kısmını kaldığını görürse, yetiştiği kısmı (cemaatle) kılar, geri kalan rek’atleri de tamamlarsa, o kimse de bağışlanır. Eğer mescide geldiğinde insanların namazı kılmış olduklarını görürse ve namazını kendi başına kılarsa, aynı şekilde bağışlanır.” [383]
    74) Hz. Ebû Ümame radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu; “Bir kimse abdest alıp farz namaz kılmak için evin*den çıkarsa, ona ihram giyip hacca giden kimseye verilen sevabın aynısı verilir. Kim de sıkıntıya katlanarak, kuşluk namazını kılmak için bulunduğu yerden çı*karsa, ona umre yapan kimse gibi sevab verilir. Arada boş iş ve faydasız söze bulaşmadan bir namazdan sonra diğer namazı kılmak yüksek dereceli ameller arasında yazılır.” [384]
    75) Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu; “Sizden biri güzelce abdest alır ve abdestini mükem*mel dereceye ulaştırır ve sonra sadece namaz niyetiyle mescide gelirse, uzaklara gitmiş (veya kaybolmuş) olan bir yakının, beklenmedik bir anda dönmesiyle ev halkı nasıl sevinirse, Allahu Teâlâ aynı şekilde (mescide giden kimseden) razı olur, hoşlanır.” [385]
    76) Hz. Selman radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu; “Kim evinde abdest alır ve abdestini güzelleştirirse, daha sonra da mescide gelirse, o Allah’ın misafiridir. (Allahu Teâlâ da onun mih*mandarıdır.) Ev sahibinin görevi, misafire ikram etmektir.” [386]
    77) Hz. Câbir bin Abdullah radıyallahu anh diyor ki: Mescid-i Nebevi’nin etrafın*daki arazi boş duruyordu. (Medine-i Münevvere’de yaşayan ve evleri mescidden uzak olan) Benû Selime kabilesi mescide yakın bir yere taşınmaya niyet ettiler. Bu durum Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’e ulaşınca,
    “Bana ulaşan habere göre siz mescidin yakınına taşınmak istiyormuşsunuz” buyurdu. Onlar,
    “Evet Yâ Rasûlallah! Bunu istiyorduk” dediler. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem,
    “Ey Seleme oğulları! Yeri*nizde oturunuz. Sizin (mescide gelmek için attığınız) adımlarınız yazılmaktadır. Yerinizde kalınız. Sizin (mescide gelene kadar) adımlarınız yazılmaktır.” [387]
    78) Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu;
    “Sizden biri benim mescidime gelmek için evinden çıkarsa, evine dönene kadar bir adımına bir iyilik yazılır Diğer adımından dolayı bir günahı silinir.” [388]
    79) Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu; “Güneşin doğduğu her günde, insan bedenindeki maf*sallar için (yani onların selametine şükretmek) için sadaka vermelidir... Senin iki kişi arasında adaletli karar vermen sadakadır. Bir adamı bineğine bindirmek veya eşyasını yüklemekte ona yardım etmen sadakadır. Güzel söz sadakadır. Namaz için her attığın adım sadakadır. Yoldan eziyet veren şeyi uzaklaştırman sadakadır.” [389]
    80) Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu; “Allahu Teâlâ kıyamet günü karanlıklarda mescidlere gidenleri (dört bir tarafa) yayılan nurla aydınlatacaktır.” [390]
    81) Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh’’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sailallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur;
    “Karanlıklarda mescidlere gidenler, işte onlar Allah’ın rahmetine dalanlardır.” [391]
    82) Hz. Büreyde radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu; “Karanlıklarda mescidlere gidenlerin kıyamet günü tam bir nura mazhar olacaklarını müjdele.” [392]
    83) Hz. Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anadan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem,
    “Ben size, kendisi sebebiyle Allahu Teâlâ’nın günahlarınızı af edeceği ve sevablarınızı arttıracağı şeyi haber vereyim mi?” buyurdu. Sahâbe-i Kiram radıyallahu anhum,
    “Evet yâ Rasûlallah söyleyiniz” dediler. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki;
    “Zorluk zamanlarında (mesela kış mevsiminde) güzelce abdest almak, sık sık camiye gitmek, bir namazdan sonra diğer namazı beklemek... Kim abdestli olarak evinden çıkar da camiye gelirse ve müslümanlarla birlikte (cemaatle) namaz kılar, sonra diğer namazı beklerse, melekler, “Allah’ım onu ba*ğışla, Allah’ım ona rahmet et” diye dua ederler.” [393]







    84) Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Size, Allahu Teâlâ’nın kendisiyle günahları affedeceği ve dereceleri yükselteceği şeyi haber vereyim mi?” buyurdu. Sahâbe-i Kiram,
    “Evet yâ Rasûlallah söyleyiniz” dediler. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem,
    “Zorluk*lara rağmen güzelce abdest almak, sık sık mescidlere gitmek ve bir namazdan sonra diğer namazı beklemek... İşte hakiki ribat budur” buyurdu. [394]
    İzah: “Ribat”ın meşhur olan manası; “İslam ülkesinin sınırlarını düşmandan korumak için sınırda karakol kurmaktır. Bu çok büyük ve şanlı bir ameldir. Peygam*ber sallallahu aleyhi vesellem’in bu hadiste zikredilen amelleri ribat olarak ifade etmesi şu açıdandır; Sınırların âsâyiş ve güvenliği kurulan bu karakollarla sağlandığı gibi insanların nefis ve şeytanın hamlelerinden korunması da ancak bu amellerle olur. [395]
    85) Hz. Ukbe Bin Âmir radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu;
    “Bir kimse güzelce abdest alır, sonra mescide gelir ve namazı beklerse, onun amellerini yazan melekler mescide doğru attığı her adıma karşılık 10 iyilik yazarlar. Namazı beklemek için oturan kimse ibadet eden kimse gibidir. O, evinden çıktığı andan itibaren evine dönene kadar namaz kılanlardan yazılır.” [396]
    86) Hz. Muaz bin Cebel radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Peygamber sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki;
    “Allahu Teâlâ (bana rüyamda),
    “Ey Muhammed” dedi. Ben,
    “Lebbeyk yâ Rabbi” dedim.
    “Mukarreb melekler hangi amellerin üstünlüğü hakkında tartışıyorlar” buyurdu. Ben,
    “Günahlara keffaret olacak ameller hakkında” dedim.
    “O ameller hangileridir?” buyurdu. Ben,
    “Cemaatle namaz kılmak için yürü*mek, namazdan sonra diğer namazı beklemek için mescidde oturmak, (kış mev*simi gibi) zorluk zamanlarında güzelce abdest almak” dedim. Allahu Teâlâ, “Sonra hangi amellerin üstünlüğü hakkında tartışıyorlar?” buyurdu. Ben,
    “Yemek yedir*mek, yumuşak konuşmak, insanlar uykudayken gece vakti namaz kılmak” dedim. Allahu Teâlâ bana,
    “İste!” buyurdu. Ben şu duayı yaptım;
    “Allah’ım! Sen’den hayırlı işler yapmamı, kötülükleri terk etmemi ve yoksulları sevmemi istiyorum. Beni bağışlamanı ve bana merhamet etmeni istiyorum. Sen bir kavmi imtihan ve fitneye sokmak ve onları azabına mübtela kılmaya karar ver*diğinde, beni fitneye düşmeden yanına al. Allah’ım! Seni sevmeyi, Seni seveni sevmeyi, Senin sevgine yaklaştıran amelin sevgisini Sen’den isterim.” Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki; “Bu duâ haktır. Öyleyse bunu öğrenmek için sık sık okuyunuz.” [397]
    87) Hz. Ebû Hûreyre mdıyaüahu anh’dan rivayet edilmiştir: Peygamber sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki; “Sizden biri namazı beklediği sürece namazdaymış gibi sevab alır. Melekler onun için,
    “Allah’ım! Onu bağışla ve ona merhamet et” diye duâ ederler. (Namaz kıldıktan sonra) namaz kıldığı yerde abdestli olarak otur*maya devam ettiği müddetçe melekler bu şekilde duâ etmeye devam ederler.” [398]
    88) Hz. Ebü Hûreyre radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki; “Bir namazdan sonra diğer namazı bekleyen kimse, Allah yolunda süratli bir şekilde at koşturan süvariye benzer. Namazı bekleyen kimse (nefis ve şeytanın karşısında) en büyük siperdedir.” [399]
    89) Hz. Irbaz bin Sâriye radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir:
    “Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem birinci safta duranlar için üç kere ikinci saftakiler için bir kere is*tiğfar ediyordu.” [400]
    90) Hz. Ebû Ümâme radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu; “Allahu Teâlâ birinci safta duranlara rahmet indirir. O’nun melekleri de onlar için rahmet duası yaparlar”. Sahâbe-i Kiram radıyallahu anhum,
    “Yâ Rasûlallah! İkinci saftakiler için de aynı fazilet var mı?” dediler. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem, “Evet ikinci saftakiler için de aynı fazilet var” buyurdu. Bir de Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu;
    “Saflarınızı düzeltiniz. Omuzlarınızı aynı hizaya getiriniz. Safları düzeltirken kardeşlerinize karşı yumuşak olunuz. Saflar ara*sındaki boşlukları doldurunuz, Çünkü şeytan (saflar arasındaki boşluğu görünce) sizin aranıza bir koyun yavrusu gibi girer.” [401]
    İzah: “Kardeşlerinize yumuşak olunuz”dan maksat; Eğer biri safları düzelt*mek için size eliyle dokunur da biraz ileri veya geri çıkmanızı söylerse, onun sö*zünü kabul ediniz.
    91) Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu; “Erkeklerin en hayırlı saffı, ilk saftır. En az sevablı olanı ise son saftır. Kadınların en hayırlı saffı, son saftır. En az sevablısı ise ilk saftır.” [402]
    92) Hz. Berâ bin Âzib radıyallahu anhuma diyor ki: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem safların arasına girer, bir ucundan öbür ucuna kadar yürür, elini göğsümüze ve omuzlarımıza dokundurarak safları düzeltir ve şöyle buyururdu;
    “Saflarınızda ileri-geri durmayın. Eğer böyle yaparsanız kalplerinizde birbirinize karşı ihtilaf meydana gelir.” Bazen şöyle buyururdu;
    “Şüphesiz Allah celle celaluhu ilk saftakilere rahmet eder. Melekler onlara rahmet duası ederler.” [403]
    93) Hz. Berâ bin Âzib radıyallahu anhuma’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu;
    “Allahu Teâlâ ilk saflara yakın olanlara rahmet eder. Melekler onlar için dua ederler. Hiçbir adım Allahu Teâlâ’ya insanın saftaki boşluğu doldurmak için attığı adımdan daha sevimli değildir.” [404]
    94) Hz. Aişe radıyallahu anha diyor ki: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu;
    “Şüphesiz Allahu Teâlâ saffın sağ tarafında duranlara rahmet eder. Meleklerde onlar için mağfiret duası ederler.” [405]
    95) Hz. İbni Abbas radıyallahu anhuma’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu;
    “Kim camide saffın sol tarafında az sayıda kişi oldu*ğundan dolayı gidip orada safa durursa, ona iki ecir vardır.” [406]
    İzah: Sahâbe-i Kiram, saffın sağ tarafının sol tarafı üzerine üstünlüğünü öğrendiklerinde, hepsi o tarafta durmayı istediler. Bu yüzden sol taraf boş kalma*ya başladı. Bu münasebetle Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem saffın sol tarafının boş kalmaması için o tarafı doldurmanın faziletini de beyan etti. [407]
    96) Hz. Aişe radıyallahu anha’dan rivayete göre Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki;
    “Şüphesiz Allah celle celaluhu saflardaki boşlukları dolduranlara rahmet eder. Melekler de onlar için istiğfar ederler.” [408]
    97) Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu; “Bir kimse bir saffı tamamlarsa, Allahu Teâlâ buna karşılık onun bir derecesini yükseltir. Melekler onun üzerine rahmet saçarlar.” [409]
    98) Hz. Abdullah İbni Ömer radıyallahu anhuma’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu;
    “Sizin en hayırlınız namazda omuzlarını yu*muşak tutandır. En büyük ecir kazandıran adım ise kişinin saftaki boş yeri dol*durmak için attığı adımdır.” [410]


    Paylaş
    Cemaatle Namaz Ile Ilgili Hadisler Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    İzah: “Namazda omuzunu yumuşak tutmak”tan maksat şudur: Bir kimse safa girmek istediğinde sağ ve soldaki namaz kılan kişiler onun safa girmesini sağlamak için omuzlarını yumuşak tutmalıdırlar (biraz toparlanmalıdırlar.)
    99) Hz. Ebû Cuhayfe radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Peygamber sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki; “Kim saftaki boş yeri doldurursa günahları bağışlanır.” [411]
    100) Hz. Abdullah İbni Ömer radıyallahu anhuma’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu;
    “Kim saffı birleştirirse, Allah onu rahme­tine kavuşturur. Kim saffı bozarsa Allah onu rahmetinden uzaklaştırır.” [412]
    İzah: Saffı bozmaktan maksat; saffın herhangi bir yerine saffı bölecek şe­kilde bir eşya koymak veya safta boş bir yer olduğunu gördüğü halde onu dol­durmamaktır. [413]
    101) Hz. Enes radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki;
    “Saflarınızı düzeltiniz. Zira safları düzeltmek, namazı güzel kılmaktan bir parçadır.” [414]
    102) Hz. Osman radıyallahu anh diyor ki; Ben Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in şöyle buyurduğunu işittim;
    “Kim namaz için güzelce abdest alır, sonra farz namaz için yürürse ve namazı mescidde cemaatle kılarsa, Allahu Teâlâ onun günahları­nı affeder.” [415]
    103) Hz. Ömer bin Hattab radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu;
    “Şüphesiz Allahu Tebâreke ve Teâlâ cemaatle namaz kılınmasından hoşlanır.” [416]
    104) Hz. Abdullah bin Mes’ud radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu;
    “Kişinin cemaatle namaz kılması yalnız ba­şına namaz kılmasından yirmi küsur derece üstündür,” [417]
    105) Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallalahu aleyhi vesellem buyurdu ki; “Kişinin cemaatle kıldığı namaz, evinde veya çarşıda kıldığı namazından 25 kat fazla sevab eder.” [418]
    106) Hz. Abdullah İbni Ömer radıyallahu anhuma’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki;
    “Cemaatle namaz kılmak yalnız başına namaz kılmaktan 27 derece fazla sevabtır.” [419]
    107) Hz. Kubâs bin Eşyem el-Leysî radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu;
    “İki kişiden biri imam olup diğerinin ona uyarak cemaatle namaz kılmaları; Allah indinde dört kişinin ayrı ayrı kıldıkları namazdan daha sevimlidir. Dört kişinin cemaatle kıldığı namaz; Allah indinde se­kiz kişinin ayrı ayrı kıldığı namazdan daha sevimlidir. İçlerinden biri imam olduğu halde sekiz kişinin cemaatle kıldığı namaz da Allah indinde yüz kişinin ayrı ayrı kıldığı namazdan daha üstündür.” [420]
    Hz. Ubeyy bin Ka’b radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasûluüah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki; “Bir kişinin başka biriyle birlikte namaz kılması, tek başına namaz kılmasından efdaldir. Üç kişinin cemaatle namaz kılması iki kişinin namaz kılmasından efdaldir. Cemaat ne kadar kalabalık olursa, Allahu Teâlâ’ya o kadar sevimli olur.”
    109) Hz. Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki;
    “Cemaatle namaz kılmanın sevabı, yirmibeş na­maz sevabına eşittir. Bir kimse sahra veya arazide namaz kılar da namazın rükû ve secdesini tamamlarsa (yani rükû ve secdedeki tesbihleri itminan içinde acele etmeden okursa,) onun namazı elli namaz sevabına ulaşır.”
    110) Hz. Ebû Derdâ radıyallahu anh diyor ki: Ben Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in şöyle buyurduğunu işittim;
    “Herhangi bir köyde veya kırda üç kişi olduğu halde cemaatle namaz kılmazlarsa şeytan onlara musallat olur. Öyleyse namazı cemaatle kılmayı gerekli biliniz. Zira sürüden ayrılan koyunu kurt yer. (İnsanların kurdu ise şeytandır.)” [421]
    111) Hz. Aişe radıyallahu anha diyor ki:
    “Peygamber sallallahu aleyhi vesellem has­talanıp acısı şiddetlenince, hastalık süresince bakımının benim evimde yapılması için diğer hanımlarından izin istedi. Onlar da izin verdiler. (Sonra namaz vakti gi­rince) Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem iki kişinin desteğiyle (mescide gitmek için) çıktı. Öyle ki, (zayıflıktan dolayı) mübarek ayakları yere sürünüyordu.” [422]
    112) Hz. Fadâle bin Ubeyd radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem namaz kıldırdığında safta durmakta olan Ashab-ı Suffe’den bazı kişiler açlıktan düşüyorlardı. Hatta (dışardan gelen) köylüler,
    “Bunlar delidir” diyorlardı. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem namazı kıldırdıktan sonra Ashab-ı Suffe’ye dönerek,
    “Eğer siz, Allah indindeki sevabınızı bilseydiniz, yoksulluk ve ihtiyacınızın daha da artmasını isterdiniz” buyurdu. Hz. Fadâle radıyallahu anh diyor ki:
    “Ben o gün Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem ile birlikteydim.” [423]
    113) Hz. Osman bin Affan radıyallahu anh diyor ki: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in şöyle buyurduğunu işittim;
    “Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa sanki gece yarısına kadar ibadet yapmış gibi olur. Kim sabah namazını cemaatle kılar­sa sanki bütün gece namaz kılmış gibi olur.” [424]
    114) Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki; “Münafıklara en ağır gelen namaz yatsı ve sabah na­mazlarıdır.” [425]
    115) Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki; “Eğer insanlar öğlen sıcağında mescide yürümenin fazi­letini bilmiş olsalardı, öğlen namazına koşarak giderlerdi. Eğer yatsı ve sabah namazının faziletini bilmiş olsalardı (hasta olsalar dahi) sürünerek o namazlara giderlerdi.” [426]
    116) Hz. Ebû Bekre radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki; “Kim sabah namazını cemaatle kılarsa, o, Allah’ın koru­ması altındadır. Allah’ın koruması altına girmiş birine eziyet eden kimseyi Allahu Teâlâ yüz üstü Cehennem’e atacaktır.” [427]
    117) Hz. Enes bin Mâlik radıyallahu anh diyor ki: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki;
    “Bir kimse Allah rızası için, iftitah tekbirine yetişerek 40 gün cemaatle namaz kılarsa, o kimseye iki beraat verilir: Biri Cehennem’den kurtuluş, diğeri de münafıklıktan uzak olma berâati.” [428]
    118) Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki; “İçimden geçiyor ki, birkaç gence çok miktarda odun ge­tirip yığmalarını emredeyim. Sonra gidip mazeretsiz olarak evlerinde namaz kı­lanların evlerini yakayım.” [429]
    119) Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki; “Bir kimse güzelce abdest alır, sonra Cuma namazına giderse ve hutbeyi dikkatle dinler, hutbe esnasında da susarsa, o Cuma’dan geç­miş Cuma’ya kadar ve ilave olarak üç günlük daha günahları bağışlanır. Kim çakıl taşlarına dokunursa (yani hutbe esnasında taşlarla oynar veya eliyle halıyı ya da elbisesini karıştırırsa,) o kişi boş iş yapmış olur. (Bu yüzden de Cuma namazının hususi sevabını zayi etmiş olur.)” [430]
    120) Hz. Ebû Eyyûb el-Ensâri radıyallahu anh diyor ki: Ben Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in şöyle buyurduğunu işittim;
    “Kim Cuma günü gusleder, (eğer yanın­da varsa) güzel koku sürünür, en güzel elbisesini giyinir, sonra mescide gider ve mescide girince (eğer vakit uygunsa) nafile namaz kılar ve hiç kimseye eziyet et­mezse, bundan sonra imamın hutbe için minbere çıkmasıyla, namaz kıldırmasına kadar olan zaman içerisinde sessizce oturur, kimseyle konuşmazsa, bu ameller, (o kişinin namazını kıldığı) bu Cuma ile geçmiş Cuma arasında işlemiş olduğu günahlarına keffaret olur. (Günahları bağışlanır.)” [431]
    121) Hz. Selman-ı Farisi radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu;
    “Bir kimse Cuma günü gusleder, elinden geldi­ği kadar temizlenir, yağlanır veya evinde bulunan güzel bir koku sürünür, sonra camiye gider ve camiye önceden gelip yan yana oturmuş olan iki kişinin arasına oturmaz, Cuma namazından önce kılabildiği kadar nafile namaz kılar, imam hut­be verdiği zaman imamı sessizce ve dikkatlice dinlerse, bu Cuma’dan önceki Cuma gününe kadar işlemiş olduğu günahları bağışlanır.” [432]
    122) Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem bir Cuma günü şöyle buyurdu;
    “Ey müslümanlar topluluğu! Allahu Teâlâ bu günü sizin için bayram yapmıştır. O halde bu gün gusledin ve misvak kullanmaya ihtimam gösterin.” [433]
    123) Hz. Ebû Umâme radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Peygamber sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki; “Cuma günü gusletmek, günahları kılların köklerinden çıkarıp atar.” [434]
    124) Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu;
    “Cuma günü olduğu zaman, melekler caminin kapı­sında dururlar. Önce gelen kişinin ismini ilk sıraya, ondan sonra gelen kişinin adını ikinci sıraya yazarlar. (Bu şekilde gelenleri sırasıyla yazarlar.) Kim Cuma namazı için erkenden giderse, ona bir deve sadaka etmiş gibi sevab verilir. Ondan sonra gelene bir inek sadaka vermiş gibi sevab verilir. Daha sonra gelene bir koç, peşi sıra gelene bir tavuk, sonrakine de bir yumurta sadaka etmiş gibi sevab verilir. İmam hutbe okumak için (minbere) çıkınca melekler isim yazdıkları defterleri ka­patırlar ve hutbeyi dinlerler.” [435]
    125) Hz. Yezid bin Ebî Meryem rahmetullahi aleyh diyor ki: Ben Cuma nama­zını kılmak için yürüyerek gidiyordum. Abâye bin Rifâe rahmetullahi aleyh ile karşı­laştım. Bana,
    “Sana müjdeler olsun, senin şu adımların Allah yolundadır. Ben Ebû Abs radıyallahu anh’ın şöyle dediğini işittim: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki;
    “Kimin ayakları Allah yolunda tozlanırsa, onlara Cehennem ateşi haramdır.” [436]
    126) Hz. Evs bin Evs es-Sakafî radıyallahu anh diyor ki: Ben Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in şöyle buyurduğunu işittim;
    “Kim Cuma günü güzelce özenerek gusleder, sonra çok erkenden mescide gider ve giderken de bineğe binmeden ya­yan olarak giderse, imama yakın oturarak hutbeyi dikkatlice dinler ve hutbe esna­sında herhangi bir şey konuşmazsa, mescide giderken attığı her adım karşılığında bir sene oruç tutma ve bir sene geceleri ibadetle geçirme sevabı verilir.” [437]
    127) Hz. Abdullah bin Amr bin el-Âs radıyallahu anhuma’dan rivayet edilmiştir:
    “Kim Cuma günü güzelce guslettikten sonra çok erkenden camiye gider, imama yakın oturur, hutbeyi dikkatlice dinler ve hutbe esnasında da susarsa, mescide gitmek için attığı her adım karşılığında, bir senelik teheccüd namazı ve bir sene­lik oruç sevabı verilir.” [438]
    128) Hz. Ebû Lûbâbe bin Abdûl Münzîr radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu;
    “Şüphesiz Cuma günü, bütün günlerin efendisidir. Allah indinde günlerin en azametlisidir. Cuma günü, Allah indinde Kurban bayramı ve Ramazan bayramı günlerinden daha büyük dereceye sahiptir. Cuma gününde beş şey meydana gelmiştir:
    1- Allahu Teâlâ Hz. Adem aleyhisselam’ı o gün yaratmıştır.
    2- Allahu Teâlâ Hz. Adem aleyhisselam’ı yeryüzüne o gün indirmiştir,
    3- Allah celle celaluhu, Hz. Adem aleyhisselam’in ruhunu o gün almıştır.
    4- O günde öyle bir saat vardır ki, kul o saatte Allah’tan haram bir şey istememek kaydıyla ne isterse, Allah celle celaluhu ona verir.
    5- Kıyamet o gün kopar. Bütün mukarreb melekler, gökyüzü, yeryüzü, rüzgarlar, dağlar, denizler... Hepsi Cuma gününden korkarlar. (Çünkü kıyamet Cuma günü kopacaktır.)” [439]
    129) Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki; “Üzerine güneşin doğup battığı hiçbir gün Cuma günün­den daha üstün değildir, (Yani Cuma günü bütün günlerden üstündür, İnsan ve cinlerden başka bütün canlılar (kıyamet kopacak diye) Cuma gününden korkarlar.” [440]
    130) Hz. Ebû Saîd Hudrî ve Hz. Ebû Hûreyre radıyallahu anhuma’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki;
    “Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, müslüman bir kul o saatte Allahu Teâlâ’dan ne isterse, Allah celle celaluhu ona muhakkak verir. O saat ikindiden sonraki vakittir.” [441]
    131) Hz. Ebû Mûsâ el-Eş’ari radıyallahu anh diyor ki: Ben Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in (Cuma günü duanın kabul edildiği saat hakkında) şöyle buyurdu­ğunu işittim;
    “O saat, imamın (hutbe için minbere) oturduğu andan itibaren, na­maz sona erinceye kadar olan zamandır.” [442]
    İzah: Cuma günü duaların kabul olduğu vakti tayin hususunda daha birçok hadisler vardır. O halde, Cuma günü, gün boyunca bol bol dua ve ibadetle meşgul olmaya itinâ gösterilmelidir. [443]
    ___________________________
    [354] Ebû Dâvûd
    [355] Bezi'ül Mechûd
    [356] Müsned'i Ahmed, Taberâni, Bezzar, Mecma'uz Zevâid
    [357] İbni Huzeyme
    [358] Bezl'ül Mechûd
    [359] Müslim
    [360] Nevevî
    [361] Müstedrek'i Hakim
    [362] Tirmizi, Taberâni, Mecma'uz Zevâid
    [363] Tirmizi
    [364] Ebû Dâvûd
    [365] Bezl'ül Mechüd
    [366] Müslim
    [367] Müslim
    [368] Buhâri
    [369] Musannef Abdurrezzak
    [370] Ebû Dâvûd
    [371] Ebû Dâvûd
    [372] Müslim
    [373] Müstedrek'i Hâkim
    [374] Müslim
    [375] Ebû Dâvûd
    [376] Müslim
    [377] Buhâri, Beyhâki
    [378] Mûsned'i Ahmed
    [379] Tirmizi
    [380] Mûsned'i Ahmed
    [381] Muvatta-İmam Mâlik
    [382] Müstedrek'i Hakim
    [383] Ebû Dâvûd
    [384] Ebû Dâvûd
    [385] İbni Huzeyme
    [386] Taberâni, Mecma'uz Zevâid
    [387] Müslim
    [388] İbni Hihban
    [389] Müslim
    [390] Taberani, Mecma'uz zevâid
    [391] İbni Mâce, Terğib
    [392] Ebû Dâvûd
    [393] İbn Hibban
    [394] Müslim
    [395] Mırkat
    [396] Müsned'i Ahmed
    [397] Tırmizi
    [398] Buharı
    [399] Müsned’i Ahmed, Taberânî, Terğib
    [400] İbni Mâce
    [401] MusnediAhmed, Taberâni, Mecma'uz zevâid
    [402] Müslim
    [403] Ebû Dâvud
    [404] Ebû Dâvûd
    [405] Ebû Dâvûd
    [406] Taberâni, Mecma'uz zevâid
    [407] Feyz’ül Kadîr
    [408] Müstedrek'i Hakim
    [409] Taberâni, Terğib
    [410] Bezzar, İbni Hibban, Taberâni, Terğib
    [411] Bezzar, Mecma'uz Zevâid
    [412] Ebû Dâvûd
    [413] Mirkât
    [414] Buhâri
    [415] Müslim
    [416] Müsned'i Ahmed, Mecma'uz Zevâid
    [417] Müsned'i Ahmed
    [418] Buhâri
    [419] Müslim
    [420] Bezzar, Taberâni, Mecma'uz Zevâid
    [421] Ebû Dâvûd
    [422] Buhâri
    [423] Tirmizi
    [424] Müslim
    [425] Müslim
    [426] Buhâri
    [427] Teberani, Mecma'uz Zevâid
    [428] Tirmizi
    [429] Ebû Dâvûd
    [430] Müslim
    [431] Müsned'i Ahmed
    [432] Buhâri
    [433] Taberâni, Mecma'uz Zevâid
    [434] Taberâni, Mecma'uz Zevâid
    [435] Buhâri
    [436] Tirmizi
    [437] Ebû Dâvûd
    [438] Müsnedi Ahmed
    [439] İbni Mâce
    [440] İbni Hibban
    [441] Müsned'i Ahmed, Fethür Rabbani
    [442] Müslim
    [443] Nevevî