Diğer Kategoriler ve Hadis Forumundan Peygamberimiz (aleyhissalatu vesselam) ın hayatında yazının yeri Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Peygamberimiz (aleyhissalatu vesselam) ın hayatında yazının yeri

    Reklam




    Yazı, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) açısından birçok sebeblerle ehemmiyet taşıyordu:

    1- Kur'an Vahiylerinin Yazılması: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) için yazı, başka hiçbir hizmet görmese bile, sırf Kur'an'ın hıfzı ve tâmimi için son derece gerekli idi. Yazının ümmet çapında tamim ve yaygınlaştırılması için gerekli tedbirleri almaya bu yeterli bir sebebti. Nitekim Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in bu maksadla istihdâm ettiği, ismen bilinen kâtiplerin sayısı kırkı aşmaktadır. Bu işte, başkâtiplik mânâsında en çok hizmet veren Zeyd İbnu Sâbit ise de, Hz. Ebû Bekr, Hz. Ömer, Hz. Osmân, Hz. Ali, Hz. Übey İbnu Ka'b, Hz. Muâviye, Hz. Hanzala İbnu'r-Rebî, Hâlid İbnu Sa'id İbni'l-Âs, Ebân İbnu Saîd, Alâ İbnu'l-Hadramî (radıyallahü anhüm ecmân) vs. burada kaydedilebilir. Zeyd İbnu Sâbit'ten başka Abdullah İbnu'l-Erkam ve Hz. Muâviye'nin (radıyallahü anhüm) müdâvimlerden olduğu ayrıca belirtilir.


    2- Siyasî Yazışmalar: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in hayatında siyasî yazışmalar, başlı başına bir yer tutar ve Kur'an'ın yazılmasından geri kalmayan bir ehemmiyet taşır. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sadece komşu devlet reislerine, onları İslâm'a dâvet etmek maksadıyla gönderdiği mektuplarda yazıyı kullanmakla kalmamıştır. Bugünün medenî bir devletinde yazışmaya ihtiyaç duyulan hemen her hususta Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) yazıya yer vermiş, geniş çapta yazıdan istifâde etmiştir.


    Muhammed Hamîdullah, el-Vesâiku's-Siyâsiye adlı te'lifinde Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) ve Hulefâ-i Raşîdin'den sâdır olan yazılı vesîkaları toplamaya çalışmıştır. Sırf Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'le ilgili olanları üçyüze yaklaşır. Kaldı ki eser, her baskıda yeni ilâvelere rağmen, henüz kemâlini bulmuş değildir.

    Eserde yer alan vesîkalar incelendiği zaman, yazıların başlıca şu hususlara müteallik olduğu görülür:


    1- Sulh anlaşmaları,

    2- İttifak anlaşmaları,
    3- Emânlar,
    4- Krallara mektuplar,
    5- Vasiyetnâme,
    6- Alım-satım vesîkası,
    7- Nüfus sayımı,
    8- Askere katılanların kaydı,
    9- İmtiyaz vesîkası,
    10- İkta vesîkası,
    11- Emirnâme,
    12- Talimâtnâme,
    13- Gizli talimâtnâme,
    14- İstihbârat mektubu,
    15- Valiler, komutanlarla yazışma,
    16- Zekâtla ilgili açıklamalar,
    17- İstek üzere verilen vesîkalar,
    18- Tâziye mektubu,

    vs. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) 'in siyasî yazışmalara, bidâyetten itibâren verdiği ehemmiyeti anlayabilmek için, başkâtibi durumunda olan Zeyd İbnu Sâbit (radıyallahu anhâ)'e yazı öğrenmesini emrettiği zaman ifâde buyurduğu gerekçeye dikkat etmek gerekir: "Bana muhtelif mektuplar geliyor. Ben onları herkesin okumasını istemiyorum. İbrâni (veya Süryânî) yazısını öğrenebilir misin?."


    Bu vak'aya temâs eden başka rivâyetlerde Hz. Peygamber (aleyhissalâtu
    vesselâm) Zeyd İbnu Sâbit'e yazı öğrenmesini emrederken yahudilere karşı itimadsızlığını beyân etmektedir: "Allah'a kasem olsun, mektubum hususunda yahudilere itimad etmiyorum..."



    Tahavî, Zeyd İbnu Sâbit yazı öğreninceye kadar gelen mektupları, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in cemaatte mevcut olan yahudilere rasgele okuttuğu hükmünü çıkarır.
    Yahudi yazısını 17 günde hem okuyup, hem yazacak şekilde öğrenen Zeyd İbnu Sâbit'in bizzat kendisinden kaydedilen açıklamalara göre, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), yahudi yazısını öğrenme emrini Medîne'ye gelişinin ilk zamanlarında vermiştir. Bu sırada Zeyd onbir yaşlarındadır. Öbür taraftan İbnu Sa'd, Zeyd'in yazıyı Bedir esirlerinden öğrendiğini kaydeder. Ahmed İbnu Hanbel'in rivâyetinde Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) Medîne'ye gelir gelmez İbrânî yazısını öğrenmiş olan Zeyd, bu rivâyete nazaran hicretin ikinci yılı içerisinde de Arab yazısını öğrenmiş olmalıdır.

    SEFERDE BİLE YAZI MALZEMESİ VE KÂTİP:


    Yukarıda belirtildiği üzere, gerek ne zaman geleceği belli olmayan vahiylerin yazılması ve gerekse pek çok mes'elesinde kaydetme ihtiyacı duyduğu siyâsî ve içtimâî durumlar sebebiyle Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) yazı hususunda her an tedârikli olma yoluna gitmiştir. Nitekim hicret gibi, Mekke müşriklerinin plânlarını bozup, tâkiplerini akim bırakarak sağ sâlim Medîne'ye intikalden başka bir şeyin düşünülemeyeceği son derece endişeli, son derece telâşlı, dağdağalı ve son derece tehlikeli bir durum ve hengâmede bile yazı malzemesi yönünden tedârikli olma işi ihmal edilmemiştir. Zira rivâyetler, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in hicret sırasında yolda karşılaştığı Sürâka İbnu Mâlik'e -kemik veya bez parçası veya seramik parçası üzerine yazılan- bir yazı (kitab) verdiğini haber verir. Sürâka Mekke Fethi sırasında gelip bu vesîkayı göstererek Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesseiâm)'e kendisini tanıtacaktır.


    O devrin şartlarında, beraberinde bulundurulup taşınması hiç de pratik ve kolay olmayan yazı malzemesinin hicret hengâmında bile ihmâl edilmemiş olması son derece dikkat çekici bir va'adır.


    Kaydedeceğimiz şu rivâyet, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in gazvelere çıkarken, yanına hususî bir kâtip aldığını ve bunu yanından ayırmadığını göstermektedir. Rivâyetin bizi ilgilendiren kısmı aynen şöyle:

    "Zâide (veya Müzeyde) İbnu Havâle anlatıyor: "Biz, seferlerinden birinde Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'le beraberdik. Bir ara (Hz. Peygamber'in emriyle) askerler belli bir mevkide konakladı. Resûlulla (aleyhissalâtu vesselâm) da ordugâhın kenar tarafında bulunan büyük bir ağacın gölgesine oturmuştu. Ben bir ihtiyacımdan dönüyordum ki beni gördü (ve yanına çağırdı). Hz. Peygamber yalnızdı. Yanında sâdece kâtibi vardı. Bana "Ey İbnu Havâle, dedi, seni de yazayım mı?..."
    Yazının Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in hayatında nasıl bir yer tuttuğunu anlamada, ömrünün en son ânında bile, kendisinden sonra ümmetin sapmasını önleyecek bâzı vasiyetlerini yazdırmak üzere kâğıt, kalem isteme hâdisesini hatırlamak faydalıdır.

    Hâdiseyi İbnu Abbâs şöyle anlatır:

    "(Ölün döşeğinde hasta yatmakta olan) Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in ızdırabı artmıştı ki şöyle dedi: "Bana (kâğıt, kalem) getirin, size bir vasiyet yazayım da benden sonra dalâlete düşmeyin". Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'i içinde bulunduğu bu ızdıraplı anda yazı vs. ile meşgûl etmenin uygun olup olmayacağı tartışması yapılırken, gürültüden rahatsız olan Resûlullah "Kalkın!" emrini vererek, onları yanından çıkarır.

    Kütub-u Sitte



    Paylaş
    Peygamberimiz (aleyhissalatu vesselam) ın hayatında yazının yeri Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Tahavî, Zeyd İbnu Sâbit yazı öğreninceye kadar gelen mektupları, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in cemaatte mevcut olan yahudilere rasgele okuttuğu hükmünü çıkarır.



content