Diğer Kategoriler ve Hadis Forumundan Kader bahsi-Rudani Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Kader bahsi-Rudani

    Reklam




    (BU HUSUSTA) ÂDEM'LE MUSA'NIN TARTIŞMASI, (ÖLEN) ÇOCUKLARIN HÜKMÜ, KADERİYE (FIRKASI)NİN ZEMMİ VE DİĞER KONULAR
    7631- Câbir radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Biliniz, kaderin hayrına da, şenine de iman etmedikçe iman etmiş olamaz. Başına gelecek olanın mutlaka geleceğini; başına gelmemesi mukadder olanın da mutlaka gel-meyeceğini bilmedikçe (iman etmiş sayıl-maz)." (Tirmizî]
    7632- İbnü'd-Deylemî'den:
    "Ubeyy bin Kâ'b'ın yanına gelip dedim ki: 'İçimde kader hakkında bir şeyler vardır. Bana bu hususta bîr şeyler anlat ki belki Al-lah, bu vesveseleri benden giderir.' Dedi ki:
    'Eğer Allah göklerinin ve yerinin ehlini azaplandırmak istese azaplandırır ve onlara zulmetmiş olmaz. Eğer onların tümüne rah-met edecek olursa, rahmeti onların yaptıkları işlerden daha hayırlı olurdu. Eğer Allah yo-lunda Uhud dağı kadar altın infak etsen, kade-re iman etmedikçe başına gelmesi takdir olu-nanın mutlaka geleceğine, gelmemesi takdir olunanın da mutlaka gelmiyeceğine iman et-medikçe Allah bunu senden kabul etmez. Bu inanç dışında bir inanç üzerinde Öldüğünde behemehal cehenneme girersin.
    Sonra İbn Mes'ûd'a ve Huzeyfe'ye gel-dim, onlar da aynısını söylediler. Sonra Zeyd bin Sâbit'e geldim. O da Peygamber sallalla-hu aleyhi ve sellem'den aynısını rivayet etti."
    |Ebû Dâvud]
    7633- Ubâde bin es-Samît radiyallahu anh'dan:
    "O, ölürken oğluna dedi ki: 'Yavrum! Eğer sen başına gelmesi takdir olunanın mut-laka geleceğini, gelmemesi takdir olunanın da mutlaka başına gelmeyeceğini bilmedikçe imanın hakikatini tadamazsın. Ben Peygam-ber sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyur-duğunu duydum:
    'Allah'ın ilkyarattığı şey Kalemdir. Ona: 'Yaz!' dedi.
    'Ya Rabbi ne yazayım?' dedi.
    'Kıyamete kadar olacak olan her şeyin ka-derlerini yaz!'
    'Yavrum! Ben yine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den şöyle duydum: 'Kim bu inanç dışında ölürse o, benden değildir'."
    [Ebû Dâvud]
    7634- Tirmizî'nin rivayeti:
    Abdülvâhid bin Süleym, Atâ bin Ebî Ra-bâh'adedi ki:
    "Basra'da, 'Kader yoktur' diyen bir kavim vardır." Şöyle dedi:
    "Oğlum! Kur'ân okuyor musun?"
    "Evet."
    "Öyleyse Zuhruf sûresini oku!"
    Bunun üzerine Zuhruf sûresinin başından şu âyetleri okudum: "Hâmîm. Apaçık Kitâb'a yemin olsun. Biz onu anlayasınız diye Arapça bir Kur'ân kıldık. O, katımızda bulunan Ana
    Kitab'da (levh-i mahfuz'da) mevcut, yüce ve hikmetle dolu bir kitaptır."
    (Atâ) Bunun üzerine dedi ki: "Ümmü'l-Kitâb (Ana kitâb) nedir, biliyor musun?"
    "Bilmiyorum" dedim.
    "O, Allah'ın gökleri ve yeri yaratmadan önce yazdığı kitâbdır ki onda Firavun'un ce-henneme gideceği bulunduğu gibi, 'Ebû Le-heb'İn iki eli kurusun' da vardır."
    Atâ dedi ki: "el-Velîd bin Ubâde bin es-Sâmit'e rastladım. Ölürken babasının (yani sahâbî Ubâde'nin)kendisine yaptığı vasiyye-tin ne olduğunu sordum. O da (bu rivayetin) aynısını söyledi.
    7635- İbn Amr bin el-Âs radiyallahu anh'-dan:
    "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, elinde iki kitap olduğu halde yanımıza gelip dedi ki:
    'Bu iki kitap nedir bilir misiniz?'
    'Hayır (bilmiyoruz) ey Allah'ın Resulü!
    Sen bize bildirmeden biz onların ne olduğunu nasıl bilebiliriz ki?' dedik.
    Sağ elinde bulunan kitap için şöyle buyur-du: 'Bu, Alemlerin Rabbinden gelen bir kitap-tır ki, içinde cennet ehlinin isimleri, babaları-nın ve kabilelerinin isimleri de vardır. Son ki-şisine kadar mücmel olarak yazılmıştır. Artık ona ne ilave yapılır, ne de eksiltme! Ebediyen sabit kalır.' Solunda bulunan kitap için de şöyle dedi; 'Bu da Âlemlerin Rabbinden gelen bir kitaptır ki, içinde cehennem ehlinin isim-leri ile babalarının ve kabilelerinin de isimle-ri yer almaktadır. Orada son kişilerine kadar icmâlen yazılmıştır. Onlar asla ne artarlar ve ne de eksilirler.' Bunun üzerine ashabı sordu:
    'Madem her şey bitmiş ve yazılmış, ey Al-lah'ın Resulü neden çalışalım?'
    Şöyle buyurdu: 'Siz amelinizle doğruyu ve i'tidâli arayın! Cennet ehli olan kimsenin ameli daha Önce ne yapmış olursa olsun Cen-net ehlinin ameli ile sonuçlanır.
    Cehennem ehlinin de ameli, (daha önce) ne amel işlerse işlesin mutlaka cehennem eh-linin ameli ile son bulur' Sonra iki elini kal-dırıp o kitapları attı ve şöyle buyurdu: 'Rabbi-niz artık kullarının işini bitirmiştir. Onların bir bölümü cennete, bir bölümü de cehenne-me gidecektir'." [TirmizîJ
    7636- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, çıkıp sağ elini açtı ve şöyle dedi: 'Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Bu, Rahman ve Rahîm olan Allah'ın Kitabı'dır. Cennet ehli-nin isimleri, babalarının isimleri, akraba ve kabilelerinin isimlerini ne fazla ve ne de eksik olmaksızın ihtiva etmektedir.'
    Sonra sol elini yaydı ve şöyle dedi: 'Rah-man ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Bu da Rahman ve Rahîm olanın Kitabıdır. Cehen-nem ehlinin isimlerini, babalarının isimlerini, akraba ve kabilelerinin isimlerini ne fazla ve ne de eksik olmaksızın içermektedir'."
    [Taberânî, Mu'cemu'l-Kebir'de. İsnadında İbn Mucâhid yer almıştır.]
    Derim ki (diyor müellif): Galiba bunu mu-sannif, onun Abdü'l-Vehhâb olmadığı zannıyla kitaba idhâl etmiştir, yoksa Abdülvehhab bin Mücâhid ilerde geleceği gibi zayıf bir râvidir.
    7637- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan:
    "Ben, Peygamber sallallahu aleyhi ve sel-lem'in arkasındaydım, bana şöyle buyurdu:
    'Ey delikanlı! Ben sana bazı hususlar tav-siye edeyim. Allah'ın emirlerine sarıl ki, Al-lah da seni korusun. Allah'ın emir ve yasakla-rına riayet e! ki, Allah'ı karsında bulasın. Bir şey İstediğinde Allah'tan iste! Bir yardım ta-lep edeceğin zaman da yine Allah'tan talep et! Şunu da iyi bil ki, bütün ümmet sana bir fay-da vermek için bir araya gelse, ancak Al-lah'ın sana takdir ettiği hususta fayda verebi-lirler. Yine bütün ümmet sana zarar vermek için bir araya gelse, ancak Allah'ın sana tak-dir ettiği hususta sana zarar verebilirler. Ar-tık kalemler kaldırılmış ve sahifeler(in mürek-kepleri) de kurumuştur'." (Tirmizî]
    7638- Âişe radiyallahu anhâ'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Kim kader hakkında bir şey konuşursa kıyamet gününde ondan sondur. Kim de bir şey konuşmazsa kıyamet gününde bu hususta sorguya çekilmez." [İbn Mâee leyytn bir senedle.]
    7639- İmrân bin Husayn radiyallahu anh'-dan:
    O, Ebû'l-Esved ed-Deyli (ed-Düelî)ye de-di ki:
    "İnsanların yorulup çabaladıkları daha ön-ce kendileri hakkında takdir ve tesbit edilen şeyler midir, yoksa geleceklerine dair pey-gamberlerin kendilerine getirdiği ve hakların-da hüccet sabit olan hususlar mıdır?'
    "Bilakis daha önce takdir ve tesbit edilen şeylerdir."
    "Öyleyse bu, onlar hakkında bir zulüm ol-maz mı?"
    "Ben bundan çok korktum ve dedim ki:
    Hepsi Allah'ın yaratmasiyladır ve elinin mül-küdür. O, yaptıklarından asla mesul değildir, onlar (mahluklar) ise yaptıklarından mes'ul-durlar." .
    Sonra bana dedi ki: "Allah seni esirgesin! Sana sorduklarımla sadece senin aklını dene-mek istedim. Müzeyne'den iki adam Peygam-ber sallallahu aleyhi ve sellem'e gelip şöyle dediler: 'Ey Allah'ın Resulü! Bugün insanla-rın yorulup çabaladıkları daha önce kendileri hakkında takdir ve tesbit edilen şeyler midir, yoksa geleceklerine dair peygamberlerin ken-dilerine getirdiği ve haklarında hüccet sabit olan hususlar mıdır?' Şöyle cevapladı.
    'Hayır, bilakis daha önce takdir ve tesbit edilen şeylerdir. Allah'ın Kitâb'ı/ıdaki şu ayet de bunu desteklemektedir: 'Nefse ve onu şe-killendirene, sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyeti verene (ilham edene) and olsun ki...'" (Şems, 7-8) [Buhârî, Müslim ve Ebû Dâvud. Lafız Müslim'e ait.]
    7640- Ali radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "İçinizden hiç kimse yoktur ki cehennem ve cennetteki yeri yazılmış olmasın." Dediler ki:
    "Ey Allah'ın Resulü! Öyleyse hakkımızda yazılana güvenip (her şeyi) oluruna bıraka-lım, olmaz mı?"
    "Siz çalışıp amel edin, zira herkes ne için yaratılmışsa o kendisine kolaylaştırılacaktır. Eğer saadet ehlinden ise, saadet(e götüren) amelde (muvaffak) olacaktır. Şekavet ehlin-den ise, şekavet(e götüren) amelde (muvaffak) olacaktır."
    Sonra şunu okudu: "Kim bağışta bulunur, günahtan kaçınır ve dinin en güzelini tasdik ederse, biz de ona hayır ve kolaylık yolunu kolaylaştırırız." (Leyi, 5-7)
    [Buhârî, MüsÜm, Ebû Dâvud ve Tirmizî]
    7641- İbn Amr bin el-Âs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Allah, gökleri ve yeri yaratmadan ellibin yıl önce, Arşı su üzerinde iken yaratıkların kaderlerini yazmıştır."
    [Tirmi/.î ve aynı lafızla Müslim.]
    7642- İbn Mes'ûd radiyallahu anh'dan:
    "Sadık (doğru söylenen) ve Masdûk (ken-disine doğru, gerçek bildirilen) olan Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bize şöyle anlattı:
    'Birinizin yaratıldığı zaman, annesinin karnında kırk gün nutfe, sonra kırk gün kan pıhtısı olarak, sonra da kırk gün bir çiğnem et olarak cem'edilir. Sonra Allah ona dört kelime ile bir melek gönderir: Rızkı, eceli, ameli, şa-kı veya saki olduğu yazılır. Sonra ona ruh üfü-rülür. Kendinden başka hiçbir ilah olmayana yemin ederim ki, biriniz kendisiyle onun (cen-netin) arasında bir arşın kalana kadar cennet ehlinin ameli gibi amel eder, derken kitap (yazgı) onu geçer de (ölmeden önce) cehen-nem ehlinin ameli gibi amel eder ve cehenne-me girer. Şüphesiz biriniz, kendisiyle onun (ce-hennemin) arasında bir arşın kalıncaya kadar cehennem ehlinin ameli gibi amel eder de, ki-tap (yazgı) onu geçer de cennet ehlinin ameli gibi amel eder ve cennete girer'." [Buharî, Müslim, Ebû Dâvud ve Tirmizî|
    7643- Rezîn'in lafzı:
    "Tam yaratılma şekline gelince, Allah ona melek gönderip onu şekillendirir. Melek iki parmak arasında toprak getirip onu bir çiğ-nemlik etle karıştırır ve sonra onu hamur ha-line getirir ve emredildiği gibi onu şekillendi-rir. Der ki: 'Erkek mi olsun, yoksa dişi mi? Şakı mi olsun, yoksa said mi? Ömrü ve rızkı.. ne olsun? Eseri ve musibetleri ne olsun?'
    Allah buyurur ki: Melek yazar. O beden öldüğü zaman ise, toprağın(ın) alındığı yere gömülür."
    7644- Matarbin Ukâmis radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü saüallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Allah bir kulun belirli bir yerde Ölmesini takdir etmişse, oraya gitmesi için ona bir iş yaratır." [Tirmizî]
    7645- Enes radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Allah, rahim için bir melek görevlendi-rir. Der ki: 'Ya Rabbi! Bu nutfedir. Ya Rab! Bu kan pıhtısıdır. Ya Rab! Bu bir çiğnem ettir.' Derken bunların oluşumu bitti de tam yaratı-lışı murad edildiğinde melek: 'Ya Rab, erkek mi olsun, dişi mi, şakı mi olsun, said mi? Rız-kı ne olacak, eceli ne kadar olacak?' diye so-rar. İşte bütün bunlar, daha o annesinin kar-nındayken yazılır." [Bubin ve Müslim.]
    7646- Tavus radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabından birtakım insanları idrak etlim; hepsi şöyle diyorlardı: 'Her şey kaderledir (ölçü iledir). Hatta acizlik ve zekâ ile becerik-lilik bile1." [Mâlik ve Müslim.]
    7647- Ebû'd-Derdâ radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Allah her kulun beş işini bitirmiştir: 'Eceli, rızkı, ameli, yatacağı yeri, şakî (mut-suz) ya da said (mutlu) olacağı'." [Ahmed, Bezzâr ve Taberânî, Mu'cemu'l-Kebir vel-Evsat'ta]
    7648- Huzeyfe radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Allah her sanatçıyı ve sanatını (birlikte) yaratmıştır." [Bezzâr.]
    7649- Muâviye radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Yetişeceğim zannederek bir şey için ace-le etme! Allah onu sana takdir etmemişse ona asla yetişemezsin. Geciktiğim zaman ona eri-şemem diye geri de kalma! Allah sana onu takdir etmişse mutlaka onu elde edersin."
    [Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr vel-Evsat'ta zayıf bir senedle.]
    7650- İbn Mes'ûd radiyallahu anh'dan, dedi ki:
    "Birinizin ateş kıvılcımını avucuna alıp soğulması Allah'ın takdir ettiği bir şey için 'Keşke bu olmasaydı!' demesinden, daha ha-yırlıdır." [Taberânî, Mu'cemtı'l-Kebtrid&.]
    7651- Ebû Mûsâ radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Kalp, rüzgârın sahrada bir oraya bir bu-raya savurduğu tüy gibidir."
    |İbn Mâce zayıf'bir senedle.]
    7652- Enes radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Allah, bir kuluna hayrı murad ederse onu amel işlemeye yönlendirir." Dediler ki: "Ey Allah'ın Resulü! Onu amel işlemeye na-sıl yönlendirir?"
    "Onu ölmeden önce salih bir amele mu-vaffak kılmakla" buyurdu. [Tirmizî]
    7653- Sa'd bin Ebû Vakkâs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Allah'ın kendisi için takdir ettiği şeye rı-za göstermesi, Ademoğlunun mutluluğundan, Allah'ın kendisine takdir ettiği şeye rıza gös-termemesi onun şekaveti mutsuzluğundan-
    dir." [İkisi de Tirmizi'ye aittir.]
    7654- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Güçlü mü'min Allah'a, güçsüz mümin-den daha sevimli ve hayırlıdır. Aslında her ikisinde de hayır vardır. Sana faydalı olacak şeye karşı hırslı ol! Allah'tan yardım dile ve acze düşme! Başına bir şey gelirse, sakın şöy-le deme: 'Eğer şunu yapsaydım şöyle, şöyle olurdu.' Fakat şöyle de: 'Allah takdir etti ve dilediğini yaptı. Çünkü 'Keşke' gibi sözler şeytanın işidir." [Müslim]
    7655- İbnAmr bin el-Âs radiyallahu anh'-dan:
    (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Allah, yaratıkları karanlık içinde yarattı ve sonra onların üzerine nurundan gönderdi. Kime bu nurdan isabet etmişse doğru yola er-di. Kime isabet etmemişse saptı. Onun için ben diyorum ki: Kalem, Allah'ın ilmine göre vazi-fesini yapıp mürekkebi kurumuştur." [Tirmizî]
    7656- Câbir radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Her doğan çocuk, fıtrat (İslâm) üzerinde doğmuştur. Bu, (büyüyüp de) kendisini İfade et-meye başlayıncaya kadar böyle devam eder. Kendisini anlatmaya başlayınca da ya şükredici olur; ya da küfredici." [Ahmed îeyyin bir senedle.]
    7657- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e cennette kimlerin olacağı soruldu. Şöyle bu-yurdu:
    'Peygamber şehit, yeni doğup ölen çocuk ve diridiri toprağa gömülen de cennette ola-caktır' ." [Bezzâr]
    7658- Semure radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e müşriklerin (ölen) çocukları hakkında sor-dum. Şöyle buyurdu:
    'Onlar, cennet ehlinin hizmetçileri olacak-tır' ."
    [Bezzâr ve Taberânî, Mu'cemul-Kebir vel-Evsat'ta]
    7659- Aişe radiyallahu anhâ'dan:
    "Bir çocuk ölmüştü; dedim ki: 'Ne mutlu ona, cennet serçelerinden bir serçe olacaktır.' Allah Resulü sallallalıu aleyhi ve sellem bu-nun üzerine şöyle buyurdu:
    'Allah'ın cenneti ve cehennemi yarattığını bilmiyor musun? O hem cennet için hem de cehennem için insanlar yaratmıştır'."
    [Müslim, Nesâî ve Ebu Davud.|
    7660- Onun (Ebû Davud'un) diğer rivayeti: "Dedim ki: Ey Allah'ın Resulü! Mü'min-
    lerin (Ölen) çocukları ne olacak?"
    "Onlar babalanndandır (yani yanlarında olacaklar)."
    "Amel etmedikleri halde mi?"
    "Onların buluğa erdiklerinde ne yapacak-larını Allah en iyi bilendir."
    "Ya müşriklerin çocukları?"
    "Onlar da babalarına tabidirler."
    "Amel etmedikleri halde mi?"
    "Onların buluğa erdiklerinde ne amel iş-leyeceklerini Allah en iyi bilendir." buyurdu.
    7661- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e müşriklerin (ölen) çocukları hakkında sordu-lar; şöyle buyurdu:
    'Allah onları yarattığı zaman, ne yapa-caklarını en iyi bilendir'."
    [Buharı, Müslim, Ebû Dâvud ve Nesâî.]
    7662- Hatîce radiyallahu anhâ'dan: Dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü! Senden olan çocuklarım nerede olacak?"
    "Cennette" buyurdu.
    "Hiç amel etmeden rai?"
    "Onların (büyüdüklerinde) ne yapacakla-rını Allah en iyi bilendir."
    "Ya senden önce olan çocuklarım?"
    "Onlar ateşte olacak."
    "Hiç günah işlemeden mi?"
    "(Büyüdüklerinde) onların ne yapacakla-rını Allah en iyi bilendir" buyurdu.
    |Taberânî Mu'cemu'l-Kebir'de ve Ebû Ya'lâ.J
    7663- Enes radiyallahu anh'dan:
    (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Kıyamet gününde şu dört kimse getirile-rek: Yeni doğan, akıl hastası, fetret devrinde 'ilen, uzun süre yaşamış kendinden geçmiş ih-tiyar. Hepsi 'Benim suçum nedir?' diye hücce-tini ileri sürüp konuşacaktır. Allah Teâlâ — Ateş boynunu uzatmış duruyorken—şöyle bu-yuracak: 'Ben kullarıma kendilerinden olan kişileri peygamber olarak gönderdim. Şu an-da ben size kendi kendimin elçisiyim. Buraya girin, bakalım!'Alınlarına şakı yazılanlar: 'Buraya nasıl girelim, biz bundan kaçıyoruz' diyecekler.
    Alınlarına saîd yazılanlar oradan geçip, hemen süratle oraya (Cennete) girecekler.
    Allah teâlâ şöyle diyecek: 'Siz peygam-berlerimi yalanlayacak ve daha çok masiyet-te bulunacaktınız.' Böylece bunlar cennete; onlar da cehenneme gireceklerdir."
    |Ebû Ya'lâ ve Bezzâr, bir müdellis râvi tarikiyle.|
    7664- Hüccetlerini açıklama sadedinde başka bir tarikle Bezzâr'ın rivayeti:
    "Doğduktan sonra henüz çocukken ölen şöyle diyecek:
    'Amel yapacak kadar büyüklüğe erişeme-den öldüm.' Aklından eksikliği olan:
    "Hayrı ya da şerri idrak edecek akıl ver-medin bana.' Fetret devrinde kitap ve pey-gamber görmeden ölen ve bunamış olan yaslı (şeyh-i fâni): 'İslâm geldiği zaman bir şeye aklım etmiyordu ki' diyecektir."
    7665- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Mûsâ Adem'le münakaşa etti ve dedi ki: 'İşlediğin günahla insanları cennetten çıkaran ve mutsuz (şaki) kılan sensin.' Adem de Mû-sâ'ya şöyle dedi: 'Sen ki Allah seni risâleti ve kelâmı ile seçip peygamber: yapmış. Sen mi Al-lah' in, beni yaratmadan önce hakkımda yazıp takdir ettiği yahut beni yaratmadan hakkımda takdir ettiği şeyden dolayı beni kınıyorsun?' Bunun üzerine Mûsâ verecek cevap bulamadı."
    7666- Diğer rivayet:
    "Mûsâ dedi ki: 'Sen, Allah'ın kendi eliyle yarattığı, ruhundan üflediği, meleklerine sec-de ettirdiği, cennette iskan ettirdiği, sonra iş-lediğin bir hatadan dolayı yeryüzüne indirdi-ği Adem'sin.' Âdem'in cevabı:
    'Sen de Allah'ın risâlet ve kelâmı ile seç-tiği, içinde her şeyin açıklaması bulunan Lev-haları verdiği, kendine yaklaştırdığı Mû-sâ'sın. Söyle bakalım; Allah Tevrat'ı ben ya-ratılmadan kaç sene önce yazmış."
    Mûsâ dedi ki: 'Kırk yıl Önce.' Âdem:
    'Peki orada 'Âdem Rabbine âsi geldi ve yolunu şaşırdı' (Tâhâ, 121) kaydına rastla-dın mı?'
    'Evet.'
    'Beni yaratmadan kırk yıl Önce, Allah'ın hakkımda yazıp takdir ettiği şeyi işlememden dolayı mı beni kınıyorsun?' deyince, Mûsâ ve-recek cevap bulamadı."
    [Nesâî hariç, altı hadis imamı.]
    7667- Ebû Dâvud, Ömer'den:
    (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Mûsâ dedi ki: 'Rabbim! Bizi ve kendisini cennetten çıkartan Âdem'i bana göster!'
    Allah ona Adem'i gösterdi. Ondan sonra Adem'e sordu:
    'Sen babamız Âdem misin?'
    'Evet.'
    'Allah' in kendisine ruhundan üflediği, bü-tün isimleri Öğrettiği ve melekleri kendisine secde ettirdiği kişi sen misin?'
    'Evet.'
    'Öyleyse bizi ve kendini cennetten çıkart-mana seni ileten şey nedir?' diye sorunca; Âdem ona şöyle dedi:
    'Sen kimsin?'
    'Ben Musa'yım' dedi." Gerisi diğer hadis-lerde geçtiği gibidir. Ancak sonunda: "Âdem Musa'ya galip geldi, Âdem Musa'ya galip geldi" diye geçmektedir.
    7668- Mâlik radiyallahu anh'dan:
    "İyâs (b. Muâviye'y)e denildi ki: 'Kader hakkında görüşün nedir?' Şöyle dedi:
    '(Benim görüşüm) Kızımın görüşüdür.' Bununla Allah'tan başka onun (kaderin) sırrı-nı kimsenin bilemiyeceğİni kastetmiştir. Hat-la onun bu sözü bir şeyi anlamada bir darb-ı mesel haline gelmiştir. Kendisine kader hak-kında soran bir adama da şöyle dedi:
    'Allah'a inanıyor musun?'
    'Evet' deyince., 'Bu sana yeter (fazla ileri-sini karıştırma!)' dedi." [Rezîn]
    7669- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bizim yanımıza çıktı, bu esnada bizler kader hakkında tartışıyorduk. O kadar Öfkelendi ki, yüzü kıpkırmızı oldu. O kadar kızdı ki, iki şa-kağında sanki nar daneleri varmış gibi oldu. Sonra şöyle buyurdu: 'Siz bununla mı emro-lundunuz? Yoksa ben bununla mı gönderil-dim? Sizden öncekiler bu hususta tartıştıkları için helak oldular. Bir daha onun hakkında tartışmayacaksınız'." [Tirmizî]
    7670- Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Kaderi tartışma konusu yapanlarla ne oturun; ne de onlarla bu konuyu konusun!"
    [Ebû Davud]
    7671- Huzeyfe radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Her ümmetin bir mecûsîsi vardır. Bu üm-metin mecüstsi ise, 'Kader yok' diyenlerdir. Onlardan ölenlerin cenazelerinde bulunma-yın! Hastalananlarım da ziyaret etmeyin! Zi-ra onlar Deccal'in cemaatidir. Onları Dec-câl'e katmak artık Allah' in üzerine bir hak ol-muştur." [Ebû Dâvud]
    7672- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Kaderiyye, bu ümmetin mecûsîleridir. (Onlardan birisi) hastalanırlarsa ziyaret et-meyin, ölürlerse cenazelerine gitmeyin!"
    |Ebû Davudi
    7673- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Ümmetimden iki sınıf vardır ki, bunların İslâm'dan nasiplen yoktur: Mürcie ve Kade-riyye." [Tirmizî]
    7674- Nâfi' radiyallahu anh'dan:
    "İbn Ömer'e bir adam gelip: 'Falan kim-senin sana selâmı vardır' dedi.
    'Onun kaderi yalanlama olayını ortaya çı-karan adam olduğunu duydum. Eğer hakika-ten böyle bir olaya adı karışmışsa ona benden selâm söyleme! Zira ben Peygamber sallalla-hu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu duydum: 'Bu ümmette —ya da ümmetimin içinde— yere batma, maymun kılığına sokul-ma ve taşlanma olayları olacaktır'."
    İşte bunlar kaderi yalanlayanların basma gelecektir."
    7675- Diğer bir rivayet:
    "İbn Ömer'in Şam'da mektuplaştığı bir arkadaşı vardı. Abdullah (b. Ömer) ona şunu yazdı: 'Duyduğuma göre sen kader hakkında konuşmuşsun. Sakın bana bir daha bu husus-ta mektup yazma! Çünkü ben, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurdu-ğunu duydum:
    'Ümmetimin içinde kaderi yalanlayan bir-takım insanlar olacaktır'."
    [Tirmizi ve Ebû Dâvud]
    7676- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan:
    "Allah, Musa'yı gönderip de ona Tevrat'ı indirdiği zaman, Mûsâ şöyle dedi:
    'AUahım, sen şüphesiz büyük bir Rabsın. Sana itaat edilmesini istersen, itaat olunur. Sa-na isyan edilmemesini dilersen isyan olun-maz. Sen itaat edilmekten hoşlanırsın. Buna rağmen sana İsyan edilmekle. Bu nasıl olur ya Rab!' Allah ona şunu vahyetti: 'Ben yaptıkla-rımdan dolayı sorguya çekilmem. Lâkin onlar sorgulanırlar.'
    İsrâİloğulları Tevrat'ı gereğince uygula-mayıp 'Üzeyr Allah'ın oğludur' diyenler orta-ya çıkınca Allah, Tevrat'ı Üzeyr'e tekrar inzal elli. Bunun üzerine Üzeyr şöyle dedi:
    'Allahım! Şüphesiz sen Ulu Rabsın.' Böylece aynı Musa'nın söylediği gibi söyle-di. Ona da 'Ben yaptıklarımdan dolayı sorgu-lanmam. Bilakis onlar sorgulanırlar' diye vahyetti.
    Üzeyr'in içi rahat etmeyip tekrar sorunca, Allah ona şöyle buyurdu:
    'Sen güneşe bir şey yapabilir misin?'
    'Hayır.'
    'Peki sen rüzgârdan bir mikyal getirebilir misin?'
    'Hayır.'
    'Sen nurdan bir miskal getirebilir misin?'
    'Hayır.'
    'İşte böyle. Sen sorduğun şeyin de altın-dan kalkamazsın. Ben yaptıklarımdan sorgu-lanmam. Onlar ise sorgulanırlar. Ben şimdi sana bir ceza vermiyeceğim, ancak peygam-berler arasındaki İsmini sileceğim de bir daha anılmayacaksın.' Böylece onun ismini pey-gamberler arasından sildi. Bir daha anılmıyor artık. Oysa o bir peygamberdir.
    Allah İsa'yı gönderip de, Rabbinin kendi-sine kitap ve hikmeti Tevrat ve İncil'i de öğret-tiğini, körleri ve alaca hastalan iyileştirme im-kanını kendisine lütfettiğini, ölüleri yine ken-disinin izniyle dirilttiğini, yediklerini ve evle-rinde sakladıklarını onlara bildirme imkanını da kendisine bahşettiğini görüp Rabbinin ka-tındaki derecesini idrak edince şöyle dedi: 'Al-lahım! Sen Ulu Rab'sın.' —Aynı öteki pey-gamberler gibi söyledi— Bunun üzerine Al-lah, ona şunu vahyetti:
    'Ben yaptıklarımdan dolayı sorguya çekil-mem. Onlar ise sorguya çekilirler. Sen benim kulum ve peygamberimsin. Meryem'e ilkâ et-tiğim kelimemsin. Benden bir ruhsun. Seni topraktan yarattım; Sonra 'Ol!' dedim, oldun,
    Eğer, bu gibi şeylerden (sormaktan) vaz-geçmezsen, senden önce gelen arkadaşına yaptığımı sana da yaparım. Ben asla sorguya çekilmem. Onlar ise sorgulanırlar.' Bunun üzerine İsa, kendisine uyanları toplayıp şöyle dedi:
    'Kader Allah'ın bir sırrıdır, bunu kendini-ze dert edinip de külfete girmeyin!'"
    [Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr'de leyyin bir senedle]
    7677- Âişe radiyallahu anhâ'dan: (Allah Resulü saUallalıu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Allah'ın ve Muhammed'in dilemesiyle" demeyin! Şöyle deyin: "Yalnız Allah'ın dile-mesiyle." [Ebû Ya'lâ.]
    7678- Âişe radiyallahu anhâ'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Kaderden kaçmak bir işe yaramaz. Buna karşılık dua etmek yararlı olur. —Sanırım 'Kader inmedikçe' (dua edilir) dedi— Dua, belâ ile karşılaşır, kıyamete kadar birbiriyle mücadele ederler." [Bezzâr leyyin bir senedle.]


    TAHRİC
    ==========================================
    7631- Bu hadisi Tirmizî (2144), Ziyâd b. Yahyâ an Abdillah b. Meymûn an Ca'fer b. Muh. an ebîhî an Câbir senedi ile tahrîc etti ve İbn Meymûn sebebiyle isnâdına "garîb" hükmü verdi.
    7632- Bu hadisi Ebû Dâvud (4699), Muh. b. Kesîr an Süfyân an Ebî Sinân an Vehb b. Hâlid an İbni'l-Deylemî senedi ile tahrîc etti.
    Ebû Sinân, Saîd b. Sinân eş-Şeybânî olup ihtilâflı bir râvidir.
    7633- Bu hadisi Ebû Dâvud (4700), Ca'fer b. Müslim an Yahyâ b. Hassân ani'l-Velîd b. Rebâh an İbr. b. e. Able an Ebî Hafsa an Ubâde senedi ile tahrîc etti.
    7634- Bu hadisi Tirmizî (2155), Yahyâ b. Mûsâ an Ebî Dâvud et-Tayâlisî an Abdilvâhid senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "garîb" hükmü verdi.
    7635- Bu hadisi Tirmizî (2141), Ebû Kabîl an Şüfey b. Mâti' an İbn Amr asl-ı senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen garîb sahîh" hükmü verdi.
    7636- Bu hadisi Taberânî (13568) ve Ebû Nuaym (Hilyetu'l-evliyâ III, 303), Abdülvehhâb b. Mücâhid an ebîhî an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc etti.
    Ebû Nuaym diyor ki: "Bu hadis, İbn Amr'ın rivâyeti ile meşhûr; İbn Ömer'inki ile ise garîbtir.î
    7637- Bu hadisi Tirmizî (2516), Kays b. el-Haccâc an Hanaş es-San'ânî an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen sahîh" hükmü verdi.
    7638- Bu hadisi İbn Mâce (84), Yahyâ b. Osmân mevlâ Ebî Bekr an Yahyâ b. Abdillah b. e. Müleyke an ebîhî an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc etti.
    Sindî, Zevâd'inde "İsnâdında zaaf vardır" dedi.
    7639- Müslim (kader 10, s. 2041-2), bunu İshâk b. İbr. an Osmân b. Ömer an Azve b. Sâbit an Yahyâ b. Ukayl an Yahyâ b. Ya'mer an Ebî'l-Esved senedi ile;
    Ayrıca çok kısa bir metinle Buhârî (kader 2, VII, 210; tevhîd 54/1, VIII, 215), Müslim (kader 9, s. 2041) ve Ebû Dâvud (4709), Yezîd er-Reşk an Mutarrif an İmrân asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
    7640- Bu hadisi Buhârî (cenâiz 83, II, 99; tefsîr Leyl 2/2, V, 84; edeb 120, VII, 123; kader 4/4, VII, 212; Ebû Dâvud (4694) ve Tirmizî (2136, 3344), Sa'd b. Ubeyde an Ebî Abdirrahman es-Sülemî an Alî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
    7641- Bu hadisi Müslim (kader 16, s. 2044) ve Tirmizî (2156), Ebû Hanî el-Havlânî an Ebî Abdirrahman el-Hubelî an İbn Amr asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
    7642- Bu hadisi Buhârî (bed'ul-halk 6, IV, 78; enbiyâ 1, IV, 103-4; kader 1, VII, 210; tevhîd 28/2, VIII, 188), Müslim (kader 1, s. 2036), Ebû Dâvud (4708) ve Tirmizî (2137), el-A'meş an Zeyd b. Vehb an İbn Mes'ûd asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
    7644- Bu hadisi Tirmizî (2146), Bundâr an Mü'emmel an Süfyân an Ebî İshâk an Matar b. Ukâmis senedi ile tahrîc etti ve isnadı hakkında "hasen garîb" hükmü verdi.
    7645- Bu hadisi Buhârî (hayd 17, I, 82; enbiyâ 1/8, IV, 104; kader 1/2, VII, 210) ve Müslim (kader 5, s. 2038), Hammâd b. Zeyd an Ubeydillah b. e. Bekr b. Enes an ceddihî Enes asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
    7646- Bu hadisi Mâlik (kader 4, s. 899) ve Müslim (kader 18, s. 4045), Mâlik an Ziyâd b. Sa'd an Amr b. Müslim an Tâvus asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
    7647- Bu hadisi Ahmed (V, 197), en-Nadr ani'l-Ferec b. Fadâle an Hâlid b. Yezîd an İbn Halbes an Ümmi'd-Derdâ an Ebi'd-Derdâ senedi ile tahrîc etti.
    Râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ VII, 195).
    7648- Râvisi Ah. b. Abdillah Ebû'l-Hüseyn b. el-Kurdî dışındakiler Sahîh ricâlindendir. Bu şahıs da güvenilir kimsedir (Mecma‘ VII, 197).
    7649- Râvilerinden Abdülvehhâb b. Mücâhid zayıf bir râvidir (Mecma‘ VII, 199).
    7650- Râvîlerinden el-Mes'ûdî, ömrünün sonlarına doğru ezberi bozulmuş bir râvidir (Mecma‘ VII, 207), an Esbât b. Muh. ani'l-A'meş an Yezîd er-Rikâşî an Guneym b. Kays an Ebî Mûsâ senedi ile tahrîc etti.
    el-Münâvî, isnâdı hakkında "ceyyidî, İrâkî ise "hasen" demiştir (Feydu'l-kadîr V, 509).
    7652- Bu hadisi Tirmizî (2142), Alî b. Hucr an İsmaîl b. Ca'fer an Humeyd an Enes senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen sahîh" hükmü verdi.
    7653- Bu hadisi Tirmizî (2151), Muh. b. Beşşâr an Ebî Âmir an Muh. b. e. Humeyd an İsm. b. Muh. b. Sa'd b. e. Vakkâs an ebîhî an Sa'd senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "garîb" hükmü verdi.
    7654- Bu hadisi Müslim (kader 34, s. 2052), Abdullah b. İdrîs an Rabî'a b. Osmân an Muh. b. Yahyâ b. Habbân ani'l-A'rec an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc etti.
    7655- Bu hadisi Tirmizî (2642), el-Hasan b. eş-Şeybânî an Abdillah b. ed-Deylemî an İbn Amr senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen" hükmü verdi.
    7656- Bu hadisi Ahmed (III, 353), Hâşim an Ebî Ca'fer ani'r-Rebî' b. Enes ani'l-Hasan an Câbir senedi ile tahrîc etti.
    Ebû Ca'fer ihtilaflı bir râvidir. Diğerleri güvenilir kimselerdir.
    7657- Râvilerinden güvenilir bir kimse olan Muh. b. Muâviye b. Mâlik dışındakiler Sahîh ricâlindedir (Mecma‘ VII, 219).
    7658- Râvilerinden Abbâd b. Mansûr ihtilâflı bir râvidir. Diğer rîcâli güvenilir kimselerdir (Mecma‘ VII, 219).
    7659- Bu hadisi Müslim (kader 30-1, s. 2050), Ebû Dâvud (4713) ve Nesâî (cenâiz 58, IV, 57), Âişe binti Talha an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
    7660- Bu hadisi Ebû Dâvud (4712), Muh. b. Ziyâd an Abdillah b. e. Kays an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc etti.
    7661- Bu hadisi Buhârî (cenâîz 93/1, II, 104; kader 3/1, VII, 210), Müslim (kader 28, s. 2049), Ebû Dâvud (4711) ve Nesâî (cenâiz 60, IV, 59), Ebû Bişr an Saîd b. Cübeyr an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
    7662- Râvileri güvenilir kimselerdir; ancak Abdullah b. el-Hâris b. Nevfel ile İbn Büreyde, Hadîce'yi idrâk edememişlerdir (Mecma‘ VII, 218).
    7663- Ravilerinden Leys b. e. Süleym, müdellis bir şahıs olmakla birlikte, Ebû Ya'lâ'nın sâir ricâli Sahîh râvilerindendir (Mecma‘ VII, 216).
    7664- Râvilerinden Atiyye zayıftır (Mecma‘ VII, 216).
    7665-7666- İlk rivayeti Buhârî (tefsîr Tâhâ3, V, 239-40), Kuteybe an Eyyûb b. en-Neccâr an Yahyâ b. e. Kesîr an Ebî Seleme an Ebî Hureyre senedi ile;
    İkinci rivayeti Müslim (kader 15, s. 2043-4), İshâk b. Mûsâ b. Abdillah an Enes b. İyâd ani'l-Hâris b. e. Zübâb ve Abdirrahman el-A'rec senedi ile;
    Aynı mânâsı ile Buhârî (kader 11, VII, 214), Müslim (kader 13, s. 2042) ve Ebû Dâvud (4701), Süfyân b. Uyeyne an Amr b. Dînâr an Tâvus an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile;
    Buhârî (enbiyâ 31/3, IV, 131; tevhîd 37/1, VIII, 203) ve Müslim (kader 15/1, s. 2044), ez-Zührî an Humeyd b. Abdirrahman an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile;
    Buhârî (tefsîr Tâhâ 1/1, V, 239) ve Müslim (kader 15/3, s. 2044), Muh. b. Sîrîn an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
    Tirmizî (2134), bunu Ebû Hureyre'den Ebû Sâlih kanalıyla rivayet etmiştir.
    7667- Bu hadisi Ebû Dâvud (4702), Ah. b. Sâlih an İbn Vehb an Hişâm b. Sa'd an Zeyd b. Eslem an ebîhî an Ömer senedi ile tahrîc etti.
    7669- Bu hadisi Tirmizî (2133), Abdullah b. Muâviye an Sâlih el-Mürrî an Hişâm b. Hassân an Muh. b. Sîrîn an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.
    İsnâdı hakkında "garîb" hükmü verdi.
    7670- Bu hadisi Ebû Dâvud (4720), Ah. b. Saîd el-Hemedânî an İbn Vehb an İbn Lehîa ve Amr b. el-Hâris ve Saîd b. e. Eyyûb an Atâ b. Dînâr an Hakim b. Şerîk an Yahyâ b. Meymûn an Rabîati'l-Cüreşî an Ebî Hureyre an Ömer senedi ile tahrîc etti.
    7671- Bu hadisi Ebû Dâvud (4692), Muh. b. e. Kesîr an Süfyân an Ömer b. Muh. an Ömer mevlâ Gufre an raculin mine'l-Ensâr an Huzeyfe senedi ile tahrîc etti.
    7672- Bu hadisi Ebû Dâvud (4691), Mûsâ b. İsrâîl an Abdilazîz b. e. Hâzım an ebîhî an İbn Ömer senedi ile tahrîc etti.
    7673- Bu hadisi Tirmizî (2149), Vâsıl b. Abdila'lâ an Muh. b. Fudayl ani'l-Kâsım b. Habîb ve Alî b. Nizâr an Nizâr an İkrime an İbn Abbâs senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen sahîh" hükmü verdikten sonra İkrime'ye kadar başka bir senedi daha sevketti.
    7674- Bu rivayeti Tirmizî 52152-3), Ebû Saîr Humeyd b. Ziyâd an Nâfi' an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc etti ve isnadı hakkında "hasen sahîh garîb" hükmü verdi.
    7675- Bu rivayeti Ebû Dâvud (4613), Ah. b. Hanbel an Abdillah b. Yezîd an Saîd b. e. Eyyûb an Ebî Sahr senedi ile tahrîc etti.
    7676- Ravilerinden Ebû Yahyâ el-Kattât çoğunluğa göre zayıftır. Mus'ab b. Sevvâr, Heysemî tanımadığını söylemiştir. Diğer râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ VII, 200).
    7677- Râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ VII, 209).
    7678- Râvilerinden Zekeriyyâ b. Mansûr'u, sadece Ah. b. Sâlih el-Mısrî tevsîk etmiş, diğerleri zayıf addetmişlerdir (Mecma‘ VII, 209).


    Paylaş
    Kader bahsi-Rudani Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Kader ve kaza konuları İslamda en çok merak edilen ve tam olarak kavranamayan konuların başında gelmektedir.Önemli olan insanların iman etmesi ve inanmasıdır.Kader elbetteki herkese tecelli edecektir.



kader bahsi,  rudani kimdir