Diğer Kategoriler ve Hadis Forumundan Tevbe, Af Ve Mağfiret Bahsi-Rudani Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Tevbe, Af Ve Mağfiret Bahsi-Rudani

    Reklam




    9746- el-Hâris bin Süveyd radiyallahu anh'dan:
    Abdullah (bin Mes'ûd) biri Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'den diğeri ise ken-di görüşü olmak üzere bana iki hadis nakletti:
    İbn Mes'ûd kendi görüşü olarak şunu an-lattı: "Mü'min kişi, günahlarını (hayalinde büyüterek) şöyle görür: Güya kendisi bir da-ğın eteğinde oturmakta ve dağın üzerine düş-mesinden korkmaktadır. Facir kişi ise günah-larını burnunun üstüne konan bir sinek gibi görmekte ve o sineği eliyle kovmaktadır." Sonra dedi ki: AUah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu duydum:
    "Bir adam üzerinde yiyeceği ve suyu bu-lunan bir hayvanı İle ıssız bir yerde konaklar. Orada istirahat etmek için hafif bir uyku uyu-mak ister ve uyur. Uyanınca hayvanım orada göremez. Her tarafta aramağa başlar, ancak bulamaz, ümit keserek kendi kendine: 'Haydi geldiğim yere döneyim ve orada ölünceye ka-dar uyuyayım,' der. Döner, ölmek için başını kolunun üzerine koyar, biraz kestirdikten son-ra uyanır. Bir de ne görsün, üstünde azığı ve suyuyla hayvanı başı ucunda duruyor. İşte Al-lah, kulunun tevbesine, bu adamın hayvanım bulduğu zamanki sevincinden daha çok sevi-nir." [Buhârî, Müslim ve Tirmizî.|
    9747- Müslim, Enes'den benzerini nakletti: Onda şöyle geçmektedir: "Bulduğu hay-vanının yularından tutup: 'Allahım! Sen be-nim kulumsun, ben de senin Rabbin!' diyerek sevincinin şiddetinden hata eder."
    9748- Safvân bin Assâl radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Batı yönünde bir kapı vardır. Enine bir süvari kırk ya da yetmiş yıl yürür de yine (o mesafeyi) zor kateder. İşte Allah gökleri ve ye-ri yarattığı gün o kapıyı da yaratmış ve tevbe için devamlı olarak açık bırakmıştır. Güneş ondan doğuncaya kadar o kapı kapanmaya-caktır." [Tirmizî]
    9749- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan; (Allah Resulü sailallahu aleyhi ve sellem
    buyurdu
    "Kim güneş batıdan doğmadan önce tev-be ederse, Allah onun tevbesini kabul eder." [Müslim]
    9750- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Allah kulunun tevbesini can gırtlağa gel-medikçe kabul eder." [Tîrmizi]
    9751- Ebû Mûsâ radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Güneş batıdan doğuncaya kadar, Allah gündüz günah işleyenleri affetmek için gece, gece günah işleyenleri de bağışlamak için gündüz elini açar (uzatır)."[Müslim]
    9752- Ebû Saîd radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Sizden öncekilerin içinde doksandokuz ki-şiyi öldüren bir adam vardı. Yeryüzünün en bil-gin İnsanım sordu, nihayet ona: 'Falan yerde bir rahip var, git durumunu ona anlat!' dediler. Rahibe gidip doksandokuz kişiyi öldürdüğünü, tevbe etse kabul edilip edilmeyeceğini sordu.
    Rahip: 'Hayır' deyince, onu da öldürüp yü-ze tamamladı. Yine yeryüzünün en bilgin insa-nını sordu. Ona falan yerdedir, dediler. Ona gi-dip yüz kişiyi öldürdüğünü tevbe etse kabul edilip edilmeyeceğini sorunca, alim: 'Evet, ka-bul edilir. Kimse buna mâni olamaz. Falan ye-re git, insanlar orada Allah'a ibadet ediyorlar, sen de onlara katıl ve ibadet et! Ayrıca ülkene de bir daha dönme! Çünkü senin ülken kötü bir ülkedir' dedi. Bunun üzerine adam yola revan oldu. Henüz o ülkeye varmadan yolun ortasın-da ölüm gelip ona yetişti. Onun hakkında rah-met melekleri ite azap melekleri tartıştılar. Rahmet melekleri dediler ki: 'Onun canını biz alacağız. Çünkü bu adam tevbekâr olup tam bir ihlas içinde Allah'a ibadet edilen yere gidi-yordu. Suçsuzdur.' Azap melekleri ise aksini id-dia edip şöyle dediler: 'O şimdiye kadar hiçbir hayır yapmamıştır. Nasıl olur da iyi bir adam olabilir. Bu nedenle onun ruhunu biz kabzede-ceğiz.' Derken adam kılığında bir melek çıka-geldi. Onu aralarında hakem tayin ettiler. O şöyle dedi: 'Siz iki ülke arasını ölçün. Hangisi daha yakın ise bu adam oraya ait olur.'
    İki ülke arasını ölçtüler ve adamın gitmek üzere olduğu ülkeye daha yakın olduğunu tes-bit ettiler. Bunun üzerine onun ruhunu rahmet melekleri aldı."
    9753- Diğer rivayet:
    " Yolun ortasına gelince, ölüm geldi, göğ-süyle direnerek ilerlemeye çalıştı."
    Yine onda şöyle geçmektedir: "İyi ülkeye ötekinden bir karış daha yakın çıktı ve adam oradan sayıldı."
    9754- Diğer rivayet:
    Bunun üzerine Allah, Ölen kimsenin kendi köyüne "Biraz uzaklaş" tevbe için gideceği köye ise "Biraz yaklaş." [Buhârî ile Müslim.)
    9755- Enes radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Her Âdemoğlu hata işler. Hata işleyenle-rin en iyileri tevbekâr olanlardır." |Tirmizî.|
    9756- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallailahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Canım elinde olan Allah'a yemin ederim ki, eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi yok eder, yerinize günah isleyip tevbe eden, Allah'ın da bağışladığı başka kavim getirir-di." [Müslim]
    9757- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallailahu aleyhi ve sellem buyurdu
    ""Bir kul günah İsler ve: 'AUahım! Benim günahımı bağışla!' der. Allah da şöyle buyu-rur: 'Kulum günah işledi. Kendisini hem affe-decek hem de sorumlu tutacak bir Rahbinin bulunduğunu bildi.' Kul dönüp tekrar günah işler ve: 'AUahım! Beni bağışla!' der. Allah da: 'Kulum günah isledi. Hem affedecek hem de. sorumlu tutacak bir Rabbinin bulunduğu-nu bildi' der. Kul tekrar dönüp günah işler ve: 'Rabbim günahımı bağışla!' der. Allah da:
    'Kulum günah işledi, affedecek ya da sorum-lu tutacak bir Rabbinin bulunduğunu bildi. Haydi istediğini yap! Ben seni bağışladım' buyurur." |Buhârî ile Müslim.|
    9758- Enes radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallailahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Allah teâlâ buyurdu: "Ey Ademoğlu! Ba-na dua ettiğin, benden umduğun sürece aldır-mam, sende olan (hataları) affederim. Ey Âde-moğlu! Günahların gök bulutlarına ulaşsa bi-le af dilediğinde günahlarını bağışlarım. Ey Ademoğlu! Bana şirk koşmaksızın yer dolusu hatalarla gelip huzuruma çıksan, sana yer do-lusu mağfiretle gelirim." [Tırmizî.]
    9759- Cündeb radiyallahu anh'dan: Peygamber sallailahu aleyhi ve sellem an-lattı:
    "Bir adam dedi ki: 'Vallahi Allah, falan adamı bağışlamaz.' Allah da şöyle buyurdu: 'Kimdir falanı affetmiyeceğime dair yemin eden kişi? Ey kişi! Şunu bil ki ben onu bağış-ladım, senin amelini ise boşa çıkarıp heder ettim'." |Müslim|
    9760- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallailahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "îsrâilo gutlarında birbirine zıt iki kişi vardı. Biri günahkâr, diğeri ise son derece dindardı. Dindar olan diğerine: 'Yapma, gü-nah işlemekten geri dur!' derdi. Bir gün yine onu günah işlerken görünce, şöyle dedi: 'Vaz-geç!' Öteki: 'Beni Rabbimle başbaşa bırak, aramıza girme! Başıma muhafız mı gönderil-dinV diye çıkışınca, öteki: 'Vallahi Allah seni asla bağışlamaz' dedi. Ya da: 'Seni cennete koymaz' dedi. Derken Allah onların ruhlarını kabzetti. Âlemlerin Rabbi huzurunda birara-ya geldiler.
    Allah teâlâ son derece dindar olana dedi ki: 'Benim elimde olanı önlemeye senin gücün yeter miydi?' Günahkâr olana: 'Haydi sen git rahmetim sayesinde cennete gir!' öteki için de: 'Haydi bunu da ateşe götürün!' buyurdu."
    Ebû Hureyre dedi ki: "Vallahi (dindar) öy-le bir söz söylemiş ki, hem dünyasmı, hem de âhiretini harap etmiş. |Ebû Dâvud.]
    9761- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "(Günah işlemekle) kendine zulüm eden bir adam varmış. Ölürken çocuklarına demiş ki: 'Ben öldüğüm zaman, beni yakın, sonra beni öğütün, külümü rüzgâra saçın! Rabbimin bana gücü yeterse vallahi bana kimseye yap-madığı azabı yapar.'
    Ölünce, çocukları onun vasiyetini yerine getirmişler. Bunun üzerine Allah yere: 'Haydi onun parçalarını bir araya getir!' emrini ver-miş. Yer de bu emri yerine getirmiş ve hemen adam dipdiri ayağa kalkıp dirilmiş. Allah bu-yurmuş: 'Niçin yaptın bunu?'
    'Ya Rabbi! Senden korktuğum için yaptım' deyince, Allah onu bağışlamış."
    9762- Diğer rivayet:
    "Hayatında hiçbir iyilik yapmamış kişi ai-lesine şöyle demiş:
    'Ölürsem beni yakın!' Yakmışlar. Külünün yarısını yere, diğer yarısını da denize saçmış-lar..." Benzeri rivayet.
    Ayrıca onda şöyle geçmektedir: "Allah yere emretmiş, içindekini toplamış, denize de emretmiş o da içindekini toplamış. Sonra Al-lah adama demiş ki: 'Neden böyle yaptın?'
    'Sen en iyi bilensin Rabbim! Ben bunu senden korktuğum için yaptım' deyince, he-men Allah onu bağışlamış."
    [Buhârî, Müslim, Muvattâ ve Nesâî]
    9763- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: "Uyeyne bin Hısn, Ömer'e dedi ki: 'Yazık ey Hattâb'ın oğlu! Bize vermiyor,
    üstelik aramızda adaletle de hükmetmiyorsun. ' Ömer buna çok öfkelendi ve onun üzeri-ne yürümek İstedi.
    Bunun üzerine Hurre (bin Kays) şöyle dedi: 'Ey Müminlerin emin! Allah Peygamberi sal-lallahu aleyhi ve sellem'e şöyle buyurmuştur: 'Afyolunu tut, maruf olanı emret ve cahillerden yüz çevir!'(A! râf, 199) Biliyorsun kİ bu adam cahillerdendir.' Vallahi Hurre ayeti okur oku-maz Ömer nefsine hakim oldu ve ayeti aşmayıp orda durdu. Zaten o Allah'ın kitabını kendine sınır edinen ve aşmayan biriydi. [Buhârî]




    TAHRİC
    ==========================================
    9746- Bu hadisi Buhârî (da'vât 4/1, VII, 145-6), Müslim (tevbe 3-4, s. 2103) ve Tirmizî (2497-8), el-A'meş an Umâre b. Umeyr ani'l-Hâris b. Süveyd asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
    9747- Bu rivayeti Müslim (tevbe 7, s. 2104-5), Ömer b. Yûnus an İkrime b. Ammâr an İshâk b. Abdillah an Enes asl-ı senedi ile tahrîc etti.
    9748- Bu hadisi Tirmizî (3535-6), Âsım b. ebî'n-Nücûd an Zir b. Hubeyş an Safvân asl-ı senedi ile çok daha uzun bir metinle tahrîc etti ve isnâdları hakkında "hasen sahîh" hükümleri verdi.
    9749- Bu hadisi Müslim (zikr 43, s. 2076), Hişâm b. Hassân an Muh. b. Sîrîn an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc etti.
    9750- Bu hadisi Tirmizî (3537), İbr. b. Ya'k-b an Alî b. Ayyâş an Abdirrahman b. Sâbit b. Sevbân an ebîhî an Mekh-l an Cübeyr b. Nufeyr an İbn Ömer senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen garîb" hükmü verdi.
    9751- Bu hadisi Müslim (tevbe 31, s. 2113), Şu'be an Amr b. Murre an Ebî Ubeyde an Ebî Mûsâ asl-ı senedi ile tahrîc etti.
    9752-9754- Bu hadisi Buhârî (enbiyâ 54/5, IV, 149) ve Müslim (tevbe 46-8, s. 2119), Katâde an Ebî's-Sıddîk en-Nâcî an Ebî Saîd asl-ı senedi ile tahrîc ettiler. Lafızlar Müslim'e aittir.
    9755- Bu hadisi Tirmizî (2499) ve İbn Mâce (4251), Ah. b. Menî' an Zeyd b. el-Hubâb an Alî b. Mes'ade an Katâde an Enes asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
    9756- Bu hadisi Müslim (tevbe 11, s. 2106), Muh. b. Râfi' an Abdirrezzâk an Ma'mer an Ca'fer el-Cezerî an Yezîd b. el-Asam an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.
    9757- Bu hadisi Buhârî (tevhîd 35, VIII, 199-200) ve Müslim (tevbe 29-30, s. 2112-3), İshâk b. Abdillah b. e. Talha an Abdirrahman b. e. Amre an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
    9758- Bu hadisi Tirmizî (3540), Abdullah b. İshâk el-Cevherî an Ebî Âsım an Kesîr b. Fâid an Saîd b. Ubeyd an Bekr b. Abdillah el-Müzenî an Enes senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "garîb" hükmü verdi.
    9759- Bu hadisi Müslim (birr 137, s. 2023), Süveyd b. Saîd an Mu'temir b. Sül. an ebîhî an Ebî İmrân el-Cevnî an Cündeb senedi ile tahrîc etti.
    9760- Bu hadisi Ebû Dâvud (4901), Muh. b. es-Sabbâh b. Süfyân an Alî b. Sâbit an İkrime b. Ammâr an Damdam b. Cevs an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.
    9761- Bu hadisi Buhârî (enbiyâ 54, IV, 152), Müslim (tevbe 25-6, s. 2110) ve Nesâî (cenâiz 116, IV, 112-3), ez-Zührî an Humeyd b. Abdirrahman an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
    9762- Bu rivayeti Mâlik (cenâiz 51, s. 240), Buhârî (tevhîd 35, VIII, 198) ve Müslim (tevbe 24, s. 2109-10), Ebû'z-Zinâd ani'l-A'rec an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
    9763- Bu hadisi Buhârî (tefsîr A'râf 5/1, V, 197-8; i'tisâm 2, VIII, 141), ez-Zührî an Ubeydillah b. Abdillah b. Utbe an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc etti.


    Paylaş
    Tevbe, Af Ve Mağfiret Bahsi-Rudani Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Her insan hata yapar,günah işler.Önemli olan bunlardan vazgeçmek,tövbe etmek ve af dilemek gerekir.Yaptığımız hatalardan pişman olmak,tövbe etmek bizim için vardır.Öyleyse sürekli tövbe etmeli ve günahlardan kaçınmalıyız.



tövbe bahsi