Diğer Kategoriler ve Hadis Forumundan Sünnete Bağlılığın önemi Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Ateş-i Bahar

    Reklam

    Sünnete Bağlılığın önemi

    Reklam




    SÜNNETE BAĞLILIĞIN ÖNEMİ

    Son zamanlarda bir takım müslüman kimseler “Kur’an bize kâfidir.(1)” diyerek içi boşaltılmış bir İslam anlayışını ortaya koymaktadırlar.Onlar Allah’ın Rasulü’nün sünnetini terk ediyor ve Ku’ran’a sığındıklarını iddia ediyorlar. “Allah bize O’nu göndermiş ve sadece O’na dayanmamızı emretmiş, başka bir kaynakla bizi mesul tutmamıştır.(2)” diyerek Kur’an eksenli bir din oluşturmaya çalışıyorlar. Fakat bunları yapan kimselerin düşünceleri, Rasulullah’ın insanlar için büyük bir lütuf olduğunu ifade eden(3), O’na imanın farz olduğunu emreden(4), O’nu örnek bir insan gösteren(5), O’na Ku’ran’ı açıklama görevini ve yetkisinin verildiğini bildiren(6), O’na itaati emreden(7), isyanı yasaklayan(8),O’na sevgi ve saygı gösterilmesini emreden(9) ayetlerle nasıl da çelişiyorlar.

    Rasulullah’ın hevasından konuşmadığını ifade eden(10) ayetlerde, O’nun hal ve hareketlerinin Allah-u Teâlâ’nın kontrolünde olduğu anlaşılmıyor mu? Hz. Muhammed (s.a.v.)’in insanlara doğru yolu gösterdiğine dair ayetlerde(11), O’na tabii olanların en iyiye ve en güzele ulaşacakları kesin değil midir? Allah-u Teâlâ Kuran’ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “ İnsanlara kendilerine ne indirildiğini açıkça anlatasın diye sana da Kur’an’ı indirdik.(12)” Hz Peygamber(s.a.v.), ayetleri insanlara ulaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda onları açıklıyor ve anlatıyordu. Elbette ki Kur’an açık ve anlaşılırdır(13). Fakat şu da gerçektir ki Kur’an’ın muhatabı olan insanlar anlayış olarak aynı seviyede değillerdir. Bunun için sahabeler anlamadıkları yerleri Rasul’e soruyor ya da Rasul onlara gerekli gördüğü yerleri açıklıyordu. Orucun ne olduğunu, hangi aylarda tutulacağını, namazın rükûsunu, sücudunu ve bunlar gibi birçok kavramı Rasul’den öğreniyoruz. Bunun için O ne yaparsa O’nu yapıyor, O ne verirse O’nu alıyoruz .(14)

    Kaynağına göre hadis çeşitlerine baktığımızda kutsi hadisleri görüyoruz. Ve şunu anlıyoruz ki kutsi hadislerin lafızları Rasul’e, manası Allah-u Teâlâ’ya aittir. “Kulum bir iyilik yapmaya azmeder fakat bir engelden dolayı onu yapamazsa, onun için bir hasene sevabı yazarım. Azmettiği iyiliği yaparsa on haseneden yedi yüz misline kadar sevap yazarım. Bir kötülük yapmaya teşebbüs eder de vazgeçerse, ona hiçbir günah yazmam. Eğer niyetlendiği kötü işi yaparsa yalnız bu günahı yazarım."(15) hadisi buna örnektir.

    Allah-u Teâlâ Kur’an’ı Kerim’de Rasulullah’a ve onun sünnetine itaati kendisine olan itaat ile bir tutmaktadır.(16) Peygamber’e itaat kesindir fakat şunu da söylemek gerekir ki sünnetin tamamının bağlayıcılığı aynı seviyede değildir. Bağlayıcılığın başlıklarında “Risalet”yani İslam’ı tebliğ, bu haktır bütün ümmeti bağlar. Diğeri “İfta” yani ayetlerle açıklayarak fetva vermek; bu da haktır bütün ümmeti bağlar. Fakat “Kaza” yani olaylarda hâkimlik yapmak oradakileri bağlar; lakin yöntemi bütün ümmeti. Ve son olarak “İmamet” yani devlet başkanlığı o dönemin sosyal, siyasal ve ekonomik olarak oradakileri; lakin yöntemi bütün ümmeti bağlar.(17)Buradan da anlaşılacağı gibi bağlayıcılığı seviyelere ayırmak haktır; fakat inkâr etmek küfürdür.

    “ Sünnetsiz Müslümanlık” anlayışını benimseyen kimseler“Hz Muhammed bizim için bağlayıcılığı olmayan bir örnekten ibarettir.” diyerek kaç tane ayeti inkâr ediyorlar, haberleri var mı? Peki, Allah’ın ayetlerinden birini bile inkâr eden kâfir olmuyor mu? Bu ne biçim Müslümanlık. Buna rağmen “ Sünnetsiz İslam anlayışı” içerisinde olan bu kimseler sünnetin gereksizliğinden hala bahsedebilmekteler. Bu nasıl bir inanış şeklidir. Bunları kasıtlı ya da kasıtsız(!) yapanların tek hedefleri kavramların içini boşaltarak yerleşmiş olan İslam bilincini ve birikimini temelden yıpratıp yok etmektir.

    İslam bilincinden yoksun olan bu kimseler Rasulullah‘ın sünnetine karşı saygısızlık etmekle yetinmeyip, sünneti bu güne taşıyan müslüman alimlerin emeklerini de boşa sayıyorlar. Yazık bu düşünceyi taşıyanlara!

    Sünnetten yoksun olan kimseler ve onları destekleyenler dinden sadece kendilerinin anladıklarını zannediyorlar. Günümüze kadar gelen bütün âlimleri ve İslam’a hizmet eden bütün Müslümanları –Allah onlardan razı olsun- din konusunda yetersiz sayıyor ve dini birkaç kişinin elinde toplamaya çalışıyorlar. Bu şekilde lider peygamber kavramının içini boşaltarak İslam’da olmayan“din adamı” kavramını oluşturmak istiyorlar. Bu kavram rahiplik kavramı ile özdeştir. İşte bu şekilde İslam’da ruhban sınıfı oluşturmaya çalışıyorlar.
    Şunu unutmamalıyız ki İslam ruhbanlığa müsaade etmemiştir. Rasulullah ise ümmetin ruhbanlığının cihad olduğunu ifade etmiştir.(18) İslam’da din görevlisi gibi özel bir sınıf yoktur. Müslümanların tamamı İslam dininin görevlisi olabilirler. Bunun için bu görevi asla tek kişiye indiremezler.

    Afra GÖRÜCÜOĞLU
    1, 2 Hadim Huseyn, el-Kuraniyyun ve Şubuhatuhum Havle’s Sünne, Taif, 1989, s.210
    3 Ali-İmran Suresi, 164
    4 Nisa Suresi, 136
    5 Ahzab Suresi, 21
    6 İbrahim Suresi,4
    7 Nisa Suresi, 80
    8 Nisa Suresi, 14
    9 Hucurat Suresi, 1,2
    10 Necm Suresi, 3
    11 Nur Suresi, 54
    12 Nahl suresi, 44
    13 Suresi
    14 Haşr Suresi,7

    15 Müslim, İmân, 204 16 Nisa Suresi, 80
    17 İmam Nevevi, Riyazü’s Salihin, İstanbul;1998, cilt 1, s. 24, 25
    18 Ebu Davud, cihad 6




    Paylaş
    Sünnete Bağlılığın önemi Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Teşekkürler,emeğinize sağlık..