Mumine Ahlak ve Güzel Ahlak / Güzel huy ve Sıfatlar Forumundan Doğru Olduğumuzun Ispatı Nedir? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Doğru Olduğumuzun Ispatı Nedir?

    Reklam




    DOĞRU OLDUĞUMUZUN İSPATI NEDİR?

    “Ya olduğun gibi görün,
    Ya da göründüğün gibi ol”
    (Hz Mevlana)


    Kulları arasında hak ve adaletle muamele eden, doğrularla yalancıları birbirinden ayıran ve hesabı çok çetin olan Cenab-ı Allah’a sonsuz hamdler

    Emniyet, sıdk ve güvenin sembolü, kâinatın serveri Muhammed Mustafa(sav)’e, Onun pâk ehl-i beytine, seçkin sahabelerine ve bütün takipçilerine salat ve selam olsun

    Hayatta oluşumuzun temel hedefi olan; “Allah’a kulluk ve ibadet etme” anlayışı, elbette insana yepyeni bir tavır, düşünce ve eylem özelliğini kazandıracaktır Bu açıdan bakıldığında iman ile verilen ahdin ispatı; kulluktur ve itaattir Yani verilen sözlerin gereğini yapmaktır Bu da Allah nazarında doğruluk ölçüsüdür

    Resulullah (sav); “ Kurtuluş doğruluktadır” ifadesini bu gerçeği kâinata ilan etmek için dile getirmiştir Resulullah (sav)’in açık biçimde beyan ettiği bu doğruluk ölçüsü, Mü’minde bulunması gereken temel hazinedir ve bedeli cennettir

    Evet Allah’ın Resulü (sav) ümmetine haykırıyor!

    Ey hakiki imana sahip olan Müslümanlar! Allah’ın rızasına ve mağfiretine sahip olmak istiyorsanız, doğruluğu elden bırakmayınız Bu hazineyi basit dünyalıklar için tüketmeyin Nebilerin de vasfı olan doğruluğa öyle bir tutunun ki, etiniz ve kemiğiniz gibi vücudunuzun vazgeçilmez bir yapısı olsun Her söylem ve eyleminizde tek ölçünüz doğruluk olmalıdır Biliniz ki, yaptığınız her fiil ve davranış; ahitlerinizin ve sözlerinizin ispatıdır İşte hayat sahnesindesiniz… İspatlayın doğruluğunuzu, gösterin samimiyetinizi ve sadakatinizi Yüce bir davanın temsilcileri olarak çevrenize güven verin, ikiyüzlülerden ve aldatanlardan olmayın Verdiğiniz sözlere sadık kalın, doğruluktan ayrılmayın… Ebedi kurtuluşa ulaşın ve azadlık beratını kazanın

    İslam kaynakları incelendiğinde iman ile doğruluğun birbirinden ayrı düşünülemeyecek kadar iç içe olduğu anlaşılacaktır Özelikle Kuran’ın birçok yerinde bu durum ısrarla vurgulanmıştır

    “İnsanlar (yalnızca) ‘İman ettik’ diyerek imtihana çekilmeden (sınanmadan) bırakılacaklarını mı sandılar? Andolsun, onlardan öncekilerini denemelerden (imtihandan) geçirdik Allah, gerçekten doğru olanları da bilmekte ve gerçekten yalancı olanları da bilmektedir” (Ankebut: 2-3)

    Demek ki, iman ile beraber denemelerden ve imtihanlardan geçmek; imanımızdaki sadakatimizin ispatı içindir Bu durumda denenmeden, imtihana çekilmeden bırakılmayacağız Çünkü Cenabı Allah, davaya ne kadar bağlı olduğumuzu bu denemeler ve imtihanlar sürecinde ortaya çıkaracaktır Yani doğruluğumuzu veya yalancılığımızı belirleyecek, ak ile karayı birbirinden ayıracaktır Öyleyse doğruluğumuzu kime karşı ispatlayacağız? Sadakatimizi nasıl göstereceğiz? Doğrulardan olduğumuz nasıl anlaşılacaktır? Bu ve buna benzer sorulara cevap verebilecek miyiz? Biraz da bunu ele alalım

    Allah’a karşı doğru olmak

    İmanın hazzına varmış bir fert öncelikle Allah’a vermiş olduğu ahdi hatırlayarak, bu ahdine vefasını ifa etme azminde olmalı Yani Allah’a vermiş olduğu sözü yerine getirmelidir Bu hakikate varan her fert, hayatından Allah’ın dışında var olan tüm sahte ilahları söküp atmalı; sevgi, muhabbet ve korkuyu sadece Allah’a karşı taşımalı; Allah’ın razı olmadığı her şeyi terk etmelidir O’nun yolunda söz verdiği gibi;

    Yeri gelince canını korkusuzca verebilmeli,
    Yeri gelince malını gözünü kırpmadan infak edebilmeli,
    Yeri gelince her şeyinden vazgeçebilmeli…
    Yani diline Allah (cc), kalbine O (cc), gözüne O, kulağına O, bütün vücuduna O, hayatının her zerresine O yerleşmeli ki; O’na bağlılığını, O’na kulluğunu ispatlamış olsun Daha doğrusu O’na karşı sıdkını ve dürüstlüğünü kanıtlamış olsun

    Evet, içimizi, dışımızı; gizli ve aşikâr her halimizi bilen, bizi daima gözetleyen Allah’a karşı dürüst olmalıyız Çünkü Allah, yaptıklarımızı her yönüyle bilmekte niyetlerimizden bile haberdar olmaktadır O’nu kandırabilmek, O’na hile yapmak mümkün mü? O’na karşı yalancı durumuna düşmek, kayıpların en büyüğü değil mi? O’nun rahmetinden kovulmaktansa O’nun rızasına ulaşmak, kazançların en muazzamı değil mi?

    İşte bu inançta olan bir hizmet ehli; Allah’ı her dem yanında hisseder, O’na isyan etmekten, O’na nankörlük etmekten, O’na saygısızlık etmekten hayâ eder ve O’na karşı hep ahdini yerine getirme yani sıdkını ifa etme çabasında olur Yine bilir ki İslam emanetini korumak, kollamak ve yüceltmek Allah’a karşı doğru olmanın bir gereğidir Bu uğurda, yani sıdkımızı ispatlama yolunda; her ne çaba gösterirsek boşa çıkmayacak ve Allah’ın huzuruna alnımızın akıyla çıkabilmemizi sağlayacaktır

    Resulullah (sav)’e karşı doğru olmak

    Kelime-i Şehadet’in ikinci cüz’ünü ikrar eden bir fert, HzMuhammed Mustafa (sav)’i, Rabbi tarafından insanlığa gönderilmiş en iyi örnek, yegâne önder ve en mükemmel şahsiyet olarak bilmeli ve Onu hayatına yön veren bir lider olarak görmelidir

    Resulullah (sav)’e verilen ahit; Onun çizgisinde yürümeyi, adım adım Onu takip etmeyi Ve Onun sünnetini canlı ve diri tutmayı gerektirir “Muhammed, Allah’ın Resuludür” İkrarında bulunan her Mü’min, bu iddiasını ispatlamalıdır Yani Resulullah (sav)’e olan sadakatini göstermelidir

    Evet, Resulullah (sav)’i sevmek, elbette fedakârlık ve azmi gerektirir; Ona yürekten bağlılığı icab ettirir Bunlar, Resulullah’ı sevmenin doğru ve gerçek sonuçlarıdır Onun önem verdiği şeyleri; ilmi, daveti, takvayı, güzel ahlakı, adaleti ve münkerle mücadeleyi terk edenin doğruluğundan ve samimiyetinden şüphe edilir Resulullah (sav)’e karşı sadık olmak; Onu yürekten sevmeyi, Ona gönülden bağlanmayı, hayatın her anında Onunla beraber yol almayı, Onun emanetini korumayı, Onun için seve seve her şeyden vazgeçebilmeyi, Onun sünnetini her türlü engele rağmen sürdürebilmeyi gerektirir

    Şimdi Onun ümmetinden olan her birimizin kendimize şu soruları sorması gerekmez mi?

    “Ben Kâinatın serveri Muhammed Mustafa (sav)’ya ne kadar sadıkım?

    Ona olan sevgi ve bağlılıkta dürüst müyüm?

    Onun bize emanet ettiği İslam davası, ayaklar altına alınırken; Onun sünneti ile alay edilirken ben ne yapıyorum?

    Onu ne kadar tanıyorum?
    Her konuda Onu örnek alıyor muyum?
    O, hayatımın neresinde?
    Benim hayatım ve yaptıklarım Onun şefaatine beni ulaştırır mı?
    O, aramıza gelse beni de sahabeleri gibi o nurlu halkaya katar mı?

    Şayet Onun öğretileri ışığında yürümezsem, dünyalıklar peşinde hayatımı tüketirsem beni Kevser Havuzunun başına kabul eder mi?”

    Evet, kendi amellerimiz ile Resulullah’ın Sünnetini karşılaştırırsak Ona karşı sadakatimizin ölçüsünü anlayabiliriz Kâinatın Efendisine karşı bu halimizle Mahşer-i Kübra’da nasıl şefaat dileyebileceğiz? Onun desteğini ve sevgisini kaybetmek, bizi ne hallere düşürecek? Hiç düşündük mü? Ne diye Ona karşı dürüst olmaya çalışmıyoruz? Artık Ona verdiğimiz sözümüzü yerine getirme zamanı gelmedi mi?
    * * *
    Allahım! Bizleri sözlerinin eri olanlardan, hayatlarını sadakat pınarı ile parlatanlardan ve sıddıklar zümresinden olanlardan eyle
    A Gönül



    Paylaş
    Doğru Olduğumuzun Ispatı Nedir? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Allah u Teala razi olsun degerli kardesim .

    Namaz, müminlere vakitlere belli bir farzdır.
    Ey Allah'ım, bizleri; huşu ile namaz kılanlardan,
    namazına son nefesine kadar devam edenlerden ve
    Razı olacaklarından eyle...
    AMİN



  3. 3
    “Ya olduğun gibi görün,
    Ya da göründüğün gibi ol”
    (Hz Mevlana)


    Ne güzel demiş Mevlana..