islamda Aile ve Evliliğe Hazırlık Forumundan Sünnet'te Mehir Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Sünnet'te Mehir

    Reklam




    Mehir

    İslâm Hukuku'nda mehire "sadak" veya "nihle" de denir. Mehir olarak verilen mal, sadece kadınla beraberliği helal kılma bedeli veya ondan istifade imkânının karşılığı değil, bir ömür boyu birlikte yaşama arzusunun sembolik alâmeti veya hediye kabîlinden verilen bir ihsandır. Mehir, eğer nikâh anında belirlenmişse buna mehr-i müsemmâ, belirlenmemişse mehr-i misil denir. Mehr-i misil, evlenen kızın akrabaları arasında her bakımdan kendi konumundaki kızlara ödenen mehir miktarıdır. Şayet evlilik sırasında mehir belirlenmemişse veya mehir geçersiz kabul edilmişse, bu takdirde evlenen kadın için mehr-i misil tahakkuk eder.

    Mehir, nikâh için şarttır. Bu husus, Kur'ân-ı Kerim'de şöyle zikredilir: "Evleneceğiniz kadınlara mehirlerini gönül hoşluğu ile verin. Eğer mehrin bir kısmını gönül rızasıyla size bağışlarlarsa onu içinize sine sine afiyetle yeyin." (Nisâ Sûresi, 4/4) Mehrin âzamî miktarı hususunda bir sınırlandırma yoktur. Resûlullâh devrinde, mehir olarak hurma bahçesinin bile verildiği olmuştur. Asgari miktarı hususunda ulema ihtilaf etmiştir. Hanefiler: 10 dirhemden aşağı mehir olmaz hadisini (Tehanevi, İ'lai Sünen, 11/79-86) esas alarak meh- rin en az 10 dirhem gümüş (32 gr.) olması gerektiği görüşündedirler. 10 dirhem gümüşün de Hz. Peygamber zamanında iki koyuna denk bir kıymet taşıdığı nakledilir. (Karaman, 283) Yani bu miktar, kadının talep edebileceği ve ettiği takdirde erkeğin vermesi gereken miktardır. Görüldüğü gibi mehir müessesesi son derece ciddi bir müessesedir. Kadınların haklarının korunmasına ve istikballerinin garanti edilmesine yönelik bir uygulamadır. Şu kadar ki, âyette ifade edildiği üzere, kadın mehrini kocasına hibe edebilir.

    Sehl b. Sa'd (r.a) anlatıyor: Hz. Peygamber'e bir kadın gelerek, "Ey Allah'ın Resûlü, sana nefsimi bağışlamaya geldim" dedi. Hz. Peygamber (s.a.s.), kadına nazar edip gözden geçirdikten sonra hiçbir şey söylemeden başını yere eğdi. (Bu kadının Havle bint-i Hakîm, Fatıma bint-i Şüreyh veya Zeynep bint-i Huzeyme olduğu rivayet edilir). Kadın, Hz. Peygamber'den müsbet cevap alamayınca üzülür ve meclisten ayrılır. Tam gideceği esnada bir adam doğrulup: "Ey Allahın Resûlü! Sizin ona ihtiyacınız yoksa onu bana nikâhlayın." der. Hz. Peygamber: "Yanında buna mehir olarak vereceğin bir şeyler var mı?" diye sorunca, adam: "Vallahi yok Ey Allah'ın Resûlü" der. Bunun üzerine Hz. Peygamber: "Ailene git, bir şeyler bulabilecek misin bir bak!" buyurur. Adam gider, az sonra geri gelir. "Hayır Ey Allah'ın Resûlü, vallahi bir şey bulamadım." der. Hz. Peygamber: "Tekrar iyi bak demirden bir yüzük de mi yok?" buyurunca, adam tekrar geri gidip gelir ve "hayır ya Resûlullah, demirden bir yüzük bile yok. Ancak işte şu izarım (elbise) var, yarısı onun olsun" der. Hz. Peygamber: "İzarın ne işe yarar? Onu sen giyecek olsan onun üzerinde bir şey olmayacak, o giyecek olsa senin üzerinde bir şey kalmayacak." buyurur. Bunun üzerine adam bir müddet daha oturduktan sonra kalkıp gider. Resûlullah, onun gittiğini görünce geri çağırır ve "Kur'ân'dan ne biliyorsun?" diye sorar. Adam, "şu sûreleri biliyorum" diyerek bildiklerini sayar. Bunun üzerine Allah Resûlü: "Haydi git, Kur'ân'dan bildiklerini öğretmen mukabilinde o kadını sana nikâhladım." buyururlar. (Tirmizî, "Nikâh", 21) Yine Benî Fezâre kabilesinden bir kadın, mehir mukabilinde evlenmek isteyince, Resûlullah: "Zengin bir insan olduğun halde bir çift ayakkabı karşılığında evlenmeye razı mısın? Nefsin ve malın için bir çift ayakkabıya razı mısın? diye sorar. Kadın, "evet" der. Hz. Peygamber de bu evliliğe müsaade buyurur. (a.y.). Ümmü Habibe (r.anhâ) anlatır: Kocası Ubeydullah İbn Cahş ile beraber Habeşistan'a hicret ettiklerinde Ubeydullah Habeşistan'da vefat edince Necâşi onu Resûlullah'a nikâhladı ve Resûlullah'ın yerine Ümmü Habibe'ye 4.000 dirhem mehir verdi. Sonra onu Şurahbil b. Hasene ile Hz. Peygamber'e gönderdi, Hz. Peygamber de aynen kabul etti. (Ebû Davud, "Nikâh", 29)

    Hz. Ömer kadınlara verilen mehirlerin azami miktarını tespit etmek niyetiyle bir cuma hutbesinde: "Kadınlara mehir verirken aşırı gitmeyin..." demişti. Bunun üzerine cemaatten bir kadın ayağa kalkarak: "Ey Ömer, senin buna hakkın yok. Zira âyet-i kerimede Cenab-ı Hak: "Birisine bir yük altın da vermiş olsanız bile ondan bir şey almayın." (Nisâ Suresi, 4/20) buyurmuştur." deyince, Hz. Ömer, kadına hak verir ve bu kararından vazgeçer. Bununla birlikte, mehrin fazla takdir edilmesi de dindarlık ölçüsü değildir.

    Sahabî, sadece maddî değeri olan mehirleri değil, manevi kıymeti olan şeyleri de mehir kabul etmişti. Meselâ Ebû Talha ile Enes ibn Malik'in annesi Ümmü Süleym evlendiklerinde aralarındaki mehir Ebû Talha'nın Müslüman olmasıydı. Çünkü Ümmü Süleym, Ebû Talha'dan önce Müslüman olmuştu. Ebû Talha, Ümmü Süleym'i isteyince Ümmü Süleym, "Ben Müslüman oldum, önceki kocam Mâlik kâfir olduğu için ayrıldım, sen de Müslüman olursan evlenirim" dedi. Bunun üzerine o da Müslüman oldu. Görüldüğü gibi, Ümmü Süleym'in kocasından mehir olarak istediği şey fizîki varlığı bulunan bir mehir değil, mânevî bir şarttı. (Nesâî, "Nikâh", 63)

    Kur'ân'da mehre mal olarak işaret edilir: "....iffetli yaşamak, zina etmemek şartıyla, mal harcayıp mehirlerini vererek kadınları nikâhlamanız helâldır." (Nisâ Suresi, 4/24) Âyetteki" mal harcayıp" kaydı mehrin nikâhın şartlarından olduğunu göstermenin yanında nikâh denildiğinde mukabilinde bir mal söylenmemiş olsa bile, her hâlükârda mal olabilecek bir mehrin olacağını ifade etmektedir. (Yazır, 2:1328)

    Hanefi mezhebine göre mehrin mal olması gerekir. Daha önce ifade edildiği gibi, mehrin alt sınırı 10 dirhem gümüştür. Yani kadın, asgarî olarak bu talepte bulunabilir. Alt sınır adına 10 dirhem denilmesine rağmen, mehrin maksimum sınırı için hiç bir şey söylenmemiştir.

    Şafiî mezhebine göre, Kur'ân öğretmek de mehir olarak kabul edilmiştir.

    Netice itibariyle taraflar, günümüz şartlarını nazara alarak karşılıklı anlaşma ile mehir işini halletmek zorundadırlar. Böylece hem muhtemel mâğduriyetler önlenir, hem de İslâm'ın bir hükmü sembolik uygulamadan kurtulmuş olur.


    Paylaş
    Sünnet'te Mehir Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Mehir, evlenmeden erkeğin kadına verdiği hediyedir. Peygamberimiz mehrin on dirhemden daha az verilmesini uygun görmemiştir. Yani bunun karşılığı iki koyun kadardır.