islamda Aile ve Eşlere Tavsiyeleriniz Forumundan 50 yıl aynı yastığa baş koymanın sırrı Sevgi, saygı ve anlayış Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    50 yıl aynı yastığa baş koymanın sırrı Sevgi, saygı ve anlayış

    Reklam




    50 yıl aynı yastığa baş koymanın sırrı Sevgi, saygı ve anlayış
    ŞEMSİNUR ÖZDEMİR
    İyi günde ve kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta, ölüm ayırıncaya kadar birlikte olmak için söz vererek başlar bütün evlilikler.
    Birlikte yaşlanmak, çocuk ve torun sahibi olmak, nine-dede olmak ve yıllar sonra geriye baktığında huzur duymaktır maksat. Hayatın acı ve tatlı günlerinde birbirine destek olarak mutlulukla geçen bir ömrün ahirinde bilgeliğin ve asıl yurda daha yakın olmanın verdiği ruhanilikle etrafına ışık saçan ak simalara sahip olmak ne saadettir. Bir de böyle bir dönemde bütün evlatlarını bir arada görmek, onların mutlu ve huzurlu hayatlarına şahit olmak, gözü arkada kalmayacağını bilmek alınabilecek en güzel hediye olmalı. Sıddık (75) ve Müzeyyen (71) Maciter çifti, 8 çocuk, 4 gelin, 4 damat ve 24 torun sığdırdıkları 50 yılın ardından işte böyle güzel bir hediye aldı. Evliliklerinin yıldönümü olan 5 Haziran’da bütün aile bir araya gelerek bu mutlu günü kutladı. Maciter çiftinin gözlerinden onur, gurur ve mutluluk gözyaşları aktı gece boyunca. Bütün haklarını helal ettiler çocuklarına ve torunlarına. Değil mi ki, her biri bir dağda yaşayan evlatlar hayatın keşmekeşi içinde koşturup dururken sadece onları mutlu etmek ve bir aile olduklarını hissetmek için gelmiş, sevgi ve saygılarını bir kez daha göstermişlerdi. Anne-babasının kendisinden razı olduğunu duymak, “İki cihanda serfiraz olun. Alemlerin Rabbi sizi Sevgili Peygamber’inin şefaatine nail etsin.” duasını almak da evlatlar için en güzel hediye idi. Bu anlamlı gecenin mimarı 8 kardeşin en küçüğü olan Mehtap Hanım’dı. Özel Safiye Sultan Lisesi’nde öğretmenlik yapan Mehtap Hanım, anne ve babasına vefa borcunu ödemek, tüm kardeşlerini böyle bir günde bir arada görmek amacıyla düzenledi bu geceyi.

    Sıddık amca “Evliliğimizi çok güzel geçirdik. Çok mesudum. Hacca, umreye götürdüm. Kendisinden çok razıyım Allah da ondan razı olsun.” dedi. Müzeyyen teyze de “Acısıyla tatlısıyla 50 yılı geride koyduk. İyi günlerimiz çok oldu. Türkiye’nin 20 ilini gezdirdi bana. Üç sefer Hicaz’a gittik çok şükür. Birbirimize hep destek olduk. Salih evlatlarımız oldu. Hep dua ederdim Rabb’ime. Gelinlerim, damatlarım da evlatlarım gibi salih olsun diye. 4 gelinim, 4 damadım da onlar gibi oldu çok şükür. Allah cümlesine böyle gelinler, damatlar, evlatlar versin. Onlara da nice böyle yıllar göstersin. Biz onlardan razıyız Allah da razı olsun.” diye konuştu. Daha önce evlilik yıldönümlerini hiç kutlamamışlardı. Aralarında yıllar boyu kök salmış güçlü bir sevgi bağı ve edep vardı. Müzeyyen teyze, ısrarla önce eşi ile konuşmamızı, sonra kendisine soru sormamızı istiyordu. Fotoğraf çekilirken eşinin yanında vakarla duruyor, sevgisini gösterirken edebini de muhafaza ediyordu.

    Sıddık amca 25 yaşında iken annesinin tavsiyesi üzerine görmüştü müstakbel eşini. O döneme göre ilkokulu bitirmiş olması, becerikliliği, evde terzilik yapması onu beğenmesinde, tereddüt etmeden annesini istemeye göndermesinde etkili olmuştu. Müzeyyen teyze ise önce çok yakışıklı bulmuştu eşini, beğenmişti. Ayrıca, namusuna düşkün, evine ve işine bağlı bir gençti. O zamanlarda bu meziyetler evlilik için hâlâ önemini koruyordu.

    50 yıl sonra geriye dönüp baktığında ‘keşke’yi hiç aklına getirmeden “iyi ki seninle evlenmişim, iyi ki seninle yaşamayı ve yaşlanmayı seçmişim, iyi ki varsın, iyi ki çocuklarımın annesi / babası sen oldun, senden razıyım, Allah da razı olsun” diyebilmek, sevdiğin insanla 50 yıl aynı yastığa baş koymak ne güzeldir, kim bilir? İşte bu güzelliği bilen Maciter çiftinden başarının sırrını işaret eden ipuçları: “Birbirimizin her şeyini hoş gördük. O benimkini, ben onunkini. Anlayışlı davrandık, her durumda destek olduk. Yanlışlarımızı görmedik. Her insanın iyi yanları, kötü yanları vardır, onları görmedik. Gençler birbirini yanlış anlıyor, hatta anlamıyorlar. Yapılan küçük hatalar büyütülmese, farklı gelen yönleri hoşgörüyle karşılansa hiçbir sorun çıkmaz.

    Bizim aramızda husumetlik olmadı. Birbirimizi kırmadık. Kavga ettiğimiz bir durum hemen hemen olmadı. Hiç hatırlamıyoruz. Çok güzel bir hayat sürdük. Birbirimizin sözlerini dinledik. Zorluk görmedik. Çocuklarımızdan da razıyız. Allah onları da memnun ve mesut etsin. Onlar da bizim gibi evlerine, çocuklarına bağlıdır. Elbette bizi örnek alıyorlar. Büyük ne olursa küçük de o olur değil mi?”

    Maciter çiftinin çocukları hakkında en büyük övünç kaynağı dindar ve eğitimli olmaları. Sıddık beyin babası hâfız olduğu için çocuklar ilk derslerini dedelerinden almış. Çocuklarını iyi yetiştirmek için her türlü fedakarlığı yaptığını belirten Müzeyyen teyze de “Ailemiz kalabalıktı. Bir yandan ev işlerini yapıyor, bir yandan küçük çocuklara bakıyor, bir yandan da okuldan gelenlerin dersiyle ilgileniyordum. Böylelikle okullarını bitirdiler, Kur’an’larını öğrendiler. Büyük oğlum, küçük kızım öğretmen oldu. Diğer erkekler ticaretle uğraşıyor. Ben okuduğum için kızlarımın da okumasını istedim. Babam genç yaşta ölmüş. Anneme ‘çocuklarımı okut’ diye vasiyet etmiş. 60 yıl önce kızlar okula gitmiyordu ama annem üçümüzü de okula gönderdi. İlkokulu bitirdim. O zaman sadece ilkokul vardı. Kendimi de evde yetiştirdim. Cahil kalmadım ve çocuklarımın derslerine yardımcı oldum. Osmanlıcayı da biliyordum. Çocuklarıma öğrettim. Hiçbiri yanlış yola sapmadıkları, doğru dürüst insanlar oldukları için çok mutluyum.” diyor.

    Erciş’ten İstanbul’a

    Maciterler, Van’ın Erciş ilçesinin yerlilerinden. Sıddık Maciter gıda toptancılığı yapmış yıllarca. Son on yılda kendini emekliye ayırıp işlerini oğullarına devretmiş. Aile zamanla İstanbul’a yerleşmiş. Şu anda büyük abla Gülay ve büyük abi Yakup aileleriyle birlikte Erciş’te yaşıyor. Gülay’ın 5, Zümray ’ın 2, Yakup’un 3, Mahmut’un 3, Ahmet’in 3, Mehmet’in 4, Arzu’nun 2, Mehtap’ın 1 tane çocuğu var. Ayrıca tek evli torun olan Galip’in de 1 çocuğu var. Hacı baba ve hacı annenin özel gecesinde 50 yıllık aile fotoğraflarından oluşan bir slayt gösterisi yapıldı. Bütün çocuklar ellerine mikrofonu alıp sevgi ve saygılarını ifade edip helallik istedi. Torunlardan da kimisi şiir ezberlemiş, kimisi kompozisyon yazmıştı. Üzerine ailenin soy ağacı çizilmiş gümüş bir tabak da hatıra olarak hediye edildi. Tabağın üzerinde “Fidandınız, elele suladınız çınar yaptınız, 8 sürgün verip umutları ağarttınız. Evladınız olmakla bizleri gururlandırdınız. Şükür Mevlaya. Nice yıllara.” sözleri yer alıyordu.



    Paylaş
    50 yıl aynı yastığa baş koymanın sırrı Sevgi, saygı ve anlayış Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Gerçekten etkileyici Allah Razı Olsun...



  3. 3
    evet çok etkileyici ALLAH razı olsun



  4. 4
    Kayıtsız Üye
    Hahaha akrabaya sahip çıkmayıp üstüne üstelik yetim hakkı yerler sonra böyleyiz şöyleyiz derler ben helal etmedim hakkımı bu dünyanın öbür dünyası var şimdi öldüler gittiler bakalım öbür dünyada napcaklar



mahmut maci,  mahmut maciter,  iyi ki seninle evlenmişim,  MAHMUT MACİTER