islamda Aile ve Eşlere Tavsiyeleriniz Forumundan İsmİ Ne Olsun? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    İsmİ Ne Olsun?

    Reklam






    Çocuk dünyaya geldikten sonra anne-babanın yerine getirmesi gereken bazı görevler vardır İbn-i Abbas ra'dan gelen bir rivayette, çocuğun doğumunun yedinci gününe kadar yedi şeyin yapılmasının sünnet olduğu beyan edilir ve bunlardan birincisinin de çocuğa isim verilmesi olduğu belirtilir
    İnsanın sıcak bir yuva kurmasının ve evlenmesinin temel gayelerinden biri de şüphesiz çocuk sahibi olmaktır Zira çocuk, Hz Peygamber Efendimiz'in ifadesiyle çocuk “kalplerin meyvesi” ve “gözün nuru”dur(1)
    Bir evladının doğumu, insan için en büyük sevinçlerden biridir Hz Peygamber sav Efendimiz, oğlu İbrahim doğunca kendisine doğum müjdesini getiren Ebû Rafi ra'a büyük hediye ve ihsanlarda bulunmuş, bizlerin de doğum sonrası gücümüz nisbetinde hayır ve ihsanda bulunmamızı tavsiye buyurmuşlardır(2) Zira doğum, dünya hayatına yeni bir varlığın geldiği, aile yuvasının kelimelerle ifade edilemeyecek saadetle ışıdığı bir olaydır
    Her doğum gelecek için bir müjdedir Bunun içindir ki Kur'an-ı Kerim'de doğacak çocukla ilgili haberler “müjde” kelimesiyle ifade buyurulmuş; Hz İsmail'in, Hz İshak'ın, Hz Yakub'un ve Hz Yahya'nın (Allah'ın selamı onların ve cümle nebilerin üzerine olsun) anne ve babalarına verilişleri bir müjde olarak bildirilmiştir(3)
    İsimler varlıkların sembolüdür
    Çocuk dünyaya geldikten sonra anne-babanın yerine getirmesi gereken bazı görevler vardır İbn-i Abbas ra'dan gelen bir rivayette, çocuğun doğumunun yedinci gününe kadar yedi şeyin yapılmasının sünnet olduğu beyan edilir ve bunlardan birincisinin de çocuğa isim verilmesi olduğu belirtilir(4)
    Şimdi, çocuğa isim verilmesi ve bu konuda geçmiş dönemlerde ne gibi uygulamaların yapıldığı hususuna kısaca bir göz atalım
    İsim veya ad, bir varlığı, eşyayı, kavramı veya bunların topluluğunu ifade eden kelimeye denir(5) İsimler varlıkların birer sembolü durumundadır ve bunlar Cenab-ı Hak tarafından Hz Adem'e öğretilmiştir
    Çocuğa verilen isim konusunda toplumların sosyal ve etnik yapısı, örf ve adetleri, gelenekleri, inançları çok etkili olmuştur Mesela İslâm'ı kabul etmeden önce Türkler, çocuklarına genellikle Arslan, Kaplan, Şahin, Doğan gibi yırtıcı hayvan isimlerinin yanı sıra Kaya, Timur (Demir) Gökhan gibi dış tesirlere dayanıklı maddelerin isimlerini de vermişlerdir(6)
    Cahiliye dönemi Arapları da çocuklarına isim verirken, onların hayatın zorluklarına karşı dirençli, kuvvet ve cesaret timsali olmalarını, düşmanın kalbine korku salmalarını amaçlıyorlardı Çocuklarına bu anlamları ifade edecek Mukatil (savaşçı), Esed, Leys (arslan), Zi'b (kurt), Galip, Zâlim, Sahr (Kaya) gibi adlar koyarlardı
    Çocuğa kim isim verecek?
    Dünyaya gelen bir çocuğa kimin isim vereceği o kadar büyük bir önem arz etmese de, İslâm alimleri bu hususta da bazı tavsiyelerde bulunmuşlar ve bu konuda öncelikle hak sahibi olanın baba olduğunu beyan etmişlerdir Şayet baba ölmüş veya bir takım sebeplerle hukuki tasarruflarda bulunmaktan men edilmişse, bu hakkı kullanma yetkisi annenindir Çocuğa isim verme hakkını annenin kullanmasının en güzel örneği, yetim olarak dünyaya gelmiş olan Sevgili Peygamberimiz'e Muhammed adının annesi Âmine tarafından seçilmesidir
    Ancak hemen şunu belirtelim ki, doğan çocuk ne sadece babaya ne de anneye ait olmayıp, o ailenin ortak meyvesidir Çocuğun ihtiyaçlarının karşılanmasında ve yetiştirilmesinde ailenin her bireyinin ayrı ayrı sorumlulukları bulunmaktadır Çocuk aile ortamında birlikte büyütülecek, onun mutluluğu ile sevinilecek, onun üzüntüsü ise bütün aileyi mahzun edecektir Onun içindir ki, çocuğa isim verilirken, eşler veya aile büyükleri ‘benim dediğim olacak' şeklinde inatlaşmamalı, eşler oturup konuşmalı, şayet incinmesini istemedikleri aile büyükleri varsa, onların da rızasını alarak bir isim üzerinde birlikte karar vermelidir
    Ayrıca baba ve anne çocuklarına isimlerini sevip saydıkları bir büyüğe, salih bir zata da teberrüken koydurabilirler Bu da övülecek güzel bir davranıştır
    Diğer taraftan anne ve babanın esas sorumluluğu doğum sonrasında başlamaktadır Onlar çocuğun varlığını ciddiye almalı, iyi bir insan ve samimi bir müslüman olarak yetişmesi için her türlü gayret ve fedakârlığı göstermelidir
    İsim seçilirken nelere dikkat edilmeli?
    Çocuğa verilen isim konusunda her şeyden önce anne ve babanın, İslâm'ın evrenselliğini ve farklı kültür çevrelerinin mevcudiyetini dikkate almak mecburiyeti vardır Hangi dilde olursa olsun, çocuğa verilen isim, onun içinde yetişeceği toplumda alay konusu yapılmayacak, onu küçük düşürmeyecek isimlerden olmalıdır Yani çocuk taşıdığı isimden hiçbir zaman utanç duymamalıdır
    Hz Peygamber sav Efendimiz'in bu konuda ısrarlı tavsiyeleri ve uygulamalarının olması da konunun önemine ışık tutacak mahiyettedir O, çeşitli bakımlardan İslâm anlayışına uygun düşmeyen isimleri değiştirerek daha uygun gördüğü yeni isimler vermiştir(7)
    Ayrıca; “Kıyamet gününde hem kendi adınızla, hem de babalarınızın adıyla çağrılacaksınız; öyleyse güzel isimler seçin”(8) buyurarak, çocuklara isim seçimi konusunda gayet titiz davranılması gerektiğini belirtmiştir Bu prensiplerden hareketle, İslâm alimleri isim seçimi konusunda bazı hükümler tespit etmişlerdir
    Verilmesi müstehap isimler
    Bunlar anlam bakımından güzel olan, Allah dostlarını hatırlatan isimlerdir Hz Peygamber sav, Allah'a kulluğu ifade eden Abdullah (Allah'ın kulu) ve Abdurrahman (Rahman'ın kulu) gibi isimlerin Cenab-ı Hakk'ı hoşnut edeceğini söylemiş,(9) bunun yanı sıra çocuklara peygamber isimlerinin verilmesini tavsiye buyurmuştur(10) Ayrıca kendi isminin de -künyesiyle birlikte olmamak kaydıyla- alınabileceğini ifade etmiştir(11) Bu nevi isimler, O'nun bu tavsiyeleri sayesinde müslümanlar arasında geniş çapta yayılmıştır
    Atalarımız Hz Peygamber sav'e karşı duydukları derin bir hürmet ve saygı sebebiyle olsa gerek, O'nun ismini aynen almayı bir nevi saygısızlık telâkki etmişler ve Muhammed adını Mehmet şeklinde söylemeyi uygun görmüşlerdir Yine O'na nispet edilen Ahmed, Mahmud, Mustafa ve Hamid isimlerinin de müslümanlar arasında çok yaygın olması, O'na olan sevginin bir tezahürü olsa gerektir
    Haram olanlar
    Haram isimler, anlam bakımından hoş olmayan, Allah'tan başkasına kulluk anlamını içeren isimlerdir Mesela Cahiliye devrindeki Arapların taptıkları büyük putlardan olan Uzza ve Lât'a isnat edilen Abduluzza (Uzza'nın kulu), Abdullât (Lât'ın kulu) gibi isimleri koymak haram sayılmıştır İslâm'ın mukaddes saydığı şeylere kulluk anlamını ifade eden isimler de böyledir Nitekim Hz Peygamber sav, Abdulkâbe (Kâbe'nin kulu) adlı birinin ismini hoş görmeyerek değiştirmiştir
    Diğer yönden, Allah Tealâ'ya mahsus olan isimlerin (Esma-i Hüsnâ) insanlar için kullanılması, zahirî manada da olsa tevhid inancını zedeleyebileceği endişesiyle tasvip görmemekle birlikte, bu isimlerin önüne kul anl----- gelen “abd” kelimesi getirilmesi şartıyla kullanılabileceği belirtilmiştir Ancak Arap olmayan müslümanların ve özellikle Türkler'in Kadir, Rauf, Rahim, Aziz gibi Esma-i Hüsnâ'dan olan isimleri kullanmaları, Abdulkadir, Abdurrauf, Abdulaziz, Abdurrahim terkiplerini telaffuz etmenin güçlüğünden kaynaklanmış olabilir Nitekim Araplar'ın, Abdullah yerine, bunun kısaltılmış şekli ve söylenmesi daha kolay şekli olan Abduh adını kullandıkları bilinmektedir Bu ve benzeri isimlerde yapılan kısaltmaların tevhid inancını zedeleyici bir mahiyet arzetmediği açıktır(12) Fakat yine de hassasiyeti elden bırakmamak gerekir
    Verilmesi mekruh olan isimler
    Hz Peygamber sav, putperestliği çağrıştıran ve İslâm adabına uymayan isimlerin değiştirilmesini tavsiye etmiş, kendisi de “isyankâr” anl----- gelen Âsiye adındaki bir kızın ismini güzel anl----- gelen Cemile ile; elem, keder anl----- gelen Hazn adlı bir sahabinin ismini uyarıcı anl----- gelen Münzir ismi ile, Hubab ismini de Abdullah olarak değiştirmiştir Ümmü Seleme'nin kızı Zeyneb'in ve Hz Peygamber sav'in hanımlarından biri olan Zeyneb'in önceki adları Berre idi Hz Peygamber sav “itaatkâr, dürüst, cömert” demek olan bu ismin, bir insanın kendisini temize çıkarması anl----- geldiğini söylemiş ve onlara Zeynep adını vermiştir Ayrıca Firavun, Kârun gibi geçmişte zalimlikleriyle ün salmış kişilerin de isimlerinin çocuklara verilmesini yasaklamıştır Yine Taha, Yasin gibi, bazı surelerin başında bulunan harfleri isim olarak kullanmak da hoş karşılanmamıştır
    Hz Peygamber sav'in isim verme konusunda gösterdiği hassasiyeti dikkate alan bazı alimler, verilen ismin onu taşıyan kimse üzerinde psikolojik bir tesir yapabileceğini, yani ismin müsemmaya tesir edeceğini ileri sürmüşler ve bunun için de çocuklara isim verilirken çok dikkatli olunması gerektiğini belirtmişlerdir(13)
    Ülkemizde de çocuklara verilecek isimler kanunla düzenlenmiştir 1587 sayılı Nüfus Kanununun 16 maddesinde, “Çocuğun ismini anne ve babası koyar Ancak milli kültürümüze, ahlâk kurallarına, örf ve adetlerimize uygun düşmeyen ve kamuoyunu inciten adlar konulamaz” hükmü yer almıştır
    Bazı isimlerin, umulan iyiliklere işaret sayılması sebebiyle olmalıdır ki, toplumumuzda çocuğu yaşamayan bazı aileler son doğan çocuklarına Duran, Dursun, Yaşar; çok çocuğu olan aileler ise sonuncusuna Yeter, Songül gibi isimler koyarak tefeül etmişler ve bu isimlerin taşıdığı manaların çocuklarında gerçekleşmesini arzulamışlardır Bu tür isimlerin konulmasında da İslâm alimlerince bir sakınca görülmemiştir
    Verilmesi mübah olan isimler
    Yukarıda belirttiğimiz haram ve mekruh sayılan isimlerin dışında kalan isimler mübah addedilmektedir Cenab-ı Hakk'a mahsus isimlerden olmakla birlikte insanlarda da bulunması arzu edilen Adil, Cevad, Nâsır gibi vasıfların, başlarına “abd” (kul) kelimesi getirilmeksizin yalnız başına isim olarak verilmesi mübahtır Cebrail, Mikâil gibi melek isimlerinin de çocuklara verilebileceği belirtilmişse de, İmam Malik rha bu isimlerin verilmemesinin daha uygun olacağı görüşündedir
    İsimlerde esas olanın ismin taşıdığı anlam olduğundan, Arap olmayan müslümanlar kendi dillerindeki bir ismi, İslâm inanç ve ahlâkına aykırı düşmedikçe ad olarak çocuklarına verebilirler Nitekim biz de, Alparslan, Alperen, Alptekin, Aydın, Ayhan, Selçuk gibi İslâmiyet öncesi Türk isimlerini müslüman olduktan sonra da kullanmaya devam edegelmişizdir
    İslâm alimleri bir insanın birden fazla isim alıp alamayacağı konusunda farklı görüşler ortaya koymakla birlikte, Hz Peygamber sav'in birden fazla isminin bulunduğunu bizzat belirtmesi(14), bir kimsenin birden fazla isminin olabileceğini göstermektedir Ancak bu durumda bu isimlerden hangisine itibar edilecek ve resmiyette hangi isim esas alınacaktır? Bu durumun toplum içinde ve resmi işlemlerde bazı karışıklıklara yol açacağı malumdur O halde çocuğa verilen isim ne ise, hem toplum içinde o bilinmeli, hem de resmi işlemler o isim üzerinden görülmelidir Bununla birlikte çocuğa Mehmet Emin, Mehmet Fatih gibi iki isim birleştirilerek de isim vermek mümkündür
    Çocuğun adı nasıl, ne zaman konulur?
    İnsanın bütün hayatını tanzim eden ve hayatın her döneminde ona yol gösteren Yüce dinimiz, isimin verilme şekli hakkında da bazı temel prensipler vaz'etmiştir İslâm alimleri, Hz Peygamber sav'in, torunu Hz Hasan'ın ismini koyarken kulağına ezan okuması(15) ilkesinden hareketle, çocuğa isim verilirken önce sağ kulağına ezan, sol kulağına kâmet okunması gerektiğini belirtmişlerdir Böyle hareket edilmesi halinde çocuğun kulağına ilk defa İslâm'ın şiarı olan Kelime-i Tevhid ile birlikte, devamlı olarak taşıyacağı kendi ismi de söylenmiş olacaktır
    Çocuğa ismin ne zaman konulması gerektiği konusu da islâmî eserlerde genişçe yer almaktadır Alimlerimiz farklı hadis-i şeriflerden hareketle farklı tavsilerde bulunurlar
    Buna göre bir kısım hadisler, Hz Peygamber sav'in doğumun birinci gününde çocuğa isim verdiğini teyit ederse de(16), diğer bir kısım hadisler yedinci günü isim verilmesinin gerektiğini ifade etmektedirler(17) Yine bazı rivayetlerde doğumun üçüncü günü isim koymanın en uygun zaman olduğu yer almıştır Bununla birlikte Hz Peygamber sav'in oğlu İbrahim için, “Bu gece bir oğlum dünyaya geldi O'na dedem İbrahim'in adını verdim”(18) şeklindeki sözleri dikkate alındığında, çocuğa doğumun birinci günü isim verilmesinin zaman bakımından daha uygun olacağını söylemek mümkündür
    Burada akla doğumun akabinde ölen veya doğum zamanından önce düşük olarak meydana gelen çocuklara isim verilmesinin gerekip gerekmediği şeklinde bir soru gelebilir İmam Ebu Hanife rha'den nakledilen bir ictihada göre, çocuk doğduktan sonra bir defa bile ses çıkarsa ve sonra ölse, bu çocuğa da isim verilir Yıkanıp kefenlendikten ve namazı kılındıktan sonra defnedilir İmam Ebu Yusuf rha de aynı hükmü benimsemiş ve çocuk ölü doğsa bile ona isim verileceğini, yıkandıktan sonra gerekli dinî işlemlerin yapılacağını belirtmiştir(19) Buradan hareketle çocuğa doğduğu gün isim konulmasının daha uygun olacağı fikri ağırlık kazanmaktadır
    Bununla birlikte bazı kaynaklarda çocuğa, hadislerde tavsiye edilen “akika kurbanı” kesilmesi anında ismin verilmesi düşünülüyorsa, bunun doğumun yedinci gününe kadar tehir edilebileceği; böyle bir merasim olmayacaksa geciktirmeden ismin verilmesinin uygun olacağı belirtilmiştir(20)
    Sonuç olarak; çocuğa verilecek isim geciktirilmemeli, verilecek ismin onun hayat çizgisinde büyük bir önemi haiz olduğu düşünülerek dinimize, kültürümüze, örf, adet ve geleneklerimize uygun olan isimler verilmelidir

    1 İbn Hacer el-Askalânî, Fethu'l-Bârî bi Şerhi'l-Buharî, Mısır, 1959, cXI, s255
    2 İbn Abdilberr, el-İsti'ab fî Ma'rifeti'l-Ashab, Kahire, 1328 (baskısından ofset), cI, s41
    3 Saffât, 101; Zariyat, 28; Hûd, 69,74; Meryem, 7
    4 Geniş bilgi için bkz İbn Hacer, age, cXII, s5
    5 Doğan, D Mehmet, Büyük Türkçe Sözlük
    6 Özbilgin, Erol, “İslâm Kültüründe İsim Müessesesi”, İlim ve Sanat Dergisi, Sy10, İstanbul, 1986, s77
    7 Buharî, Edep, 108
    8 Şirbinî, Muğni'l-Muhtac, Beyrut, 1995, cIV, s273, 371
    9 Buharî, Edeb, 105-106; Müslim, Adab, 2
    10 Buharî, Edeb, 109; Ebu Davud, Edeb, 61
    11 Müslim, Adab, 1
    12 Geniş bilgi için bkz Topaloğlu, Bekir, “Esmâ-i Hüsnâ”, DİA, cXI, s412-417; Aras, Özgü, “Ad Koyma”, DİA, cI, s332-333
    13 İbn Kayyım el-Cevziyye, Tuhfetü'l-Mevdûd bi Ahkâmi'l-Mevlûd, Bombay, 1961, s71-72, 85-86
    14 Buharî, Menâkıp, 17; Müslim, Fezâil, 124,125
    15 Tirmizî, Edâhî, 16
    16 Buharî, Akika, 1; Edeb, 108; Müslim, FedÂil, 62
    17 Tirmizî, Edeb, 63; Abdurrezâk İbnu Hemmam, Musannef, Beyrut, 1970, cIV, s335
    18 Ebu Davud, Cenâiz, 24
    19 Kâsânî, Bedâiu's-Sanâî fî Tertibi'ş-Şerâî, Beyrut, 1996, cI, s447
    20 Şevkânî, Neylü'l-Evtar, Beyrut, 1994, cV, s298 vd; bu konuda geniş bilgi için ayrıca bkz Canan, İbrahim, Hz Peygamberin Sünnetinde Terbiye, Ankara, 1980, s84-85



    Paylaş
    İsmİ Ne Olsun? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam





    MAKBUL VE MEKRUH İSİMLER

    112 - Ebu'd-Derdâ (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: "Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağırılacaksınız öyleyse isimlerinizi güzel yapın"

    Ebu Dâvud, Edeb 69, (4948)

    113 - İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allah'ın en ziyade sevdiği isimler Abdullah ve Abdurrahman'dır"

    Müslim, Âdâb, 2, (2132); Ebu Dâvud Edeb 69, (4949); Tirmizî, Edeb 64, (2835)

    114 - Ebu Vehb el-Cüşemî (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Peygamberlerin isimleriyle isimlenin Allah'ın çok sevdiği isimler Abdullah, Abdurrâhman'dır En sâdık olanları da Hâris ve Hemmâm isimleridir En çirkinleri de Harb ve Mürre isimleridir"

    Ebu Dâvud, Edeb 69, (4950) Metin Ebu Dâvud'a aittir, Nesâî'de muhtasar olarak kaydedilmiştir (Hayl 3 (6, 218, 219))

    115 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allah katında en düşük (ahna') isim Melikü'l-emlâk (mülklerin mâliki) ismidir Allah'tan başka Mâlik yoktur"

    Süfyân merhum dedi ki: Şâhân Şâh bunun örneğidir

    Ahmed İbnu Hanbel merhûm dedi ki: "Ebu Amr merhum'a, ahna'ne demek diye sordum, bana "en düşük" diye cevap verdi

    Buhârî, Edeb 114; Müslim, Edeb 20, (2143); Ebu Dâvud, Edeb 70, (4961); Tirmizî Edeb 65, (2839)

    116 - Müslim'in bir diğer rivayetinde şöyle buyrulmuştur: "Kıyamet günü, Allah'ın en ziyade kızacağı en kötü kimse, adı Melikü'l-emlâk (Şehinşâh) olan kimsedir Allah'tan başka Mâlik yoktur"

    (Adâb 21)

    117 - Hz Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) Ya'la, Bereket, Eflah, Yesâr, Nâfi ve benzeri isimlerin kullanılmasını yasaklamayı arzu etmişti Sonra onun bu mevzuda sükut ettiğini gördüm Sonra da yasaklamadan vefat etti"

    Bu hadisi Müslim, Âdab 13, (2138); ve Ebu Dâvud, Edeb, 70, (4960) rivayet ettiler Hadisin metni Müslim'e aittir

    Ebu Dâvud'un rivayetinde şu ziyade mevcuttur: "Zira kişi "Bereket burada mı?" diye sorar da "hayır yok!" diye cevap verirler"

    118 - Hz Ömer (radıyallahu anh)'in azadlı kölesi Eslem anlatıyor: "Hz Ömer (radıyallahu anh), bir oğlunu Ebu İsa künyesini kullandığı için dövdü Öte yandan Muğîre İbnu Şu'be (radıyallahu anh), Ebu İsa künyesini kullanıyordu Hz Ömer (radıyallahu anh) ona "Ebu Abdillah künyesini kullanman sana yetmez mi?" dedi Muğîre: "Bana Ebu İsa künyesini takan Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'dir" cevabını verince, Hz Ömer: "Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in geçmiş gelecek bütün günahları affedilmiştir Biz ise bundan böyle sıkıntıdayız" dedi Ölünceye kadar Muğire'yi "Ebu Abdillah" diye künyeledi

    Ebu Dâvud, Edeb 72, (4963)

    119 - Yahya İbnu Sa'îd (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) bol sütlü bir deve hakkında: "Bunu kim sağacak?" diye sordu Bir adam ayağa kalkmıştı ki Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) "İsmin ne?" dedi Adam: "Mürre (acı)!" deyince, ona: "Otur!" dedi Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) tekrar "Bunu kim sağıverecek?" diye sordu Bir başkası ayağa kalktı, ben sağacağım diyecekti Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) ona da: "ismin nedir?" diye sordu Adam: "Harb!" diye cevap verdi Ona da "Otur" dedi

    Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Bu deveyi kim bize sağıverecek?" diye sormaya devam etti Bir adam daha kalktı Ona da ismini sordu "Ya'îş (yaşıyor!)" cevabını alınca ona: "Sen sağ" diyerek müsaade etti"

    Muvatta, İsti'zan 24 (2, 973)

    HZ PEYGAMBER (SAS)'İN İSİM KOYDUĞU KİMSELER

    120 - Sehl İbnu Sa'd es-Sâidi (radıyallahu anh) buyurdu ki: Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) Fâtıma (radıyallahu anhâ) annemizin evine uğramıştı Hz Ali (radıyallahu anh)'yi evde bulamayınca: "Amca oğlun nerede?" diye sordu Fatıma (radıyallahu anhâ): "Aramızda bir şekerlenme oldu Bunun üzerine bana kızdı ve çekip gitti" dedi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) birine: "Hele bir arayıver nereye gitmiş" diye emretti "Mescidde yatıyor!" diye haber verince, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), 'Kalk ey Ebu Turâb, kalk ey Ebu Turâb (yani Toprak babası) diye seslendi

    Sehl der ki: Hz Ali (radıyallahu anh)'nin en çok sevdiği ismi bu isimdi

    Buhârî, Salat 58, Fedaili'l, Ashab 9, Edeb 113, İsti'zân 40; Müslim, Fedailu's-Sahâbe 38, (2409)

    121 - Esmâ Bintu Ebî Bekr (radıyallahu anhümâ) anlatıyor "Mekke'de Abdullah İbnu Zübeyr (radıyallahu anh)'e hâmile kalmıştım Doğum yaklaşmıştı ki, Mekke'yi terkettim ve Medine'ye geldim, Kuba'ya indim Abdullah'ı orada dünyaya getirdim Doğunca, bebeği alıp Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a götürdüm, kucağına bıraktım Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir hurma istedi, ağzında çiğneyerek ezdikten sonra, tükrüğünden çocuğun ağzına bıraktı Abdullah'ın midesine ilk inen şey Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın mübarek tükrükleri idi Sonra (yumuşattığı o) hurma ile çocuğun damağını oğdu, hakkında bereketle dua etti ve Abdullah ismini verdi Müslüman aileden ilk doğan çocuk bu idi (Medine'de bütün Müslümanlar) onun doğumuna çok sevindiler Çünkü "Yahudiler size sihir yaptılar, asla doğum yapamayacaksınız" diye bir şayia çıkarılmıştı"

    Buhârî, Menâkibu'l-Ensâr 45, Akîka 1, Müslim, Âdâb 26, (2146)

    122 - Ebu Mûsâ (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir oğlum doğmuştu Hemen Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a getirdim İbrahim ismini verip bir hurma ile tahnikde bulundu Sonra da "Mübarek olsun" diye dua buyurdu ve çocuğu bana geri verdi Bu çocuk, Ebu Musa'nın en büyük evladı idi"

    Buhârî, Akîka 1; Müslim, Adab 24, (2145)

    123 - Hz Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Abdullah İbnu Ebi Talha'yı doğduğu zaman Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a götürdüm Bebek bir bez içerisinde idi Vardığımızda Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) devesine katran sürüyordu "Beraberinde hurma da getirdin mi?" diye sordu "Evet" dedim ve birkaç tane hurma verdim Onları ağzında çiğnedi, sonra çocuğun ağzını açtı Ağzına tükrüğü püskürttü Bebek, yalamaya başladı Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) "Ensar'ın hurma sevgisine bakın (doğar doğmaz başlıyor)" diye latife etti ve çocuğu Abdullah diye isimledi"

    Buhârî, Cenâiz 42, Akîka 1; Müslim, Âdab 22, (2144); Ebu Dâvud, Edeb 69, (4951) Hadisin metni; Müslim'deki metindir

    124 - Hz Aişe (radıyallahu anhâ): "Ey Allah'ın Rasûlü, dedim, arkadaşlarımdan her birisinin bir künyesi var, (benim yok)" Dedi ki: "Oğlum Abdullah İbnu Zübeyr ile künyelen" Aişe, "Ümmü Abdillah (Abdullah'ın annesi)" diye künye almıştı"

    Ebu Dâvud, Edeb 78, (4970)

    Rezîn merhum: "Teyze anne gibidir" ilavesini kaydetmiştir

    HZ PEYGAMBER (SAS)'İN DEĞİŞTİRDİĞİ İSİMLER

    125 - Hz Aişe (radıyallahu anhâ): "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) çirkin isimleri değiştirirdi" buyurmuştur

    Tirmizî, Edeb 66, (2841)

    126 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Zeyneb Bintu Ebî Seleme'nin ismi Berre idi "Nefsini tezkiye ediyor" denildi Bunun üzerine Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) onu Zeyneb diye isimlendirdi

    Buhârî Edeb 108; Müslim, Edeb 17, (2141)

    127 - İbnu Abbâs (radıyallahu anh) anlatıyor: "Cüveyriye Bintu'l-Hâris'in ismi Berre idi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onun ismini Cüveyriye diye değiştirdi Zira, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) "Berre'nin yanından çıktı" denmesini sevmiyordu

    Müslim, Edeb 16, (2140)

    128 - Şureyh İbnu Hâni, (radıyallahu anh) babasından naklediyor: "Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), kavmimin beni Ebu'l-Hakem diye künyelediklerini işitmişti Beni çağırtarak: "Hakem olan Allah'tır, hüküm de O'nadır, öyle ise, sen nasıl Ebu'l-Hakem künyesini taşırsın?" dedi Ben açıkladım: "Kavmim bir meselede anlaşmazlığa düşünce bana gelirler, ben hükme bağlarım Her iki taraf da verdiğim hükme râzı olurlar" Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Bu ne güzel şey?" buyurdu ve "Çocuklarından neler var?" diye sordu Ben: "Şüreyh, Müslim, Abdullah var" dedim Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "En büyüğü hangisi?" dedi "Şüreyh" dedim "Öyleyse, buyurdu, sen Ebu Şüreyh'sin"

    Ebu Dâvud, Edeb 70, (4955); Nesâî, Kadâ 7, (8, 226-227)

    129 - Beşîr İbnu Meymun, amcası Üsâme İbnu Ahdarî'den rivayet ediyor: Ahdarî diyor ki: "İsmi Asram olan bir adam vardı Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ona: "İsmin nedir?" diye sordu Adam Asram diye cevap verdi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Hayır sen Zür'a'sın" buyurdu

    Ebu Dâvud, Edeb 70, (4954)

    130 - Said İbnu'l-Müseyyeb babası vasıtasıyla dedesinden naklediyor: "Dedem, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a uğramıştı İsmin ne? diye sordu "Hazn (sert yer)" diye cevap verdi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Hayır sen Sehl'sin" dedi Müseyyeb: "Olamaz, babanın verdiği bir ismi değiştiremem" dedi İbnu'l-Müseyyeb ilâve ediyor: "O günden sonra aramızda kabalık devam etti gitti"

    Buhârî, Edeb 107-108; Ebu Dâvud, Edeb 70, (4956)

    Ebu Dâvud'un rivayetinde şöyle demiştir: " Hayır sehl ezilir ve hakîr tutulur"

    Ebu Dâvud merhum der ki: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Âsi, Aziz, Atele (şiddet, sertlik), Şeytan, Hakem, Gurâb (karga) Habbâb, Şihab isimlerini değiştirdi Şihâb'ı Hişam, Harb'i Silm (sulh), Muzdaci'ı (yatan) Münbais (kalkan) yaptı Afire (çorak) adını taşıyan bir araziyi de Hadire (yeşillik) diye, Şi'bu'd Dalâlet'i (sapıklık geçidi) Şi'bu'l-Hüdâ diye isimledi Benu'z-Zinye'yi Benu'r-Rüşd olarak değiştirdi"

    131 - İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) diyor ki: Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) Âsiye (isyankâr, itaatsiz kadın) ismini değiştirip Cemîle (güzel kadın) yaptı

    Müslim, Edeb 14, (2139); Tirmizî, Edeb 66, (2840); Ebu Dâvud, Edeb 70, (4952)

    132 - Mesruk anlatıyor: "Hz Ömer'le karşılaştım Bana "Sen kimsin?" diye sordu "Mesruk İbnu'l-Ecda" dedim Dedi ki: "Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ecda şeytandır" dediğini işittim"

    Ebu Dâvud, Edeb 70, (4957)

    133 - Sehl İbnu Sa'd (radıyallahu anh) anlatıyor: "el-Münzir İbnu Ebî Üseyd doğduğu zaman Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a getirilmişti Çocuğu kucağına aldı ve: "İsmi nedir?" diye sordu "İsmi falandır" diye ne konmuşsa söylendi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Hayır! bunun ismi Münzir olacak" dedi ve o gün çocuğa Münzir ismini koydu

    Buhârî, Edeb 108; Müslim, Edeb 29, (2149)

    HZ PEYGAMBER (SAS)'İN İSİM VE KÜNYESİNİ ALMA HAKKINDA GELEN RİVÂYETLER

    134 - Hz Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir gün Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Bakî'de idi Kulağına bir ses geldi: "Ey Ebu'l-Kâsım!" diyordu Başını sese doğru çevirdi Seslenen adam: "Ey Allah'ın Resûlü seni kastedmedim, ben falancayı çağırdım" dedi Bunun üzerine Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "İsmimi isim olarak koyun, fakat künyemi kendinize künye yapmayın!" buyurdu

    Buhârî, Menâkıb 20, Edeb 106; Müslim, Âdab 1 (2131); Tirmizî, Edeb 68, (2844)

    135 - Hz Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bizden birinin bir oğlu oldu İsmini Kasım koydu Kendisine: "Sana Ebu'l-Kasım künyesini vermeyiz Bu künye ile seni şereflendirip memnun etmeyiz" dedi Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e gelerek durumu arzetti Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bunun üzerine: "Oğlunun adı Abdurrahmândır" dedi

    Buhârî, Edeb 105, 106, 109, Menâkıb 20; Müslim, Adâb 2, (2133); Ebu Dâvud, Edeb 74, (4965); Tirmizî, Edeb 68, (2845)

    Bir rivayette şu ziyade var: "İsmimi isim olarak koyun, fakat künyemi künye yapmayın Zira ben Kasım (taksim edici) kılındım Aranızda taksim ederim"

    Ebu Dâvud'un bir rivayetinde şöyle buyrulmuştur: "Kim benim ismimi almışsa, künyem ile künyelenmesin Kim de künyem ile künyelenmişse, ismimle isimlenmesin"

    136 - Hz Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Bir kadın gelerek: "Ey Allah'ın Resûlü, ben bir oğlan dünyaya getirdim Muhammed diye isim, Ebu'l-Kasım diye de künye verdim Bana, sizin bu durumdan hoşlanmadığınız söylendi, doğru mu?" diye sordu Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "İsmimi helâl, künyemi haram kılan şey de ne?" veya "Künyemi haram kılıp ismimi helâl kılan şey de ne?" diyerek reddetti

    Ebu Dâvud Edeb 76, (4968)

    137 - Muhammed İbnu'l-Hanife, babasından (Allah her ikisinden de razı olsun) anlatıyor: "Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e sordum: "Ey Allah'ın Resûlü, sizden sonra bir oğlum olduğu takdirde, sizin isminizle isimlendirebilir, künyenizle de künyelendirebilir miyim, ne dersiniz?" Bana "Evet" buyurdular

    Ebu Dâvud, Edeb, 76, (4967); Tirmizî, Edeb 68, (2846)

    Yuharıdaki metin Ebu Dâvud'undur Tirmizî, hadise, "sahîh" demiştir, ayrıca: "Burada bizim için ruhsat var" diye kaydetmiştir

    İSİM VE KÜNYE ÜZERİNE MÜTEFERRİK HADİSLER

    138 - İbnu Ömer (radıyallahu anhumâ) anlatıyor: "Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) çocuğa, doğumunun yedinci gününde isim konmasını, yıkanarak pisliklerin temizlenmesini ve akika kurbanı kesilmesini emir buyurdu"

    Ebu Davud, Edâhî, 21, (2837); Tirmizî, Edâhî 23, (1522), Edeb 63,(2834), (Tirmizî'de hadis İbnu Ömer'den değil, Amr İbnu Şu'ayb an ebîhi an ceddihi tarîkindendir Burada bir sehiv söz konusu -Nesâî, Akîka 5, (7, 166); İbnu Mâce, Zebâih 1, (3165)-dur)

    139 - Hz Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Yeni doğan çocuklar Hz Peyg er (aleyhissalâtu vesselâm)'e getirilirdi O da bunlara mübarek olmaları için dua eder, tahnîkde bulunurdu"

    Müslim, Edeb, 27 (2147); Ebu Dâvud, Edeb 116, (5106)

    140 - Ebu Râfi (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz Fatıma (radıyallahu anhâ) oğlu Hasan (radıyallahu anh)'ı doğurduğu zaman, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı kulağına ezan okurken gördüm"

    Ebu Dâvud, Edeb 116, (5105); Tirmizî, Edâhî 17, (1514)

    Tirmizî hadisin sahih olduğunu söylemiştir Rezîn şu ziyadeyi kaydeder: "Kulağına İhlas sûresini okudu, hurma ile tahnik etti ve ismini koydu"

    141 - Yahya İbnu Saîd anlatıyor: "Hz Ömer bir adama: "İsmin nedir?" diye sordu Adam "Cemre (kor)" dedi "Kimin oğlusun?" diye tekrar sordu Adam: "İbnu Şihâb (alev) deyince "Kimlerden?" dedi Adam: "Hurakalardan" "Eviniz nerede? diye sordu "Harretu'n-Nâr'da" cevabını alınca, "hangisinde?" dedi "Zâtı Lezâ'da" cevabını alınca; Hz Ömer (radıyallahu anh) "Âilene yetiş, yanıyorlar!" dedi Gerçekten durum aynen Hz Ömer'in dediği gibiydi"

    Muvatta, İsti'zân 25 (2, 973)




  3. 3
    konularıma cevap....



  4. 4
    Medine ismini koymakta bir sakınca var mıdır ?



  5. 5
    Medine ismini koymakta bir sakınca var mıdır ?
    Hayır , yok kardesim



  6. 6
    Allah razı olsun bilgileriniz için saolun kardeşim



  7. 7
    Kayıtsız Üye
    Hocam hayırlı akşamlar Ensar Toprak ismini koymakta bi sakınca warmı ☺



  8. 8
    Kayıtsız Üye
    selamun aleykum ogluma mikail ismi koyabilir miyim



allahın isimleri bebeklere konurmu,  mikail ismi koymak,  melik ismi cocuga konulurmu,  ismi ne olsun,  bebege melek koyulurmu,  mikail ismi konulur mu,  melek ismi çocuklara koyulurmu