islamda Aile ve Eşlere Tavsiyeleriniz Forumundan "Hic Kimse beni Anlamiyor." Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    "Hic Kimse beni Anlamiyor."

    Reklam




    "Hiç kimse beni anlamıyor.’



    Eşinizin sizi niye anlamadığını merak ediyorsanız önce iki insanın birbirini tam manasıyla anlayabilmesini engelleyen sebepleri bilmeniz gerekir. Belki kendinizi yeterince anlatamıyorsunuzdur, belki de yaptığınız tek şey; akşama kadar evde oturup eşinizin bir an önce gelip sizi anlamasını beklemektir.
    Hepimizde bir parça anlaşılamamak sıkıntısı var. ‘Beni hiç anlamıyor.’ cümlesini hem kendimiz sıkça sarf ediyor hem de etrafımızdakilerden duyuyoruz. Anlaşılmaya ihtiyacımız var elbette; ama özellikle eşler arası anlama ve anlaşılma söz konusu olunca sağlam temeller üzerine kurulu yuvaların çoğalması adına konuyu enine boyuna masaya yatırmakta fayda var. Nişanlılık döneminde çok iyi anlaşan çiftler evlenince neden eşlerini tanımakta zorluk çekiyorlar? İki insan birbirini gerçekten anlayabilir mi? Ve bizi en iyi kim anlar?..
    “Modern hayat eşlerin birbirlerini anlamalarını zorlaştırıyor.” diyen psikiyatr Mustafa Ulusoy, ilk gençlikten itibaren ‘kendin ol’, ‘kendini yaşa’, ‘hayatının sahibi sensin’ gibi sloganlarla benlikleri şişirilen iki insanın bir araya gelince şiddetli bir çatışma yaşamasının çok normal olduğunu düşünüyor. Nişanlılık döneminde her bakımdan uyum içinde olduğunu düşündüğünüz eşinizi evlendikten sonra tanımakta zorlanmanızın altında da bu yatıyor işte; benliklerin iç içe geçmesi... Peki doğasında tahakküm etme isteği olan benlikler nasıl çatışıyor? Nişanlıyken dışarıda bir çay bahçesinde oturup, sohbet ediyordunuz ve herkes kendi evine dönüyordu. Müstakbel eşinizin içeri girer girmez çoraplarını sağa sola fırlattığını ve yemek sofrası geç kuruldu diye sinirlendiğini; ancak evlendikten sonra öğrenebildiniz. Siz düzenli bir insansınız ve eşinizin de düzenli olmasını istiyorsunuz. Ayrıca yemek yaparken geciktiniz diye sinirlenmek yerine mutfağa girip size yardım etmesini bekliyorsunuz ve eşiniz arkadaşlarıyla dışarıya çıkmak istediğinde ‘Sen artık evli bir erkeksin, bekarlık günlerinden kalma alışkanlıklarını bırakmalısın.’ diye bir uyarıda bulunuyorsunuz ona. İşte her daim kendi istediği olsun isteyen iki benlik çatışmaya başladı bile... Psikiyatr Ulusoy; ‘Benliklerin en çok sürtüştüğü tek yaşama alanı’ olarak tanımlıyor evliliği. Zaman içinde birbirlerinin zayıf yönlerini keşfeden eşlerin düştüğü en büyük hata ise öfke anında düşüncesizce zayıf noktalara yüklenmeleri ve birbirlerini duygusal anlamda yaralamaları. Evlilik ilişkisini çocuk ile kedi arasındaki ilişkiye benzeten psikiyatr Ulusoy ilginç bir örnekle açıklıyor bu benzetmeyi; “Kediyi sevmek için kuyruğundan yakalamaya çalışan çocuk isteğine ulaşamıyor; çünkü kedinin kuyruğu çok hassas ve duyarlı. Ama kedinin başını okşadığı zaman hem çocuk hem de kedi mutlu oluyor. Eşler de öfke anında benliklerinin iyice kabardığını dikkate alarak birbirlerinin kuyruğuna basmaktan kaçınmalılar.” Evli çiftlerin özellikle ilk zamanlarda sıkça yaşadığı çatışmalar aşırıya kaçmadığı sürece kişiliklerin gelişimi için gerekli; ama eşlerin, Yaratıcı’nın her birimiz için biçtiği değeri göz ardı ederek, kendilerini asla ödün vermeyecek biçimde önemsemeleri huzursuz bir ev ortamını da beraberinde getiriyor.
    Aslında iki insanın birbirini olduğu gibi anlaması ve insanın kendini karşısındakine eksiksiz bir şekilde anlatabilmesi mümkün değil. Anlama ve anlaşılmanın önünde insan olmamızdan kaynaklanan birçok engelin olduğu gerçeğini kabullenirsek ‘Hiç kimse beni anlamıyor.’ şeklinde sızlanmaktan da vazgeçebiliriz. Diyelim kadın ve kocası karşılıklı oturdular; bir yandan çaylarını yudumlayıp bir yandan da bir meseleyi çözümlemeye çalışıyorlar. Kadın zihninde çok renkli bir resim olarak belirginleşen konuyu kelimelere dökerken dilin yetersiz kalması yüzünden bir eksiklik duygusu yaşıyor. Erkek de kendisine en baştan eksik olarak iletilen meseleyi zihninde bir resim olarak canlandırırken eleğin altına dökülenler iyice azalmış oluyor artık. Psikiyatr Ulusoy bu örnekten çok önemli bir sonuca varıyor; insanı mükemmel ve eksiksiz anlayacak tek bir varlık vardır; o da Yaratıcımız. Günümüz insanı işte bu gerçekten uzaklaştığı içindir ki karşısındaki tarafından mutlak bir şekilde anlaşılmak istiyor ve bu hiçbir zaman mümkün olmadığı için de mutsuz oluyor. Bu durumda eşimizin de bir insan olarak yetersiz olabileceğini, o an belki kendi yaşadığı sorunlar yüzünden ya da bizim yaşadığımız sorunların karmaşıklığı yüzünden çok istese bile bizi anlamayabileceğini hiç unutmamamız gerekiyor.
    İnsani ilişkilerdeki beklentilerin haddinden fazla olmasını kainattan uzaklaşmamıza bağlayan psikiyatr Ulusoy, kadınların daha çok kendilerini anlatma ve anlaşılma ihtiyacı hissettiklerini göz önüne alarak birkaç rahatlatıcı tavsiyede daha bulunuyor: “Kendinize bir yeryüzünden bir de gökyüzünden ilgileneceğiniz bir nesne seçin. Pencereden baktığınızda görüş alanınız içine giren ya da her gün geçip gittiğiniz yol üstünde bulunan bir ağacı gözlemleyin, onunla arkadaşlık kurun ve tefekkür edin. Gökyüzünde de bir yıldızınız olsun. Bu sayede ‘Eşim bir an önce gelsin ve beni mutlaka anlasın.’ düşüncesinden vazgeçebilirsiniz.”
    Ülkü Özel Akagündüz


    Paylaş
    "Hic Kimse beni Anlamiyor." Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Bir insana anlaşılmadığını düşündüren bir durum varsa ortada her şeyden önce sorunun neden kaynaklandığını kendi düşünmeli belki de kendini tam olarak ifade edemediğindendir.



beni hic kimse anlamiyor