Mumine Ahlak ve Edep ve Görgü Kuralları Forumundan Cıkolatamı, Kabe Mı ? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Cıkolatamı, Kabe Mı ?

    Reklam




    Çikolata mı, Kabe mi?

    Peygamberimizin (asm) sözü yerinde kullanmasına dair şu küçük anektod bana, yazın Kur'an eğitimi alacak çocuklarımızı hatırlattı:

    Bir göçebe Arap Müslüman olma niyetiyle gelmiştir. Fakat henüz kararı kesin değildir. Netleştirmek için Peygambere sorar:
    -İnsanları neye çağırıyorsun?
    - Yalnız Allah?a ibadet etmeye. O Allah ki, başın bir derde girdiğinde O?nu çağırırsın. Seni kurtarır. O Allah ki bir kuraklık olduğunda O?nu çağırırsın. Yeri yeşertir. O Allah ki, çölde yolunu şaşırdığında O?nu çağırırsın. Yolunu buldurur.

    Gelen adamın arayışına birebir karşılıktır bu sözler. Çünkü Efendimiz (asm) davet ettiği dini, bir çöl sakininin ihtiyaçlarını gözeterek anlatmıştır. Kuralın ve kanunun olmadığı çölde, her göçebenin başı derttedir, derde girmek üzeredir. Kuraklığın hüküm sürdüğü çölde yaşayanlar, en çok da yeri yeşertecek, vahalara gökden sular indirecek Bir'ini arar. Çölün zemini sürekli hareketlidir, bir rüzgarla tepe ve rüzgar yer değiştirir, yön ve yol bir anda kayboluverir. Çölde yolunu kaybedenler en çok kendilerini yola getiren Bir'ini arar.

    Gelelim çocuklarımıza... Onlara dualar öğretiyoruz. Ayetleri Arabca aslıyla ezberletiyoruz. Hacca ve umreye gitme hayalleri telkin ediyoruz. Peygamberimizin savaşlarına dair şiirleri büyük bir heyecanla okutuyoruz. Hiç şüphesiz iyi niyetliyiz ve iyi ediyoruz. Başkaca şeyler öğretmekten elbette ki daha anlamlı bir iş yapıyoruz.

    Ama Efendimizin bir çöl bedevisine gösterdiği inceliği çocuklarımızdan esirgiyor olabilir miyiz? Soruyor muyuz kendimize: "Çocuklar en çok neyi arar?"
    Bence, Kabe'den önce şeker ve çikolata arar.. Bence, Hacca gitmeye hasret duymadan önce, bisiklete binmeyi, dondurma yalamayı özler. Bence, savaş şiirleri dinlemekten çok daha önce, kül kedisini, yedi cüceleri, kırmızı şapkalı kızı, belki keloğlanı, pinokyoyu, tom ile jerry'yi, şirinleri ve onların şen şakrak serüvenlerini dinlemek ister..

    İhtimal ki, bu sözlerim yaralayıcı olacak.. Kabe'nin karşısına şeker ve çikolatayı koyuyorum diye... Peygamberimizin hayatına karşılık Batılıların masallarını öne çıkarıyorum diye.. Hacc ve umrenin rakibi olarak bisiklete binmeyi, dondurmayı yemeyi zikrediyorum diye...

    Ben başlatmadım bu rekabeti.. Asıl, çocukların çocukluğunu, Peygamberimizin bedevinin bedeviliğini ciddiye aldığı kadar ciddiye almayan anababalar başlattı.. Nasıl oldu da, en önce çikolatayı ve şekeri, bonbonu ve boncuğu seven çocuğu, bir anda Kabe'yi ve umreyi sever hale getirebildik dersiniz? Başarı mı bu, yoksa bir aldanma mı? Çocuklar biz büyüklerin küçümsediği şekeri ve bonbonu küçümser gibi yapıp, yerine bizim öncelediklerimizi koyar gibi yapıyor olmasınlar? Çocuk babası gibi olgun olmak zorunda değil.. Çocuk annesi gibi dünya süslerini bir tarafa bırakmak zorunda değil.. Hele de çocuklar büyüklerin dinlediği şiirleri, büyüklerin edasıyla okumak zorunda değil... Çocuk çocukça şiir okur. Şaşırır. Kekeler.. Harfleri yutar.. Kocaman adamlar gibi kollarını romantik bir edayla açıp, başını göğe çevirip, gözlerni huşu ile yummaz.

    Hadi, diyelim ki, gerçekten de Kabe'yi çikolatadan önce istiyorlar, savaş menkıbelerini çocuk masallarından daha çok seviyorlar.. Samimiler... Tam da bizim istediğimiz formatı tutturdular..

    İyi ama.. Allah'ı sadece "Kabe'nin Allah'ı" olarak tanıtmak onlara zulüm değil mi? Allah'ı sadece Mekke'nin Medine'nin Yaradan'ı olarak, çöl ve devenin Rabbi olarak tanıtmak haksızlık değil mi? Niye Peygamberimizin hayatını, İslam'ı anlatan imajlar, resimler, sarıklı ve cübbeli adamlar ve çocuklar üzerinden, çöller ve develerle anlatılır? Demek ki şu güzel kumsalın Rabbi -haşa- Allah değil? Demek ki tişörtle gezen çocuklar -haşa- Peygamberimizin dostu değil. Allah'a kul olmak çöl kadar uzak, develer kadar egzotik bir şey... Öyle mi? Niye burada ve şimdi varolan şeyler üzerinden tanıtmaktan kaçınırız Allah'ı çocuklara? Neden ellerine tutuşturduğumuz Elif Ba kitapcıkları
    ille de derme çatma mizanpajlı, renksiz ve zevksiz, albenisiz ve tatsız tuzsuz olmak zorundadır?

    Güzel ve çekici olan şeylerle anlatmaktan korkuyor muyuz Allah'ı? Yoksa, kimilerinin ısrarla ve sistematik bir biçimde anlattığı, telkin ettiği gibi "asık suratlı" bir din midir bizimkisi? "Kızan", "taş yapan", "kullarını yakmaya hevesli" bir Rabb midir bizim Rabbimiz? İlle de "çarpar" mı Kur'an? Hiç okşamaz mı? Hiç hikaye anlatmaz mı?
    Oysa, Allah çikolota da verir çocuklara. Oysa Allah dondurmayı da sevdirir çocuklara.. Oysa Allah bisikletin de Rabbidir.. Oysa Allah masallardaki güzel kızların ve prenslerin de Yaradan'dır. Oysa, Kur'an "masal" da anlatır çocuklara? Oysa, Peygamberimiz s.a.s oyun oynar çocuklarla? Oysa, Peygamber s.a.s namazının en hassas yerinde, secdede, başının üzerine oturmasına ses etmez çocukların... Allah da, Kur'an da, Peygamber de, yeri geldiğinde "çocukça"dır çocuklara.. Çocuklaşırlar.. Kendi asık suratımızı Allah'a yamamaya çalışmak haddimize mi? Çocukluğunu ve içindeki çocukluğu unuttuğu için çocuklarından yetişkinlik bekleyen bizler gibi göstermeye hakkımız var mı Peygamberi (asm)? Çikolatayı babasından, dondurmayı annesinden isteyebileceğini, ama Allah'tan ancak Kabe gibi, hacc gibi, Peygamberimizi rüyasında görmek gibi büyük ve soyut şeyleri isteyebileceğini öğrenen bir çocuğun zihninde nasıl bir Allah imajı inşa ediyoruz? Hiç düşündük mü?

    Yıllar önce beş altı yaşındaki bir kız çocuğuna sormuştum: "Dua biliyor musun?" "Evet," dedi ve hemen "Rabbi yessir..."i okuyuverdi.. Sonra tuttum ellerinden, gözlerinin içine baktım. "Bugün Allah'tan ne istersin?" diye sordum. "Gerek yok ki.." dedi, "annem babam benim istediklerimi alıyor." Duanın Allah'tan bir şey istemek demek olmadığnı bilmeden "dua ediyor" kızımız. Ne garip! Babası araya giriyor: "Hocam, o en çok Kabe'yi görmek ister!" Bak sen işe! Dünya tatlısı küçücük kız çocuğu, ona çikolata yiyecek dili damağı dudağı hiç yoktan veren, gözlerinin her iki kapağına süslü mü süslü kirpikler takan Rabbini, çikolata ve şeker isteyebileceği Biri olarak tanımıyor. Ancak, babasının istediği ya da istemesini istediği Kabe söz konusu olunca, Rabbine başvuruyor. Söyler misiniz, Kabe'ye şekeri ve bonbonu, çikolatayı ve oyuncağı rakip eden kimler? Söyler misiniz, güzeller güzeli dini çöl imajlarıyla, deve resimleriyle çocuğun dünyasından uzak bir yere atan kimler?

    Gelin bir sünneti icra edelim. Efendimizin çölde yaşayan göçebeye hitabını çocuklarımıza uyarlayalım..

    Yalnız Allah?tan iste, çocuğum. O Allah ki, oyuncaklarını kaybettiğinde O?nu çağırırsın. Sana yeni oyuncaklar gönderir. O Allah ki bisiklete binmek istediğinde, O'nu çağırırsın, sana bisiklet alacak anne baba verir. O Allah ki bir canın dondurma çektiğinde sana seve seve dondurma yapacak, dondurma alacak, dondurma satacak amcaları teyzeleri, ağabeyleri ablaları verir..


    Devamını siz getirin.. "Sünnettir!" dedim ya...


    Paylaş
    Cıkolatamı, Kabe Mı ? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Evt çok Doğru Allahımızdan Başka Kimseden Bir şey Istememeyi



  3. 3
    tek kelimeyle sosyal içerikli bi yazı evimizi yaşadıklarımızı anlatıyor



  4. 4
    Allah razı olsun
    Hatice hanım çok güzel ve derin bir mevzuya değinmiş...Yazana teşekkür,yazdırana şükrederiz.
    Bu meseleyle ben de çok uğraştım..Çevremde çocuklarını dini anaokullarına gönderen onlarca hanım var..Baştan söyliyeyim ebeveynlerin niyetleri çok temiz,dinini öğrenmeye yavaş yavaş başlasın,Resullahı sevmeyi öğrensin diye güzel hayeller kuruyorlar..Ama kuru hayeller büyük hedeflerin yeşermesine yetmiyor.Ana okul idarecileri durumun farkında ama ailelere durumu izah edemiyorlar..Bazı idareciler de ailelerin sistemine ayak uydurmak zorunda kalıyor...Çocuk 5-6 yaşında,annesi sene sonuna kadar illa hatim indirecek diyor..Öğretmeni bunun o çocuk için zor olucağını,her çocuğun kapasitesinin aynı olmadığını izah etse de sonuç değişmiyor,aile parasını veriyorum işiniz bu,diyor.Bunları duyduğumda şok olmuştum..Böyle bir ailenin çocuğu olmak da zor..Çocuğunu eğitmek de...Böyle bir kurumda kısa bir süre bulundum,asıl işim olmadığı için çok zorlanmıştım bu yüzden bıraktım..İnanın çikolatayla Kabe arasında gelip giden ebeveynlerle uğraşmak o kadar zor ki..Allah öğretmenlerin yardımcısı olsun!
    Yanlış anlaşılmak istemem ama ben ana okul ve ilkokul çağındaki çocukların onların yaşına uygun masal ve hikayelerle gecelerini bitirip uykuya dalmalarını isterim..Olmaz illa bu iki sayfa okunacak denip hayatımızın anahtarı olan güzel kitabımızın çocuklarımızın kucaklarına zorla yerleştirilip okutulmasına karşıyım..O Kitabı önce bir sevdirsek..Kuran-ı Kerimi ellerinde dergiye çeviren kaç çocuk biliyorum..Ellerinden alıp düzeltiyorum ve nasıl kullanmaları gerktiğini anlatıyorum, çok şükür sonuç hep iyi oldu.Bir anne bana çocuğuyla "Kuran sevgisi" ayarını çok güzel tutturduğunu söylemişti.Çocuğu Kuran-ı Kerimi okumayı öğrenmiş.Kendisi daha önceden biliyormuş ama çocuğuna söylememiş,beraber öğrenelim demiş..Anneyle beraber birşeyleri öğrenmek çocuğun çok hoşuna gitmiş..Anne, beraber heyecanlandık beraber üzüldük diyor..Ama çocuk sıkılmadan"Kuran eğitimini"almış.Şimdi onların belli saatleri varmış"yemek saati""oyun saati"gibi...Her ailede var bu zaten..Kuran-ı Kerimi okuma saati de var,saatlerin en güzeli heralde.Çocuk yüce kitaptan herhangi bir sayfayı açıyor..bazen iki bazen üç ayet..Bu çocuğa bırakılmış..Anneyle beraber okuyorlar..Burada çocuğu heyecanlandıran,ayetlerin uzunluğu kısalığı..Bakalım hangimizin okuduğu ayet daha uzun yada daha kısa..Anne bu işi biraz oyuna çevirmiş.Çocuk hatim indirmiyor ama birgün hatim indireceği zaman diline yerleşen çok güzel mahreç ve tecvidi var..Bu da bence çok şey..Yabana atmayalım.
    Tekrar söylüyorum; dini terbiyenin, Kuranı Kerim eğitiminin çocuklara doğru yöntemlerle verilmesini destekliyorum..Bu iş çok zor..Uğraşanlardan Allah razı olsun..




  5. 5
    tşekkürler huzur 1. sınıfa giden çocuğumu bende eğitmeye çalışıyorum 3 yşından itibaren namaz surelerini ezberlettim ama bazen tıkanıyorum aslında herkes özel okullara çocuklarını yollayıp dini eğitim aldıramıyor biz aileden yada kuran kurslarından bu eğitimi aldık ama malesef sosyal hayatta aldığımız eğitim çatışır hale gelince doğru yanlış ayrımında çok zorlandık zamanla doğruyu buluyosun biiznillah belki ama kaybolan yıllar canını acıtıyor benim içim acıyor keşke diyorum elimden bişey gelmiyor ve hayatla ilgili şuna inanıyorum aileler çocuklarını kendi hayat tarzlarına göre yetiştirmeye çalışırlar ama bu yetmez rüzgar onları alıp götürür bi yöne bu onların kaderleridir kaderse insanın eliyle ettiğidir



  6. 6
    selamün aleyküm eksen kardeşim

    Ben de Kuran kurs eğitimi aldım..4yıl yatılı gittim.Daha sonra gençliğimin ilk çağlarını da Kadıköy'ün göbeğinde geçirdim..dershane,alışveriş,toplantı vs vs..Şanslıydım,her iki alanda da asimile olmadım..Allah aileme acıdı heraldeanladığım kadarıyla sizde hakla batılı ayırmada azimli ve kararlısınız..Size hak veriyorum..çocuk eğitimi ve aile düzeni Kuran kurs bilgileriyle arkadaş tavsiyeleriyle yola girmiyor..Çocoğunuza güzel bir dini eğitim vermek için duyarlı bir anne olarak yorulmuş ve üzülmüşşünüz...Anne değilim ama sizi anlamıyacak kadar cahil de değilim..çünkü sağım solum sizin gibi duyarlı annelerle dolu..çocuğunuza dini eğitim konusunda nacizane size yardımım dokunursa sevinirim..

    Selam ve dua ile



  7. 7
    Aleykümselam Allah razı olsun senin gibi genç arkadaşların var olduğunu bilmek beni çok mutlu ediyor çocuk eğitiminin birinci şartı kendimizi eğitmektir verdiğimiz bilgiler bizimde hayat tarzı yapmamız lazım inan annelik çok zor ve ailede uyum çok önemli tekerleğin biri bi tarafa biri bitarafa gittiği zaman işte ozaman bocalıyosun zor oluyo bazen sende kendini bırakıyosun falan filan işte anladınız sanırım



  8. 8
    hem de nasıl!!!...