Doğum Kadın ve Doğum ve Hamilelik Öyküleri Forumundan Doğal Doğum'un Coşkusu Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Doğal Doğum'un Coşkusu

    Reklam




    Adı Güneş…Kurs öncesinde doldurmaları için yolladığım katılım formundaki “Doğumla ilgili düşünceleriniz nelerdir?Korkularınız var mı?” sorusuna şöyle cevap vermiş;
    “ Doğal doğum yapmak istiyorum, herhangi bir korku veya endişem yok.”
    Gerçekten de kurs boyunca rahat davranışları ve ne istediğini bilen tavırları ile dikkatimi çekti. Onu kursa getiren en önemli sebeplerden birisi de benimle, yani gelecekteki doğum rehberi ile tanışmaktı. Yazılarımı okumuştu ve doğ um felsefelerimi biliyordu. Ancak bir kez de karşılıklı görüşmek ve doğum yolunda enerjilerimizin tutup tutmayacağını görmek istiyordu.
    Kurstan 1 ay sonra bir İstanbul ziyaretim sırasında randevu alarak kontrole gelmek istediğini söyledi. Kontrol sonrasında kendinden emin olarak kararını vermişti.
    “Ben sizinle birlikte doğum yapmak istiyorum.” dedi. “İstanbul’a gelir misiniz?”
    Benimle yolları kesişen kişiler eğer kendilerinden eminlerse onları geri çevirmem mümkün değil. Çünkü kendisine güvenen, ne istediğini şimdiden bilen bir anne ile doğum tecrübesini paylaşmak inanılmaz zevkli oluyor. Hele bir de bu kişi uzun zamandır yoga yapıyorsa ve yoga felsefelerini benimsemişse, o doğumda rehberlik etmek yeniden hayat enerjisini bulmak gibi bir şey.
    Birçok gebe kurstan sonra benimle birlikte doğum yapma konusunda soru işaretleri yaşıyor. Ancak kursta da özellikle vurguladığım gibi önceliğim doktorları ile sağlıklı iletişim kurmaları oluyor. Kurs sırasında birlikte doğum konusunu konuşmak isteyen çiftlere karşı tarafsız ve özellikle çekimser duruyorum. Bazı çiftler bunu negatif olarak algılıyor, bazı çiftlerse yeterince ilgi göstermediğimi düşünüyorlar. Ancak orada bir doktor olarak değil, hamile eğitmeni olarak bulunduğumu defalarca vurgulamama rağmen hep unutuyorlar. Gerçe kten beni bir doğum rehberi olarak görenler zaten bunu sorgulamadan çok önceden karar vermiş oluyorlar.
    Yoga hamile eğitiminin olmazsa olmazları arasında denilebilir. Son 5 yıldır yaşadığım tecrübeler hep yoganın hamileler ve doğum üzerindeki olumlu etkilerini karşıma çıkardı. Bunları kitaplardan da okumak mümkün ancak birebir tecrübelerle yaşayınca yoganın doğum yolundaki katkılarına artık yürekten inanıyorum. Yoga eğitmenleri veya yogayı uzun zamandır çalışanlar hep istisnasız çok rahat doğumlar yaptılar. Beden ve zihin kontrolleri mükemmel uyum içindeydi. Hem bedenlerine hem de bebeklerine güveniyorlardı. Bedenlerini izlemeyi biliyorlardı. Bedenlerini hareket ettirme konusunda çok rahatlardı. Ses çıkarmaktan ve çıplaklıktan utanmıyorlardı. Kendilerini doğuma bırakmanın özgürlüğü içinde yüzlerinde bir parlaklık vardı ve gözleri ışıldıyordu. Tüm farkındalıkları ile doğum yaptılar ve bebeklerine sarıldılar.
    Güneş de yoga ile bütünleşmişti ve onun için de böyle bir doğum öngörüm vardı. Ve bunu o da biliyordu.
    Geçen zaman içinde onların hayatları da b aşka bir yöne doğru akmaya başladı. 2 ay önce Bodrum’a taşındılar. Takiplere oradan gelip gitmeye başladılar. Yolda geçen zamanları hesapladılar. Acaba yetişir miyiz kaygıları yaşadılar. Ve sonunda 10 gün öncesinde Marmaris’e gelerek doğuma kadar geçecek süreyi burada yaşamaya karar verdiler. Herkesten uzak, şehirden uzak, iş gerginliğinden uzak, tedirgin gözlerden uzak, akrabalardan uzak… Yani doğumu engelleme potansiyeli olan tüm stres kaynaklarından uzak.
    Buradayken her gün denize girdi. Sürekli gittiği tesisteki tüm çalışanlar onunla birlikte doğum heyecanını yaşamaya başladılar. Belki de onların doğum gerçeklerini de doğallığı ile olumlu yönde değiştirmişti.
    En son bana 29 Haziran öğlen saatlerinde geldi. Hafif kanama olmuştu. Bunun halk arasında nişan olarak adlandırılan, rahim ağzındaki mukus tıkacın atılması olduğunu biliyorduk. Muayenede açıklık yoktu ama baş y erleşmişti. Doğumun başlamasına artık saatler kalmıştı. Benden yine denize girme konusunda izin istedi. Yorulmaması kaydıyla izini koparmayı başardı.
    Hastaneye geldiğinde saat 20:00 idi. Kasılmaları hafifti ama düzenliydi. 3 cm açıklığı vardı. Güneş ve Sıdıka Ebe ne yapacaklarını biliyorlardı. Bana ihtiyaçları yoktu. Sorun çıkmadığı sürece orada yerim yoktu. Herkes bu konuda hem fikirdi.
    Aslında çok yoğun bir gece olacaktı benim için. Bir gece önceden başka bir gebeden dolayı uykusuz bir gece geçirmiştim. Bir yandan kardeşim geliyordu. Onu karşılamalıydım. 11 yaşındaki kızım Doğa’nın tango dersi vardı. Derse bırakılacak ve alınacaktı. Arkadaşlarımızla bir yemeğe davetliydik. İstanbul’dan gelen ve benimle birlikte doğum yapacak başka bir aile bizi tanışma yemeğine davet etmişti. Ve bütün bunların arasında aklımda hep Güneş’in doğumu olacaktı.
    Ama ben çok rahattım. Bütün bu işlere koştururken bir an bile aklım hastanede değildi. Güneşe ve Sıdıka Ebe’ye güveniyordum . İkisi de ne yapacaklarını biliyorlardı.
    Her şey tereyağından kıl çeker gibi yolunda gitti. Tüm sosyal program bittiğinde saat 23:30 olmuştu. Evden hastaneyi aradım. Her şey yolundaydı. 6 cm açıklık vardı. Doğum 1 saat içinde olacaktı.
    Şimdi tecrübeli olanlar veya bu yazıyı okuyan sağlık profesyonelleri 6 cm açıklıktan sonra 1 saat içinde doğum olmasını kabul etmekte güçlük çekeceklerdir. Ama onlar iki gerçeğin farkında değiller.
    1. Sıdıka Ebe
    2. Doğal bir doğumun ritmi

    Rahat ve gevşemiş olarak tamamen kendini bır akmayı başaran gebelerde doğumlar çok çabuk gerçekleşiyor. Herkes bu duruma şaşırıyor ama biz alıştık artık.
    Şimdi Sıdıka Ebe faktörü de ne diye soracaksınız. Onunla aramızda yeni keşfettiğimiz sihirli bir cümle var. O ne zaman 6 cm açıklıkta bir muayene bulgusu söylese gebeler 1 saat içinde doğum yapıyorlar. Kendi bile şaşırıyor bu duruma.
    Telefonda da kendisine 1 saat içinde görüşürüz dediğimde yine inanmadı bana. Ama beni yeniden aradığında sadece 30 dakika geçmişti ve Güneş doğum yapmak üzereydi.
    Odasında iken kendiliğinde suyu gelmişti. Biz artık doğumlarda su kesesini mümkün olduğunca açmıyoruz. Bu doğumlar belki biraz daha uzun sürüyor ancak anneler rahat bir doğum süreci yaşıyorlar.
    Hastaneye gittiğimde Güneş topun üstüne y aslanmış dalgalarla sanki dans ediyordu. Doğumda değil de sanki bir yoga çalışmasındaydı ve bedenini tamamen doğanın kontrolüne bırakmıştı. Dilediği gibi sallanıyor ve istediği sesleri çıkarmakta özgür hissediyordu. Biz de bu konuda kendisini destekliyorduk.
    Eşi ne yapıyordu dersiniz? Bir elinde kamera, diğer elinde fotoğraf makinası ile her anı görüntülemeye çalışıyordu. Ama bu nasıl bir dinginlik ve huzur!!! Sanki orada yoktu ama aslında tüm benliği ile oradaydı. Güneş de zaten bunu biliyordu ve yürekten hissediyordu. Birlikte uçan kelebekler misali birbirlerine dokunmasalar da, ruhlarından birbirine bağlı gibi tek yürek olmuşlardı.
    Tam bir güven ve sevgi ortamı vardı. Kesinlikle gereksiz tek bir kelime dahi konuşulmuyordu. Gereksi ışıklar yoktu. Huzur ve sakinlik vardı. Ve tabii doğumun heyecanı ve coşkusu…
    Çok kolay bir doğum olacağı şimdiden belliydi. Ama ben Güneş’i uyarma gereği hissettim. Yogadan dolayı güçlü karın kasları olduğundan dolayı aşırı ıkınmamasını, sadece nefesi ile yönlendirmesini istedim. Hatta eli ile kontrol ederek daha yavaş bir doğum yapması konusunda ona güvendiğimi söyledim. Doğumu kendisi yapacaktı. Ama bir doktor olarak yılların verdiği kontrol etme duygusu hala içimdeydi. Bu duyguyu da doğum pozisyonunu ayarlayarak kontrol altına almış olduk. Doğum masasını dayanacağı bir yatak olarak kullandık. Hafif dizleri kırık pozisyonda doğum yaparken, herhangi bir problemde ben yardımcı olacaktım. Bebeği de çok kolay alabilecektim.
    Ve doğum anı… Güneş kontrollü bir şekilde bebeğini ilerletti. Son nefeslerde bebeğin başı perineyi geriyor sonra geri çekiliyordu. Ani bir itme ve ıkınma olmadığı için perine yavaş yavaş esniyordu. Ve son bir nefesle bebeğin başının yavaş yavaş çıkmasını sağladı Güneş. O aşamada ben devreye girerek omuz ve kolların perineye zarar vermeden doğmalarını sağladım.
    Güneş doğumdan hemen sonra yere oturdu ve sırtını doğum topuna dayadı. Ve işte bebeği olabilecek en doğal haliyle kucağındaydı. Yine alıştığımız şeyler oldu. Bebeğimiz refleks bir ağlamadan sonra k endini Güneş’in sevgi dolu biliçli kollarına bıraktı. Rahat nefesler alıyordu ve huzurluydu. Odada sessizlik hakimdi. Ama herkes bu anın heyecanını yaşıyordu. Sevgili babamız artık fotoğrafçılıktan istifa etmek istiyordu. Yardım et diyen gözlerine karşılık vererek makinaları aldım. Artık o bir babaydı. Ben de kameraman olmuştum.
    Kordonu uzun bir süre sonra babaya kestirdim. Aslında böyle bir adetim yok ama bu sefer nedense içimden öyle geldi. Plasenta kendiliğinden ayrıldı. Perinedeki küçük bir yırtık vardı ve birkaç dikişle halloldu. Artık doğum masasını kullanıyorduk ama Güneş’in uzanması ve bebeği ile buluşması için. Uzun bir süre burada güzel bir aşka şahitlik ettik.
    Güzel ve doğal bir doğumdu. İlaçsız, müdahalesiz, epizyotomisiz, serumsuz…her doğum elbette böyle olmuyor ama bunun olması için fırsat vermiştik ve bu güzelliği yaşamıştık.
    Güneş bebeği için bir doğum hayal etti. Hayalleri için çalıştı, araştırdı, kararlar verdi.
    Ve hayalindeki doğuma ulaştı…Kendisi için…Bebeği için…Ailesi için…
    O ulaştı…Siz de ul aşabilirsiniz…Önünüzde hiçbir engel yok…
    Hayal ederseniz…Çalışırsanız…Araştırırsanız…kararlar alabilirseniz…

    Doğal ve müdahalesiz bir doğum yolunda önünüzdeki tek engel belki de sizsiniz…
    Yeni bir hikayede buluşmak üzere…
    Dr.Hakan Çoker Temmuz 2010-Marmaris



    Paylaş
    Doğal Doğum'un Coşkusu Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Normal doğum yöntemlerini deneyen bayanlar kazandıkları avantajları onları mutlu etmektedir. Normal doğumu çeşitli şekillerden bir tanesi de suda doğum yapmaktır.