Doğum Kadın ve Doğum ve Hamilelik Öyküleri Forumundan Doğum Hikayeleri-İkinci çocuğuma Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Doğum Hikayeleri-İkinci çocuğuma

    Reklam




    İkinci çocuğuma hamile kaldığımda çok şaşırmıştım. Çünkü ne ben ne de eşim ikinci bir çocuk düşünmüyorduk. Dünya tatlısı sağlıklı oğlumuz 6 yaşındaydı. Ve biz yeni yeni kendimize geliyorduk.33 yaşındaydım. Gerçi içten içe benim oğlum kardeşsiz mi büyüyecek, ona haksızlık mı yapıyoruz diye düşünüp üzülüyordum. Koşullarım uygun olsa hemen çocuk yapmak istiyordum. Ama mümkün değildi bu.Demek ki beyinsel olarak kendimi hamileliğe hazırlamışım diyorum. Ve siz kendinizi hazır hissedince düşündüklerinizi hayat size getiriyor.

    Hamile olduğumu işyeri tuvaletinde öğrendim.Kağıdın üzerindeki iki çizgi kırmızı olmuştu. Ve ben inanamıyordum.Benden sonra gelenlere heyecanla soruyordum. Bu ne? İki çizgi hadi gözün aydın.Neyin gözün aydını? Hiç düşünmediğim, beklemediğim bir olay. Ama daha o saatte o içimdeki belki bir nokta kadar olan varlığı sevdim. Ve artık hiç kopamayacağımızı anladım. Akşamı zor ettim. Eşim tahmin ettiğim gibi, benim de kendisiyle hemfikir olacağımdan şüphesiz, ne zaman halledeceğimizi(aldıracağımızı)sordu? Çocuğu doğuracağımı ne pahasına olursa olsun doğuracağımı söyleyince şoka girdi. Sonra uzun bir tartışma süreci. Kabul etmedi hiç ama sağolsun gene de beni kendi halime bıraktı. Ve ben ona hiç sıkıntı vermeyeceğimi hem hamilelikte hem de çocuk doğunca, her türlü sorumluğu üzerime alacağımı taahhüt ettim.

    Günler geçiyordu eşim üzgündü eşim soğuktu eşim şoktaydı. İkinci çocuğum olduğu için deneyimliydim. Çocuğun hastanenin ve doktorların değil, doğanın sayesinde doğduğunu biliyordum. İlkinde yaptığım gibi özel doktorlara para harcamayacak, kafaya hiçbirşey takmayacak herşeyi doğasına bırakacaktım. Fakat hem büyük bir şehirde olup, hem okuyup yazmış biri olaraktan en azından ayda bir hastanenin polikliniğine gidip rutin testleri yaptırmamak ele güne karşı ayıp olurdu.

    Zannediyorum ya dördüncü ya beşinci aydı. O zamana kadar herşey normaldi. Psikolojim iyiydi. Sürekli uyumam ve mide bulantılarım geçmişti. Kansızlığımı problem etmiyordum. (akdeniz anemisi taşıyıcılığı) Yemem iyiydi. Bir tek sigarayı bırakamamıştım. Üçlü test sonuçlarını almış doktora göstermek için sırada bekliyorduk. Kalabalıktık. Meraklı ben yanımdakinin sonucuna bakmak istedim. Aman Allah’ım benimkiyle onun grafiği ve yüzdeleri arasında dağlar kadar fark vardı. Hemen diğerlerininkine baktım. Bir tek benimki anormal gibi duruyordu. Neydi bu?. Hemen sıramı falan beklemeden doktorun odasına girdim. Doktor haklı olarak kızdı. Sonra sonucu alıp baktı. Aaa evet çok fazla. Ne fazla? Riskiniz çok fazla. Sizi ayrıntılı tetkikler için şuraya göndereceğiz. Dünya başıma yıkıldı. Nedir fazla olan anlatın. Down sendromlu ya da şu sendromlu çocuk doğurma yüzdeniz çok fazla. Peki neden? Sigara içiyordum. İşte bunu hak ettim. Hayır onla ilgisi yokmuş. Peki tedavisi var mıydı? Yoktu ve doktorlar böyle bir durumda bebeği alıyorlardı.Ağlaya ağlaya gönderdikleri yere gittim. Genetikçiyle konuşuldu. Olayı kesinleştirmek için karından su alınacakmış. Üç hafta sonraya gün verildi. Üç hafta koca bir üç hafta ben ne yapacaktım? Nasıl sabredecektim? Eşime ne diyecektim? Vicdan azabı duyuyordum. Sakat da olsa, beş parasız da kalsak bu çocuğu doğuracağım deyişlerim aklıma geliyordu. Sonra bunun yüzde yüz kız olacağına inancım ve ultrasonda erkek olacağını öğrenince burukluğum. Allah bana ceza mı veriyordu? Allah’ım sağlıklı olsun da ister kız ister erkek olsun. Üstüne üstlük bu karından su aldırma olayı da çok korkutuyordu beni. Psikolojim allak bullak olmuştu.

    Üç hafta sonra beklenen gün geldi, amniyosentez sırasındaydım. Neyse ki kadınların abartarak anlattıkları gibi bir olay değildi bu. Korkulacak hiçbir şeyi olmayan basit bir olaydı. En azından amniyosentez korkusu bitmişti. Bu sefer de en az üç hafta sonucu beklemek zorundaydık. Anlaşılan rahat yoktu bize. Artık ne hamileliğimin tadı kalmıştı ne yaşama sevincim. Sonuca odaklanmış bir halde yaşamaya çalışıyordum. Artık karnımdakini sevip sevmediğimden de emin değildim. Üç hafta mı geçti üç yıl mı hatırlamıyorum.Benim ki ufak ufak kıpırdanıyordu. Bu arada araya bayram tatili falan girince sonucu almam bir on gün daha gecikti. Bir gece onun tekmesiyle uyandığımda ilginç bir şey oldu. Çok sevindim. Seviyordum onu ne şekilde olursa olsun seviyordum. O canlıydı içimdeydi benim bir parçamdı. Ben özel bir insan değildim. Başa gelen yaşanırdı. Eğer öyle bir şey olursa kesinlikle aldıramazdım. Ne yani yarın bilim iyice ilerleyince, çocuğun çok başka özellikleri de önceden bilinebilecek duruma gelince hoşumuza gitmezse aldıracak mıydık? Buna ne hakkımız vardı? Eşimi uyandırdım. Ona sonuç ne şekilde olursa olsun artık mutlu olduğumu, her şekilde onu doğuracağımı söyledim. Peki dedi ve yattı. Yoksa onun hala umudu mu vardı? Belki çocuk alınabilir ve biz de bu süreci hiç yaşanmamış sayarız diyeJ)).

    Gene de sonucun belli olacağı gün heyecandan sonucu almaya gidemedim. Eşim işten izin alıp gitti. Öğleden sonra cep telefonum çaldığında açamadım önce. Sonra derin bir nefes alıp açtım ve eşim müjdeyi verdi. Her şey normal görünüyordu. Sonuç iyiydi. Arkadaşlarla birbirimize sarıldık. Artık hamileliğimin bundan sonrasını mutlu geçirecektim. Buna hakkım vardı. Ne yazık ki mutluluğum üç gün sürdü. Aylık rutin ultrason muayenesinde bana bakan doktor birşeyler söylendi başka bir arkadaşını çağırdı. Birlikte uzun uzun baktılar. Ve suyumun aşırı derecede azalmış olduğunu söylediler. Ama bebeği alamazlardı çünkü 25 haftalıktı.Hastanenin ayrıntılı ultrason bölümüne sevk ettiler. Neydi bu bir de bu mu çıkmıştı başıma. Sekreter sıranın çok olduğunu iki gün sonraya gün vereceğini söyleyince çıldırdım. Doktorla konuştum hemen ayrıntılı ultrasona aldı. Zaten Türkiye’de çok ünlü bir ultrasoncuydu kendisi. Baktı ve gerçekten ileri derecede amniyo azalması olduğunu bunun en büyük sakıncasının başta böbrekler olmak üzere diğer organları etkileyebileceğini, şükür şu anda böbrekleri henüz etkilememiş olduğunu, bu arada hareket edememesinden dolayı eklem rahatsızlıkları da olabileceğini vs vs...

    Yapılabilecek hiçbir şey yoktu. Olayın nedeni de belli değildi. Belki amniyosentez sonrası kaçak olabilirdi. Belki başka bir kaçak. Artık kızdım. Gittim öteki doktora alın artık dedim . Canım bebeğim hareket edemiyordu. Suçluluk duygusuyla kıvranıyordum. Nasıl da karnımın küçüldüğünü kötüye yormamıştım. Çökmüştü karnım bebeğim eskisi gibi tekmelemiyordu. Canımın içinin meğerse ne hareket edecek yeri ne dermanı varmış. Anlasaydım ne olacaktı ki almıyorlardı işte yasal değildi bu. Suyun tekrar düzelmesi de pek mümkün değilmiş. Peki ne olacaktı? Muhtemelen yaşamazmış sürekli kontrole gelecekmişim eğer 28 haftalık olabilirse erken doğum yaptıracaklarmış. Peki o zaman çocuğum sağlıklı olabilir mi? Bilinmez!!!!

    Ağlaya ağlaya eşimin yanına gittim. Ne diyeceğimi bilemiyordum. Onun yaşamını da, bizim daha yeni düzene koyduğumuz yaşamımızı da alt üst etmiştim. Gene vicdan azabı duyuyordum. Çok destek oldu eşim.

    Önce halamın kızına gittim. Onun bebeğini de erken almak zorunda kalmışlar, onun da benim gibi karnı küçülmüştü önce. Ve üç yaşındaki kızı ne konuşuyor de duyuyor, ne de kaslarını hareket ettirebiliyordu.Bana eğer mümkün olursa bir şekilde bebeği aldırmamı, böyle bir ömür boyu yaşamanın hem kendisi hem çocuk ve eşi için çok zor olduğunu söyledi.

    Eve gittim. İşyerine telefon edip bir hafta izin aldım. Bu bir hafta hastahane yüzü görmemeye karar verdim. İnternetten araştırdım. Evet su azalması oluyordu ama, genelde hamileliğin son safhalarında, bebek artık alınsa da sağlıklı olabileceği zamanlarda oluyordu. Üstelik benimki kadar da fazla bir su azalması değildi anlatılanlar.Su içmenin iyi olabileceği ama kesinleşmiş bir şey olmadığı söyleniyordu. Zaten bütün hamilelik boyunca su içmek çok önemliydi. İşim Allah’a kalmıştı ben de ona bıraktım.

    Annem yanıma gelmişti ama çok endişeliydi, o bana değil ben ona destek oluyordum. Bir hafta hep dinlendim ama bir yandan da sürekli sevdiğim insanlara gidip onların evinde dinlendim ya da onları çağırdım. Sinemaya gittim. Tiyatroya gittim. Kafamı dağıtmak için ne lazımsa yaptım. Bol meyve yiyip hep su içtim. Yapacak bir şey yoktu ve bana tuhaf bir güç gelmişti. Sanki karnım gene sertleşiyor, bebeğim hareketlenmeye başlıyordu. Ama gene de hiçbir şeye inanamıyordum. Hem öyle bile olsa bu süre zarfında bebeğimde her türlü rahatsızlık olabilirdi. Başka bir hastanenin deneyimli doktorundan randevu aldım. Sıra bana geldiğinde heyecandan ölecektim. Geçtim derdimi anlattım. Çok erken, ne yapabiliriz acaba dedi. Önceki sonuçlara bakınca da iyice umutsuzluğa kapıldı. Çok umutsuz bir durum ama gene de bir bakalım dedi ve ultrasona soktu.

    Baktım şaşırıyordu doktor. Bu su mu azmış dedi? Nasıl yani dedim? Suyun gayet iyi bebek kıpır kıpır inanamıyorum dedi. Bense zaten hiç inanamıyordum.İyice bakın lütfen dedim, emin misiniz? Ben hissediyordum ama gerçek mi bu dedikleriniz? Şimdi uzaktan bir kamyon gelse bu kamyondur diye bilirsin değil mi. İşte onun gibi, ben de işimi biliyorum ve her şey normal. Gene de bir hafta sonra yine gel, dedi. Doktora nasıl sarıldığımı ve sevinçten ağladığımı anlatamam.

    Artık güzel günler gelecek miydi. Gelecekti. 28.inci, sonra 30.uncu derken. 31. haftaya gelmiştim ve rahattım. Aniden gece şiddetli bir kanamam oldu. Yıkılmak üzereydim. Hemen doktorumu aradım. Acilen hastaneye gitmemi, kendisinin ancak sabah gelebileceğini ama çok acil bir durumda ordaki asistanlarının kendisine ulaşacaklarını söyledi. Arabada giderken okşuyordum karnımı, başaracağız bunu da atlatacağız bebeğim dayan biraz daha, sana güveniyorum diyordum. Eşim de ben de sinirden mi keyiften mi gülüyorduk artık. Kanama bir gün sürdü, ama bebek iyiydi söylediklerine göre, ve bu saatten sonra eğer gerekirse sağlıklı bir şekilde alabilirlerdi.İki gün sonra hastaneden çıktım. 37. Haftada gene iki günlük zor bir süreç ve suni sancıyla ikinci oğlum geldi.

    Şu anda bir yaşında, abisinin, babasının ve benim canımız. 10 aylıkken yürümeye başladı. Çok mu zeki bize mi öyle geliyor? Babası altını bile bana değiştirtmiyor. Kendisi yapıyor. Gece uykularım da yerinde, uyanırsa eşim kalkıyor. O da aşırı şekilde babasına düşkün. Mutluyuz.



    Paylaş
    Doğum Hikayeleri-İkinci çocuğuma Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    İlk çocuktan sonra hamile kalan bayanlar ilkine göre daha tecrübeli olur ve ne yapacaklarını, hamileliğin nasıl olduğunu, doktor kontrollerini daha iyi bilmektedirler.



ikinci doğum,  erken doğum hikayeleri,  ikinci dogum ,  ikinci çocuğuma hamileyim,  erken doğum yapanların hikayeleri,  ikinci dogum yapanlar,  ikinci doğum hikayeleri