Doğum Kadın ve Doğum ve Hamilelik Öyküleri Forumundan Doğum Hikayesi/Hayat boyu... Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Doğum Hikayesi/Hayat boyu...

    Reklam




    Hayat boyu... Hayat boyu ne demek biliyor musunuz, geceler boyu düşlemek, her bebek görüşünde hayal etmek, umut etmek, hayal kırıklığına uğramak... 1981 yılında dünyaya geldiğimde herhalde anne olmanın hayali yüreğimde doğmuşum çünkü çok gariptir ki ilkokuldayken bile en büyük hayalim bir gün "anne" olmaktı. İşte bu yüzden o meşhur anket defterlerinde ilerde ne olmak istersiniz sorusuna hep ev hanımı yazardım, çocuğuma kendim bakacaktım ya... Liseye geldim, artık evliliğe yıllar kalmıştı, üniversiteye girdim, şuradan da mezun olayım evlenecektim. En doğru insanı aradım hep, iyi bir eş olmasından önce iyi bir "baba" olmalıydı. 2001 yılının Kasım ayında bir akşam hayatımın aşkını gördüm. İkimiz de birbirimize ilk bakışta aşık olduk. Daha ilk aylardan en büyük hayalimiz biran evvel mezun olup evlenmek ve çocuk sahibi olmaktı; isimler bile belliydi, kızımızın adı Irmak, oğlumuzun adı Yağmur olacaktı. O yıllarda ders aralarında internete girer hamilelik, bebek bakımı falan hakkında yoğun araştırma yapardım. Bebek.com'u da o sırada bulmuştum. Birkaç ay sonra forumu farkettim ve bebekdelisi takma adıyla foruma girdim. Uzunca bir süre forumun tek bekarıydım, herkes şaşardı, bekarsın, öğrencisin, ne işin var burada diye, sonra anladılar, takma adım herşeyi anlatıyordu. 2006 yılının Mart ayında hayatımın aşkıyla evlendim. Evet artık hep hayalini kurduğumuz bebeğimiz dünyaya gelecekti, her ay beklemeye başladık. Bu arada ben gidip bebek kıyafetleri bile almıştım, yıllardır alıyordum ama bu sefer ay hesabı yaparak Ocak ayında doğar diye kışlık kıyafetler alıyordum. Mağazalarda soruyorlardı cinsiyeti ne, kaç aylık... Ne cinsiyeti ben hamile bile değildim, şaşıp kalırlardı. Balayında bile eşimle bebek kıyafetleri almıştık... Aylarca bekledik, olmuyor, olmuyor, olmuyor! Her ay ayrı bir hüsran. Hamile kalıp düşük yapmaya bile razıydım, hamile bile kalamıyordum. Artık şöyle düşünmeye başladım, herhalde "anne" olmak her zaman hayallerimde kalacak.

    Evlendikten 8 ay sonra eşim askere gitti, madem olmuyor askerliği aradan çıkaralım dedik. O sırada ben o çok korktuğum, hep ertelediğim şeyi yaptım, doktora gittim. 4-5 yıldır regl günlerimi not ediyordum, evlenince doktora gösteririm diye, oradan anlamıştım ki bende sık sık gecikmeler oluyor, sık sık siklusum 35 günü aşıyormuş... Doktora bende polikistik over var galiba dedim ve ultrasonla birlikte kan tahlilleriyle teşhis kondu, ben haklıydım, polikistik over sendromu yani PKOS rahatsızlığım vardı. Doktor bana eşim askerden geldikten sonra birkaç ay daha olmazsa eşimin de bir test yaptırmasının iyi olacağını söyledi.

    2007 Mayıs ayında eşim askerden geldi, umutla başlayan ve hüsranla biten aylar devam etti. Sonunda eşim kontrole gitti ve test sonucu pek iyi değildi, yine de üstüne gitmedik. En kötü ihtimal tüp bebek yaptırırız dedik. Aylarca ağladım, sürekli bebek kıyafetlerimi ortaya çıkarır, tek tek sever, üzülüp dururdum. Eşim bana hep bir gün olacağını söylerdi, bana destek olurdu.

    2007 yazında ben işe başladım ve tamam artık rafa kaldırıyoruz olursa olur demeye başladık. O kadar rahatlamıştım ki, her ay umutla beklemedim zaten zamanı gelince olacaktı ama bunu pek düşünmedim ben tüp bebek olayına kendimi hazırlamış ve çok rahatlamıştım. Tüp bebekle mutlaka olacaktı. Ayrıca işe başlamam beni çok rahatlattı, kafamı dağıtıyordum.

    2008 Nisan ayında bir haftasonu Kıbrıs'a tatile gittik, 2 güncüktü ama öyle güzeldi ki. Çok eğlendik, aşkımızı tazeledik diyebilirim. Döndükten sonra ara sıra reglimin kaçıncı günde olduğuma bakıyor artık regl olacağım diye bekliyordum. Yine 35'i aşmıştı; eşime "acaba?!" diyordum gülüyorduk, dalga geçiyorduk. 40.gün oldu, işten eve dönerken eşime eczaneye uğrayalım test alacağım, olur ya ne bileyim, ona göre alkol almayayım diyordum. Eşim de sırf ben üzülmeyeyim diye tamam demiş, yoksa olacağı aklının ucundan bile geçmiyormuş. Testi aldık, eve geldik. Eşimle koyu sohbete dalmıştık, dur dedim hemen testi yapıp geleyim de devam edelim. Tuvalete gittim, testi yaptım, ilk defa heyecansızdım, ilk defa meraksızdım, sonucu biliyordum ya, tek çizgi, negatif çıkacaktı. Dediğim gibi testi yaptım, arkamı döndüm, elimi falan yıkıyorum. Tuvaletten çıkarken göz ucuyla teste dönüp baktım, gözlerime inanamadım!!! İlk defa evet ilk defa çift çizgi görüyordum. Ağlayarak salona gittim, "şaka bu değil mi, gerçek olamaz!"... Çünkü bana hep hayal, hep imkansız gibi geliyordu. Herkes anne olacak, ben olamayacaktım sanki. Eşim hemen teste bakmış, ben acaba testin sonuç yorumu ters mi diye bile düşündüm, hani çift çizgi negatif mi acaba diye. "Evet hayatım hamilesin" dedi. Mutluluktan uçuyorduk. Hemen arkadaşlarımı ve ailemi aradım. Ağlıyor, titriyor ve gülüyordum. Aceleyle evden çıktık, kan testinde de sonucu görmek istiyordum. Kan verdik, beklerken gidip yemek yedik, heyecandan yiyemiyordum. Sürekli gülüyorduk, alışveriş merkezinde herkesin önünü kesip "ben hamileyim!" demek istiyordum, üstümden büyük bir yük kalkmıştı sanki, ayaklarım yerden kesiliyor, uçuyordum, sonucu henüz almamıştık ama ben seke seke yürümeye başlamıştım. Annemler arayıp duruyorlardı, babam Prof. Dr. Haldun Güner kadın doğum doktoru olduğundan çok meraklıydı, sonucu dört gözle bekliyorlardı. Gerçi babam gebelik testi pozitif çıktıysa doğrudur diyormuş, testin kutusunda da %99 doğruluk oranı yazıyordu. Sonucu aldık, 4-5 haftalık hamileydim. Cebimden gebelik testini çıkarıp bakıp duruyordum, o hep hayal ettiğim çift çizgi muhteşem görünüyordu.

    Ertesi gün işyerinden yakın arkadaşlarımla sonucu paylaştım, herkes çok mutlu oldu. O haftasonu Ankara'ya annemlerin yanına gittik, annemler bizi karşıladıktan sonra ilk işimiz hastaneye gitmek oldu. Ultrasonda kese görünmedi, belli belirsiz olduğundan biraz endişeli döndük hastaneden eve. Ertesi gün hamileliğim b
    oyunca takibe gittiğim Anatolia İleri Düzey Ultrasonografi Merkezi'ne gittik. Dr. Melih Atahan Güven Bey ultrasonda keseyi gördü, hatta fotoğraf gibi elime verdi, "işte bebeğinizin ilk odası, 9 ay burada olacak" dedi. Birkaç hafta sonra kalp atışını gördük, sonra el ve ayak parmaklarını... Hamileliğimin ilk 3 ayı çok sıkıntılı geçti, bulantılar hat safhadaydı. Sürekli kusuyor, ilaç alıyordum. O aylar kilo bile verdim, kuru ekmek bile yiyemiyordum, su bile midemi bulandırıyordu. Bir süre sonra açlıktan bulantım oluyordu. Derken bulantılar babamın da dediği gibi bir anda son buldu. Hamileliğimi öğrenmeden önceleri de erkenden uykum geliyordu, bu uyku aylarca devam etti, akşamları erkenden yatıyordum, eşim her gece yatarken bana koca bir bardak yani yarım litre süt getiriyordu. 3.ayın sonunda 2'li teste gittiğimizde bebeğimizin erkek olduğunu öğrendik. Yağmur geliyordu. Ben 4-5 aylık hamileyken yaz tatiline gittik, harika bir haftaydı, hayatımızın en güzel tatiliydi, belki de artık 2,5 kişi olduğumuzdan bize böyle gelmiştir.

    26 haftalık hamileyken aşırı kasılmalarım oldu, erken doğum olacak diye çok korktuk, işe servisle değil de arabayla gitmeye başladık. Hamileliğimin 4., 5. Ayından itibaren doğuma gittiğimiz güne kadar midem yandı. Önceleri nefret ettiğim mide yanması ilaçlarını çok sever olmuştum. Sürekli oğlumla konuşuyor, onun tekmeleriyle mutluluktan havalara uçuyorduk. Doğum iznine ayrıldıktan 2 hafta sonra Ankara'ya annemlerin yanına geldim. Eşim haftasonları Ankara'ya geliyordu. Benim doğumuma 2 hafta kala annemin acil ameliyat olması gerekti. İnanılmaz üzüntülü günler geçirdik. Neyse doğuma şu kadar gün kaldı diye sayarken bir de baktık sadece birkaç gün kalmış, artık tüm kıyafetler yıkanmış, bezler alınmış, hastane çantaları dolmuş, o günü bekliyorduk. Eşim doğum için Ankara'ya geldi. Artık İstanbul'a "baba" olarak dönecekti.

    30 Aralık 2008 sabahı babam, eşim ve ben hastaneye giderken Ankara -11 dereceydi, buz gibi bir gündü; ama benim için sıcacıktı, bebeğimle içiçe son saatlerimizdi. Hem çok sabırsızdım hem de içimde bir burukluk vardı. Hastaneye girdik, babamla eşimin elinde çantalar. Odamıza girdik, eşim son kez benim hamile halimin fotoğrafını çekti. Tam 16 kilo almıştım; ama sadece göbeğime, sivri ama dev gibi bir göbeğim olmuştu. Ameliyat önlüğünü getirdiler, eşim beni giydirdi. Hala tembihliyordum, bak bunlar bebeğin doğduktan sonra giyecekleri, vermeyi unutmayın. Beni ameliyathaneye götürdüler. Ekip çok keyifliydi, tabi onlar sürekli doğum yapıyorlar ama ben heyecandan ölecek gibiydim. Spinal sezaryen olacaktım, bana anestezi hakkında bilgi verdiler. Ameliyathane o kadar soğuktu ki dondum diyebilirim. İçimden sürekli dualar ediyordum, hala inanamıyordum, bebeğim dünyaya geliyordu. Doğumu yapacak doktorum Prof. Dr. Bülent Tıraş geldi. Spinal anesteziyi adım adım yaptılar ve ben yattım, üzerime örtüler örttüler. Ameliyat sırasında bir ara bulantım oldu ama hemen gerekli müdaheleyi yaptılar hemen geçti. İçimden tüm arkadaşlarım için dualar ederken bir ses kulaklarıma işlendi, sonsuza dek silinmemek üzere, INGAAAA! Bebeğim ben geldim diyordu, dondum kaldım, en büyük hayalim gerçek mi olmuştu şimdi?! Bebeğe ilk müdaheleyi yapmak için masaya yatırdılar, bebeğimi görüyordum, kollarını, bacaklarını oynatıyordu, ciyak ciyak ağlıyordu. Bebeği sarıp sarmalayıp bana göstermek için yanıma getirdiler, söylediğim tek şey "canım beniiim" oldu, oğlum sesimi duyunca susmuştu. Allah'ım dedim, Allah'ım isteyen herkese bu güzel duyguyu yaşatsın, kimse evlat hasreti çekmesin. Sonra odamıza geçtik... Ve hayat başladı, 30 Aralık 2008 Salı günü, sabah 08:50'de 3.090 gr kilo ve 48 cm boyla dünyaya merhaba diyen canımız oğlumuz Kağan Yağmur'la birlikte hayat bizim için de yeniden belki de ilk defa başlamıştı. Oğlumla birlikte ben de yeniden doğdum. Buradan öncelikle canım eşime hamileliğim b
    oyunca bana hep destek olduğu için teşekkür ediyorum. Hamileliğimin takibini üstelenen doktorum Dr. Melih Atahan Güven'e, doğumumu başarıyla gerçekleştiren doktorum Prof. Dr. Bülent Tıraş'a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
    Canım oğlum, en büyük hayalim, kış güneşim, yeni yıl hediyem, Kağan Yağmur'um, hayatımıza hoş geldin yavrum, seni çok ama çok seviyoruz!

    Seni yıllarca beklemiş, hayal etmiş annen,
    alıntı



    Paylaş
    Doğum Hikayesi/Hayat boyu... Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Anneler sadece gebe kaldıklarında bebeklerini beklemezler her zaman hayallerinde evlenip çocuk sahibi olmanın hayalleri ile büyümüşlerdir. Onlar her zaman bebeklerini beklemişlerdir.



çocuğun doğumdan itibaren yaşam hikayesi,  tüp bebek doğum hikayeleri,  çocuğumun yaşam hikayesi,  tup bebek dogum hikayeleri