Makale ve Şiirler ve Dini Yazılar/Makaleler Forumundan Hz. Musa İlahi Levhalar Kıssası / Nesir Yazısı Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Hz. Musa İlahi Levhalar Kıssası / Nesir Yazısı

    Reklam




    Yeryüzünde iyilik bilmeyen bir millet vardır.

    Kuran-ı Kerimde İsmi zikredilen bu millet yahudilerdir.

    Yüce Allah Hz. Musa (A.S.) gayretiyle

    Yahudileri firavunun korkuç işkence ve zulmünden kurtarmıştı

    Yahudiler oniki kabile halinde sina çölüne doğru ilerlediler

    Mukaddes tur dağı civarında konakladılar

    Susuz, otsuz, ağaçsız bu çölde

    Allah israiloğullarına türlü nimetler ihsan etti

    Nerden geldiklerini bilmedikleri

    Kudret helvaları, bıldırcın etleri buluyorlardı

    Sonra Hz. Musa (A.S.) asa ile bir kayaya vurdu

    Oradan oniki pınar fışkırmıştı

    İsrailoğulları rahat, huzur içinde yaşıyorlardı



    Bir gün Allah Hz. Musa (A.S.) emretti

    Yanına ilahi levhaları alarak tur dağına çıkmasını emretti

    Allah Hz. Musa (A.S.) şöyle buyurdu

    Dağa yanlız çıkacak kırkgün kalacaktı

    Ayrıca bu levhaların üzerine

    İsrailoğulları için gerekli olan emir ve yasaklar nakşedilecekti

    Hz. Musa (A.S.) milletinden kırk gün ayrı kalacaktı

    Yolculuk için gerekli hazırlıklarını tamamladı Hz. Musa (A.S.)

    Sonra kardeşi Hz. Harun (A.S.) şu öğütleri verdi Hz. Musa (A.S.)

    Ben dönünceye kadar milletime sahip çık

    Doğru yolu bırakıp, sapıtıp azmasınlar dedi ve yola çıktı Hz. Musa (A.S.)



    Hz. Musa (A.S.) ilahi levhalarla tur dağına çıktı

    Orada sesini duyduğu Allahü Tealayı görmek istedi

    Yüce Allaha yalvardı

    Yarabbi bana kendini göster dedi Hz. Musa (A.S.)

    Cenab-ı hak cevap verdi

    Ya Musa sen beni göremezsin dedi

    Buna takatin yetmez

    Üstünde bulunduğun dağa bir bak dedi

    Allahü Teala dağa tecelli edeceğim, nasıl paramparça olacak dedi

    Hz. Musa (A.S.) dağa baktı

    Ansızın taşlar, topraklar müthiş bir sarsıntıyla dağılıp paramparça oldular

    Hz. Musa (A.S.) dehşet içinde haykırarak yere düştü

    Gördüğü manzara karşısında dayanamamış bayılmıştı Hz. Musa (A.S.)

    Uzun süre öyle kaldı

    Sonra yeniden duydu Allahın sözünü

    Kalktı ayağa yanında getirdiği levhalar yazılmış yanıbaşında duruyordu

    Bu ilahi levhalarda Yüce Rabbimizin emir ve öğütleri vardı

    İsrailoğullarının nasıl namaz kılacakları

    Birbirlerine nasıl davranacakları

    Hastalarını nasıl tedavi edecekleri

    Nasıl savaşacakları

    Ayrıca bilmeleri gereken bütün bilgiler bildiriliyordu bu ilahi levhalarda



    Hz. Musa (A.S.) ilahi levhaları yanına alarak tur dağından indi

    Ve kavminin yanına gelince şaşırdı kaldı

    İsrailoğulları yüce Allahı bırakmış altın bir buzağıya tapıyorlardı

    İsrailoğullarının altın bir buzağıya tapmaları Hz. Musa (A.S.) çılgına çevirdi

    Kardeşi Hz. Harun (A.S.) yakasına yapıştı

    Sonra Hz. Harun (A.S.) sakalından tutarak

    Ya Harun neler görüyorum

    Milletimizi bu buzağıya tapmalarını niye men etmedin

    Hz. Harun (A.S.) ağlayarak başladı anlatmaya

    Ya Musa (A.S.) sevgili kardeşim dinle dedi Hz. Harun (A.S.)

    Ben bu buzağıya tapmayın deseydim

    Bir kısmı bana inancak

    Bir kısmı inkar edecekti beni

    O zaman iki ayrı grup olacaktı

    Bu iki grup birbirini boğazlayacaktı

    Döndüğünde milleti böyle görünce

    Daha çok kızarsın diye korktum dedi Hz. Harun (A.S.)



    Ya Harun bu buzağıyı nerden getirdiler dedi Hz. Musa (A.S.)

    Samiri adında bir adam var onun marifeti dedi Hz. Harun (A.S.)

    Hz. Musa (A.S.) samiriyi yanına çağırdı

    Sordu ya samiri bu buzağıyı nasıl yaptın

    Samiri sırıtarak cevap verdi

    Halkta çok sayıda altın vardı

    Onları topladım ve erittim, buzağı şekli verdim

    Sonra bir gün cebrail (A.S.) insan suretinde geziyor gördüm

    Koşup onun yürüdüğü topraktan bir avuç aldım

    Yaptığım altın buzağının üzerine o toprağı serptim

    Bunun üzerine altın buzağı canlı gibi böğürmeye başladı

    Halk bunu duyunca haşa Allahımız budur diye tapınmaya başladı

    Ya samiriAllah san şiddetle azap edecektir

    Senin yüzünden bu insanlar korkunç bir günaha düştü dedi Hz. Musa

    Hz. Musa kavmini başına topladı

    İlahi levhada yazılı olanları kavmine okudu

    Allahın emirlerini gereğince

    Onların işlerini düzenlemeye koyuldu

    Daha sonra oradan kalkıp filistine doğru yola çıktılar

    Hz. Musa (A.S.) kavmine savaşmayı öğretmek için bölüklere ayırdı

    Filistinliler puta tapan isyankar bir kavimdi

    Yüce Allah Hz. Musa (A.S.) ve kavmine filistinlilerle savaşmasını emretti

    Bu düşüncesini israiloğullarına bildirince şaşırıp bağırdılar

    Ne demek istiyorsun ya Hz. Musa (A.S.) dediler

    Bizi mükemmel olan mısırdan çıkardın, çöllere düşürdün

    Şimdi filistinlilerle savaşmamızı istiyorsun

    Hayır filistinlilerle savaşmayı kabul etmiyoruz dedi israiloğulları

    Bu konuşma devam ederken

    Yüce Allah gazaba gelmişti

    Ansızın bir dev kaya yerden kopup havaya yükseldi

    Nankör yahudilerin başları üzerine gelip durdu

    İsrailoğulları dehşetle irkildiler, bağırdılar

    O kaya düşecek olsa, hepsi yok olacaktı

    Ya Hz. Musa (A.S.) diye yalvardılar bizi kurtar dediler

    Rabbine dua et Hz. Musa (A.S.)

    Söz veriyoruz filistinlilerle savaşacağız dediler İsrailoğulları

    Bundan sonra emrinden ayrılmayacağız diye söz verdiler Hz. Musa (A.S.)

    Hz. Musa (A.S.) dua etti o büyük kaya başları üzerinde durdu, düşmedi

    İsrailoğulları tehlike geçince sözlerinden geri döndüler

    Filistinlilerle savaşmayacağız dediler



    Birkaç gün sonra içlerinden biri ölü olarak bulundu

    Hz. Musa (A.S.) ulu peygamber sordu kavmine

    Bu adamı kim öldürdü ortaya çıksın dedi

    Fakat hiç kimse yeniden kıpırdamadı

    İsrailoğulları biliyorlardı ki

    Allahın emri ğereği adamı suçsuz yere öldüren, idam edilecekti

    İslama göre göze, göz çıkarılacak ve diş kırmaya ise diş kırılacaktı

    Hz. Musa (A.S.) Allaha yalvardı

    Yarabbi kimse suçu üzerine almıyor

    Katilin kim olduğunu bildir bana dedi

    Cenab-ı Hak şöyle vahyetti Hz. Musa (A.S.)

    Bir sığır kesip, derisiyle ölüye vurun dedi Allhaü Teala

    O zaman o ceset kendisini kimin öldürdüğünü size söyleyecek dedi

    Hz. Musa (A.S.) durumu kavmine iletince

    İşi zora koşmaya başladılar

    Ya Musa o sığır nasıl bir sığırmış Allah onu bize bildirsin dediler

    Allahın emrini iletti Hz. Musa (A.S.)

    Bu sığır ne çok yaşlı, ne de pek körpe değil

    İkisi ortası bir sığırmış ve rengi sarı renkteymiş dedi

    İsrailoğulları Ya Musa bütün inekler birbirine benzer dediler

    Nihayet Hz. Musa (A.S.) ve kavmi bu buldular sonunda

    Hz. Musa (A.S.) o ineği kesip, derisini öldürülen insanın cesedine vurunca

    Ölü dirilip kendisini kimin öldürdüğünü açıkca bildirdi

    Bunun üzerine Hz. Musa (A.S.) katili yakaladı

    Ve katili islama göre idam ettirdi.



    Aradan epeyce zaman geçti

    Yahudiler lüzumsuz yere sızlanıyorlardı

    Mısırda geldik rahatımız kaçtı

    Çöllerde aç, susuz kaldık diyorlardı

    Hz. Musa (A.S.) israiloğullarının bu sözleri üzerine şakınlıkla bakıyordu

    Yeniden kavmini topladı başına Hz. Musa (A.S.)

    Allah filistililerle savaşmamızı istiyor

    Artık bu emre uyun diyordu İsrailoğullarına

    Korkuyla titrediler bu emre razı olmadılar

    Dediler filistinliler çok güçlü biz ölmek istemiyoruz dediler israiloğulları

    Hz. Musa (A.S.) kavmini yeniden ikaz etti



    Hz. Musa (A.S.) ey israiloğulları dedi Allahın nimetlerini hatırlayın

    Oğullarınızı boğazlıyan, sizleri köle gibi çalıştıran

    Firavunun şehrinden kurtuldunuz

    Allah denizi yarıp size yol açtı

    Sonra Allahı inkar edip buzağıya tapıyordunuz, Allah yine sizi affetti

    Allah size bıldırcın eti ve kudret helvası ikramında bulundu

    Bir kayadan su ihtiyacınız için oniki adet oluk, oluk pınarlar çıkardı

    Çölün hararretinden korusun diye buluttan size şemsiyeler yaptı

    Artık Allaha itaat edin

    Korkmadan filistinlilerle savaşın dedi Hz. Musa (A.S.)

    İsrailoğulları Hz. Musa (A.S.) bu ikazını dinlemedi

    Hayır savaşmayacağız dediler

    Hz. Musa (A.S.) kederleniyor gözlerinden yaşlar akıyordu

    Artık kesinlikle anlamıştı Hz. Musa (A.S.)

    İsrailoğulları kadir, kıymet bilmez zalim bir topluluktur



    Hz. Musa (A.S.) diz çöküp Allaha yalvardı

    Yarabbi kardeşim Hz. Harun (A.S.) başkasına söz geçiremiyorum

    Artık bizimle bu yoldan çıkmış milletimin arasını ayır

    Duamı kabul et Yarabbi dedi Hz. Musa (A.S.)

    Allah buyurdu o topraklar kırk yıl haram kılındı onlara

    Çöllerde binbir kahır içinde yaşayacaklar

    Allah sen o asi millet için üzülme dedi Hz. Musa (A.S.)

    Hz. Musa (A.S.) ve Hz. Harun (A.S.) oradan ayrıldılar



    Sonra şiddetlibir rüzgar esmeye başladı

    Çölün kumunu, toprağını birbirine karıştırdı, müthiş bir rüzgardı bu

    İsrailoğullarının barındıkları çadırlar uçuyor, uzakalra savruluyordu

    Şimşekler çakmaya, yıldırımlar düşmeye

    Korkunç bir yağmur, yağmaya başladı

    Sonra ortalık zifiri karanlığa büründü

    Göz gözü görmüyordu

    Nankör israiloğulları panik içinde sağa, sola koşuyorlardı

    Ayrıca bağırıp, çağırıyorlardı

    Bu afetler günlerce devam etti

    Yahudiler çil yavrusu gibi dağıldılar çöle

    Yüce Allahın verdiği nimetlere nankörlük eden bu millete

    Hak ettiği cezayı vermişti, hepsi öldüler



    İsrailoğulları Allahın azabını buldu

    İmansız kavime bu son oldu
    alıntı



    Paylaş
    Hz. Musa İlahi Levhalar Kıssası / Nesir Yazısı Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Hazreti Musa İsrail oğullarına peygamber olarak gönderilmişti. Hazreti Musa'nın isteği üzerine Allah'ın göstermiş olduğu müjdelere başta inanmış gibi yaparak her seferinde döndüler ve cezalarını buldular.