Makale ve Şiirler ve Dini Yazılar/Makaleler Forumundan İbrahim’ce ihlas ve İsmail’ce itaat Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    İbrahim’ce ihlas ve İsmail’ce itaat

    Reklam




    İhlâsımızın sınandığı anlar vardır…

    Niyetimizin gerçekten yalnızca Allah'ın rızası olup olmadığını kendimiz de bilemeyiz, o ana kadar.

    Mesela bir hayırlı işe niyet ederiz. Ama o sırada bizden öyle bir şey istenir ki, onu yaptığımız takdirde çok arzu ettiğimiz o hayırlı işi yapmamız mümkün olmayacaktır. O anda kendi arzumuz olan ve bize çok mantıklı gelen o hayırlı işi terk edip, bizden istenen ve belki de hikmetini anlayamadığımız şeyi yapmak nefsimize zor gelir.

    Mesela İslam’a hizmet niyetiyle bir işe koyulur veya bir yola çıkarız. Belki bir cami yaptırmak ya da bir vakıf kurmak gibi işler… Fakat o sırada birisi gelir, o cami yerine yoksul ve garip gençleri okutmak için yardım yapmanızı ister. Yahut ilmi bir çalışma yapmaya niyetleniriz; mesela araştırma yapmaya veya okumak için uzak bir diyara gitmeye… Ama o sırada hayat bizi bambaşka bir vazifeyle burun buruna bırakıverir. Bir akrabamız vefat eder ve geride ilgilenmemiz gereken dul ve yetimler bırakır. O anda hayalimizden vazgeçip bizden istenen o şeyi yapmak o kadar zor gelir ki…

    Halbuki işte asıl sevap buradadır. Çünkü asıl sevap, kendi arzu ettiğin bir hayrı yapmakta değil, başına gelen bir imtihan veya üzerine düşen bir vazife gereği, gösterişsiz, hesapsız; gönülden boyun eğerek o vazifeyi ifa etmektedir.

    İşte o anda verilen kararlar tam bir ihlâs imtihanıdır. Hayallerimiz bir yana düşer, vazifeler bir yana...

    Günümüzde çok popüler olan “kişisel gelişim” öğretileri bizi hayallerimizin peşinden koşmaya teşvik eder. “Hayallerinin ardından git!” der hemen hepsi… Hiçbirinin “Önemli olan Allah'ın razı olmasıdır, O ise sana bu vazifeyi yüklemiştir. Öncelikle üzerine farz olan vazifeyi yerine getir” dediğini göremezsiniz.

    Hepsi de şunu der: “Bu hayat senin, kendi istediğini yap! Hayallerinin peşinden gidersen başarılı olursun! Hayatın en büyük mutluluğu da budur!”

    Nefsanî arzularımız da bize hayallerimizin peşinde gitmeyi emreder. Çünkü onlarda nefsimizin bir payı vardır. Sonuçta onlar senin arzu ettiğin hayır işleridir. Onları yapmakta bir gurur veya bir sevinç vardır ki, nefsin en azından bir başarı lezzeti duyacaktır.

    Hz. İbrahim’in Hayali

    Hz. İbrahim’in de bir hayali vardı. Kendi soyundan gelecek bir neslin yeryüzünde tevhit dininin imamları olması… (Bakara, 127-129)

    Peygamberler atası, seksen yaşını aşmış olmasına rağmen ümidini kesmeden duaya devam etmişti:
    “Rabbi heb lî mines sâlihîn” Mealen: “Rabbim, bana salihlerden (evlâtlar) bağışla.”


    Rabbin katında bu dua, daha ilk andan itibaren kabul olmuştu aslında; ama isteğindeki ihlasın ortaya çıkması gerekmekteydi. Bu sebeple de imtihanlar peş peşe gelecekti.
    İlk imtihan işareti, İbrahim aleyhisselamın ‘gulâmin halîm’ yani, “yumuşak huylu bir hizmetkar çocukla” müjdelenmesinde gizlenmiştir. Kabe’ye hizmet edecek çocuk, Allah'ın dilemesi ile hür bir hanım olan Sare’den değil cariyesi Hacer’den doğacaktır. Annesi gibi mazlum, babası gibi yumuşak huylu, uysal bir evlat olacaktır…

    Eğer Rabb-i Teâlâ Levh-i Mahfuzda bu çocuğun adını uysal, sadık, salih ve sabırlı… (Meryem: 54, Enbiya: 85,86)
    yazdıysa demek ki, bu çocuğun da tıpkı babası gibi imtihanları olacaktır.


    Kulun hayatı, Allah'ın ezelde takdir ettiğinin gerçekleşmesinden başka nedir ki? Acaba bu çocuk kendisi için yazılmış o yüce sıfatları hak ettiğini, hangi imtihanlardan geçerek ispat edecektir?

    Hz. İbrahim, belki de onu ıssız ve kurak bir vadiye yerleştirme emrini aldığı zaman yeterince büyük bir imtihandan geçmiştir. Yaşlılık zamanında verilen bu tatlı hediyeyi, bu güzel huylu çocuğu ölümle burun buruna kalacağı bir diyara terk etmek, kolay bir imtihan mı?

    Ancak bu da yetmemiştir. İsmail yetişip, sözden anlayacak çağa erişince zorlu imtihan gelip çatmıştır.

    Tam da İsmail, okçuluktaki ustalığıyla dikkat çekerek, kabilesine peygamberlik yapabilecek kabiliyette bir lider olduğunu göstermeye başlamıştır. Büyük hayalleri olan ihtiyar bir baba için hazine değerinde bir evlat olmuştur. Babasının gönlüne göre bir evlat; anne babasına karşı müşfik, düşmanlarına karşı çevik!

    Ama imtihan gereği; Rabbi Hz. İbrahim’e rüyasında oğlunu kurban ettiğini göstermektedir. Bir baba için evlada kıymak, kendi canının ateşe atmaktan daha ağır bir imtihandır, gerçi, ama yine de sonuçta can da Hz. İsmail’in canıdır. Ona nasıl söylemeli?

    Hz. İbrahim için iki zorlu imtihan iç içe. Rabbine itaat etmek ve oğlunun da itaat edeceğine itimat etmek!

    Bu iki zorluk teslimiyet sırrıyla kolaylaşıyor. Rabbinin ona, bu imtihana sabredecek bir evlat verdiğine inanıyor. Oğlunun doğru davranışı göstereceğine itimad ediyor.

    İbrahim aleyhisselamın oğlu İsmail’e olan itimadı; meseleyi açışındaki incelikten belli… Azimet sahibi Peygamber, oğlunu karşısına alıp rüyasını anlatıyor. Ardından da durumu kendisinin kavramasını ve kendi iradesiyle kararını vermesini bekliyor:

    "Ey oğulcuğum, rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm, buna ne dersin?” (Saffat, 102)

    Yorumsuz bir şekilde sadece gördüğü rüyayı anlatıyor. Oğlu da geleceğin peygamberi olmaya layık olduğunu daha ilk anda, rüyanın manasını çözmekle gösteriyor. İnce anlayışla babasının dili varıp da diyemediği emri anladığını ve itaat ettiğini beyan ediyor:

    “Sana ne emrediliyorsa onu yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.”

    İfade, gayet özlüdür, ne bir kelime eksik ne bir kelime fazla. Ve bu özlü sözün neredeyse her kelimesi mana yüklüdür.
    “Sabredeceğim” değil, “Beni sabredenlerden bulacaksın.”

    Yani bu vazife ile beni sınamanı sana Rabbin emrediyor; bunu anladım. Sen tereddüt etmeden emri yerine getir. Böylece Rabbim, sana, beni sabredenlerden bulmayı nasip etsin.
    Ve “İnşallah…” sözündeki edeb… Yani “Rabbim dilerse, nasip ederse…” Tam da salih bir kula yakışacak ifade, iddiadan uzak ve mütevazı…. “O dilerse… Ancak o dilerse sabredebilirim”

    İşte ihlâs kahramanı bir aile…

    Allah'ın dinine hizmet etsin diye istenen bir evladı, Allah'ın emrine itaatle şakağı üstüne yatırmak…

    Ve Peygamber babaya itaatle, boynunu bıçağın ağzına teslim etmek…

    Ve mutlu son: Bıçak taşı keser de Hz. İsmail’in boynunu kesmez. Çünkü imtihan kazanılmıştır. Rabbi, kendisine ihlâsla adanmış kullarını ateşin yakmayacağı gibi, bıçağın da kesmeyeceğini göstermiştir.

    İsmail de tıpkı babası gibi zorlu itaat ve teslimiyet imtihanından yüz akıyla çıkmıştır. Böylece Tevhit medeniyetinin mimarı, İslam milletinin atası ve Kâinatın Nurunun dedesi olma şerefine layık olduğunu ispat etmiştir.

    İsmail imtihandan geçti. Öyleyse bunu nasıl kutlamalı? Elbette şükrederek!

    Semadan İsmail yerine onun değerine denk bir ata yadigârı kurban olarak sunulmak üzere iner. Hz. Âdem’in itaatkâr evladı Habil’in sunduğu kurban cennetten yeryüzüne indirilmiştir, ikinci kez kurban edilmek üzere…

    Hz. Habil nasıl ki, emre itaatle en güzel, en gözde koçunu kurban ettiyse, “Ben sana el kaldıracak değilim” diyerek kendi canını da Peygamber babasının şeriatına kurban etmiştir. Böylece, bugün malını kurban etmeye kıyanların yarın icap ederse canını da Allah'ın rızası yolunda vermeye razı olacaklarını ispat etmiştir. Böylece malın kurbanı, canın kurbanına bir misal ve basamak olmuştur.

    Onlar öyle bir ailedir ki, onların akıl ermez kulluk tecrübeleri, kıyamete kadar gelecek İbrahim milletinin Hac menasikini oluşturacaktır. Hem böylece Hz. İbrahim’in “Bize menasiki (hac ibadetinin usullerini) öğret” niyazı da cevabını bulmuş olmaktadır.

    İbrahim milleti bundan böyle her kurban bayramında Peygamberlerinin sünnetini ifa ederken, onların yüz akıyla çıktığı imtihanları hatırlayacak, böylece kulluğun hakikati üzerinde derinlemesine düşüneceklerdir. Ne mutlu onlara, ne mutlu onların yolundan gidenlere…

    Emre Uyar


    Paylaş
    İbrahim’ce ihlas ve İsmail’ce itaat Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Teslimiyetin ne demek ve nasıl olduğunu anlamak için peygamber efendilerimizin hayatına bakabiliriz. Hepsinin ayrı ve zor geçen sınavları nasıl bir teslimiyet ve ihlasla geçirdikleri yer almaktadır.