Resimler Bölümü ve Dini Resimler Forumundan 8 asırdır çürümeyen beden Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    8 asırdır çürümeyen beden

    Reklam




    8 asırdır çürümeyen beden



    12. yüzyıl başlarında Kastamonu Kalesi'nin fethi sırasında şehid olan
    Aşıklı Sultan için yapılan türbedeki çürümemiş beden görenleri şaşkına çeviriyor.
    Halk dilinde 'Ayağı Yanık Sultan' olarak bilinen türbede
    çürümemiş bedeninin ayak kısmı camekan içinde teşhir ediliyor.



    Paylaş
    8 asırdır çürümeyen beden Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Ben göremiyorum ama.Çok da merak ettim,ben bi googleden bakayım.



  3. 3
    ben gidip gördüm.ALLAHIM herşeye kadir,paylaşım için teşekkürler Elmas kardeşim ALLAH sizden razı olsun..



  4. 4
    ben bu zatın kim olduğunu anlamadım ve ölüyü niye öyle sergiliyorlar günah değil mi? onun gömülmesi gerekmez mi?



  5. 5
    Ayağı Yanık Sultan

    12. yüzyıl başlarında Kastamonu Kalesi'nin
    fethi sırasında şehid olan Aşıklı Sultan için
    yapılan türbedeki çürümemiş beden görenleri
    hayrete düşürüyor. Halk dilinde 'Ayağı Yanık Sultan'
    olarak bilinen türbede çürümemiş bedeninin
    ayak kısmı camekan içinde teşhir ediliyor.

    Aşık Sultan 1185-1200 yılları arasında
    cereyan eden fetih mücadelesi esnasında
    şehit düşmüş ve şehit olduğu yere defnedilmiştir.


    Aşık Sultan 1185-1200 yılları arasında
    cereyan eden fetih mücadelesi esnasında
    şehit düşmüş ve şehit olduğu yere defnedilmiştir

    Rivayete göre; Cumhuriyetin ilk yıllarında
    türbe büyük bir yangın geçirir. Yangın başladığı
    esnasada türbede yatan zat, zamanın valisinin
    rüyasına girerek "Kalk beni kurtar" diye haykırır.
    Vali kan ter içersinde uyanır ancak tekrar uykuya dalar.
    Zat ikinci sefer ikaz eder valiyi rüyasında. Vali bu sefer de
    "hayırdır inşALLAH (c.c.)" deyip tekrar uykuya dalar.
    Üçüncü seferinde türbede medfun zat daha bir
    hiddetle bağırır valiye rüyasında "Yanıyorum, kalk
    beni kurtar diyorum. Ne diye uyuyorsun!" diyerek çıkışır


    Üç sefer üst üste gördüğü rüya valinin
    aklınıbaşına getirir ve yaverine Kastamonu'da
    o saatlerde bir yangın olup olmadığını sorar.
    Yaveri Kale Kapısı mevkiinde bir türbenin
    yanmakta olduğunu söyleyince derhal yangın
    mahalline gelir ve söndürme çalışmalarına bizzat katılır



    Yangın söndürülür ancak, tabut ayak ucundan
    alev almıştır. Tabutun yanan kısmından içerisi de
    görünür hale gelir ve Aşıklı Sultan' ın bedenin
    çürümediği bu sayede anlaşılır


    (alıntı)



  6. 6
    allah razı olsun bilgilendirdiğin için. ama yine de cesedin örtülmesi gerekmez mi? ve türbede de ceset toprağın altında diye biliyorum ben, yani türbe sembolik birşey ölü yine yerin metrelerce altında olmuyor mu? yanınca nasıl tabuttan gözüküyor ben anlamadım.



  7. 7
    AŞIKLI SULTAN TÜRBESİ... Diğer bilinen adı ile de AYAĞI YANIK TÜRBE.... Kastamonuda bulunan yüzlerce türbe arasında en dikkat çekenidir.. Bizzat kendimde gittim gördüm... Sandukanın ayak kısmı açık ve sergilenmekte....

    Honsalar Mahallesi, Kale kapısı Mevkiinde, Kümbet Sokağında yer almaktadır. Ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmeyen bu türbe Kastamonu’nun en önemli kentsel efsanelerinden birini oluşturmaktadır. Mimari uslüb açısından Selçuklu dönemi eseridir. Türbenin içinde beş adet sanduka vardır. İskeletler sandukaların içindedir.2. Sandukada Mağripli Mehmet ağa, 3. sandukada Âşıklı Sultan metfundur. Diğer sandukalardaki zatlar bilinmemektedir. Türbeye de ismini veren Âşıklı Sultan’ın çürümemiş bedeninin ayak tarafı camekân içersinde gösterilmektedir.
    Bu türbeye ait birbirine benzer birkaç söyleşi bulunmaktadır. Âşıklı Sultan’ın kendisi Bizans’ın elinde bulunan Kastamonu’yu ve kalesini ele geçirmek için gelen Türk birliklerinin komutanıdır. Savaş sırasında şu anda Türbesinin bulunduğu yerin yakınlarında şehit düştüğü için buraya gömülmüştür. Cumhuriyetin ilk yıllarında türbe ve civarında çıkan bir yangın sırasında, kendisi dönem valisinin uykusuna girerek “Ben yanıyorum, kalk yangını söndür” der. Bunun üzerine vali hemen uyanarak bölgedeki yangının söndürülmesini sağlar.Söylencenin kaynağı ve anlatımını ise türbeye bir gelenek şekilde bakıcılık yapan bir aileden gelen yaşlı türbedar bir kadından gelmektedir. “Çok seneler evvel bir yangın olmuş ki bu çevrede çok büyük, insanlar yangını söndüremeyince evliyadan yardım istemişler. Bunun üzerine evliya mezar şeklindeki kabrinden ayaklarını çıkarmış ve yangın sönmüş. Halk şükran borcunu ödemek için kendisine bu türbeyi yapmışlar. Ve o zamandan bu yana da ismi Âşıklı Sultan olarak anılmış”
    Âşıklı Sultan’ın bir diğer söylencesi ise yine oldukça eskilerden gelmekte ve yukarıda anlatılanlardan oldukça farklıdır. Çok önceleri yatırın sadece belden yukarısı kapalı imiş. Açık olan tarafta ise elleri de görünmekte imiş. Ellerinden birinde yatırın yüzüğü bulunmaktaymış. Yatırın bulunduğu türbede o zaman yeterli koruma olmadığından, yabancı birisi tarafından bu yüzük alınmak istenir. Bu kişi tam yüzüğü cesedin elinden çıkarmak üzereyken Âşıklı Sultan ellerini kapatıp yumruk şekline getirmiş. Bu olaya şahit olan yabancı kısa bir süre sonra ruhsal dengesini kaybederek ölmüş. Bu olaydan hemen sonra ise güvenlik nedeni ve yatırın rahatsız edilmemesi için sanduka ayak seviyesine kadar kapatılmış.1919 yılı anılarını anlatan Dr. Emin Sağlar, türbeye iki arkadaşıyla birlikte gittiğinde 3 sanduka gördüklerini belirtir. Ayakları dışarıda olan sandukayı meraktan açtıklarında, 1.70 m boyunda bir insan cesedi ile karşılaşırlar. Karnı iman tahtasına kadar açılmış ve 2 cm. eninde şerit bezlerle doldurulmuş ve sarılmış olduğunu görünce bunun tahnitli yani mumyalanmış bir ceset olduğunu anlarlar. Cesedin başının üzerinde yer alan bir deri üzerinde çini mürekkebi ile “Mağripli Mehmet Ağa” yazmakta ve hemen altında ise ölüm tarihi hicri olarak 7 yüz ile başlayan bir rakam yazmaktadır. Dr. Sağlar diğer iki sandukanın boş olduğunu belirtir.
    Mağripli Mehmet Ağa’nın kullanmış olduğu lakabından “Mağrip” dolayı Kuzey Afrika kökenli bir Arap olabileceği de düşünülebilir.
    Bir diğer söyleşide, Âşıklı Sultan Türbesini milyonlarca kişi ziyaret etmiş ama ziyaretçilerden birisi farklıdır. Çok sık gelir Âşıklı Sultan Türbesi’ ne... Saatlerce dua eder... Ve bir gün... Sayısız ziyaretine, onca duaya rağmen bir türlü isteği yerine gelmediği için âşıklı Sultan’ ı suçlar. Vakit gece yarısını geçtiğinde, Âşıklı Sultan Türbesi önüne gelir ve
    ---Sen evliya olsan, dualarım karşılık bulurdu. Eğer ermişsen kurtar bakalım kendini...
    diyerek türbeyi ateşe verirZamanın valisi yatağında uyumaktadır. Bir müddet sonra, kan ter içinde yatağından fırlar vali. Rüyasında, Âşıklı Sultan kendisine; “ Ben yanıyorum! Kalk, beni kurtar!” der. Ancak vali bu manevi işareti anlamaz ve sıradan bir rüya olarak değerlendirir. Tekrar uykuya dalar. Fakat Âşıklı Sultan yine karşısındadır ve yangını söndürüp kendisini kurtarmasını istemektedir validen… Vali ikinci ikazı da dikkate almaz. Hayırdır İnşallah, diyerek tekrar uykuya dalar. Bu sefer Âşıklı Sultan daha sert bir ifadeyle seslenir valiye, rüyasında; Kalk beni kurtar dedim sana! Yanıyorum! Bu sefer aklı başına gelir valinin! Yaptırdığı tetkikte gerçektende türbenin yanmakta olduğunu öğrenir. Derhal müdahale edilir ve kısa sürede yangın söndürülür. Fakat Âşıklı Sultan’ın ayak kısmı yanmıştır. Bu olaya izafeten halk tarafından, türbe “Yanık Evliya” olarak anılmaya başlar. Yangının izleri hem Âşıklı Sultan’ın ayaklarında hem de türbenin duvarlarında hala bellidir.
    Söylencelerdeki ortak nokta ise önemli bir yangının olduğudur. Ancak bir araştırmacının belirttiği gibi, cesedin açıkta olan ayakları üzerinde görülen karartıların yangın nedeniyle değil, mumyalanmış cesette zamanla karbon eksilmesinden kaynaklandığını belirtmek gerekir.
    Türbe ve Kastamonu açısından belki de en önemli noktalardan birisi mumyalanmış bir cesedin varlığıdır. Klasik Türk mimarisinde yer alan anıtsal mezarların açılımında; mezarın yer aldığı bir alt kat (oturtmalık), simgesel nitelikteki sandukanın bulunduğu ziyarete açık üst kat (gövde), ve bir perdeden oluşmaktadır. Toprak altında kalan oturtmalık bölümüne yaygın olarak mumyalık da denmektedir. Bu adın yaygınlaşmasının nedeni, ölülülerin mumyalanma geleneğinin Orta Asya’dan bu yana Anadolu’da da uzun bir süre kullanılmış olmasıdır..

    (alıntı)

    selamün aleyküm kardeşim,banada bizzat gidip görmek nasip oldu..inşallah görmek isteyen kardeşlerimizede Rabbim nasip eder.umarım size bu konuda yardımcı olmuşumdur.selametle kalın inşallah....





ayağı yanık sultan,  kastamonu ayağı yanık türbesi,  ayağı yanık türbesi,  ayağı yanık hazretleri,  ayağı yanık olan türbe,  ayagı yanık sultan,  kastamonuda ayakları gözüken evliya