Mumine.com ve Danışma / İstişare Mekanı Forumundan Manevi sıkıntılarım var,yardım edin Allah rızası için... Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Manevi sıkıntılarım var,yardım edin Allah rızası için...

    Reklam




    Esselamu aleyküm...
    Kardeşlerim dualarınıza çok ihtiyacım var.Bu mübarek günlerde ne olur beni unutmayın dualarınızda.Ben uzun zamandır manevi anlamda inişler çıkışlar yaşıyorum.Çok sıkıntılıyım.Her şeyi sorgulamaktayım.Kaafamdaki soru işaretleri kemiriyor beni.Üniversite öğrencisiyim.Bir hoca benimle uğraştı.Başımdaki örtüden dolayı bana bir sürü şey söyledi.Ben susmadım gerkeni de yaptım ama o kadar çok üzüldüm ki...Çünkü o çok profesyoneldi.Hırslandım.Böylelerine meydanı bırakmamak lazım,kendimi geliştirmem,çok okumam ve çok araştırmam lazım dedim.Ama mesafe katedemiyorum.Ben İslama hizmet aşkıyla yanıp tutuşan biriydim,hala öyleyim ama şevkim biraz kırıldı gibi.Nefsim beni esir alıyor adeta.Şüpheler yakamı bırakmıyor.Karışıklıkların içinde imanımın boğulmasından endişeliyim.Lütfen bana tavsiyede bulunun ve çok dua edin...Allah rızası için bu kardeşinize yardım edin.Ne olur essiz kalmayın.Çünkü zaman bizi beklemiyor...



    Paylaş
    Manevi sıkıntılarım var,yardım edin Allah rızası için... Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    dualarım seninle kardeşim Rabbim iyilerin yanında hep.yalnız değilsin yani sen Rabbime güven o seni feraha kavuşturur inşallah..çok güzel kitaplar var aslında yani o üniv. hocana rahatça cevap vermeni sağlayacak mantıklı bilgiler içeren.o tarz birşeyler okumanı öneririm ben



  3. 3
    ve aleykumusselam ve rahmetullah

    biraz geç cvp verdim kusura bakma çıkmalıydım

    meryem azra sen imanı koru Rabbimize sığın zor bir durum din düşmanlarını ikna etmek zordur seninde dedğin gibi kendini geliştirmelisin bu konuda forumda konular var linklerini vereyim oku gerektiğinde cevaplarınla yık onların içindeki bu saçma sapan kurgularını onların kurguları senin kafanda soru işareti bırakabilir sakın düşünme sen Rabbin kim biliyorsun Peygamberin kim biliyorsun onlar desinler diceklerini sen Rabbimize sığın sıkıntıların için bl bol dua et Kuran oku için huzur bulsun sen güçlü bir kızsın bunların üstesinden gelirsin Rabbim yar ve yardımcın olsun Hak yoldan asla vazgeçme onları hak yola davet et tıpkı Efendimiz gibi sana tavsiyem ibadetlerini aksatma daha çok sarıl ibsadetlerine Rabbim ilmini artırsın Rabbim onların karşısında dim dik durabilmeyi nasib eylesin Allah yardımcın olsun kardeşim

    http://www.muminem.net/inancsizlara-cevaplar/






  4. 4
    Allah sizden razı olsun.Rabbim dualarınızı bana vesile kılsın.Tavsiyelerinize uyacağım Allah'ın izniyle.Pandora hanım kitap ismi verebilir misiniz?



  5. 5
    tespih çekmeni tavisye ederim Allah(CC)lafzını.



  6. 6
    Allah razı olsun.İnşaAllah sizin de tavsiyenize uyacağım.Başka bir şeyler söylemek isteyen yok m ukardeler?



  7. 7
    Hz. Mevlana'nın tavsiye buyurduğu haftalık zikirler Mumine Sitesi

    Cuma:

    Sübhânellâhi vel hamdü lillâhi ve lâ ilâhe ilellâhü vallâhü ekber* Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym* (1000 defa)

    Cumartesi:

    Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minez zâlimîn* (1000 defa)

    Pazar:

    Lâ ilâhe illellâhül melikül hakkul mübîn* Muhammedün rasûlüllâhi sâdikul va'dil emîn* (1000 defa)

    Pazartesi:

    Lâ ilâhe illellâhü azîzâ* Yâ Cemîl (1000 defa)

    Salı:

    Allâhümme salli alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âli seyyidinâ muhammedin ve sellim teslîmen kesîrâ* (1000 defa)

    Çarşamba:

    Lâ ilâhe illellâhü hâlisan muhlisâ (1000 defa)

    Perşembe:

    Lâ ilâhe illellâhü hâliku külli şey'in ve hüve alâ külli şey'in kadîr* (1000 defa)

    kaynaklarla Manevi Şifa Reçeteleri

    ---------------------

    Keder ve Sıkıntılı Anlarımız İçin Güzel Bir Dua
    sıkıntı için dua - üzüntülü zamanlar için dua



    La ilahe illallahül azimül-Halim. La ilahe illallahü Rabbüssemavati ve Rabbül-ardi ve Rabbül-arsil kerim.

    Manasi:
    "Allah'dan baska bir ilah yoktur. Ancak azim halim olan Allah vardir.
    Allah'dan baska ilah yoktur.
    Yalniz ars-i azam sahibi Allah vardir.
    Allah'dan baska hic bir ibadet edilecek ilah yoktur.
    Ancak göklerin ve yerin sahibi, ars-i kerimin maliki ve her seyin Haliki olan bir Allahü Azimüssan vardir."

    --------------------

    İnsana zaman zaman arız olan “kabz – bast halleri” neyi ifade ederler?

    Yazar: Şadi Eren (Doç.Dr.) 2006-05-09

    Kabz ve bast, insan kalbinin daralması ve ferahlamasını ifade eder. Maddî kalbin çalışması büzülme, genişleme şeklinde olduğu gibi, manevî kalbin çalışması da kabz ve bast iledir.

    Kabz ve bast halleri, gece-gündüzün birbirini kovalaması gibidir. (1) Bazen olur bir sıkıntı insanı kaplar. Bazen de bir şevk onu kuşatır. Bunlar, “Allah kabzede ve basteder” (Bakara Sûresi, 245) ayetinin tezahürlerindendir.

    Kabz hali, insanı Allah’a iltica ettirir. Bast hali ise, insanı şükre sevk eder. Bu ikisi, aynı zamanda insanın “beyne’l-havf ver-reca” (korku-ümit arası) dengede kalması içindir.

    İnsan kalbi, son derece hassastır. “Kalb” kelimesi, çevirmek anlamındadır. Çokça çevrildiği için kalbimize de aynı isim verilmiştir. (2) İnsanın kalbi, “ağaç dalından sarkıtılmış ince bir ipin ucundaki tüy gibi” (3) her yönden gelen rüzgarlara açıktır.

    Kaynaklar:
    1. Eraydın, Tasavvuf ve Tarikat, 186
    2. Rağıp İsfehanî, Müfredât fi Garaibil’l- Kur’an, s. 620
    3. İbnu Mace, Mukaddeme, 10

    --------------------------

    Duânın Türkçe Okunuşu:
    “Allâhumme salli salâten kâmileten ve sellim selâmen tâmmen alâ Seyyidinâ Muhammedinillezî tenhallü bihil ukadü ve tenfericu bihil-kürebü ve tukdâ bihil-havâicu ve tünâlü bihir-reğâibü ve hüsnül-havâtimi ve yustaskal ğamâmu bivechihil Kerîm ve alâ âlihî ve sahbihi fî külli lemhatin ve nefesin bi adedi külli ma’lûmin lek.”
    Duânın Mânâsı:
    “Allahım! Bizim Efendimiz Muhammed’e (sav) kusursuz bir salât ve rahmet, mükemmel bir selâm ve selâmet vermeni diliyoruz.
    O Peygamber ki, onun hürmetine düğümler çözülür, sıkıntılar ve belalar onun hürmetine açılıp dağılır, hacet ve ihtiyaçlar onun hürmetine yerine getirilir.
    Maksatlara O’nun hürmetine ulaşılır, güzel sonuçlar O’nun hürmetine elde edilir.
    O’nun şerefli yüzü hürmetine bulutlardaki yağmur istenilir,
    Allah’ım, onun ehl-i beytine, ashabına da her göz kırpacak kadar zamanda (her an, saniye) her nefes alacak zamanda sana malum olan varlıklar sayısınca salât et.”








  8. 8
    Rabbim ebeden razı olsun Sırri Lika .Bunlar sitedeki herkes için faydalı olur inşaAllah.İlgilendiğiniz ve böyle güzel bilgiler paylaştığınız için çok tşekkür ediyorum.Sizin gibi kardeşlerim olduğu sürece benim sırtım yere gelmez inşaAllah...



  9. 9
    AMİN.cümlemzdn inşallah



  10. 10
    Sevgili kardeşim,
    Ben senelerce ateist olan babamla yaşadım ve hala yaşıyorum. Onun dinimizle ilgili saldırıları ve alaylarını dinleyerek büyüdüm. Sonuçta hoca dediğin eldir, bir kaç sene dayanıp geçip gideceksin. Bu insanlar hesabını yarın ahirette verecekler. Elbette sana "Sus otur" demiyorum. Asla Müslüman korkak olmaz, dininden utanmaz. O yüzden de cevap vermen lazım ama onun da bir haddi hududu var bence. Sonuçta karşıdaki bir hoca okulda beğensen de beğenmesen de. Bazı insan dünyada bazı payeler edinir ama insan olamaz, maalesef ki çok örnekleri var bunun. Sana tavsiyem bol bol dua etmen, sabretmen. Unutma ki Hz. Ömer (r.a) demiştir ki "Sabır boyun eğmek değil, mücadele etmektir". Ben baş örtülü birisi değilim ama insanların inançlarına karışılmasına çok sinirleniyorum. Özellikle de dindar Müslüman kadınlar üzerinden hep bu oyun oynanıyor. Buna asla izin verme. Allah zihin açıklığı versin sana. O hocanı da Allah ıslah etsin diyorum. Sevgilerimle,



  11. 11

    Cevap: Manevi sıkıntılarım var,yardım edin Allah rızası için...

    Alıntı fatma_aliye Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sevgili kardeşim,
    Ben senelerce ateist olan babamla yaşadım ve hala yaşıyorum. Onun dinimizle ilgili saldırıları ve alaylarını dinleyerek büyüdüm. Sonuçta hoca dediğin eldir, bir kaç sene dayanıp geçip gideceksin. Bu insanlar hesabını yarın ahirette verecekler. Elbette sana "Sus otur" demiyorum. Asla Müslüman korkak olmaz, dininden utanmaz. O yüzden de cevap vermen lazım ama onun da bir haddi hududu var bence. Sonuçta karşıdaki bir hoca okulda beğensen de beğenmesen de. Bazı insan dünyada bazı payeler edinir ama insan olamaz, maalesef ki çok örnekleri var bunun. Sana tavsiyem bol bol dua etmen, sabretmen. Unutma ki Hz. Ömer (r.a) demiştir ki "Sabır boyun eğmek değil, mücadele etmektir". Ben baş örtülü birisi değilim ama insanların inançlarına karışılmasına çok sinirleniyorum. Özellikle de dindar Müslüman kadınlar üzerinden hep bu oyun oynanıyor. Buna asla izin verme. Allah zihin açıklığı versin sana. O hocanı da Allah ıslah etsin diyorum. Sevgilerimle,
    Allah razı olsun,çok teşekkür ederim güzel ve yol gösterici yorumlarınız için.Ben elbette mücadele etmek istiyorum ve ediyorum da.Onun kadar profesyonel değilim,hatta amatörüm ama bir şeyler yapmak istediğim için o hocanın dersinde Kur'an'la lgili bir sunum yaptım.Derste herkesin önünde demediğini bırakmadı.Ben de konuştum ve tepkimi koydum ama o daha güçlü.Bundan önce sınavda(bu dersin sınavı hocayla birebir görüşme şeklinde oluyor) hiç kimseyle olmadığı kadar benimle uzun konuştu ve başörtüme,inancıma saldırdı.Ben sınavda da susmadım ama yine o daha profesyoneldi.Bunlardan sonra ben allak bullak oldum.Yani bir kere onların yani şer tarafının bu kadar iyi benim geri olmamdan dolayı manen kötü duruma düştüm.Zaten çok düşünen ve sorgulayan biriyim,bu yaşadıklarımdan sonra daha çok düşünmeye ve soru sormaya başladım.Şeytan beni rahat bırakmadı.Rabbimden uzaklaştığım zamanlarım oldu.Bu yüzden sıkıntılıyım.Kendimi çaresiz hissetmiyorum çok şükür ama dediğim gibi ruhen daralıyorum.Biliyorum,dua etmeliyim,Rabbime sığınmalıyım,ibadetime sarılmalıyım,çok okumalıyım,zikri elden bırakmamalıyım ama manen rahatlayamıyorum.Nefsime ve şeytana yenik düşüyorum.Sorular peşimi bırakmıyor.Bu yüzden sizden dua istiyorum.Sizinle derdimi paylaşıyorum...Bu durumdan kurtulmama vesile olmanızı istiyorum inşaAllah...




    Muminem Cevap: Manevi sıkıntılarım var,yardım edin Allah rızası için...

  12. 12
    Alıntı Meryem Azra Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Allah razı olsun,çok teşekkür ederim güzel ve yol gösterici yorumlarınız için.Ben elbette mücadele etmek istiyorum ve ediyorum da.Onun kadar profesyonel değilim,hatta amatörüm ama bir şeyler yapmak istediğim için o hocanın dersinde Kur'an'la lgili bir sunum yaptım.Derste herkesin önünde demediğini bırakmadı.Ben de konuştum ve tepkimi koydum ama o daha güçlü.Bundan önce sınavda(bu dersin sınavı hocayla birebir görüşme şeklinde oluyor) hiç kimseyle olmadığı kadar benimle uzun konuştu ve başörtüme,inancıma saldırdı.Ben sınavda da susmadım ama yine o daha profesyoneldi.Bunlardan sonra ben allak bullak oldum.Yani bir kere onların yani şer tarafının bu kadar iyi benim geri olmamdan dolayı manen kötü duruma düştüm.Zaten çok düşünen ve sorgulayan biriyim,bu yaşadıklarımdan sonra daha çok düşünmeye ve soru sormaya başladım.Şeytan beni rahat bırakmadı.Rabbimden uzaklaştığım zamanlarım oldu.Bu yüzden sıkıntılıyım.Kendimi çaresiz hissetmiyorum çok şükür ama dediğim gibi ruhen daralıyorum.Biliyorum,dua etmeliyim,Rabbime sığınmalıyım,ibadetime sarılmalıyım,çok okumalıyım,zikri elden bırakmamalıyım ama manen rahatlayamıyorum.Nefsime ve şeytana yenik düşüyorum.Sorular peşimi bırakmıyor.Bu yüzden sizden dua istiyorum.Sizinle derdimi paylaşıyorum...Bu durumdan kurtulmama vesile olmanızı istiyorum inşaAllah...

    Sevgili kardeşim,
    Seni o kadar iyi anlıyorum ki. Aslında zaten şeytanın dostları oldukları için bu tip insanlar şeytanın taktikleriyle hareket ediyorlar. İnan bana onlar hiç bir şey kaybetmiyorlar ,zaten kaybetmişler kaybedeceklerini. Senin de onlar gibi olman için çabalıyorlar. Seni de kendileri gibi çamura çekmeye çalışıyorlar. Sakın Kuran'dan, namazından, duandan geri kalma. Allah'a bol bol dua et. Hatta mümkünse onların yanındaysan "Ya Sabır" diye içinden geçirmeye çalış, Allah'a dua et. Zaten onun amacı senin aklını karıştırmak. Şeytan imanlıyla daha çok mücadele eder, eğer sen onlar gibi imansız olsaydın zaten senle uğraşmazdı bile. Sakın kendini şeytanın oyunlarına bırakma. Allah'a şükürler olsun ki bu dünyaya gelmemizin nedeninin farkında olan insanlardanız, bu bile bizi şeytan ve dostlarının yanında güçlü kılmaya yeter. Allah yardımcın olsun. Sana da bol bol dua edeceğim. Allah selamete çıkarsın sonunda inşallah.



  13. 13
    Allah sana rahmet etsin ve senden ebeden razı olsun kardeşim.Ben Rabbimin dinine hizmet etmek istiyorum.O Allah düşmanlarıyla Allah rızası için mücadele etmek istiyorum.Ama işin içine nefsimi karıştırmaktan da korkuyorum.Hepinizin dualarını bekliyorum.Allah hepinizden razı olsun.Sizleri yolundan ayırmasın.Benim zor ve layık olaadığım bir vazifem de var,onun için de duacı olun bana.



  14. 14
    Lütfen sonuna kadar oku inşALLAH aradığını müşahade edersin.

    Tebliğ insanı, muhatabının durumunu yakından takip etmeli ve onun hatalarına karşı anlayışlı davranmalıdır. Mü'mine karşı gösterilecek anlayış, mürüvvet; küfür ve ilhad ehline karşı gösterilecek anlayış ise, basiret, kiyaset ve dirayet şeklinde olmalıdır. O, bunları kullanarak muhatabının gönlüne ve mantığına girerek, anlatmak istediği meseleleri bir taraftan sevdirip, bir taraftan da kabul ettirebilir.
    a) Muhatabın Tanınması
    İrşâd ve tebliğde bulunan kimseler, muhataplarının durumlarını çok iyi bilmeli ve onları kaçırıcı, nefret ettirici tutum ve davranışlardan fevkalâde sakınmalıdırlar. Bir kere tebliğcinin sunduğu şeyler hep kudsî mefhumlardır. Allah'ı, Resûlü'nü, Kitabı'nı ve âhiret gününü insanlara sevdirmek durumunda olan bir insan, her hâlde vazifesinin ne olduğunu bilmeli ve davranışlarını da ona göre ayarlamalıdır. Çünkü muhatabın -Allah korusun- ona karşı duyacağı bir rahatsızlık, sevdirmekle sorumlu olduğu şeylerden nefret edilmesine sebebiyet verebilir. Böyle bir sebebiyet verme hasaretin en büyüğüdür. Böyle bir sebebiyet verme, bizim şahsî durumumuzdan kaynaklanıyorsa, bunun sorumluluğunu da ötede biz çekeriz.
    Bakın, Allah Resûlü (s.a.s), fertleri suçluluk psikozuna sokmamak için tebliğlerini nasıl yapıyordu? Evet O, ne kafiri ne de mücrimi, suçlu bir adammış gibi karşısına almıyor, söylediği sözleri hep umuma hitap ediyor gibi söylüyordu. Cemaati içinde, teferruata dair bir kusur gördüğü zaman, hemen minbere çıkıyor ve umûmî irşatta bulunuyordu. Şimdi de bunlardan bir-iki misal sunmaya çalışalım:
    Bir sahabi, Allah Resûlü'nün (s.a.s) bulunduğu yere yakın bir mekanda duâ ediyordu. Ellerini semaya doğru iyice kaldırmış ve sesini de olanca gücüyle yükseltmişti. Bu durum, duâ edebine aykırıydı. Ama Allah Resûlü (s.a.s), bizzat onu karşısına alıp konuşmak yerine, oradakilerin hepsine hitaben şöyle buyurmuştu:
    'Ey insanlar! Siz sağır ve kör birisine duâ etmiyorsunuz. Kendinize acıyın ve duâda i'tidalden ayrılmayın. Size her şeyden daha yakın ve duâlara icabet eden bir Zat'a duâ ediyorsunuz ki, O sizin duâlarınızı (her hâlükarda) işitir ve icabet eder.'[1]
    Bir keresinde de halk, imam olan bir zatın namazı çok uzattığı şikayetiyle O'nun huzuruna gelmişti. Bunlar arasında, 'Ya Resûlallah! Neredeyse cemaati terkedecektik' diyenler oldu. İmam olan zat belliydi. Allah Resûlü (s.a.s)'nün canı çok sıkılmıştı. Fakat buna rağmen onu bizzat huzuruna alıp doğrudan ikaz etmemiş; mescitte, herkese hitaben umûmî bir irşâdda bulunmuş ve şöyle buyurmuştu:
    يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّ مِنْكُمْ مُنَفِّرِينَ فَأَيُّكُمْ مَا صَلَّى بِالنَّاسِ فَلْيُوجِزْ فَإِنَّ فِيهِمُ الْكَبِيرَ وَالضَّعِيفَ وَذَا الْحَاجَةِ
    'Ey insanlar! Ne oluyor sizlere ki, insanları nefret ettiriyorsunuz. Sizden kim imam olursa namazı hafif kıldırsın. Çünkü onların içinde ihtiyar, zayıf ve ihtiyaç sahibi olanlar vardır.'[2]
    İşte Allah Resûlü'nün (s.a.s) hatalar karşısındaki tavrı ve davranışı bu idi. Çünkü O, insanların kurtuluşa ermesini istiyor ve her meseleyi onlara en kolay ve en yapılır şekliyle takdim ediyordu.
    أَيُّهَا النَّاسُ قُولُوا لا إِلَهَ إِلاّ الله تُفْلِحُوا
    'Ey insanlar! 'Lâ ilahe İllallah' deyin ve felaha erin'[3] diyordu. Zaten O'nun bi'setinin gayesi de buydu.
    Evet, irşâd ve tebliğde, şahısları suçluluk ruh hâletiyle ele alıp onlara bir şeyler anlatmaya çalışmak, kat'iyen yanlıştır. Söylenecekler topluma ve umuma söylenmelidir. Güneş şualarından herkes kendi istidadına göre istifade ettiği gibi, bu hayat saçan sözlerden de herkes kendi istidat ve kabiliyetine göre istifade edebilir. Aksi hâlde açılan rahnelerin kapatılması çok zordur.
    b) Münazaradan Sakınmalı
    Zaruretler, muhatapla ikili konuşmayı gerektiriyorsa, bu durumda meselenin münazara zeminine çekilmemesine çok dikkat edilmelidir. Zira münazarada konuşan, haktan ziyade enaniyet ve benliklerdir. Dolayısıyla öyle bir zemin, hak adına şeytana teslim edilmiş olmaktan farklı değildir. Bu sebeple konuştuklarımız ve konuşacaklarımız ne denli ikna edici ve edebî olursa olsun, muhatabımızda zerre kadar tesiri olmayacak ve hüsn-ü kabul de görmeyecektir. Meseleye psikolojik açıdan baktığımızda, münazaranın yersiz ve yetersizliği ortaya çıkacaktır. Zira, biz münazaraya hazırlanırken nasıl hasmımızı mağlup edecek fikir ve düşüncelerle kendimizi techiz etmeye çalışmışsak, muhatabımız da en az bizim kadar aynı hazırlık içindedir. Bizim getireceğimiz delillere muhakkak o da karşı bir delille mukabele edecek ve konuşma öyle bir kısır döngüye girecektir ki, günlerce konuşulsa dahi hiçbir neticeye ulaşılamayacaktır.
    Gerçi Saadet Asrında Efendimiz (s.a.s) bir iki defa münazara zeminine çekilmiş, muhatabını iknaya çalışmıştır.[4] Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, münazaraya talebin tamamen karşı taraftan gelmiş olmasıdır. Böyle bir durumda elbette Efendimiz'in suskunluğu söz konusu olamazdı. Çünkü O'nu dinleyenlerin kuvve-i maneviyeleri sarsılabilirdi. Bununla beraber Allah Resûlü'ne (s.a.s) münazara gayesi ile gelen bu insanlardan ekserisi, yine ikna değil ilzam olmuştur. İlzam ise, muhatabımızın hidayete ermesi demek değildir.
    Efendimiz (s.a.s), senelerce bir kısım Benî İsrâil ulemasıyla karşı karşıya gelmesine rağmen, içlerinden böyle zeminlerde hidayete eren olmamıştır. Halbuki O, arşın bütün ilhamları, çağlayanlar hâlinde kalbine akıp akıp gelen ve kainat kendisi için yaratılmış olan bir Peygamberdi. Etekleri mucizelerle doluydu. Daha doğrusu O, her zaman harikalarla muhât bulunuyordu. Ne var ki, şöyle veya böyle başvurulan münazara zeminlerinde bulunanlar, bir türlü hidayet arşına çekilemiyor ve mesele sadece ilzam zeminine takılıp kalıyordu. Abdullah b. Selâm (r.a) da bir Yahudiydi. Fakat, hakikati kabul etmek üzere Allah Resûlü'nün (s.a.s) huzuruna gelmişti. İçinden: 'Eğer Tevrat'ta şemâili zikredilen zat bu ise, hemen ona îman edeceğim' diye geçiriyordu. Durum böyle olunca da, o daha Efendimiz'i görür görmez, O'nun sîmasında yalan olamayacağını anlamış ve îman etmişti.[5]
    Ayrıca, münazara zemininde yapılan tebliğde, Cenâb-ı Hakk'ın rızası da her zaman düşünülemeyebilir. Çünkü hem tebliğ eden, hem de kendisine tebliğ edilen zat, böyle bir zeminde daima kendi benlik ve enaniyetleriyle gerilimde olurlar. Cenâb-ı Hakk'ın hoşnutluğunun düşünülmediği bir zeminden de, -orada konuşulanlar ne olursa olsun- Cenâb-ı Hakk razı değildir. Hidayet bütün bütün Allah'ın elinde olduğundan, rızasının olmadığı bir yerde hidayetinin de olmayacağı muhakkaktır.
    c) Benlikten Sıyrılmalı
    Benlik ve enaniyet, hem tebliğ eden hem de muhatap açısından hem hidayeti hem de onun bereketini engelleyici bir faktördür. Onun için mürşit ve mübelliğ, bu zararlı duygudan sıyrılıp, söyleyeceklerini mahviyet içinde söylemelidir. Onun bu mahviyetidir ki, muhatabını da bir bakıma peşin fikirlilikten ve inattan kurtarmış olur. Aslında hiç kimsenin benlik ve enaniyete hakkı ve salâhiyeti yoktur. Zira, nice defalar görülmüştür ki, tebliğ edici akıl, mantık, belâgat ve fesahatin her çeşidini kullanarak söylediği sözlerinde ve dilinde beyan ırmakları çağlattığı anlarda hiç kimseye hiçbir şekilde tesir edemezken; kabz cenderesinde ezildiği ve iki kelimeyi bir araya getirip konuşamadığı demlerde muazzam denebilecek çapta tesirli olmuş ve Cenâb-ı Hakk onu, bir kısım insanların hidayetine vesile kılmıştır.



la ilahe illallahül melikül hakkul mübin anlamı,  la ilahe illallahül melikül hakkul mübin,  la ilahe illallahul melikul hakkul mubin,  la ilahe illallahül melikül hakkul mübin fazileti,  la ilahe illallahu melikul hakkul mubin,  lâ ilahe illallahül melikül hakkul mübin manası,  la ilahe illallahül melikül hakkul mübin sırları