Çocuk Büyütürken ve Çocuk Sağlığı Forumundan Cocuklarda Gece Altını Islatma Nedenleri,Sebebleri Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Cocuklarda Gece Altını Islatma Nedenleri,Sebebleri

    Reklam




    Enürezis Nokturna Hakkinda Bilgi - Gece Altını Islatma Problemi Hakkinda - Cocuklarda Gece Altını Islatma Sebebleri Hakkinda - Enürezis Nokturna Tedavisi




    Çocuğunun gece altını ıslatmasından kim bilir kaç aile muzdariptir. Bu durum ailelere sıkıntı verdiği gibi çocuğun da kendisine duyduğu güveni etkiler. Zamanında müdahale edilmezse altını ıslatma davranışı hem çocuk hem de aile için ciddi bir kaygı nedeni olabilir ve bu kaygı durumu sorunun çözülmesini daha da güçleştirir. İdrarın istemeden kaçırılması, yatağın ve elbiselerin ıslanması çocuğun mesanesini kontrol etmeyi öğrendiği 4-5 yaşlarından sonra oluyorsa tıp dilinde enürezisten söz edilir. Bu durum çok eskiden beri bilinir ve tarih boyunca çeşitli garip tedaviler uygulanmıştır. Çeşitli bitkilerin kullanılmasının yanısıra onsekizinci asırda Avrupa’da demir mandallarla çocuğun pipisi kilit altına alınmış, yalnız idrar yapacağı zamanlarda mandal çıkarılmış ancak bu yöntem de kangren olaylarının bildirilmesiyle terkedilmiştir. Navaho kızılderilileri de altına kaçıran çocuğu yanan bir kuş yuvasının üstüne tutarak törenlerle iyileştirmeye çalışmışlardır. Bir çocukta enürezis olduğunu düşünmek için onun şeker hastalığı, nöbet durumları veya idrar yolu iltihabı gibi rahatsızlıkları olmamalıdır. 5-6 yaş arası çocuklar için ayda iki kez ve daha büyük çocuklar için ayda bir kez altına kaçırma enürezis olarak kabul edilir.

    Gece altını ıslatan çocukların bir kısmında gündüz de altını ıslatma sorunu bulunabilir. Eğer gece alt ıslatma sorunu çocuğun doğumundan itibaren sürekli var ise birincil, çocuk gece- gündüz tuvalet alışkanlığını kazandıktan ve temizlendikten sonra sorun ortaya çıkarsa o zaman ikincil enürezisden söz edilir. İkincil enürezis daha çok çocuğun yaşadığı stres, gerginlik ya da psikolojik travmalarla, okula başlama, kardeş doğumu gibi psikososyal kriz dönemlerine bağlanmaktadır.

    Enürezis sıklığı ergenlik dönemine doğru azalır ancak 18 yaş civarı ergenlerin %l-2’si bu durumdan yakınmaktadır. Erkek çocuklarda kızlara oranla daha sık rastlanır. Araştırmalar gösteriyor ki zor şartlar altında ve sıkıntı verici hayat olaylarıyla büyüyen çocuklarda enürezis daha sık görülmektedir. Kalabalık ve kötü evlerde yaşayan ve ailelerinde ciddi sorunlar bulunan çocuklar altlarını daha fazla ıslatabilmektedir. Evlilikle ilgili anlaşmazlıklar, anne veya babanın alkol bağımlılığı olması, aileden birinin evden ayrılmak zorunda kalması, aileden birinin hastaneye kaldırılması gibi durumlar çocuklar için ciddi sıkıntılar doğurur.

    Kendileri küçükken altını ıslatma sorunu yaşamış ebeveynlerin çocukları da bu durumdan daha sık etkilenirler.

    Enürezisi olan çocukların idrar yolları gerek işlev gerekse şekil bakımından normaldir. Ancak bu çocuklarda altını ıslatmayan çocuklara nazaran daha fazla idrar yolu iltihabına rastlanır. Bir kısmında ise uyku çok derindir ve özellikle gecenin ilk bölümünde uyandırılmaları oldukça güçtür.

    Bir görüşe göre enürezisli çocuklar çok sık idrara çıkmakta ve bu durum onların mesanelerinin daha çok sıvı alacak şekilde genişlemesini engellemektedir. Bazı araştırmacılar da enürezisin yanlış tuvalet eğitiminden kaynaklandığı fikrindedirler. Tuvalet eğitimine çok erken başlanır ve eğitim sırasında cezalandırıcı bir tutum takınılır, çocuğa karşı sert davranılırsa bu durum ortaya çıkabilir denmektedir. Öte yandan çok pasif ve yetersiz bir eğitimin de benzer bir duruma yol açabileceği üzerinde durulmuştur.

    Sıkıntı verici hayat olayları enürezisin ortaya çıkmasını kolaylaştırırlar: ailenin dağılması, aileden birinin hastaneye yatması, ekonomik sorunların çocuğa yansıtılması gibi.

    Enürezisin idrarı tutma becerisinde bir gelişme geriliğini yansıttığı yolunda veriler vardır. Büyüme ile gece işemelerinin ortadan (sıklıkla) kalkması, bu çocuklarda mesane hacminin azalması ve çok sık idrara çıkma bu durumu düşündürmektedir.

    Tuvalet eğitimi ile ilgili sorunlar üç ana başlık altında özetlenebilir:

    1. Çok erken eğitim, yani çocuk gelişim bakımından bu eğitimi almaya hazır değilken verilen eğitim 2. Çocuğun uygun bir biçimde idrar yapmasını yeterince teşvik etmemek 3.Öğrenmenin ilk dönemlerinde idrar kaçırdığında çocuğu cezalandırmak. En yaygın yanlış anne ve babanın eğitime çok erken başlamasıdır. Daha bir yaşındayken çocuğa bu eğitimi vermek isteyen çok aile vardır. Halbuki bu eğitim biraz daha geç yaşta verilse çocuk çok daha iyi kavrayabilecektir. Bu söylediklerimizden geç katmanın iyi olduğu sonucu çıkarılmamalıdır; anne ve baba çocuklarının durumuna göre zamanlamayı yapmalıdır.

    Tuvalet eğitimine genellikle 18 ay civarında başlanması önerilir.



    Gece altını ıslatan çocukların yaklaşık %70’inin birinci derece akrabalarında aynı sorunu olan bireylere rastlanmaktadır. İkizlerle yapılan çalışmalar hastalığın genetik geçişi olduğu fikrini kuvvetlendirmektedir. Bu çocukların önemli bir kısmında uykunun derin olduğu gözlenmiştir. Bu görüşe göre derin uykuda olan çocuğun idrar torbası gevşektir ya da idrar torbasından gelen uyarıların çocuğun uyanmasını sağlaması mümkün olmamaktadır

    Gece altını ıslatan çocuğu olan ailelerin bir kısmı sorunun çocuk okula başladığında, sünnet olduğunda ya da askere gittiğinde düzeleceği gibi yanlış düşünceler içindedirler. Yaşın ilerlemesi ve ergenlik dönemiyle birlikte hastalığın kendiliğinden düzeldiği durumlar sıktır. Ancak çocuğun ne zaman düzeleceğini önceden kestirmek mümkün değildir. Diğer taraftan her gün yatağından ıslak kalkan çocuğun yaşadığı zorlukları anlamamız gerekir. Gece altıma kaçırırım düşüncesiyle evi dışında bir yerde kalamayan, arkadaş, akraba ziyaretlerine katılamayan, grup faaliyetleri ve kamplardan uzak kalan çocuğun sıkıntısını, üzüntüsünü, kendine güvensizliğini ve utancını ortadan kaldırabilmek için tedavi şarttır. Zaman içinde düzelir bahanesiyle olaya kayıtsız kalmak çocukta gelişecek ikincil ruhsal sorunlara davetiye çıkarmaktır.



    Tedaviyi genellikle iki yöntemle yapılır: İlaçla ya da davranış tedavileriyle. Depresyon tedavisinde kullanılan bir grup ilacın enürezis tedavisinde etkili olduğu bulunmuştur. Ayrıca

    son zamanlarda böbrekte su tutulumu ve atılımın, ayarlayan ‘hormon benzeri ilaçlar da kullanılmaktadır

    Bu ilaçlar ağız kuruması baş ağrısı, kabızlık vb. yan etkileri olabilen ilaçlardır ve mutlaka doktor kontrolünde kullanılmaları gerekir. Halk arasında gece altını ıslatma sorunu için kullanılan ilaçların kısırlık yaptığı gibi yaygın bir endişe vardır. Bu tamamen uydurma ve asılsız bir düşüncedir. Tedavide kullanılan ilaçların böyle bir yan etkileri yoktur.

    Birkaç kutu ilaç kullanmak yeterli değildir ve tedaviye en az 5-6 ay devam edilmelidir İlaç etkisini çabuk gösterir. Bu yöntem enürezis tedavisinde %80’e varan bir başarı sağlayabilir. Tedavide başarı sağlayan bir diğer yöntem davranışçı yöntemdir. Çocuğa gündüz bol bol su içirilir ve idrarını tutması istenir. Bu alıştırma sayesinde çocuk idrarını kontrol etmeyi öğrenir. Ancak tek başına bu yeterli değildir, Çocuğun gece idrara kaldırılması ve altını ıslatmadığında ödüllendirilmesi yararlı olur. Çocuk altını ıslatırsa onun bu davranışını pekiştirmemek için, bunun hoşlanılmaya bir şey olduğu, ifade edilmeli ve sözgelimi basit bir ödev verilmelidir.

    Bu şekilde çocuk, başarıya ulaşması için teşvik edilmiş olur. Daha küçük çocuklarda resim çizdirilebilir. Bahsettiğimiz yöntemlerin yanı sıra alarm cihazları da kullanılmaktadır.



    Çocuğun akşam yemeğinde aldığı sıvı miktarını kısmak ya da onu uyur halde gece bir kaç kez tuvalete götürüp çiş yapmaya zorlamak genellikle faydasızdır, Enürezis sorunu olan çocukların çok iyi bir değerlendirmeden geçmeleri gerekir. Bunun için mutlaka bir hekime danışılmalıdır. Çocuğun hekim tarafından görülüp herhangi bir fiziksel nedenin olup olmadığı araştırılmalıdır. Altını ıslatma, uzun sürmesi durumunda araştırılması ve doktor nezaretinde tedavi edilmesi gereken bir durumdur.



    GECE İŞEMESİ VE RUHSAL UYUM

    Tek başına gece altını ıslatma ruhsal uyumsuzluğun ve dengesizliğin belirtisi kabul edilemez. Geceleyin altını ıslattığı halde gayet uyumlu ve dengeli çocuklar az değildir. Ancak gece altını ıslatma sorunu ile birlikte başka davranış ve uyum bozuklukları gösteren çocuklar da vardır. Gece altını ıslatan çocukların varolan problem nedeniyle gergin huzursuz ve sinirli olabilecekleri unutulmamalıdır. Her sabah ıslak uyanmak ve yabancı evlerde geceleyememek çocuğu huzursuz etmeye yeter.



    GECE İŞEMESİ TEDAVİSİNDE İLAÇ

    Halk arasında gece işemelerinde kullanılan bir kısım ilaçların çocukta kısırlık yaptığı şeklinde tamamen yanlış ve uydurma bir kanaat hakimdir. Bu ilaçlar kısırlık yapmazlar.

    Ayrıca doktor kontrolünde kullanıldıkları müddetçe yan tesirlerinden korkulmamalıdır.



    GECE ALTINI ISLATMAYI ZAMANA BIRAKMA

    Ailelerin bir çoğu yanlış bilgilenme nedeniyle alt ıslatmayı bir sorun olarak görememektedirler. Zamanla geçer ya da sünnet olunca düzelir mantığı ile hareket ederler. “Babası 12 yaşına kadar altını ıslatmış sonra düzelmiş” sözleriyle sorunun çözümünü zamanın geçmesinde ararlar. Oysa sıkıntıyı çocuk yaşamaktadır ve tedavinin olmadığı her gün çocuk için bir kayıptır.

    Sabahları yatağından ıslak kalkan hiçbir çocuk durumundan memnun değildir. Bu durumun çocukta oluşturabileceği duygusal tahribatı tahmin etmek zor değildir. 5 yaşından sonra gece işemesi olan her çocuk tedavi edilmelidir.







    GECE ALTIM ISLATMAYP KARŞI BEZLEME

    Bu durumda büyük yaştaki çocukların dahi altı bezlenebilmektedir. Anne çamaşır yıkama zahmetinden kurtulmak için böyle bir yol seçmiş olabilir ancak çocuğun altını bağlamak onun gece altına kaçırabileceği mesajı vermesi açısından sakıncalıdır. Bunun yerine yatak üzerine çocuğu rahatsız etmeyen naylon vs. sererek önlem almak daha doğru bir yaklaşım olur.





    GECE ALTINI ISLATMAYA KARŞI GIDAYI KESME

    Bazı anne babalar çocukları gece işemesin diye akşamdan itibaren sıvı yiyecek ve içecek kısıtlaması yaparlar. Çocuğu oldukça rahatsız eden ve başkalarından farklı olduğunu hissettiren bu yaklaşımın sorunun çözümüne katkısı olmadığı düşünülmektedir.



    DIŞKI KAÇIRMA

    Tuvalet eğitimi annelerin çoğu için sıkıcı ve bir o kadar da zahmetli bir süreçtir. Çocuğun dışkı kontrolünü öğrenmeye başladığı ilk dönemlerde zaman zaman dışkısını kaçırmasını doğal sayarız ve kaza olarak kabul ederiz. Bir an önce çocuğunun temizlenmesini isteyen anneler, bu iş bitti derken olası kazalara karşı hazırlıksız yakalanırlar.

    Çocuğun dışkısını bırakma ve tutma işlevini yerine getirebilme yaşına geldiği halde istemli ya da istemsiz şekilde dışkısını uygunsuz yerlere (iç çamaşırı dahil) bırakmasına dışkı kaçırma (enkoprezis) denir. Araştırmalar göstermiştir ki çocukların büyük bir kısmı 2.5- 3 yaşında dışkısını kontrol edebilir. 4-5 yaşına geldiklerinde ise eğer bedensel bir hastalık yoksa (örneğin bazı kalın bağırsak hastalıkları) bütün çocukların dışkısını tutabilmesi beklenir. Bebeklikten itibaren bu kontrolün hiç sağlanamadığı durumlar olabileceği gibi çocuk tuvalet eğitimini tamamladıktan, yani en az bir yıl, dışkısını kontrol edebildikten sonra da tekrar dışkı kaçırma olayı başlayabilir. Genellikle gündüz uyanıkken olur. Ortamlarına göre değişkenlikler gösterebilir. Örneğin, bazı çocuklar okulda ve sokakta dışkılarını tutup eve geldiklerinde bırakırlar. Bir kısmı sanki tuvalete yetişemiyormuş izlenimi verirler. Bu anne baba tarafından büyük öfke ve kızgınlıkla karşılanır, Anne ve baba kasden, bilerek ve isteyerek bu işi yapıyor ve bizi kızdırmaya çalışıyor düşüncesine kapılırlar.

    Çocuklar bu olaya farklı tepkiler gösterebilir. Bazıları durumu inkar eder ve kıyafetinin değişmesine karşı çıkar. Utanma duygusunu yoğun olarak yaşayanlar kirli çamaşırlarını gizler, annesine göstermek istemezler. Bazıları ise dışkısıyla oynar ve onu duvara, mobilyalara sürer ya da bir yerlere saklarlar.

    Dışkı kaçırmanın nedenleri konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür:



    Bedensel nedenler görüşü: Bu çocukların kalın bağırsak işlevlerinde bozukluk vardır. Bu nedenle sık kabız olurlar. Kabızlık sonucu da dışkı kontrolleri bozulur.



    Ruhsal nedenler görüşü: Tuvalet eğitiminin erken yaşta başlaması ve eğitimde ceza ve baskı yöntemlerinin uygulanması çocuğun dışkısını bırakmamasına neden olur. Bu da süregen kabızlık sonunda dışkı kaçırmayla sonuçlanır. Bu olay adeta anneye karşı bir çeşit tepki olarak görülebilir. Çünkü bu çocukların anneleri genellikle kuralcı, titiz, otoriter ve baskıcıdırlar. Ayrıca yem bir kardeş doğumu, anneden uzak kalma, ağır bir hastalık geçirme gibi stres doğuran olaylardan sonra da o ana kadar dışkısını tutabilen çocuklarda dışkı kaçırma görülebilir. Dışkı kaçırmayı dışa vuramayan saldırganlık duygularının ifadesi olarak kabul edenler de vardır.

    Bazı çocuklar tuvalete düzenli ve ihtiyacı olduğu zaman gitmeye büyük direnç gösterirler. Tuvalete gitmeye karşı var olan bu direnç, onların günlük hayatta bir işi düzenlemedeki zorluklarından farklı değildir. El yıkama, diş fırçalama, oyuncaklarını düzenleme gibi etkinliklerde tembellik gösteren çocuklar tuvalete zamanında gitmeyi de beceremeyebilirler.

    Dışkı kaçırmayla birlikte gece altını ıslatma, çökkünlük saplantı-zorlantı bozukluğu, davranış bozukluğu gibi başka ruhsal sorunlar da bulunabilir. Özellikle 4-5 yaşlarından sonra dışkısını kaçırma çocuk için oldukça zedeleyici bir durumdur. Çevresindeki büyüklerden, arkadaşlarından hatta anne ve babasından gelen her türlü eleştiri ve aşağılayıcı söz sorunu daha da çözümsüz hale sokar ve çocuğun sosyal ilişkilerini bozar. Çocuğunda bu belirtiyi gören anne ve babalar her şeyden önce bunun bir hastalık olduğunu kabullenmeleri

    ve bunu uygun bir dille çocuklarına anlatmaları gerekir. Yoksa bilerek yapıyor ya da bizi cezalandırmak için yapıyor gibi düşünceler zaten inatçı ve tedavisi uzun süren hastalığın tedavisini daha da zorlaştırır. Özellikle anneler yaşadıkları zorluklar nedeniyle bu durumla mücadele gücünü kendilerinde bulamayıp sabırsız davranabilmektedirler. Büyük bir çocuğun altına kaçırması çocuk kadar aile fertlerini de rahatsız eder. Tedavi arama çabası yerine öfke ve hiddetle olaya yaklaşmak hastalığın süregen hale gelmesine neden olur. Çocuğun soruna karşı tepkisi utanma ve gizleme şeklinde olabileceği gibi, çocuk tamamen kayıtsız, aldırmaz ve sanki her şey normalmiş gibi bir tavır da sergileyebilir.

    Tedavinin ilk aşaması anne ve babanın çocukları ile olumlu ve sağlıklı bir ilişki içine girmelerini sağlamaktır. Daha sonra çocuğa davranış tedavileri uygulanabilir. İlaç kullanımı da gerekebilir.



    DIŞKI KAÇIRMAYA TEPKIMİZ

    Dışkısını tutabilecek yaşta ve bu beceriyi daha öncesinden kazanmış bir çocuğun altını kirletmesi anne babayı çileden çıkartır. Bunun kasıtlı bir davranış olduğu düşüncesiyle çocuk azarlanır, aşağılanır ve cezalandırılır. Ancak tüm bu yaklaşımların faydasız kaldığı görülür. Dışkı kaçırma çocuğun ruh dünyasında varolan sorunların dışa yansıması olarak değerlendirilmeli ve yaklaşımımız sorunu çözmeye yönelik olmalıdır. Sağukkanlı ve anlayışlı bir yaklaşımla çocukla anne baba arasındaki olması gereken olumlu ilişki kurulmaya çalışılmalıdır. Sürekli eleştiren aşağılayan suçlayan ve başkalarına rezil etme tehdidi savuran anne babaların bu yaklaşımlarıyla çocukla olumlu ilişki kurabilme şansları yoktur.



    Paylaş
    Cocuklarda Gece Altını Islatma Nedenleri,Sebebleri Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Anneler için zor durumlardan biride çocuklarının altını ıslatmalarıdır. Çocukların altlarını ıslatma nedenlerinde bazıları genetik olabilir yada psikolojik sorunlardan dolayı çocuklar gece altını ıslatabilirler.



kadınların işemes