İslam Dini ve İman Bölümü ve Cennet Forumundan cennet ve cennetlikler hakkında çok güzel bir yazı Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    cennet ve cennetlikler hakkında çok güzel bir yazı

    Reklam




    Ebû Hüreyre'nin rivayet ettiğine göre, Peygam-
    ber'imiz (s.a.s.) buyuruyor ki:
    "Cennette şöyle bir ses gelir: Ey cennetlikler! Sizlere
    öyle bir sıhhat veriyorum ki, ondan sonra ebediyen hasta
    olmayacaksınız. Ölümsüz bir hayat bulacaksınız. Ardın da
    yaşlılık olmayan bir gençliğe ereceksiniz. Arkasından ümit-
    sizlik gelmeceyek bir mutluluğa ulaşacaksınız."
    Yüce Allah'ın şu âyeti, bu gerçeği ifâde eder:
    "Cennetliklere: "İşlediğiniz iyi ameller sayesin-
    de nail olduğunuz cennet işte budur" diye seslenilir."
    A'râf Sûresi, 43.
    Peygamber'imiz "Rabb'inin huzurana dikilmekten kor-
    jki cennet vardır" mealindeki âyet hakkında buyuruyor
    ki:
    "İki cennetin bütün kap ve eşyası gümüşten, diğer bir
    iki cennetin bütün eşyası altındandır. "Adn" cennetinde
    cennetlikler Rabb'lerini görürken, onlar ile Allah arasında
    sadece "Kibriya Perdesi" bulunur."
    Sonra cennetin kapılarına bak, bunlar ibadetlerin asıl-
    larına göredir. Nitekim cehennemin kapıları da günahların
    asıllarına göredir.
    Ebû Hüreyre'nin rivayet ettiğine göre, Peygamber'imiz
    (s.a.s.) buyuruyor:
    "Kim malından iki birimlik bir sadaka verirse, cennetin
    bütün kapılarından içeri girmeye çağrılır.
    Cennetin sekiz kapısı vardır. Namaz ehli olanlar na-
    maz kapısından içeri girmeye çağrılır. Oruç ehli olanlar oruç
    kapısından içeri girmeye çağrılır. Sadaka ehli olanlar sadaka
    kapısında içeri girmeye çağrılırlar. Cihâd ehli olanlar cihad
    kapısından içeri girmeye çağrılır."
    Bu arada Ebû Bekir (r.a.): "Vallahi bir kimsenin bu
    kapılardan birinden çağrılma zarureti yoktur. Acaba bir kim-
    se hepsinden aynı anda içeri girmeye çağırıhrsa olur mu?"
    diye sorar. Peygamber'imiz ona: "Evet, böyleleri de var-
    ^r. Senin de onlardan olmanı dilerim" diye cevap ve-
    rir.
    Asım İbni Zamüre (r.a.) der ki: "Hz. Ali bir gün cehen
    nemden bahsetti, bu konuda şimdi hepsi hatırımda kalma
    yan çok önemli açıklamalarda bulundu, arkasından
    Cennete getirerek dedi ki:
    "Rabb'lerinden korkanlar bölük bölük Cennete sevke-
    dilirler. Onun kapılarından birine varınca, kapının yanıba-
    şında köklerinin arasından iki ayrı pınar kaynayan bir ağaç
    görürler. Aldıkları emir uyarınca pınarlardan birine sokulur-
    lar, suyundan içince karınlarmdaki pislikler kaybolur.
    Arkasından öbür pınara sokularak içinde yıkanınca
    yüzlerine Cennet tazeliği gelir, artık saç renkleri ebediyyen
    değişmez başları yağla yıkanmış gibi hep parlak kalır. Sonra
    Cennete girerler, içeri girerken Cennet korucuları onlara:
    "Selâm size, ne mutlu size, oraya ebedî kalmak üzere giriniz"
    derler.
    Arkasından Cennet çocukları etraflarını sarar, dünyada
    sevilen birinin ansızın çıkıp gelişi karşısında çocuklar onun
    etrafını nasıl çevirirse öyle çevirirler, ona: "Müjdeler olsun!
    Allah sana şu şu nimet ve dereceleri bağışladı" der-
    ler, içlerinden biri o kimsenin Cennet hurilerinden olan eşle-
    rinden birine koşarak dünyadaki adı ile: "Falan kişi geldi"
    diye haber verir. Huri: "Sen kendin onu gördün mü?"
    diye sorar. Çocuk: "Tabiî gözümle gördüm, peşimden
    geliyor" der.
    Bu haber üzerine huri sevincinden âdeta kuş S
    uçarak kapının eşiğine vanr.
    Adam makamına varınca yapısına göz atar, yuvarlak
    • cj pareleri üzerinde birer kırmızı, yeşil ve sarı köşkün
    geldiğini görür. Sonra başını kaldırarak çatısına bakar,
    şimşek gibi göz kamaştırıcı olduğunu görür. Öyle ki, Yüce
    Ajlah ona güç vermese gözleri karşısındaki manzaraya
    bakarken kör olurdu. Başını indirince görür ki eşleri, kullan-
    maya hazır kaplar, sıra sıra dizilmiş yastıklar, yere yayılmış
    saçaklı halılar, yüksek sedirler hazır duruyor. Sonra sırtını bir
    yere dayayıp: "Bizi bu nimetlere yönelten Allah'a hamd
    olsun, eğer kılavuzumuz o olmasaydı, biz bu duruma kendi-
    liğimizden ulaşamazdık" diye hamdeder.
    Bu arada kulağına gizli bir ses şöyle seslenir:
    "Yaşayın, size ebediyen ölüm yoktur. Oraya yerleşin,
    hiç göçmeyeceksiniz. Sıhhate kavuşunuz, artık size hastalık
    gelmeyecektir.
    Peygamber 'imiz (s.a.s.) buyuruyor ki:
    "Kıyamet günü Cennet kapısına varır, kapının açıl-
    masını isterim. Hazin (Cennet kapıcısı): "Kim o?" der. "Mu-
    hammed" diye cevap veririm. Bunun üzerine bana "Sen-
    den önce hiç kimseyi içeri almamam emredildi" der.
    Şimdi de Cennetin odaları ile bu odalar arasındaki
    yükseklik farklarını düşün. Çünkü en büyük derecelerle en
    yüce faziletler âhirettedir. İnsanlar arasında bariz ibadet
    farklılıkları ve iyi huy dereceleri kesin bir şekilde var olduğu
    Sibi kavuşacakları mükâfatlar arasında da açık farklılıklar
    Ocaktır.
    Eğer en yüksek derecelere ulaşmak istiyorsan, Allah'a
    ibadet hususunda seni hiç kimsenin geçmemesine çalış, 2a,
    ten Yüce Allah bu konuda yarışmayı emretmiştir. Yüce Allah
    (c. c.) buyuruyor ki:
    "Rabb'inizden bir mağfirete ve genişliği yer ile gök
    arası kadar olan Cennete kavuşmak için yarışın."
    Yüce Allah (c. c.) buyuruyor ki:
    "O'nun mührü misktir. Yarışçılar bunun için yarışsın."
    Şaşırtıcıdır ki, yakınlarından veya komşulanndan biri
    senden daha çok para sahibi olsa veyahut evi seninkinden
    daha yüksek olsa, sana ağır gelir, canın sıkılır, duyduğun
    hased yüzünden keyfin bozulur.
    Oysa ki, senin hesabına en güzel şey, dünyadaki bü-
    tün alımlı şeylerin denk olmayacağını bağışlar açısından sen-
    den ilerde olanların bulunmasına rağmen Cennete yer-
    leşmektir.
    Ebu Said el-Hudrî'nin rivayet ettiğen göre, Peygam-
    berimiz şöyle buyuruyor:
    "Cennetlikler, üst katlanndakileri, aralarındaki derece
    farklılığı yüzünden, sizin doğudan batıya kadar ufukta dağıl-
    mış gördüğünüz yıldızlar gibi görürler."
    Sahâbiler: "Yâ Rasûlallah! Bunlar başka hiç kimsenin
    ulaşmayacağı peygamberlerin dereceleri midir?" diye sordu-
    lar. Peygamber'imiz:
    -"Hayır, nefsimi kudret elinde tutan Allah'a yemin
    ederek söylüyorum ki, Allah'a inanan ve Peygamberlerine
    uyan kimseler de bunlara nail olacaklardır."
    Yüksek derece sahiplerine aşağıdan bakanlar, sizin gök
    ufuklarından birinde doğmuş gördüğünüz bir yıldıza
    baktığınız gibi görürler. Hiçbiri şüphesiz, Ebû Bekr (r.a.) ve
    Ömer (r.a.) o zümredendir ve o yüce nimete kavuşacaklar-
    dır" buyurdu."
    Sahâbilerden Câbir (r.a.) der ki:
    "Peygamber'imiz bize buyurdu ki, "Size Cennet
    köşklerini anlatayım mı?" Ben de O'na:
    -"Evet ya Rasûlallah, anamız babamız sana feda olsun"
    diye cevap verdim. Bunun üzerine şöyle buyurdu:
    -"Cennette som cevherden köşkler vardır, dışları içle-
    rinden ve içleri dışardan görülebilir. Orada hiç bir gözün
    görmediği, hiç bir kulağın işitmediği ve hiç kimsenin haya-
    linden geçmemiş nimetler, tatlar ve sevinçler vardır."
    Bunun üzerine ben: "Bu köşkler kimler içindir?"
    diye sordum. Bana şöyle cevap verdi:
    -"Bu köşkler selâmı yayan, yemek yediren, devamlı
    oruç tutan ve herkes uyurken namaz kılanlar içindir" dedi.
    Hep birlikte O'na: "Bunları kim yapabilir?" dedik.
    Peygamber'imiz: -"Ümmetim bunları başarabilir. Şimdi
    size anlataca-ğım. Kirn müslüman kardeşi ile karşılaşınca
    ona selâm verirse selâmı yaygmlaştırmış olur. Çoluk-ç0cu
    ğunu doyurasıya yediren "Yemek yedirmişler" zümresin
    girer. Ramazan ile birlikte her ayda üç gün oruç tutan
    devamlı oruç tutmuş gibi olur. Yatsı ve sabah namazlarım
    cemaatle kılanlar, herkes (yani yahudiler, hristiyanlar ve
    ateşperestler) uykuda iken namaz kılmış olurlar." buyurdu
    Peygamber'imiz:
    "O, sizin günahlarınızı bağışlayarak altlarından
    ırmaklar akan cennetlere ve "Adn" cennetindeki gü-
    zel köşklere yerleştirir" Saf,i2, mealindeki âyet hakkında
    sorulan bir soruyu şöyle cevaplandırdı:
    "İnciden köşklerdir, her köşkte kırmızı yakuttan yetmiş
    daire vardır. Her dairenin yeşil zümrütten yetmiş odası
    vardır. Her odada yetmiş sedir, her sedirde her renkten
    yetmiş döşek, her döşekte iri gözlü hurilerden bir eş bulu-
    nur. Her odada yetmiş sofra, her sofrada yetmiş türlü yemek
    vardır ve her odada yetmiş hizmetçi bulunur. Her sabah
    mü'mine bunlar yeniden tazelenerek verilir."


    Paylaş
    cennet ve cennetlikler hakkında çok güzel bir yazı Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Allahu tealanın kusursuzluğu kudreti düşünüldüğü zaman cennetin de bu dünyadan kat be kat daha üstün güzelliklerde olduğu görülecektir.



cennet ve cennetliklerle ilgili şiirler,  CENNET İÇİN YARIŞMAK İLE İLGİLİ MAKALE