Özel Gün ve Gecelerimiz ve Beraat Gecesi Forumundan Berat Kandili ( Prof. Dr. M. Esad COŞAN hoca efendi ) Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Berat Kandili ( Prof. Dr. M. Esad COŞAN hoca efendi )

    Reklam




    M.Esad COŞAN Hoca Efendi Berat Kandili Mesajı


    Esselamü aleyküm verahmetullahi ve beraketuh aziz ve sevgili kardeşlerim. Size uzaklardan, gönüller dolusu, çünkü en geniş yer gönülmüş, selamlar, sevgiler, kandillerinizi tebrik ederiz. Allah nice kandillere, mübarek, gecelere, gündüzlere, vakitlere, erdirsin. Ve onarlın bereketinden istifade etmeyi nasip eylesin.

    Çünkü İmam Gazali (rh.a) buyurmuş ki, Allah-u Teâlâ Hazretlerinin rahmeti, indiği geceler vardır. Yılın en önemli mübarek gecesi, Kadir gecesidir. Ama başka mübarek geceler olduğuna dair, hadisi şeriflerde var. Bu bert gecesini biz Müslümanlar, Türkiye’deki Müslümanlar kutluyoruz, başka yerlerde de, Müslümanlar, tabi bu hususta çeşitli davranışlar halinde bulunuyorlar. Bizim ecdadımız, hadis kitapları telif etmiş, hadis ilmine çok önem vermiş, tefsir kitapları yazmış, büyük âlimler yetiştirmiş, bizim diyarlarımız. En büyük hadis alimleri Türkistan’dan yetişmiş, Şimdiki, Özbekistan olan yerlerden yetişmiş. Afganistan’ın bazı bölgeleri, İran’ın bazı bölgeleri olan yerlerden yetişmiş. Onlar İslâm’ı çok iyi biliyorlar. Tabi sonradanda yirminci yüz yılda veya bir önceki asırdan başlayarak, çeşitli itirazcılarda çıkmış. Hadisçilere zayıf diye, inkar eden bazılarını, bazı alimlere İmam Azam Efendimiz gibi, İmamı Maturidi, gibi, İmama Eşari gibi, itiraz eden. Sırf kendi alimlerini dinleyip, ötekilere de olanca hınçlarıyla, hırslarıyla saldıran kimseler çıkmış olduğu için, bu konuşmam da biraz, zihinlerin karışıklığı engellensin diye. Bazı hususları açıklamak istiyorum.

    Bu Berat gecesi hakkında, Kur’ânı Kerîm’de bir açık ifade, işaret, bir teşvik var mı, diye sorulacak olursa. Kur’an-ı Kerîmin Duhan suresi, Duhan suresinde buyuruluyor ki, Bismillahirrahmenirahim (ha mim ivel kitabil mübin inna enzelnehu mübarekeh Sekiz ayeti Kerîme, okumuş olduğum buraya kadar, mânası buraya kadar ilgili olduğu için, mana bütünlüğünü bozmayayım diye okudum buraya kadar. Şimdi bunların üzerinde izahat verirken, bu ayeti Kerîmelerin açıklamasını yaparken, siz kardeşlerime, Şabanı şerifin, bu Berat gecesi hakkında da bilgi sunmak istiyorum. Bazı sert iddaalara da açıklığa kavuşturmak v o hususta ki tereddütleri gidermek istiyorum. (Ha mim) İki tane harf. Ha harfi, mim harfi, hurufu mukaddaa’dan, yani mukaddaa demek, tek tek harf yani, bir araya gelip de, anlamalı bir kelime teşkil etmeyen, aralarına nokta konulmuş harfler demek yani. Yeni imlaya göre söylemek gerekirse, ha nokta, mim nokta.

    Tabi bunun anlamı ne? Ha, mim ayeti bir ayeti Kerîme, Duhan suresinin birinci ayeti Kerîmesi bu ama anlamı ne? Allahu âlem. Allah bilir. Çünkü kelam Allahın kelamı ve bu kelam Peygamberi zişanımız Muhammedi Mustafa (sav) Efendimize, Allah tarafından indirilmiş. Allah-u Teâlâ Hazretlerinin bildirdiği manaları, Peygamber Efendimiz de biliyor ve kendisi anlıyor. Ha, mim‘in manası, Peygamber Efendimize bildirildiği kadarıyla, malum ama bizim için ha, mim, surenin birinci ayeti, üstelik Kur’an-ı Kerîmde yedi surede “ha, mim” diye başlıyor. Ve bunların hepsi birer ayeti, o surenin birinci ayeti Kerîmesi, fakat her surenin başındaki, böyle nokta konulmuş harfler, tam bir ayet teşkil etmiyor. Bunlar da bir, bu yedi sure de ayet teşkil ediyor. Kesin bilgiler olamamakla beraber, Allah-u Teâlâ Hazretleri bilir, bunun bir esrarı var. Bu sırrı Peygamber Efendimizi biliyordu, belki bazı Allahın mübarek kulları, bazı şeyler de söylemişler. Mesela bu surelerin başındaki harflerin, Kur’an-ı Kerîmin bütünü ve tertibi ve konularının, ümmül kitap olan Fatiha suresi ile ilgisini sezip, bunu kaleme almış kimseler var. Hatta Türkçe basılmış bir kitap hatırlıyorum. Fatiha bir özet gibi, Kur’an-ı Kerîmin başında. Kur’an-ı Kerîmin bütün öbür kısımları ile ilişkisi var. Bu harflerinde onunla, bu özetle, mufassal kısım arasında, bağlantının sırrı olmak durumu var.

    Bu ayetlere bazı hakiki mânâlar veren müfessirlerde var. Mesela, “ha” rahman, Allah-u Teâlâ Hazretlerinin rahman ismine delalet ediyor. “Mim” de Peygamberimiz Muhammedi Mustafa ismi mimli olduğu için, ona delalet ediyor. Yani, alemlerin Rabbi olan Rahman Allah-u Teâlâ Hazretlerinden kulu, elçisi, Muhammedi Mustafasına, indirilmiş, bir sırrı ifade ediyor.

    (Vel kitabil mübin) Açıklayıcı, kitaba andolsun ki. Ve harfi Arapça’da biliyorsunuz, hem virgül gibi, birbirinin peşinden gelen şeyleri ve, ve ve Ahmet ev Mehmet, kalem ve defter gibi, dahi manasına, ve de manasına, kullanılışı var.

    Bir de yemin manası var. Yemin manasına geldiğini nasıl anlıyoruz, başına geldiği kelimenin sonu esreli ise, o zaman vav yemin vavıdır. (Vel kitabi) sonu “i” benin harekesi esre (vel kitabil mübin) mübin de sıfatı o da sonu esre. (Vel kitabil mübini) İki kelimenin sonunun esre olmasından anlaşılıyor ki, vel başındaki, “vel” dediğimiz zaman ki “ve” yemin “vavı”. Ne demek, “O açıklayıcı kitaba yemin olsun ki” tabi bu yemin olsun ki, bir ayet, ikinci ayeti Kerîme surenin, birinciyle, bir bütün teşkil ediyor. Cevabı oluyor, birinci ayet, ikincinin cevabı oluyor, diyen alimler var, bunu büyük, mufassal, tefsir kitaplarında uzun izahları var.

    Cümlelerin yeri konusunda, (inne enzelnehu fi leyletin mübareketin) biz onu “hu” onu demek, biz onu inzal ettik, indirdik. (Fi leyletin mübaeketin) mübarek bir gecede (inne künne münzirin) çünkü biz, ikaz edici, uyarıcıyız buyruluyor, bu da üçüncü ayeti Kerîme. Şimdi “o açıklayıcı kitaba ant olsun ki” bu kitap (el kitabul mübin) açıklayıcı kitaptan maksat nedir? Alimler demişler ki, buradaki, (el kitabil mübin) Kur’an-ı Kerîmdir, kast edilen, buradan kast edilen Kur’an-ı Kerîmdir. Başka sözlerde söyleyenler var. Zaten bu, hurufu mukaddaadan sonra yani, tek tek harflerden sonra gelen cümleler de, bütün surelerde kitap geçiyor. Yani kitapla ilgili, bu açık kitap acaba Kur’an-ı Kerîm mi, yemin edilen? Levhi mahfuz mu?

    Kitap kelimesinin ayrıca bir de, Allahın hükmü, yazgısı manasına gelmesi var, ayeti Kerîmelerde o manalarda da kullanılıyor. (Levla kitabun sebeka) Eğer daha önceden Allahın büyük hükmü, bu hususta geçmemiş olsaydı (levesseeküm ??? fima azebün elim) size elem verici bir azap gelirdi. Yani ille ciltli, sayfalı, defterli, kâğıtlı malzeme manasına da gelmiyor bazen. Ama alimlerin büyük çoğunlukla burada Kur’an-ı Kerîme yemin edilmiş diye izah ediyorlar, izahı böyle yapıyorlar. Ve birinci cümlenin, “ha, mim”in “vel kitabil mübin” yeminin cevabı olduğunu, yani, açıklayıcı kitaba yemin olsun ki, “ha,mim” o neyse artık, o sır, şöyledir diyorlar.

    Üçüncü cümle (el kitabul mübin) in sıfatı oluyor. Çünkü manası ne? “Biz onu mübarek bir gecede indirdik” yani, o mübin kitabı, apaçık, açıklayıcı kitabı, mübarek bir gecede indirdik. (inna enzelnahu)'daki, “onu” sözü bu “kitâbı mübine” geliyor, diye izah ediyorlar.

    Şimdi mübarek bir gecede o kitabu mübini indirdik. Eğer Kur’an-ı Kerîmse, Kur’an-ı Kerîmi mübarek bir gecede indirdik. Allahın hükmü ise o, açıklayıcı Allah hükmünü, mübarek bir gecede indirdik. Allah’ın açıklayıcı yazgısını, mukadderatın hükmünü, mübarek gecede indirdik, denmiş oluyor, Allahu âlem.

    Şimdi bu mübarek gece, acaba hangi mübarek gecedir diye sorduğumuz zaman, bu hususta iki izah var. Bir (Elleyletül mübareke) mübarek gece (fi leyletin mübareketin) burada harfi tarifsiz gelmiş ama yani, o mübarek gece hangisidir, indirilen, onun indirildiği mübarek gece?

    Ekseriyetle Kadir gecesi demişler ve bu hususta alimlerin, İbni Abbas (ra)’nın çeşitli, rivayetler var, onlardan bize kadar ulaşmış olan. Mübarek gece, buradaki onun indirildiği mübarek gece, Kadir gecesidir demişler.

    Ve diyor ki, Katade’nin rivayet ettiğine göre, Peygamber Efendimiz (sav) buyurmuş ki, (ünzile suhufu İbrahim fi evveli leyleti mirramadan) İbrahim (as)’a inen mukaddes sahifeler, suhufu mukaddese, İbranhim (as)'a indirilen vahiyler, Ramazanın ilk gecesinde indi, Ramazan’da indi (ve ünziletü tevratü lisittîn madayne min Ramazan) Tevrat’da Ramazanın altıncı gününde indi. ( ve ünzületi zeburu lisimteyn aşrete min ramadan) Ramazanın on ikisinde indi Zebur (ve ünzile İncil lisemani aşrate halet min ramadan) Ramazanın on sekizinde indi İncil.

    Yani bütün isimlerini bildiğimiz kitaplar Ramazanda (ve ünzilel Kur’an li erbain ve ışrane madat min ramadan) Ramazanın yirmi dördünde indi. Şimdi Ramazan’da indirildi ve Ramazan’da indirildiğine göre ve mübarek gecede indirdik Kur’anı, Kur’anı manasına ise (el kitabul mübin) denildiğine göre, bu Kadir gecesidir, kanaatine geliyorlar, Alimler bunu kuvvetli buluyorlar. Ama bir mühim mesele var ortada, Kur’an-ı Kerîm Peygamber Efendimize bir gecede toplu kitap halinde gelmedi. Bunu herkes, hepimiz biliyoruz, yirmi üç sene de, kendisine kırk yaşında Peygamberlik geldikten sonra, yirmi üç sene vazifesini, Peygamberlik vazifesini, tebliğ irşad ve Kur’anın açıklama vazifesini yaparken, olaylar üzerine, kâh Mekke’de kâh yolda, kâh Medine-i Münevvere de, kâh geceleyin, kâh gündüz, bu Kur’an-ı Kerîmin ayetleri, zümre zümre, birkaç birkaç, küme küme indi. Yani öyle bir defa da inmedi. O halde, bunun öyle, bir gecede indi sözü ile fiili durumun izahı nedir? Bu hususta, deniliyor ki, (ünzilel Kur’an küllühü ilessemaeedünya fi hezihilleyle) Kur’an-ı Kerîm bu gecede bütünüyle (essemeddünya) indi. Niye essemeddünya diyorum. Bu Arapça bir sıfat tamlamasıdır.

    Yani en yakın göğe, çünkü (velekat zeyyenessema eddünya bima Sabiha) gökyüzünü biz dünyaya en yakın semayı, yedi kat semayı, arza en yakın olan semayı yıldızlarla donattık buyuruyor cenabı hak. Demek ki, yıldızların olduğu birinci sema, yıldızların ötesinde, daha altı kat sema var. Şimdi dünyanın semasına, en yakın semaya, Kur’an-ı Kerîm topluca indi, olaylara göre de küme küme tafsilata, yani birkaç birkaç, ihtiyaca göre indi diye durumu böyle izah ediyorlar. Kur’an-ı Kerîmi bütün olarak düşünenler, böyle bu tarzda izah ediyorlar.

    Bir rivayete göre de, İkrime (rh.a) (elleyletül mübarekeh hahuna leylletünnısfı min Şaban) diye buyurmuş. Bu ayette geçen Duhan suresinin, onun mübarek gecede indirildi, diye, onun indirildiği ifade edilen gece burada, Şabanın yarısı gecesidir. Yani şu içinde bulunduğumuz gecedir, diye buyurmuş. Öteki alimlerden ayrı olarak İkrime (rh.a) o da kendi bildiğinden değil, herhalde kendisinden öncekilerden, ashabdan belki onlarda Peygamber Efendimizden duyduklarına göre bunu söylüyorlar. Çünkü Kadir gecesini, Kadir suresini onlarda biliyorlardı. (İnne enzelnahu fi leyletil kadri) Ayetini onlarda biliyorlardı buradaki (ve inna enzelnahu fi leyletil mübareketin) ile ikisinin aynı olmadığı kanaatine varması bir duyuma bağlı olması gerekli.

    Bu Şabanın yarısı gecesi hakkında da Peygamber (sav) Efendimizden biraz sonra okuyacağım bazı hadisi şerifler var. Onlar şeyi gösteriyor. Yani buradan ayrı bir fikre şey yapmış oluyor.

    Bir de üçüncü bir rivayet var (ve kıle keneti lau inzale fihezihillleyle) yani Şabanın yarısı gecesinde, inmeye başladı, ondan sonra devam etti. Onun inişi demek, yani ilk inen ayetler demek manasına, ileri sürmüş olanlar var. Tabi alimler bu bilgilerin karşısında, bir kısmı, Ramazandaki, Kadir gecesidir buradaki, leylei mübareke demişler. Ama bazıları da yeni bir şey söylemiş oluyor, Şabanın yarısı gecesidir demişlerdir. Bu hususta hadisi şerifler var. Osman İbni Muğire’den rivayet edildiğine göre Peygamber (sav) Efendimiz buyurmuş ki (tuktaul acalü min Şabane ilaa Şabane hatta enerracüle leyyenkühü ev yünkehu ve yuledulehu ve harecesmuhu fil mevta) Eceller, insanların ömürleri Şaban’dan Şaban ayına, yani bu Berat gecesinden, Berat gecesine kesinleşir. İcra etmek üzere meleklere tevdi edilir, verilir bunların hayatları, işte bu zamanda müddetin tamam olduğu yılın o gününde, şu gününde alın diye, verilir. Hatta öyle olur ki kişi evlenip, çocuğu olup, hâlbuki ismi bu Berat gecesinde, bu sene öleceklerin arasına kaydedilmiştir diyor. Bir hadisi şerif bu.

    Başka bir rivayet yine Peygamber (sav) buyurmuş ki, (iza kanet leyletul nısfı min Şaban) Şabanın yarısı gecesi olunca, yani bu Berat gecesi, (fe kumu leyleteha) bu geceyi ayağa kalkıp, yani uykudan kalkıp demek, abdest alıp namaz kılmak demek yani, bu gece kalkıp namaz kılın, yani uyku uyumayın. Kalkın geceyi ihya edin, namazla niyazla. (kumu leyleteha) gecesinde namaz kılın(ve sumu neharaha) gündüzünde de oruç tutun. Demek ki Berat gecesi şimdi siz kutluyorsunuz, ibadet edeceksiniz gece, gündüzü de gecenin arkasından geliyor. İslâmi anlayışa göre, gündüz geceden sonra geliyor. Önce gece başlıyor, akşam namazı ile gün başlıyor. Günün ilk saatleri akşam ezanı vakti, ondan sonra gece geçiyor, aynı günün o günün gündüzü başlıyor, ikindiden sonra da gün bitiyor, İslâm’a göre böyle.

    Şimdi nasıl? Şimdi, gece saat yirmi dörtte herkesin işinden karanlıkta uykuya yattığı zaman gün değişimini oraya almışlar. Yani ortada bir çızgı yok, bir belirgin durum da yok. İşte on biri elli dokuz geçe den sonra, elli dokuzuncu saniyeye kadar bir önceki gün, bir saniye sonra ertesi gün oluyor.

    Bu nedir? İnsanların böyle sayalım, farz edelim diye kararlaştırılması, başka bir şey değil. Ama İslâmi esas da, İslâmî mantık da güneş battığı zaman, tamam güneş battı bir gün bitti çünkü batıyor. Güneş gitti, güneş gitti gün de bitti. O zaman gün bitince ne oluyor, yeni bir gün başlıyor. Güneşin batmasıyla eski gün bitti ondan sonra yeni bir gün başlıyor. Berat gecesi başladı, yani Şabanın on dördünü bitiriyorsunuz, ezanla beraber, on beşi akşam ezanıyla beraber başladı, akşam ezanının farzına durduğunuz zaman, on beşinin gecesine geçiveriyorsunuz. Ertesi gün sabah namazından sonra ortalık ışıdığı zaman, aydın olduğu zaman, gündüz olduğu zaman da gündüz oluyor.

    Bu izahatı niçin veriyorum? (Ve sumul neharaha) Gündüzünde de oruç tutun diyor. Önce gecesini ihya edin, yani namaz kılın, dua edin, zikir yapın, geceyi ihya edin, ondan sonra da gündüzünde de oruç tutun diyor. Yarında oruç tutmamızı tavsiye buyuruyor Peygamber Efendimiz (sav), çünkü oruçlu olduğu zaman, cenabı hak dua eden kimsenin, oruçlu olmasını seviyor, ibadetlerini kabul ediyor. Başka hadisi şeriflerden bunu biliyoruz.

    Hadisi şerifin devamında (fe innnallaha yenzilü) çünkü Allah-u Teâlâ Hazretleri iner, (ligurubişşemsi) güneşin batmasıyla beraber ufuktan iner, nereye? (ila semaiddünya) dünyanın semasına, burada sema elif lamsız gelmiş, bu rivayette. Dünyanın semasına Cenab-ı Hak iner. Yani, kullarına yakınlaşır, rahmetiyle, lutfuyla, keremiyle, her zaman onuna beraber, kullarıyla beraber (meaküm eyne meaküntüm feinne mea tüvellü fesemme vechullah) yönünüzü nereye dönseniz cenabı hakkın zatı paki oradadır, her yerde hazır ve nazırdır diyoruz. Tabi Cenabı Hakkın, zatının künhünü bilmiyoruz, biliyoruz ki ilmiyle, rahmetiyle, , kudretiyle, semi ve basir olmasıyla her zaman, her halimizi görüyor ve biliyor. Onun bize yakınlığını, mahiyetini bilmiyoruz ama yakın olduğunu biliyoruz.

    (Ve nahnü akrabu ileyhi min hablil verid va’lemu ennelllahe yekulu beynel mer’i ve kalbi) Kişi ile gönlü arasına ihata ediyor. Şimdi Allah-u Teâlâ Hazretleri, semaya, dünyaya nüzul buyurur, kullarına yakınlaşır ve (yekul) buyurur ki, (ela müstağfirun ve yağfira lehu) Yok mu benden mağfiret dileyen bir kul ki, onu affı mağfiret edeyim. Sesleniyor, kulların bir kısmı uykuda, kafirler bu gecenin kıymetini hiç düşünmüyor uykudalar, Müslümanların gafilleri, cahilleri, şeytana uymuş, nefse uymuş, onlar da o tarak da bezi yok, onarlında haberi yok. Öteki iyi Müslümanlarında bir kısmı, yorulmuş, dayanamamış yatmış.

    Yok mu benden mağfiret isteyen ki, onu mağfiret edeyim diye Cenabı hak sesleniyor. Kalkıp, Peygamber Efendimizin tavsiye ettiği şekilde, abdest alıp, geceyi ihya eden kimse de boynunu bükmüş, namaz kılıyor, tespih çekiyor, hamd ediyor, sena ediyor, tevhid ediyor, dua ediyor, niyaz ediyor, yalvarıyor, yakarıyor, o zaman tabi, yok mu beden mağfiret isteyen, işte var. (Ve yağfira lehu) onu mağfiret edeyim, cenabı hakkın mağfiretine mazhar oluyor (ela mübtelen fe uafiyehu) Yok mu bir hasta olan, bir derde giriftar olan, müptela olan ki, onu afiyete kavuşturayım. Ya Rabbî benim bu hastalığımı derdimi gider deyince, Allah ona sıhhat, afiyet verecek.

    Ela mübtelen ve uafiyahu fela müsterzikun fe erzükahu) Ne demek? Yok mu benden bir rızk isteyen ki, Ben onu rızka kavuşturayım. (ela keza, ela keza) Yok mu, şunu isteyen, yok mu bu talebi olan. Diye cenabı hak semayı dünyadan, dünyadaki kullarına lütuf buyurur, seslenir, yani ilahi bir hitap ile. Kullar muhatap oluyorlar ama uyuyanlar (hatta yatlual fecrü) Fecrü sadık tulu edinceye kadar, yani imsak kesilinceye kadar, yani sabahın vakti girinceye kadar, yani doğu tarafından, lacivertlik karanlık yavaş yavaş açılmaya başladığı zaman, artık sabah namazının vakti giriyor. Sabah namazı kıldıktan sonra bir iki saat geçiyor tabi biliyorsunuz, fecri sadıktan sonra, güneş sonra doğuyor. Demek ki fecri sadığa kadar, gecenin sonuna kadar yani sabah namazınız vakti gecenin sonu demektir. O zamana kadar böyle cenabı hak ilahî hitabı ile manevi hitabı ila kullarına sesleniyor.
    Sa’lebi herhalde bunu rivayet etmiş, kaynak orasını gösteriyor okuduğum şey. İmam Tirmizi’de Hz. Aişe anamız (r.ha)’dan rivayet ediyor ki, (İnnellahe azze ve celle yenzilu leyleten nısfı min Şaban ile semaiddünya fe yeğfiru bi ekser min adedi şari ganemi kelbi) sadak rasululah fima kal ev kema kal.

    Hiç şüphe yok ki, pek azizi ve celil olan Allah-u Teâlâ Hazretleri, Şabanın yarısı gecesinde, yani bu Berat gecesinde, semai dünyaya nüzul buyurur. Ve Arapların meşhur, Ben-i Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca, Müslüman’ın günahlarını affu mağfiret eder. Buyuruyor.

    Şimdi bu hadisi şeriflerden başka, hadisi şerifleri de sizlere ben, geçtiğimiz senelerdeki Berat gecelerinde, o zamanlar, Abdülkadiri Geylani (k.s) Efendimizin Gunyetuttalibin kitabından okumuştum, ilgili bölümden, o bölümde çok geniş bilgiler izahatlar vardı, o rivayetleri okumuştum. Bu gün de Kurtubi tefsirinden, Duhan suresinden ilgili ayetlerin izahından okuyorum. Burada o rivayetlerin hepsi yok. Geçen senelerden beni dinleyenler hatırlayacaklar.

    Tabi bu rivayetler çok, Peygamber (sav) izin de, Şabanın yarısı gecesinde, ibadete hususi olarak daha fazla gayret gösterdiği ve zevceyi tahirat, hanımlarına da bu gecenin kıymeti ile ilgili, bu gecede yapılacak dualarla ilgili bazı, öğretmeleri, talimleri olduğunu gösteren rivayetler var. Bütün bunlar, Şabanın yarısı gecesinin, Berat gecesinin önemini gösteriyor. Tabi müfessirlerin bir kısmı, (fi leyletin mübareketin) sözünün, Berat gecesine değil de, Kadir gecesine gittiğine niçin saplanıyorlar, niçin öyle düşünüyorlar.

    Çünkü Kadir gecesindeki içindeki ayeti kerîmede (inna enzelnahu fi leyletil kadr) deniliyor diye. Biz onu Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesi de Ramazanda diye, ona saplanıyorlar. Bence bunu böyle düşünmeye lüzum yok. Öbür hadislerin hepsini red edeceklerine, bunların zayıftır, vesairedir, senedleri diye, daha şey düşünmeleri lazım.

    Çünkü hem (inne enzelnahu fileyletül kadir) de, hu zamiri, bütün Kur’an’a mı giriyor, yoksa bazı ayetlere mi gidiyor. Hem de (şehri Ramazan ellezi ünzile fihi Kur’an) içinde Kur’an-ı Kerîmin indiği Ramazan ayı, ifadesindeki Kur’an Ramazan ayında iniyor sözü, kura’nın bütünü mü iniyor yoksa bazı ayetler mi iniyor. Hem de “fihi” sözü, içinde Kur’an-ı Kerîmin indiği mi demek, yoksa hakkında Ramazan ayı mı demek.

    Ramazan’da (kütibe aleyküm sıyam) oruç tutma emredilmiş. Hakkında ayet inen Ramazan ayı mı demek? Bu hususta alimlerin görüşleri var. Bu zaman da anlıyoruz ki, ille Kur’an-ı Kerîm Ramazan ayında indi diye iddia edecek kuvvetli belgeler yok. Sonra Kur’an-ı Kerîm’in de yirmi üç yılda indiği, zümre zümre ayet zümresi, küme küme indiğini biliyoruz. Onun için o izahları o türlü alırsak o zaman bu “leylei mübarekenin” İkrime (ra) tarafından, sanıyorum bu, İbni Abbas’ın talebesi ve azatlısı oluyordu (rh.a), “leylei mübarekenin” Şabanın yarısı gecesi olduğunu söylemesi ve öbür hadisi şeriflerde de Şabanın yarısı gecesinin ihya edilmesini söylemesi, o zaman itirazdan uzak kalıyor. Yani, öteki ayetleri buna engel görmeye lüzum yok. Dikkatli bir şekilde incelediğimiz ve hakem durumunda meseleye baktığımız zaman böyle.

    Bu gecenin mübarek bir gece olduğu, hatta yıllık Peygamber Efendimizin demin okuduğum, rivayetlerde belirttiğim şekilde, yıllık hacca gideceklerin, öleceklerin, evleneceklerin, mühim olayların, kişilerin kaderlerindeki, mühim olayların, büyük olayların “fiha yüfraku külli emrin hakîm” ayeti Kerîmesinin izahında, ilgili meleklere verildiği beyan ediliyor. Harpler, darplar, zelzeleler Cebrail (as)’a, vefatlar Azrail(as)’a, diğer Allah’ın buyrukları ilgili meleklere verildiği uygulama vazifesini alan meleklerin de, bir Şaban’ının on beşinden, bir Berat gecesinden öteki Berat gecesine, bu aldıkları emirleri uyguladıkları rivayetleri o zaman herhangi bir itirazdan uzak kalmış oluyor. Bu husustaki rivayetleri de şey yapmaya lüzum yok.

    Onun ardından da meseleyi teberruken bir okuyayım (gale ibni Abbas) İbni Abbas buyurdu ki, (yüktebu min ümmil kitabi ma yekunu fi leyleti kadri ma yakunu fissenedi mimevtin ve hayatın ve rızkın ve matarın ve hattel hac )

    Kadir gecesinde bunların hepsi, ki hac edecek, kim yaşayacak, kim ölecek, yağmur nereye nasıl yağacak diyor. Tabi bu Kadir gecesinin, Ramazandaki Kadir gecesi mi olduğu, yoksa Şabandaki Berat gecesi mi olduğu alimler arsında münakaşa konusu. Ve Berat gecesinin isimlerinden birisi de mübarek gece, birisi leyletüssak, birisi Berat, birisi leyletül kadir.

    Yani bu geceye de bu isim veriliyor. Kişi çarşı Pazarda dolaşır görünsün (inneke letara racüle yemşi fil esvâk) adamı çarşıda, pazarda dolaşır görürsün (vegat vegaasmuhu fil mevta) Halbuki ismi bu Berat gecesinde, yani Kadir gecesi olan takdir, mukadderat gecesinde, böyle senenin şeyleri yazılmıştır, Meleğin eline verilmiştir. Evlenecek olanlar belli, doğacak, ölecekler belli deniliyor. İşte bu geceden olduğu ifade ediliyor.

    Bu hususta bazı alimler kitaplar yazmışlar. Mesela Kitabul Arus ta bu gecenin yani, (fihe yüfraku külle emrin hakîm) bu gecede her hikmetli iş, tefrik olunur. Bu gecenin, (leyletennısfi min Şaban) olduğunu söylemiş. Bazı alimler de Kadı Ebubekir İbnul Arabi gibi, Kadir gecesi şeyini tercih etmiş ama bir de öteki söz söyleyenler, ağır sözler sarf etmiş ki, ben onları doğru görmüyorum. Çünkü demin izah ettiğim meseleler var işin içinde. Ötekiler de sure-i kadri bilmiyor değiller. Onun için o itirazları biraz aşırı mutaasıbane olarak görüyorum. Hiç olmasa edebe aykırı o kadar öyle sert söylememesi lazımdı. Tabi seçme serbest Allahu alem.

    Ama evliyaullah büyüklerimiz, mesela Abdülkadiri Geylani Efendimiz, bu Berat gecesinin şeyini kabul etmiş. Biz de onların irfanına dayanarak ve bu rivayetleri de söylediğim şekilde izah ederek bu Berat gecesinin önemini, şey görüyorum, ihya edilmesi gerektiğini ve bu hadisi şeriflere uyulması gerektiğini, doğru olarak değerlendiriyorum.

    Allah-u Teâlâ Hazretleri sevdiği zamanlar da, sevdiği şekilde, sevdiği ibadetleri yapmayı, sevgili kulu olmayı bizim hepimize nasip eylesin. Gönül gözümüzü basiretimizi açsın, hakka gelmeyi, insafa gelmeyi nasip etsin. Öyle münakaşalarda sert sert, sağı solu kırıcı sözler, söylememeyi, edebe riayet etmeyi nasip eylesin. Eğer Rabbimiz bu gecede senenin mühim olaylarını, bu gecede tespit ediyorsa kendisi bilir, tespit eden kendisi her şeye kadir. Bizi lutfuyla, keremiyle sevdiği kulları defterine yazsın, sueda ve salihin zümresine katsın.

    Biz de sevmediği haller, huylar, kusurlar varsa ki, bilmiyoruz hatamızı mutelibiz, boynumuz bükük, mahcubuz, hatalarımızı günahlarımız affu mağfiret eylesin. Şaşıranları doğru yola sevk eylesin, hidayet eylesin. Eşkıya defterine, şakîler defterine, yanlış yollara sapanlar defterine yazılı olanların isimlerini oradan silsin. Saidler, bahtiyarlar, Allah’ın emrini tutan aşık-ı sadıklar defterine yazsın. Kendisine güzel ibadet etmek de, kendisinin nimetlerine candan şükretmek de, kendisini severek zikretmek de, biz lutfuyla yardımcı olsun, tevfikini refik eylesin. Gönlümüzü pür nur eylesin. Hepimize marifetullah Allah’ı bilmek, tanımak nimetini ihsan eylesin. Muhabbetullah, aşkullah, Allah sevgisini gönlümüze yerleştirsin. Her şeyden çok zatı pâkini sevmeyi, o mübarek evliyaullah büyüklerimiz gibi aşık-ı sadıklar olarak yaşamayı, sadıkane kulluk etmeyi nasip eylesin. Uzun ömürle hepinizi Cenâb-ı Hak muammer eylesin.

    Dertli kardeşlerimize, bu zelzelelerde hasar gören, yakınları şehit olan, vefat eden kardeşlerimize, sabrı cemil, ecri cesir ihsan eylesin. lutfuna mazhar eylesin, kahrına, gazabına, ikabına, bir daha uğratmasın. Bu olanlar günahlara kefaret olsun, bundan sonra lutfuyla muamelesine mazhar eyleyip, mutlu, bahtiyar, yaşamayı nasip eylesin, uzun ömürle. Borçlularımıza borçları ödemek nasip eylesin. Dertlilerimizin dertlerine çareler ihsan eylesin. Evlatlarımızı hayırlı evlatlar eylesin, hayırlı yuvalar kurmalarını nasip eylesin. Kazançlarımızı temiz eylesin, helâl bol kazanç ihsan eylesin. Kimseye muhtaç olmadığımız gibi, muhtaçlara da canı gönülden, güzel sadakalar, zekâtlar vererek, yardımlar yaparak, sevaplar kazanmayı nasip eylesin.

    Son nefeste mümini kâmil olarak, aşık-ı sadık olarak, arifi kâmil olarak ve buyurun beraber diyelim “Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasulühü” diye diye sevdiği kul olarak ruh teslim etmeyi, huzuruna yüzü ak, alnı açık varmayı, rahmetine ermeyi, cemalini görmeyi, selâmına mazhar olmayı nasip eylesin. Rıdvan-ı ekberine cümlemizi cennetine ihsan eyleyip, ebedi saadete mazhar eylesin.

    Ümmeti Muhammede umumen rahmetmesini dileriz. Hastalarımıza şifa, dertlerimize devalar dileriz. Mücahid kardeşlerimize her yerde mansur, meyyet, muzaffer ve galip eylesin çarpışan kardeşlerimizi. Mazlum ve münhezim ve perişan kardeşlerimize yardım eylesin. Kâfirlere, zalimlere, müşriklere, münafıklara fırsat vermesin. Bütün İslam alemine bütün Müslüman ülkelere hayırlı idareciler ihsan eylesin. Şerlileri def eylesin, her türlü şerden, zarardan, hasardan bizleri korusun.

    İki cihan saadetine nail eylesin. Dualarımız lutfuyla keremiyle müstecap eylesin. bi hürmeti ismihil azam ve nebiyyihil Ekrem (sav) ve bi hürmeti leyleti berae leyleten min nısfı min Şaban ve bi hürmeti esrari suretil fatiha, meassalavat…

    Prof. Dr. M. Esad COŞAN



    Paylaş
    Berat Kandili ( Prof. Dr. M. Esad COŞAN hoca efendi ) Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Allah her zaman olduğu gibi bugünde insanlara yardım etmek için yok mu benden bir isteği olan vereyim diye buyurur. Bütün kapıların ardına kadar açıldığı bu günde Müslümanlara nimetler verilmektedir.



leyletül berat duasi özel