Bebek Sağlığı ve Bebekler için Ek Besinler Forumundan Sıvı İhtiyacı Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Sıvı İhtiyacı

    Reklam




    Sıvı İhtiyacı Susuzluk çocuklar için çok önemli bir belirtidir ve vücudun suya gereksinimi olduğunu gösterir. Su gerçekten de metabolizmanın her süreci için vazgeçilmezdir. Vücudun sıvı dengesinde ortaya çıkabilecek herhangi bir bozukluk çocuğun yaşı ne kadar küçükse, o kadar tehlikeli sonuçlara yol açar.
    Vücuttaki sıvı miktarı canlıdan canlıya farklılıklar gösterir. Örneğin, denizanalarının vücut ağırlığının yüzde 99,9'u su iken, bakteri sporlarında suya çok az miktarlarda rastlanır. Yaklaşık 70 kg ağırlığındaki bir yetişkin insanın vücudunda 42 kg su bulunur.
    YETİŞKİNLER VE ÇOCUKLAR ARASINDAKİ FARKLILIKLAR
    Yaşamının ilk yılındaki bir bebeğin vücudundaki sıvının miktarı ve dağılımı yetişkinlerinkinden farklıdır: Bebeğin vücudunda ağırlığına oranla yetişkinlerinkinden daha fazla sıvı bulunur; ayrıca bu sıvı yetişkinlerdekinden daha farklı bir dağılım gösterir. Vücuttaki su hücre içi ve hücre dışı olmak üzere birbirinden hücre zarıyla ayrılan iki ayrı bölmede toplanmıştır. Bu iki bölmedeki su, gerek işlevleri, gerek bileşenleri açısından önemli farklılıklar gösterir. Hücre için yaşamsal önem taşıyan bütün süreçler hücre içi sıvıda (intraselüler) gerçekleşir. Hücre dışı (ekstraselüler) sıvı ise hücrelerin birbirleriyle ve dış ortamla alışverişlerini sağlayan, hücrelere besinlerini getiren ve onların salgı ve atıklarını alıp götüren sıvıdır. Son derece hassas işleyen sistemler bu iki bölmedeki sıvının miktar ve bileşimini sabit tutar. Hücre dışı sıvı da kendi içinde ikiye ayrılır: Damar içi sıvı ve kılcal damarlarla hücreler arasındaki boşlukta yer alan (interstisyel) sıvı. Damar içi sıvı alyuvarları, akyuvarları ve trombositleri taşıyan plazmadan oluşur. Dölütte sıvı miktarı doğuma doğru azalır. Ama doğumdaki toplam sıvı miktarı gene de yetişkinlerinkinden fazladır. Yeni doğmuş bir bebeğin vücudundaki toplam sıvı miktarı ağırlığınınyüzde 70'i kadardır. Bu dönemde özellikle hücre dışı sıvının miktarı çok yüksektir; hücre dışı sıvı tek başına vücut ağırlığının yüzde 40'ını oluşturur. Bir yaşından sonra çocuk ve yetişkin arasındaki bu fark ortadan kalkar ve vücuttaki sıvının toplam ağırlık içindeki payı yüzde 60'a düşer; bunun yüzde 25'ini hücre dışı, yüzde 35'ini de hücre içi sıvı oluşturur. Buna göre 1 yaşındaki ve 10 kg ağırlığındaki bir çocuğun vücudunda 6 kg sıvı bulunur; bunun 3,5 kg'si hücre içi, 2,5 kg'si hücre dışı sıvıdan oluşur. Buna karşın 4 kg ağırlığındaki bir yenidoğanın vücudunda 2,8 kg su bulunur; bunun 1,2 kg'si hücre içi, 1,6 kg'si hücre dışındadır. Gerek yetişkinlerde, gerek çocuklarda sıvının vücut ağırlığına oranı kişiden kişiye değişiklik gösterir. Sıvı ve damar bakımından yoksul olan yağ dokusu ne kadar fazlaysa yani kişi ne kadar şişmansa sıvı miktarı da o kadar azdır. Bu nedenle yağ dokusu fazla, şişman bir çocuk beslenme bozukluğuna yol açabilecek bir hastalığa direnç gösterebilmesin karşın, kusma ve ishalle seyreden bir midebağırsak iltihabı karşısmda hızla kötüleşebilir. Böyle bir durumda hemen sıvı tedavisi yapılması gerekir. Vücuttaki sıvı bütün metabolizma süreçleri için yaşamsal öneme sahiptir. Aynca, hücreyi çevreleyen ortamı oluşturur ve bu ortamın kimyasal ve fiziksel özelliklerinin sabit kalmasını sağlar.
    GÜNLUK SU GEREKSİNİMİ
    Organizmadaki çeşitli sistemler vücuttaki su miktarını dengede tutar. Bu sistemlere örnek olarak susama duygusu;çıkarılan idrar ve ter miktarının azalması ya da çoğalması; böbreklerden süzülen sıvı miktarım düzenleyen hormonlar ve beyindeki susama merkezini etkileyen hormonlar sayılabilir. Kuramsal olarak bu sistemler düzgün işledikçe alınan ve atılan sıvı miktarının dengede olması gerekir. Ama bu kurama uymayan ayrıksı örnekler de vardır. İşte bu ayrıksı örneklerden biri de çocuktur. Büyüme aşamasındaki her organizma yeni dokuların oluşabilmesi için bir miktar sıvıyı bünyesinde toplar; vücut ağırlığı her 100 gr arttığında bunun 75 gr'si sudur. Bu nedenle hızla büyüyen bir çocuğun vücudundaki sıvı miktarının dengede tutulabilmesi için alman sıvı miktarı, atılandan çok daha fazla olmalıdır. Bir sütçocuğunun günlük sıvı gereksinimi kg başına 100-150 mi olarak hesaplanmıştır. Bu miktar, yıllar geçtikçe azalır; ve yetişkinlerde kg başına 40-50 ml'ye düşer.
    NE YAPMAK GEREKİR?
    Aile hekimlerinin yanı sıra çocuk hekimlerine de bebeklerin ve küçük çocukların ne tür sıvılar almaları gerektiği konusunda sık sık sorular sorulrnaktadır. Ama bu sorunun kesin bir yanıtı yoktur. Çünkü bu sıvıların türü ve miktarı çocuğun yaşma, organizmanın belirli anatomik ve fizyolojik farklılıklarına ve kişisel tat alma duyusuna göre değişir. Farklı yaşlara göre içecek seçimlerini inceleyecek olursak, yaşamın ilk aylarında büyük önem taşıyan sütün bu önemini zamanla yitirmeye başladığını görürüz. Bebekler yaşamlarının bu ilk aylarında teinsiz çay, papatya ya da başka otlardan hazırlanmış ve biraz tatlandınlmış çaylar içebilirler. Bu tip içecekler sıvı dengesi az çok sağlanmış, yalnızca meme emen bir bebeğe bile verilebilir. Zaten 4-6 aydan sonra ek gıdalara başlanır ve taze meyve sulan, meyve püreleri beslenmeye girer. Üç-dört yaşlarındaki çocuklar alkolsüz içecekler, özellikle de turunçgiller grubuna giren meyvelerin sulannı içmeye başlarlar; yaşın artmasıyla birlikte bunların tüketimi de artar. Bazen aileler, çocuğa dehidroksikarbon eklenmiş içeceklerin (kolalı, gazozlu içecekler) verilmesinin zararlı olup olmadığını sorarlar. Bu sorunun yanıtı"eğer çocuk çok küçükse evet" olacaktır. Çünkü bu içeceklerde bulunan gaz mideyi genişletir, mide mukozasını tahriş eder ve gaz ağrılarının başlamasına neden olabilir. Buna karşın daha büyük çocuklarda ve ergenlik çağındakilerde bu tür içeceklerin görünür bir zaran yoktur. Gene de bu tür içecekler yerine çocuğun sıvı gereksinimini su, meyve vb doğal yollarla gidermesi çok daha iyidir. Ayrıca kolalı, gazozlu içeceklerin sıcaklıklarına dikkat etmek gerekir. Bunlar çok soğuk içilirse, terlemeyi artırmalarının yanı sıra, mide ve bağırsak mukozasını etkileyerek mide-bağırsak rahatsızlıklanna yol açarlar. Ayrıca çok soğuk içecekler terliyken alındıklannda damarlarda büzüşmelere yol açarak organizma için oldukça tehlikeli sonuçlar doğurur.
    SIVI DENGESİNDEKİ DEĞİŞİKLİKLER
    Çocuklarda özellikle de sütçocuklanndaki sıvı dengesi o kadar değişkendir ki, normal bir durumdayken kolaylıkla hiperhidratasyon (vücutta aşırı sıvı birikmesi) ya da hipohidratasyon (vücudun susuz kalması) gelişebilir. Vücutta aşın sıvı birikmesi hücrelerin adeta "boğulmasına" neden olur; aşın susuzluk durumunda ise metabolizma dengesi bozulur ve atık maddeleri ortamdan uzaklaştıracak yeterli sıvı olmadığından hücre kendi atık maddelerinden dolayı zarar görür. Aşın miktarda sıvı alımının sonucu hiperhidratasyondur. Bunun belirtileri dokularda aşın sıvı birikmesi sonucu ortaya çıkan ödem, ishal, bol işeme, aşın tükürük salgılanması, kusma, baş ağrısı, iştahsızlık ve ender olarak ortaya çıkan havalelerdir. Sayılan son dört belirtinin nedeni beyinomurilik sıvısındaki basıncın artmasıdır. Sıvı tutulumunu açıklayabilecek herhangi bir patolojik durum yoksa, sıvı alımını sınırlamak yeterli olacaktır. Zamanla fazla suyun hepsi vücuttan atılır ve belirtiler kaybolur. Küçük çocuklarda daha çok hipohidratasyon görülür. Vücudun susuz kalmasının sık rastlanan nedenleri yetersiz su ve tuz alımı, ağır su ve tuz kaybına yol açan ishal ve kusma ile susamanın giderilememesidir. Bu son durum yaz aylannda ve özellikle yenidoğanlarla ve sütçocuklannda görülür; çünkü yenidoğanın sıvı gereksinimi annesi tarafından tam olarak kestirilemez. Sütçocuğunda ise yaz aylannda ter ve solunum yoluyla tahmin edilemeyecek düzeylerde sıvı kaybedilir. Susuzluk hissi, organizmanın sıvı gereksinimi olduğunu haber veren ilk uyandır; yani çocuk susadığını belirttiğinde ona hemen su vermek gerektiği unutulmamalıdır.


    Paylaş
    Sıvı İhtiyacı Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Bilgilendirme için Allahım razı olsun.sağolasınız..