Makale ve Şiirler ve Anı, Gezi, Deneme Yazılarınız Forumundan Izdırap Yüklü Şiirler Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Izdırap Yüklü Şiirler

    Reklam




    Deneme


    Izdırap Yüklü Şiirler


    Önce aşk vardı ve aşk ateşiyle yananlar ölümsüz sevdalar damıtırlardı çöl yanmışlığını taşıyan yüreklere. Ferhat gibi Şirin hatırına sevda yamaçlarına vururlardı kazmalarını. Mecnun'a özenirlerdi sevdalarına ölümsüzlük yüklemek için.


    Ve ölümsüz sevdaları asırlar sonrasına taşıyan, aşkın ızdırabıyla sonsuz acılar çeken şairler vardı. Şiirlerini gözyaşı hamuruyla yoğuran şairler. Şiirleriyle hayat nakaratlarının acı mızrağını taşırlardı yüreklere. Karlı dağların başında yaşın yaşın ağlayan buluta özenip gözlerinden acı damlatırlardı paslı gönüllere.


    Günümüzün ızdırap yüklü şairi de sinesinde yanan ızdırapla tutuşturulmuş kor ateşleri inleyen bir neyin eşliğinde mısralaştırır şiirlerinde. Kırık Mızrabı'nın ucunda taşıdığı ızdırap soluklu nağmeler bam tellerimizi titreştirir. Kim bilir kaç uykusuz gecenin sabahında, kaç günün kızıllığında dokumuştur kafiyesi gözyaşı olan ızdırap şiirlerini.


    İnleyeyim der… İnleyemez, yutkunurum;
    Yanıp da dışa sızdırmamak doğrusu çok zor.


    diyen ızdırap insanı, bizim pas tutmuş gönüllerimize inleyemeyip de içine attığı, gözyaşlarıyla yoğrulmuş ızdırabının tohumlarını şiirleri vasıtasıyla ulaştırır. Hz. Âdem’in cennetten çıkarılmasıyla tohum atan ızdırap, Tur-i Sina'da filizlenmiş, Faran Dağları’nda boy atmış, Mekke'nin dikenli yollarında serpilmiş ve günümüzün ızdırap şairinin dilinde günümüze taşınmıştır.


    Kimi zaman şiir olur çıkar onun kaleminden ızdırap, kimi zaman gözyaşı olur hece hece dökülür gözlerinden. Geceler boyu yüreğinde duyduğu acıları, insanlığın dillerinde nağme olan ızdırap sözcükleri, onun şiirinde kundaklanır.


    Her ızdırap bir kısım ilhamlar da getirir,
    Hatırlatır bizlere insanlığı, sevgiyi.


    Onun ızdırap ikliminde yeşeren mısralar yeni ilhamlara da kapı aralar. Izdırap dolu sadağından nadasa bırakılmış yüreklere, dert tomurcuklarına karışmış yeni ilhamlar dökülür. Sevgi okyanusunun üfül üfül rüzgârlarını hatırlatır bize bu ilhamlar, sevgiye, insanlığa dair unutulmuş değerleri yeniden gün yüzüne çıkartır. Bu ilhamlar onun dudaklarından ab-ı hayat dağıtır kurumuş dudaklara. Gözyaşı ırmaklarıyla yıkanmış yollarda bu ilhamlardan dökülmüş tohumlara rastlanır.


    Izdırap, en Sevgilinin yolunda da bir kısım ilhamlar fısıldar onun dilinden. Sevgiye, hoşgörüye, insanlığa dair ilhamlar. Izdırabın incelttiği yürekler Sevgililer sevgilisinden gelen esintilerle yeniden bir dirilişin eşiğini adımlar. Cennet yamaçları gibi dünya da yeşilliklere bürünür. Nadasa bırakılmış yürekler suya hasret vadiler gibi çatlamaya başlar tohum isteğiyle.


    Her gece bir sürü ilham, bir sürü azap.
    Ve düşünce kuşağında bir doğum sancısı


    Kırık Mızrap'ın ızdırap şairi gecelerini ızdırapla doldurmuştur. İlmek ilmek dokumuştur ızdırap yüklü beyanlarını beyaz sayfalara ve her ızdırap onun düşüncesinde yeni bir ilhama kapı aralamıştır. Onun düşünce kuşağında yeni ilhamlar filizlenmiştir. Çöl gecelerinde ahularla söyleşen Mecnunlar anlamıştır ancak onun ızdırabını. Geceler boyu çektiği doğum sancılarını ancak Sultanlar Sultanı nın Mekke'de filizlenen, Medine'de tamamına eren iniltilerini anlayanlar, onları yudumlayanlar anlamıştır.


    Onu ancak, Kulbe-i Ahzanında (Hüzünler Kulübesi) Yusuf'u için ağlayan, gözleri kan çanağına dönmüş dertli Yakuplar anlamıştır. Günübirlik sevdalara takılıp kalanlar vefa ırmağında gözyaşı sularıyla yunmayanlar, onun çilehanesinden nasiplerini alamamışlardır.


    Varlık, uykunun kundağındayken ızdırabı abideleştiren o ızdırap ve şefkat şairi;


    Azapsız dimağların görecekleri serap.
    Ve sancı değil, sancı çekmemek en acısı…


    diyerek ızdırabı ruhunda duymayan, ızdırapsız bir hayatın eşiğinde dolaşan günümüzün garip insanına seslenir. Her şeyin gizlendiği gecelerde ruhunu cesedine ezdiren garip insanlara en acının ne olduğundan haber verir. Sancısız, ızdırapsız bir hayat, çölde dolaşıp serap görmek gibi bir şeydir onun için.


    Yakup çilehanesine uğramayanlar, ruhunda magmalar yandığı hâlde hissetmeyenler, gönül Kâbelerine ızdırap tohumları serpmeyenlerin onu anlamaları çok zordur.


    Adı göklerde Yüce Yaratıcıyla yan yana yazılı olan Nebiler Serverinin, ezelde bestelenen, Mekke'nin dikenli yollarında boy atan ve Medine'nin burçlarında taşınan ızdırabını taşır bugünlere.


    O ızdırap ki, Nebiler serveriyle başlamış, Hz. Ebu Bekir'le, Hz. Ömer'le, Hz. Osman'la, Hz. Ali'yle gelişip boy atmış, sahabenin dil altlarında saklanmış ve çağları aşan kutlu beyanlarla bezenerek bugünlere gelmiştir.


    Ve bugünün ızdırap insanının gönlünde bayraklaşmıştır. Yine onun gönlünden taşınacaktır gelecek nesillere.


    Ey Izdırap anladım ki her şey seninle
    Sen Hakk'a giden yollarda vuslata vesile.

    Ersin Osman Söğütlü



    Paylaş
    Izdırap Yüklü Şiirler Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Izdırabın tanımını farklı farklı kişiler yapsa farklı cümleler çıkar bir çok ızdırap şekli ortaya çıkar. Izdırabın aslı en sevgiliye ulaşmak için dikenli yollardan yürümeyi hedef edinmektir.



ızdırapla ilgili sözler,  ızdırap şiirleri