İslam Dini ve İman Bölümü ve Allaha İman Forumundan Allah Ve Vahye Nasıl İnanmalı? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Allah Ve Vahye Nasıl İnanmalı?

    Reklam




    Allah Ve Vahye Nasıl İnanmalı?

    Allah’a tam mı iman ediyoruz yoksa eksik imanla mı inanıyoruz? Allah’ı kabul edenin O’nun vahyini yani kitabını da kabullenmesi gerekir Eğer O’nu kabul edip O’nun sözlerini (yani Kuran’ını) çağ dışı, eksik ve dogma olarak görürsek bu yaklaşımımızın anlamı; Kitab-ı Kerimin sahibinin ilmi az, kullarını tanımayan biri olduğu zehabına kapılmaktır Öyle ya, sözü eksik olanın, sözü bazen yanlış olanın ve kullarını tanımadan konuşanın; ilahlık vasıfları eksik demektir “Ben Allah’a inanıyorum ama Ku’ran bilime uymuyor” Diyen kişi de kendini yâda başkalarını kandıramaz Kaldı ki bilimle çatışan Kuran değil insanların Kur’an’a yükledikleri manalardır
    Bizi yaratanın, bize sonsuz nimetler verenin bizim için kâinatı halk edenin, bizim için anneler, babalar, eşler ve çocuklar halk edenin bizim aleyhimize kurallar ve dinler oluşturduğunu söylemek yâda düşünmek ne kadar da saçmadır Allah’a güvenmemek diye bir lüksümüz var mıdır? Bunca nimet verenin samimiyetinden ve iyi oluşundan nasıl kuşkulanırız?
    Allah’a inanmasına rağmen başkaca yaşayan/düşünen, Allah’ın dinini beğenmiyor olsa gerek Beğenseydi her halde beğendiği şeye göre bir fikir ve zikirde olurdu
    İnandığımız Allah, uzakta mı yakında mı? Madem bize şah damarımızdan daha yakındır halde niçin O yokmuş gibi davranıyoruz bu kadar pervasızca günahlara dalıyoruz O’nun kurallarına ve isteklerine göre yaşamıyoruz? Sanki O görmüyor, sanki O bilmiyor veya duymuyorcasına hareket ediyoruz Allah’a inandığını söyleyip O’nsuz yaşamak, Kuran’a iman edip Kuran hariç her istediği şeye tabi olmak, ne kadar doğru bir davranıştır?
    “Biz, istediğimiz gibi yaşarız” Zihniyeti bize neyi çağrıştırır? Bu bir tepki sözü, bir beğenmeme ve bir başkaldırı hali değil midir? Etraftaki insanların kaçta kaçı: “Allah demişse doğru demiş, biz öyle yapalım” Demekte? Allah’ın beğenilmeyecek bir tarafı, sevilmeye mani olacak bir vasfı, övülmeye engel olacak bir eksikliği, düşünülebilir mi?
    Allah, inanan kişiye; mümin yâda Müslim, derken bu kişinin kendisine sanki Allah’ın bu verdiği isim yetmezmiş gibi; “Ben Sosyalist bir Müslüman’ım, ben şucu bir Müslüman’ım” demesi neye delalettir? Hakka delalet olmadığı kesin
    Nedir hakkın sentezlerden (karışım)çektiği? Saf altın varken başka madenleri ona katmak niye? Kaynak suyuna dere suyu karıştırmak niye? İslam’ın sentezlere ihtiyacı mı var? İslam bizim ırklarımıza düşman değil ki! İslamın, “Bu kültürleri yok edin” diye bir emri mi var? Farklılıkları zenginlik olarak gören bir İslam’a karşı bu savunmacı ve sentezci yaklaşım niye? İslam size (ırkınıza) saldırdı mı ki siz kendinizi bu yolla koruyorsunuz? Yoksa işin içinde başka şeyler mi var? Irkçı fikirlerinizi yayabilmek için siz İslam’ı kullanıyorsunuz İçinizde ki ırkçı ruh, İslam da olsanız, demek ki ölmemiş Bir türlü içinizdeki kavmiyetçi ve soycu zihniyetinizi aşamıyorsunuz
    Allah’a inanan bir kişinin amacı Allah’a ulaşmak olsa gerek Peki, amaç olarak sosyalizmi, ırkçılığı ve başka ideolojileri benimseyen biri, onları amaç bilen biri, amaçlar ve roller çatışması içinde değil midir? Hem Müslüman hem kâfir, hem mümin hem münkir olunur mu? Bu münafıklık değil mi?
    İnandığımız Allah bize: “Ne yaparsanız hürsünüz” mü dedi? “Bizi yaratan Allah’tır ama bırakın bu dinci ve yobaz söylemleri” diyen kişinin Allah inancı olabilir mi?
    “Siz ondan (Kuran’dan) sorulacaksınız” (Zuhruf 44) ne sorulacak? Sadece; Kuran’a inanın mı, diyor ayet Yoksa ona inanın, uygulayın, onunla düşünün, onu fikir ve zikir yapın, yapmazsanız kendinizi sorguya-mahkemeye hazırlayın
    Kuran’ı nasıl okumalı; seninle konuşuyormuşçasına okumalı, duygulu okumalı, anlamına yoğunlaşılmalı Şimdi şu ayet düz okunup geçilebilir mi? “Onlar için cehennem ateşinden döşekler, üstlerine örtüler vardır İşte zalimleri böyle cezalandırırız” (Araf 41) Bu ayet duyguyu ve korkuyu aşılayan, ürpertiyi bildiren belki ağlamaya mecbur eden bir ayettir Ateşi ve acıyı iliklerine kadar hissettiren ve gözleri bir film şeridi yapacak kadar etkin bir ayet Sahabe de ancak böyle Kuran okuyordu
    Bizim Allah korkumuz öcü korkusu değildir Belki borçlunun kabahat korkusudur Suçlunun hâkim, hırsızın polis korkusudur Yani suçlunun adaletten korkması gibidir bizimki Çünkü biz kabarık bir suç dosyasına sahibiz, gizlimiz saklımız çok Kısacası biz kulların yüce hâkimden (Allah’tan) korkmamız doğaldır Hem Allah korkusunu kötü yorumlayanlar, şunu bilmez mi? Korkularımızı ve korktuklarımızı, sıralasak kitaplar yetmez gibi Öyleyse bu korkuyu küçümsemek niçin?
    Peygambere Nasıl İnanmalı?
    Peygamber aramızda olsa Ona nasıl kendimizi tanıtacağız? Evlerimizdeki rezil kanalların varlığını nasıl açıklayacağız? O, evimize geldiğinde şipşak kıldığımız namazımızı ne kadar uzatacağız? Edebe ahlaka riayet etmeyen ağzımızı ne kadar tutacağız? Cahili müzik parçalarını seslendirmesin diye kızımızın ağzını ne kadar kapatmaya çalışacağız? Kılmadığımız teheccüd sünnetini O var diye kılmak için saat mi kuracağız? Kurarız, yaparız vallah!
    Peygamber Allah ile kul arasına girdi mi? Çünkü bazıları: “Allah ile kul arasına girilmez” diyorlar Kişinin duası, vicdanı, duygusal ve düşünsel çabaları ile Allah arasına, değil peygamber, hiç kimse giremez Çünkü Allah ile kul arasında özel bir hat vardır Telefon hattı gibi bir hat Söz bu açıdan doğru, ama şu açılardan da yanlış: Sizi hedefe götürmek için size rehberlik, kılavuzluk yapan, size doğru ile yanlışı bildiren kişi, kul ile Allah arasına basbayağı girmiştir Yol, biz ve hedef arasında bir aracı değil midir? Tem yolu biz ve İstanbul arasında aracı değil midir? Şoför aracı değil de nedir? “Allah ile kul arasına girilmez” diyenlerin amacı esasta şudur: “İnsanları Allah’a götürmeyin, onlara yol göstermeyin, İslam için uğraşmayın, tebliğde bulunmayın, İslam’ı yaşamayın ve yaşatmak için de çalışmayın”
    Peygambere inanıp Onun gibi yaşamasak olmaz mı? Olur, olur da bu sefer de seninki gerçek inanmak olmaz Çünkü sen başkalarının yaşadığı gibi yaşıyorsun, saçlarındaki jöle, giydiğin elbiseler, konuşmalarının tonu, yürüyüşün hep başkalarının yaşamından kendine uyarladıkların Başkalarına uymaya evet, Peygambere uymaya hayır, Falan şarkıcı olmaya evet, Resul’e hayır Peygamber gibi yaşamamak olmaz Belki Onun gibi olamayız ama en azından çalışmak gerek
    Peygamberi sevmek, sevilene uymak, sevdiğini taklit etmek aklın ve mantığın kabul ettiği, kalbin de zaten peşin kabullendiği bir iştir Yani peygamberin sünnetine göre davranmak aklın, mantığın ve kalbin hilafına değildir
    Hem Peygamber sevilmeye de layıktır, uyulmaya müstahaktır, taklidine de cevaz vardır Gâvurlar Time Dergisinin anketinde gelmiş geçmiş en büyük 100 şahsiyet sıralamasında Peygamberi birinci diye kapak yaptılar Öyleyse ne olmuş bizim içimizdeki gâvurca düşünen nefsimize, Peygamberi uyulmaya layık görmüyoruz, şeytani şüphelere kuyruk oluyoruz? İçimizde ki her sese kulak kabartıyoruz hem çanak tutuyoruz
    İmansız Bakış
    Hayata inanç ve iman ikliminde bakmayan, olaylara ve fikirlere iman damgasını vurmayan birinin, bakış ve yorum tarzı; dehşet bir hadisedir İmanlı bakış, hayata Allah penceresinden, hakkın zaviyesinden bakmak, perdeleri yırtıp gerçekliğin ta kendisini görmektir İmanlı bakış; dağın en doruğundan her yeri gören gözcünün bakışı gibidir Öyle ki cennet ve cehennemi görecek kadar üstten ve derin bir bakıştır İmanlı bakış, bu açıdan kulun konumunu cennet ve cehennemlerin de en üstüne koyan yüceltici bir görüştür İmanlı bakış masum bir bakıştır çünkü günahkâr ve inkârcı bir görüş veya yorumlayış değildir
    İmansız ve Allahsız bakış, Allah mülkü olan kâinatı tahkirdir
    İmansız bakış; abesiyet (gereksizlik)rüzgârı taşıdığından, kıtlık kokan bir görüştür
    Olaylarda ilahi düzen ve sistemi görmediğinden zalimdir, sefildir
    Hayatı anlamsız bildiğinden akılsızlıktır
    Adaleti ve büyüklüğü görmediğinden sapıkçadır
    Sebeplerin perdelerini yırtmadığından nahoş bir durumdur
    Amacına göre yaşayan tüm canlılara karşı esfel/aşağılık bir haldir
    Mekânına Göre İman:
    1) Akli iman: Dinin ana direklerinin/iman şartlarının, akıl mantık ve delille bilinmesidir Ümmi bir insandan bile akli iman istenebilir Resulullah yün eğirtmekte olan ümmi ve yaşlı bir kadına: “Hangi delile dayanarak Allah’ın varlığını iddia ediyorsun?” diye sorar Yaşlı kadın yün çıkrığından elini çekti ve: “Bu küçücük çıkrık dahi dönmek için bir varlığa gerek duyuyor da bu âlem mi bir hareket ettirene gereksinim duymaz?” dedi
    Yine Kuran’ın bilimsel mucizeleri de aklın iman etmesine dönüktür Nitekim aklı olan birçok bilim adamı bu yüzden iman etmiştir
    Akli iman, tek başına yeterli değildir “Derler ki adamın biri Allah’ın varlığının delilleri hakkında kitap bile yazmıştı Bu şahıs günlerden bir gün perişan ve aç bir hale düştü bunalıma kapıldı Ve çölde şeytanın tahriki ile bu defa da Allah hakkında yazdığı bu kitaba bir reddiye yazdı (1) Ateist olup çıktı Okuduğum bir kitapta 20 civarında medrese aliminin İslam’dan çıktığı isim isim zikrediliyordu Bunlar da kendilerini ırkçı ve milliyetçi rüzgara kaptırmış ve ırklarına yapılan haksızlıkları o bunalım haliyle İslam’a yüklemişlerdi Allah bizi böyle bir bunalımdan korusun Duygular kabardı mı, öfke coştu mu davar sürüsünün çiğnediği gibi aklı çiğnerler
    Velid Bin Muğire Mekke küfrünün beyin takımındandı ve bilgin biriydi Kuran’ı okudu ve aklen iman etti Ebu Cehil, tüm fitnekar dehasıyla onun duygularının can damarını yakaladı ve: “İnsanlar senin yaşlandığını, bunadığını ve senin mal, makam yüzünden Müslüman olduğunu söylüyorlar” deyince Velid, o duygu haliyle hemen: “Söyle, Muhammed hakkında ne söyleyeyim?” diyerek yine eski düşmanlığına döndü Velit, o bunalımın esiri oldu Allah, öfkenin esirliğini bizden kaldırsın
    2) Kalbi İman: Kalbin tasdikinin ürünü olan bu iman, eğer kök salmışsa, çöl bitkisi gibi rüzgâr ve musibetlere karşı dirençlidir Kalbi iman; ibadet, sevgi ve duygusallıkla açığa çıkar İhlâs ve samimiyeti getirir İnsanın içini nurlandırır Gönlünü ferah kılar Kurandan daha fazla etkilenmesini sağlar, yufka yürekli kılar
    “Kim zerre kadar kötülük işlemişse karşılığını görür” (Zilzal Suresi) ayetini duyan bir bedevi:
    -”Ya Resulallah! Allah bir zerre miktar kötülük yüzünden bize azap eder mi?”
    Peygamber:
    -”Evet” deyince bedevi eyvahlar ve ahlar içinde bağırıp kaçtı
    Peygamber:
    -”Bedevinin kalbi, imandan haberdar” buyurdu
    Yine “Onları yaptıklarından ötürü sorguya alacağız” (Hicr: 93) ayetinin tesiriyle bir genç, kalbi dayanamamış yaşamını yitirmişti(2)
    Eski Irak bakanlarından biri, namazda imamın “Zulmedenlere meyletmeyin sonra size ateş dokunur” (Hud: 113) ayetini okumasıyla, olduğu yerde düşüp bayıldı Cemaat hasta olup olmadığını sorunca: “Zulmedenlere meyilin cezası buysa zalimlere azap acaba nasıl olur” diye düşününce bayıldığını söyledi
    “İlahi! Seni eksikliklerden tenzih ederiz bizim ilmimiz yok, ancak senin bize öğrettiklerin var Muhakkak ki hikmet ve derin bilgiler ancak senindir” Ve ahiru davana ani’l hamdu lillah
    DİPNOT
    (1) Hüseyin Mazaheri, Dürtülerin Kontrolü, sh160
    (2) Bkz Ali Kerumi Cehrumi, Kuranla Yaşamak
    M S ÇELİK



    Paylaş
    Allah Ve Vahye Nasıl İnanmalı? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    İmanın şartlarına tam anlamıyla yerine getirmek iman etmek için İslam hakkında bilgi sahibi olmaktan geçer. Bilgisi olan İslamın hikmetlerinin de farkına varır.



ve ahiru davana ne demek,  müslüman nasil inanmali