İslam Dini ve İman Bölümü ve Allaha İman Forumundan Allah bizi yaratırken fikrimizi neden sormadı? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Allah bizi yaratırken fikrimizi neden sormadı?

    Reklam




    Allah bizi yaratırken fikrimizi neden sormadı?


    Esselamü Aleyküm Hocam,

    Yaklaşık 10 yıldır tefsir derslerinize bir talebe titizliği ile katılmaktayım. Belki derslerinizde açıklamasını yapmış olduğunuz ama benim toparlamayı beceremediğim bir konuda tıkandım ve yardımınıza ihtiyacım var.

    Fıtraten temiz vicdanlı ve ahlaklı, bu güne kadar kendisine Rabbimin ayetleri ulaştırılmadığı için Rabbimle tanışma ve kaynaşma fırsatını bulamamış bir dostum ile sık sık O’nu tanımak adına sohpetler yapıyorduk. En son sohpetimizde sizin Maun Suresinin tefsirinde anlatmış olduğunuz DİN kelimesinin izahını kendisine dinlettim. Kendisi dinledikten sonra biraz da çekinerek; yani Allah (cc) a karşı bir saygısızlık yapmaktan da korkarak; iyi niyetle; kafasına takılan bir soru sordu bana!!! Üzgünüm hocam talebeniz olarak tıkanıp kaldım, aslında utanıyorum.

    Din kelimesinin anlamının borçluluk olduğunu çünkü sahip olduğumuz her şeyi Allah’ın bize verdiğini konuşurken, kendisi şöyle dedi:

    Ama birisinden borç alırken biz borç almak isteriz, talep ederiz. O da verir.

    Bu dünyaya gelirken Allah bize sorsaydı ‘Ey kulum sana her şeyi vereceğim ve dünyada imtihan edeceğim’ diye belki de ben imtihanı başaramamaktan korktuğum için ondan borç almak istemeyecektim. Şu anda bizim fikrimiz alınmadan, biz istemeden borçlu duruma düşürüldük’ dedi.

    Bu düşüncenin yamuk tarafı neresi? Ben ona ne yanıt verebilirdim?

    Bu mesele kafamı çok meşkul etti. Bir yanıt verememek, donup kalmak beni çok rahatsız etti. Bu yüzden açıkçası bu konuda çok fazla emek sarfetmeden, alın ve zihin teri dökmeden size başvurdum. Belki de kendimi bu konuyu vahyin ışığında çözmek için yeterli görmüyorum. Bir an önce doğru bakış açısını öğrenip ona ulaştırmak istedim.

    Takıldığım bu nokta belki de çok basit bir nokta da ben uzaktan bakıp göremiyorum. Belki de sizi çok gereksiz bir şey için meşkul etmiş oluyorum. Eğer öyleyse hakkınızı helal edin.

    Yine de Rabbime kendisini tanıyıp sevebileceğim bir bilinç (az ya da çok) verdiği işin şükürler olsun.

    Allah sizden razı olsun. Hep yolunuzu dosdoğru yol üzere kılsın.-----


    Aziz hanımefendi, kerim bacım,
    selam verir, hürmet eder, dua ederim dünümüz, günümüz ve meçhul sonumuz için. ve dua dilenirim tüm bu şeyler için. emma ba'd...

    1. Bu sual yanlış: Ontolojik açıdan yanlış. Zira sual sahibi Allah- kul ilişkisini "insan-insan" ilişkisi üzerinden yargılıyor. önyargılı bir yargı. oysa ki Allah ile insan ontolojik/varoluşsal açıdan farklı düzlemdedirler. Allah yaratan insan yaratılandır. borçluluk ilişkisi de insan-insan düşleminden bakarak anlaşılamaz.
    2. Bu sual kendi içinde çelişki taşıyor. diyor ki: "biz birinden borç talep ederiz o da verir, ama biz Allah'tan talep etmediğimiz halde verdi..."
    peki, biz birinden borcu ne ile talep ederniz? söz, dil, ses, konuşma yetisi ve bütün bunların ardında yatan "irade" ile değil mi?
    burada üç soruya cevap vermeli soru sahibi:
    1. İrade'yi dahi borçlusun ey insan? o irade sana verilmeden ölce hangi iradeyle talepte bulunmayı düşünüyordun? Baksana bu itirazı yapmak için kullanıdğın tüm araçlar ona ait. Ona itirazda tutarlı olmak için, onun emanet ettiği araçlar dışında kullanacağım araçlar bul, onları kullan ki tutarlı olasın. yoksa bu tutarlı olur mu?
    2. İrade verildikten sonra talepte bulunduk duyelim: Bu da azim bir yüzsüzlük ve çelişki olmaz mıydı: Madem "benim sana neyi vereceğim hakkında irade yürütüyorsun, o zaman samimi olsaydın da, bu yürütmeye sana verdiğim "irade"yi de dahil etseydin ya? Onu niçin "kazanılmış hak" veya "baba mirası gibi görüyorsun? bu, aslında sana zihninin kurduğu bir tuzak değil midir?
    3. ey sualinde "belki ben imtihanı başaramamaktan korktuğum için ondan borç almak istemeyecektim. şu anda fikrimiz alınmadan biz istemeden borçlu durumuna düşürüldük" cümlesini kuran kul! Sadece bu iki cümle içerisinde 19 kelime var. Bunlardan tam yedi tane kelime soruyu temelden tutarsız hale getiriyor. O kelimeler şunlar: "ben", "almak", "isteyecektim", "bizim", "fikrimiz", "biz, "istemeden". Mesela "ben" diyorsun? Ben ile kastettiğin kendi varlığını hangi delile dayanarak ve ne cür'etle "borç" dışında tutuyorsun? Mesela "almak" ve "istemekten" söz ediyorsun. İyi ama isteme yetisinin kendisi borç değil mi? "fikrimiz" diyordun. O var etmeden önce sen yoktun ki, bir fikrin olsun. Dolayısıyla "fikrimiz" derken, gördüğün gibi el kul, daha varlığınız öncesine bile fikren ulaşmakta acz içindesin ve bu gayet doğaldır. Çünkü kendi yokluğun haline kendini inandıramıyor, öyle bir dili kurmakta acze düşüyorsun. Bu dilinin ve düşüncenin varlığının öncesinde yokluğuna gitmekten dahi aciz olduğunu görmeyip, böyle bir soruyu sormaya seni cür'et ettiren gerçek sebep nedir, meselenin can alıcı nokttasını teşkil eden bu soruya açıkyüreklilikle vicdanında cevap bulmaya ve ocevabı diline dökmeye hazır mısın?
    a) mantık hatası olan sorulara doğru cevap verilemeyeceği, b) yukarıda dile getirdiğimiz ve zamanım olmadığı için dahasını yazamadığım iç çelişkilerle lebaleb malul olduğu için bu soru "CEVAPLANAMAZDIR". Cevaplanması için yukarıda dile getirdiğim illet ve arızalardan halas olması elzemdir. O illet ve arızalardan halas olduğunda sonuç ne mi olur?
    el-cevap: Ortada soru kalmaz, sadece "sorun" kalır, soru sahibinin "kendisiyle, hakikatle ve sahib-i hakikisi olan Allah'la olan sorunu".
    Rabbim bizi vehmimizin tumturaklı tuzaklarından korusun.




    Mustafa islamoğlu





    Paylaş
    Allah bizi yaratırken fikrimizi neden sormadı? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    konu başlığını ilk gördüğümde bu nasıl bir soru ki dedim. ama yazıyı okudum. Değerli hocam konuyu çok güzel anlatmış. böyle konuları okumak benzeri şeylerle karşılaştığımızda bize anlatım ve ikna yeteneği sağlıyor. Allah cc Mustafa Hocamdan razı olsun...

    paylaştığın için Allah cc senden de razı olsun.

    birgün birinin Filistin saldırısında enkaz altında kalan bir çocuğun fotoğrafına bağlı olarak kadere isyan ettiğine şahit oldum. o konuşmadan bir kaç gün önce de kaderle ve Allah cc nin ezeli bilmesindeki ilmi ile ilgili bir yazı okumuştum o yazı bana kişiye müdahale ettikten sonra Allahın da (cc) izniyle o kişinin beni dinlemesine ve söylediklerimi algılamasında oldukça etkili oldu.