Dualar / Yakarışlar ve Alıntı Dualar Forumundan İyilik duası Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    İyilik duası

    Reklam




    Pamuk Nene'nin İyilik Duası:"Tuttuğun Toprak Altın Olsun"

    Uçakta yanımda oturan kişinin halinden tavrından giysilerinden Anadolulu olduğu anlaşılıyordu. Bu bey sık sık Ankara ile Elazığ arasında gidip geldiğini aslen Elazığlı olduğunu ve bu kente yatırımlar yapmakta olduğunu anlattı. Kendisine ne gibi yatırımlar yaptığını sordum ve bu soru yol boyunca sürüp giden konuşmanın başlangıcı oldu. Bana yaşamıyla ilgili çok ilginç bir öykü anlattı. Gençlere örnek olması dileğiyle yaşanmış bu öyküyü aslına sadık kalarak aktarmak istiyorum:

    Çok sevdiği bir babaannesi varmış ve ona hep "Pamuk Nenem" dermiş. Pamuk Nene'sinin topuklarına değin uzanan uzun bembeyaz saçları varmış ve Pamuk Nene saçlarını hep kille yıkarmış. Herkes gibi o da Pamuk Nene'sinin ipeksi pırıl pırıl saçlarına hayranmış.

    İlkokuldan itibaren okul çıkışında ve yaz tatillerinde dayısının manav dükkanında çalışmaya başlamış. Dükkanda güzel meyveler de varmış. Nenesinin dişleri olmadığından sert meyveleri yiyemezmiş. O bunu bilir günü geçmiş yumuşamış "değmiş armutları" akşam olunca nenesine götürürmüş. Nenesi ağızda eriyen bu yumuşak armutları çok severmiş. Onları yerken hep "Tuttuğun altın olsun oğul" diye dua edermiş. O da her akşam elinde küçük bir kese kağıdıyla eve gelir hiç aksatmadan "değmiş armutları" pamuk nenesine taşırmış. Her seferinde pamuk nenesi de "Tuttuğun altın olsun tuttuğun altın olsun oğul" diye ona yürekten dua edermiş. Günler geçmiş nenesi göçmüş kendisi büyümüş ailesinin sevilen güvenilen bir evladı olmuş.

    Günlerden bir gün köye bir mektup gelmiş. Bu mektup Amerika'ya çalışmaya giden orada zengin olduğu öğrenilen bir akrabalarının vefat haberiyle ilgiliymiş. Mektup İngilizce olduğu için içeriğini tam anlayamamışlar.

    Birisi onlara bu mektubun mirasla ilgili olduğunu söylemiş. Aile bırakılan mirası almak üzere onu Ankara'ya göndermiş. O günün koşullarında Elazığ'dan Ankara'ya doğrudan gidilemiyormuş. Önce Trabzon'a oradan güç bir yolculukla Ankara'ya ulaşmış. Elindeki İngilizce mektubu Elazığ'dan komşuları olan bir kuyumcuya götürmüş. Kuyumcu İngilizce bilmiyormuş. Ancak hemşehrilerinden birinin Amerikalıların yanında çalıştığını anımsamış. Gidip mektubu ona okutmayı önermiş. Böylece yabancı bir petrol şirketinde çalışan arkadaşlarının yanına gitmişler.

    Petrol şirketindeki ilgililer arkadaşlarına haber verip çağıracaklarını söylemişler. Onları bir odaya alıp beklemelerini istemişler. Bu odada bir masa ve masa üzerinde kil parçaları duruyormuş. Bu kil parçaları ona tanıdık gelmiş. Eline alıp dikkatle incelemeye başlamış.

    Bu sırada odaya iyi giyimli Amerikalı bir çalışan girmiş. Onun kil parçalarıyla ilgilendiğini görünce yanına yaklaşıp onu merakla seyretmeye başlamış. Derken bekledikleri kişi odaya girmiş.

    Amerikalı çalışan arkadaşına konuğunuz killerle bu denli niçin ilgileniyor diye sormuş. Arkadaşı bu sözleri Türkçe'ye çevirdiğinde ise kendisinin killerle ilgili olarak gelmediğini İngilizce bir mektubu okutmak için geldiğini anlatmış. Arkasından da hemen eklemiş: "Bu killer babaannemin saçlarını yıkadığı Elazığ'da bizim 'Kil sabunu' dediğimiz killeri anımsatıyor burada onların ne işi var diye merak etmiştim onun için ilgilenmiştim" demiş.

    Bu sözler İngilizce'ye çevrilmiş. Çevirmen aracılığı ile konuşmaya devam edilmiş. Amerikalı "Bu killerden sizin orda var mı?" diye sormuş. O da "Pek çok" diye yanıt vermiş. Amerikalı "Beni oraya götürür müsün?" diye sormuş. O da "Ne zaman isterseniz ancak önce şu mektubun ne olduğunu anlamam gerekiyor" demiş.

    Mektup okunduğunda küçük bir mirasın aileye kaldığı anlaşılmış. Mirasla ilgili gerekli işlemler yapıldıktan sonra Elazığ'a Amerikalı ile birlikte dönmüş. Pamuk Nene'sinin kil-sabunlarını aldığı yeri ona göstermiş.Amerikalı kendisinden bu killeri sandıklara koyarak istediği adrese göndermesini bunun karşılığında büyük paralar kazanacağını anlatmış. O da "Bu killer niye bu kadar para ediyor? diye sormuş.

    Amerikalı bu kilin petrol kuyularının açılmasında kullanıldığını petrolü çıkartmak için kayalar delinirken delici uçta bulunan sert elması bu ipeksi kilin koruduğunu delici ucun kolayca ilerlemesini sağladığını açıklamış. Taşın toprağın özellikle kilin para ettiği anlaşılınca kil ihracatı başlamış. İşleri ilerledikçe ilerlemiş. Beş oğlu da yanında çalışır duruma gelmiş. Kurdukları işyeri tüm ailenin geçimini sağlamış.

    Halen fabrikalarının çok iyi çalıştığını birçok çalışanının olduğunu ailece mutlu ve huzurlu bir yaşamları bulunduğunu anlattıktan sonra yaşam öyküsünü şöyle noktaladı:

    "Pamuk Nene'm bana 'Tuttuğun toprak altın olsun' dediğinde ben ya ilkokul ya da ortaokul çağlarında küçük bir çocuktum. Nenemin iyilik duasının yıllar sonra peşimden gelip yaşamımı değiştireceğini kim söyleyebilirdi ki? Bunu biri söylese kim inanırdı ki?.."

    İnançlı yüzü Pamuk Nene'sini andıkça sevgiyle parıldayan gözleri şükran yüklü huzur dolu sesiyle devam etti:

    "Ama gördüğünüz gibi o iyilik duası yıllar sonra gelip beni buldu" dedi. "Tuttuğum toprak altın oldu. İnanılır gibi değil değil mi?"

    Yolculuk sırasında dinlediğim bu öykünün bana verilmiş manevi bir armağan olduğunu düşündüm. İyiliğin ölümsüzlüğüne alınan iyilik duasının yüceliğine çocukluğumdan buyana inanıyordum. Duygularımın pekişmesi beni mutlu etti.Pamuk Nene'ye rahmet diliyor ve teşekkür ediyorum. Bu öyküyü benimle paylaştığı için Pamuk Nene'nin Elazığlı torununa da bir kez daha teşekkür ediyorum.

    Prof.Dr. Nimet Ünay Gündoğan
    (Zallak)



    Paylaş
    İyilik duası Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Muhteşem bir hikaye...



iyilik duası,  iyilik duaları,  iyilik duasi,  iyilik için dua,  iyilik dualari,  iylik duası,  ıyılık duası