islamda Aile ve Aile hakkında yazılar Forumundan Yakınını Kaybeden Çocuklara Yaklaşım Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Yakınını Kaybeden Çocuklara Yaklaşım

    Reklam




    Yakınını Kaybeden Çocuklara Yaklaşım Yakınını kaybeden bir çocuğa karşı ailesinin ve çevresindeki insanların ilk görevi, çocuğun da bir insan (yavrusu) olduğunun an- laşılması, yani yakınını kaybeden bir insan bu durumda ne yaşıyorsa, üç aşağı beş yukarı çocuğun da benze- ri bir yas sürecinden geçeceğinin bi- linmesi, dolayısıyla çocuğun ciddiye alınmasıdır. İlk görevin bu olduğunu belirtiyoruz zira gördüğümüz örnek- ler, genellikle ailede bir ölüm oldu- ğunda çocuğun ebeveyninin ve yakın çevresinin genellikle onun kendileri kadar asla acı çekmediğini düşün- mek ve çocuğun ruhsal dünyasını önemsememek şeklindedir. Yetişkin- lerin büyük çoğunluğu, yakınını kay- beden çocukların ölüm hakkında net bir fikre sahip olmamaları nedeniyle yeterince acı çekmeyeceklerini, kısa bir süre sonra oyun dünyasına dö- nüp her şeyi unutacaklarını, ölüm olayından fazlaca etkilenmeyecekleri- ni, ciddi bir yas süreci yaşamayacak- larını düşünürler. Böyle, çocukların ruhsal dünyası hakkında bilgisizliğe dayanan önyargılarla hareket etmek yerine, yakınını kaybeden çocuğun ebeveyni ve yakınları öncelikle onu anlamaya çalışmalı, duygularını dile getirmesi için fırsatlar hazırlamalıdır. Bunun için de geçmişte mevtayla bir- likte yaşanan olaylara, geçmişin bir- likte yaşanan mutlu zamanlarına iliş- kin anılara çocukla beraber yeniden bakılabilir. Çocuğun kaybın ardından yaşadığı kedere, üzün- tüye ve yalnızlık hislerine odaklanılabilinir. Bundan böyle kaybedilen insan olmaksızın nasıl yaşana- cağından, onun boşluğunun nasıl doldurulaca- ğından bahis açılabilir. Elbette çocuklar ne kadar insan (yavrusu) olurlar- sa olsunlar minyatür yetişkinler değil, eninde so- nunda çocukturlar. Yas sürecini kendi gelişim düzeylerine göre yetişkinlerden biraz farklı yaşar, kaybın ardından acılarını değişik biçimde ifade ederler. Çocuğun yas sürecini nasıl yaşayacağın- da, nasıl matem tepkileri vereceğinde, yaşı ve ge- lişim düzeyinin dışında kişiliği, aile üyeleri arasın- daki iletişim ve etkileşim kalıpları, ebeveynin zor- luklarla başa çıkma yolları ve diğer yetişkinlerle olan ilişkileri, aile büyüklerinin kayba verdiği tepki- ler, önceden başka yakın kayıpları yaşayıp yaşa- madığı da önemlidir. Bunlar dışında çocuğun ölen kişiyle ilişkisi, mevtanın ölüm nede- ni, çevrenin ölüm olayını ele alma, çocu- ğa haber verme ve çocuğun ölüm olayın- dan sonra ortaya çıkan ihtiyaçlarını karşı- lama biçimleri, duygu, düşünce ve anıla- rın paylaşılıp paylaşılmaması, çocuğun yas tepkilerini değerlendirirken hesaba katılmalıdır. Unutulmaması gereken bir husus da diğer insanlarla ve diğer ço- cuklarla birçok noktada aynı, benzeş özellikler ta- şımasına rağmen yine de her çocuğun biricik ol- duğudur. Yakınını kaybeden çocukların bu kayıp- tan nasıl etkileneceklerinde, nasıl bir yas süreci yaşayacaklarında ölüm ve kayıp yaşantıları konu- sundaki önceki bireysel deneyimler, çok özel bir önem taşır. Bazı çocuklar daha henüz üç yaşına gelmeden ölüm hakkında sorular sorabilirken ba- zı çocuklar, oldukça geç yaşlarda, muhtemelen bir yakınını kaybettikten sonra ölüm konusuyla il- gilerini belli ederler. Yakınını kaybeden bir çocuğun neler yaşadığının anlaşılmaya çalışılması gerektiğini vurguladık ama yetişkinlerin kayıp yaşayan çocuğa nasıl yaklaş- maları gerektiğiyle ilgili ilkeler bununla sınırlı değil- dir. Yetişkinler, yakınını kaybeden, yasta olan ço- cuğa alabildiğine sıcak bir yaklaşım içinde olmalı, onun tutum ve davranışlarını asla yargılamamalı, çocuğu ciddiye aldığını can kulağıyla dinlemesin- den ihtiyaçlarına önem vermesine kadar her hâ- liyle belli etmelidir. Yakınını kaybeden çocuğa karşı anlatmaya çalış- tığımız böylesine duyarlı bir yaklaşım, kendisini asıl olarak bazı kritik sorulara cevap verirken belli eder. Bu soruların başında çocuğun cenaze töre- nine götürülüp götürülmemesi gelir. Bu soruya verilecek cevabın belirleyicisi, çocuğun yaşıdır. Altı yaşından küçük çocuklarda henüz belli bir ölüm algısı şekillenmediği için cenaze törenleri belli bir anlam ifade etmez ya da var olan zihin karışıklığını daha da artırıcı bir etki yaparlar. Üste- lik cenazelerini ebediyete uğurlamaya hazırlanan çocuğun ebeveyni ve yakınları yoğun bir keder içinde olacak ve çocukla ilgilenmeye hazır bir ruh hâli içinde bulunmayacaklardır. Bu nedenle altı yaşından küçük çocukların özel bir durum olma- dıkça cenaze törenlerine götürülmemeleri daha uygundur. Altı yaşından itibaren çocuklarda ölüm kavramı şekillenmeye, ölümün geri dönüşsüz niteliği biraz daha anlaşılmaya başladığından çocukların cena- zeye götürülmelerinde bir sakınca olmayabilir. Ama yine de hayatında ilk kez cenaze törenine katılacak olan bir çocuk için orada yaşanacakla- rın çok karışık olacağı, birçok ritüelin anlamının anlaşılmayacağı göz önüne alı- nacak olursa, cenazeye götü- rülecek çocuklara önceden ay- rıntılı açıklama yapılması ve ce- naze töreni sırasında da gü- vendiği birisinin ona eşlik ede- rek tüm yapılanların anlamlarını birer birer anlatması gerekir. Böyle yapıldığında yani çocuklara cenaze töreninin her adımında neyle karşılaşacaklarını anlatıp onları karşılaşa- cakları durumlara hazırladığımızda, büyüsel zihin- lerinin olayları hatalı yorumlamalarına bir ölçüde engel olmuş oluruz. Cenaze törenleri, her kültürün ölüm olayının ka- bullenilmesi ve sağlıklı bir yas süreci için bulduğu çarelerden birisidir. Ölümü kabullenmenin dışın- da, akrabaların, hısımların, dost ve arkadaşların verdikleri destek, matem tutan insana çok iyi ge- lir, yalnızlığın ürperticiliğini uzaklaştırır. Cenaze tö- renlerinin aynı olumlu etkileri, çocuklar için de söz konusudur. Altı yaşından büyük çocukların, tören öncesi onları hazırlamak ve törende de bilgilendi- rici bir biçimde onlara eşlik etmek şartıyla, cena- ze törenlerine katılmaları, sağlıklı bir yas süreci yaşamalarına, daha güvenli ve rahat hissetmele- rine ve kaybın neden olduğu korku, kaygı, öfke, üzüntü ve yalnızlık gibi karmaşık duygularla baş etmelerine yardımcı olabilir. Ama bu demek de- ğildir ki, altı yaşını aşmış her çocuk yakınını kay- bettiğinde mutlaka cenaze törenine katılmalıdır. Biz, yalnızca ilkesel doğruları söylemeye çalışıyo- ruz. Yakınını kaybeden çocuğa cenaze törenin- den önce törende olacakları, neyin nasıl yapılaca- ğını ayrıntılı biçimde anlat- tıktan sonra törene katılıp katılmayacağını sormak ge- rekir. Eğer tüm bu açıkla- malardan sonra törene gel- meyi reddediyorsa, bu onun hazır olmadığı anlamı- na gelir. Törene gelemeye- ceği kararını veren çocuğa karşı baskı yapmamalı, asla onu ille de gelmeye zorla- mamalıdır. Yakınını kaybeden çocukla- rın hem matemin önemini hem de hayatın devam etti- ğini birlikte fark etmeleri ge- rekir. Bunun için ölümün ar- dından evdeki matem ortamı uzun sürmemeli, bir an önce mateme rağmen hayatı normalleştirme- ye çalışmalıdır. Bu ilkenin çocuklara yansıması, yakınını kaybeden çocuğa yaşadığı kayıp nede- niyle uzun süre aşırı koruyucu bir yaklaşım be- nimsenmemesinin gerektiğidir. En kısa zamanda yemek, uyku, çalışma saatleri açısından kayıptan önceki hayat planlarına geri dönülmelidir. Makul bir süreden sonra çocuğa artık olağan hayatın başladığı, hayatın içinde görev ve sorumlulukları- mızla tıpkı eskisi gibi yer almamız gerektiği anla- tılmalı, kendi tutumlarımızla iyi örnekler sunulma- lıdır. Anlattıklarımız ve yaptıklarımız çelişirse tehli- ke var demektir. Çocuklar, söylediklerimize değil yaptıklarımıza bakarlar. Ailenin rutin gündelik ha- yatı ve ilişkileri mümkün olduğunca eski biçimiyle devam etmelidir. Matemden çıkma çabaları sıra- sında çocuklarla ilgili olarak dikkat edilmesi gere- ken nokta, aşırı koruyucu kollayıcı olmamakla bir- likte çocuklara desteğin sürdürülmesidir. Onların yalnız zamanları, mümkün olduğunca güvendiği bir aile üyesiyle birlikte değerlendirilmeye ve pay- laşılmaya çalışılmalıdır. Özellikle küçük çocukların zihinlerinde ve iç dünyalarında ölümle ayrılık aynı anlamlara geldiğinden, çocuklar bir yakınlarını kaybetmelerinin ardından çevrelerinde ebeveyni- ni ve sevdikleri insanları göremezlerse, onların da öldüklerini düşünüp endişe yaşayabilirler. Hayatı normalleştirme çabalarının içinde çocuğu bir an önce okuluna göndermek de vardır. Ama daha önce okulu ölüm olayından haberdar etmek gerekir. Öğretmenler, okulun psikolojik danışma- nı ve öğrencilerin yakınını kaybeden çocuğa yar- dım ve destekleri, hayatın normalleşmesinde, ço- cuğun yaralarını sarmasında çok önemli işleve sahiptir. Matem havasını uzun sürdürmemek, matemin kaldırılıp rafa konması, ölen kişiyle ilgili düşünme ve konuşmaların yasaklanması anlamına gelmez. Tam tersine bir yandan normal gündelik hayata dönmeye çalışırken bir yandan da hatırlandıkça ölen insandan söz etmek, onunla, ölümüyle, yok- luğuyla ilgili duygu ve düşüncelerden bahsetmek gerekir. Ölümle ilgili duygu ve düşünceler ne ka- dar ortaya konup paylaşılırsa, bu tutum, sanılanın aksine gündelik hayatın normalleşmesine daha da çok katkıda bulunacaktır. Çocuklara ölen kişi hakkında konuşmak için örnek olunmalı, çocuk da duygu ve düşüncelerini ifade etme konusun- da cesaretlendirilmeli ve desteklenmelidir. Şüp- hesiz ölen kişiyle ilgili olarak özellikle onun ara- nan, özlenen nitelikleri, geçmişte birlikte yaşanan olumlu anılar vurgulanmaya çalışılmalıdır. Ço- cuklar, her şeye rağmen duygularını ifade edebil- mekte zorlanabilir, yardıma ihtiyaç duyarlar. Ölen kişi için resim yapmasını, ona mektup yazmasını, onun anısına ağaç dikmesini, hatıra defteri oluş- turmasını önermek, çocuğa duygularını ifade et- me fırsatı sunabilir. Çocuklarla sağlıklı iletişimin altın kuralı olan onun- la konuşma, onu dinleme ve destekleme, yakını- nı kaybeden çocuklar için ziyadesiyle geçerlidir. Çocuklar zaten doğum ve ölüm gibi karmaşık ko- nularda çok sık sorular sorarlar, yakınlarını kay- bettiklerinde bu tür sorular daha da sıklaşır, ölen insanla ilgili olarak somutlaşır. Ebeveyni ve yakın- ları, bu soruları, bazen çokça yineleseler bile bık- madan sabırla ve anlayışla cevaplamaya çalışma- lı, yeri geldiğinde "Bilmiyorum" demekten çekin- memelidirler. Yakınını kaybeden çocukların ölüm- le ve ölen insanla ilgili bitmek bilmeyen soruları karşısında hiç endişeye kapılmaya gerek yoktur. Bu sorular, çocukların hissettikleri karmaşa ve belirsizliği ve bunlardan kurtulma çabasını göste- rir. Sorularına ne kadar tatmin edici cevaplar alır- larsa, belirsizliğin korkutuculuğundan o denli kur- tulmuş, iyileşmiş olacaklardır. Tüm bu ilkelere uygun olarak davranılsa bile yakı- nını kaybeden çocukların çok az bir kısmı, yine de ruh sağlığı açısından bir uzmanın yardımına ge- reksinim duyabilir. Ebeveynin yakınını kaybeden çocuğunun ruhsal durumundan endişeye kapıl- masını ve bir an önce yardım almak üzere bir uz- mana başvurmasını gerektiren işaretler şunlardır: Yakınını kaybeden çocuk, kendinin veya anne- babasının başına kötü şeyler geleceğine ilişkin şiddetli endişesi nedeniyle okula gitmeyi ısrarla reddediyorsa, bu endişe büyük ihtimalle tedavi edilmeyi gerektirir. Çocuğun yakınını kaybetmesinin ardından bir tür- lü bedensel şikayetlerinin, hasta olduğunu söyle- melerinin bitmemesi ve doktor muayenesinde şi- kayetlerini açıklayabilecek herhangi bir tıbbi so- run bulunmaması, çocuğun mateminin hastalık- lı hâle geldiğinin güçlü bir işaretidir. Hele hele ço- cuğun bedensel şikayetleri kaybettiği yakınının rahatsızlığına benzerse, onun şikayetlerini taklit havası taşıyorsa, örneğin bir yakını kalp krizi so- nucu ölen çocuğun açıklanamayan göğüs ağrı- sından yakınması varsa, uzman yardımı şarttır. Çocuğun korku ve endişeleri okulda, evde, diğer ortamlarda süreklilik kazanmışsa, günlük etkinlik ve olağan hayatını sürdürmesini engelleyecek dü- zeydeyse, bu denli yaygın korku ve endişenin bir çocuk ruh sağlığı uzmanı tarafından değerlendiril- mesi kaçınılmaz hâle gelmiş demektir. Nasıl yetişkinlerin matemini bir ruhsal rahatsızlık olan depresyondan ayırt etmek gerekliyse, aynı durum yakınını kaybeden çocuklar için de geçer- lidir. Çocuklarda depresyon hastalığının genellik- le sevilen kişinin ölümü, boşanma gibi önem- li kayıpların ardından görülmesi gerçeği de göz önüne alındığında yakınını kaybeden çocukların depresyona girip girmediklerini anlamak iyice önem kazanır. Yakınını kaybeden çocuğun içe kapanması, dikkat eksikliğinde artış olması, eski- den zevk aldığı şeylerden bile hiç zevk almaması, canının bir şey yapmak istememesi, uykusunun ve iştahının bozulması, matemle izah edilemeye- cek düzeyde şiddetli üzüntü ve keder yaşaması, sık sık ağlaması depresyon konusunda bizi uyar- malıdır. Bu sayılan belirtiler iki haftadan fazla sü- rüyorsa büyük ihtimalle matem depresyona dö- nüşmüş ve bir çocuk ruh sağlığı uzmanının yardı- mına ihtiyaç var demektir. Prof. Dr. Erol Göka


    Paylaş
    Yakınını Kaybeden Çocuklara Yaklaşım Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Yakınlarını kaybeden çocuklar, durumdan en çok etkilenen kişiler olarak onları yalnız bırakmamalı ve onlara ilgi gösterip sürekli gözetilmeleri gerekir. Davranışlarında herhangi bir aşırılık varsa bir doktora başvurulmasında fayda vardır.



ailesini kaybeden çocukların bakıldığı kurumlar,  ailesini kaybeden çocuklara hangi kurum bakar,  ailelerini kaybeden çocuklara hangi kurum bakar,  aileleri ölmüş çocuklara hangi kuruluş bakıyor,  ailesini kaybeden çocukların bakıldıkları kurumlar,  ailelerini kaybeden çocuklara hangi kurumlar tarafından bakılır,  ailesini kaybeden çocuklara hangi kurum tarafından bakılıyor