islamda Aile ve Aile hakkında yazılar Forumundan Hamile ve çocuksahibi olmanın faziletleri Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Hamile ve çocuksahibi olmanın faziletleri

    Reklam




    HAMİLE VE ÇOCUKSAHİBİ OLMANIN FAZİLETLERİ
    Hamile olan bir kadın, hamilelik döneminde ken-disini zorluklar âleminde görür. Çocuğu karnın-da dokuz ay taşımak, bir kadın için çok zor ve meşakkatlidir. Her geçen gün zorluk üzerine zorluk ge-tirir, gün geçtikçe zorluklar çoğalır. Işte bunun için, yü-ce Allah tarafından, hamile olan bir kadına, birçok se-vap ve mükâfat vaat edilmiştir.
    Vesail'üş-Şia adlı kitapta Hz. Resulullah (s.a.a)'in şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur:
    "...Kadın hamile olduğu zaman, yüce Allah ona, ğeceleri ibadet, ğündüzleri ise oruçla ğeçiren, malıyla ve caniyla Allah yolunda cihat eden kimsenin sevabı-nı verir. Çocuk ondan dünyaya ğeldiği vakit, sevabmı yüce Allah'tan başka kimse bilemez. Annenin çocu-ğuna her süt verişine şanı yüce Allah, Hz. Ismail (a.s) evlâdından bir köleyi azad etmenin sevabmı bahşe-der. Çocuk sütten kesildiği zaman bir melek (anne-
    282
    nin) yanma vararak der ki: Amellerini baştan al, çün-kii Allah ğünahlarını bağışladı."1
    "Amellerini baştan al" yani geçmiş her ne hata ve günahın vardıysa affolundu. Artık ümitli ol ve kötü a-mellerini terk et.
    Hatta bazi rivayetlerde; hamile bir kadin savaş meydanimn en ilerisinde savaşıyormuş gibi cihat seva-bı alır, diye geçmiştir. Yani dokuz ay cihat sevabı alır ve eğer hamilelik döneminde ölürse, şehit sevabını alır.2
    Mukaddes Islam dini gibi hiçbir inanç sisteminde anneye bu kadar değer verilmemiş ve onun hamileligi bu kadar kutsal bir iş ve ibadet sayılmamıştır. Ve yine Vesail'üş-Şia adh kitapta Resul-i Ekrem (s.a.a)'in şöyle buyurduğu zikredilmiştir:
    "Çocuğun (ilk) dört ayda ağlaması baba ve anne-si için 'La ilâhe illallah' sevabını, (ikinci) dört ayda ise Peyğamber ve Ehlibeyti'ne selavat sevabmı taşır, (ü-çüncü) dört ayda çocuğun ağlaması anne-baba hakkında dua sayılır. Daha sonra çocuk yaşadığı sürece farz ve müstehap ibadetlerden herhanği birisini yaptığında, çocuğa verilecek sevap miktarınca, çocuğun sevabı azalmaksızın, anne ve babasına da verilecektir..."3
    1- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:14, b:67, h:l.
    2- Bihar'ul-Envar, c.101, s.97, h:56.
    3- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:14, b:96, h:2.
    283
    Anne ve babalar, çocukların yaratılış itibarıyla, Al-lah'a yakın olmalarından dolayı, büyük bir manevî ma-kama sahip olduklarim bilmelidirler. Hatta bazi hadis-lere göre küçük yaşta ölen çocuklar, kıyamette anne ve babaları için şefaat dileğinde bulunacaklardır. Hatta düşük sonucu cenin hâlinde hayatını kaybeden çocuk-lar bile şefaat dileğinde bulunacaklardır. Yalnız kürtaj ile aldırılan çocuklar böyle bir dilekte bulunamayacak-lardır. Zira, bu yolla yaşama hakları ellerinden alınan çocuklar gerçekte en yakınları (anne baba) tarafından katledilmişlerdir. Kim katili için şefaatçi olmak ister? Hatta o katil, sözde kendi anne ve babaları olsa bile.
    Değerli anne ve babalar!
    Çocuğunuzun âlemlerin Rabbi ve tek yaratıcısı olan Hak Teâla katında bu kadar kıymetli olduğunu bildik-ten sonra, onlara daha çok sevgi ve şefkat göstermeli-siniz. İmam Musa Kâzım (a.s) bu konuda şöyle buyuru-yorlar: "...Yüce Allah, kadın ve çocuklarına zulmeden kimseye ğazaplandığı kadar hiçbir şeye ğazaplanmaz."1
    Diğer bir hadis-i şerifte Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyuruyor: "Çocuklarınızı seviniz ve onlara rahmediniz, onlara söz verdiğinizde sözünüzde duru-nuz. Zira, onlar sizi kendilerine rızk veren olarak bilir-ler."2
    1- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:14, b:88, h:5.
    2- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:14, b:88, h:3.
    284
    Resul-i Ekrem efendimizden başka bir sahih hadis-te şöyle naklolunmuştur: "Yüce Allah, evlâdını open kimse için bir hasene (iyilik) yazar. Ve her kim ev/a-dını sevindirirse yiice Allah da kiyamet ğünü onu se-vindirir. Ve her kim evlâdına Kur'ân-ı Kerim öğretirse, kiyamette onun anne ve babasini çağırırlar ve onlara iki hille (cennet elbisesi) giydirirler ve o iki hille'nin nurundan cennettekilerin yüzü aydınlanır."1
    Bir gün, bir şahıs Peygamberimizin huzuruna gele-rek; "Ben şimdiye kadar çocuklarımı hiç öpmedim." der ve gider. 0 gittikten sonra Hazret; "Bu adam benim nazarimda cehennem ehlidir." diye buyurdu.2
    Bu hususta Hz. Imam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: "Allah (c.c), çocuğunu çok seven kuluna, bu sevğisinden dolayı rahmeder."3
    HAMİLE KADINLARIN VAZİFELERİ
    Çok bağışlayıcı olan yüce Allah, bir hammi annelik gibi yüce bir göreve layık gördü mü, hamilelikten kaynaklanacak sıkıntı ve meşakkate göğüs gerip, kendi sağlığı, aile saadeti ve çocuğu için şu vazifelere mutlak surette riayet etmelidir.
    1- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:14, b:83, h:3.
    2- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:14, b:89, h:l.
    3- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:14, b:2, h:7.
    285
    1- Beslenme kanunu: Bu kurala tamamen riayet etmelidir. Kendilerine ve karinlarmdaki çocuklara fay-dalı, onları cismi açıdan güzelleştirecek şeylerden ye-melidirler.
    Tıbb'un-Nebi adh kitapta Hz. Resul-i Ekrem'den şöy-le naklolunmuştur: "Hamile kadmlara kavun yedirin ki rahmindeki çocuk, ğüzel yüzlü ve ğüzel ahlâklı olsun."
    Tıbb-ur Rıza adh kitapta da, Imam Rızâ (a.s)'dan şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "Hamile kadınlara süt içirin. Eğer onun karnındaki çocuk erkek olursa alim, cesaretii ve temiz kalpli olacaktir ve eğer kız çocuğu olursa ğüzel yüzlü, orta boylu ve olğun vücutlu olup böy-lelikle kocasının muhabbetini kazanacaktır."
    Yine Resul-i Ekrem'den rivayet olunan bir hadiste şöyle buyrulmuştur: "Hamile kadmlara armut yediriniz ki rahmindeki çocuğun ahlâkı ğüzel olsun."
    Her şeyden önce kadın, haram ve şüpheli (haram olma ihtimali olan) şeyleri yemekten kaçınmalıdır. Zira, kalbin katılaşması ve hayırların insandan uzaklaşma-sına en çok sebep olan, haram yemektir. Eğer bir kim-se haram olduğunu bilmeden bir şeyi yerse günah iş-lememiştir, ama bilmeyerek te olsa o haram, kötü etki-lerini gösterecektir. Hamile bir kadın, haram veya şüp-heli bir şey yediğinde ister istemez sonuç olarak o yeni-len şey kana dönüşecek ve karnındaki çocuğun yeni vücuda gelen azalarını oluşturacaktır. Baştan ayağa
    286
    haram lokma ile vücuda gelen bir çocuğun gelecekte saadet ve doğruluğa yönelmesi nasıl beklenebilir?
    Haramm çocuk üzerinde ne gibi eserler bıraktığına, yaşanmış bir olayı örnek verelim. Belki böylelikle ko-nunun doğruluk ve ciddiyetine daha iyi inanacak ve diinyaya daha sağlıklı, ahlâklı olarak gelmelerini iste-diğiniz çocuklarınızı haram ve şüpheden arınmış, temiz yiyeceklerle beslemeğe önem vereceksinizdir.
    Yaşanmış, ibretli öyküyü Allame Meclisî (r.a) şöyle naklediyor:
    "Yedi yaşında olan küçük bir oğlum var idi. Birlikte her gün camiye giderdik. Yine bir gün benimle birlikte camiye geldi, içeriye girmedi. Caminin bahçesinde o-yun oynuyordu. 0 sirada bir sucu, su kabim caminin bahçesine bırakarak namaz kılmak için camiye girdi. Bunu gören oğlum, nereden bulduysa eline geçirdiği bir iğneyle bu su kovasim deldi. Sular yere akmaya başla-dı, suyun akışı çocuğa çok büyük zevk veriyordu. Namaz bitti. Sular yere akıp gitmişti. Sucu dışarı çıktığın-da su kabının delindiğini ve bir avuç suyun bile kalma-dığını gördü. Bunu kim yaptı diye sordu. Allame Mecli-si'nin oğlu yaptı dediler.
    Bu mesele Meclisî (r.a)'a anlatıldı. Meclisî (r.a) bu meseleden dolayı rahatsız oldu. Eve gelerek hanımına şöyle dedi:
    — Ben meni nakledilmeden önce ve sonra gerekli olan emirlere riayet ettim, hepsini yerine getirdim.
    287
    Şimdi böyle bir mesele olduysa mutlaka senin hatan-dır, düşün bakalım hatırlayacak mısın?
    Eşi biraz düşündükten sonra; "Evet, benim hatam-dır." deyip sözlerine şöyle devam etti:
    — Hamile olduğum vakit, komşuyla bir işim olduğu için onlara gitmiştim. Komşunun bahçesinde büyük bir nar ağacı vardı. Hamile olduğumdan ekşiye karşı iste-ğim vardı. Ben bu narların ekşi olduklarını zannederek yakamdan çıkardığım bir iğne ile narda bir delik açtım ve suyunu emdim. Narın tatlı olduğunu anlayınca narı bıraktım ve bunu ev sahibine de söylemedim.
    Meclisî'nin sulbünden meydana gelen bu çocuğun üzerinde sahibinin haberi olmadan birkaç damla helâl o I may an nar suyunun zararına bakınız! Haram konu-sunu noktalamadan once hamile hammlara giybet ko-nusu hususunda da tavsiyede bulunmak yerinde ola-caktir.
    Giybet bir nevi yemektir. Çünkü gerçekte gıybet eden şahıs kendi ölü kardeşinin etini yemiş gibidir ve bir insamn da etini yemek haramdır. Gerçi, giybet eden şahıs bu gerçeği gözleriyle göremez. Ama arif, takvah ve ihlaslı büyük âlimlerin bu gerçeği defalarca gördük-leri olmuştur. Örneğin, yüce Allah Kur'ân-ı Kerim'in Ni-sâ suresinin 10. ayetinde, "Yetimlerin malını zulümle yiyenler ancak ateş yerler..." şeklinde buyurmuştur. Doğrusu yüce Allah, burada yenilenin ateş olduğunu buyurmaktadır. Yani yetimlerin mallarını yiyenler, ye-
    288
    mek yediklerini zannetmesinler, biliniz ki onlar ateş yiyorlar. Basiret gözleri açık kimseler haram yiyeceğin ateş olduğunu görüyorlar. Aşağıda anlatılanların buna bir delil olacağını umarız.
    "Bir kadının çocuğu kaybolmuş, o kadın büyük bir alimin yanına gelip çocuğunu bulmasını istemişti. Alim akşam saatlerinde zalim olan hakimin evine gitmeye mecbur kalmıştı. Gittiğinde açık bir sofrayla karşılaştı. Alim, bu çocuğun bulunmasmi benden istediler, ben de senden istiyorum, bu çocuğu bul dedi. Hakim alimi yemeğe çağırdı; alim yemeyeceğini söyledi. Sonunda ısrarla alimin yemeği yemesini istedi ve onu tehdit etti. Alim yemek kabim eline aldi ve yemeği sıktı; parmak-larimn arasından kan akmaya başladı. Bir yemek bir halkm kamm emerek yapihyorsa, bu yemek pilav gibi gözükse de gerçekte kandır, ölü etidir dedi."
    Giybet de büyük günahlardan biridir. Gıybet eden hamile bir kadını düşünün, hem kendisini ve hem de karnındaki çocuğunu helakete atıyor. Çünkü Kur'ân-ı Kerim Hucurat suresinin 12. ayetinde giybet edenlerin ölü eti yediklerini bildiriyor. Yukanda adresi verilen a-yetten anlaşılan şu olsa gerek "Yani, ey halkm arasmda onun bunun kötü sıfatlarını söyleyen ve onu bunu çe-kiştiren insan, ölü eti yemek ister misin? Ey giybet e-den hamile kadın, ölü eti yiyip de karnındaki çocuğunu helak etmek ve onun yaşantısını karartmak istemiyorsan, giybet etme.
    289
    2- Veraset kanunu: Bu kural anne-baba genlerinin çocuğa intikali ve onlarm zahirî ve manevî sifatlarimn çocuğa geçmesine denir.
    Genelde, kibirli, kıskanç vs. bir anne ve babamn çocuklarının kibirli olduğu bilinmektedir ve yine salih ve ihlasli anne ve babamn çocuklarının da genelde ihlash ve salih olduğu bilinmektedir. Bu veraset kanu-nunu psikologlar da kabul etmektedirler.
    Veraset kanunu yoluyla, anne ve babamn iç ve dış sıfatları çocuğa geçer. Işte bu sebepten dolayı çocuk anne karmndayken, anne kötü sıfatları taşımamaya dikkat etmelidir. Zira, çocuk annesinin karmnda onun ruhiyatıyla gelişir. Aynı şekilde çocuk dünyaya geldik-ten sonra, hem anne ve hem de baba kütü sıfatlardan uzak durmalıdırlar. Kıskançlık, bencillik, vb. gibi kötü sıfatları taşıyan anne, verasetle bu kötü sifatlarimn ço-cuğuna geçip çocuğun bu kötü sıfatlarla gelişeceğini unutmamalıdır.
    Bir diğer önemli nokta ise günahtır. Hammlar hami-lelik döneminde daha da özen göstererek şüpheli şey-lerden dahi sakınmalıdırlar.
    Günahkâr bir kadının yapmış olduğu günah, rahmindeki çocukta kötü eserler bırakır. Iffetsiz, namaz kılmayan, kendini namahreme gösteren, namahremle oturup kalkması, şakası, kahkahası olan kadınlar gerçekte çocuklarım kendi karınlarında öldürmüşlerdir. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyruluyor:
    290
    "Bahtiyar, annesinin karnmda bahtiyardir ve bed-baht ise annesinin karnmda bedbahttir."1
    3- Dinî görevler: Hamile kadınlar dini görevlerini mutlak surette yerine getirmelidirler. Bu hususta be-denlerinin ağırlığı bahanesiyle tembellik etmemelidir-ler. Temizlik, gusül, namaz, oruç vb. vazifeleri yerine getirmelidir. Ancak bu amelleri yaptığı zaman, çocuğa ya da kendisine zarar verecek kadar zorlamyorsa, kolay şekli ile o amelleri yerine getirmelidirler. Mesela, namaz için ayakta durmak veya riiku ve secdelere eğil-mek zararh ve çok zor ise namazlan oturarak kilabilir-ler. Veya orucunu tutarsa çocuğu için zararh olacağı ih-timalinden sakmarak, hamilelikten sonraki bir dönem-de kaza etmek niyetiyle orucu tutmayabilirler.
    4- Zararh şeylerden kaçınmak: Hamile kadmlar ağır yük kaldırmak, atlamak, korku veren yerlere git-mek ve-ya korku filmi seyretmekten çekinmelidirler. Zira, bu gibi şeyler çocuğun düşmesine sebep olabilir veya anne karnmda kötü tesirler bırakabilir. Mesela, çok fazia korkan ve korkunun şiddetinden yüzü simsi-yah kesilen hamile bir kadinin karnmdaki çocuğun vü-cudunun herhangi bir yerinde siyah bir leke oluşabilir ve bu gibi lekeler bir ömür boyu çocuğun bedeninde yer ahp onu mahcup edebilir.
    Cinsel birleşme konusuna gelince, kendisine veya rahmindeki çocuğa eziyet ve zarar vermeyecekse ka-
    1- Sefinet'ül-Bihar, saade maddesi.
    291
    çınması yersizdir. Ama hamilelik süresince abdestii bir hâlde cinsel ilişkide bulunmalari mustehaptir.
    293
    SÜT VERMEK
    Allah Teâla yapılan bütün ilâhîve hayırlı işlerin fa-illerine sevap ve mükâfat verdiği gibi, çocuğa süt verme hususunda da bu sevabi annelere liitfet-miştir. Yani çocuğa süt vermek dahi hayırlı ve ilâhî iş-lerden biri sayılmaktadır. Kadimn süt vermesi hakkm-da birçok rivayet vardır. Örneğin, bir hadis-i şerifte şöy-le buyrul-muştur:
    "Bir anne çocuğuna süt vermek için ğece uyanır-sa, ğece (tehheccüd) namazı kılmış kadar sevap ahr."
    Ya da başka bir rivayette; "...Bir anne çocuğuna süt verirse Allah yolunda bir köleyi azad etmiş kadar sevap a//r."diye buyrulmuştur.1
    Hz. Ali (a.s)'dan şöyle rivayet ediliyor:
    "Çocuk için en faydalı ve mübarek olan siit anne sütüdür. "2
    Hz. Imam Cafer Sadik (a.s), Ishak'm annesini (ken-di eşini) çocuğuna süt verirken gördüğünde, şöyle bu-
    1- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:14, b:67, h:l.
    2- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:14, b:68, h:2.
    294
    yurdu: "Ey İshak'ın annesi, sadece ğöğsünün bir tara-fından süt verme, iki taraftan da süt emzir. lira biri yemek digeri su yerinedir."1
    Âlimlerin bazıları annenin göğsüne gelen ilk sütü ço-cuğuna emzirmesinin farz olduğunu söylüyorlar, buna i-laveten şunu da sebep olarak gösteriyorlar. Eğer o ilk sii-tü vermez ise çocuk ölebilir, veya kuvvetsiz, zayıf bünyeli olur.
    Çocuğa süt verme süresi iki yıldır. Ulema arasmda meşhur olan, bir aksi durum söz konusu olmadan iki yıldan fazla süt vermenin caiz olmadığı gibi yirmi bir aydan da az olmamahdir. Ama annenin sütü olmaz ve siit annesi bulunmaz veyahut ta ona süt emzirmesi için gerekli ücreti veremeyecek bir durumda olursa veya siit vermenin bir zaran olursa, süt vermemenin (veya yirmi bir aydan az vermenin) bir sakmcasi yoktur.
    Hz. Imam Cafer Sadik (a.s) bu konuda şöyle buyuru-yor: "Yirmi bir aydan az çocuğa siit vermek, ona zuliim-dür."2
    Sahih hadislerden görüp anladığımız kadarı ile a-teşperest bir kadını süt annesi olarak tutmak caiz de-ğildir. Ama mecbur kalındığı takdirde Hıristiyan veya Yahudi bir kadim siit annesi olarak tutmak caizdir. El-bette bu, onlara, çocuğa süt emzirmeleri için kendi ev-
    l-a.g.e.böl:14,b:69,h:l. 2-a.g.e. böl:14,b:70, h:5.
    295
    lerine götürmelerine izin verilmeme şartıyla yapılmalı-dır. Ayrıca Islâm'da haram olup onlarin tahrif olunmuş dinlerinde helâl olan içki, domuz eti ve diğer haram şeyleri de yemelerine müsaade edilmemelidir. Çünkü süt annelerinin yiyeceği haram şeyler, süt yoluyla ço-cuğa geçer ve onda kötü tesirler bırakır.
    296
    ÇOCUĞA İSİM KONULMASI
    Isim koymak, beşer tarihinde bir zaruret olup, gü-nümüzde dahi zaruret olarak bilinmektedir. İnsanlar her şeyi birbirinden ayırt edip tanıyabilmek için bü-tün eşyaları ve tabiattaki hayvanları ve şahısları adlan-dırmak zorundadırlar.
    Jsim koymanın ne denli mühim olduğu Kur'ân-ı Ke-rim'den çok iyi anlaşılmaktadır. Zira, yüce Allah Kur'-ân'da adı geçen peygamberlerden beş tanesini, daha dünyaya gelmeden onları kendi tarafından adlandır-mıştır. 0 peygamberler ise şunlardır: Ahmed, Yahya, Mesih (Isa), Ishak ve Yakup (Allah'ın selâmı üzerlerine olsun).
    Çocuk için Islâmî bir isim koymak her anne ve ba-baya dinî bir görev olmakla birlikte, çocuğun anne ve baba üzerindeki haklarından sayılmaktadır. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: "Çocuğun babası üzerindeki hakkı, ona ğüzel isim koymak, ğüzel edeplendirmek ve ona Kur'ân'ı öğretmektir."1
    1- Nehc'ül-Belâğa, Kısa Sözler, h:399.
    297
    Çocuklara koyulan isimler baba ve annelerin yolunu, düşünce ve hedeflerini vurgulayan en önemli öğeler-dendir. Çünkü, insan kimi sever ve saygı duyarsa onun hatıralarıyla mutmain olmaya ve onun ismini ayakta tutmağa çalışacaktır.
    Çocuklar büyüdükten sonra, camiada kendilerini aşağı derecede görmemeleri ve alaya maruz kalma-maları için, anne ve babalar çocuklarına seçecekleri ismi dolaylı yönlerden etraflıca düşünmelidirler. Şöyle ki, anne ve baba çocuklarına günümüzde ve geçmişte-ki, cani, zalim, sapık ve şeytani bir kervanda yol alan şahısların isimlerini koyarsa, bu gibi isimler toplumda-ki bazı fertlerin de yardımıyla ileride çocuğun düşünce-sinde ve geleceğinde eser bırakabilir.
    Defalarca çocukların olgunluk çağına girdikten sonra isimlerini değiştirdikleri veya diğerlerinin alayları karşısında rahatsız oldukları görülmüştür. Hiç şüphesiz baba ve anne bu olanların hepsinden sorumludurlar. jşte bu sebepten dolayı mukaddes Islâm dini, bütün anne ve babalara çocuklarına Islâmî ve güzel isim koymalarını emir buyurmuştur. Hatta çocuk anne rah-mindeyken, daha dünyaya gelmeden önce isminin ko-nulması çok güzel bir örnektir.
    İsim Koyma Zamanı
    Geçen konuda, Kur'ân'da adı geçen beş büyük pey-gamberin isimlerinin daha dünyaya gelmeden yüce Allah tarafından konulduğunu zikretmiştik. Hatta Re-
    298
    sul-i Ekrem (s.a.a), diinyaya gelecek olan kendi torunu-nu daha anasimn rahmindeyken Muhsin1 olarak ad-landırmıştı.2
    Imam Sadik (a.s) ceddi Hz. AM (a.s)'dan şöyle riva-yet ediyor: "Çocuklarınızın ismini, daha diinyaya gel-meden önce koyunuz ve eğer çocuğun erkek veya kiz olduğunu bilmiyorsanız, bir erkek ismi ve bir de kiz is-mi seçiniz. Çünkü, sizin düşük olan çocuklarınız, kıya-met günü sizi görüp de, neden bize isim koymadimz di-ye şikayette bulunacaklardır..."3
    Diğer bir rivayette ise, eğer çocuk dünyaya gelme-den önce ona isim koymazsamz, doğumunun yedinci günü ismini koyunuz diye naklolunmuştur.
    İyi ve Güzel İsim
    Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: "Babanın çocuğuna yapacağı ilk iyilik, ona giizel isim koymasıdır. Öyleyse sizin her biriniz çocuklarınızı güzel isimlerle adlandırı-niz."4
    Anne ve babaların çocuklarına güzel isim koymala-rı, onların anne-baba yanındaki değerini gösterir.
    1- Muhsin dünyaya gelmeden önce, anne karnında şehadet şerbe-tini içen Fatıma (s.a)'nın oğludur.
    2- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:14, b:21, h:l.
    3- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:14, b:21, h:l.
    4- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:14, b:22, h:l.
    299
    Güzel isimin ruha birçok faydaları vardır. Örneğin ismi Ali olan bir şahıs, tarih kitapları okuduğunda Ali Ibn-i Ebu Talib (a.s)'ın ibadet mekanlarında bir abid, ci-hat sahnelerinde cesur, korkusuz, adil, takvalı, imanlı, ahlâklı vs. olduğunu öğrendikten sonra, artık kendi kudretine göre gayret gösterip, kendisini o mukaddes insanın ahlâkıyla süslemeğe çalışacaktır. Ama isimi, Nemrut, Firavun, Ye-zid ve benzerleri olan bir şahıs, bunların ne kadar aşağılık, alçak ve zalim bir şahıs ol-duğunu öğrendiğinde, kendisinde bir alçalma duygusu hissedecektir.
    Resul-i Ekrem (s.a.a), çocuğun babası üzerindeki hak-larını şu üç şekilde bizlere emir buyurmaktadir:
    1- Ona güzel isim koymak
    2- Ona yazı yazmayı öğretmek
    3- Bulûğ çağına vardığında evlendirmek.1 Yine Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
    "İyi ve uyğun isimler seçiniz. Zira kıyamet ğünü o isimlerle çağırılacaksınız."2
    Diğer bir rivayette Resul-i Ekrem (s.a.a)'in, erkekle-rin ve şehirlerin çirkin isimlerini değiştirip yerine güzel isimler koyduğu da naklolunmuştur.3
    1- Bihar'ul-Envar, c.101, s.92, h:19 2-Bihar'ul-Envar, c.101, s.131, h:29 3-Kurb'ul-İsnad, s.45.
    300
    Rivayetlerden anlaşıldığına göre, çocuklara konul-ması gereken en iyi isimler din büyüklerinin örneğin, peygamberler, imamlar ve Allah'm kullugunu niteleyen isimlerdir. Imam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: "Allah'm kulluğuna delalet eden isimler en doğru ve iyi isimlerdir ve bunlann en iyileriyse peygamberlerin isimle-ridir."1
    Diğer bir hadiste Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyuruyor: "Dört evlâdı olup ta onlardan birisine benim ismimi koymayan, doğrusu bana cefâ etmiştir."2
    Imam Rıza (a.s) şöyle buyuruyor:
    "Muhammed ismi olan evde, ev halkı hayırlı olarak sabah ve akşama ğirer."3
    Bazı hadislerde çocuğa en azından yedi gün Muham-med isminin konulmasimn müstehap olduğu geçer. Imam Sadık (a.s)'ın şöyle buyurduğu nakledil-miştir: "Doğan erkek çocuklarımızın hepsinin ismini Muhammed koyarız. Yedi gün ğeçince, istersek adını değiştirir, istemezsek adı öyle kalır."4
    Birisi Resul-i Ekrem (s.a.a) ile oğluna isim koyma hususunda istişare edince Peygamber ona; "Ona be-
    1- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:14, b:23, h:l. 2-Furu-u Kâfi, c.6, s.19.
    3- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:14, b:24, h:6.
    4- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:14, b:24, h:l.
    301
    nim yammda en sevimli olan Hamza ismini koy." diye buyurdu.1
    Rivayetlerde Ehlibeyt isimlerinin konulmasmin müste-hap olduğu geçer. Peygamber'in Ehlibeyti'nin isimlerini koymak, Resulullah'a (s.a.a) saygi ve sevgidir de aym zamanda.
    Ravi, Ebe'l-Hasan (a.s)'ın şöyle buyurduğunu nakle-der: "Muhammed, Ahmed, AH, Hasan, Hiiseyin, Cafer, Talib, Abdullah ve Fatima isimleri olan eve fakirlik gir-mez."2
    Aynca rivayetlerde, Kur'ân'da geçen "Esma'ul-Hus-na (en giizel isimler) Allah içindir." ayeti hakkmda bun-lann Ehlibeyt Imamlan oldukları geçmektedir. Nitekim bir hadis-i şerifte Imam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor:
    "Allah'a andolsun ki biz (Ehlibeyt) esma-ul husna (en ğüzel isimler) ve sifat'ul-ulya (en iyi sıfatlar)yız."
    Islam düşmanları, hepsi aym nurdan viicuda gelen bu mukaddes imamlann isimlerinin dillerden silinip kaybolması için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Işte bu sebepledir ki mutahhar imamlann isimlerini koymak, Resu-lullah'a (s.a.a) saygi olmasimn yam sira , fa-zilet örneklerini yaşatmak ve öykülerini canlı tutmak demektir. Işte bu yüzden Allah'ın övdüğü Ehlibeyt'i yad etmek ibadet sayılmaktadır.
    1-Furu-uKâfi, c.6, s.19. 2-Furu-u Kâfi, c.6, s.19.
    302
    Bu isimleri koymanın siyasi yönü de vardır. Nitekim Benî Ümeyye halifeleri döneminde AM (a.s) ve Şiîlerinin aleyhine zorlu ve saptırıcı baskılar yapılıyordu. Devran bozuk bir devrandı. Müslümanlar için rahat bir nefes almak nerede ise imkansızdı. Işte böyle fırtınalı bir dö-nemde, Imam Hiiseyn (a.s), isim yoluyla bile olsa ger-çek hidayet meşalelerinin ismini yaşatıp, ayakta tut-mak için şöyle buyuruyorlar:
    "...(Eğer yüce Allah) bana 100 tane evlât (erkek çocuk) merhamet etse, hiçbirisine AH isminden baş-ka bir isim koymam."1
    Bir şahıs oğluna isim koymak hususunda Imam Cafer Sadik (a.s) ile istişare edince, Imam ona; "Allah-'ın kulluğuna delalet eden ismi ogluna koy." diye bu-yurdu. Mezkur şahıs; "0 isim hangi isimdir?" diye so-runca, imam "Abdurrahman'dir." diye buyurdu.2
    Konumuzun bu bölümünde şu noktayı aydınlat-makta yarar vardir. Insan yüce Allah'm isimlerinden ya-rarlanmak istediğinde (yüce Allah'a mahsus olan isim ve sıfatları çocuklarına koymak istediklerinde) o isimleri abd kelimesi ile birlikte zikretmelidir. Bu işi yap-mak farz ve zaruridir. Örneğin, Rahman, Allah'm isimle-rindendir. Çocuğuna bu ismi koymak isteyen bir şahıs, onu Abdurrahman olarak zikretmelidir. Kısacası, Rahman vb. Allah'a mahsus olan isimler, Abdullah,
    1-Furu-uKâfi, c.6, s.19.
    2- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:14, b:21, h:2.
    303
    Abdurrahman, Abdurrahim şeklinde isim olarak ko-yulmahdir.
    Bütün Müslümanların, özgür bir düşünür olup ta çocuklarına seçecekleri güzel isimlerle sahih Islam mektebini bu alanda korumalari umidiyle.
    304


    Paylaş
    Hamile ve çocuksahibi olmanın faziletleri Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Hamile bir kadının sıkıntıları, zorlukları oldukça fazladır. Bu nedenle Allahu teala bu zorlukları taşıyan bir anneye cihat eden gündüzleri oruçla gecelerini ibadetle geçiren kişinin sevapları kadar verir.



  3. 3
    Kayıtsız Üye
    Bu nasil bir türkce ya. Yazi cok güzeldi ama bir süre sonra gicik olmaya basladim



  4. 4
    Kayıtsız Üye
    Bir konuyu öğrenirken kaynaklarına çok çok dikkat etmenizi isterim. Vesail'üş-Şia yı biraz şüpheli gördüm. Şii kaynaklı olabilir.



dinimizde hamilelik,  islamda hamilelik,  islamda erkek çocuğa nasıl hamile kalınır,  dinde hamilelik,  dinimizde hamile kadının yeri,  allah katında hamile kadın,  dinimizde hamile kadın