islamda Aile ve Aile hakkında yazılar Forumundan Evlilik oncesi gerekli sorular Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Evlilik oncesi gerekli sorular

    Reklam




    EVLİLİK ONCESİ GEREKLİ SORULAR
    Evlenmek isteyen eşler birbirlerini görüp iman, ah-lâk, takva ve fiziksel güzellik konularında anlaş-ma sağlayabildikleri takdirde, karşılıklı olarak konuşma safhasına geçmeli, birbirlerinin düşünce ve görüşlerini almalı, aynı zamanda evlilikten sonra mutlu ve düzen dolu bir yaşam sürdürebilmeleri için, varsa şartlarını açıklamalıdırlar. Biz bu şartları, sorular hâlin-de getirerek yazdık. On altısı erkek tarafmdan kıza, on üçü de kız tarafmdan erkeğe yönelik olan bu sorular, tamamı karı-koca haklarını içeren yirmi dokuz sorudan oluşmaktadır.
    ERKEĞİN SORMASI GEREKEN SORULAR
    Erkek tarafmdan titizlikle üzerinde durulması gere-ken sorular şunlardır:
    1- Evlenmekten amaç mal ve kocanın fiziki güzelli-ğinden yararlanmak değil de iyi bir aile oluşturup nefsi istekleri kontrol etmek ve nesli çoğaltmak olmalıdır. Sizin bu konu hakkında görüşleriniz nelerdir?
    166
    2- Yüce Allah, Nisâ sûresinin 34. ayetinde ailenin sorumluluğunu erkeğin üzerine yüklemiştir. Sizin görü-şünüz nedir?
    3- Islam, kadının yalnızca kocasına ait olduğunu ve dolayısıyla yabancı erkeklerin karşısında tamamen te-settürlü olması gerektiğini vurgulamaktadır. Sizin gö-rüşünüz nedir?
    4- Kadın, kocasını, onun sevdiği isimlerle çağırmalı, yine onu karşılarken güler yüzle karşılamalı; cevapları-nı sıcak bir şekilde vermeli, kısacası, kocasına karşı davranışlarında saygılı ve hoşgörülü olmalıdır. Düşünce ve görüşleriniz nelerdir?
    5- Yüce Allah bizi imtihan eder de, bir müddet için işsizlik ve fakirlikle denerse, tahammül edebilir misi-niz? Yi-ne fakirliğimizden dolayı zengin kadınlara öze-nerek haysiyet ve şerefimizi düşürür müsünüz? Gerçek-ten de bu kötülüğü yapar mısınız?
    6- Kadın, genelde evde olmalı, ev işlerini belli bir düzene sokmalı, dışarı çıkmak istediği zamanlarsa ko-casından izin almalıdır. Sizin görüşleriniz nelerdir?
    7- Kadınlar, erkeklerin işlerinde yeteri derecede bilgiye sahip olamadıklarından, kocaları tarafından kendileriyle meşveret edilmesini beklememelidirler. Erkek, sadece eşinin bilgi sahibi olduğu, özellikle de çocuklarına yönelik konularda onunia meşveret etme-lidir. (Zira "Meşveret ile hareket eden dağdan aşmış, meşveretsiz hareket eden düz ovada yolunu şaşmış."
    167
    sözü gayet meşhurdur.) Düşünceniz nelerdir?
    8- Kadın, kocasının her türlü sorunlarını anlamalı, onu bu konuda yalnız bırakmamalıdır. Aynı şekilde ko-ca da eşinin sorunlarına karşı böyle olmalıdır. Sizin gö-rüşünüz nedir?
    9- Kadının hedefi, kocasının sevgi ve rızasını ka-zanmak olmalı, onun mutlu olması için çaba gösterme-li, bu arada falcılık, üfürükçülük ve hokkabazlık gibi ba-tıl inançlardan medet ummamalıdır. Düşünceniz nedir?
    10- Eşler, kendi ayıp ve kusurlarını, öz anne ve babaları dahi olsa başkalarına açmamalı, birbirlerine karşı mükemmel birer sırdaş olmalıdırlar. Doğru bulu-yor musunuz?
    11- Kadın, kendi akrabalarına hürmet edip saygı gösterdiği gibi kocasının akraba ve yakınlarına da sevgi ve saygı göstermelidir. Düşünceniz nelerdir?
    12- Maazallah, eğer kadın veya erkeğin yakınları kıskançlık, alçaklık ve her türlü rezilliklerle arabozucu-luk yapmaya çalıştıkları görülürse onlara uymamalı, karı ve koca birbirlerine destek olarak ömürlerinin so-nuna dek birlikte yaşayacaklarını vurgulamalıdırlar. Hatta, bu işin failleri anne, baba ve kardeş dahi olsa... Düşünceniz nelerdir?
    13- Kadının hamile olup olmaması ve çocuk sayısı-nın ne kadar olacağı hakkında Islâm erkeğe daha fazla tercih hakkı tanımıştır. Bu konuda sizin görüşleriniz nelerdir?
    168
    14- Ben de her insan gibi kadinlann güzel ve çekici olduğuna inanıyorum. Ancak, güzelliğin her işin başı olduğundan yana da değilim. Siz ne dersiniz?
    15- Kadimn şer'an ve örfen kocasına itaat etmesi gerekir. Bu itaat yalmz kadma ait olup, gerçekleştirme-diği takdirde vazifesini ifa etmemiş sayılır. Bu gibi du-rumlarda erkek, kansma nafaka da vermeyebilir. Sizin görüşleriniz nelerdir?
    16- Sizinle anlaşabilir; mevcut koşullar çerçevesin-de evlenip de birbirimize eş olursak, yakmlarimdan ve-ya yabancilardan birisi benim yamma gelerek: "Bu na-sil bir eştir? Sen nasil oldu da bu kadmla evlendin, na-sıl onu seçebildin?" der ve kendi görüşüne göre, sen-den daha giizel, daha marifetli ve daha hünerli birkaç kızın ismini bana söylerse ve hatta, o kizlan, benim on-ların içerisinden birisini beğenmem için yamma getir-miş olursa, kızların yüzüne bakmayacağım gibi, onun beyhude ve saçma sapan sözlerini dinlemem ve ona şunları söylerim: "Ben eşimi uygun görüp kendi iste-ğimle onu seçmişim. Senin fuzuli ve anlamsız sözlerini dinlemiyorum. Git ve cehennem ateşini kendin için be-davaya satin alma. Iyi anlaşan iki mutlu yârin arasına ayrılık kıvılcımları düşürme. Eğer iki yâri ayırmak iste-yen böyle bir şeytan sizin de yammza gelir, benden daha iyi gençlerin olduğunu söyler ve onlarin isimlerini de teker teker size verirse, ona cevap olarak siz neler söy-lersiniz?
    169
    KIZIN SORMASI GEREKEN SORULAR
    1- Evlenmekten amaç kadimn mal ve güzelliğinden yararlanmak değil de iyi bir aile oluşturup nefsi istekle-ri kontrol etmek ve nesli çoğaltmak olmalıdır. Sizin gö-rüşünüz nedir?
    2- Koca, eşi için yiyecek ve giyecek eşyalarını temin etmeli, hatta gücü yeterse ziynet eşyalarını bile almah-dır. Kadın hastalandığı vakit onu doktora götürmeli, maddî imkânlar elverirse ev işlerinde yardımcı olacak bir hizmetçi tutmalıdır. Bu hususta görüşünüz nedir?
    3- Kadına ayak bağı veya bir fazlalık gözüyle ba-kılmamalıdır. Zira kadın, aileyi teşkil eden ana eleman-lardan biridir. Islam dini, kadim Allah tarafindan koca-ya verilmiş bir emanet olarak gördüğünden kocanın ona anlayışlı ve sıcak davranması gerekir. Bunu, Islam gerekli kılmıştır. Aynı şekilde Islam dini kadını erkeğin, erkeği de kadının örtüsü olarak nitelendirmiştir. Bu ko-nuda sizin görüşünüz nedir?
    4- Beyin hammini dövmeye hakkı yoktur. Olur da döverse dinimizce şart koşulan diyetini vermelidir. Bu arada kadın, kocasına karşı itaatsizlik gösterir ve nef-sine uyarak ona karşı çıkarsa, önce nasihat edilmelidir. Neticesiz kaldığı takdirde ise "yalnızca kadın suçunu anlayabileceği miktarda" usulünce uyarılmalıdır. Ne bi-raz fazla ve ne de biraz eksik... Yalnız, dövme zararsız olmah, can yakmamahdir. Örneğin, kadimn sirtma veya kalcasma elinin tersiyle vurarak onun suçlu olduğunu
    170
    anlatmaya çalışabilir. Aksi takdirde diyet ödenmelidir. Hele daha da fena olursa (maazallah) mahkeme ile boşanma durumu ortaya çıkabilir. Görüşleriniz neler-dir?
    5- Erkek de eşi gibi, en azmdan az bir farkla beden, elbise, saç ve diş temizliğine özen göstermelidir. Hatta erkeğin güzel kokular kullanması dinimizce müstehap bilinmiş, önemle üzerinde durulmuştur. Siz ne dersiniz?
    6- Koca, eşini Islâmî sınırları aşmayan ve buna ö-zen gösterilen düğün törenlerine ve matem yerlerine gitmekten alıkoymamalıdır. Zira, aksini yaparsa kadın yıkama, pişirme, temizlik vb. görevler gibi örfi vazifele-rini yerine getirmeyebilir. Bu konuda düşünce ve görüş-leriniz nelerdir?
    7- Erkeğin, eşine olan sevgi ve muhabbetini artır-ması için, eve girerken veya evden çıkarken görüşme ve vedalaşması dinimizce müstehap kılınmıştır. Ne dersiniz?
    8- Hz. Ali (a.s)'ın ev işlerinde mübarek eşleri Hz. Fatı-ma (s.a)'ya yardım ettikleri gibi, kocanın eşine yar-dım etmesi iyi olacaktır. Siz ne dersiniz?
    9- Islam, pişirilecek yemeğin çeşidini seçmede er-keğe öncelik tanımıştır. Fakat erkek, eşinin durumunu göz önünde bulundurarak bu hakkı ona verebilir. Sizin görüşleriniz nelerdir?
    171
    10- Erkek, eşi hata yaptığında ona öfkeyle bağır-mamalı, hatasını affetmelidir. Sizin görüşleriniz neler-dir?
    11- Kadının ev içerisinde olsun, dışarıda olsun çalışarak helâl para kazanması (dolayısıyla aile bütçesine katkıda bulunması) hakkındaki görüşleriniz nelej;dİJ''Valnız yolculuğa çıkan kocanın, eve dönerken ucuz veya az da olsa eşi ve çocuklarına hediye getir-mesi dinimizce müstehap kılınmıştır. Dîni bay ram ve törenlerde de böyledir. Bu konuda sizin görüşleriniz ne-lerdir?
    13- Erkek, kadına karşı şüpheli olmamalı, böyle davranmamalıdır. Dolayısıyla fitnecilerin sözlerine i-nanmamalı, anne ve baba dahi olsa onlara uymamalı, sözlerine kulak asmamalıdır.
    Gerçi insan anne ve babasına saygılı davranmalıdır ancak, bunlar cahilliklerinden dolayı asılsız veya yanıl-gıdan kaynaklanan yanlış şeyler anlatırlarsa, işte o zaman iddia ettikleri bu şeyin yanlış olduğunu açıkla-malı, onlara inanmamalıdır. Siz ne dersiniz?
    ŞARTLARLA İLGİLİ BİRKAÇ HATIRLATMA
    Yukarıda, evlenme aşamasına gelmiş erkek ve kız-lar için zikr olunan sorular ve aynı zamanda ortaya atı-lan diğer özel sorularla yine bunların vereceği cevaplar, mümkün olduğunca yazı ile beyan edilirse daha iyi ola-caktır. Çünkü bu, evlilik gibi hayati önem taşıyan bu bi-
    172
    nanın yazılı anlaşması olacak ve gerekirse karşı taraf-larca birbirlerine hatırlatılabilecektir.
    Mezkur sorular, erkek ve kızlarca konuşma şeklin-de birbirlerine sunulmayabilir. Bu durumda yapilacak en iyi şey, mektup aracılığıyla sormaktır. Yine de her iki taraf, sorulan her sorunun cevabına karşı imza almah ve böylece tasdik yazılı kalmahdir.
    Evlenmeyi arzulayan gençler konuşma safhasına geçerken örfi kurallardan da öte, Islâmî kurallara da riayet etmelidirler. Konuşmalarda aşırıya kaçılmamalı, olduğundan fazla açık konuşulmamalıdır. Zira, evlilikte "evet" ihtimali olduğu gibi "hayır" ihtimali de vardır.
    Allah Teala, bu konu hakkında şöyle buyuruyor:
    "Alacağınız kadınlara, onlarla evlenmek isteğinizi anlatmamzda, yahut da bunu gizlemenizde bir suç yok. Allah bilir ki siz, onları anacak, hatırlayacaksınız. Yalnız, onlarla gizlice de sözleşmeyin; doğru ve yo-lunda bir söz söylerseniz o başka..."1
    Değerli okuyucular! Sizler de dikkat ederseniz hem er-kekler, hem de kızlar için önerilen sorularda hiçbir surette müstehcen ve haddi aşan şeylere değinilme-miştir; sorular, hayatî dengeyi düzene so km a ve hakiki saadeti elde etmeye yoneliktir. Ayrica geleneksel âdet-leri Jslâmîleştir-meye yönelik olduğu gibi onlari kolay-laştırır da. Aileler bu konuda anlayış göstermeli ve kız
    l-Bakara/235.
    173
    ve erkeğin birbirleriyle görüşmelerini sağlamalıdırlar ve bu konuda hurafe âdet ve geleneklere uymamahdirlar.
    Imam Cafer Sadik (a.s) bu konuda şöyle buyurmuş-tur:
    "İşlerinde yumuşaklık ve kolaylık ğösteren, halk-tan umduğunu e/c/e eder."1
    "Yumuşaklığı kenara atan ailelerde hayir ve be-reket de kenara atılmış demektir."2
    Yine Imam Musa b. Cafer (a.s) da şöyle buyurmuş-tur:
    "Yumuşaklık maişetin (ğeçimin) yarısıdır."3
    1- Sefinet'ul-Bihar, Rifkböl.
    2- Sefinet'ul-Bihar, Rifk böl.
    3- Sefinet'ul-Bihar,, Rifk böl.
    174
    KIZ İSTEME VE NİKÂHIN ZAMANI
    Erkek, kendisi için uygun birini bulduğunda Cuma günü onu istemesi ve yine nikâh yaparken, Cuma günü olması iyi ve hayırlıdır. Hz. AM (a.s) bu ko-nuda, "Cuma ğünü, kız isteme ve nikâh ğünüdür."1 şeklinde buyurmuştur.
    Nikâh işlemlerinin sıcak bir havada ve ay akrep burcundayken ve yine (Hicrî aya göre) ayın son iki gü-nünde yapılması iyi değildir. Nitekim Imam Bâkır (a.s) sıcak bir günde öğle vakti Müslümanlardan birinin ev-lendiğini işittiklerinde; "Aralarında bir birlik ğöremiyorum." şeklinde buyurmuşlar; çok geçmeden erkeğin eşiyle uyum sağlayamayıp ayrıldıkları haberini almışlardı."2
    İmam Bâkır (a.s) da bu konuda şöyle buyurmuştur: "Ayın son iki ğününde evlenen kimse, doğacak çocuğunun düşük olmasından korksun."3
    l-Bihar'ul-Envar: c.100, s. 273.
    2- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl.l, b:38, h. 1.
    3- İlel'üş-Şerayi, s. 514.
    175
    Kız istemenin ve nikâhın, Müslümanlar için önem taşıyan örneğin Peygamber Efendimizin ve Ehlibeytinin doğum günleri, Resul-i Ekrem (s.a.a)'in peygamberliğe seçildiği gün, Gadir-i Hum günü, vb. mübarek günlerde olması daha uygundur. Çünkü mezkur günlerde yapılan işler, bereketli ve uğurlu olur.
    Muharrem ve Sefer ayında, Resulullah'ın ve Ehlibeytinin şehadet günlerine rastlayan diğer yas günle-rinde, bu gibi şenlik merasimleri düzenlemenin her-hangi haram ve günah bir yönü yoktur. Ancak, yas gün-lerinde özellikle Resululllah (s.a.a)'in aziz torunu Hz. Hüseyin (a.s)'ın şehid edildiği Aşura (Muharrem ayının onuncu) günü, bu tür merasimlerin gerçekleşmesi, ö-zellikle bu günlere itinasızlık ve saygısızlık sayılırsa, be-reketsizliğe, uğursuzluğa ve yapılan işin akıbetinin kötü olmasına sebep olur. Bu gerçek, hem birçok hadislerde açıklanmış ve hem de defalarca halk tarafından tecrü-be edilmiştir.
    Emir'ül-Müminin Ali (a.s) şöyle buyuruyor:
    "...Bizi sevenler... sevincimizle sevinir ve hüznü-müz-le de hüzünlenirler..."1
    İmam Rıza (a.s) şöyle buyuruyor:
    "...Her kim Aşura ğünü, dünyevîihtiyaçları için ça-lışmayı terk ederse, onun dünya ve ahiretle ilğili istek ve ihtiyaçları ğiderilir..."1
    1- Bihar'ul-Envar, c.44, s. 287. 176
    1- Bihar'ul-Envar, c.44, s. 284.
    177
    178
    MEHIR
    Erkeğin evlenerek akdi altına aldığı eşine vermek üzere, önceden aralarında kararlaştırdıkları meb-lağa mehir denir. Islam dininde kadma mehir ve-rilmesi farzdır. Yüce Allah bu konuda şöyle buyuruyor:
    "Kadmlara mehirlerini bir hak olarak (gönül hoş-luğuyla) verin: Eğer kendi istekleriyle o mehirin bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da afiyetle yiyin."1
    Elçilik erkek tarafından olduğu gibi, mehir de yine erkek tarafından verilmelidir. Zira kadın, isteyen değil, istenilendir. Dolayısıyla erkek, seçtiği kadma karşı duyduğu sevgisini ve ona verdiği değeri göstermesi için aralarında kararlaştırdıkları bu mehri seve seve verme-lidir. Ayrıca bu, dinimizce de farz kılınmıştır. Konunun başında da zikr olunan ayet gereğince, mehir kadının doğal hakkı olarak belirtilmiş, "verin ve bağışlarlarsa" cümleleriyle de mehrin farz olduğu vurgulanmıştır.
    Mehirden amaç, hiçbir surette maddiyat değildir. Kadın, maddî açıdan zengin olsun veya olmasın, bu
    l-Nisâ/4.
    179
    şarttır. Zira erkek, vereceği mehirle kadına olan sevgi-sini gösterdiği gibi, aynı zamanda onun malında gözü olmadığını ve aradığı şeylerin bunun dışında, daha başka şeyler olduğunu gösterir.
    Binaenaleyh, kadın fakir dahi olsa evlenmesine fa-kirliği mani olmadığından, Müslüman kadınlar için maddiyat söz konusu değildir. Ve böyle bir korkulari da olmamalıdır. hâlbuki gayri Müslimlere bir göz atacak olursak, bunun tam tersi olduğunu görürüz. Nedense Hıristiyanlar arasmda evienecek olan kadının kendisini isteyen erkeğe büyük miktarda maddiyat sunması ge-rekli kılınmıştır. Dolayısıyla Müslüman kadınlarla gayri Muslim kadınları kıyaslayacak olursak hangilerinin daha rahat ve huzurlu olduğunu görmüş oluruz. Zira, ka-dın hamilelikten doğuma kadar, zorluklarla dolu hami-lelik dönemi, doğurma, besleme, ve büyütme dönem-lerini doğal olarak üstlenmek zorunda kalmış, bu alan-larda hayati fedakârlıklarda bulunmuştur. Böylesine zor görevleri üstlenen ve çeşitli zorluklara göğüs geren kadına elbette ki bir ödül, bir mükâfat verilmelidir.
    Dolayısıyla Hıristiyanlar arasmda bu zorluklara ila-veten, kadına mükâfat verme yerine ondan maddî bek-lenti olması, kadına verilen hak ve hürriyetin ne kadar dar kapsamli olduğunun açık bir gostergesi olacaktir. Yalnız bu, yüce dinimizde farklıdır. Önceden de belirtti-ğimiz gibi, kadından herhangi bir beklenti yoktur. Bu-gün, her ne kadar çeyiz meselesi varsa da bu, sadece
    180
    âdetten ileri gelen bir şeydir ve İslâm'da bunu gerekti-ren hiçbir hüküm yoktur. Dolayısıyla kadına verilen mehir, erkeğin sevgisine sadık olduğunu göstermek amacıyla verilen bir meblağdır. Bu yüzden mehire "sa-dak" da denilmiştir.
    Kadına verilen mehir; para, altın, gümüş vb. gibi süs eşyaları veya değeri olan herhangi bir şey de olabi-lir; girişimde bulunduğu kazançlı bir işten aldığı kârın veya hissenin belli oranı vb. gibi.
    Son olarak, şunu da hatırlatmada yarar görüyoruz: Me-hir, başlık parası, süt parası vb. gibi yanlış âdetlerle karıştırılmamalıdır. Ne yazık ki bugün, en çok ülkemi-zin doğu kesimlerinde gördüğümüz başlık ve süt para-Ian, gençlerin evlenmelerine engel oluşturdukları gibi ruhsal yönden de zararlı olabilir. Bu ve bunun gibi bâtıl âdetlerin dinimizde asla yeri yoktur.
    MEHRİN MİKTARI
    Mehrin belirli bir miktarı yoktur. Miktar kadın ve erkeğin anlaşmalarına bağlı olup, iki tarafın rızası öl-çüsünde olmalıdır. Çok fazla ve çok az olması mekruh-tur. Ama yine de en doğru olarak verilen mehir, Resul-i Ekrem'in (s.a.a) eşlerine ve mübarek kızları Hz. Fatıma (s.a) için belirledikleri ölçüde olmasıdır. Rastladığımız çoğu rivayetlerdeyse bu ölçünün "beş yüz dirhem" ol-duğu vurgulanmıştır.
    181
    Her şeyde olduğu gibi mehir hususunda da ne ifrat ve ne de tefrit olmahdir. Çünkü pek kiymetsiz bir şeyin mehir olarak verilmesi kadına ağır gelebilir. Özellikle de geleceğe yönelik kötü sonuçlar doğurabilir. Kadın, kendisini kocasının nazarında değersiz hissederse, ör-neğin; çok sade bir nikâh ve az bir mehirle evienmeleri gerçekleşirse, evliliğe karşı isteksiz, düzende bozukluk, yuvada da mutsuzluk baş gösterebilir. Kadın, mehirinin az oluşundan dolayı kendini zararda hisseder. Zira, er-kek mehrin azlığından suistifade ederek istediği bir dönemde eşini boşayabilir. Bu da kadınlar açısından bir nevi tehlike olarak görülmektedir.
    Bu konuda Emir'ül-Müminin Imam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:
    "Mehrin zina ücretine benzememesi için on dirhemden daha az olınası hoşuına ğitmez."1
    Yine doğrudan doğruya, hiçbir bedel karşılığı ol-maksızın nikâh kiydiran birine Imam Sadık (a.s) şöyle buyurmuşlardı:
    "8u iş sadece peyğamberlere caizdir. Diğer fertler için birlikte olmadan önce az veya çok, kadına para (mehir), elbise sunulmadıkça nikâh sahih değildir."2
    Aynı zamanda, mehrin çok fazla olması da iyi de-ğildir. Çünkü, bu, erkekler için çok zor bir engel olacağı
    l-Bihar'ul-Envar, c.100, s. 347.
    2- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl.12, b:7, h. 4.
    182
    gibi aile içerisinde de insanı zor koşullarla yüz yüze ge-tirebilir. Aşırı borçlanmalar yüzünden, erkeğin hareket alanı kısıtlanmış olmakla birlikte, aile saadeti de göl-gelenmiş olabilir.
    Bakimz Imam AM (a.s) bu konuda ne buyurmuştur.
    "Kadmlara fazla mehir vermeyin, sonra düşman-lık ğerçekleşir."1
    Resul-i Ekrem (s.a.a) efendimiz ise şöyle buyur-muştur:
    "Ümmetimin en iyi kadınları ğüzel yüzlü ve mehri az olanlarıdır."2
    Ve yine şöyle buyurmuştur:
    "...Kadının uğursuzluğu, mehrinin çok olmasıdır."3
    MEHR'ÜS-SÜNNET
    Mehr'üs-sünnet, Peygamber (s.a.a)'in yakınları, mübarek kızı Hz. Fatima (s.a) ve hammlari için önce-den kararlaştırmış oldukları nikâh bedeline denir. Mehr'üs-sün-net, Resul-i Ekrem (s.a.a)'in uygulamala-rmdan sonra, takvah ashabi, yakinlan ve diğer mümin-ler tarafından da uygulanarak o dönemden bu giine kadar gelmiş, bugün bile bazı inananlarca uygulamr olmuştur.
    1- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl.12, b:5, h. 12.
    2- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl.12, b:5, h. 9.
    3- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl.12, b:5, h. 10.
    183
    Mehr'üs-sünnet, her ne kadar Peygamberimiz tarafmdan kendi yakınları ve Ehlibeyt'i için kararlaştırmış oldukları bedelse de biz Müslümanlar tarafmdan da bu oran üzerinden hesaplanması daha iyi ve daha hayırlı-dır. Yalnız bu miktar, günümüz koşullarıyla karşılaştırı-lınca pek az bir meblağ ortaya çıkmaktadır. Oysa ki bu miktar, o dönemlerde pek değerliydi ve hemen hemen ev için gerekli olan her şey bu miktaria karşılanabilirdi. Tarihte de gördüğümüz gibi, Resul-i Ekrem (s.a.a), kızı Fatıma (s.a), Hz. Ali (a.s) ile evlendiğinde nikâh bedelini bu ölçüye göre hesaplamış, buna göre de aynı meblağ karşılığında eşi için gerekli olan çeşitli eşyaları almıştı.1
    Yine, on yıl önce 100 Türk lirasını günümüz 100 Türk lirasıyla karşılaştıracak olursak, aradaki fark açık-ça görülecektir. Dolayısıyla on yıl önce kararlaştırılan meblağı, on yıl sonra da aynı ölçüde vermek yanlış ola-cağından, iki tarafın da bu farkı gözetmeleri ve günü-müz koşullarıyla karşılaştırmaları gerekecektir.
    Bazı rivayetlerde de mehir miktarının beş yüz dirhemden fazia olmamasi üzerinde önemle durulmuş, bu orandan ne az ve ne de çok olması tavsiye edilmiş-tir.
    İmam Cafer Sadık (a.s) bu konuda şöyle buyurmuş-tur:
    1- Bu konuda Bkz. Hz. Fatıma (s. a)'nın çeyiz listesi. 184
    "Resul-i Ekrem (s.a.a) kizlarmdan ve hanimlann-dan hiçbirisinin mehrini 12,5 evkiyeden fazla vermez ve yine almazlardi..."1 (Her evkiye kirk dirhemdir ve dolayısıyla 12,5 evkiye de 500 dirhem etmektedir.)
    Imam Riza (a.s) da bu konuda şöyle buyurmuştur:
    "...Peyğamber (s.a.a)'in zamanında kadınların meh-ri 500 dirheme eşit, 12,5 ğümüş evkiyeden olu-şuyordu..."2
    Yine imam Riza (a.s) şöyle buyurmuştur:
    "Evlendiğinde (vereceğin) mehrin 500 dirhemden faz-la olmamasına ğayret ğöster. Zira, Resul-i Ekrem, hanımlarıyla bu miktar karşılığında evlenmişlerdi..."3
    Resul-i Ekrem (s.a.a), bu miktarın önemi üzerine şöyle buyurmuştur:
    "İman sahibi bin (evlenme ğayesiyle) bir din kardeşinin kızını ister ve nikâh bedeli karşılığında (mehir olarak) beş yüz dirhem vermeyi teklif eder de (din kardeşi bu miktarı az bularak) red cevabı verirse ona kötü davranmış, merhametsizlik etmiş olur. Böyle olunca da yüce Allah bu kimseye ahirette cennet hurilerini nasip etmez."4
    1- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl.12, b:4, h. 4.
    2- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl.12, b:4, h. 2. 3-Bihar'ul-Envar, c.100, s. 350.
    4-Furu-u Kâfi: c.5, s. 376.
    185
    Hüseyn b. Halid şöyle anlatır: Imam Rıza (a.s)'dan Mehr'üs-sünnetin neden beş yüz dirhem olduğunu sor-dum. İmam cevaben şöyle buyurdu:
    "Yüce Allah, yüz defa 'Allah-u Ekber' yüz defa 'Subhanallah' yüz defa 'Elhamdulillah' yüz defa 'La i-lâhe illallah' ve yüz defa Resul-i Ekrem ve Âl'ine (Eh-libeyti'ne) salavat ğönderip, (dua niyetiyle) 'Allah'ım, bana cennet hurilerinden nasip eylel' diye yalvaran her mümini cennet hurileriyle eviendirmeyi kendine farz kılmıştır. (Müminlerce Allah'ı tesbih için söyle-dikleri) Bu zikirlerin sayısı beş yüzdür. Bunlarsa cennet kızlarının (hurilerin) mehirleridir. Böylelikle yüce Allah, Resul-i Ekrem'e; 'İmanlı kadınların mehrini beş yüz dirhem olarak, bir sünnet hâline ğetir.' buyurdu..."1
    KADIN MEHRİN MALIKIDIR
    Eğer mehri mülk olarak kabul edersek nikâhtan hemen sonra asıl sahibinin kadın olduğunu söyleme-miz gerekecektir. Dolayısıyla, her nevi gasp, kadının mülküne yapilan bir tecavuz olarak nitelendirilmelidir. Ancak, kocanın veya babanın bu mülkü kullanabilmesi, kadının iznine bağlı olup, izni olmadıkça kullanılamaz.
    Kadının şer'î hakkı olan bu mehrin gasp edilmesi, "büyük günahlardan" olup, yüce Allah tarafından bağış-
    1- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl.12, b:4, h. 2. 186
    lanmayacaktır. Bu konuda Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet ğünü yüce Allah, kadının mehrini ve işçinin ücretini gasp etmek ve özğür bir insani (köle olarak) satmak dışında her ğünahı bağış-lar."1
    Yine İmam Musa Kâzım (a.s)'dan; "Kendi kızını ev-lendiren bir baba onun mehrinden yararlanabilir mi?" diye sorulduğunda İmam; "Hayır, bo'yle bir hakka sa-hip değildir."2 diye buyurmuştu.
    Aynı şekilde eğer mehir para şeklinde nakit olarak ödenirse kadimn izni olmaksızın hiç kimse o paradan istifade edemez. Ve yine mehir taksitle ödenecek olur-sa, erkek onu gerçek bir borç gibi bilmeli ilk firsatta ödemelidir. Eğer mehrin verilmesi için belirli bir müd-det tayin edilmişse vakti geldiğinde verilmesi farzdir. Ama böyle olmaz da belirli bir vakit tayin edilmemişse, mehir, kadimn isteği üzerine; istediği vakitte verilmeli-dir. Bu durumda mehir istenildiği vakit, erkeğin onu ia-de etmesi, imkânı olduğu müddetçe farzdir. Mehir ba-zen halk arasında, bazı cahillerce, çok ilginç bir şey o-larak karşılanmış; "Böyle bir şey nerede görülmüş? Şimdiye kadar kim mehir vermiş de alan çıksın?" gibi-sinden sözlerle yüce Allah'm kadmlara tanımış olduğu bu hak, örtbas edilmeye çalışılmıştır. Oysaki yüce Allah, Kur'ân-ı Kerim'de şöyle buyurmuştur:
    1- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl.12, bill, h. 4.
    2- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl.12, b:16, h. 1.
    187
    "Kadinlara mehirlerini bir hak olarak (gönül hoş-luğuyla) verin. Eğer kendi istekleriyle mehrin bir kis-mim size bağışlarlarsa afiyetle yiyin."1
    jşte mehrin gasp edilmesinin büyük günahlardan olmasının asıl sebebi de budur. Zira, gasp veya izinsiz kullanma, yiice Allah'm "verin" emrine karşı çıkmaktır. Gerçi bazı hususlarda da kadın, anlayışlı davranmalı ve mehir almada acele etmemelidir. Sabırlı olmak; hakkı olan bedeli alirken kocamn rahatsiz olmasma vesile olmamak, her iki taraf için de daha hayırlıdır. Hatta, kadinin almasi gereken bedelde fedakarlik gösterip bir kısmında bağışta bulunması ister düğünden önce ol-sun ister sonra müstehaptır. Ancak düğünden önce o-lursa daha üstündür. Resul-i Ekrem (s.a.a) bu konuda şöyle buyurmuştur:
    "Birlikte olmadan once mehrini (kocasina) bağış-layan her kadina, yiice Allah (verilen) her dinar karşı-lığında bir köleyi azat etmenin verdiği sevabı verir." (Daha sonra Resul-i Ekrem'den "Ey Allah'm elçisi, evli-likten sonra bağışlansa nasıl olur?" diye sorulunca; "Doğrusu bu muhabbettendir."2 diye buyurdu.
    l-Nisâ/4.
    2- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl.12, b:26, h. 1.
    188
    SÜT PARASI
    Önceden de belirttiğimiz gibi, süt parası almak yur-dumuzun genelde doğu taraflarında bir âdet hâline gelen geleneklerdendir. Bunu iki açıdan incelemek mümkündür.
    Birincisi, anne ve babamn süt parası namıyla, mehrin bir miktarmi her ne kadar almış olsalar da kiz-larına çeyiz için gerek duydukları eşya vb. şeyler alma-landir ki bu, her ne kadar süt parası namıyla yapılmış-sa da kiz için harcanmış olduğundan dinimizce hiçbir sakıncası yoktur. Zira mülk, yine asıl sahibi olan "ka-dın"a dönmüştür.
    Ikincisiyse, anne ve babamn, mehrin dışında da-mattan kiz için çekilen zahmetler karşılığında belirli bir ücret almalarıdır. Işte, dinimizce yasaklanan bu ve bu-nun gibi batıl âdetlerdir. Anne ve babamn erkek tara-fından böyle bir ücret istemeğe hakları yoktur. Zira, dinimizce bu iicret batil ve haramdir.
    Imam Riza (a.s) bu konuda şöyle buyurmuştur:
    "Evlenmek isteyen birine, yirmi bin (dinar veya dir-hem) mehir ücreti kararlaştırılır ve bu miktann yarısı-nın babaya verilmesi şart koşulursa, mehir bedeli oia-rak verilen caiz, babaya verilmesi istenilen miktar ise fasittir."1
    1- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl.12, b:9, h. 1.
    189
    Ne yazık ki süt parası, günümüzde halk arasmda âdet hâline gelmiş ve evliliğin zaruretlerinden sayılır olmuştur. Daha da kötüsü, bu yanlış düzenin evlenmek isteyen gençler için büyük bir sorun teşkil etmiş olma-sıdır. Bu konuda bir mektuba yer vermek istiyoruz:
    Mektup
    "... 25 yaşında olduğum hâlde evlilik feyzine eriş-meyen, binlerce gençlerden biriyim ben. Ne yazik ki bugün, halkımız arasmda kızı fazla kıymet karşılığında satmak âdet hâline gelmiş; nereye kız istemeye gitsek, milyonlarca para istiyorlar. Bunun yanında, düğün masraflarını da düşünürsek bu miktar kat kat artiyor. Oysa ki ben geliri yalmzca az miktar olan sade bir işçi-yim. Başka bir yan gelirim de yok. Hele bunlarm yanm-da başka isteklerin de olması, beni büsbütün deli edi-yor. Böyle bir durumda nasil evlenebilirim?"
    "Durum böyleyken ben ve benim gibi daha birçok-lannin kötü yola düşmeleri elde bile değil. Sizlerden ri-cam, liitfen bu konu hakkında kız anne-babalarma a-çıklamalarda bulunmanızdır. Bu kadar zorluk çıkarıp da bizim için sorun oluşturmasınlar. Benim durumum-da olup da yaşı otuz veya kırkı bulan arkadaşlarımın olduğunu hatırlatarak, geleceğe yönelik açıklamaları-nızdan ötürü şimdiden teşekkür ederim..."
    Değerli okuyucular, değerli anne ve babalar! Yuka-rıda okumuş olduğunuz mektubun sahibi kardeşimiz
    190
    gibi, sorunlarını gözyaşlarıyla satırlara döküp de bize postalayan genç kardeşlerimizin sayısı çok fazladır. E-limizde bulunan bunca mektubu getiremeyeceğimiz i-çin örnek olarak yayınladığımız bu mektubun yeterli olacağı düşüncesiyle sizlere sunduk. Dileriz turn anne ve babalar, gençlerin bu çağrılarına kulak verirler. In-şallah.
    MEHİRLERDEN ÖRNEKLER
    Önceden de belirtildiği üzere, mehrin çok fazla ve çok az olması iyi değildir. Ancak az olmasimn iyi olma-dığına dair açıklamalar, erkeğin mal varlığının yeterli olması durumunda geçerlidir. Yoksa az miktara nza göstermeleri övgüye şayan bir davranış olacaktır. Nite-kim bunun örneklerini, tarihte okumaktayız.
    Yüzüğün Mehir Olarak Verilmesi
    Ashaptan biri yamnda bir kadmla Resul-i Ekrem'in (s.a.a) huzuruna gelerek, ben bu kadmla evlenmek istiyorum dedi. Resul-i Ekrem; "Mehriyesini ne kadar vereceksin?" diye sordu. Sahabi; "Verecek bir şeyim yoktur." dedi. 0 sira Resul-i Ekrem, parmağındaki yü-züğü gördü. "8u yüzük kendi malm mıdır?" diye sordu. Sahabi; "Evet" deyince Peygamber efendimiz; "Öyleyse bu yüzüğü mehriye olarak ona ver."1 dedi.
    1- Mustedrek'ul-Vesail, Kitab'un-Nikâh, c.15, h. 17535.
    191
    Bu rivayetten, yüzüğün ve yüzük kıymetinde olan bir eşyanın dahi mehriye olarak verilebileceği anlaşıl-maktadır.
    Ümmü Süleym'in Evliliği
    Ümmü Süleym, Müslüman olmuş Medineli meşhur kadınlar arasındaydı. Kendi kabilesinden henüz Müs-lüman olmayan Ebu Talha adlı biri ona evlenme tekli-finde bulunmuştu. Ebu Talha, tanınmış şahsiyetlerden ve Medine'nin en zenginlerinden olmasına rağmen Ümmü Süleym ona olumlu cevap vermemiş; sen kafir-sin, bense Müslüman, seninle evlenmem doğru ol-maz." diye cevap göndermişti.
    Ebu Talha, sonraları yine teklifini yenilemişse de, o; "Ben asla bir kâfirle evlenmem." şeklinde cevaplar gönderiyordu.
    Dahası, Ümmü Süleym Islâm'ın doğruluğu, adalet ve hakkaniyeti hususunda onunla konuştu. Ebu Talha onun bu sözlerinden pek etkilendi. Islâm güneşi kal-binde yeni bir çığır oluşturmuş, gönlündekini diline dökmüştü. Oracıkta kelime-i şahadet getirip Müslüman oldu. Ümmü Süleym de, Ebu Talha'nın Müslüman olu-şunu mehir olarak kabullenip onunla evlenmeyi kabul etti.1
    1- Reyahin'uş-Şeria, c.3, s. 406. 192
    Mezkur rivayete dikkat edilecek olunursa erkekle-rin kadınlara karşı manevî fedakârlıkta bulunmaları da meh-riye olarak kabul edilebilinir sonucuna varilacak-tir.
    Mezkur rivayetin evlenmek isteyen gençlere yol gös-termesi ümidiyle...
    Hz. Musa (a.s)'ın Evliliği
    Firavun'un hüküm sürdüğü Mısır topraklarından uzaklaşan Hz. Musa (a.s) atalarimn yurdu olan "Kenan" diyanm ve vaadolunan yerleri düşünmekteydi. Açlığını dağ bitkileri yiyerek ve tokluğunu ise bunları düşünerek geçiriyordu. Hz. Musa muhacir olduktan sonra Medyen şehrine varmıştı. Burası, kızıldenizin kıyısında, Hz. Şuayb (a.s)'ın bulunduğu şehirdi.
    Yolculuk onu pek yormuştu; yorgunluğunu gider-mek için bir su kuyusu kenarında istirahata çekildi. Ku-yunun kenan pek kalabalıktı. Şehrin her yamndan ge-len insanlar, hayvanlanna su vermekte idiler. Bu arada iki kız kardeş Hz. Musa (a.s)'ın dikkatini üzerlerine top-lamıştı. Bunlar Hz. Şuayb (a.s)'ın kızları olup, kalabalığa yaklaşmıyor, hayvanlanna su vermek için daha uzak yerde bekliyorlardi. Musa (a.s) kızlara acıdı da:
    — Dileğiniz nedir? Niçin hayvanlara su vermiyorsu-nuz? dedi.
    193
    — Biz genciz, erkeklerin yanına yaklaşmayız. Ancak onlar gittikten sonra hayvanlanmiza su verme imkâ-nımız var.
    — 0 hâlde niçin hayvanlarla siz meşgulsünüz?
    — Babamız pek yaşlıdır. Bu yüzden onun işini biz yapanz.
    Bu cevaplardan sonra Hz. Musa (a.s) onlara bir hay-li acıdı ve hayvanları alıp kuyunun kenarına götürdü. I-yice su verdikten sonra onlara teslim etti. Kizlar Hz. Musa (a.s)'m bu hareketinden pek memnun kaldilar, teşekkür edip evlerine döndüler.
    Kizlarimn diğer günlere nazaran eve erken döndüklerini gören Hz. Şuayb (a.s) bunun sebebini sordu. Onlar da iyilik sever, yabanci bir genç tarafından yardım gördüklerini açıkladılar, ondan övgüyle bahsettiler. Şuayb (a.s) merak edip kizlanndan birini gencin yanına göndererek eve davet etmesini istedi.
    Bu sirada Hz. Musa, (a.s) bir ağaç altında dinlen-mekte ve şu duayı okumaktaydı: "Ey Rabbim, gerçek-ten ben, bahşettiğin hayıra karşın yine de fakir ve muhtacim."
    Kiz, Hz. Musa (a.s)'ın yanına varıp hayâ ve edeple yaklaşarak tanımadığı ve üstelik o zamana kadar gör-mediği yaşıtı bir gençle konuşacağından hayli utan-maktaydı. Güçlükle:
    — Babamız, yapmış olduğunuz iyilikten ötürü sizi eve davet ediyor.
    194
    Daha sonra, bu daveti işiten Musa (a.s) oturduğu yerden kalktı. Genç kız önde, Musa (a.s) ise arkada, yo-la koyulmuşlardı. Hava pek rüzgarlıydı, genç kızın eteği bu yüzden bazen dalgalanıyor bazen de bedenine yapi-şıyor, vücut çizgileri belli oluyordu. Musa (a.s)'da takva ve iman şimşekleri çakmıştı, kıza geride kalmasim söy-ledi, böylece kız evin yolunu arkadan gösterecekti. Za-ten genç kız da Hz. Musa'nın üstün iman ve takvasim fark etmişti.
    Sözün kısası, eve geldiklerinde Şuayb (a.s) ona ne-reden ve niçin geldiğini sordu. Musa (a.s) başından ge-çen olayları tamamiyla anlativerdi. Hz. Şuayb kimliğini açıklayıp:
    — Korkma, o kavimden ve zalimlerden kurtuldun artık diye buyurdu. Kızlarından biri:
    — Babacığım, dedi. Onu ücretli olarak çalıştır. Çünkü o ücretle tuttuklarının en hayırlısı, kuvvetlisi ve en güveniliridir.
    Hz. Şuayb (a.s) Musa'nın güçlü ve kuvvetli olduğunu kizlarimn vesilesiyle öğrenmişti. Ancak kuvvetli olduğu kadar giivenilir olup olmadığı konusuna gelince, kizm-dan neden dolayı "güvenilir"dir dediğini sordu. Kızı, Musa (a.s)'ın konuşma adabından, yoldaki takva nişa-nelerinden bahsetti.
    Dahası, Şuayb (a.s) Hz. Musa'yi pek beğendi ve o-nun büyük biri olduğunu anladı da:
    195
    — Ben dedi. Şu iki kızımdan birini seninle evlen-dirmek istiyorum. Yalnız, bu hayır işin mehri olarak sekiz yil yammda kalmam, hayvanlara bakmam iste-rim, eğer on yılı doldurursan, lütfundandır ve eğer teklifimi kabul edersen, inşallah beni salihlerden, ve iyi kimselerden bulacaksin...1
    Böyle salih bir kula manevî evlât olmak, onun hayâ timsali kızıyla yuva kurmak Hz. Musa için bulunmaz bir fırsattı.
    Böylece Hak Teala, Firavun'un zulmiinden, Jsrailoğul-larının sapıklıklarından kurtardığı Musa (a.s)'i himaye altma ahyordu.
    Uzun sözün kısası, Hz. Musa (a.s) nimetin kiymetini bilip teklifi kabul etti. Şuayb (a.s)'ın büyük kızı Safu-ra'yla evlendi.
    Yukarıda kendisinden bahsettiğimiz Hz. Musa (a.s)'ın evliliğine dikkatlice şöyle bir göz atacak olur-sak, şu sorularla karşılaşırız:
    a) Hz. Şuayb (a.s) kızı için, niçin sekiz yıllık işçilik gibi aşılması güç bir mehir istedi?
    Oysa ki yiice Allah Kur'ân'da, sürekli Musa (a.s)'m ders verici kissalanndan bahseder. 0 hâlde bu kissa-dan almmasi gereken ders ne olabilir?
    1- Hz. Musa'nin (a.s) kıssasıyla ilgili olarak Kasas sûresine bakıniz.
    196
    b) Mehriye kadının hakkı olduğu hâlde, neden Şuayb (a.s) mehir için yapılması gereken sekiz yilhk hizmeti kendi için istedi?
    Birinci soruya cevaben şunu söylemek gerekir ki; bu evlilik her evlilik gibi normal bir evlilik değildi. Hz. Musa (a.s), Şuayb(a.s)'ın uzun yillar yamnda kalacak, onun mektebinden yararlanacak, ilimde, takvada ve maneviyatta seçkin mertebelere erişecekti. Bu, onun için kutsal bir görev, mükemmel bir fırsatı, üstelik kendi de bunu arzulamaktaydi.
    Turn bunlara ragmen Musa (a.s) çalışıyor, Hz. Şuayb (a.s) ise evin ihtiyaçlarını karşılıyordu. Böylece her kelimesi bir ders aracı olan Kur'ân-ı Kerim'de ise yiice Allah, erkeğe gösterilmesi gereken kolaylığı böyle göstermişti.
    Dikkat edecek olursanız, kıssadan, Hz. Musa (a.s)'ın madden varlıksız olduğunu hemen göreceksi-niz. Dolayısıyla hiçbir sermayesi olmayan bir kimsenin, yalnız manevî sermayesi, takva ve iman olunca Şuayb (a.s) da kızını onunla evlendirmiş, ona ev vermiş, tüm ihtiyaçlarını temin etmiştir.
    Bunları, Musa (a.s)'ın işçiliğiyle karşılaştıracak o-lursak, geriye az bir miktarın kaldığını göreceğiz ki bu da "mehir olarak verilmiştir" diyoruz. Ayrıca bu evlilik, Musa (a.s) için zorluk vesilesi değil, aksine bir bereket vesilesi oluvermişti.
    197
    Ikinci sorunun cevabma gelince, Hz. Şuayb'ın vekil-liği, kızı adınaydı. Hz. Musa'ya da böyle bir şart koşma-sı kizinm rızasıyla gerçekleşmişti.
    Bu kissadan şunu da aniiyoruz ki, alışılagelen âdet ve geleneğin tarn aksine, baba kızını verecek salih biri-sini bulduğunda, kız tarafı öneride bulunmalı ve bunu kendileri için bir saadet saymalari gerekir. Nitekim Hz. Şuayb, Hz. Musa'ya teklifte bulunmuş ve kızını onunia evlendirmişti.


    Paylaş
    Evlilik oncesi gerekli sorular Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Evlenmek isteyen kadın ve erkeğin ilk düşünmesi gereken evliliğin haramdan korunmak için yapıldığı ikinci bir özelliği peygamber efendimizin hadisine uyarak çocuk sahibi olmak.



evlilik soruları,  evlilik görüşmesinde sorulacak sorular,  evlilik öncesi sorular,  evlenmek istediğin kişiye sorulacak sorular,  evlenecek kıza sorulacak sorular,  evlenmek için sorular,  evlilik öncesi sorulması gereken sorular