islamda Aile ve Aile hakkında yazılar Forumundan Müslüman kadın sabırlı ve metanetlidir. Çileye taliptir. Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Müslüman kadın sabırlı ve metanetlidir. Çileye taliptir.

    Reklam




    SABIR

    Müslüman kadın sabırlı ve metanetlidir. Çileye taliptir.

    İslam Tarihinin müstesna simaları cefakâr, fedakâr ve vefakâr mü’minler imanlarını koruma uğrunda akla hayale gelmeyecek, benzeri görülmeyen korkunç eza ve cefalar çektiler, dayanılmaz işkencelere tabi tutuldular. Allah yolunda kanlarını döktüler, canlarını verdiler. Ama imandan ve hak davadan taviz vermediler.

    Bilal... Ammar... Yasir... Sümeyye... Habbab... Mus’ab... Suheyb.. Selman.. Zeyd b. Desinne... Ebu Zer.. Ebu Cendel... ve daha niceleri...

    Cefakâr mü’minlerden Ammar, babası Yasir ve annesi Sümeyye ile birlikte dini uğrunda işkence çekerken Allah Rasûlü (s.a.v) onların gücüne güç katan şu ifade ile onları teselli etmişti: "Sabredin Ey Yasir ailesi!. Size vaad olunan yer Cennettir".[1] Nihayet Sümeyye (r.a), zalim ve gaddar İslâm düşmanı Ebu Cehil’in ağır işkencelerine dayanamayıp İslâm tarihinde "şehid" unvanını alan ilk kişi olmuştu.

    Kuran-ı Kerim, varlıklarını Allah yoluna adayan bu yiğitlerin şanlı mücadelesini övgüyle anlatıyordu: "Mü’minlerden öyle yiğit kimseler vardır ki, onlar Allah'a verdikleri sözlerinde durdular. Onlardan bir kısmı adağını yerine getirdi. Bir kısmı da sırasını bekliyor. Onlar verdikleri sözden caymadılar.."[2]

    Onlar çok çile çektiler. En ağır işkenceler altında bile yine "Allah bir" dediler. Vücutları kızgın şişlerle dağlandı. Çölün kızgın kumlarına yatırıldılar. Üzerlerine ağır kaya parçaları konuldu. İnim inim inletildiler... taşlandılar.. dövüldüler.. sürüldüler.. kovuldular.. aç ve susuz bırakıldılar.. hapsedildiler... ağır hakaretlere maruz kaldılar. Ama hak davadan zerre kadar dönmediler. Putperest rejime teslim olmadılar. Zalimlerin önünde hakkın korkusuz temsilcileri oldular.

    Cefakâr mü’minlerden Ammar, babası Yasir ve annesi Sümeyye ile birlikte dini uğrunda işkence çekerken Allah Rasûlü (s.a.v) onların gücüne güç katan şu ifade ile onları teselli etmişti: "Sabredin Ey Yasir ailesi!. Size vaad olunan yer Cennettir."[3] Nihayet Sümeyye (r.a), zalim ve gaddar İslam düşmanı Ebu Cehil’in ağır işkencelerine dayanamayıp İslam tarihinde "şehid" unvanını alan ilk kişi olmuştu.

    Hz. Eyyüb (a.s.)’ün hastalık ve musibetlere karşı eşine rastlanılmayacak mükemmel bir sabır ve sebat göstermesine hayran olanlar, ona sabır yolunda destek olan değerli hanımının sabır ve sebatını da dikkate almalıdırlar.[4]



    Çile Peygamberi’nin Ümmetiyiz.

    En büyük çileyi Peygamberimiz (s.a.v) çekti. Çile Peygamberi’nin ümmeti olanlar elbette yılmayacaklar, usanmayacaklar, çileye talip olacaklardı. Onlar ahireti kazanmak için çile sünnetine talip idiler. Mekke dönemi müslümanlar için çile dönemi, Medine günleri ise cihad dönemi oldu. Müslümanlar, Mekke’de imanlarını korumak için "acı çile" çektiler. Medine döneminde ise dinlerini yaymak için bu defa -tabir caizse- "tatlı çile" çektiler... Onlar çileye talip idiler. En büyük ecir ve mükâfatı arzulayanlar elbette acılara, dertlere, sıkıntılara ve zorluklara katlanacaklardı.

    Onlar Peygamberimiz (s.a.v)’e soru sorarken en büyük ecir ve mükâfata nail olabilmek için en faziletli ameli soruyorlardı. Onlar en faziletli cihada, en faziletli İslâm’a talip idiler. Peygamberimiz (s.a.v) Uhud Savaşına giderken;

    -Ya Rasûlallah!.. En faziletli cihad hangisidir? diye soran sahabîye,

    -"En faziletli cihad, zalim idareciye karşı hakkı söylemektir”,[5] demişti. Allah’ın Rasûlü... Halbuki Rasûl-i Ekrem savaşa, gazaya gidiyordu o sırada.. İşte en faziletli cihad budur, diyebilirdi, demedi. Zira gerçekleri söylemek, zalim yöneticilere hakikatı haykırmak düşmanla vuruşmaktan daha üstün cihad idi.

    Bunu duyan sahabe-i kiram, zalim yöneticilerin karşısında sessiz ve suskun kalamazdı. Susmadılar da... Susturulamadılar da.. Gerçekleri her platformda korkusuzca ve fütursuzca dile getirdiler. Tek arzuları Allah’ın dinini bir adım öteye götürebilmek, İslâma bir gönül daha kazanabilmek... ve böylece Allahın Rızasına erişebilmek idi.



    Kesinlikle taviz vermeyen sahabeyi örnek almalıyız.

    O çilekeş ve cefakâr mü’minler asla tavizkâr olmadılar, davalarından ödün vermediler. Davalarını kamufle etme ihtiyacı hissetmediler. Zalimlerin önünde asla eğilmediler. Onlar imanlarını babalarından-dedelerinden miras olarak almamışlardı. İmanlarının bedelini canlarıyla kanlarıyla ödediler.

    Mekke müşriklerinin mü’minlere yaptıkları korkunç işkence ve eziyetler, ağır baskı ve zulümler sonucunda Cafer b. Ebî Talib (r.a) 82 arkadaşıyla birlikte Habeşistan’a hicret etmek zorunda kalmıştı. Mekkeliler onları orada da rahat bırakmadılar. Bir heyet göndererek Habeşistan Kralı Necaşî’den Mekkeli muhacirlerin kendilerine teslim edilmesini istediler. Bunun üzerine Necaşî’nin huzuruna çıkan Cafer (r.a), hristiyan kralın huzurunda Hz. İsa (a.s), Hz. Meryem ve diğer hassas konularda İslamın mesajını aynen nakletti. Cafer (r.a), kendi canını ve arkadaşlarını düşünerek taviz verme, krala şirin görünme yerine gerçekleri en açık ve en güzel ifade ile açıklamayı tercih etti. İhlasının ve samimiyetinin bereketi, Necaşî’nin anlayışı ve hoşgörüsü sayesinde kurtuldu.[6]

    "Şehidlerin Efendisi: Hamza’dır ve zalim idareciye karşı iyiliği tavsiye edip onu kötülüklerden nehyeden, sonra da bu idareci tarafından öldürülen kişidir",[7] diyordu Allah Rasûlü... Allah dostlarını kimse hak yoldan alıkoyamadı. Hiç kimse onları yıldıramadı. Onlar, gerçekleri tatlı ve açık üslupla anlattılar.

    Abdulah b. Ömer (r.a), Abdullah b. Zübeyr (r.a), Said b. Cübeyr ve daha niceleri Haccac-ı Zalim gibilerinin yüzlerine karşı korkusuzca hakkı haykırdılar. Sonunda şehidler kervanına katıldılar. Hz. Hamza (r.a) ile birlikte "Şehidlerin Efendileri" oldular.



    Bugün sabırlı, metanetli ve çilekeş mü’minlere muhtacız.

    Bugün de çileye talip olacak mü’minlere ihtiyaç var... Ücret, mükâfat ve ödüle değil, mevkiye, makama, rütbeye değil; gayrete, sıkıntıya, alınteri dökmeye, Allah yolunda çile çekmeye hazır olan müslümanlara ihtiyaç var günümüzde... Gayretli, çalışkan, dinamik, enerjik, korkusuz ve cömert müslümanlara ihtiyacımız var.

    İmam Malik’in ifadesiyle; "İlk müslümanlar ne ile İslam’a davet edilmişse, şimdikiler de aynı metodla İslama davet edilmelidir."

    Müslümanın yolu, ilk müslümanların hayat anlayışı, onların İslâmî heyecanı, onların takva, ihlas ve samimiyeti ve onların izledikleri sabır ve tahammül çizgisi olmalıdır.



    [1] Hakim, Müstedrek: 3/383; İbn Hişam, es-Sîretü’n-Nebevîyye: 1/342.

    [2] Ahzab: 23

    [3] Hakim, Müstedrek: 3/383; İbn Hişam, es-Sîretü’n-Nebeviyye: 1/342;

    [4] Sâd: 44

    [5] Nesaî: Bey’a 37; İbn Mace: Fiten 20; Ahmed b. Hanbel, Müsned: 3/19.hadis sahihtir.

    [6] İbn Hişam, es-Sîretü’n-Nebeviyye: 1/359

    [7] Hakim, Müstedrek: 3/195; Münavî, Feyzu’l-Kadîr: 4/121. Hadis; Hâkim ve Süyûtîye göre sahih, Münavî’ye göre hasen li-gayrihi derecesindedir. __________________
    Mü'min menfaatçidir.
    Maneviyatta menfaatini düşünmeyen ahmaktır!



    Paylaş
    Müslüman kadın sabırlı ve metanetlidir. Çileye taliptir. Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Allah u Teala azze ve celle gani gani razi olsun degerli kardesim ,
    insaAllah her daim önce önderimiz s.a.s ve sahabeyi taklid degil tahkik ederek yasamak nasip etsin ya Rabbelalemin.
    akla hayale gelmeyecek, benzeri görülmeyen korkunç eza ve cefalar çektiler, dayanılmaz işkencelere tabi tutuldular. Allah yolunda kanlarını döktüler, canlarını verdiler. Ama imandan ve hak davadan taviz vermediler.




  3. 3
    RABBİM razı olsun her işimizde peygamber efendimizin hayatını yaşayışını örnek almalıyız yolunda yürüyenlerden eylesin hepimizi RABBİM



sabırlı kadın,  sabirli kadinlar ,  KADINDA SABIR,  simdikiler sabirsiz,  islamda sabirli kadin,  Allah yolunda çile,  islama göre sabır