islamda Aile ve Aile hakkında yazılar Forumundan Müslüman Kadın Aile Hayatını İslâmî Ölçülere Göre Yaşar Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Müslüman Kadın Aile Hayatını İslâmî Ölçülere Göre Yaşar

    Reklam




    İSLÂM AİLESİ


    Müslüman Kadın Aile Hayatını İslâmî Ölçülere Göre Yaşar
    Kur’an ve Sünnette bildirilen İslâmî esaslar bir bütündür, mükemmel bir sistemin parçasıdır. İslâm, bütün ilke ve esaslarıyla fert ve toplum hayatına yansıtıldığında Allah rızasına uygun müstesna bir hayat tarzı yaşanacaktır.

    Bu sebeple İslâmî hükümleri iman, ibadet, ahlak, muamelât, ilim, cihad, takva… şeklinde bütün olarak ele almak en isabetli metot olacak, İslâmî hayat tarzı bütünüyle incelendiğinde yaşandığında İslâm’ın güzellikleri daha açık bir şekilde ortaya çıkacaktır.

    Allah Rasûlü; sevgi ve rahmet, ülfet ve muhabbet, hoşgörü ve şefkat dolu müstesna bir aile hayatı yaşamıştır. O’nun aile hayatı en sade, an bahtiyar, en samimî, en şerefli, en feyizli aile hayatıydı. O, güleç yüzüyle, tatlı diliyle sanki aile halkına mutluluk dağıtıyordu. O’nun aile hayatı, son derece programlı ve berraktı. Aile halkına latife yapmayı severdi.

    Efendimiz’in aile çerçevesinde hayırlı bir eş, şefkatli bir baba, olgun bir kayınpeder ve sevgili bir dede olarak sergilediği örnek davranışlar O’nun sünnetinin önemli bir parçasıdır.

    Hz. Aişe validemiz, bir olayı anlatırken Allah Rasûlü'nün aile hayatındaki tavrını “Allah Rasûlü’nden gördüğüm hoş muamele (lütuf)..”[1] ifadesiyle özetlemiştir.



    İslâm Ailesinde “İtaat”, Sevgi ve Saygıyla Bağlılık Demektir.

    İslâmî ailede erkeğe de kadına da Allahın sınırlarını uygulamaları ve yaşamaları emredilmiştir. Bu konuda “Her iki taraf Allah’ın (koyduğu) sınırlarını koruyacaklarına inanıyorlarsa…”[2] ifadesi kullanılmıştır.

    İslâm’da amire, yöneticiye, büyüklere, kocaya itaat, kayıtsız şartsız mutlak itaat olmayıp “Allah’a isyanı emretmemeleri” ilkesine bağlı şartlı bir itaattir. Allah’a isyan olan konuda hiç bir kimseye itaat caiz olamayacağı için,[3] İslâmî hayatta baskı ve zorbalık, zulüm ve haksızlığa rağmen, şuursuzca itaat anlayışı yoktur. Hatta İmam Buharî konunun önemine binaen Sahih’inde bir bölüm (bab) başlığı olarak şu ifadeyi tercih etmiştir: “Kadın masıyette -Allah’a karşı açık olarak isyan sayılacak hususlarda- kocasına itaat edemez”.[4]

    İslâm Ailesinde kocaya “itaat”, sevgi ve saygıyla bağlılık şeklinde gerçekleşir. Karşılıklı olarak Allah rızasını kazanma gayesi, ailede sevgi ile bağlılığı, şefkat ve rahmet duygularını kökleştirir. İslâm Ailesinde karşılıklı anlayış ve karşılıklı rıza üzerine kurulu nezih bir hayat yaşanır. İbadet, iffet ve itaat erkeğin olduğu gibi saliha hanımın da temel özellikleridir: “Kadın beş vakit namazını kılar, Ramazan orucunu tutar, namusunu korur ve kocasına itaat ederse Cennete girer”.[5]

    Allah Rasûlüne itaat eden müslüman hanım, Allah Rasûlünün emrine uyarak eşine itaat eder. Eşine sevgi ve saygı ile bağlanır. Onun hukukuna saygılı davranır. Karşılıklı sevgi anlayış içerisinde kurulan ailede huzur ve mutluluk yaşanır. Ama bu itaat şartlıdır. Müslüman hanım; Yaradana isyan olan konuda yaradılana itaat olmayacağı şuurunu taşır. Eşi, Allah ve Rasûlünün emirlerine taban tabana zıt olan tekliflerde bulunursa buna itaat etmez, edemez.



    Cennete Talip Olanlar, Fedakâr Olmalıdırlar.

    İslâm Ailesinde ortak arzu, Cenneti elde etmek arzusudur. Dolayısıyla İslâm Ailesine nezih bir hayat anlayışı hakimdir. Cennetin ucuz olmadığını gayet iyi bilenler, Cenneti kazanma yolunda karşılıklı hizmet ve fedakârlıkta yarışırlar, karşılıklı sevgi ve anlayış çerçevesinde farklı bir hayat yaşarlar. “Hangi kadın, kocası kendisinden razı olduğu halde gecelerse Cennet’e girer”,[6] ifadesiyleev hanımının Allahın rızasından sonra kocasının rızasını kazanması istenmiştir.

    Ailede ortak arzu; Birlikte Cenneti Kazanma” arzusu olmalı, bunun için de hedefimiz çevremizi Cennete çevirmek olmalıdır. Birlikte Cenneti kazanma arzusunda olanlar arasında problemler asgarî seviyeye inecek, dünya ve ahirete mutluluğu kolaylıkla elde edilecektir.

    Hz. Aişe validemiz (r.a), şöyle diyor: Bir hanım beyine hitaben:

    - “Sen, benim Cennetimsin”, demelidir. Beyi de ona:

    - “Asıl sen, benim Cennetimsin”, demelidir.

    Yani ailede ortak payda Cenneti kazanmak olmalıdır. Ailedeki bu “Birlikte Cenneti Kazanma” ortak paydası eğitimde, yönetimde, hayatın her alanında dikkate alınmalıdır.

    Hz. Aişe validemizin bu ulvî anlayışının kaynağı, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’dir. Sevgili Peygamberimiz, Husayn bin Mıhsan’ın halasına hitaben;

    “(Hanımefendi!..)Senin eşinin yanındaki yerin nedir? Bir bak. Zira eşin, senin hem Cennetin, hem de Cehennem’indir”.[7]demişti. Yani, Sen, eşin sebebiyle Cennet’i ya da Cehennem’i kazanacaksın, diyordu.

    Bu anlayışı taşıyan bir hanımın beyine sevgi ve saygısı elbette farklı olacak, karşılıklı sevgi ve anlayış üzerine kurulan böyle bir aile, huzur ve mutluluk yuvası olacaktır.

    Ailede her iki taraf önce Allahın izniyle dünyalarını Cennete çevirecek, sonra da Ebedî Cennet hayatını kazanmak için birlikte gayret edeceklerdir. “Cenneti kazanma” ortak paydası, İslam Ailesini daha dünyada iken “Cennet Ailesi” haline dönüştürecektir.



    İslâm Ailesinde Problemler Asgarî Seviyededir.

    İslâm Ailesi; Allah korkusu, iffet, haya, kulluk, sorumluluk duygusu gibi sağlam temeller üzerine kurulur. Sağlam temeller üzerine kurulu aile binası, hafif sarsıntılarda hasar görmeyecek, İslâmî ve ahlakî prensipler üzerine kurulu İslam Ailesinde ciddî ve sürekli problemler yaşanmayacaktır. Su üzerine bina inşa edilen binaların, hafif bir sarsıntıda hasar görmesi kaçınılmazdır. Haramlarla, flörtle, içkili düğünle, fuhuşla ve müstehcen davranışlarla başlayan ilişkilerin sonu hüsrandır.

    Her çeşit problemin çözümünde Allah ve Rasûlüne başvurmayı emreden Kur’anın emriyle ailevî problemler, hiddet ve şiddetle değil; anlayış, sıcak diyalog, ülfet ve şefkat gibi eşsiz nebevî prensiplerle güzellikle çözülmüş, her konuda olduğu gibi bu konuda da gerek Efendimiz (s.a.v) gerekse annelerimiz tarafından Muhammed Ümmetine model olacak örnek davranışlar sergilenmiştir.

    Hiddet ve şiddet yerine ülfet ve şefkatin hakim olduğu İslâm Ailesinde yaşanacak bazı problemler Kur’an ve Sünnet çerçevesinde çözümlenecek, huzur ve mutluluk ortamı, karşılıklı sevgi ve saygı anlayışı korunacaktır.

    Ailede yaşanan problemlerin başında maddî imkânsızlıkların sebep olduğu problemler gelmektedir. Günahlar ve isyanlar rızka engel olur. Bunun aşılması için ancak Allah’a itaat ve günahları terk etmekle aşılır: “Günahlardan sakınınız. Zira kul bir günah işler. Bu sebeple hazırlanmış olan rızıktan mahrum olur”.[8]

    Ailede yaşanacak bazı maddî sıkıntılara karşı; sabır, tevekkül, rıza, kanaat, teslimiyet gibi manevî ve ahlakî ölçüler aile efradına aktif bir tahammül gücü aşılayacak, psikolojik moral kaynağı olacaktır.

    Nezih aile, nezih bir neslin yetişmesinde, dolayısıyla nezih bir toplumun inşasında en önemli unsurdur.

    [1] Buharî: Şehadât 15, Megazî 34, Tefsir, Nur Suresi 6; Müslim: Tevbe 56

    [2] Bakara: 229

    [3] Buharî: Âhad 1; Müslim: İmare 39.

    [4] Buharî: Nikâh 94.

    [5] Ahmed b. Hanbel, Müsned: 1/191

    [6] Tirmizî: Rada’ 10; İbn Mace: Nikâh 4

    [7] Nesaî: es-Sünenü’l-Kübra: 5/310 No: 8962; Beyhakî, Şuab: 6/418 No: 8730,Münavî:3/60 (Hadis Hasendir.)

    [8], İbn Kesîr,Tefsir: Kalem 19; Süyûtî, ed-Dürru’l-Mensûr: 6/253; İbn Ebî Hatim, İbn Murdeveyh __________________
    Mü'min menfaatçidir.
    Maneviyatta menfaatini düşünmeyen ahmaktır!



    Paylaş
    Müslüman Kadın Aile Hayatını İslâmî Ölçülere Göre Yaşar Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Müslüman Kadın Aile Hayatını İslâmî Ölçülere Göre Yaşar İslami ölcülerde yaşansa evlilikler o zaman sorun kalmaz.



islamda kocaya isyan,  islamda kadin ve aile