islamda Aile ve Aile hakkında yazılar Forumundan Evlilik- Gençler Neden Evlenemiyor? - Evlenmeme Sebepleri Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Evlilik- Gençler Neden Evlenemiyor? - Evlenmeme Sebepleri

    Reklam




    Çağımızın Gençleri Neden Evlenemiyorlar?

    Hepimiz bir insan olarak çok büyük umutlarla severiz, evlenmek ve mutlu bir yuva kurmak isteriz. Kimi insanlar bunu başarabilir, bazıları da büyük hayal
    kırıklıklarına uğrar. Bu konuda büyük acılar yaşar.


    Son dönemlerde umduğu gibi hayat kuranların sayısı maalesef azalıyor. Sevgilerinde, aşklarında veya evliliklerinde sorun yaşayanların sayısı ise giderek
    artıyor. Türkiye'nin son on beş-yirmi yıllık döneminde, yanlış evlilikler, boşanmalar, aile içi şiddet olayları başlı başına gündem oluşturacak kadar çok.

    Öyle ki, televizyon haberlerinde, gazetelerde gün geçmiyor ki bu konularda felâket haberleri çıkmasın. Hem de üst üste. Tekrar tekrar verildiği için, gençler
    bu tablodan ürker hale geldi.


    Toplum nasıl bu hale geldi, neden evliliklerin çoğu sorunlu, neden boşanmalar arttı? Niye bu kadar çok yanlış evlilik var? Gençlerimiz niçin evlilik gibi
    kutsal bir müesseseye endişe ve korkuyla bakıyorlar? Onca güzel, bakımlı, okumuş kızlar neden yaşları 30'lara dayandığı halde evlenmiyor ve neden fidan
    gibi gençler evlilikten kaçıyor?

    Çok değil bir kuşak öncesinde mutlu aileler, sorunsuz yuvalar büyük bir çoğunlukta iken, şimdi ne oldu da on beş-yirmi yıl içinde her şey tersine dönmeye başladı?

    Yanlış ilişkiler, yanlış evlilikler, ayrılmalar, boşanmalar, ortada kalan çocuklar ve evlenemeyen gençler...

    Bu katmerli yangın her tarafı sarmış durumda. Mutlaka yakınımıza, etrafımıza da geliyor alevler. Diyelim ki bizim ailemiz sorunsuz ama etrafımızda, akrabalarımızda veya komşularımızda olabiliyor.

    Sözgelimi kardeşiniz, ağabeyiniz, ablanız, dayınız, halanız bu dertle mustarip olunca, onların dertleriyle meşgul olmak durumunda kalıyorsunuz. Ya da çok
    sevdiğiniz bir dostunuz, arkadaşınız böyle bir olayı yaşıyorsa, haliyle siz de huzursuz oluyorsunuz.

    Daha da kötüsü,
    "Benim oğlum, benim kızım da böyle kötü bir evlilik yapar mı?" diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. Hatta belki, "Ya kızım evlenemezse, oğlum hep ömür boyu bekâr kalırsa?" diye endişe
    edip korkuyorsunuz.

    Belki de, başınızda böyle bir olay var, uykularınız kaçıyor çocuklarınızın geleceğini düşündükçe…

    Bu endişeler, korkular salgın bir hastalık gibi yaygın toplumumuzda. Bu yaşananlar gerçekten ülkemizde şiddeti daha da artan ve günden güne de yayılan sosyal bir olay. Bu konuda, birey ve toplum olarak etkilendiğimize göre, mutlaka bizlere ve devlete büyük görevler düşüyor.

    Bu yangın daha fazla büyümeden mutlaka söndürülmeli, mutlaka herkes elinden gelen çabayı göstermeli. Yoksa bu dehşetli ateş hepimizi yakıp kavurmak üzere.
    Daha da önemlisi, yarınlarımızı, çocuklarımızı yok etmek üzere.
    Sevenler, neden karı koca olamıyorlar?

    Günümüzde bütün kolaylıklara ve yakınlaşmalara rağmen, olması gereken evlilikler gerçekleşmiyor, ilişkiler arkadaşlıktan öteye, yani evliliğe bir türlü
    gidemiyor. Başka bir tabirle, sevenler karı koca olamıyorlar. Günümüzde sevgililer çoğalırken, karı kocalar azalıyor.

    Evlenemeyen kızlar, eskiden olduğu gibi kısmeti olmadığı, fiziksel kusuru bulunduğu veya yoksul olduğu için değil, genelde kısmetlerini evlenmeye ikna edemediği için ya da görüştüğü konuştuğu erkek, evlenmeye yanaşmadığı için evlenemiyorlar.

    Bu durumda olan kızların yaşadığı duygusal psikoloji gerçekten içler acısı. Kimi kızlar travma geçiriyor, hayata küsüyor, kimisi psikolojik tedavi görüyor.
    Hemen hepsi, geleceğinden kaygı duyuyor, yarınından endişe ediyor. Hele
    '30 yaş' paniğine kapılanlar için hayat kâbus gibi. Ümitsizlik duygusu pranga gibi
    yapışıyor. Bunalımlar, stresler, kâbuslar peşlerini bırakmıyor.

    Üniversiteyi başarıyla bitirmiş, iki dil bilen bir kız şunları söylüyor:
    "İyi eğitim aldık diye, farklı kriterlere sahip olduk. Okuma sürecinde farklı davranış biçimiyle şekillendiğimiz için hiçbir şeyi beğenmez ve seçim yapamaz olduk. Şimdi iyi eğitim alan ama 29 yaşında evde kalmış bir kızım."

    Bu kızın söylediklerine benzer sözleri erkekler de söylüyor. Bir genç dostum,
    "Eğitim diye hayatımızı adadık. Eğitimi tamamladığımızda evlenme yaşımız geçiyor.
    Ben otuz yaşından sonra, ne zaman iş bulacağım da yuva kuracağım?"
    demişti.

    Elbette her okuyan böyle düşünmüyor. Okuyan insanların hepsi suçu eğitime bağlamıyor. Ama bunun bir sebep olduğu da göz ardı edilmemeli.

    Evlenme yaşı değişti

    Günümüzde evliliğe hazır olmanın yaşı ve şartları değişti. Geçmişte 17-18 yaşını bulan kızlarla, askerliğini bitiren erkekler fazla zaman kaybetmeden evlendirilirdi.

    Ancak gerek ekonomik şartlardan, gerekse eğitim sürecinin uzunluğundan evlenme yaşının erkeklerde 30'a, kadınlarda 25'e kadar çıktığını görmekteyiz. Genel ortalama aşağı yukarı budur ama kimi yerlerde, özellikle büyük şehirlerde bu oranın da üstüne çıkıldığı görülür.

    Bir erkeğin evlenmesi için gerekli olan şartların başında 'ekmeğini eline almak' gelir. Yani bir meslek sahibi olması, evini geçindirmek için işe girip
    düzenli bir gelir getirmesi gereklidir. Günümüzde eğitim daha önem kazandığı için, bir gencin okuması, üniversiteyi bitirmesi öncelik kazanmıştır. Bu süreçte,
    normal bir okul dönemi yaşayan kişilerin, hiç sınıf kaybı yaşamadan, üniversite sınavlarını hemen kazanıp yüksek öğrenimini bitirmesi, doktora yapması
    vs. derken yaşı 25-26'ya çıkarıyor. Ardından eğitim nedeniyle tecil edilen askerlik görevinin yapılması, iş bulunması gibi süreçler eklenince, bir erkeğin
    evlenmesinin önündeki engeller ancak 28-30 yaşlarında kalkmış oluyor.

    Kızlarda ise bu süreç sadece birkaç yıl eksikle tamamlanabiliyor. Onların da yaşları üniversiteyi bitirdiklerinde ortalama 25-26'yı buluyor. Bu nedenle
    Türkiye'de son yıllarda evlenme yaşı erkeklerde 30, kızlarda 25 oluyor.


    Bu gerçeklerden yola çıkarak aslında gençlerin evlenmesinin önündeki en büyük engeller, başta eğitim, askerlik ve iş bulma şeklinde sıralayabiliriz.

    Kızlar ve erkekler neden evlenemiyorlar?Bahsettiğimiz şeyler evliliği etkiliyor ve bundan en çok kızlar zarar görüyor. Ama bunların yanı sıra günümüzde kadınların evlenememesi için o kadar çok
    neden var ki, saymakla bitmez. Güncel, modern ve moda gerekçeler, kızların evlenmemesi için ortaya çıkmış sanki.


    Bazıları tarafından kadınlara sürekli telkin edilen ve kadınların hayatî önemle benimsedikleri
    "modaya uygun giyinme, güzelliğine önem verme, iş hayatına
    atılma, okumuş kız olma, tuttuğunu koparacak kadar kişilik sahibi olma, erkeklerden çekinmeme, onlarla rahat görüşme, iş yerinde yükselme"
    gibi hedefler, kadınların evlenme şansını artıracağı yerde, neredeyse o şansı alabildiğine azaltıyor.

    Güncel ve moda gerekçeler, kızların hayatında gerçekten de belirleyici. Kariyerine uygun görmediği, sosyal statüsüne ve güzelliğine uygun bulmadığı için, filmlerdeki gibi erkek beklediği için, birisini sevip onu beklediği için, hep daha iyi kısmetim çıkar diye umduğu için, evlenmekten korktukları için, aileden
    kopmamak için, erkeklere güvenemediği için, feminist oldukları için, özgür yaşamak istediği için, rakipleri daha güçlü olduğu için, dindar erkek istemediği
    için, dindar erkek bulamadığı için, başörtülü olduğu için, güzel kızların evlenme şansı az olduğu için, burcuna uygun erkek bulamadığı için, elektrik alamadığı
    için, dengesiz olduğu için ve bunlar gibi sayılabilecek pek çok neden var…


    Kızların çoğu burada sayılanların pek çoğunu günlük hayatta yaşıyor. Sözü edilen başlıkların her biri uzun uzun incelenebilecek, hakkında çok şeyler yazılabilecek konular. Aynı şeyler aşağı yukarı erkekler için de söz konusu tabii.

    Fakat erkeklerin evlenememe sebebi, daha çok ekonomi ve güvensizlikle ilgili. Evlenecek kadar parası olmadığı için, kız tarafının istediği eşyaları denkleştiremediği
    için, kavuşamadığı aşklarına sadık oldukları için, başlık parası bulamadıkları için, fakir ama gururlu oldukları için, sevdiğini söyleyemediği için gibi
    gerekçeler de tabii ki sayılabilir.
    Evlenmemek çözüm değil

    Önceden evlilik problemleri bu kadar âlenî değildi. Aile arasında
    "kol kırılır yen içinde kalır" anlayışıyla kalan mahrem bir olaydı. Şimdi bir ailenin sadece problemi değil, her sırrı günümüzde açıkça biliniyor. Medya, dizi film gibi etkenler evliliği şeffaflaştırdı. Bu yüzden günümüzün erkekleri evliliğin
    ne olduğunu, olası problemlerini ve bu problemlerin olma ihtimalinin yüksek olduğunu bildiği için evlenmeye yanaşmıyor.

    Erkekler evlenmeye niyetli olsa bile çoğu zaman söz veya nişan döneminde evlilikten vazgeçiyor. Gerek tanıdığı kızlarda gördüğü bazı huylar, hoşlanmadığı
    karakter biçimi, gerekse nişanlılık döneminde kızın ve ailesinin ekonomik baskılar uygulaması ve kaprisler yapması erkeği evliliğe karşı soğutuyor.


    Günümüzde kimi kızlar da, ailelerde yaşanan problemler yüzünden evlilikte kötü günler yaşayacağı korkusu duymakta, bazıları bu yüzden evlenmemeyi bile düşünmektedir.

    Çoğunluğu erkeklerde, azınlığı kızlarda olmak üzere evlenmemek fikri gelişmekte, bu anlayış medyanın da etkisiyle yaygınlaşmaya yüz tutmaktadır.

    Gelecek kaygısı, "
    acaba geçinebilir miyim?", "kötü bir evlilik yapar mıyım?", "boşanır mıyım?", "iyi bir eşe sahip olabilir miyim?" soruları en çok günümüzde
    sorulmakta ve gençler bu endişelerle yaşamaktadırlar.

    Evlilikten ürkmenin en yaygın olduğu dönemde yaşıyoruz. Bu yüzden gerek gençlerin, gerek ailelerin durumu gerçekten zor.

    Kadın ve erkek birbirini tamamlarKadın, erkeğin yarısıdır. Birbirini tamamlayan bir bütündür. Her ikisi de, diğeri olmadan tamamlanamaz. Biri olmazsa diğeri ek------.

    Allah kadın ve erkeği bu fıtrat üzere yaratmıştır. İki parçanın birleşmesi, bütünleşmesi ancak evlilikle mümkündür. Evlilik kadın ve erkeği birbiriyle tamamlar.

    Her iki cinsten birinin, evlenmeden hayat sürdürmesi, hem kendi açısından, hem de toplum açısından zararlıdır.

    Psikolojik ve fiziksel bütünlük sağlamanın yolu evliliktir. Böyle olunca insanlar rahata erer, huzurlu bir hayatı yaşar. İnsanlığa ve topluma hayırlı olur.
    Dinimiz bu yüzden evliliğe önem vermiş, tavsiye etmiştir. Evliliğe aracı olanlara da, ibadet sevabı verilmiştir.

    Evlilik olayında kadının rolü çok önemlidir. Erkeğin eksikliğini tamamladığı gibi, onun hayatını yönlendirir, yuvayı kurar ve sağlıklı neslin yetişmesinde mimarlık eder.

    Evlilikte kadın, erkeğin refika-i hayatıdır. Yani hayat arkadaşıdır. Bu arkadaşlığın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde devam etmesi ise kocasının kendisine bakış tarzına bağlıdır.

    Bu bakış tarzı, evlilik öncesinde de önemlidir. Erkek evlenmek istediği kıza ve evlendikten sonra eşi olan kadına aynı doğrultuda bakmalıdır.

    Erkek, kadının sadece fiziksel güzelliğine, dış görüntüsüne mi bakacak, yoksa bununla birlikte insani özelliklerini de değerlendirerek, kadının nezaketi,
    letafeti ve en önemlisi şefkati manasında iç yapısına mı bakacak?

    Suret mi siret mi?

    Çağımızın büyük alimlerinden Said Nursi (k.s) , bu konuda şu tavsiyelerde bulunuyor:

    "Hayat arkadaşını, İlahi Rahmet’in cana yakın, ince ruhlu, yumuşak, latif bir hediyesi olduğu için sev. Fakat çabuk bozulan görüntüsüne, maddî güzelliğine
    gönül bağlama."


    Çünkü kadının gerçekte en çekici, en tatlı güzelliği, kadınlığa özgü bir incelik ve nezaket içindeki iç güzelliği, gönül zenginliğidir. En değerli ve en
    şirin güzelliği ise, yüksek, ciddi, samimi ve berrak şefkatidir. Bu şefkat ve iç güzelliği hayatının sonuna kadar devam eder.

    Kadında asıl olan özellikler bunlardır. Günümüz gençleri bu yönü ele alarak değerlendirme yapmalılar. Böyle yaparlarsa, doğru seçimi daha kolay yaparlar.

    Erkekler, kızlarda bu yönü tercih etmeliler. Kızlar da fıtratlarında var olan bu özelliklerini ön plana getirmeliler. Bu yapılabildiği zaman yaşanan sıkıntıların
    çoğu çözülür ve kurulan yuvalar saadet hanesi olur.

    Bu bakış açısı kalıcı olandır. Çünkü kadının ihtiyacı olan sevgi gerçekte budur. Narin, şirin, tatlı ve ince yaratılışlı kadının dış görünüşü zamanla değişebilir
    ama iç yapısı, şefkat ve sevgi duygusu zamanla daha çok artar, hem kendini, hem de erkeği mutlu eder.


    Kadının saygınlığı ve hukuku da, böyle bir muhabbetle korunur. Yoksa dış güzellik kaybolursa, sevgi de biterse, ne kadın ne de erkeğin mutlu olması zordur.

    Kadın her haliyle güzeldir.
    Hem suretiyle, hem de siretiyle…



    Allahu (c.c) Bekar Kardeşlerimize Hayırlı bir iş ve eş nasip etsin.
    Selam ve Dua ile kalınız efendim.

    Gökhan Gündüz


    Paylaş
    Evlilik- Gençler Neden Evlenemiyor? - Evlenmeme Sebepleri Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    çok güzel emeğinize saglık... rabbim hepimizi iyi insanlarla karşılaştırsın!



  3. 3
    amin inşallah...paylaşım için teşekkürler..



  4. 4
    öncelikle Selamun aleykum. Bende üniversite okuyan örtülü bir kızım. Günümüzde evliliklerin kısa sürede bitmesinin en önemli nedenlerinden biri ekonomik özgürlüğe sahip çalışan bayanların en küçük kavgalara bile tahammül edemeyip adeta kazandığı paranın verdiği güçle dönüşü olmayan sözler sarfetmesi. Şunu unutmamak gerekir ki bir müslüman kadının /erkeğin ilk gözetmesi gereken nokta Allah rızasıdır. İslami yasayış tarzına uygun yuva kurmaktır.Allah bize çalışmayı değil temiz ahlaklı nesiller yetiştirmeyi emrediyor. Ve bunun temelleri de aile de atılıyor. Bayanların çalışmasına karşı değilim yanlış anlaşılmasın ama uygun ortamlarda ve aile hayatına çocuk yetiştirmesine engel olmayacak şekilde çalışması en azından daha iyi.



  5. 5
    Kesinlikle doğru bu tespitler.Çok haklı tespitler.Yalnız şunu da söyleyeyim.Sizin erkek kardeşlerinize davranışlarınız dahi genel olarak evlilikleri etkiler.Ben buraya nette gezinirken rastladım ve birşeyler yazmak istedim.Misal benim bir kızkardeşim var ve ben artık ona birşeyler demeye korkuyorum.Çünkü kendimce birşeyler tavsiye etmeye(tavsiyeyi bırakın söylemeye) kalkıştığım zaman çok kötü bir şekilde tersleniyorum.Şimdi düşünüyorum.Benim canımdan kanımdan olan kardeşim bana böyle davranıyorsa hanımım olacak olan kişi neler yapmaz?Şimdi bana kardeşine bakarak yargılama yapamazsın diyeceksiniz ama ister istemez nasıl ki kadınlar kocalarına ya da sevgililerine bakıp:"Erkekler ayıdır.Şöyledir böyledir" diyorsa bizde de böyle genellemeler oluyor.Birde Allah hoşuna gitmeyen,Allah'ın doğal yarattığı akışı bozan bazı toplulukları ses ile,bazılarını sel ile helak ettiği gibi bazılarını da mutsuzluk ile helak eder.Eğer eşcinsellik(Lutilik) iyi gösterilir ve kocaya itaatte kötü gösterilir ise sonuç bu olur.Burada
    Kod:
    Erkek ve kadınlar,bir elmanın yarısı  gibidir.
    anlamını içeren bir ifade vardı.Şu da var ki bugün insanlara söylenen:
    Kod:
    Kadın ile erkek eşittir.
    savı tambir yalandır.Erkek ile kadın birbirine denktir.Eşit demek herşeyi aynı zerresine kadar manasındadır.Bir elmanın bir yarısıyla öteki yarısı birbirinin aynısı mıdır?Erkek ve kadın birbirilerine denktir.Normalde İslam'da kadını dövmekte yoktur.Dövme eylemi olarak bahsedilen eylem öyle bir eylemdir ki (yaralama,morartma asla olamaz.Kafaya vurulamaz.Kısacası canı yakılamaz.).Ondan da öte misal çok eşlilik.Çok eşlilikte de esas olan birinci hanımının öteki evlilikleri istemesidir.Yani evli olunan hanım isterse erkek öteki kadınlarla da evlenebilir.Rıza olmadan olmaz.Fakat şimdiki genel dünya düzeneği İslamiyeti geri olarak göstermeye çalışan şeytani bir düzen olduğu için Allah'u Teala da rahmetinden doğan mutluluğu kalbimizden çekip almaktadır.Beni haklı görmüyorsanız içinizdeki boşluğun sebebini açıklayın.Ayrıca şu da vardır ki feminizm denen o masum görünümlü şeytani kol,en çok kadınları harap etmektedir.Ben feministim diyen bir kadın,podyumda hemcinsinin bir et parçası olarak sergilenmesine "Afferin kızım,çok güzel olmuşsun" diye övgüler yağdırıyor.Teşvik ediyor.Hıı öyle mi.Peki Allah,bu olanlardan gafil midir?Boş durur mu?O da insanların içiyle oynuyor.Mutluluğu çekiyor.Hadi bakalım yarışsınlar Allah ile de nasıl galip geliyorlarmış merak ediyorum.



  6. 6
    Alıntı HANDAN Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    öncelikle Selamun aleykum. Bende üniversite okuyan örtülü bir kızım. Günümüzde evliliklerin kısa sürede bitmesinin en önemli nedenlerinden biri ekonomik özgürlüğe sahip çalışan bayanların en küçük kavgalara bile tahammül edemeyip adeta kazandığı paranın verdiği güçle dönüşü olmayan sözler sarfetmesi. Şunu unutmamak gerekir ki bir müslüman kadının /erkeğin ilk gözetmesi gereken nokta Allah rızasıdır. İslami yasayış tarzına uygun yuva kurmaktır.Allah bize çalışmayı değil temiz ahlaklı nesiller yetiştirmeyi emrediyor. Ve bunun temelleri de aile de atılıyor. Bayanların çalışmasına karşı değilim yanlış anlaşılmasın ama uygun ortamlarda ve aile hayatına çocuk yetiştirmesine engel olmayacak şekilde çalışması en azından daha iyi.
    kesinlikle çok doğru ..kadınlar ekonomik özgürlük sahibi olunca bunu erkeğe karşı kullanıp ,amaaan işine gelirse deyip işin içinden çıkıyor ,en ufak sorunu büyütüp ego tatmini içerisine giriyorlar.bunun dışında bir de hiç sevmediğim bir tabir olan ve bize çok kötü lanse edilen el oğlu kavramı var ..eşlerimize el oğlu gibi bakıyoruz ..halbuki eşimiz annemiz babamız bu dünyadan göçtüğünde yine bizimle kalacak olan bize yarenlik edecek olan kişidr bunu göremiyoruz ..nasılki annemizi babamızı kırmak istemiyor hassas davranıyor ,küssek kızsak bile yine affedip konuşuyorsak eşimize de öyle olmalıyız ,aynı anne babamıza davrandığımız gibi davranmalıyız ama nedense hep ona bir yabancı gibi davranıyor ,tahammül edemiyorz..ben bunu aslında kadının çalışmasından çok ,günümüz ahlaki değerlerinin yozlaşmasına bağlıyorum ..artık islami ahlakı kaybettiğimiz için , islam dışında hareket ediyoruz.. çalışıp da eşine gayet güzel davranan insanlar da var ..ben de çalışıyorum ..ama işte iş kadını ,evde ev hanımıyım ,çalışıyorum diye hiçbir zaman ne ev işimi aksattım ,ne eşimin gönlünü hoş etmekten kaçındım ,ne de ben de çalışıyorum iişine gelirse dedim ,normal bir ev hanımından farkım yok valla ,olması gerken de bu aslında ..eşlerimiz bizim hayat arkadaşlarımız ,onlara kızmak da tartışmak da çok doğal şeyler ..hayat içerisinde annemizle babamızla tartışmıyormuyuz ,ama sonra gönlünü alıp uzatmadan barışıyoruz değilmi ? işte eşimize karşı da öyle olmamız gerek ..ALLAH herkese ii geçim versin inş..



  7. 7
    Öncelikle tespitleriniz çok doğru teşekkür ediyorum paylaşım için ama bir kısmı eksik kalmış ;
    Günümüzde sadece Türkiye de olan bir hastalık değil bu dünyada olan bir şey ve bu insanları tek yaşamaya evlenmemeye güvensizliğe iten popüler kültür kasıtlı olarak pompalanıyor peki ama neden ;


    madde 1: Topluma özgür kız ,kariyer sahibi güçlü bayan imajları, biscolata erkekleri vsvsvs erkekler içinse evlilik dışı ilişki daha iyidir , manken gibi kızlarla evlilik beklentisi ,çevreden görülen olumsuz örnekler , kucaktan kucağa gezen kız modelinin bütün kızlara genellenmesi vs gibi maddeler uzatılabilir bu durumlar kısmen kasıtlı kısmen istem dışı oluşmuştur yada oluşturulmuştur..


    madde 2 : Toplumda yalnız yaşayan insan sayısı ne kadar artarsa doğru orantılı olarak tüketim artacaktır ( 1 çamaşır makinesi yerine 2 , 1 fırın yerine 2 fırın , 1 tv yerine 2 tv vsvsvsvs .. )


    madde 3 : Tüketimin artmasına bağlı olarak dev perakendeciler servetine servet katar ve toplumda gelir adaletsizliği ortaya çıkar bu dolaylı olarak ekonomik durumu ve evlenmeyen insan sayısını arttırır buda daha fazla tüketim demek...


    madde 4 : Bu sömürü bir yere kadar devam eder ve toplumu sosyo ekonomik yönden yıkan bu sistem kendi içine kapanır ( yani sistem çöker )
    madde 5 : sonrasını inanın bende bilmiyorum


    not : Bu sistemin altılı ganyanını tutturanlardan biriside benim 25 yaşındayım bu yıl okulum bitiyor 1 yılda askerlikten sonra maddi durumumu iyileştirip evlenmeden son derece güzel , her türlü konforun düşünüldüğü evimde huzurlu, sorumluluktan uzak , evde çocuğum var karım var gibi kısıtlayıcı unsurlardan arınmış bir hayat yaşamak tek gayem umarım buradaki arkadaşlarım sistemin mağdurları olmazlar hepinize bu kısır döngüde başarılar dilerim ...



  8. 8
    tctc
    Tek sorun eğitim bok veriyorlar okuyana yüksek lisans yapınca bokumuzun rengi değişecek sanki kusura bakmayin ama insanların ihtiyaçları var 15 yaşında ergenliğe giren kız 17 yaşında ergenliğe giren erkek otuzuna kadar karşı cinsle hiç konuşmamış en azından flört bile etmemiş olmayacak değil yaş 30'a merdiven dayadımıda kimse kimseye güvenmiyor tek sorun bu lanet eğitim sistemi gençken beynimize sokuyorlar yok özgürlük yok kendi ayakları üzerinde durma yok sen aslansın sen kaplansın yaş 30 dedimi elimizde yüksek lisans belgesiyle sap gibi ortada kaldığımızda hiç bir bok olmadığımızı anlıyoruz Allah bizden sonrakilere yardım etsin onların bali ne olacak 16 yıllık zorunlu eğitime maruz kalacaklar



neden evlenemiyorum,  insan neden evlenemez,  evlenememek,  bir insan neden evlenemez,  ben neden evlenemiyorum,  evlenemiyorum,  evlenmemek